BEN KİLİTTEN SESLENEN BİR KAPI ANAHTARI GİBİYİM SANKİ....

26 Kasım 2013

Bir süredir rahatsızlığım dolayısı ile nete giremedim. Girer girmez de ilk işim bloguma bir post eklemek ve arkadaşlarımın bloglarını ziyaret etmek olacaktı ve öyle de oldu.
Şeb_i Arus törenlerine gidemedik. O zaman blogta ilk postumuzu HZ. MEVLANA' ya ayıralım dedik.

SETUR SİTESİNDEN ALINTIDIR.

ZELİHA ÖZBEK KAYNAŞTIRMA Parkımızda yer alan resim şövalyesinde ATATÜRK resmimiz.




Yukarı da resimde gördüğünüz sokak köpeği ben adını RAZİYE koydum:))) 10 kasım sabahı beni bahçemde ziyaret eden bu ufaklık sirenler çalarken saygı duruşunda iken ayaklarımın dibinde dolandı durdu. Biraz süte ekmek doğradık ve onunla oynadık. 2 sırt sıvazlamaya bizim RAZİYE 4 patiyi de hemen yukarı dikiverdi:)))
Çarşıya indim, dönüşte maalesef evde bulamadım onu:((((((

ATA' mızın köpek sevgisini hepimiz biliyoruz değil mi?

Mustafa Kemal'in 1. Dünya Savaşı yıllarında doğu 

cephesinde 

savaşırken ''Alp'' adında bir köpeğinin olduğu ve bu köpeğin 

onun yatak odasının kapısında beklediği ve Atatürk'ün izni 

olmadan hiç kimseyi içeri bırakmadığı anlatılır...'' 

''...Ulusal kurtuluş savaşımız sırasında ele geçirilen Yunan 

komutanlarından birisinin köpeği olan ''Alber'' adında bir 

köpeği daha vardır. Beyaz-sarı renklerde bir av köpeği olan 

Alber'i çok seven Atatürk, onun ölümünden derin üzüntü 

duymuştur...

''Ancak Mustafa Kemal'in yaşamında en önemli hayvan, hiç 

şüphesiz ''Foks'' adındaki köpeğidir. Seyyar fotoğrafçılık 

yapan Hasan Efendi adındaki birisinden 50 lira gibi abartılı ve 

yüksek fiyata satın aldığı Foks, aslında bir sokak köpeğidir. 

Foks, Atatürk'ün en sevdiği hayvan olarak Cumhurbaşkanlığı 

Köşkü'nde her zaman el üzerinde tutulmuş, ona her zaman 

büyük özen gösterilmiştir.Atatürk nerede, o orada. 

Atatürk'ün 

yatak odasında, karyolasının ayak ucunda kendisi için özel 

olarak diktirilen bir minderde yaşarmış. En önemli 

görüşmelerinde bile hep onun yanında olurmuş.Atatürk'ün 

Foks'a düşkünlüğünü bilen bazı kimseler, sofrada çok zaman 

onun bahsini açarlar, sadakatinden, büyüklüğünden dem 

vurup neslini üreterek memlekete yaymayı teklif ederlerdi. 

Dalkavukluğuyla dikkati çekenler, Foks'un asil kandan 

geldiğini söyleyecek kadar ileri gidip 'Köpek değil, adeta 

insan. İnsandan da akıllı' derlerdi..." 

''Atatürk, Foks'un ne yiyip ne içtiğinden, ne zaman 

çiftleşeceğine kadar hemen her şeyiyle yakından ilgilenirdi. 

Ama gün gelir, Foks'la yolları ayrılır. Köşke ikinci bir 

köpek gelmesini kıskanan Foks, bir gün kendisini kaldırmak 

isteyen Atatürk'ün elini ısırır.Ancak (yaşamı boyunca 

hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve 

köpeklerin Hayvanseverler Derneği aracılığıyla sahip 

edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks'un davranışına hiç 

sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir: 

- Fenalık yapmak için ısırmadı...'' 

''Ama yakınları "Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez" 


diyerek, sonsuza dek uyutulması için Atatürk'e ısrar ederler. 

İzin verdi mi vermedi mi bilinmez ama Foks o günlerde 

öldürülür. 

Foks'un ölümü Atatürk'ü adeta yıkar. Günlerce yüzü gülmez 

olur. Artık Foks'un konusu her açıldığında, gözleri acıyla 

dolar...'' 

''Bu arada Atatürk Orman Çiftliği'nin veterinerleri, Foks'un 

ölüsünü gömmezler. Herhalde Atatürk'ün köpeği olduğu için, 

derisini yüzüp içini doldurarak bir vitrine yerleştirirler. 

Amaçları Atatürk'e bir sürpriz yapmaktır...'' 

''Bir gün Atatürk'ün yolu çiftliğe düşer. İçeri girip Foks'un 

doldurulmuş bedeni ve donuk gözleriyle karşılaşınca 

donakalır. Gazi, gördüğü manzara karşısında çok ıstırap 

çekmiştir. Bir ara öfkelenir gibi olur, ama veterinerlerin 

şaşkın 

bakışları arasında çiftliği terk eder...Foks'un doldurulmuş 

cansız bedeni, ertesi gün hemen kaldırılır. Uzun yıllar 

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nda muhafaza edilen Foks, 

Anıtkabir'de Genel Kurmay Başkanlığı tarafından düzenlenen 

ve 26 Ağustos 2002'de Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 

açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde sergilenir. Hâlâ 

orada...'



Sevgili Sevdanın yapmış olduğu çekilişte kazandığım hediyelerim elime ulaşalı çok oldu, ama ben nete rahatsız olduğumdan dolayı giremediğim için ancak yayınlıyorum.
Kendisine çok teşekkür ediyorum.


Bunlar da sevgili Ayşim'in bana gönderdiği hediyeler çok teşekkür ederim kendisine ALLAH her şeyi gönlüne göre versin. Özellikle Mevlana kitabı beni çok sevindirdi. Çünkü şu anda NEVZAT TARHAN'ın MESNEVİ TERAPİ kitabını okuyorum.

Aşağıdaki 2 resimde peşimde dolaşan kedilere ait:)))
İlk resim Benim Sırnaşık hanım ve yeni yavrusu ikinciye doğum yapmış bizim hanım:)))


İkinci resim ise parkta ayaklarımın dibinde uyuyan biraz kendini sevdiren ama patilerini de elime geçirip kanatan bir kedimiz.




Yeni evlenen bir arakadaşımıza yaptırdığım one stroke ve mum isi tekniği ile bir tepsimiz.






Hepinize mutlu günler diliyorum....








2 yorum:

  1. Öncelikle Atamızın hayvan sevgisi ve köpekleri ile olan hikayelerini paylaştığın için inanılmaz sevindim Özlemciğim..
    Ben bilmiyordum ve çok şaşırdım çok da duygulandım. Bizim kız köpeğimizin adı da foxy idi çok enteresan..
    Hediyelerinin hepsi birbirinden güeller inan.. Hepsini güle güle kullan..
    Benim hediyelerim yoldaaa... Geliyorlar şu andaaa....:))
    Mevlana memleketimize istediğin zaman gel beklerim güzel arkadaşım benim. Başımızın tacısın güzel hemşerim..:))
    Selam ve sevgilerimi gönderiyorum..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ÖZLEMCİĞİM davetin için çok teşekkür ederim. En kısa zamanda diyemeyeceğim ama bir sene sonraki şebi aruz töreninde orada olmayı diliyorum.
      hepinize sevgiler

      Sil