AYFER 1

29 Kasım 2018



Ayfer bir ailenin oğullarından 10 yıl sonra dünyaya gelen bir kızı idi. Annesi onu dünyaya getirmek için uzun süre yatakta zaman geçirmişti. O gece doğum yaptığında ise gıkını bile çıkarmamıştı.  Adını o geceki  ay ışığından almıştı. Bebekliği kara kuru sıska bir şeydi. Olsun dedi babası zamanla kendini toparlar. Öyle de oldu zaten. Kirada yaşıyorlardı, babası bir arsa aldı sonradan. Oraya ev yapmaya başladılar Ayfer 1,5  yaşında iken, ev inşaatında annesi de ustalara yardım ediyordu. Meme diye ağladıkça Annesi utanıyordu ustalardan. Babası çok severdi Ayfer’i. İşten geldiğinde kucağına alır, öpücüklere boğar, bazen gıdıklar sonsuz kahkahalarını işitirdi kızının.  Hasta olduğunda ise sırtında doktora taşırdı gece yarıları. Ayfer iğneden çok korkardı ama yine de mızmızlanarak iğnenin vurulmasını beklerdi. Evlerde çeşme yoktu o zaman sokak başlarında çeşmeler vardı. Herkes suyunu oradan taşırdı. Yaz geldi mi çeşmenin başından ayrılmaz suyla çok oynardı. Pek bir arkadaşı yoktu, çünkü komşuların çocukları hep erkekti. En sevdiği yiyecekler tüm yaşamını almıştı. Leblebi tozu, şekerli ekmek, şırlan yağlı kokulu tozlu ekmek ise vazgeçemedikleri idi. Fakat bunları evde yemezdi, leblebi tozunu bakkaldan ekmek alırken alır, eve gelene kadar yerdi. Şekerli ekmeği ise komşusu Kilim dokuyan Emine ablasından isterdi. Şırlan yağlı ekmeği ise yine komşusu neneden isterdi. Eski ev sahiplerine gittiklerinde ise ev sevdiği şey uyumaktı. Evin o karanlık hali uyku getirirdi ona, Annesi Ayşe abla ile sohbet ederken o divana kıvrılır uyurdu. Annesi uyandırmaya kıyamazdı eve gelir iken. Sonra uyandığında ise Ayşe ablası götürürdü onu eve. En sevdiği oyun sandığı şey ise Kilimci emine ablasının leğeni idi. Emine ablası kilim dokumak ,atkı ve çözgü iplerini hazırlamak için, yola demirler çakar uzun mesafede ipler çekerdi. O ipleri uzun tombul ağaca sarmak için hazırlar, ipler sarılırken karışmasın diye üstüne bir leğen, içine de bir briket yerleştirirdi. Ayfer için o leğene oturmak, ve ip ilerledikçe leğen ile birlikte kaymak ta bir eğlenceli oyun idi. Ayfer son zamanlarda siyah beyaz bir kutu keşfetmişti bir evde. Evin sahibi kadın pencerenin tülünü sonuna kadar açar, o kutuyu herkese gösterirdi. Sonra babasından öğrendi o kutunun ismini, televizyon. Ayfer  her gün o kadının bahçe duvarına oturur, o kutuyu izlerdi. Yine böyle bir gün izler iken ağbisi seslendi Ayfer diye, baktı ağbisi ve babası büyük bir koli at arabasına yüklemişler, ona eve gel diye sesleniyorlar. Ayfer dikkatli bakınca uzun demirleri olan sonradan ismini öğrendiği anteni görünce heyecanlanmış, koşarak eve gitmişti. Ayfer'in babası da televizyon almıştı. Kurdular sonra kanal aradılar, kanal bulunca da sevindiler. Annesi bır bır söyleniyordu ne gerek vardı diyordu. Sonradan herkes Ayfer'in anlamadığı bir şekilde onlara geliyor saatlerce haber bekleyip dinliyorlardı. Harekat varmış ama Ayfer harekattan ne anlasın, konu komşu haber izlerken o divanda uyuya kalıyormuş. O kutunun belli saatleri varmış çalışması için. O saatleri iple çekiyormuş Ayfer, hatta ağbisi ile cumartesi geceleri filmleri koyun koyuna yatarak izliyorlarmış.

Devamı isteğe bağlı:))

10 yorum:

  1. çooook sevdiiim. ay var mı devamı tamaaam olsuun :) şırlan yağı ne kuuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şırlan yağ çocuk deyimi ile o zamanlar ki sıvı yağ idi. Ekmek üzerine dökülür üstüne kokulutoz ( baharat karışımı ) dır.

      Sil
  2. Şekerli ekmek çok yedim.Çocukluğumun unutulmaz tatdı.Komşularla izlenen televizyon. Çocukluğum.bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  3. tabii ki devamını okumak isteriz:)

    YanıtlaSil
  4. Eskilere gittim bu yazınla, ne güzeldi :) Tabiki isterim devamını :)

    YanıtlaSil
  5. Çok beğendim kesinlikle devamını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  6. Kaleminize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. Ben de istiyorum, hstta yazılmış. Hemen okuyorum.

    YanıtlaSil