OKUDUKLARIM 2023/67 BOŞ DOLAPLAR

15 Ağustos 2023

OKUDUKLARIM 2023/67 BOŞ DOLAPLAR

 

 
Küçük bir kafe-bakkal işleten anne babanın etrafında şekillenen mutlu bir çocukluk, okul hayatı, yeni bir sosyal çevre, yabancılaşma, sınıf atlama arzusu, onaylanma ihtiyacı, öfke patlamaları, utanç, kürtaj... Seneler’e uzanan oto-sosyobiyografi yazınının da habercisi olan Boş Dolaplar, iki ayrı dünya –eğitimsiz işçi sınıfı ve eğitimli burjuva sınıfı– arasında sıkışıp kalmış, okul yaşamındaki başarılarıyla ailesinin temsil ettiği her şeye karşı kendini yeniden inşa etmeye çalışan genç bir kızın, Denise Lesur’ün hikâyesi. Ernaux, ne olmak istediğinden ziyade ne olduğuyla cebelleşmek zorunda kalan, toplumsal yükseliş sancıları çeken otobiyografik karakteri Denise’in yaşamını anlatırken her zamanki gibi sakınmasız ve cesur. “Ernaux’nun kitapları birer itiraf değil, bir tür kişisel epistemolojidir... Onları okumak, o anlaşılmaz, acı verici, zaruri ‘oluş’ sürecini anlama girişimidir.” The New Yorker “Boş Dolaplar, 1950’li yıllarda Fransa’daki sınıf sisteminden ve bir kadının sınıf atlamak, geçmişini unutmak için verdiği mücadeleden daha fazlasıdır. Bu roman, kültürel anlamda haklarından mahrum bırakılmışların kendi sesleriyle konuşmasına, gerek konusu itibarıyla gerek edebî biçimiyle, unutulmaz bir katkı sunuyor.” The Bloomsbury Review  
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Etkilendiğim bir kitap olmadı, konusunda yine kürtaj olayı vardı. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Günah fikri günahın kendisinden daha uzun ömürlü.
******
Kibir kendini farklı sanmak
******
Sadece kusursuz anları seviyorum.
******
Her kapıyı açar hukuk diploması
******
 
 
 
KİTAPTAN MÜZİKLER;
 
https://www.youtube.com/watch?v=5p2k55F-uag
https://www.youtube.com/watch?v=G4BTR_lnjqs

OKUDUKLARIM 2023/57 OLAY

16 Haziran 2023

OKUDUKLARIM 2023/57 OLAY

 

 
Üniversite yurdunun tuvaletinde, aynı anda hem bir hayat hem de bir ölüm doğurmuştum. İlk defa kendimi nesillerin içinden geçtiği bir kadınlar zincirinin parçası hissettim. Sene 1963, Rouen. Fransa’da kürtaj hâlâ yasadışı, telaffuz bile edilemeyen bir kelimedir; dilde dahi yeri yoktur. Ernaux o sırada yirmi üç yaşında bir üniversite öğrencisidir, hamile olduğunu öğrenir ve dünyası başına yıkılır: Bu hamilelik, kendisinin ve ailesinin toplumsal başarısızlıklarının damgası olacaktır. Buna engel olmak isteyen genç kadın, hamileliğini yakınlarından gizleyerek çaresizce bir çözüm yolu aramaya girişir. Daha önce Kürtaj adıyla yayımlanan bu kitapta Ernaux, bireysel ve politik açıdan dönüştürücü bir “olay”dan, tarihin dışlanmış kadınları için edebî bir tanıklık alanı açan son derece kesin, kısılması mümkün olmayan bir ses çıkarıyor. 
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
77 Sayfalık kısa bir kitaptı. Kürtaja karşı olduğum için pek sevdim diyemem, 
Sonuçta bu bir dünyaya geliş, aynı düşüncem kedi ve köpeklerdeki kısırlaştırma olayı içinde geçerlidir. Doğa olaylarına aykırı....
Manevi ve fiziksel tasvirler var kitapta. Filmi de varmış kitabın izlemedim ama dönem dönem yazılarda okuduğumu hatırlıyorum.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Ve, her zaman olduğu gibi, kürtajın kötü olduğu için mi yasak, yoksa yasak olduğu için mi kötü olduğunu belirlemek imkansızdı. İnsanlar yasalara gö­re yargılıyor, ama yasalar yargılanmıyordu. 
******
En güzel çocuklar her zaman aşk çocuklarıdır. 
******
 Ne olursa olsun, bir şeyi yaşamış olmak, zaman aşımına uğramaksızın onu yazma hak­kını veriyor.
******
Japonya'da, düşürülen ceninlere "mizuko" deniyor, suyun çocukları.
******
Stomatolog: Ağız enfeksiyonlarını tedavi eder.
******
 
 
KİTAPTAN FİLMLER;
 

 

OKUDUM 2022/100 BABAMIN YERİ

25 Kasım 2022

OKUDUM 2022/100 BABAMIN YERİ

 

 
Ernaux’nun babası, kızı öğretmenlik sınavlarını verdikten iki ay sonra ölür. Yazar bu ölümün ardından, yetersiz eğitim görmüş, çocukluğundan beri değeri ancak kas gücüyle ölçülmüş babasının işçilikten küçük esnaflığa geçişini, onun toplumsal konumunu ve kendisiyle ilişkisini eşeler. Satırlara dökülenlerse dramatik hatıralar değil, bir portre üzerinden anlatılan bir “sınıf” hikâyesidir. Babamın Yeri, bir adamın hem toplumun hem de kızının gözündeki “yer”ini irdeleyen, son derece kişisel bir konuyu sakınmadan, alabildiğine yalın bir üslupla evrensele dönüştürerek aktaran bir metin. “Duyguların ve ketumluğun iç içe geçtiği muazzam bir edebî başarı.” Le Monde “Ernaux, Simone de Beauvoir’dan bir neslin tarihini tutan vakanüvis rolünü miras aldı.” Margaret Drabble
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Annie Ernaux kitabı babasının ölümünden sonra yazmış, önceki yıllarda babasıyla yaşadıklarını, babasının hayatını dile getirmiş. Ayrıca kitapta o dönemin işçi sorunlarını, geçim sıkıntısını da ele almış. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Bir izahata kalkışıyorum. Yazmak, ihanet edenin son çaresidir.
Jean Genet
******
Törenden bir önceki gün, cenaze yemeği için bir parça dana eti pişirdik. Cenazeye katılma nezaketi gösterenleri boş mideyle göndermek ayıp olurdu.
(Bu gelenek bize de yabancı ülkelerden mi geçti diye düşünmedim değil) 
****** 
Yokluklara ve mecburiyetlere katlanarak geçmiş bir hayatı anlatmak için ne sanatın tarafını tutmaya ne de "sürükleyici" ya da "dokunaklı" bir şey yapmaya çalışmaya hakkım var.
*****
Onu en çok saldırganlaştıran da aileden birini kitap ya da gazete okurken görmekti. Okuma yazmayı öğrenecek zamanı olmamıştı. Sayı saymayı biliyordu.
******
Şifa bulmak için Aziz Riquire'ye, Aziz Guillaumme'a ziyarete gidiyor, ağrıyan yerlerine saracağı bezleri heykellere sürüyordu.
??????????????????
******
Din onlara saygınlık kazandırıyordu.
******
Kaderimize şükredip her zaman mutlu olmayı öğrenmeliyiz.
******
Dünyadaki en güzel şey yoksullara merhamet göstermektir.
*****
Sevgiyle birbirine bağlı bir aile, zenginliklerin en büyüğüne sahiptir.
******
Zenginliğin en mutluluk verici tarafi, başkasının yoksulluğunu hafifletmeye imkan tanımasıdır.
******
Faal insan tek bir saniyeyi boşa geçirmez ve günün sonunda, her saatin kendisine bir şey kattığını görür. Buna karşılık, ihmalkar insan, işini gücünü hep başka bir zamana erteler; uyuyup durur ve unutulur, yatakta, masada, sohbette; gün sona erdiğinde hiçbir şey yapmamıştır; aylar ve yıllar akıp gider, yaşlılık gelip çatar, o hala aynı noktadadır.
******
Ben bu insanların hepsini cebimden çıkarırım.
(çok iddialı bir söz)
*****
Babam anne babasının sefaletini tekrarlamamanın temel şartını öğrenmişti: Bir kadına kendini kaptırmamak.
******
Bütün fotoğraflar pazarları çekilirdi, insanların daha çok zamanı olur pazar günleri, daha iyi giyinirlerdi.
*****
İki kat giysimiz vardı, biri günlük, diğeri pazarlık ( birincisi yıkanıp eskidiğinde pazartları giydiğimiz günlüğe geçiriliyordu.)
******
Elindeki ile mutlu olmayı öğren.
*****
Babam önemli olduklarını düşündüğü kişiler karşısında çekingen bir tutukluğa bürünür, tek bir soru sormazdı.
******
Hep temkinli konuşmak, münasebetsiz bir kelime edivermenin anlatılamaz korkusu, neredeyse gaz kaçırmak kadar kötü.
*****
Kötü gibi davranmak, gelişmemişliğin yol yordam bilmemenin kılık kıyafet, dil ve adap konularında geri olmanın işaretiydi.
*****
Herkesin bayıldığı bir hikaye;
Köylünün bir şehirde oturan oğlunu ziyarete gider, çalışmakta olan çamaşır makinesinin karşısına oturur, camın arkasında dönüp duran çamaşırlara gözlerini dikip düşünceli düşünceli seyre dalar. Sonunda, ayağa kalkıp başını sallayarak gelinine şöyle der: 
"Kim ne derse desin, televizyon matah bir şey değilmiş"
*****
Birbirimizle hırlayıp homurdanmadan konuşmayı bilmezdik. Ölçülü, kibar üslup yabancılara saklanırdı.
*****
Mutluluk elini kolunu sallaya sallaya yürüyen bir tanrıdır.
Henri de Regnier
******
Genç bir kız pekala akıllı uslu eğlenebilir.
*****
Mühim olan insanın kalbi.
******
Hiç bir şeyi açık etmemenin gururu,
Kol kırılır yen içinde kalır.
*****
Bilginin ve oturup kalkmayı bilmenin içsel, doğuştan gelen mükemmelliğin işareti olduğuna dair o derin inanç.
*****
"Bir izahata kalkışıyorum. Yazmak, ihanet edenin son çaresidir." Jean Genet
******
 
 
KİTAPTAN MÜZİKLER;