YALNIZLIK, TİRYAKİSİNDEN BAŞKASINA YARAMAZ

12 Nisan 2018

YALNIZLIK, TİRYAKİSİNDEN BAŞKASINA YARAMAZ

İşte baharı ve yazı sevmemin en güzel tarafı bunlar, her yer rengarenk çiçek oluyor. Bahçeyi yavaş yavaş düzene sokuyoruz. Diğer taraftan bahar temizliği yapıyoruz. Sobalar kalktı, yerine temizlik işi geldi. Tüller, perdeler vs yıkanıp yerine takılıyor.  Bu gün camları sildim, yarın sabah kapıları sileceğim. Bu arada yürüyüş yapıyoruz. Günde 1:30 dakika yürüyoruz. 10.000 veya 11.000 adım atıyoruz. Altıgen hırkamı hala örmeye devam ediyorum.



Yürüyüşte çektiğim bir resim...


Okuduğum kitap.....



15. HAFTA

11 Nisan 2018

15. HAFTA


Şu an üzerinizde ne var?
Ne olabilir ki:)) siyah eşofman, üstü çizgili tshirt....

OKUDUM 14 İĞNE OYASI

08 Nisan 2018

OKUDUM 14 İĞNE OYASI


Serra Menekay; “Aluşta’dan Esen Yeller” ve Kuşbakışı”ndan sonra yeni bir roman ile okuyucularıyla buluşuyor… “İğne Oyası, Bir 12 Eylül Romanı”

Serra Menekay yeni romanını şöyle tanıtıyor okuyucularına;

“…12 Eylül’e giden o süreçte ülkemiz tam bir iğne oyası titizliğiyle işlendi. Aynı iğne oyası gibi düğümler ata ata, tek tek, ince ince işlediler bizi. Atılan her birim düğüm ülkenin geleceğe çıkan yollarını tıkamayı, kendi kaderini belirleyecek aydın nesillerin önünü kapamayı ve geleceği geriye dönüşsüz biçimde değiştirmeyi amaçlıyordu. Biz de izin verdik oramıza buramıza iğnelerin batmasına. Ne kaldı geriye? Ne uğruna savaştığını bilmeden harcanmış gencecik hayatlar, bitmeyen bir yas, temellerinden sallanmış bir ülke ve bu ülkenin tarihinden sökülemeyen, üzerinden bir türlü temizlenemeyen 12 Eylül adında kara bir leke.”

İğne Oyası, cahil bir köylü kadını olan Dürdane ile 12 Eylül’e giden süreci “çekirdekten solcu” olarak yaşayan üniversite öğrencisi Mehmet’in sıra dışı şekilde birleşen hayatlarının sürükleyici öyküsü…

Serra Menekay yine ustalıklı kurgusu ve akıcı diliyle Dürdane ve Mehmet’in dertlerinin penceresinden ülkemizin karanlık bir dönemine ışık tutuyor.
(Tanıtım Bülteninden)


14. HAFTA

14. HAFTA



CANLI AKILDA KALAN BİR RÜYANIZI PAYLAŞIN.

Cumartesi gecesi beyaz spor ayakkabılarımı çaldırdım. Ertesi gün amcamın ölüm haberini aldık.

İÇİ DOLDURULMAMIŞ CÜMLELERLE KENDİ KENDİME KONUŞUYORUM.

İÇİ DOLDURULMAMIŞ CÜMLELERLE KENDİ KENDİME KONUŞUYORUM.

Herkese merhabalar, biraz ara verdik tekrar geldik.
İzmir'e günübirlikte olsa cenazeye gittik. Gideceğimiz gün bir güzel dolandırıldık. Ağbim terminale gidip biletleri alacaktı evde yoktu. Bahçede biri seslendi, teyze çocuğuna para getirdim diye. 
( bizimkiler pazarcı, arkadaşları ile aralarında para alışverişleri olur) 
Anneme sen bana 300 getir para üstü,  ben sana bin tl vereceğim demiş. Bizimki de oğlan yola çıkacak birinden para alacağı vardı da onu getirdi zannedip 200 tl vermiş, ben ne parası derken mutfak kapısına gittiğimde el çabukluğu ile ( buna tırnakçılık deniyormuş) 200 tl yi şu düğünlerde dağıtılan 100 tl ler ile değiştirmiş. Ben yanına gittiğimde fayans işi için para istemiş ağbiniz onu getirdim dedi. Ben de yanlış adres benim ağbim değil dedim gönderdim. Adam gitti birde  baktım paralar sahte, peşinden koştum nafile sokakta yoktu. Polise haber verdik, geldiler oradan da bir sonuç çıkmadı.
Birde yolculukta nerde ise ölüyorduk. Koru dağında kaza yaptık. Allaha şükür otobüs harici kimseye bir şey olmadı. ( ölen kişi sevdiklerini de yanına alırmışya. Ağbimi severdi belki de, beni zannetmem sevsin)
Cenaze defninden sonra gece hemen döndük. zaten hiçbir zaman kaldığımızı da hatırlamam. Bir kuzenin düğünü hariç hep düğün ertesi gün dönmüşüzdür. Fazla misafirlik bıktırır derler.

Yukarıdaki çiçek bahçeden çiğdem...


Ot dergisinden


Kütüphaneden aldığım kitaplar...