ALTINI ÇİZDİKLERİM 2026/5

27 Eylül 2026

ALTINI ÇİZDİKLERİM 2026/5

 






















YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/7

23 Eylül 2026

YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/7

 


Sadettin ökten 


Osman müftüoğlu


Sakın iyiyim deme...


Vitrindekiler...


Anlaşmalı Evlilik


Pandoranın merakı 


İbradı ve öz Türkçe (Akseki' ye bağlı)


Su içmek 



OKUDUKLARIM 2026/52 TERAPİSTİME ANLATAMADIKLARIM (2. BÖLÜM)

21 Eylül 2026

OKUDUKLARIM 2026/52 TERAPİSTİME ANLATAMADIKLARIM (2. BÖLÜM)

 


Terapi, insanın güçlü ve dürüst tarafı ile bu güce karşı olan direnci arasında bir dans gibidir.
*****
Ne plan yaparsan yap, tökezlemek kaçınılmazdır.
*****
Savunmalarımıza nasıl bir ilişkiyle yaklaştığımız, onları yenme başarımızı belirler. Savunmalarımızı "bizim bir parçamız" olarak görürsek ya da onları fark etmezsek, onlarla ilgili hiçbir şey yapamayız. Eğer onlarla gurur duyar ve onları kendimizin gerekli parçaları olarak kabul edersek, yine onlarla ilgili bir şey yapmayız. Neden yapalım ki?
*****
Savunmalarım benim kimliğim! Ben, savunmalarımdan ibaretim.
*****
Birine sigarayı bırakmasını söylemek, sigara içme nedenini anlamadan acımasızca bir taleptir.
*****
Anksiyeteyi düzenlemek, terapötik duygusal açılmanın güçlenmenin ve kontrolün anahtarıdır.
*****
Eğer birine karşı sıcak duygular beslemiyorsak öfke duymak kolaydır. Eğer sadece sevgi hissediyorsak sadece sevgi beslemek de kolaydır. Ancak gerçek bir insanla ilişki kurduğumuzda, sadece sevgi ya da sadece öfke diye bir şey yoktur.
*****
Suçluluğun akıp gitmesine izin ver.
*****
Duygusal olarak, kronik ağrı sadece fiziksel acıdan ibaret değildir.
*****
Kendine yönelttiğin öfke, başka bir şeye karşı savunmadır.
*****
Gerçek güç, acıyla yüzleşmekte yatar, onu gömmekte ya da inkar etmekte değil.
*****
Umut hissetmek nasıl bir şey?
Adeta bir hafifleme.
*****
Daha iyi hissetmek, çoğu zaman insanı sarsan bir uyanışa yol açar. İyileşmeye başladığımızda, şimdiki halimizle geçmişte çektiğimiz acılar arasındaki farkı daha net hissederiz Yaşadığımız kayıpların ve geçmişte, özgür olabilecekken acı çektiğimiz zamanların yasını tutmak doğaldır. Kaçırdıklarımızı gördüğümüzde, yas kendiliğinden akar. Ancak eğer bu yas bize anksiyete getiriyorsa, daha iyi hissetmekten kaçınabiliriz çünkü daha iyisinin olduğunu kabul etmek, o yası da kabul etmeyi gerektirir. Yani yastan kaçınmak için rahatlamaktan da kaçabiliriz.
*****
Düşünmek, duygulara karşı en yaygın savunma mekanizmalarından biridir. Duygularımız hakkında bulmaca çözer, analiz yapar, düşünür ve tekrar tekrar düşünürüz. Ancak bu, duyguları gerçekten hissetmekle alakalı değildir.
*****
Çaresizlik de yaygın bir savunma mekanizmasıdır.
*****
Suçluluk, canını yaktığımız insanla yakın kalacak kadar dürüst ve cesur olduğumuzu gösterir. Yakınlık uğruna suçluluğun acısına katlanabiliriz.
*****
Suçluluk, hem kendimize hem de başkalarına olan güvenimizi inşa eder. Suçluluk bize insan olduğumuzu hatırlatır ve her şeyi içimizde taşıdığımızı gösterir. Suçluluk duygusundan kaçmak, içimizdeki başka bir parçamızı, içsel yargı sistemimizi, bizi cezalandırmaya iter. Sağlıklı suçluluğumuzu hissettiğimizde ise iyileşiriz. Hapisten çıkarız. Özgür oluruz.
*****
Suçluluk en acı verici duygudur. Suçluluk, çıplak insanlığımızın bir sonucudur. Bize sevdiğimizi söyler. Hatalarımıza dayanabileceğimizi, onarımı ve bağlantıyı sağlayabileceğimizi ve kendimize mükemmel olduğumuza dair yalan söylemek zorunda olmadığımızı söyler. Suçluluğumuzu inkar ettiğimizde, kendimizi acıya sürükleriz.
*****
Ne başardığıma bakma, başaramadıklarıma bak!
*****
Utanç, kötü biri olduğunuzu söyler. Oysa suçluluk, aslında iyi biri olduğunuzu, cesur ve sevgi dolu bir kalbiniz olduğunu ve yaptığınız şeyin acısını çekebilecek kadar güçlü olduğunuzu hissettirir. Suçluluk, kendinizi sevdiğiniz ve zarar veren bir şey yapmış olsanız bile bunu onarmak istediğiniz anlamına gelir. Suçluluğun dürtüsü bağ kurmak, özür dilemek ve bir şekilde durumu düzeltmektir. 
*****
Suçluluk ise seni onarmaya ve sevmeye iter. Kim olduğunu gerçekten deneyimlemene yardım eder.
*****
Sağlıklı suçluluğumuzu hissettiğimizde, kendimize özsaygı, gurur, heyecan, neşe ve yakınlık gibi güzel şeyler vermemiz çok daha kolay olur.
*****
Umut, sanki bir hafifleme gibi.
*****
Dr. Sarno, kronik ağrıların çoğu zaman öfkeyi bastırmanın bir yolu olup ağrının işlevini anlamanın bile öfkeyi hafifletebileceğini ifade etmiş.
*****
Ağlayıp bir şeyi özleyebilmek, kalbimin sevgiye dokunduğunu gösteriyordu.
*****
Hiçbir düşünce ya da duygu yargılanmaz, keşfin sınırları yoktur.
*****
Bir savunma baskın olduğunda, anksiyete azalır hatta tamamen kaybolur.
*****
Daha az anksiyete, daha az savunma demekti.
*****
Öfkeni içe döndürerek tırnak yeme, küçümseme ve eleştiri şeklinde bir savunma mekanizmasıyla kendini acıya karşı koruyorsun.
*****
Tek bir doğru yol yok.
*****
Her tepki, birlikte izlediğimiz yolu bize gösterir.
*****
Hepimiz bir yere ait olmak isteriz. Ait olma isteğini reddedenler, aslında buna en çok ihtiyaç duyanlardır; bu ihtiyaç, içlerinde derinlerde saklıdır.
*****
Herkesin bir hikayesi var.
*****
Eğer hep düşünmeye devam edersen, sadece düşünen biri olur, hisseden biri olamazsın. Bir robota dönüşürsün.
*****
Bazı insanlar dışarıdan kendilerini yaralar.
*****
Beynin nasıl değişebileceği şaşırtıcıdır. tekrar eden müdahalelerle beyin kendini yeniden organize edip yeni kalıplar oluşturabiliyor.
*****
Bazı insanlar bir başarıya ulaştıkları anda hedefi bir adım ileriye taşır ve sonra neden yorgun olduklarını merak ederler. Bu bir çeşit işkencedir; başarıların getirdiği sevinci alıp götürür.
*****
Bazen insanlar, kendi içsel acılarını ve çatışmalarını başkalarına yükleyerek onlardan kurtulmaya çalışır. Bazıları anlamı iletmek için kelimeleri kullanırken bazıları bu kelimeleri kendilerinin taşıyamadığı hisleri başkalarına yaşatmak için kullanır.
*****
Sağlıklı suçluluk, şifaya götüren bir yoldur. Suçluluk hissetmek, bana sevgimi ve insanlığımı anlatıyordu. Suçluluk hissetmek, bana diğer insanların gerçekliğini anlatıyordu; hiçbir insan yalnızca kötü ya da yalnızca iyi değildir. İnsanları değersiz görmek ve kendilerine layık olanları aldıklarını düşünmek kolaydır. Onları değersiz olarak görmek, suçluluğun acısından bizi korur ama parçalanmış bir gerçekliğe sürükler.
******
Hepimizin içinde bağ kurma arzusu doğuştan gelir.
*****
Kimi zaman fiziksel acılar, fiziksel sebeplerden kaynaklanır. Fakat kimi zaman da acı, hayatımızın gerçeklerini görmezden gelme yollarımızdan doğar. Reddedilmemek için duygularımızı bastırmayı öğreniriz. Kendimizi ve iç dünyamızı reddetmek ise kaygı, depresyon ve başarısız ilişkilerle sonuçlanır.
*****
Bir ilişkide zarar gören şeyin, yine bir ilişki içinde iyileşmesi gerektiğini keşfederiz. Kendi içimizde reddettiklerimizi kucaklamayı öğreniriz. Kendimizi ve başkalarını, sürekli tadilat gerektiren bir proje olarak görmeden olduğu gibi kabul etmeyi öğreniriz.

SON

İYİYE YORMAK İYİLİK GETİRİR

20 Eylül 2026

İYİYE YORMAK İYİLİK GETİRİR

 


1. Eve girer girmez dışarı giysilerini kaldır: Montunu asmadan, çantanı yerine koymadan ve ayakkabıları dolaba yerleştirmeden asla içeri geçme.
   2. Gelen kargo ve mektupları kapıda ele: Zarfları ve kutuları anında çöpe at, içindekileri beklemeden ait olduğu yere yerleştir, kağıt biriktirme.
   3. Tezgah üstlerini her zaman boş bırak: Mikrodalga, kahve makinesi gibi her gün kullanılanlar hariç her şeyi dolaba kaldır; tezgah boşsa ev temiz görünür.
   4. Yemek yaparken bir yandan temizle: Sos kaynarken veya yemek pişerken çıkan bulaşıkları anında yıka, tezgahı sil; yemek bittiğinde mutfak da bitmiş olsun.
   5. ASLA ERTELEME
   6. Çöp kutularını dibi kirlenmeden temizle: Her çöpü boşalttığında, kutunun dibine yeni poşeti takmadan önce dezenfektan sık ve kurula.
   7. Haftalık değil, anlık toz al: Masada veya konsolda gözüne çarpan tozu "sonra alırım" deme, elindeki nemli bezle o saniye yok et.
   8. Ayna ve cam yüzeyleri leke gördüğün an sil: Diş fırçalarken aynaya sıçrayan su damlasını kurumasına izin vermeden mikrofiber bezle hemen geç.
   9. Alışverişten dönünce her şeyi anında yerleştir: Poşetleri mutfakta bırakma; sebzeleri yıka/kurula, ambalajları sil ve buzdolabına saniyeler içinde diz.
   10. ASLA ERTELEME
   11. "İki Dakika Kuralı"nı uygula: Eğer bir iş iki dakikadan az sürecekse (bir bardağı makineye atmak, bir montu asmak gibi) düşünmeyi bırak ve o an yap.
   12. Kıyafet dolabında "biri girer biri çıkar" kuralını işlet: Gardırobuna yeni bir kıyafet eklediğinde, artık giymediğin eski bir parçayı ele ve dolaptan çıkar.
   13. Ayakkabıların altını paspasa iyice sür: Dışarının çamurunu ve tozunu eve taşımamak için kapı önü temizliğine ekstra özen göster.
   14. Yatmadan önce lavaboya bir damla güzel koku bırak: Gece temiz bıraktığın lavaboya sıkacağın bir damla esansiyel yağ, sabah banyoya girdiğinde harika bir motivasyon sağlar.
   15. ASLA ERTELEME 



Hepinize merhaba, ben eve geldim, operasyon fena değildi, şimdi salı günü kontrolüm var ve Çorluya gidip kontrol olmam lazım doktora. Her şey sorunsuzdu, yemek yemedim, su içmedim gece 12 den sonra, ertesi gün 1 de alınmam gerekiyordu fakat 3 te alındım. Belden uyuşmalı oldu işlemim. Bu yüzden ayaklarımı hissetmedim. Odama geldim, ağrım sızı kesinlikle yoktu. Hatta ayağa kalkma saatinde arkadaşım Zehra yardım edeyim dese de ben kendim kalkarım dedim ve kalktım. Akraba yerine arkadaşımı yanıma almakta isabet etmişim gayet rahattık kendisi ile.  Ben herkese şifa diliyorum. 
Dayım burada İsviçre'den, ara sıra bize geliyor genelde evinde kalıyor. 
Hastaneye gitmeden önce tarhana hamuru karmıştık, bu gün onu çıkardık. 


İnciri çok seviyorum,


Operasyon sonrası sıvı beslendim, kahve yasaktı, ayrılırken sorduğumuzda içebilirsin deyince çıkışta cafede içtik.

İyi haftalar herkese....


OKUDUKLARIM 2026/52 TERAPİSTİME ANLATAMADIKLARIM

19 Eylül 2026

OKUDUKLARIM 2026/52 TERAPİSTİME ANLATAMADIKLARIM

 


Michelle M. May çığır açıcı kitabı Terapistime Anlatamadıklarım’da, bir terapistin zihnine, kendi terapi sürecine ve yoğun terapi pratiğine açılan samimi bir kapı aralıyor. Walter, Emma ve Michelle’in içsel yolculukları aracılığıyla, anlatamadıklarımızı dinlemenin iyileştirici gücünü keşfediyoruz. Sevilme arzusu etrafında örülen bu anlatı, insan deneyiminin ortak yaralarını cesurca görünür kılıyor.

May, ilişkilerimizi korumak adına geliştirdiğimiz gizlenme stratejilerini ve bunların benlik sevgimizi nasıl aşındırdığını derinlemesine inceliyor. Kendi kırılganlıklarını da paylaşarak, terapiyi yalnızca bir tedavi yöntemi değil, bir yüzleşme ve dönüşüm alanı olarak sunuyor. Kişisel olanla evrensel olanı ustalıkla harmanlayan anlatısı, okuyucuyu kendi duygusal suskunluklarını sorgulamaya davet ediyor.

Terapistime Anlatamadıklarım, hem ruh sağlığı profesyonelleri hem de içsel keşfe açık bireyler için dönüştürücü bir rehber. May’in içten ve cesur sesi, acının ardındaki potansiyeli ortaya çıkarıyor; savunmasızlığın gücünü ve iyileşmenin olanaklılığını hatırlatıyor. Bu kitap, insan ruhunun dayanıklılığına yazılmış dokunaklı bir övgü.

Anlatılmamış olan, iyileşme yolculuğumuzu şekillendirme gücüne sahiptir.

“Bu kitapla Michelle M. May, Yalom, Havens ve Greenberg gibi büyük terapi hikâye anlatıcılarının arasına katılıyor. Anlatıları, ileri düzey bir dinamik terapistin anbean gelişen düşünce sürecini ay­dınlatıyor ve okuyucuyu daha da derinlere, terapide birey olarak yaşadığı gelişim sürecine götürüyor. Kitap, karmaşık psikodinamik kavramları berrak bir şekilde açıklayan, ilgi çekici klinik hikâyelerle dolu. Bu yönüyle hem deneyimli hem de yeni başlayan terapistler için sürükleyici ve öğretici bir okuma sunuyor.”
— Dr. Maury Joseph, PsyD, Yoğun Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi Eğitim Programı Fakültesi, New Washington Psikiyatri Okulu

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM; 

Anlatamadıklarımızın iyileştirici gücü olan bir kitap.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Savunmalar, zayıflıklarımız değildir; aksine duygularımızı ve dürtülerimizi kaldıramayanları korumak üzere kullandığımız stratejilerdir.
*****
Anksiyete ve zararlı savunma mekanizmaları, bizi terapiye götüren nedenleri yaratır.
*****
İnsanlığımızı basitleştirmeye veya görmezden gelmeye çalıştığımızda acı çekeriz. Karmaşıklığımızı kabul ettiğimizde ise mükemmellik yanılsamasından kurtuluruz.
*****
Kaçınılmaz acı ile yersiz ıstırap arasındaki farkı ayırt etmek önemlidir. Kaçınılmaz acı kayıplardan, çatışmalardan, değişimlerden, pişmanlıklardan ve yaşamın beraberinde getirdiği bazı yaralanmalar ile hastalıklardan kaynaklanır.
*****
Yersiz ıstırap ise bilinçli yada bilinçdışı süreçlerimizle, aslında yaşanmaması gereken bir yük olarak ortaya çıkar. Yersiz ıstırap, hayatın kaçınılmaz acılarının önlenebileceği yalanına inanmanın sonucudur. Oysa bu mümkün değildir.
*****
Günümüzde çoğu terapi başarısız oluyor çünkü insanlar terapistlerine değil duvarlara, halılara, bitkilere ya da kitap raflarına konuşuyorlar.
*****
Freud'un dediği gibi, görmek için gözleri, duymak için kulakları olan herkes bilmelidir ki hiçbir ölümlü sır saklayamaz. Dudakları sussa parmak uçlarıyla konuşur.
*****
Bir ruh sağlığı teşhisi de yalnızca belirtileri tanımlar ama nedenlerini ya da nasıl tedavi edileceğini açıklamaz.
*****
Genellikle terapi koltukları rahatlığın zirvesidir.
*****
İnkar bizi bir rüyaya hipnotize etmenin yoludur. İnkar der ki olan şey aslında yoktur.
*****
Terapistler, insanların aslında çözmek istemedikleri sorunları çözmeye çalıştıklarında tükenirler.
*****
Özel ayrıntılar paylaşmak, yakınlığı artırır. Yakınlık, duyguları derinleştirir.
*****
Tıbbi bir sorun terapistin değil, doktorun alanına girer. İnsanlar bazen doktora gidip aslında sadece bir terapistin çözebileceği bir sorunla karşı karşıya kalırlar.
*****
Düz kas anksiyetesi
Düz kaslar, irademizle hareket ettiremediğimiz kaslardır. Sindirim sistemini, idrar yollarını, arterleri ve damarları kaplarlar.
*****
Mide bulantısı yüksek anksiyetenin bir işaretidir. Vücudumuzun, aşırı anksiyete ve güvensizlik hissi yaşamadan taşıyabileceği bir duygu sınırı vardır. Gerilim, bu sınırın altındaki anksiyeteyi ifade eder. Mide bulantısı, migren, reflü, bağırsak sorunları baş dönmesi, bulanık görme ve işitme problemleri ise bu sınırın aşıldığını gösterir.
*****
Kaçındığımız şeyleri araştırmak aynı zamanda umut aşılar. Ve depresyondaki biri için umut her şeydir.
*****
Bizi kaygılandıran şeylerden kaçınmak, rahatlamamızı sağlar. Eğer anksiyetemiz çok yüksekse, bir savunma mekanizması onu en uygun seviyeye indirmeye yardımcı olur. Ancak anksiyetemiz zaten uygun bir seviyedeyse, savunma mekanizması bu süreci yavaşlatır; yüzleşmemiz gereken şeylerden kaçınırız.
*****
Eğer güvendiğiniz kişiye karşı duyduğumuz öfke onları rahatsız ediyorsa onları korumak için bu öfkeyi kendimize yöneltiriz. Böylece öfkemizi kendimize çeviririz.
*****
Acı gerçektir, etkileri gerçektir ve bu acı ile ıstırap bedende yer eder. Yanlış giden bir şeyler vardır.
*****
Gerçek fiziksel ağrıların bazen psikolojik bir nedeni olabilir.
*****
Çene ağrısı, gerilim tipi baş ağrıları ve diş sıkma gibi belirtiler, istemli kaslarımızda (yani kontrol edebildiğimiz kaslarda) biriken anksiyeteden kaynaklanabilir.
*****
Belki sanırım, kesin bir cevabın yerine geçen, varsayımlar ardına saklanan bir savunmaydı bu.
*****
Kendimizi fark etmediğimizde, kendimizi ihmal ederiz.
*****
Duygulardan yoksun olduğumuzda, hayat yolculuğumuz yönlendirici bir pusuladan yoksun kalır. Duygular bize rehberlik eder, bizi isteklerimize doğru çeker ve kaçındıklarımızdan uzaklaştırır. Duygular, bağ kurmayı ve yakınlığı mümkün kılan tutkaldır. Başkalarıyla bağ kurmak, duygularımızı anlamaya ve benimsemeye dayanır. Sağlıklı ilişkiler geliştirmek için duygularımızın ve dürtülerimizin farkında olmak onları bastırmadan ya da düşüncesizce hareket etmeden kabul etmek arasında bir denge bulmak hayati önem taşır. Duygular bir antidepresandır.
******
Birine güvenmek, derinlerdeki süreçleri harekete geçirir. Yardım istemek, geçmiş ilişkilerde yaşanan deneyimlere dayalı bilinçdışı hisleri uyandırır.
*****
Kendimizi ihmal ettiğimizde, depresyona girip depresyonun derin ve karanlık sularında boğulabiliriz.
*****
Hepimiz insan karmaşıklıklarının ve inceliklerinin eşsiz bir harmanıyız.
*****
Eğer duygularımız, erken yaşta kalmamız için gerekli olan bir bağı tehlikeye atmışsa o duygular anksiyeteyi tetikler, bu da bir tehlike sinyalidir. Bu anksiyeteye yanıt olarak, savunmalar otomatik olarak yükselir ve bu duyguları saklayarak sevdiğimiz kişiyi korumamıza yardımcı olur. Anksiyete, geçmişte duygularımızın tehlikeli olduğunun sinyalini verir. Savunmalar ise duygularımızı başkalarından saklayarak ihtiyaç duyduğumuz ilişkileri koruma yollarımızdır. Bu hoş olmayan duyguları savuşturma biçimimiz, hepimiz için benzersizdir. Savunmalar, çektiğimiz acının hikayesini sessizce anlatır. Savunmalarımız, başkalarının bizden beklediklerinin yankısını taşır.
*****
Başkalarını, memnun etme savunması, bir kişinin kendi gerçek benliğiyle ilişki kurmak yerine başkalarını mutlu etmeye çalıştığı bir durumdur. Benzer şekilde, uyum sağlama savunması da bir kişinin kendi gerçek benliğiyle ilişki kurmak yerine başkasının söylediklerine katılmaya çalıştığı bir durumdur. Memnun etme ve uyum sağlama hem samimiyeti hem de kişisel gelişimi öldürür.
*****
Duygular anksiyeteyi yaratır, anksiyete de savunmaları.
*****
Derin bir kederi örtmek için öfkeyi de kullanabiliriz.
*****
Utanç bazen uyum sağlayıcı olabilir ama bu nadirdir.
*****
Öfke, sevgi, mutluluk, üzüntü, cinsel arzu ve suçluluk, hissedildiğinde terapötiktir. (bu duyguların mutlaka dışa vurulması gerekmez. ) Utanç savunması ise şöyle der: Kafanı kuma göm ve kimseye korkunç halini gösterme! Sen kötüsün! Olduğun kişiden utanmalısın' Sonsuza kadar saklan!
*****
Öfke buharlaşıp kaybolmaz.
*****
Yalan söylemek -ister yanlış bilgi vererek ister doğruyu saklayarak olsun - terapi için ölümcül bir darbedir. Terapinin ilerlemesini engelleyebilecek savunmalardan biridir. Terapistler zihin okuyamazlar. Genellikle bir terapist, danışanın yalan söylediğini bilmez ve bu konuda hiçbir şey yapamaz. Bu noktada yalnız kalırsınız,
*****
Bağlantı kurmaya direnmemin nedeni, bu bağın acı veren karışık duyguları tetiklemesiydi.
*****
Hissetmenin güvenli olduğu bir yerde, reddedilmeden büyüdüğünüzde, yetişkinlikte daha az anksiyete sorunları yaşarsınız ve savunma mekanizmaları oluşturmanıza gerek kalmaz. O koşulsuz sevgi, şu sözlerle ifade edilebilir.
*****
Suçlama ile nedensellik arasında bir fark var.
*****
Suçlama, bu senin suçun. Nokta der. Ne terapötik bir inceleme ne de davranışların sorumluluğunu alma süreci vardır.
*****
Başkalarının bizi değiştirmesini beklersek, bugün olduğumuz kişi olarak ölüp gideceğiz.
*****
Empatinin avantajları olduğu kadar dezavantajları da var.
*****
Kendini görmezden gelmek, küçümsemek ve saldırmak üzere doğmadığını biliyoruz.
*****
Aile dinamiklerin, kendine artık yararı olmayan bir şekilde davranmayı öğrenmene neden olmuş olabilir.
*****
Savunma mekanizmalarına saygı göstermek çok önemlidir.
*****
Terapiden sonraki anlar, çoğunlukla savunma mekanizmalarımızın zorlandığı ve anksiyetenin düzenlendiği yoğun deneyimlerle doludur. Bu anlarda duygular ve anılar daha net hale gelir, fikirler ve kararlar kolayca şekillenir.
*****
Bazı danışanlar, terapistlerini duygusal dünyalarını kabul ederken diğerleri terapistleri dışarıda tutmak için savunmalarını kullanır.
*****
İçindeki hayatı ölmeden önce neden sona erdiriyorsun.
*****
Manik kelebek etkisi: Kötü bir sonuca neden olan uzun bir olaylar zincirinde küçük bir rol oynadıysak, kendimizi suçlu hissederiz. Oysa çoğunlukla suç bizde değildir.
*****
Cezalandırıcı suçluluk, 
peşimizi asla bırakmaz, bizi sürekli kötü hissettirmeye devam eder. Genellikle bunu hissetmeyiz bile, sadece suçluluk dolu sözleri sürekli kendimize tekrar ederiz. 
Sağlıklı suçluluk ise bir duygudur ve bir noktada sona erer. Acı vericidir ama aynı zamanda bizi ıstıraptan kurtarır. Cezalandırıcı suçluluk ise bizi sonsuza kadar acı içinde bırakır.
******
Savunmalar tıpkı sonu gelmeyen bir sis gibi sonsuza kadar kalabilir. Anksiyete, elektriğe kapılmış gibi hissettirip hiçbir kaçış yolu olmadan ebediyen var olabilir. Ancak duygular geçici dalgalardır.
******
Önemli bilgileri paylaşmamak için danışanların çeşitli sebepleri vardır. Bir sebep, o bilgilere erişimleri olmamasıdır çünkü bu bilgileri "Önemli değil" kutusuna koymuşlardır.
*****
İnsanlar çocukları ne kadar çok şey duyduğunu fark etmiyorlar.
*****
Bir terapistin görevi, danışanın savunma mekanizmalarını tespit etmek, bu savunmaların işlevini açıklamak ve bu savunmaların bedelini, yani danışana nasıl zarar verdiğini göstermektir. Ancak o zaman bir kişi, bu savunmalara karşı çıkıp duygularıyla yüzleşmek isteyip istemediğine karar verebilir.
*****
Her seans öncesi hastalarımı bulundukları an içinde anlamaya çalışırım. İngiliz psikanalist Wilfred Bion, terapistlerin her seansa "hafıza ve arzudan arınmış" bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini yazar. Kabaca, bu, terapistlerin danışanlarına kendi dürtü ve isteklerini karıştırmadan yaklaşmaları anlamına geliyor.
******
Her terapi gören kişi değiştirmek ister ve değişime direnir.
******
Öfke seni fazlasıyla zor biri yapar.
*****
İnsanlar duygularını hissetmeleri gerektiğini duyarlar ama neyin duygu olduğunu bilmezler. Mahvolmuş, hayal kırıklığına uğramış, incinmiş, manipüle edilmiş, terk edilmiş..... Bunlar duygu değil, tetikleyicilerdir.
******
Bir terapi seansı - aslında hayat da öyle- kendimizi açığa çıkarmakla saklamak arasında gidip gelen bir mücadeledir. İlk istek - kendimizi açığa vurma- sağlıklı duygusal bağışıklık sistemimizden beslenen, gerçeğe ve bağlantıya yönelik bir parçamızdır. İkinci istek ise - kendimizi saklama- ailenin, toplumun ve kültürün beklentilerine uymak için geliştirdiğimiz bir yönümüzdür. Her iki yanda bağlantı arar fakat saklayan taraf, gerçek bir bağlantının ne olduğunu anlamakta zorlanır.
******
Kendimize bakıp bir soruna katkıda bulunup bulunmadığımızı sorgulamak gelişimsel bir başarıdır. Bu olgunluğun bir parçasıdır.
*****
Bununla birlikte, eğer bu sorgulama dikkatimizi başka gerçeklerden uzaklaştırıyor. ya da kendimize acımasızca saldırmamıza neden oluyorsa, bu tür bir öz analiz zararlı hale gelir.
******
Kardeşler arasındaki sorunlar genellikle ebeveynlere karşı hissedilen duygularla ilgilidir. Kardeş zorbalığı da bu duyguları yönetmenin bir yoludur.
*****

DEVAMI VAR....