OKUDUM KİTAP 2022/37 KAYGILARIMIZIN KIŞI

20 Mayıs 2022

OKUDUM KİTAP 2022/37 KAYGILARIMIZIN KIŞI

 

 
Steinbeck’ten sıradışı bir roman… Bir zamanlar ailesine ait olan bakkal dükkânında artık bir tezgâhtar olarak çalışmak zorunda kalan Etan Allen Hawley, yıllar önce New England’da denizci olan zengin atalarının özlemlerini ve girişimci ruhunu yitirmiş biridir. Derken bir dizi sıradışı olay Ethan’ın hırsını kamçıladığı gibi, tüm vicdani tereddütlerini de bir yana atıp engebeli bir yola sapmasına neden olur… Tüm yapıtları da dikkate alınarak Nobel Seçici Kurulu’nca “gerçeğin bağımsız yorumlayıcısı” diye selamlanan Steinbeck, bu romanda paranın, ahlak düşüklüğünün, açgözlülüğün, hırsın Amerikan toplumu üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin titiz ve sorgulayıcı üslubunu sürdürüyor.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Kaygılarımızın kışı, bireysel ahlakın toplum tarafından nasıl şekillendirildiğine dair son derece gerçekçi bir tutum sergiliyor. Vicdan, ahlak, saygınlık gibi kavramların ne denli iki yüzlü olduğunu gösteriyor. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Birileri alınabilir. İnsanları incitip durma.
*****
Çalıştırılmayan parayı sevmem.
*****
İnsan kolay pes etmez. Büyük felaketlere karşı koyabilir insan. Asıl öldürücü olan, yıpranmadır. Hafif dirsek vuruşlarıyla başarısızlığa itilirsin. Yavaş yavaş korkaklık başlar.
*****
Riski göze alabilmelisin. Risk kayıp demek değildir ki.
*****
Önce bırakırsın insanlar, kadınlar yani, kendilerini anlatsınlar. Sonra dinlediklerini onlara aynen aktatırsın. Onlar da  seni falcı zannederler.
*****
Çöpe attığını satamazsın.
*****
Önce kendi çıkarını düşüneceksin. Sen kendini düşünmezsen kim düşünür.
*****
Çoğu kişi ders almaz.
*****
Saygınlığın dostçası olmaz.
*****
Hakaretin eşiğinin zekâ ve güvenle doğrudan ilişkili olduğunu söylemişti.
*****
Para dostluktan anlamaz. Paranın kibarı olmaz. Paranın paradan başka dostu yoktur.
*****
Bankacılıkta çevireceğin hemen her numara kanuna aykırıdır, yönetim kurulu başkanı sen değilsen tabii.
*****
Üç şeye asla inanan çıkmayacak; gerçeğe, olasıya, mantıklıya.
*****
Atalarına özenenler, genellikle o alkışladıkları kişilerin yüksek niteliklerinden yoksundurlar.
*****
Mır mır konuşulmasından nefret ederim.
*****
Saçmalamak bazen de tekdüzeliği kırar ve yeni bir başlangıç yapmanıza olanak sağlar. 
*****
İyi asker muhabereye girer, savaşa asla.
*****
Hava ışımadan önce şafağın bir kokusu, insana bir dokunuşu olur.
*****
Yalancı şafakta rüzgar tazelenir ya da kesilir. 
*****
Yıldızlar yönlendirirler, yönetmezler.
*****
Hayatta yiyenler ve yutulanlar vardır.
*****
İnsan yüzüne bakmayacağı kadar yakınında duran birinde hatırlayamaz.
*****
Bankalar bu kadar dürüst müdür yahu?
Bankalar öyledir. Dürüst olmayanlar, birtakım adamlardır.
*****
Para parayı çeker.
*****
İlk teklifi asla kabul etme, biri malını satıyorsa bir bildiği vardır, bir mal yalnızca onu almak isteyenin gözünde değerlidir.
*****
Zeki olmayanlar için yasalar vardır.
*****
Dilini tut.
*****
Düşünmenin yasaları, maddenin de yasalarıysa, ahlaki değerler de, davranışlar ve günah da görecelidir o zaman. Göreceli bir evrende bunlarda görecelidir. Öyle olmalıdır. Bundan kaçış olmaz.
*****
İki insan beraber olduğunda her biri diğerini öylesine değişime uğratır ki sonuçta ortaya iki yeni insan çıkar.
*****
Bankacılık hata kaldırmaz.
*****
Ulusal bir içgüdüye karşı duramazsın.
*****
Ucuzluk var diye gidersiniz ve sırf elinizin altında diye indirimde olmayan bir alat öteberi alıp çıkarsınız. Herkes bunu bilir ama gene de yapar.
*****
Güzellik tenin hemen altındadır ama insanın içinden de gelmelidir.
*****
Herkes bir masaldan kendi istediğini yada alabildiğini alır, böylece onu kendi ölçeğinde değiştirir. Kimisi bazı bölümlerini alıp gerisini atar, kimisi hikayeyi kendi önyargısının süzgecinden geçirirerek aşırı zorlar, kimisi kendi çoşkusuyla renklendirir. Okurun masal içinde kendini rahat hissetmesi için, masalın onunla bazı ortak noktalara sahip olması gerekir. Okur ancak o zaman mucizeleri kabul edebilir.
*****
Bazıları doğuştan sakardır.
*****
İnsan korkutucu bir varlıktır. Bir ölçü, tartı ve kayıt cihazları kümesidir. Ancak birkaçını okuyabiliriz, onları da doğru okuyabildiğimiz söylenemez.
*****
İnsan bazen o kadar kendi dışında davranır ki size " bunu yapmış olamaz karekterine aykırı dedirtir". Belki de değildir.Yalnızca başka bir açı söz konusu olabilir veya yukarıdan aşağıdan gelen baskılar kişinin davranış şeklini değiştirebilir.
*****
Her başarı cesaret ister.
*****
Kimse akıl istemez, istenen yalnızca onaydır.
*****
Duygularla ilişkili değilse, sözcükler anlamsızdır. İnsan bir düşüncenin sonucuna göre mi harekete geçer, yoksa duygu eylemi harekete geçirir de bazen düşünce mi onu uygulama döker?
*****
Düş yalnızca bir anlıktır derler.
*****
İşadamları kadınların dinlemesinden hoşlanmazlar.
*****
Parasız akraba takımı bir süre sonra akraba olmaktan çıkar.
*****
Herkes kahvenin çaydan üstün olduğunu bilir.
*****
Her zaman düşündüğünüzü yapamazsınız. Sürprizler izin istemeden ağzınızdan dökülüverir.
*****
Hiçbir ot, yaprak ya da çiçek yoktu ki çay gibi içilmesin. Şimdi yalnızca iki cins kaldı, Hint ve Çin çayı.
*****
Bu dünyada akıl vermesini sevmeyen insan yoktur sanırım.
*****
Paranın yeteri kadarı olmaz. İki ölçü vardır: Parasızlık ve az para.
*****
Sincaplar tüketebilecekleri cevizin on katını biriktirirler. Yer sincabı karnı patlayacak hale gelse bile hala yanaklarını çuval gibi doldurmaya bakar.
*****
Yaralama niyeti öfkeyi uyandırır.
*****
Ayyaşlar zekidir.
*****
Alışmadıklarımızın aksine, alışılmış her şeyde insana cazip gelen bir yan vardır.
*****
Bazı insanlar dürüst davrandığınızı duyduklarında, bunun altında ille de başka bir şerefsizlik ararlar.
*****
Kendinizden emin olursanız, genellikle yanılırsınız.
*****
İş hayatında ve politikada Dağın Kralı olmak için insan diğerlerini yararak kendine yol açmak zorundadır. Bir kez oraya vardı mı alicenap ve nazik olabilir. Ama önce oraya varması gereklidir.
*****
Bir durum ya da sorun fazla büyüdüğünde insan onu aklından çıkararak kendini korumaya çalışır. Ama sorun derinleşir ve önceden orada var olan başka şeylere karışır. Sonuçta kaygılar, huzursuzluk, suçluluk duygusu ve her şey sona ermeden önce bir şey, herhangi bir şey elde etme güdüsü ortaya çıkar.
*****
Toplumların da insanlar gibi sağlıklı ve hasta zamanları, hatta gençliği ve yaşlılığı, umut ve umutsuzlukları olur.
*****
Her günbatımı farklıdır.
*****
İnsanlar tanıdıktan alışveriş etmek isterler. Buna iyi niyet denir ve işe yarar.
*****
Eğer her şey kuralına uygun ve dürüstçe yapılırsa kimsenin canı yanmaz.
*****
Gelecek insanın kendi elindedir.
*****
Terbiyenin, saygının, namusun hatta enerjinin değişmeyen kuralları var.
*****
Kadınlar talihsizliği, özellikle de başka kadınların başına geldiğinde, bir doğa gerçeği olarak kabul eder.
*****
Bilirsiniz, eskiler " İnsanı terbiyesi gösterir" derler. Şimdilerde bu değişti. Terziler müşterinin istediği imajı yaratabiliyorlar.
*****
Ahlaki doğrular nedir? Bunlar yalnızca sözcükler midir?
*****
Güç ve başarı; bunlar ahlaki değerlerin ve eleştirilerin üstündedir. Görünen o ki, mesele, ne yaptığınız değil onu nasıl yaptığınız ve ne olarak adlandırdığınızdır. İnsanoğlunun içinde, ta derininde, durduran ya da cezalandıran bir kontrol mekanizması var mıdır? Görüldüğü kadarıyla yoktur. Cezalandırılan, yalnızca başarısızlıktır.
*****
Planlama ne kadar dikkatli ve ayrıntılı yapılmış olursa olsun, bazen o güç ya da plan şaşar ve yıkıcı olur. Sanırım şansa ya da şanssızlığa inanmamız bu yüzdendir.
*****
Bazı insanlar uyarılınca kızarlar.
*****
Doktorlar, avukatlar ve din adamları için gizlilik kuraldır.
*****
Değerli bir şeyin kötü kullanılması kadar, sözcüklerin yanlış kullanılmasından da nefret ederdi.
*****
Balık tutmak onları dağıtmaktan daha kolaydır.
*****
Cesurların şansı daha yüksektir.
*****
Boş bir ev kadar dinlendirici bir yer yoktur.
*****
Mükemmel bir kurguyu sınamadan çöpe atmak zordur.
*****
Umarım sevgi dolu yalnız kalbini süpürmüşsündür.
*****
Haberin fazlası insanı boğar.
*****
İnanmadığın komplimanı yapmayacaksın.
*****
Hafıza bir kuluçka makinasıdır. Tek bir net, ayrıntılı resimle başlayın; o harekete geçer ve bir kez başladıktan sonra, film gibi, ileri ya da geri sarılabilir.
*****
Rüyalarından çok korkan insanlar kendilerini hiç rüya görmediklerine inandırırlar.
*****
Parası olan herkesin akrabası vardır.
*****
Sır denen şey insanı feci bir yalnızlığa iter.
*****
 
 

KUÇU KUÇU' NUN GÖBEĞİNİ SEV ŞARKINI DİNLE

19 Mayıs 2022

KUÇU KUÇU' NUN GÖBEĞİNİ SEV ŞARKINI DİNLE

 

 
 

 
 

 

 
 

 




Atatürk ve silah arkadaşlarını birkez daha saygıyla anıyor, başta gençlerin olmak üzere sizinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı‘nı kutluyorum.


OKUDUM KİTAP 2022/36 TOKYO UNEO İSTASYONU

18 Mayıs 2022

OKUDUM KİTAP 2022/36 TOKYO UNEO İSTASYONU

 

 
2020 Çeviri Edebiyatı Ulusal Kitap Ödülü Kazananı Akutagava ödüllü Miri Yu, Güney Kore vatandaşı olmasına rağmen Japonca yazan, gençlik yıllarındaki bunalımlarına Edgar Allan Poe ve Truman Capote gibi ustaların eserleri sayesinde direnen, kitaplarında hem psikolojik hem de sosyolojik arayışların peşine düşen bir yazar. Çağdaş Japonya tarihinin her önemli dönemeci 1933’te doğan Kazu’nun hayatına bir şekilde etki etmiştir ama o artık bir ölüdür. Kazu’nun yaşam öyküsüne kara talih damga vurmuştur ve şimdi ölümde bile huzura eremez. O parka 1964’te Tokyo Olimpiyatları’nın hazırlığında çalışmak için gelen ve son nefesini de parkın civarındaki evsizlerin arasında veren Kazu’nun gözlerinden Tokyo’daki gündelik hayatı görürüz bu romanda. Böylece onun şahsi öyküsüne dair mahrem ayrıntılar da gün yüzüne çıkar. Tıpkı toplumdaki eşitsizliklerin onun hayatına nasıl yön verdiğinin gün yüzüne çıkması gibi. Tokyo Ueno İstasyonu, Tokyo’nun en işlek mekânlarından birine musallat olan evsiz bir hayaletin hikâyesini anlatıyor. “Miri Yu, her tür kaybın insan ruhu üzerindeki etkilerini keşfetmek konusunda harika bir iş çıkarıyor. Tokyo Ueno İstasyonu enfes bir roman ve varoluşsal bunalıma yönelik katı, ödün vermeyen bir bakış açısına sahip.” –NPR “Kazu’nun evsiz kalışı ve ardından parka musallat oluşunu okurken sokaktaki hayaletvari vatandaşın trajedisini anlamaya çalışarak sürükleniyoruz bu kitabın sayfalarında. Tokyo Ueno İstasyonu savaş sonrası Japonya’sında zengin ile yoksul arasındaki ayrışmanın önemli bir anımsatıcısı.” 
–The Guardian-
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Bana biraz karışık geldi pek toparlayamadım yazılanları. Kitap evsiz bir yaşlı adamın hikayesini anlatıyor. Hayatını ailesini geçindirmek için adamış bir adam. Zamanla sevdiklerini kaybediyor ve geride kalan sevdiklerine yük olmamak için evi terk ediyor ve evsiz oluyor. Yaşadığı varoluşsal sancı okurken derinden üzüyor. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Hayatın, ilk sayfayı çevirdikten sonra sıradaki sayfanın geldiği, sayfaları çevire çevire nihayet son sayfaya varılan bir kitap gibi olduğunu düşünürdüm ama hayat kitaplardaki hikayelerden tamamen farklı çıkmıştı. Harfler dizili, sayfa sayıları konmuş ama bir hikaye örgüsü yok.
*****
Ölümün araya mesafe koyduklarıyla, yaşamın araya mesafe koydukları, yaşamın yakınlaştırdıklarıyla, ölümün yakınlaştırdıkları, yağmur, yağmur, yağmur.....
*****
Bebek bakmak kolaya benzer ama zordur.
*****
Şubat her zaman yılın en zor geçen ayıydı.
*****
Gündüz sefaları, sıcağı seviyor, iyice güneş alan bir yere koyacaksın.
*****
 Bugüne kadar ki çabalarım çalışmak içindi, şimdiki çabamsa yaşamak için.
Ölmeyi istemekten ziyade çabalamaktan yorulmuştum.
*****
Hasadın en kötü olduğu yılda cennet hurması en çok meyvesini verir.
*****
Neymiş, karşılama ateşi yakmazsan atanın ruhu evini bulamazmış. Buda olarak yeniden doğup aydınlanacak ama ateşi görmeden evin yolunu bulamayacak öyle mi?
Patlıcanlara, hıyarlara kenevir sapından dört tane bacak yapıp bon sunaklarına koyuyorlar ya, bunun anlamı şu demekmiş: Hıyar sözde at, atalarımızın ruhları çabucak eve gelsinler; patlıcan da sözde inek, üstüne binip yavaş yavaş dönsünler diye....
*****
Acılar, üzüntüler bizim gideceğimiz yola engel olamaz. Başımıza gelenleri olduğu gibi kabul edip yaşamaya devam edeceğiz.
******
Ölüm asla son değildir.
*****
Ölüm şeklinin iyiliğinden veya kötülüğünden bahsetmemeliyiz.
*****
Ölene kadar yaşamaya devam etmek zorundasınız.
*****
Her gün tatlı şeyler yemek lazım. En güzeli küp şeker, ucuz da.
*****
Konuşmak hep tökezlemekten, kaybolmaktan, yoldan sağmaktan, çıkmaz sokaklara girmekten ibaret. Dinlemek ise dosdoğru, dolambaçsız. Her zaman için bir kulak kesilebilirsin.
*****
Geçmişe ait atamayacağım hatıraları bir kutuya kapatmıştım. Kutuya mührü vuran zamandı. Zamanın mührü vurulu bir kutu açılmamalı. Açarsam hemen geçmişe yuvarlanır giderim.
*****
Başkası size bir sırrını açarsa sizinde ona bir sırrınızı anlatmanız gerekir. Sırlar gizlediğiniz şeylerden ibaret değildir. Saklanacak bir şey olmasa bile, siz bahsetmediğiniz sürece o sırdır.
*****
İnsan gençken başkalarının tutkularına da kayıplarına da ilgi göstermez.
*****
Yağmurun kokusu yağarken değil, dindikten sonra daha net gelir.
*****
Takvimlerde dün, bugün ve yarının arasına çizgiler çekili ama hayatta geçmiş, şimdi ve geleceği ayıran bir şey yok. Herkes, tek başına başa çıkılamayacak kadar çok zamanı kucaklayıp, yaşıyor ve ölüyor.
 

OKUDUKLARIM DERGİden

17 Mayıs 2022

OKUDUKLARIM DERGİden

 













ÇİÇEKLERDEN FAL TUTTUM.....

16 Mayıs 2022

ÇİÇEKLERDEN FAL TUTTUM.....

 

 
Huzur arıyorsanız !!
Boş insanların gürültüsünden ,
Negatif insanların enerjisinden , ve
Mum ışığı kadar bile aydınlığı olmayan insanların görüntüsünden
Uzaklaşın...

Murat Bozoğlu

MUTLU keyifli hafta  herkeseee 😊🙋🏻‍♀️
💙💙
 
Bahçemin çiçeklerine müzikler ekledim....



 Bu hafta okuduğum kitapları kütüphaneye götürdüm yeni kitaplar ile eve geldim:))
Kaygılarımızın kışı Saadetin bloğunun tavsiyesi idi...

Bahçeyi kazdırdık, malum yabani otlar kenarda köşede temizlendi. Ziraat odasına gittim, oturak domates, tatlı kıl biber, pembe domates, ve salatalık fideleri aldım. Akşamdan yoğurt kovasına su koyduk fideleri yerleştirdik içine, sabah ekeceğiz bilin bakalım ne oldu:))


Allah rahmeti döktü akşam, çevrede dolu yağmış bayağı bir hasar var dediler, ama bizim burada yoktu.


Güller böceklenmiş, onlara ilaç aldım. Komşu geçen sene bir ilaç vermişti onu kullanmıştım, yerine iade ettim ilaç alınca. Sağolsun.


Bu çiçeği annem istedi, geçen sene kavuniçi rengi olanı vardı. İlla ki mutfak tarafındaki masanın oraya asacak. Akşamları da korkudan çalmasınlar diye içeriye alıyoruz. Hatta akşam yemekten sonra mutfak önündeki masada kahve içerken hava bozdu, yağmur yağacak, en son aldığım güvez sardunya yağmurdan çiçeklerini dökmesin diye, yerini değiştirdim. Sabah onlara kahvaltı hazırladım, ben biraz daha uzandım. Kapıdan dışarı çıktığında çiçeği yerinde göremeyince, çaldılar diye söylenmeye başlamış:)) sonra yerinin değiştiğini görünce rahatlamış.
 

Şakayıkta yağmurdan çiçeklerini dökmüş....


Sahaftan kitaplarımı aldım, orada bir de kahvemi içtim.


Nilüferin yeni albümü çıkmış......


Alışveriş molalarımdan biri, artık çarpraz çanta değil, omuz çantası takınca çuval gibi de olunca:)) içini doldurmak basit ya kitap ya da defter:)))
 
Şöyle bir pazara gidip ne var ne yok bir bakayım diyorum:))
 Müsadenizle....
Size güzel müzikler bırakıyorum...