OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420

01 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420



Sevmeden yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş...

*****

Dille yapılan edebiyat bize sevgiyi de öğretmeye başlamıştı, en azından sevgiyle yapılan işlerin daha verimli olduğunu göstermişti.

*****

Dilin doğru ve temiz oluşu, düşüncenin doğruluğunu ve temizliğini, düşüncenin doğruluğu ve temizliği de, gönlün doğruluğunu ve temizliğini gösterir.

*****

Öğretirken öğrenme, öğrendiklerini ön yargısız/artniyetsiz paylaşma...

*****

Ansızın yakalandığın bir yağmurdur aşk

Ve onun su birikintisinde

Bir serçenin banyo yapışı

Arındıkça hüzünlerden

Sevince mi çalar için?

*****

Yalnız kendi ülkesini bilen insan, hayat denilen kitabın ancak bir sayfasını okumuş demektir.

BYRON

*****

Toplumsal hareketler iki şekilde sona erer. Ya tamamen bastırılır ya da talepleri kabul edilir ve sönümlenirler.

*****



OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

30 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

 



Mutlu çocuklar için yeniden el ele, bu kez hayalden gerçeğe...

Dilek Yardımcı'nın yüz binlerce okurun yüreğini ısıtan “Hayal Sözleşmesi” serisi, dört bir yanı sevgi ve dayanışma ağlarıyla birbirine bağlayan Hayalden Gerçeğe ile noktalanıyor.

Anlatıcı koltuğuna bu kez ekibin neşe kaynağı Hasan'ı oturtan yazar, çocukluğa yeni anlamlar yükleyerek yarım kalmış bir çocukluğun geleceğe nasıl etki ettiği üstüne düşündürüyor.

Serinin son halkasında, derneklerine ulaşan mektupların izinde daha yaşanabilir yarınlar için yeniden el ele veren Hayal Sözleşmesi'nin büyüyen çocuklarının tek bir amacı var: küçük ya da büyük herkesin çocukluğunu ucundan bile olsa yaşaması!

Cuma akşamları Hayal Sözleşmesi Derneğinde bir araya gelen 8-A sınıfının iflah olmaz hayal avcıları, bu kez “Bir Mektup da Sen Yaz” projesi ile mektup kültürünü yeniden canlandırıyor ve yurdun dört bir yanından bambaşka hikâyelerin peşine düşüyor. Kimi zaman gülümseten kimi zamansa yürek sızlatan satırların sahiplerine ulaşmaya çalışırken, kâh gözü pek bir dedektif kâh dilbaz bir radyocu kimliğine bürünen kafadarları aldıkları bir mektup canevinden vuruyor. Günlük hayatın koşuşturmacası ve telaşına rağmen âdeta bir yaşam biçimi hâline getirdikleri Hayal Sözleşmesi'nden hiç vazgeçmeyen eski dostlar, çocukların hayallerini çalan dünya düzenine kafa tutmayı sürdürüyor. Tüm bunlar yaşanırken heyecan verici bir takip operasyonu ve akıllara durgunluk verici kiracı kaçırma numaraları ile iyice şenlenen roman; iki koca çocuğun, Neşe ile Hasan'ın bitmek bilmeyen atışmalarıyla kalplere sevgi tomurcukları serpiyor.

Kırık dökük duyguları itinayla sarmayı bilen Hayal Sözleşmesi ekibinin bu son serüveni, çocukları hayatlarının en güzel dönemini doyasıyla yaşamak için mücadele etmeye; yetişkinleri ise kendi çocuklukları ile yüzleşmeye çağırıyor.

Ufak dokunuşlarla hayallerin nasıl gerçeğe dönüşebileceğini gösteren kitap, mutlu bireyler yetiştirmek için daha küçük yaşta her çocuğa bir amaç vermenin önemini yineliyor. Çünkü çocuklara borçluyuz! Onlara çocukluklarını hakkıyla yaşatmak hepimizin borcu.

 KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Yazarımız çocukların diline hakim ve kahkahalı okunup dersler çıkartılacak çok güzel bir kitap yazmış. Seri kitap imiş..

KİTAPTAN ALINTILAR;

Sırlara sağdığımdır.
*****
Bütün enerjini spor yapmaya harcadığın için kimseye şiddet uygulamazsın.
*****
Şu hayattaki en güzel şey, bir insanın yüreğine dokunmak.
*****
Birbirimizi değiştirmeden sevmeyi öğrenmeyiz.
*****
İnsanların kötü iş koşulları yüzünden tedavisi çok zor olan hastalıklara yakalanması korkunçtu.
*****
Ne yaşarsak yaşayalım hikayeleri anlamlı ve güzel kılmak bizim elimizde.
*****


YAZILI KARTLAR

29 Haziran 2026

YAZILI KARTLAR

 




Yalnız zevk için yaşayan, duygularını kontrol etmeyen, yiyeceğinde ifrata kaçan, vaktini boşa harcayan ve zaaf sahibi olanı, baştan çıkartıcı Mara kuşkusuz, rüzgarın zayıf bir ağacı devirmesi gibi yere vuracaktır.
Zevk peşinde koşmadan yaşayan, duygularını kontrol eden, yiyeceğinde itidalli, iman sahibi ve güçlü olanı ise Mara kuşkusuz yere vuramayacaktır, nasıl ki rüzgar kayalık bir dağı deviremez…
Buddha'nın Öğretisi - Gerçek Sözleri/ Paul Carus




İnsan ne yaptığına değil ne yapmadığına bakmalıdır.
Gün içinde ne yapıyorum?
Öfkeleniyorum, sıkılıyorum, utanıyorum, kızıyorum… liste uzar gider tamam normal, insanım, bu duyguları sıradan ve düzenli bir şekilde yaşıyorum fakat ben ne yaptığıma değil neleri yapamadığıma bakmalıyım.
Aldığım bilginin ne kadarını hayatıma geçirip uygulayabiliyorum, diğeri en kolayı, o zaten olağan.
Kızdığım zaman öfkeye kapılıp dağları yerinden oynatmak mı istiyorum yoksa bir durup küçük bir nefes alıp olayın içinde savrulmamayı deneyimleyebiliyor muyum?
Bilgi, kendi üzerimizde çalışıp emek verilerek sindirilir yoksa oku dur, içeriye nüfuz etmeyen bilgi boş bilgidir…
Ruhsal ve Bilimsel AraştırmalarGrup Çalışmasından…




GönIü kırık zavaIIı ve garip birini görürsen, 
yarasına merhem koy, 
yoIdaşı ve yardımcısı oI…
Kafir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma. 
Kalb kırmak, Allah-ü  Teala’yı incitmek demektir.
                                                                                                                                                                                       Ahmed Yesevî - Dîvân-ı Hikmet 




Dönüşmek ve barışı temsil eden biri olmak için yapılacak pratik uygulamalar vardır:
• Önce nasıl biri olduğunuzu sahiden araştırarak işe başlayın.
• Bu yeni tanımaya başladığınız kişiyi sahiden dönüştürmek isteyip istemediğinize karar verin.
• Stresli zamanlarınız için nefes teknikleri ve açık havada yürüyüş kısa programları uygulayın.
• Kendinizi ve başınıza gelenleri gerekenden fazla ciddiye almayın. Hepimiz insanız ve her türlü olay hepimizin başına gelebilir. 
• Arada sırada kendinize şakalar yapın, yaşananları biraz da hafife alın ve sıkıldığınızda hayata neşeli bakan biraz da komik bir arkadaşla bir kahve için.
• Yaşadığınız zorlu olayları hangi sıklıkta değiştirebiliyorsunuz? Sizi uzun süre mi etkiliyorlar, yoksa bir süre sonra doğallaşıp gündemden düşüyorlar mı? Bu konuyu biraz araştırın. Belki de profesyonel destek gerekiyor da olabilir.
• Sorunlu durumlarda, karşınızdaki insanla iletişime geçmeden önce biraz düşünün, en az 24 saat geçmesini bekleyin, öfkeniz dinmedi ise bu süreyi 48 saate çıkarın. Haklı iken haksız duruma düşmeyin.
• Düşünce gücü ile duyguların ardındaki enerjilerin diğer canlılara da ulaştığını farkederek, sorunlu duygularınızı tetikleyen insanlardan, hiç olmazsa bir süreliğine uzak durun.
• Sorunlu duyguları tetikleyen biri ile karşılaştığınızda, çok sevdiğiniz bir kişinin imajını göz önüne getirin. Bu çocuğunuz, kediniz hatta sevdiğiniz bir çiçek bile olabilir.
• Düşünce ve duygular gibi hergün kendimize tekrar ettiğimiz sözcükler de önemlidir. Kendinize hiçbir şeyin iyi olmadığını ve yolunda gitmediğini tekrar etmekten vazgeçin. Bilinçaltınız sizi duyar ve ona göre konum alır. Olumlu imajlar yaratmaya, olumlu şeyler düşünmeye gayret edin, kazançlı çıkarsınız.
• Diğer insanlardaki Tanrısallığı bazen zor da olsa görmeye çalışın veya ilk başta görmeye niyet edin. Sonuçta o da bizim gibi bir yaratılmış, eksikleri var ama bizim de eksiklerimiz var. Eksik fazla dengesi bizi toplumda bir arada tutuyor ve hızlı bir gelişime neden oluyor.
•  Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayın; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde ve o sorunu çözerken görmeye çalışın, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara verebilmek için  böyle düşünerek daha fazla yardımcı olursunuz. 
• Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın. Olayı doğru algılamak için çaba harcayın, birilerine de danışın, bilgi ve fikir alışverişi yapın. (Tabii bilgisine güvendiğiniz kişiler veya işinin ehli  uzman bir danışmanla)
• Doğayla Bağlantı Kurun. Bizler doğanın birer parçasıyız. Stresli iken, güneşin ışığını alamayan bir çiçek gibi sararır, solarız. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin, parklara ya da deniz kenarlarına gitmeye çalışın.
• Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve su ile yapılan en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin. Bol bol su için, su beden içinde inanılmaz bir şifacıdır.
• Kendinizi Işıkla Koruyun. Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. 
• Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Mümkün olduğunca sakin bir şekilde bu enerjiyi istemediğiniz belirtin, derin soluklar alıp, tutup, burnunuzdan verirken, zararlı enerji kabul etmek istemediğinizi nezaketle bildirin. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.
• Biz değişirken, gezegenin kollektif bilincinin seviyesini de yükselttiğimiz için bu değişim-dönüşüm adına yapılacak herşeyin bize huzur, denge, uyum ve ahenk getireceğini de sık sık  anımsamaya çalışın.
• Irwin Lazslo’nun ünlü sözü der ki: “Siz kendi şuurunuzu geliştirdiğinizde evrenin şuuru da genişler. Bir hologramda, her bir parçada meydana gelen bir değişim bütün diğer parçalarda yansır.”




OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

28 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

 



.. bize tam veya mutlak tatmin vaat eden herhangi birine veya herhangi bir şeye karşı son derece dikkatli olmalıyız. Bu sadece öfke, şiddet veya hayal kırıklığı getirebilecek bir vaattir. Başka bir deyişle psikanaliz, yalnızca kurtuluş kültürlerini eleştirebilir ve onlara karşı bir panzehir olabilir. Tam tatmin sadece tanrılar, hükümdarlar veya tiranlar ya da daha yıkıcı hırslarımızı taşımak ve kapsamak için yarattığımız figürler içindir.

İngiltere’nin önde gelen psikanalistlerinden Adam Phillips, son eseri İyileşmek Üzerine’de kişisel gelişim furyasına farklı ve eleştirel bir bakış atıyor, iyileşmenin anlamını bizlerle birlikte didikliyor. Yazar, önceki kitabı Değişmeyi İstemek Üzerine ile tamamlayıcı olarak kurguladığı bu metinde haz, tatmin, kültür, iyileşme kavramlarına dair fikir yürütüyor. Tüm bu yolculukta Phillips; Freud, Winnicott, Masud Khan ve Bion gibi psikanaliz alanındaki büyük kuramcıları William James ve David Hume gibi isimlerle harmanlıyor.

Bu kitapla Adam Phillips, iyileşmek üzerine konuşmakta nasıl daha iyi olabileceğimize yönelik bir keşfe çıkıyor.

Adam phıllıps: Londra’daki Wolverton Gardens Çocuk ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nde Çocuk Psikoterapisi Bölümü başkanıdır. Psikoterapinin yanı sıra edebiyatla da yakından ilgilenen Phillips’in Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine adlı kitabı son derece olumlu eleştiriler almış ve New York Times gazetesi tarafından Yılın Dikkate Değer Kitabı seçilmiştir. İngiltere’nin saygın gazetesi Guardian’da Phillips hakkında şunlar söylenmişti: “Phillips, tıpkı Çehov gibi, hem iyi bir doktor hem de iyi bir yazar; insan davranışlarının inceliklerine gösterdiği ilgi iyi bir hikâye anlatıcısı olmasını sağlıyor... Her insanın derinlerindeki o temel yabancılığa hoş bir açıklıkla yaklaşıyor.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Kendini okutan ve çok düşündüren bir kitap. İyileşmek istediğimizi isterken gerçekten iyileşmek istiyor muyuz yoksa istemiyor muyuz? Birçok soru ve cevabı barındırıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Zor zamanlarda kimi sevdiğimize tekrar tekrar karar vermek zorundayız.

Frank O'HARA
*****
Tedavi olmak kişinin tercih ettiği hayatı sürdürmesidir: Bu da bizim arzu edilebilir bir değişim için şartlarımızdan biridir.
*****
Hasta faydacıdır; amacı, istediği hayatı elde etmek için elinden geleni yapmaktır; mümkün olanın repertuarını genişletmek ister.
*****
Bizler nasıl değişmek istediğimizi değil; sadece değişmek istediğimizi biliyor olabiliriz.
*****
Neredeyse denebilir ki tedavi varsayımı aynı zamanda bir hastalıktır.
*****
İdealler bireyin beklentiyi karşılamasının pek de mümkün olmadığı bir yerdedir.
*****
Yaşlanmak daima acemiler içindir.
*****
İyilik amaç için araç değil, kendi içinde bir amaçtır.
*****
Haz ve tatminin birlikte gitmesini ve ideal olarak ayrılmaz olmasını, birini diğerini takip etmesini istiyoruz; haz olasılığının olduğu yerde memnuniyet olasılığı olmalı, olmak zorunda.
*****
Tarihin hakikati dilin hakikatidir.

Michel Henry
*****
İyi bir yaşam, başka ne olursa olsun, tanınabilir tatmin edici hazları içermelidir; ve aynı şekilde, tatmin edici olmayanları veya tatmin edici hazları sabote etme veya bozma olasılığı olan her şeyi düzeltebilmeli veya kökünü kazımalı.
*****
Beden kendisinden zevk alan bir şeydir.
*****
Hayatımız, gereksiz yere zarar vermeden kendimizden ve başkalarından zevk almakta daha iyi olmak ile ilgili olabilir.
*****
İnsanların hazza çekildikleri ve acıdan kaçtıkları açıktır.
*****
Eğer hayattaki haz heyecandan kurtulmaksa, sizi heyecanlandıran şey her ne ise, kim varsa kurtulmanız gerektiğine inanmak kısa bir adımdır.
*****
Açık sözlülük, iyileşmek için değişimin ön koşulu mudur, yoksa değişmek için ihtiyacımız olan şey hakikat midir?
****
Aşk karşılıklı olabilir, ancak hiçbir zaman aynı şekilde hissedilmez.
*****
Hakikat, bilimin tek mutlak amacıdır; ancak aşk, biliminden tamamen bağımsız olan yaşamın amacıdır.
*****
Hakikatler, unuttuğumuz yanılsamalardır; alışkanlık haline gelmiş ve duyusal gücü tükenmiş metaforlardır.
*****
Bugünü değiştirmeye yönelik her niyet, geleceğe yönelik her amaç geçmişten gelen bir arzu olarak başlar. Ve geçmiş her zaman, bir anlamda, zaten orada olduğu için, kendisini potansiyel bilginin bir nesnesi biçiminde sunar; psikanaliz için, nedensellik bilgisi; geçmiş, psikanalitik hikayede, her zaman şu ya da bu şekilde bugünü ve geleceği belirler.
Bizi geçmişten alıp muhtemel geleceklere götüren arzudur. Arzu olmadan akla gelebilecek hiçbir politika, erotik yaşam ya da gelişme yoktur.
*****
Hastanın sözlerini hakikat veya kurgu olarak ayırt edebilecek bir ölçüt vardır.
*****
Duygulanım yani varlığın kendi içinde açığa çıkması.
*****
Hayat adlandırıldığı anda kaybolur.
*****
Aşktan bahsedildiğini daha önce duymasaydık asla aşık olmazdık.
*****
Haklı olmanın asla yeterli olmadığını; daha iyi olmanın gerekli olduğunu fark ettim.

Joan DİDİON
*****
Duygular esasen bir şeyi veya birini önemsemeyi içerir.
*****
İnançlar deney değilmiş gibi davranan yaşam deneyleridir.
*****
Herhangi bir inancın herhangi bir birey için doğru olduğuna önceden karar verilemez; sadece onunla olan deneyim bunu söyleyecektir.
*****
Eski bilgilerimizin, önyargılarımızın ve inançlarımızın çoğunu elimizden geldiğince değişmeden tutuyoruz. Yenilemekten ziyade yama ve tamir yapıyoruz. Yenilik içeri çekilir; eski kütleyi lekeler; ama aynı zamanda onu emen şeyle de renklenir.... Ham yeni gerçeğin eklenmesi nispeten nadiren olur. Daha çok pişirilip veya eskilerin sosunda haşlandığı söylenebilir.
*****
Eylemler ve inançlar sonuçlarıyla yargılanacaksa, meyveleri iyiyse, başka herhangi bir şeye inanabileceği gibi, dönüşüme de inanabilir.
*****
Değişiyoruz ve içinde yaşadığımız ortamlar değişiyor; inançlar, kendimizi ve çevremizi düzenleme girişimimizdir; inançlarımızın aracılık ettiği ve iyileştirdiği karşılıklı iki istikrarsızlık.
*****
Gözden ırak olan gönülde tutulur, ta ki tutulmayana dek.
*****






OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

25 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

 


Emekli olup çok sevdiği mesleğine ve dünya tatlısı öğrencilerine veda edince içindeki büyük boşluğu kadınlara dair bir roman yazarak doldurmak istedi Tomris Vural. Bedeniyle, aklıyla, yeterince dolduramadığını düşündüğü kendi hayatı yerine,
-belki bir faydası olur niyetiyle- nice kadının yarım yamalak hayatını yazmak istedi. Romanının adı Mandal olacaktı; sadece Mandal...
 
“Çamaşır mandalı; kendi içinde tutarlı, kendine dayanan, gücünü kendinden alan, bu güçle çamaşırları ip üzerinde tutan, birleştirici ve sakinleştirici bir alettir, huzur ve güven unsurudur.”
 
Üstün Dökmen, bireyden yola çıkarak topluma, Tomris Hanım’ın gözünden kadınların tarih boyunca süregelen sorunlarına bakıyor bu kitapta. Yine her zamanki gibi farklı bir bakış açısı kazandıran mizahıyla…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Severek okudum, mandal metaforu güzeldi.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bu dünya da müstakil kadın bulmak da zor, müstakil ülke bulmak da. Erkek egemen dünya, müstakilleri münasip bir şekilde engelliyor sonuçta.
*****
Dil düzelmeden dilekler düzgün çıkmaz yürekten.
******
Hayatta hiçbir şeyimiz dört dörtlük olmuyor; ya bizim ayarımız bozuk ya yakınlarımızın sosyolojik saati bize uymuyor.
*****
İnsanlar görünenden çok görünmeyene meraklıdırlar. Görüneni doğru dürüst anlayamazlar ama görünmeyenin var olduğundan ve onu tam tamına anladıklarından çok emindirler.
*****
İnsanlar bilmeden düşünürler, bilip bilmeden konuşurlar.
*****
Cehalet, düşünememek, sorgulamamak, sonuçta huzur verir insana.
*****
Mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluk nedeni vardır.

TOLSTOY

*****
Bazı zihinsel engelli kişiler yalan söyleyemezler. Dürüstlüklerinden değil, karşılarındaki insanlarla empati kuramadıkları için onları kandırmayı beceremezler, o yüzden yalan söyleyemezler, Anlaşılan akıl medeniyeti parlatıyor ama vicdanları karartan bir yanı da var arada.
*****
İnsan nasıl olmuşsa öyle kalmak zorunda değildir, insan kendi iradesiyle kendi varlığına katkıda bulunabilir, kendinizi geliştirebilir, yüceltebilir, bu arada hırsızlığın şahikasını becerebilir çalıp çırpabilir de... Yeter ki fırsat ver, her şeyi yapabilir.
*****
Acınızı bağrına basanlar olsa da, bu dünyada herkes kendi acısından sorumlu galiba.
*****
Bir erkeği öldürmek, her çağda affedilmezdi.
*****
Erkek eşeğe biner, rahatça gider, kadın çuvalı sırtlar peşinden gider kırsal kesimde.
*****
Toplumlardaki ayrımcılık belki de insanların kendi beyinlerinde başlıyor ilk önce.
*****
Dul bir kadın ne babasına, ne oğluna karşı sorumlu olmalıdır, yalnızca kendi aklına ve vicdanına danışmalıdır.- Baki olan akıl ve vicdandır.-
*****
Kıskançlık biraz erkeğin içindedir, biraz sokağın kalabalığı içinde.
*****
Annesini denetim altında tutan bir oğul bence topluma ağır gelir.
*****
Anıları sabit zannetmeyin. Olmuş, bitmiş, arşivimize yerleşmiş zannettiğimiz birtakım güzel anılar, yeni ortaya çıkan olayların etkisiyle birden renk değiştiriveriyorlar.
*****
Belki ergen olmak zor ama ergen annesi babası olmak zor.
*****
Çocukken güldünüz, güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Yerine oturmayan düşünceler, bir uçan balon gibi sağda solda gezdirir sizi.
*****
Akıl külahta bir çividir, yumruk yemeden kafaya girmez.
*****
Kadınlar özgür değildir, her şeyden önce rahimlerindeki ağır kütle bir hacıyatmaz gibi onları yere, eve, zemine çeker. Kadınlar genelde yan gelip yatamazlar, bir hacıyatmaz gibidirler; hep ayakta, hep diri. Bebekleri vardır çünkü; bebek beklemez. Ya acıkır, ya çişi gelir.... Sonra bir de erkek hegemonyası vardır, onlar da ya acıkırlar ya aşka gelirler.
*****
Gölgen yabancılaştığında, dilin seni yalnız bıraktığında, sen kendinden taşınırsın. Kendine veya topluma yabancılaşma dedikleri bu galiba.
*****
Yaşamı olumsuz algılayanlar depresyona girerlermiş, olumlu algılayanlar normal sayılırmış.
*****
Bu dünyada köleliğin en kötüsü gönüllü köleliktir.
*****
Hayat serseme çeviriyor insanı, yaşasan bir türlü yaşamasan bir türlü.
*****
 Nereye gittiğini bilen insana dünya kenara çekilip yol verirmiş.
*****
Eğer bir kızım olsaydı, ona, fazla gülmemesini değil elinde fırsat varken gülmesini öğretirdim. Çocukken güldünüz güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Madem böyle olacaktı, biz niye bu haltı yedik ağam?