OKUDUKLARIM DERGİ 2026/7 İNSANCIL SAYI: 418

07 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM DERGİ  2026/7 İNSANCIL SAYI: 418

 


Zorbalık, niyette, davranışın-eylemin-ilişkinin amacında başlıyor, durum-duruş birlikteliğine yansıyan ilişkilerde kendini gösteriyor.
*****
Çağımız insanına göre duyguların ardından gitmek zayıflık. Erkek bu nedenle duygularını dillendirecek gücü bulamıyor.
*****
Ben büyük sevdim
Otlara böceklere insanlara bölündü sevgim
Kuşlara ağaçlara
Seni öper gibi öpüyorsam doğanın ürpertisini
Seninle irkilir gibiysem- sulara daldırınca ayaklarımı
Bil ki büyük sevdim

Hasan HÜSEYİN
*****
Bugün öylesine andım ki seni
Öylesine kendimi aşarak
Her yer, her şey o kadar sıradan ki,
O kadar katıksız
Özlemine sarılmak geliyor içimden
Sensizliğin duvarına yaslanarak....

Yusuf FERHAT
*****
Bir annenin yüreği en çok da bilinmeyenden korkmaz mıydı?....
*****
Goethe'nin "O öğrendi, bizlere de öğretebilir" dediği gibi sanatçılar da öğrendiklerini okurla paylaşmalıdır cömertçe.
*****
Bir insanın kişiliğini belirleyen yegane şey sağlam bir duruştur. İlkeleri olmayan bir insan hem kendi karşısında hem de yaşam karşısında hiçliğin içinde kaybolur.
*****
İnsan, kendi gerçeğini anlatırken ne kadar samimi olabilir? ya da yazarın samimiyet anlayışı, benim samimiyet anlayışlımla ne kadar örtüşüyor?
*****
Genelde sanatın yolunda yürürken topluma yararlı olmayı, gerçekçi sanatı savunmalıyız. Bu uğurda donanımlı olmak için okumak, güzel sanatları sevmek ön koşuldur. Toplumlar sanata verdikleri değerle gelişir.
*****
Sanat yüksek tesirli, ufuk açıcı, güzeli sorgulatan, bireysel gelişimi sağlayan kıymetli bir yoldur. Empati kurma gücümüzü zenginleştirir... Demokrasinin kıymetini kavratır. Adaletin, vicdanın, insani olanın değerini özümsetir. İnsan olma yolculuğumuzun yol haritasını çizer. Güzellik yitirildiğinde cehalet ve taassup hortlar. Kaba kuvvet öne çıkar, şiddet boy gösterir. Karanlık bir döneme geçilir. İnsanlık sınıfta kalır.
*****
Her insan eylemlerinin süreci içinde insandır.
****
Her bilinçli destek dayanışma duygusunu yüceltecek, yarınların daha güzel olması için umut olacaktır.
*****
Bir insana kendini en iyi fotoğraflar anlatır. İnsanın kendinin de farkında olmadığı özellikler bir fotoğrafla ortaya çıkar, size sizi anlatır ve şaşar kalırsınız. Sıradan bir duruşun sıradan olmayan bir duruş olduğunu anlatır. Çünkü o sizin yaratılışınızda vardır ve her nerede, her kiminle iseniz o duruş kendini gösterir. Gecekondu evinin önünde, kuru otlar üstünde bozkır asiliği ile çiçek açarsınız.
*****
Hiç kusuruma bakmayın, sizler gibi insan olacağıma onlar gibi hayvan olmayı tercih ederim.
*****
Hayvanlar doğal yasalara uygun yaşıyorlar, insanlar öyle değil. Öyleyse hayvanların insanlardan daha ileride, insanlarınsa hayvanlardan "geride" olduğunu söylemek yanlış olmaz. İleri ya da geri olma durumuna " doğaya verilen büyük zararlara" bakarak karar verebiliriz. Doğaya, insanlara ve hayvanlara "insan türü" kadar hiçbir canlı büyük zararlar vermiyor.
*****
İnsanlarda var olan dil, zeka, ahlak, estetik, siyaset, hukuk yetilerinin hayvanlarda var olmaması onları aşağı varlıklar yapmaz.
*****
Zihniyet kolay değişmiyor.
*****
Bir insanın karekteri soru sorulunca belirir. Soruya kızıyorsa demokrat.... özgürlükçü değildir.




BAZI YALNIZLIKLAR BİRİNE KATLANMAKTAN İYİDİR.

05 Temmuz 2026

BAZI YALNIZLIKLAR BİRİNE KATLANMAKTAN İYİDİR.

 


AN’A KATILMAK İÇİN SADELEŞ!...
“Sadece bu an var; kutsal, sonsuz ve herşeye kadir olan. 
Onu iyi kullan. 
Onun dışında başka hiçbir şansın olmayacak. 
Bu an’ın dışında, aciz, zamana bağımlı, sınırlı, kırılgan ve ölümlüyüz
Hayatınızı ayrıntılarla israf ediyorsunuz… 
Basitleştirin, basitleştirin, sadeleşin, doğallaşın, bırakın hayat olması gerektiği gibi aksın.” 
                                                                                           Henry David Thoreau …

Doğu Bilgelik Ekollerinde, sadeleşmekten çok sık söz edillir. Sahip olunan ne varsa –mal, mülk, eşya, ıvır zıvır, dağınıklık- sadeleştirmek ve ihtiyaç duyulan ne varsa sadeleştirmek. Peki televizyonun fişini çekip de kendinizle baş başa kaldığınızda ne yapacaksınız? Sadeleşmenin en yanlış anlaşılan kısmı budur: Sadeleşmenin her şeyden el ayak çekip bir boşluğun ortasına yerleşmek olduğu düşünülür. Sadeleşmenin bizi sıkıcı, eğlenceden yoksun bir hayata mahkum edeceği zannedilir. 
Amaç asla bu değil ki!...
Sadeleşmenin gerçek maksadı ve ilk kuralı sizin için en gerekli olanı tanımlamaktır; gerçekte neyi sevdiğini, senin için asıl neyin önemli olduğunu bulmandır. Sonra da dikkatini dağıtan başka ne varsa hayatından çıkartmanı sağlamaktır. Böylece insan  sadece gerçekten önemli olanlara odaklanabilir. 
Hayatımızda o kadar inanılmaz bir kalabalık var ki; kendi eşyalarımızdan, her gün çeşitli vesilelerle uğradığımız bilgi bombardımanına ve maruz kaldığımız duygusal ve görsel karmaşaya kadar korkunç bir kalabalıkta yaşıyoruz. Sonuç mu? Kendimizi, gerçekte bizim için hiçbir anlamı olmayan bir yığın işi yaparken buluyoruz. 
Sokrates der ki, “Sorgulanmayan hayat, yaşanmaya değmez.” Her koşulda, hayatımızı sadeleştirmek istiyorsak önce hayatımızı sorgulamamız gerekecek, daha doğrusu iyice bir incelememiz. Hayatta benim için gerçekten önemli olan ve hayatıma değer katan ne var? Bu sorunun cevabını biliyorsanız, sadeleşmeniz çok kolaylaşır.
Elzem olanı nasıl bulacağımıza bir bakalım; neyi seviyoruz, neyi önemsiyoruz, bunlar sadeleşmemize yardım eder:

1- Benim için en önemli şey ne? Ne yapmaktan hoşlanıyorum? Herkes kendi cevabını verecek. Bana göre çok basit cevabı: ben karımla ve çocuklarımla olmayı seviyorum, yazmayı seviyorum, okumayı seviyorum, başkalarına yardım etmeyi seviyorum. Belki siz bisiklete binmeyi seviyorsunuzdur ya da müzik dinlemeyi ya da başka herhangi bir şeyi. Önce bu sorunun cevabını bulun.

2- Hayatımda sürekliliği olan şeyler neler? her ay, her hafta, her gün yaptığım ne var ve bunların hangisi benim için gerçekten önemli? Bu bakış açısıyla yaptığınız her şeyi inceleyin.

3-Eşyalar: Aynı soruyu sahip olduğunuz bütün eşyalar için de sorabilirsiniz. Onları gerçekten seviyor musunuz? Hepsi de gerçekten elzem mi? Tıkanırsanız, düşüncenizi netleştirecek şu soruyu sorun: Evimi değiştirsem, yeniden almak isteyeceğim birkaç şey ne olurdu? Geri kalanından kurtulun gitsin. Çünkü hayatınızda kalabalık ediyorlar ve stres yaratıyorlar.

4-Başka her şey: Aynı kavramı hayatınızdaki başka her şeye uygulayabilirsiniz; işiniz, her gün okuduğunuz gazeteler, izlediğiniz diziler, hayatınızdaki insanlar. Hangisi elzem, hangisini seviyorsunuz, hangisine önem veriyorsunuz, bulun ve geri kalanından kurtulun.
 
Sadeleşmek bomboş bir hayat yaşamak demek değildir. Yaşanacak alan yaratmak demektir. 
                                               
♥¸.•°*”˜˜”*°•. Leo Babauta ♥¸.•°*”˜˜”*°•.




Hepinize güzel bir hafta diliyorum, yazmadığım güzlerden kısa bir alıntı yapacağım resimler ile sizlere


Yürüyüşe çıktığım bir gün güzel bir bahçenin yanından geçerken cesaret edip çiçeklerden fide istedim, sohbet ederken bayanın eşi ile akraba çıktık:))



Biraz daha güzel olmayı denemeli insan.
Biraz daha nazik olmayı,
Kırılmamayı değil de kırmamayı öğrenmeli.
Sevilmekten öte güzel sevmeyi bilmeli.
İncelikler yapmalı,
Hoş görmeye çalışmalı.
Hoşgörü, doğanın ilk yasasıdır.
Eğer, öfkeni aklınla yenemiyorsan,
Kendini insandan sayma...!

Voltaire/ Menekşe Korkut



İyikilerim....








İnsan neden bazen hayatına doğru insanları çektiği halde o ilişkiyi sürdüremiyor biliyor musunuz.
Bazen cevap bugünde değil.
Çocukluğunda saklı.
Bir kız çocuğu babasından sadece sevgi almaz.
Güven duygusunu alır.
Hayata yaslanmayı öğrenir.
Sınır koymayı öğrenir.
Kendine değer vermeyi öğrenir.
Ve bir erille nasıl sağlıklı bağ kurulacağını ilk kez babasının varlığında hisseder.
Ama bazen baba vardır...
Duygusal olarak yoktur.
Bazen sevgisini gösteremez.
Bazen serttir.
Bazen sürekli eleştirir.
Bazen de kendi yaralarının içinde kaybolmuştur.
O zaman küçük bir kız çocuğu fark etmeden bir karar verir.
"Erkeklere güvenilmez."
Ya da...
"Sevilmek için kendimi sürekli kanıtlamalıyım."
İşte o karar büyür.
Yıllar sonra karşısına çıkan erkekler değişir.
Ama içerideki karar değişmez.
Ve insan bunu kader sanır.
Oysa çoğu zaman kader değil...
İçeride hâlâ cevap bekleyen eski bir yaradır.
Kadim öğretilerde denir ki...
Hayatına giren insanlar, bilinçaltında çözümlenmemiş düğümleri görünür kılar.
Bu yüzden bazı kadınlar aynı ilişkiyi farklı yüzlerle tekrar tekrar yaşar.
Çünkü ruh ceza vermeye çalışmaz.
Tamamlanmayı bekleyen bir dersi yeniden önüne getirir.
Ama işin en güzel tarafı şu.
Bir kadın, babasına duyduğu öfkeyi ve kırgınlığı görmeye cesaret ettiğinde...
Bu, yapılanları onaylamak anlamına gelmez.
Sadece geçmişin bugünkü seçimlerini yönetmesine izin vermemeye başlar.
Belki de gerçek şifa...
Babayı değiştirmek değildir.
İçindeki o küçük kızın artık korkmadan hayata güvenebilmesini sağlamaktır.
Çünkü bazen bir kadının kaderi...
Babası değiştiğinde değil.
Babasıyla ilgili taşıdığı yük çözüldüğünde değişmeye başlar.
🕊🤍🕊
Uğur Narlıdere.. 



Bazı insanlar sizi kötü biri olduğunuz için sevmez gibi görünmez.
Sizi kontrol edemedikleri için rahatsız olurlar.
Sorun sizin karakteriniz değildir.
Sorun, sizin bazı şeyleri fazla net görmenizdir.
Çünkü sizin yanınızda mağdur rolü işe yaramaz.
Sahte gülümsemeler tutmaz.
Güzel konuşmalar yeterli olmaz.
İnsanlar kendilerini süsleyip farklı göstermeye çalışsa da, siz sözlerin arkasını görürsünüz.
Ve bu bazı insanları rahatsız eder.
Hayatta bazı insanlar vardır…
Tatlı görünerek yönlendirir.
Suçluluk hissettirerek kontrol eder.
Egosunu alçakgönüllülük gibi gösterir.
Kötü niyetini “senin iyiliğin için” diye saklar.
Herkese farklı yüz gösterirler:
Birine çok iyi…
Birine mağdur…
Birine kahraman…
Birine masum…
Ama hayatında insan okumayı öğrenmiş birine denk geldiklerinde işler değişir.
Bakışlardan…
Sessizlikten…
Çelişkilerden…
Söz ile davranış arasındaki farktan gerçeği anlayan biriyle karşılaşınca, maskeleri düşmeye başlar.
İşte asıl sorun orada başlar.
Çünkü mesele sizin onlara bir şey yapmanız değildir.
Mesele, sizin yanınızda rol yapamamalarıdır.
Sizin sezginiz onların tiyatrosunu bozar.
Sizin huzurunuz, onların iç karmaşasını görünür kılar.
Sizin sınırlarınız, kurdukları düzeni bozar.
Sizin sessizliğiniz bile kontrolü kaybettiklerini hissettirir.
Bu yüzden bazen sizi:
“Zor insan…”
“Soğuk…”
“Kibirli…”
“Uyumsuz…”
İlan etmeye çalışırlar.
Çünkü sizi kötü göstermek, kendileriyle yüzleşmekten daha kolaydır.
Ama şunu unutmayın:
Her dışlanmak kayıp değildir.
Bazen birilerinin sizi sevmemesi…
Artık kolay kandırılan biri olmadığınızın işaretidir.
Çünkü maske işe yaramayınca…
Bazı insanlar konuşarak çözmeye çalışmaz.
Kırılır.
Uzaklaşır.
Arkanızdan konuşur.
Ve sizi kötü karakter ilan eder.
Çünkü rol yaparak yaşayan insanlar…
Kendilerini gerçek olmak zorunda hissettiren insanlardan pek hoşlanmaz



Haziran 2026 kolajım....

İyi haftalar...


YAZILI KARTLAR

03 Temmuz 2026

YAZILI KARTLAR

 


















OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420

01 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420



Sevmeden yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş...

*****

Dille yapılan edebiyat bize sevgiyi de öğretmeye başlamıştı, en azından sevgiyle yapılan işlerin daha verimli olduğunu göstermişti.

*****

Dilin doğru ve temiz oluşu, düşüncenin doğruluğunu ve temizliğini, düşüncenin doğruluğu ve temizliği de, gönlün doğruluğunu ve temizliğini gösterir.

*****

Öğretirken öğrenme, öğrendiklerini ön yargısız/artniyetsiz paylaşma...

*****

Ansızın yakalandığın bir yağmurdur aşk

Ve onun su birikintisinde

Bir serçenin banyo yapışı

Arındıkça hüzünlerden

Sevince mi çalar için?

*****

Yalnız kendi ülkesini bilen insan, hayat denilen kitabın ancak bir sayfasını okumuş demektir.

BYRON

*****

Toplumsal hareketler iki şekilde sona erer. Ya tamamen bastırılır ya da talepleri kabul edilir ve sönümlenirler.

*****



OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

30 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

 



Mutlu çocuklar için yeniden el ele, bu kez hayalden gerçeğe...

Dilek Yardımcı'nın yüz binlerce okurun yüreğini ısıtan “Hayal Sözleşmesi” serisi, dört bir yanı sevgi ve dayanışma ağlarıyla birbirine bağlayan Hayalden Gerçeğe ile noktalanıyor.

Anlatıcı koltuğuna bu kez ekibin neşe kaynağı Hasan'ı oturtan yazar, çocukluğa yeni anlamlar yükleyerek yarım kalmış bir çocukluğun geleceğe nasıl etki ettiği üstüne düşündürüyor.

Serinin son halkasında, derneklerine ulaşan mektupların izinde daha yaşanabilir yarınlar için yeniden el ele veren Hayal Sözleşmesi'nin büyüyen çocuklarının tek bir amacı var: küçük ya da büyük herkesin çocukluğunu ucundan bile olsa yaşaması!

Cuma akşamları Hayal Sözleşmesi Derneğinde bir araya gelen 8-A sınıfının iflah olmaz hayal avcıları, bu kez “Bir Mektup da Sen Yaz” projesi ile mektup kültürünü yeniden canlandırıyor ve yurdun dört bir yanından bambaşka hikâyelerin peşine düşüyor. Kimi zaman gülümseten kimi zamansa yürek sızlatan satırların sahiplerine ulaşmaya çalışırken, kâh gözü pek bir dedektif kâh dilbaz bir radyocu kimliğine bürünen kafadarları aldıkları bir mektup canevinden vuruyor. Günlük hayatın koşuşturmacası ve telaşına rağmen âdeta bir yaşam biçimi hâline getirdikleri Hayal Sözleşmesi'nden hiç vazgeçmeyen eski dostlar, çocukların hayallerini çalan dünya düzenine kafa tutmayı sürdürüyor. Tüm bunlar yaşanırken heyecan verici bir takip operasyonu ve akıllara durgunluk verici kiracı kaçırma numaraları ile iyice şenlenen roman; iki koca çocuğun, Neşe ile Hasan'ın bitmek bilmeyen atışmalarıyla kalplere sevgi tomurcukları serpiyor.

Kırık dökük duyguları itinayla sarmayı bilen Hayal Sözleşmesi ekibinin bu son serüveni, çocukları hayatlarının en güzel dönemini doyasıyla yaşamak için mücadele etmeye; yetişkinleri ise kendi çocuklukları ile yüzleşmeye çağırıyor.

Ufak dokunuşlarla hayallerin nasıl gerçeğe dönüşebileceğini gösteren kitap, mutlu bireyler yetiştirmek için daha küçük yaşta her çocuğa bir amaç vermenin önemini yineliyor. Çünkü çocuklara borçluyuz! Onlara çocukluklarını hakkıyla yaşatmak hepimizin borcu.

 KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Yazarımız çocukların diline hakim ve kahkahalı okunup dersler çıkartılacak çok güzel bir kitap yazmış. Seri kitap imiş..

KİTAPTAN ALINTILAR;

Sırlara sağdığımdır.
*****
Bütün enerjini spor yapmaya harcadığın için kimseye şiddet uygulamazsın.
*****
Şu hayattaki en güzel şey, bir insanın yüreğine dokunmak.
*****
Birbirimizi değiştirmeden sevmeyi öğrenmeyiz.
*****
İnsanların kötü iş koşulları yüzünden tedavisi çok zor olan hastalıklara yakalanması korkunçtu.
*****
Ne yaşarsak yaşayalım hikayeleri anlamlı ve güzel kılmak bizim elimizde.
*****