OKUDUKLARIM 2026/24 YILDIZLARA BAKANLAR

13 Mart 2026

OKUDUKLARIM 2026/24 YILDIZLARA BAKANLAR

 


Bir zamanlar ait olduğu güneş sisteminin mücevherlerinin en parlak, en güzel, en değerli parçası olan dünya, şimdi bir harabe hâlinde. Dünya üzerindeki dengeleri kökten değiştiren, kazananı olmayan büyük savaşın ardından umut dolu bir isyancı grubun -isyan ettikleri şeyin tam olarak ne olduğunu kendileri de bilmiyorlardı- oluşturduğu yapay zekânın ‘zihnine’ yansıyan ilk sözcüklerdi bunlar.

Yıldızlara Bakanlar, karanlıktan etkilenmiş insanları gözleyip onların zarar görmelerini engellemek isteyen bir yapay zekânın kurgusuyla başlıyor ve her şeye rağmen geldiği yolun sebebini unutmayan bir karakterin düşüncesiyle son buluyor.

Deniz Cansız'ın ördüğü bu öykü dünyası, sizi gerçeklik ve hayal arasındaki ince çizgide yolculuğa çıkaracak. Gözlerimizin önünden kaçırdığımız şeylerin izini sürmek için karanlığın derinliklerine dalacak, yolun sonunda ise biten savaşların ve ölümün sancılı gerçekleriyle yüzleşeceksiniz.

Gerçeğin zarını bir kez daha soyup bazı şeyleri gün yüzüne çıkarmak için…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

10 Tane öykünün yer aldığı güzel bir kitap.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Hepimiz bir bataklığın içinde yaşıyoruz.
Ama bazılarımız yıldızlara bakıyor.
Oscar Wilde
*****
Sosyal hayatta adaletten bahsediyorlar ama hevesler ve alınan riskler dışında, toplumlarının temel inançlarının hiçbir dayanağı yok.
*****
Her insanın içinde karanlık bir nokta olduğu doğru fakat yaşadıklarımla beraber gördüm ki dışarıda bir yerlerde daima bu karanlığı yoğurup şekillendirmek isteyen biri veya birileri var.
*****
Artık çokluğun bir parçası olamam. İnsanlar tahmin edilebilir olabilir ama bir yandan da anlaşılabilirlikten olabildiğince uzaklar.
*****
Senin için var olan tek bir gelecek var. Her seferinde ona gidiyorsun ama yine de pes etmeyi reddediyorsun.
*****
Merhamet bir duyguydu. Ancak gurur, ondan çok daha kuvvetliydi.
*****
Hayat nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğindir.
*****
Herkes korkusuz tipleri sever.
*****
Benim gözümde sen kendimde görmek istediğim her şeysin.
*****
Hepimiz kırık dökük insanlarız. Hepimizin içinde insanı karanlığa itecek şeyler var. Eğer o kod biz düzeltmeden bütün deney grubuna yayılırsa sonuçlar felaket olabilir.
*****


OKUDUKLARIM 2026/23 ALTI KIRK DÖRT DALGASI

12 Mart 2026

OKUDUKLARIM 2026/23 ALTI KIRK DÖRT DALGASI

 


Bir yazar karakterlerini nasıl oluşturur, olayları nasıl kurgular? Yazmaya odaklanamayan yazarımız, bunları sorgularken, baş kahramanı kapıya dayanınca kendini öyküsünün içinde bulur. Tanıdığı ilginç insanlar, sıradışı karakterler olarak öyküsünde yaşamaktadır: Matematikçi Mecnun Bey, hayali köpeğini arayan Doğan, gezici kütüphanesiyle Nigar Hanım, annesini özleyen Şehrazat, horoz Muzaffer Bey, altı kırk dörtteki o dalga ve daha nicesi... Yazmak üzere masasına oturduğu gün, güçlü bir horoz sesi duyan yazarımızı kahramanları kadar, olayların akışı da şaşırtacaktı

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Yazarın okuduğum ilk kitabı, ara sıra çocuk kitapları okumayı çok seviyorum.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bir yazarın en sevmediği şey, kahramanlarının, kapısına dayanmasıdır.
*****
İnsanlar tanışmazsa birinin acısı, başkasının gürültüsü olabilir.
*****
Bu köyde, her sınır çizgisi, hak edilerek kazanılmıştır.
*****
Burada en sevilmeyen şey, kibirdir.
*****
İnsanların, başkalarının ve kendilerinin sınırlarını öğrenmeleri önemlidir.
*****
Yazarlar bazen yaşadıklarını yazarlar. Bazen de yazdıklarını yaşarlar.
*****
Kötü budandığı için hafızasını kaybetmiş ağaçlar gibiyiz.
*****

"Bazen dostluklar, kurulmadan kırılır. Sevgiden başka çit olmasın etrafımızda."
*****
Öğrencilik yıllarındaki yaşlı profesörün söyledikleri geldi aklına: "Nasıl ki her kuşun eti yenmez, her yapıtın da fotoğrafı çekilemez, çocuklar. Teşebbüs etmeyiniz."


OKUDUKLARIM 2026/22 ADI AYLİN

10 Mart 2026

OKUDUKLARIM 2026/22 ADI AYLİN

 


Yükseltilmiş sahnede kapağı açık, maun bir tabut duruyordu. Uzun bir sıra oluşturan insanlar, tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp, içlerinden dua ya da vada ederek, tabutun başından ayrılınca, yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerinin alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzenin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu. Katafalkın üstünde, dört bir yanı rengarek çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı..."

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Aylin'in hikayesi çok güzeldi, yıllardır kitaplıkta beklettiğim için üzüldüm.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Gerçek hayatta roman yaşayamazsın.
*****
Aşk güzel şeydi
*****
Hayatta gri renkler vardır. Hiçbir şey siyah beyaz değildir. Hele sevgiler hiç değildir.
*****
İyi yürekli, doğru dürüst bir insan olmak için namaz kılmanın yetmeyeceğini biliyorsun değil mi?
*****
Normal, sıradan insanların hayatlarını biriyle paylaşmaya ihtiyaçları vardır.
*****
İşinde başarılı olman, mutlu olman için yeterli değil.
*****
Her sevginin içeriği başkadır.
*****
İnsanlar dünyaya, başlarına gelebilecek şeyleri yaşamak için geliyorlardı.
*****
Yaşam, fırtınada dönen bir yeldeğirmeni gibiydi.
*****
Kanser insanı bağırta çağırta alır.
*****
Sevdiklerimizin acı içinde ölümleri ruhlarımızı çok derinden yaralar. Yıllar sonra bile çıkabilir bu tepkiler.
*****
Aşkların en büyüğünün göstergesi, sevdiğine hayatını vermektir.
*****
Hiçbir azap sonsuza dek çekilmez.
*****
İçindeki çocuğu öldürürsen, hayatın tadı kalmaz.
*****
Terapilerde herkesin içindekini dışa vurması esastır.
*****
Ölüm diye bir şey yok bu ummanda
Umutsuzluk da yok, hüzün de kaygı da...
Bu umman sonsuz aşk ve sevgi dolu
İyiliğin, cömertliğin ummanı bu




KİTAPTAN MÜZİKLER;




OKUDUKLARIM DERVİŞİN FİKRİ (3. BÖLÜM)

09 Mart 2026

OKUDUKLARIM DERVİŞİN FİKRİ (3. BÖLÜM)

 


Sözünün eri olmak, insan olmanın da Allah Adamı olmanın da vazgeçilmez şartıdır. Zafer, üstün gelmek, galip olmak, karşıdakini öldürmek bir savaşın parçalarıdır. Söz ve haller ne kadar güzel olursa üstünlük ve galibiyet daha ince bir şekilde taçlanmış olur.
*****
İnsan içten, maneviyatla yükselir; gökler katına. İnsan sözünden tutulan, sözüyle hayatı anlamdıran varlıktır.
*****
Mesele isteğimizi, gayretimizi, duamızı, çabamızı ve bunlarla  örülü hayatımızı Allah'ın takdiriyle yaşayabilmektir.
*****
Yüce Allah karşısında yalnızken edepli olmak daha münasiptir.
*****
Zekâ, güzel bir vergi ve üstünlüktür. Kabiliyet, hem zekanın hem de becerinin birlikte yürümesidir. Üstün zekâlı olmak,  doğmak özel bir marifet değildir. Marifet; bunu geliştirebilmek ve en mühimi de iyi yolda kullanmaktır.
*****
Dünya, dünya ehli için gurur içinde gururdur. Ahiret, ahiret ehli için sevinç içinde sevinçtir. Yüce Allah'ın dostluğu aşk ehli için nur üstüne nurdur.
Beyazıt BİSTAMİ
*****
Dervişlik can yakma değil can kurtarma sanatıdır. Canlar, Allah'ı bildikçe tanıdıkça kurtulur. Allah'tan uzak kalanlar, kurtuluştan uzak kalanlardır. Allah dostları, korkutucu değil, müjdeci olmayı, yakıp yandırmayı değil uyandırıcı olmayı tercih ederler. Bunu nezaketle, üslupla ifa ederler. Cehennemin kapılarını göstermek kolaydır mühim olan gönülden tutarak hep birlikte cennetin bahçelerine yol alabilmektir. Hepimiz insan olarak kimi zaman kimi günahların karanlığına düşer, çıkmazlara girebiliriz. Böyle bir durumda bizi daha da derine iten bir el mi yararlıdır, bize ışığı sunan bir el mi? Üslup ve nezaket, sarhoşları da uyandırır, gaflettekileri de. En kolayı, en basiti, en acımasızı bizim dualarımızla birilerinin helak olmasını istemektir. En güzeli de, topyekun Allah'tan hepimiz için kurtuluş ve iki cihan saadeti  dilemektir. Allah dostları da, dualarıyla iki cihan saadeti dilemiş ve hak yolunun edeplerine uyularak buna nail olunmuştur. Hangi gönül, güzel bir duanın sıcaklığında Hakk'ın yolundan yüz çevirmeyi göze alabilir ki!
*****
Allah dostları dağların başında, denizlerin ardında uzaklarda, çok uzaklarda değildir. Böylesi bir hayatı da hiç makbul görmemişlerdir. Onlar, hayatın içinde, halkın içinde ama daima Hak ile beraber olmayı tercih etmişlerdir.
******
Allah dostları toplumun halinden anlayan müstesna insanlardır. Toplum, en zor zamanlarında onların kapısını çalar, onların duasını almak ister. Onlar da kendilerini toplum hayatının dışında görmez, maddi ve manevi olarak topluma, millete hizmet etmeyi bir vazife addederler. Toplumun hassasiyetleri konusunda da son derece hassastırlar.
*****
Kul hakkına girdiğimizde bunun tevbesi ancak o kulun hakkını iade edebilmek, gönül rızasını alabilmektir.
*****
Kimsenin kalbini yıkmaya, ona zarar ve ziyan vermeye hiçbirimizin hakkı yoktur.
*****
Allah adamları bütün ibadetleri, farzları, sünnetleri hakkıyla ifa edebilmek için canla başla gayret etmişler, gevşeklik ve tembellikten kaçınmışlardır.
*****
Malınıza mülkünüze bu kadar bağlı olmayın. Öldüğünüzde aileniz neyiniz varsa bölüşecek ve hatta çoğunu satacak. Sizi hatırlamak için de sadece üç beş hatıra bırakacaklar. Kadim bir sufi deyişi vardır; derviş dünyada yaşayan ama dünyaya ait olmayan kimsedir.
*****
Evliyaullahtan iki zat aynı anda göçmüşlerdi. Biri cennete diğerinden önce alındı. İkinci giren zat, bunun hikmetini sorunca kendisine; "Senin 2 gömleğin vardı, onunsa sadece 1" denildi.
*****
Edep, nezaket ve muhabbet. Allah dostlarının değişmez ahlakı, inceliği
*****
Ölçümüze uymayan bir elbiseyi hangimiz üstümüzde taşımak isteriz? Dışımıza ölçüsüzlüğü yakıştıramadığımız gibi içimize de yakıştıramayız bunu. Ölçü yoksa hayat da yoktur. Ölçü yoksa ömür de yoktur. Ölçüsüzlük belirsizliktir, ölçüsüzlük yokluğa gidiştir. Yerde gökte güneşte ayda ölçü vardır. Beden ölçüyledir, ruh da öyle.
*****
Ey büyükler, mürşidler nakletmişler ki, cetvel hal diliyle şöyle der; Bir kişi doğru ve düzgün olursa başkaları da onun vesilesiyle düzgün olur. Eğri bir sopanın doğru bir gölgesi nasıl olabilir? Derviş de bunun gibi kıbledir, yöndür. Onu gören kişinin sözü, fiili, ameli ve bakışı düzgün olur.
*****
Her iş kalpte olup bitmektedir; o sağlam olursa bütün ruh da sağlam olur. Yanık kalp; aşıkların, sadıkların kalbidir. Üstelik ahirette bizden altın, gümüş, hırka, lokma değil kalb-i selim istenecektir.
*****
Allah dostlarının içleri de dışları da Hak ile olduğu için dillerinden de gönüllerinden de zikir çıkar. Zikir, anmak demektir.
Zikir, sevenin sevdiğini ve sevgisini izhar etmesidir. Zahir de zikirdir, batın da. Seven sevdiğini anar. Onunla yaşar, onunla hayat bulur. Zikir, sadece belirli mekanda, belirli zamanda olmaz. Günün akışı içinde daima mümkündür, sevdiğini söylemek. Ömrün her deminde, günün her anında zikir mümkündür. Hak dostları bu muhabbeti, bu zikri halka da tavsiye ederler. Gönlün yola girmesi, ömrün bereket kazanması başka nasıl olur ki!
*****
Allah dostları sözleri tesirli, duaları makbul insanlardır. Onların gönlünde Allah olduğu için duaları da O'na ulaşır.
*****
Kıskançlık, haset; insanı ve bütün iyilikleri yakan, yok eden bir alevdir. 
*****
Asıl tahsil marifetullah tahsilidir.
 

OKUDUKLARIM 2026/21 DERVİŞİN FİKRİ (2. BÖLÜM)

05 Mart 2026

OKUDUKLARIM 2026/21 DERVİŞİN FİKRİ (2. BÖLÜM)

 


Rabia Adeviyye, hepimizi ikaz etmekte; şikayeti, sızlanmayı ve hatta isyanı biliyorsunuz peki hiç sağlıklı ve sıhhatli zamanlarınızda Rabbinize karşı teşekkürü de dile getirebiliyor musunuz, demektedir.
*****
Rabbine şükretmeye, insanlara teşekkür etmeye alışan bir dil, bunu zor zamanlarda da ihmal etmez. Nimete nankörlük etmediği gibi mihnete de isyanla değil sabırla, şifayı, devayı nasıl ve kimden arayacağını bilerek katlanır.
*****
Hayranlık ise bizi her adımda yoğurur, inceltir, tefekküre ve teşekküre sevk eder.
*****
Hoştur bana senden gelen; ya goncagül yahut diken, dememişler mi arifler.
*****
Kalbimizi, aklımızı, zihnimiz ve ömrümüzü meşgul eden bir mesele bizim onda, ona bağlanıp kaldığımız gösterir. Kalbimiz bağlanmıştır aklımız bağlanmıştır. Bu bağlar çözülmedikçe ondan kurtulamayız. Yermek, kötülemek de bir çeşit anma, onu varlık olarak kabul etme, onunla muhatap olmadır. Dahası yermenin ve kötülemenin ardından bazı durumların değişmesiyle ona bağlanma, onu isteme, onunla mutlu olma hâli hâsıl olur ki bu da baştaki iddiamızın tam tersine talip ve bağlı olduğumuzu ispat eder. İlgimiz, alakamız neyedir; neyin peşinden gidiyoruz, bu sorulara kendimiz cevap vermeliyiz. Bir başkasına, bir başkayı kötülemek, yermek bizim ondan bağımsız olduğumuzu değil tam aksine ona ne kadar bağlı ve hatta bağımlı olduğumuzu işaret eder.
*****
Nasıl ki, beden kusurlarımız için hekime gidiyor, o hekimin verdiği reçeteyi harfiyen uyguluyor isek, kalp kusurlarımız için de kalp hekimine müracat etmeli, onun verdiği reçeteyi adım adım, yudum yudum uygulamalıyız. O zaman kim hasta, kim hekim; kim arif kim sadece iddia sahibi ortaya çıkar.
*****
Arifler sözlerin değil halin, gösterişin değil yaşamanın peşindedir. Çeşitli makamlarda mübarek ağızlarından inciler, hakikat dökülür, saçılır. Alan alır, bulan bulur. Ancak onlar, sözü süsleyerek gösterişe kaçmaktan hem kendilerini hem de etraflarındaki korumak isterler.
*****
İsteyen, talep eden, muhtaç olan fakirdir. Allah'tan istemek kaydıyla hepimiz fakiriz zira sonsuz mülkün, sonsuz hazinelerin sahibi Allah'tır ve bize sonsuz hazinelerinden vermekte, ikram etmektedir. Veliler, kalplerine Allah'ı koydukları için, ne para ne makam burada yer edinemez.
*****
Zengin midir, fakir midir, gözlerine toprak dolunca anlayacaktır. Açgözlülük, sürekli paraya talip olma en büyük fakirliktir. Şükür, bütün zenginliğin başıdır. Allah adamları, Allah ile zengin olmuşlar, Allah ile olan zenginliğe talip olmuşlardır.
*****
Yaratılmışlardan Allah'a en yakın olanı, halkın yükünü çokça çeken güzel huylu kimselerdir.
*****
Her meselede karşımıza ariflerin bakışı, yaklaşımı, güzel üslubu çıkmaktadır. Onlar önce yaşayarak sonra sözle ifade ederek örnek ve öncü olmuşlardır. Sert kayalardan, Allah'ın lütuf ve yardımıyla, nice berrak kalpler, gönüller devşirmişlerdir. Önce temsil sonra tebliğ onların düsturudur.
*****
Kendinden veremeyen, Allah'ın kendine verdiklerini Allah'ın kullarıyla paylaşamayan biri, hangi yüzle ne bekleyebilir Allah'ta.
*****
Allah bu dünyayı barış, huzur ve dinlenme yeri olarak yaratmamıştır. Burada mücadele etmeli, çok çalışmalı ve bu dünyadaki engellerin üstesinden gelmeliyiz. Manevi olarak da ancak böyle tekamül edebiliriz.
*****
Kötü huylarımız, onları bir ehline göstermeli, verilen reçeteye de uymalıyız ki canımız huzura kavuşsun.
*****
Mecaz yoldur, insan okumayı bildiği sürece mecaz yoluyla gayesine ulaşır.
*****
Allah dostlarının dünyasında ve dilinde bu dünyanın kendisi mecaz olarak görülmüştür. Amaç burayı yok saymak ya da burada eğlenip kalmak değil aksine buradan geçerek hiç geçmeyene ulaşmaktır. Bu sebeple mecazlar, birer köprüdür; gaye köprüden geçip yol alabilmek nihayete ulaşabilmektir. Bu dünya fanidir, hakiki değildir; ödünçtür.
*****
Kalp içinde ne varsa onu sızdırır.
*****
,Kalbi aydın olanın; dilinden de, elinden de, zikrinden de, fikrinden de hakkın tecellileri çıkar.
*****
Bizi üstün eden postumuz değil, kalbimizden başlayan ve tavırlarımıza yayılan güzel huylarımızdır.
*****
Allah dostları genellikle az ve öz konuşurlar, kelamları gönüllere şifa olur.
*****
Beytullah, Allah'ın evidir; evin sahibi Allah'tır. Oradaki manevi hâller ve tecrübeler kalpten kalbe nakledilir. Bu ibadet hem maddi boyutuyla ve şiarlarıyla hem de manevi yüceliğiyle zenginliktir.
*****
Hac hem mali hem de bedeni ibadettir. Zenginlere değil Allah'ın davet ettiklerine nasip olur.
*****
Her ibadet öncelikle tertemiz bir nihayetle anlamını bulur.
*****
Kimseyi hor görmemeli, hiçbir ibadeti kimseye mahsus bellememeliyiz. Her can, Allah'ın kuludur.
*****
Dünya geride kalmadıkça ahiret öne geçemiyor. Kalpten onu çıkarmadıkça ahiret düşüncesi kendine yer bulamıyor.
*****
O mübarek mekana bedenimizle gidelim ama asıl götüreceğimiz, asıl sunacağım kalbimizdir. Kalbin meşguliyeti, kalbin niyeti, kalbin istediği Allah olmalıdır
*****

Devamı gelecek son post olarak.