OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

18 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

 


Ayşe’nin yüzünde aptalca bir gülümseme vardı. Bütün bu olaylara rağmen tebessüm etmesi tuhaftı. Kendini tanıtırken yaptığı jest ve mimikler ve sesinin tonu Kenan’ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu durum kızın sağlam ayakkabı olmadığını düşünmesine sebep oldu. Üzerinde sıradan bir pantolon, bunun üstüne gömlek ve bir hırka giymişti. Bakışları fıldır fıldırdı. Ancak masumu oynamakta da geri kalmıyordu. Ellerini önünde bağlayarak sağa sola hafiften sallanıyordu.
Bilinen bir şey şu ki, hiç bir suç sonsuza kadar saklı kalmaz. Tıpkı romanımızda olduğu gibi. Her olayın bir yeri, mekanı ve zamanı vardır. Bunu bulup  çıkarmakta görevlilerin işidir. Romandaki olayların sonuçlarını da  yine roman kahramanı görevlilerin bulup sonuca ulaşmış olmaları sanki yaşanmış bir olayın sonucuma varmış olması gibi önemlidir.
Uzun cümlelerin yerine, okura rahat nefes aldıracak ve okuru sayfalar arasında sürükleyecek derecede kısa cümlelerin olması kitapta bir avantajdır..

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Okuyacaklara keyifli okumalar.

KİTAPTAN ALINTILAR;

İnançları sorgulamamak en doğrusu.
*****
İnsanın kendi kendini teselli etmesi ne kadar da zormuş.
*****
Samimi ol, kendin ol
*****
Her mağduriyet, masumiyet anlamına gelmezmiş.
*****
Ergonomi ya da az önce dediğim gibi işbilim. Her iş yerinin mücadele edeceği konulara değinir.
*****
İşbilim, insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur.
*****
Bir düşünüre göre mutluluk "Sohbet edecek kadar dost, kimseye muhtaç olmayacak kadar gelir ve elden ayaktan düşmeyecek kadar sağlıkta gizliymiş.
*****
Yaşanan acı karşısında herkes farklı bir davranış sergiliyor. Bazıları acısını dışa vururken, bazıları acılarını içine atmayı tercih ediyordu.
*****
Erdemli kişiler, her zaman vicdanlı insanlardır, geçmişi ve özü acımasız olan kişiler ise bu kötü özellikleri taşır.
*****
İnkar yiğidin kalesidir.
*****
Aile olmak güvene dayanır.
*****
Aslında ,insan hem legal, hem helal yaşamalı. Böyle bir yaşantıda ne hapis korkusu yaşarsınız, ne de vicdanınız sizi rahatsız eder. Böylece gece başınızı yastığa koyduğunuzda, uykunuzu kaçıracak şeyler pek az olur.
*****
Hiç sevilmemiş olmak mı , yoksa sevilip kaybetmek mi hangisi daha kötü olabilir ?
*****


OKUDUKLARIM 2026/38 SOLUK SALINCAĞI

17 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/38 SOLUK SALINCAĞI

 


İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı’nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg’in öyküsünü anlatıyor. Karlarla örtülen umutların, bavul yerine geçen bir gramofon kutusunun, adları absürt denecek denli uzun muhafızların ve her şeye rağmen diri kalan tutkunun öyküsü bu, bir cümleye tutunarak yaşamanın ya da sadece yaşamaya çalışmanın öyküsü. Hayatta kalmanın, ne olursa olsun ayakta kalmanın ve açlık meleğine kafa tutmanın öyküsü.

Herta Müller, tarihsel gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış Soluk Salıncağı’nda kelimeleri imgelere, imgeleri adeta zihinde açılan çentiklere dönüştürüyor. Çağın belki de en dehşetli hakikatleri kanıksanıp gündelik yaşamın parçası haline gelirken, Herta Müller’in sözcükleri insan olmanın kırılganlığını ve yaşamanın korkunç ve büyüleyici güzelliğini sayfalara döküyor, bizi kaleminin gücüne bir kez daha hayran bırakıyor.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı'nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg'in öyküsünü anlatıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Cennet zamanı harekete geçirir.
*****
Alışıyor insan küçümsenmeye.
*****
Isırganlar insanların oturduğu yerde boy verir sadece demişti büyükannem, sarmaşıklar da sadece koyunların olduğu yerde.
*****
İnsan yazgısını elden çıkarırsa, yitip gider.
*****
Ölüme karşı insan kendi yaşamına ihtiyaç duymuyor, tamamen bitmemiş bir yaşama ihtiyaç duyuyor sadece.
*****
Yalnız insan açlık çekiyorsa, açlık konuşmamalı. Açlık bir karyola değil, yoksa bir ölçüsü olurdu.
*****
Erkek yiyecekle ilgilenmeliydi, kadın çamaşırlar ve teselliyle.
*****
Okumanın insanı sakıngan, seçici ve duyarlı kıldığını söylüyorlar.
*****
Post yandığında kötü kokar.
*****
Bazen bir plan yavaş olgunlaşsa da damdan düşer gibi bir karar almak ve karara güvenmeden önce onun aniliği tarafından sürüklenmek heyecan uyandırıyor.
*****
Bir kuğu şarkı söylediğinde sesi hep kısıktır, insan onun küçükdilinin şişliğini duyar.
*****
İnsanın vurdumduymazlığı kimyasal maddelerin zehri kadar eski.
*****
İnsan bir deri kemikse, duygusal daha cesur oluyor.
*****
Yorgun gurur kederlendiriyor insanı.
*****
Şanslı olmak için bir amaca ihtiyacı var insanın.
*****
İnsan ancak üstünde günün yorgunluğu olduğunda geceleri rüya görüyor.
*****
Korku merhamet tanımaz.
*****


ETRAFINDA KİMSEYİ BULAMAMAK ZOR, İÇİNDE KİMSEYİ BULAMAMAK DAHA ZOR....

07 Haziran 2026

ETRAFINDA KİMSEYİ BULAMAMAK ZOR, İÇİNDE KİMSEYİ BULAMAMAK DAHA ZOR....

 


UMUTLU İNSAN OLMANIN YOLLARI

“Bilincimize çıkaramadığımız şey, hayatta karşımıza yazgı olarak çıkar.”
Carl Gustav Yung

Sürekli umutsuzluk içine düşerek enerjilerimizi kilitlemekten, kendimizde duygusal blokajlar yaratmaktan vazgeçebiliriz !...
Bilgeye sormuşlar. Akıllı ile Aptal arasındaki en büyük fark nedir diye?
Bilge;
“Akıllı insan her anı farkındalıkla yaşar ve bir kere ölür. Aptal insan ise her anı ölecekmiş gibi yaşar ve bin kere ölür” demiş…
Gün içinde sık sık umutsuzluk içine düşeriz. Çevremizdeki herkes gibi asık suratlı olur ve sanki emeklilik yıllarını bekleyen, hayattan vazgeçmiş insanlar gibi olmaya başlarız. Hayallerimizi kaybeder ve çocukluk enerjimize veda ederiz. Üçüncü sayfa haberlerini okur, tv de bu tip programlar seyreder ve bunlar bizim başımıza gelmedi diye seviniriz. Ama bu kadar günlük yaşamın içine girince ve kendi iç varlığımızdan kopunca sonunda yaşam enerjimiz düşer, umudumuz azalır, hayallerimize veda ederiz.
Enerjimizi kısıtlayan bizi pasif hale getiren bu etkenleri birlikte değiştirebilir ve dönüştürebilir, gülüşümüze ve enerjik halimize tekrar kavuşabiliriz.
Önce kendimizi suçlamayı bırakalım…
Her sabah uyanır uyanmaz şikayete başlamaktan vazgeçelim, o gün için en olumlu olan şeyi düşünmeye veya imajine etmeye çalışalım… Her günün getirdiği kendine göre bir hayrı, iyiliği, güzelliği mutlaka vardır. Her sabah hayata yeniden başlamak demek aslında umudu hiç yitirmemek, Tanrı’ya evrenin gizli düzenine ve insana güvenmektir…
Başaramadığımız bir olayla karşılaştığımızda lütfen şunları söylemeyelim: “Kendime kızıyorum. Başaramadığım şeyler beni bu hale getirdi veya şunları yapabilseydim daha iyi olacaktı. Şöyle yapsaydım harika bir hayatım olacaktı” demekten vazgeçin lütfen…
Aynaya bakın ve kendinize “sen harika bir insansın ve seni suçlamıyorum” deyin. Geçmiş hatalarınızı affedin ve geçmişin yükünü artık sırtınızdan indirin.
Doz aşımı yaratacak şekilde başkalarını mutlu etmeye çalışmayın. İnsanın ailesi veya yakınları için bazı fedakarlıklarda bulunması son derece doğal ve sağlıklıdır. Fedakarlık yapmayı, kendinden vermeyi öğretir ama onun da bir ölçüsü olduğunu unutmasak iyi olur…
Tüm enerjinizi size değer vermeyen ve sizi önemsemeyen insanlar için harcamayı bırakın. Sizi seven insanlara odaklanın. Ailenize ve sizi sadece siz olduğunuz için sevenlere. Enerjiniz tükeniyor, yoruluyor adeta bir yere bağlanıyor çünkü hayatınızın odağını yanlış kişilere döndürüp, enerjinizi onlar için harcıyorsunuz. Tüm hayat enerjinizi size değer vermeyen ve aslında değişmek istemeyen insanlar için harcarsanız hem zaman kaybeder, hem de yorulursunuz. Almak istemeyeni, değişmeyi arzu etmeyeni kendi yollarına bırakın… Onları sırtınızda bir yük gibi taşımayın. Bırakın nazikçe yollarına gitsinler, emin olun ki, size başka kapılar açılacaktır…
Kendinize inanın!… Siz evrensel bir varlıksınız ve sonsuzun oğlu ya da kızısınız…
Çoktan vazgeçtim hayallerimden diyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz hayatınızı değiştirecek yegane kişisiniz. Şu aralar enerjiniz adeta kilitleniyor olabilir çünkü inanmadığınız şeyler yapıyorsunuz. İstemediğiniz işleri sürdürmeye çalışıyorsunuz. İstemediğiniz halde tüm enerjinizi o işe vermek zorunda kalıyorsunuz. “Mecburiyetten katlanıyoruz, ne yapalım? Kim ister ki bunları yaşamayı” diyebilirsiniz.
İlk bakışta haklı da olabilirsiniz ama çaba göstererek, süreforla kendi üzerinizde çalışmaya devam ederseniz yeni insanları yeni imkanları ve yeni kapıları kendinize doğru çekmeye başladığınıza şahit olacaksınız ve bu size büyük bir güven verecek…Mutsuzluğunuzun ve enerjinizin kısıtlanmasının asıl nedeni inanmadığınız ve gerçekte istemediğiniz şeyleri yapıyor olmanızdır.
Ben Ne İstiyorum? Gerçek İsteğim Nedir?
Lütfen şöyle bir silkelenin ve kendinize sahiden ben ne istiyorum? Gerçek isteğim nedir diye sorun… Bu bilinçli farkındalık sorusu, değişimin minik taşlarını harekete geçirerek size yeni bir yol hazırlayacaktır çünkü biz herşeyi önce imajinatif bir ortamda, düşünce dünyamızda yaparız. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi… Ama artık çocuk değiliz ki, bu kendini kandırmak değil midir ? demeden önce birkaç deneme yapmakta fayda var…
Saf ve Huzurlu Düşünmenin Yollarını Arayın
Bir çocuk gibi saf ve huzurlu düşünmeyi öğrenmek mümkündür. Önce anda kalmayı ve günlük yaşamda zihnimizi sürekli meşgul eden konuların ne olduğunu bulmayı anlamaya başladıktan sonra tabii ki… Yaşam enerjinizi kısıtlayan en büyük etkenlerden biri de budur. Çok fazla hesap ve plan yapmak, hayatı sürekli yönetmeye, kontrol etmeye çalışmak çok yorucudur ...
Hiç dikkat ettiniz mi bazı insanlar vardır hava durumunu bile kontrol etmeye çalışırlar ve ne kadar huzursuz, mutsuz, endişe, kaygı dolu insanlardır…Hayatın getirdikleri ile mutlu olmayı ve küçük keyifleri hiç bilmezler, biz öyle olmayabiliriz. Küçük mutlulukları, küçük keyifleri kaçırmayabiliriz. Sevdiğimiz bir arkadaşımızla içtiğimiz bir kahvenin, sıcak bir sohbetin ne kadar doyurucu ve rahatlatıcı olduğunu hepimiz biliriz aslında ama hep erteleriz niyeyse…
Aklınızı sessizleştirin
Birkaç nefes alıp, küçük bir meditasyonla zihni izlemek kolaydır, alıştıkça zihinde bir sakinleşme olur, oradan oraya minik bir maymun gibi zıplamaktan hoşlanmaz hale gelir ama hepsi için çaba sarf etmek ve egzersiz yapmak gerekir. Zihninizi sakinleştirin huzurun geldiğine tanık olacaksınız… Huzurlu bir ruhun tüm Çakraları açık olduğu için enerjileri de düzgün akar ve evrenle olan bağları da güçlüdür…
Ağzınızdan çıkana dikkat edin
Tutamayacağınız sözler vermeyin. Kimsenin arkasından konuşmayın ve kınamayın. Unutmayın kınadığınız şey başınıza gelir ve o şekilde sınanırsınız. Hayatını kanunu bu. Ağzınızdan çıkan yanlış sözler size negatif enerji olarak geri döner.
Olumsuz düşünmekten vazgeçin
Kafanızda kurduğunuz olası geleceklerin hiç biri olmayacak çünkü sizin için en doğru gelecek seçildi. Siz bir bedeni deneyimleyen ruhlarsınız. Siz enerjisiniz. Hayatınızı negatife değil pozitife yönlendirin. Unutmayın akıl her zaman negatifi düşünmeyi tercih eder.
Kaygı Enerjileri Kilitler
Gelecek kaygısı duyarak enerjinizi bağlıyorsunuz. Eğer kaderiniz içinde güzel bir sabah varsa kimse sizden onu alamaz. Ama bu sabahı berbat etmek istiyorsanız kimse size engel olamaz. Kötü veya İyi yoktur. Sadece denge vardır. Akışı kontrol edemezsin. Ama akışa uyarsan zaten gitmen gereken yere seni götürecektir.
Hayatın Asıl Amacının Deneyim Yaşamak Olduğunu Unutmayın
Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır. Ama hayatın asıl amacı deneyimlemektir. Yaşadığınız sonuçlardan kimseyi suçlamayın ve özellikle de kendinizi suçlamayın.
Gülen Neşeli İnsanlar ile Bir Arada Olun.
İki hasta varmış ikisine de aynı teşhis koyulmuş ve ameliyata alınacaklarmış. Hastalardan biri öleceğine inanıyor ve sürekli söyleniyormuş. Diğeri ise gülüyor ve hayatının daha iyi olacağına inanıyormuş. İkisi arkadaş olmuşlar. Önce karamsar olan günlerce anlatmış ne kadar tehlikeli bir ameliyata gireceklerini ve kurtulma şanslarının ne kadar zor olacağını. Neşeli hasta ise onun anlatmaları her bittiğinde komik bir anısını anlatıyor ve gülüyorlarmış. Sonunda ne mi olmuş karamsar hasta da bırakmış ameliyatı filan o da yaşadığı anıları anlatmaya başlamış. Ameliyat gününde ikisi de gülerek ve neşeli girmiş ameliyata. Sağlıklı bir şekilde çıkmışlar ameliyattan.
Hepimiz biraz karamsar hasta gibiyiz. Hep kötü olasılıkları seçerek düşündüğümüzü bir türlü farkedemiyoruz… Olur olmaz herşeye kafayı takıyor çevremizi ve kendimizi mutsuz ediyoruz. Sizce o neşeli hasta olmak zor mu bu kadar? Siz karamsarsanız bile çevrenizde neşeli insanlar olsun. Onlar sizi o girdaptan kurtaracaklardır.
Negatif Enerjilerin Alıcısı Olmanız Gerekmez
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez.
Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz.
Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir.
Şifa veren tek şey sevgidir.❤
Derleme : Sandra İngerman’dan…


Herkese merhaba uzun zamandır yazı hazırlamadım, bazı sorunlarla karşılaştım şimdi onları çözmeye çalışıyorum. Sorun sağlık açısından, dualarınız benimle olsun. Bu çarşamba Şehrime Edirne'den gelen bir Prof. ile görüşeceğim, eğer o da operasyon derse de, ki aile sağlık doktorumun önerisi bu birkaç kişiden öneri almadan bu kararı alma demişti, bir kaç yerle görüştüm operasyon için, fiyat aldım. Ama gönlüm ağbimin cerrahında büyük ihtimal ona başvuracağım operasyon için, ki ağbim de öyle istiyor. Başka bir şehirde operasyon olmak zor gelecek ama dayanacağım. Öyle bir an ağrı yapıyor ki vücudum beynime kadar sinir uçlarım devreye giriyor. Her şeyin hayırlısı olsun.




Herkesin kendince tutunduğu mutlak bir haklılık felsefesi vardır. Ben kötüyüm diyen insan görmedim desem yeridir. İnsan kendini anlatır…
ama kalbini saklar.

Bu yüzden
her gördüğüne kesin doğru gibi sarılma.

Alıntıdır.

Sevgiler 🕊️🕊️


Kütüphaneden gelenler



pancar lezzetleri



Yeniler...


Yeniler 2



Annem beyaz sardunya kurumuş dedi, gereği yerine getirildi.


Artık kendimi kimseye sevdirmeye çalışmıyorum, sevmeyenin hep bir bahanesi olduğunun farkındayım…

• Artık kimseye olur olmaz beni eleştirme hakkı tanımıyorum. Biliyorum ki ben özel ve değerliyim ve kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim.

• Artık kendini beğenmişe, ukalaya, kibirliye hayatımda yer vermemem gerektiğinin farkındayım.

• Artık her şeye bir “ama” cevabı verenlere bir şeyler anlatmaktan onlara çözüm üretmemek gerektiğini fark ettim..
 Biliyorum ki isteyenin planı istemeyenin “ama”sı var.

• Artık körü körüne eleştirenler ile körü körüne savunanları aynı kefeye koyuyorum. Fanatiklere nefes tüketmemek gerektiğinin farkındayım.

• Artık başkasının dedikodusunu yapanla, sırrımı ve özelimi paylaşmıyorum. Bugün ona yapanın, yarın bana yapacağının farkındayım.

• Artık inatçı insanlara bir şey inandırmaya, ikna etmeye çalışmıyorum. “Bu onların kişiliği” demem gerektiğinin farkındayım.

• Artık affedemeyen, mükemmeliyetçi ve katı insanlardan uzak duruyorum. Hata yapan, özür dilemesini bilen insanlarla hayatı paylaşmam gerektiğinin farkındayım.

• Artık kimseyi mutlu etmek zorunda olmadığımı farkındayım. Beni hayatının merkezine koyanları, benim üzerimden var olanları, benim üzerimden mutlu olmak isteyenleri, istemediğimi fark ettim.

• Artık kendini geri çektiğinde de senin sayende yaşayanların ve mutlu olanların başının çaresine baktığını farkındayım.

• Artık kendini ulaşılmaz gösterenin aslında ambalajdan ibaret olduğunu farkındayım.

• Artık kimseyi hayatında zorla tutamayacağını, gitmek isteyenin bahanesi olduğu gibi kalmak isteyenin de bahane aradığını farkındayım.

• Artık iyi insanlar için daha çok çabalamam gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi hissettiren insanlar için, daha çok emek vermem gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi bir ilişki için sevgiden çok iyi anlaşmanın önemli olduğunun farkındayım.

• Artık kimin yanında “kendim “isem onun yanında daha mutlu olduğumun farkındayım.

• Artık hırslı insanlardan uzak durmam gerektiğinin farkındayım.

 Amaçları için herkesi kullanabileceklerinin farkındayım.

• Artık gerçek dostluklarda mesafenin önemli olmadığının farkındayım. Yıllar sonra bile bir araya geldiklerinde kaldıkları yerden devam ettiklerini öğrendim....
Her şey "iyi" olmak zorunda değil.
Önemli olan, 
Her şeyin içindeki "iyiyi" görebilmek...
“Rızık denince hep maddi boyutunu anlıyoruz.
Oysa;
Sevmek sevilmek de rızık meselesi...
İyi insanlara denk gelmek de...

İYİ İNSANLARA DENK GELMEK NASİP OLSUN HEPİMİZE…❤️



İYİ HAFTALAR, SAĞLIKLI GÜNLER HEPİMİZE…❤️




ALTINI ÇİZDİKLERİM 2026/3

02 Haziran 2026

ALTINI ÇİZDİKLERİM 2026/3

 





































OKUDUKLARIM DERGİ 2026/5 HECE ÖYKÜ DERGİSİ SAYI:134

31 Mayıs 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/5 HECE ÖYKÜ DERGİSİ SAYI:134

 


İnsan kendinden başka neyi yazabilir?
*****
İnsan bazen ölmek için değil, bir şeyin gerçekten gelip gelmeyeceğini görmek için bekler.
*****
İnsan bazen acının geçip geçmeyeceğini değil, ne kadar süreceğini merak eder. 
*****
Sevilmenin kibri, bin mesele taşır içinde.
*****
Korku yaşadığını anlatır insana.
*****
Beklentiler üzer.
*****
Toplumları genelde en bilgeleri değil, en ihtiraslıları yönetiyordu.
*****
Sanat insanın doğayı taklidinden doğmuştur.
Aristo
*****
Herkes turşu suyu kadar olsa keşke önce yaksa sonra ferahlık verse.
*****
Herkes talihinden yakınıyor, zekasından yakınana rastlamadım.
Cenap şehabettin.
*****
Talih çok yer kaplar hayatımızın şekillenmesinde.
*****
Titizlenmenin hayatın tadından bir şeyler eksilttiği muhakkaktır. Bu kaybın yerini ise başka bir lezzet, tat, kazanım alır. Kaybetmeden kazanmak defterimize yazılmamıştır.
*****
Edebiyat dile veya biçeme indirgenemez.
*****
Yazmak için yalnızlığa, yazının malzemesi için insanla temasa ihtiyacımız var.
*****
Günümüzde bireyin dokunulmaz şımarıklığını yücelttik, edebiyatta mağrurlukla fiyonklayıp mağdurlukla paketler olduk.
*****
Aşırıya kaçarak anlatılan okuyucuyu himayesi altına almak isteyen meseleyi okurun gözüne sokarcasına aktaran melodramı kimse sevmez zaten.
*****
Travma yalnızca bireysel bir deneyim değildir; savaşlar, göçler, darbeler, soykırımlar, toplumsal şiddet ve kitlesel felaketler gibi tarihsel olaylar, kollektif bellekte derin izler bırakarak toplumsal kırılmalara sebep olur.
*****
Kitap bize şiddetin ve zulmün insan doğasında açtığı tahribatı estetik bir tanıklığa dönüştürerek kollektif belleğe kazır.
*****
Bir olay yaşandığı anda travma oluşturmayabilir, yıllar sonra başka bir deneyimle bağlantı kurularak geriye dönük biçimde travmatik anlam kazanır. 
*****
İnsan hatırlamak istemediği şey tarafından yönetilir.
*****
Modern dünyada insan maddi her imkana sahip olsa da maalesef duygusal eksikliğin üstesinden gelemez.
*****
Acının ya da travmanın hatta sevincin edebiyat malzemesine dönüşmesi için sağlıklı bir soğukkanlılık mesafesine ihtiyacımız vardır.
*****
Belki de bunca badire atlatan ve ölmeden günleri bitirebilmenin korkusunu yaşayan insan biraz bencilleşmeye başladı.
*****
Yaptığımız her eylemin bir bumerang gibi dönüp dolaşıp bizi bulaşağı bir sistemde yaşıyoruz. İster buna karma deyin isterseniz ilahi denge.
*****
Oysa bir acının ya da travmanın hatta sevincin edebiyat malzemesine dönüşmesi için sağlıklı bir soğukkanlılık mesafesine ihtiyacımız vardır. Bu yüzden tabloları en iyi görebilmek için yakından değil, birkaç adım uzaktan bakmak gerekir çoğu zaman.
*****

Ağlamayın, hissettirin
Teşhir etmeyin, sezdirin
Güneşten kaçın, gölgelere ve sislere sığının.
Ve kırılıp parçalanmış olsa da bir kalbiniz olduğunu hatırlayın.
*****
Sonuçta hep hak ettiğimizdir bizi bulan.
*****
Her ruh geçmişe özlem duyar ama bir daha asla geri dönemeyecek kadar çaresizdir.
*****
Gönül boşken de güzel. Oh, mis, eşyasız ev gibi. Koştur dur. Ferah, sakin.
*****
Hayat bazen kırık bir aynadan kendi gözlerini yoklamak gibi.
*****
Geçmiş, sessiz bir lamba gibidir; yandığında aydınlatır, söndüğünde fısıldar.
*****
Gerçeği düşten ayıran şey neydi?
*****
Çocukluğumu yeniden başlatabilir miyim?
*****
Zaman seni büyütür ama çocukluğunu senden alamaz.
*****
Hayatın skoru ise hep aynı: bir kazanan varsa mutlaka bir kaybeden de oluyor.
*****
Ruhun güncellenmesi için kaç GB'lık bir acı gerekiyor?