SÖYLEDİKLERİMİZLE DEĞİL SÖYLEYEMEDİKLERİMİZLE VARIZ

01 Kasım 2026

SÖYLEDİKLERİMİZLE DEĞİL SÖYLEYEMEDİKLERİMİZLE VARIZ

 


BEDEN BİLGELİĞİ... 

Zihnimiz mantıklı bahaneler üretmeye veya sosyal nezaket kuralları gereği bazı durumlara katlanmaya çalışırken, bedenimiz gerçeği doğrudan ve filtresiz bir şekilde yansıtır.
BEDEN BİR ENERJİ ALICISIDIR.
Ruhsal inanışlara göre insan bedeni sadece et ve kemikten ibaret değildir; 
etrafı aura adı verilen bir enerji alanı ile çevrilidir.
Bir ortama girdiğinizde 
veya bir insanla etkileşime geçtiğinizde, 
farkında olmadan o alanın frekansını tararsınız. 
Eğer karşınızdaki kişinin niyeti, 
ortamın geçmişi 
veya bir nesnenin taşıdığı enerji 
sizin frekansınızla uyuşmuyorsa, 
bedeniniz bunu bir "tehdit" 
veya "uyumsuzluk" olarak algılar.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Vücudun bir insanı, mekânı veya durumu "reddetmesi" 
aslında enerji alanınızın (aura) ve çakralarınızın 
bir savunma veya uyarı mekanizmasıdır.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Enerjik Beden, 
enerjiyi reddettiğini 
mantıksal cümlelerle değil, 
fiziksel ve sezgisel sinyallerle anlatır:
Bir ortama girdiğinizde aniden hissettiğiniz huzursuzluk, güvensizlik 
veya kaçma isteği 
Kök çakranın tehdit algılamasından kaynaklanır. 
Vücudunuz temel güvenlik mekanizmasını 
devreye sokarak o enerjiyi reddeder.
💥Mide Kasılması / Düğümlenmesi
Karın bölgesi (Solar Plexus çakrası)
kişisel sınırların ve sezgilerin merkezidir. 
Bir insanı veya yeri reddederken 
ilk tepki genellikle burada hissedilir.
Bu çakra içgüdüsel hislerin (gut feeling) merkezidir. 
Negatif veya uyumsuz bir enerjiyle karşılaştığınızda midenizin sıkışması, düğümlenmesi veya kasılması bu çakranın 
"Bu enerji bizimle rezonansa girmiyor" diyerek durumu reddetme şeklidir.
💥Aniden Düşen Enerji
Biriyle oturduktan veya bir yere gittikten sonra üzerinize 
ani bir ağırlık, uyku hali veya tükenmişlik çöküyorsa, 
bedeniniz o yapıya enerji sızdırıyor 
veya onu reddediyor demektir.
💥Nefes Darlığı veya Göğüs Sıkışması
Kalp çakrası alanının kapanması, 
o anki ortamda 
kendinizi güvende hissetmediğinizin
ruhsal bir göstergesidir.
Bazı insanların yanında 
kendinizi duygusal olarak kapatmak, 
içinize dönmek veya göğsünüzde bir ağırlık hissetmek 
kalp çakranızın kendini koruma kalkanıdır. 
Enerji vampirlerine karşı 
Kalp kendini kapatarak kendi enerjisini korur
💥Onlarla düğümlenmesi 
Boğaz çakrası; kendimizi ifade etme, 
gerçeği konuşma, iletişim kurma 
ve içsel sesimizi dış dünyaya aktarma merkezimizdir. 
Bir insan veya ortam karşısında 
boğazınızın düğümlenmesi, 
çakralarınızın şu mesajları verdiği anlamına gelir;
💣İfade Edilemeyen Gerçekler
O an söylemek istediğiniz, hissettiğiniz ama nezaketen, korkudan veya çekinceden dolayı dışarı vuramadığınız kelimeler 
boğaz bölgesinde enerjisel bir sıkışmaya yol açar.
💣Sınır İhlali
Karşınızdaki kişinin enerjisi 
sizin sınırlarınızı zorluyor 
ve siz "hayır" diyemiyorsanız, 
boğaz çakrası bu baskıyı 
fiziksel bir düğümlenme olarak kaydeder.
💣Görünmeyen Blokaj
Vücudunuz size o ortamda veya o kişinin yanında 
"Burada kendi doğallığınla var olamazsın, 
kendini güvende hissedip ifade edemezsin" 
sinyali gönderiyordur.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
✨️"Güven ve Dinle" Bilgeliği
Zihin manipüle edilebilir; 
"Bu insan bana çok nazik davranıyor, 
ondan rahatsız olmamalıyım" 
ya da "Bu mekan çok lüks, burada huzurlu hissetmeliyim" diyerek sizi yanıltabilir. 
Ancak beden yalan söyleyemez.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Spiritüel pratikte bedeni dinlemek, 
ruhun sesini duymanın en kestirme yoludur.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Vücudun enerji reddetmesi lüks bir tercih değil; 
çakralarınızın 
enerjisel bütünlüğünüzü ve frekansınızı korumak için uyguladığı 
doğal bir bağışıklık yanıtıdır.
Bir yeri veya insanı 
mantıklı bir sebep yokken
*itici" buluyorsanız,
 bu ruhsal koruma mekanizmanızın (sezgilerinizin)
 sizi olası bir manipülasyondan,
 nazar/negatif enerjiden 
veya frekans düşüşünden koruma çabasıdır.
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Bu söz, 
modern dünyada çokça kaybettiğimiz 
içgüdüsel hayvan ve ruhsal varlık 
dengemizi hatırlatır. 
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Bedeninizin "hayır" dediği yerlerde 
zihninizle "evet" derseniz, 
zamanla enerjik alanınız zayıflar. 
〰️〰️〰️〰️〰️〰️
Bedenin reddedişlerine saygı duymak, 
kendi enerjinizi korumanın 
ve kendinize olan özsaygınızı artırmanın 
en temel adımıdır.


Hepinize iyi haftalar diyorum. Ben salı gününden bu yana darmadağınım. Evimin kapısını açan tek komşumu kaybettim, o günden bu yana gözüm yaşlı. Cenaze merasiminde de bulundum ağlayarak ayrıldım. Bulunduğum muhitte belli bir kültüre ait aileler yaşıyor, bu topluluk sadece birbirlerine giderler, bizim kapımızı sadece büyük ameliyatlarda veya kazalarda geçmiş olsun diye açarlar. Oysa bu komşum eve gelir saatlerce oturur sohbet ederdi. Nefes alama sorunu ile hastaneye başvuruyor, yoğun bakıma alınıyor. Entübe edilmişti, inşallah çıkar demiştim kendime. Büyük oğlu evlendikten sonra eşinin zorlaması ile annesini ziyaret etmez oldu, yaklaşık bir 4-5 yıl vardır. Bu yönde dertli idi ki, bu oğlunu doğurabilmek için doktorlar zayıflamalısın dediğinde, benimle birlikte 1986 yılında akupunkturla zayıflama yöntemini seçmişti. Zayıflayınca da bu oğlu olmuştu. Oğlunu ve ikiz torunlarını sosyal medyadan takip ediyordu. Entübe edildiğinde aile fertleri görebiliyor sadece, bu oğlunu karşısında görünce aşırı heyecan yapıyor ve kalbi duruyor, tekrar geri getiriyorlar ama bir daha kalbi durunca geri getiremiyorlar. 
Hani bir söz vardı Bağdat gibi diyar, ana gibi yar olmaz diye...
Değer miydi diyorum, o günden bu yana ne iş yapabiliyorum ne de kitap okuyabiliyorum inanın... 
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.



Hatırlayanınız var mı?


Vefat eden komşumun yatak odasında doğdu bu kedi, duvarın öte tarafı komşumun evi. Bir ona, bir bana geliyordu, şu an sadece bana kaldı:(((




Kuantum Benlikte Fizikçi ve Felsefeci Danah Zohar’ a göre:

“Bizler kurduğumuz ilişkilerden ibaretiz ve dünyamız öyle bir dünya ki onu hep beraber, ortak insanlığımız yoluyla yaratırız. Burada Kant’ın ‘insanların nasıl olmasını istiyorsan, sen de öyle olmalısın’, önermesini içeren ahlaki yaptırımına fiziksel bir temel vardır.
Kuantum doğamızdan kaynaklanan bu temel ve birçok şeyi vurgulayan ahlaki yasa dikkate alındığında, eğer seçimim kötüyse, sonuçta bu beni düzenli bir tutarlılığı koruyamayan, yaşanılmaz bir dünyaya sürükler. Eğer seçimim doğruysa ortak yaratıcılığını yaptığımız dünya daha da zenginleşir ve belki de, “sonunda yaşamımı yoluna koydum” gibi bir şey söyleyerek ifade edeceğim yeni bir tutarlılığa sahip olurum.
Bizim ortak-yaratan, özgür ve belirsiz ahlaki seçimlerimiz ve dünyalarımız, elektronun sanal geçişleri gibidir. Yaratılışın gerçekleşmesindeki deneylerdir. Bizler, elektronlardan farklı olarak bir hafızaya sahip olduğumuz ve deneyimlerimizden ders aldığımız için bizim deneyimlerimiz etkiyi çoğaltabilir. Bazıları başarılı olup, bir sonraki ve daha iyi dünyaya doğru katkıda bulunarak ilerler.”


Hastalıklardan Korunmanın 2 Altın Kuralı! 🌿💧

Havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirdiğimiz zaman arttı. Kalabalık ve havalandırılmayan ortamlar ise mikrop kapma riskini yükseltiyor.
Neyse ki sağlığımızı korumak için uygulayabileceğimiz çok pratik ve etkili 2 basit adım var:

1️⃣ Dışarı Çıkarken (Doğal Bariyer): Ağzınıza bir adet karanfil atın. Karanfilin içerdiği öjenol maddesi, bakteri ve mantarlara karşı doğal bir kalkan oluşturarak koruyucu etki sağlar.

2️⃣ Eve Dönünce (Derin Temizlik): Günü tamamlayıp eve geldiğinizde hemen tuzlu suyla gargara yapın. Bu işlem gün boyu ağız ve boğazda biriken mikropları uzaklaştırır. Yapılan klinik çalışmalar, düzenli gargara yapmanın üst solunum yolu enfeksiyonu riskini %40'a kadar düşürdüğünü gösteriyor!
Sağlığınızı korumak işte bu kadar kolay. 














Hepinize güzel bir hafta diliyorum, sağlıkla kalın....


OKUDUKLARIM 2026/63 MUHABBET

28 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/63 MUHABBET

 


VIRGINIA EVANS’IN KALEMİNDEN
MUHABBET

Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor.

Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine,
en sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına,
favori yazarlarına, editörlere, ajanslara…

Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine...

Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp
onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor.

Ancak inziva sona ermek üzere.
Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek.

Sybil artık o mektubu göndermek zorunda.
Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli,
sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı

"Bir kutlama nedeni."
Ann Patchett

"Nasıl bir roman! Hem yıkıyor hem iyileştiriyor."
Pandora Sykes

"Bunu kimse beklemiyordu. Muhabbet, yılın romanı."
Wall Street Journal

"Muazzam."
FredrikBackman

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Mektuplardan oluşan bir kitap , ayrıca kitap tavsiyeleri de var.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Çoğumuz daha gösterişsiz hayatlar yaşasak da hepimiz kendimize özgü ve içe dönük bir zamanın bakiyeleriyiz.
*****
Çocuklarıma asla ne kadar param olduğunu söylemedim.
*****
İnsanların akli melekelerini kaybetmesi çok kötü bir şey.
*****
İnsanın tüm hayatı tek bir cümleye sığdırılamaz.
*****
İlişkiler, yaşlanınca farkına vardığımız üzere, hayatın çekirdeğidir.
*****
Birisi sana kötü davranıyorsa o kötü davranış onun kendi ayıbı ve kalbindeki sefilliğin bir yansımasıdır.
*****
İnsan beyni tembellik için yaratılmamıştır.
*****
Kitap okumayan bir insana asla güvenmem.
*****
İnsan insandır. Ünlü ya da değil.
*****
Fikrin neyse zikrin de oydu.
*****
Hayatın böyle kısa olması ne kadar acımasızca! Daha fazla yaşamak isterdim.
*****
E-Posta hiçbir şekilde mektubun yerini tutmaz.
*****
Kelimeler, özellikle de yazılı olanlar ölümsüzdür.
*****
Cenazelere ne yapıp edip mutlaka gidilmeli.
*****
Tuhaftı ama hayat da tuhaf değil mi?
*****
İnsanların yüreğinin engin bir yer olduğunu yaşayarak öğreniyordum.
*****
İçimde boş yer yok. Yürek otelim ağzına kadar dolu.
*****
İnsan dünyada kendine bir yer edinince eşsiz bir müzik dinliyormuş gibi hisseder.
*****
Benim mizacım savaşmaktan, mücadeleden yanadır.
*****
Sizin adalet dediğiniz, önüne çıkanı acımadan ezip geçen ve geriye sadece enkaz bırakan bir tanktan başka bir şey değil.
*****
İnsanların bir şeyi doğrudan söylemek yerine etrafında dolanıp durmalarını her zaman tuhaf bulmuşumdur.
*****
Kendim için yarattığım şey mahremdir...
*****
O kadar uzun zamandır sessiz ve sakin bir hayat yaşıyorum ki kendim de dahil olmak üzere insanların türlü türlü yüzlerine şaşırmama konusunda idmansız kalmışım.
*****
Dünyada korkunç şeyler oluyor. Hepimiz seçimler yapıyoruz. Zamanı geri almak imkânsız. Kötünün içinden çıkan iyilik bazen katlanılmaz olabiliyor.
*****
Mevsimler söz konusu olduğunda her insanın her mevsimi sadece bir kez yaşadığına inanıyorum. Doğumumuz ve çocukluğumuz ilkbahardır. Yirmili, otuzlu, kırklı yaşlarımızın o görkemli, hayat dolu, ilginç yılları ise yaz. Havanın biraz serinlediği ama dondurucu bir soğuğa dönüşmediği, yoğun tadı insanın damağında kalan sonbaharda kendimizi tanır kendimize sığınırız. Kış geldiğinde ise (acımasızca) yaşlanır ve ölürüz.
*****
Çoğu insan gerçeği duymak istediğini söylese de aslında bunu istemez. Eğer onlara gerçeği söylerseniz ağzınızdan çıkan hakikat, kendi kuyruğunu yutan bir yılan gibi geri dönüp sizi ısırır.
*****


BAHSİ GEÇEN KİTAPLAR;

William Maxwell - The Chateau
Ann Patchett - Bel Canto
Ann Patchett - Run
Ann Patchett - State of Wonder
Abraham Verghese - Gözyaşı Kapısı
Agatha Christie - Doğu Ekspresinde Cinayet
Wallace Stegner - Crossing to Safety
Joan Didion - Mavi Geceler
P. L. Travers -  Mary Poppins
Salman Rüşdi - Şeytan Ayetleri
Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma
Kazuo Ishiguro - Günden Kalanlar
James Joyce - Ulysses
Adam Johnson -  Yetimlerin Efendisi'nin Oğlu
Helene Hanff - 84, Charing Cross Road
John Steinbeck - Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında
C. S. Lewis - Uzay Üçlemesi
C. S. Lewis -  Narnia Günlükleri
J. R. R. Tolkien - Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Siddhartha Mukherjee - Tüm Hastalıkların Şahı
Daphne du Maurier - Rebecca
Joan Didion -  O Yılın Büyüsü
Isaac Asimov - Vakıf
Dan Brown -  Cehennem
Louise Erdrich - Yuvarlak Ev
Diana Gabaldon - Yabancı
John Williams - Stoner
Sue Miller -  Aşağıdaki Dünya
Virginia Woolf - Deniz Feneri
Emily Brontë - Uğultulu Tepeler
Eavan Boland - Quarantine şiiri
John McGahern - Amongst Women
John McGahern - That They May Face the Rising Sun
William Trevor - Son Öyküler
Jane Austen - Gurur ve Önyargı
Larry McMurtry- Lonesome Dove
Stieg Larsson - Ejderha Dövmeli Kız


KENDİ IŞIĞINA GÜVENEN BAŞKASININ PARLAMASINDAN RAHATSIZ OLMAZ

25 Ekim 2026

KENDİ IŞIĞINA GÜVENEN BAŞKASININ PARLAMASINDAN RAHATSIZ OLMAZ

 


Arayış içinde olan bir kaç kişi yaşlı Zen ustasının yanına gelmişler.
Efendim, demişler, biz sizin hep mutlu ve memnun olduğunuzu görmekteyiz. Biz de sizin gibi mutlu olmak istiyoruz.
Usta da yumuşak bir gülümsemeyle şöyle cevap vermiş :
Ben oturduğumda oturuyorum, yattığımda yatıyorum, yemek yediğimde yiyorum,
yürüdüğümde yürüyorum....
Ziyaretçiler şaşkın bir ifadeyle birbirilerine bakmışlar.. Sonra biri dayanamamış ve şunları söylemiş: " Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz ? Biz de aynen sizin gibi yatıyoruz, oturuyoruz ve yemek yiyoruz, fakat yine de mutlu değiliz.
Zen ustası yine aynı cevabı vermiş :
Ben oturduğumda oturuyorum, yattığımda yatıyorum, yemek yediğimde yiyorum ve yürüdüğümde yürüyorum. "
Usta bu cevaptan memnun kalmadıklarını görünce, kısa bir aradan sonra şöyle devam etmiş:
Tabi ki siz de yatıyor, yürüyor ve yemek yiyorsunuz . Ama yatarken, kalkmayı düşünüyorsunuz, kalktığınızda gitmeyi, yürürken de ne yiyeceğinizi düşünüyorsunuz.
Sizin düşünceleriniz olduğunuz yerde değil, hep başka bir yerde oluyor.
Hayatın kendisi geçmiş ile gelecek arasındaki kesişme noktasındadır.
Bu değerli ana kendinizi bırakın, böylece mutlu ve tatminkar bir hayat yaşama şansını yakalayabilirsiniz...


Hepinize güzel haftalar diliyorum. Buralar ve ben aynıyız değişen bir şey yok şu an  hayatımda. Kütüphaneye yeni kitaplar gelmiş onları okumakla meşgulüm.



Cumhuriyet çiçekleri açtı..





Tarihi camimizin şadırvanı


Ortaokul ve Lise yıllarında kullandığım Eski Kütüphane binası..


Şeflera bazen pazarda benim sandalyeme kuruluyor, kalkmıyor da...



Aşk için her zaman uygun yer vardır...


CİLVELİ KAHVE

Manisa yöresine ait Cilveli Kahve, eski dönemlerde şehzadeler için özel olarak hazırlanan bir kahveymiş ancak bu enfes görünümlü kahve asıl şöhretini; gelinlik kızlarla kazanmıştır.
Osmanlı döneminde kız istemeye gidildiğinde, eğer kızların gönlü varsa bu kahveden yapar, yoksa da sıradan kahve ikram ederlermiş. Böylece kız babaları cilveli kahveyi görürse kızlarına sormadan ‘tamam’ diyerek kızlarını verir, eğer normal kahve gelirse de ‘kızımız istemiyor’ diyerek görücüleri geri gönderirlermiş.
Manisa Cilveli Kahve, iri dövülmüş ve çifte kavrulmuş badem ile süslenerek ikram ediliyor. 
Sunumu ve tüketim şekliyle diğer kahvelerden ayrılan cilveli kahve, fincana dökülen bol köpüklü Türk kahvesi üzerine çifte kavrulmuş, dövülmüş badem ve iki çeşit baharattan oluşan bir karışım dökülerek hazırlanıyor.
Cilveli Kahve için Gerekli Malzemeler (2 Kişilik)☕️☕️
• 2 tatlı kaşığı Türk kahvesi
• 3 adet küp şeker (isteğe bağlı)
• 2 fincan soğuk su
• 2 tatlı kaşığı çifte kavrulmuş ve öğütülmüş badem
Cilveli Kahve Yapılışı ☕️☕️
• Bakır cezve içerisine taze çekilmiş Türk kahvesi, su ve şekeri ekleyip karıştırın. 
• Ardından ocağa cezveyi koyup yavaş  yavaş karıştırarak pişirin. 
• Ocaktan almadan önce köpüğünden kaşıkla alarak fincanlara dağıtın.
• Ardından cezveyi ocaktan alıp kahveyi yavaş yavaş fincanın kenarından dökerek fincanları doldurun.
• Sonra kahvenin köpüğünün üzerine çifte kavrulmuş ve dövülmüş bademi dökün. 
• Bademimizin kahve içerisine batmaması için çifte kavrulmuş olması şart...
• Cilveli kahvemiz hazır yanında lokum ile servis edebilirsiniz.
Cilveli Kahve Nasıl İçilir.☕️☕️
Cilveli kahve bilindiği gibi sadece içilerek tüketilmiyor. 
Sunumuna eklenen kaşıkla beraber çifte kavrulmuş bademlerinin yenilmesi ile de ön planda. 
Yani Cilveli kahve içmeden önce, ilk olarak köpük üzerindeki bademler yeniliyor ve ardından da kahvesi içiliyor.
 İçim esnasında ise; kahve arada bir karıştırılıyor. 
Bunun nedeni ise bademlerin kahvenin içinde dibe çökmesini önlemek oluyor.  
( Muskat ve tarçın , sözü edilen iki baharat )




Kütüphaneden aldıklarım...


AVM'den aldıklarım


Bu kitabı çok methettiler, ilk 100 sayfasını okudum beğenmedim bıraktım.


İnsanlığın sınırlarını zorlayan bu sarsıcı yapım, dünyanın en yüksek noktası Everest’in bakir zirvesine gözünü diken gözü pek bir adamın yaşanmış hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Yoluna çıkan dondurucu soğuklara, amansız doğa şartlarına ve "imkânsız" diyen tüm seslere kulak tıkayan tutkulu bir dağcı, sadece doğayla değil, kendi zihinsel sınırlarıyla da amansız bir savaşa giriyor. Tırmandığı her metrede ölümle burun buruna gelen bu kararlı ruhun, tarih yazmak uğruna sergilediği insanüstü direnç ve attığı her tehlikeli adım, izleyiciyi soluksuz bir varoluş mücadelesinin tam ortasına bırakıyor.
**************

29 Mayıs 1953'te tarihe geçen bu iki insanın mücadelesi, azmi ve cesareti gerçekten etkileyici. Farklı dünyalardan gelen iki insanın ortak bir hedef uğruna verdikleri mücadele, insanın inandığında neleri başarabileceğini gösteriyor.


Zorlu bir dönemden geçen ilkokul öğretmeni Maria'nın (Saoirse Ronan), sınıfındaki en sorunlu öğrencilerden biriyle yaşadığı sıra dışı ve karanlık bir olay örgüsünü konu alıyor.

Kara mizah ve gerilim türü bir film.

"Sadece tek bir çürük elmanın bütün bir sepeti mahvetmesine izin veremezdim. O yokken sınıfın nasıl parladığını görmüyor musunuz?"

"Bazen düzeni ve uyumu korumak için, en korkunç şeylere bile gözümüzü kapatmayı seçeriz."

Bu iki filmi izledim


İyi haftalar....

Yardım:  Artık sağ tarafta kim ne yazmış göremiyorum, bilgisi olan var mı?


OKUDUKLARIM 2026/62 BEN RUHUMU GÖRDÜM

23 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/62 BEN RUHUMU GÖRDÜM

 


Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide yaşanan sıra dışı bir deneyim, yazarı derinden etkileyen bir içsel yolculuğa çıkarıyor; insan varoluşu hakkında bildiği her şeyi yeniden sorgulamaya itiyor.

Ben Ruhumu Gördüm, Ayça Özgöztaşı’nın ruhun mahiyetine ve ölümün ardındaki bilinmezliğe yönelen tasavvufi bir inceleme ve düşünce yolculuğu. Kişisel uyanışlarının ve Kur’an, tasavvuf, kadim mitolojiler ile modern psikoloji üzerine yaptığı araştırmaların ışığında, bedeni ruhun dünyevi yolculuğundaki bir “etten kaftan” olarak ele alan yazar; okuru kimliklerin ve dünyevi bağların yükünden sıyrılıp unutulmuş özünü hatırlamaya davet ediyor.

Yaşanmış bir tecrübeyle başlayan bu arayış, insanın Rabbiyle olan bağını ve kendi hakikatini merkezine alan sarsıcı bir sorgulamaya dönüşüyor:

Bedenimizle mi sınırlıyız yoksa ruhani bir yolculuğun ebedi yolcuları mıyız? “Etten kaftan” sıyrıldığında bizden geriye ne kalacak?

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Ayça Özgöztaşı, yaşamla ölüm arasındaki sınırda yaşadığı sıra dışı bir deneyimden yola çıkarak okuru ruhun mahiyeti, bilincin doğası ve ölümden sonraki varoluş üzerine düşünmeye çağırıyor.
Kitap daha ilk cümlesiyle insanı alışılmış düşüncelerinin dışına çıkarıyor. Çünkü insanın kendine sorabileceği en zor soru, belki de kim olduğunu gerçekten bilip bilmediğidir.

Gerçek yaşanmış bir hayat hikayesi idi, benim de yaşadığım bazı olaylar oldu ve gözyaşı ile okudum diyebilirim, tavsiye ederim okuyunuz.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kendini sorgulayan insan hayatı boyunca aynı sorunun peşinden yürür: 
Ben gerçekten kimim? Bedenimden ibaret bir varlık mı yoksa zamandan ve mekândan bağımsız daha derin bir hakikatin yolcusu mu?”
*****
Ben bir ruh yolcusuyum
Benim yolculuğum da tek bir soruyla başladı:
"İnsan sadece göründüğünden mi ibarettir?"
*****
İnsan neden var? Ruh nedir? Eski toplumlar semboller aracılığıyla hangi ilahi sırları aktarmaya çalıştı? Kutsal metinlerde anlatılan kıssalar yalnızca geçmişte yaşanmış tarihi olaylar mıydı yoksa insanın iç dünyasına ve bilinç yolculuğuna da işaret ediyor muydu? 
*****
Zaman, sessizce ilerlerken, insanın bir yanı geçmişte kalır, diğer yanı ise geleceğe dair hayallerin peşine takılır. Ama ya tam ortasında kalırsa.... Zaman durursa!
*****
İnsan kendini sürekli sona bırakınca, bir süre sonra kendi kendine "Ben biraz daha bekleyebilirim" demeye başlıyor.
*****
Kelimeler insanın içine çocukken düşüyor ve orada yıllarca bekliyor.
*****
İnsan bazı kapılardan kendi isteğiyle girer. Bazı kapılar ise hiç beklemediği bir anda önünde açılır.
*****
Asil at kamçılanmaz.
*****
Deve iğne deliğinden nasıl geçecek?
İnsanın yüklerinden ve benliğinden arınmadan özüne ulaşamayacağını anlatan bir sembol olduğunu biliyordum.
*****
İnsan farkında olmadan duyduklarını, okuduklarını ve inandıklarını ruhunun derinliklerinde biriktiriyor.
*****
Bazı soruların bu dünyada kesin cevapları yoktur. İnsan da hayatı boyunca sırların etrafında dolaşır; ona bütünüyle sahip olamaz.
*****
İnsan hayatın içinde ne kadar güçlü olmayı öğrenirse öğrensin, özündeki duygusallığı bütünüyle geride bırakamıyor.
*****
İnsan ölüm ihtimalini gerçekten düşündüğünde daha uzun yaşamayı değil, daha doğru yaşamayı diliyor.
*****
Bazı soruların cevabı, bu dünyada öğrenmemiz için değil; ömrümüz boyunca üzerinde düşünmemiz için vardır.
*****
İnsanın kendi nefsine dürüst olması, başkalarına dürüst olmasından daha zordu.
*****
Her yeni sabah bir lütuf, her vedalaşma ise son görüşmeymiş gibi kıymetliydi.
*****
İnsan gerçekten anlamaya çalıştığında, zihninde yeni kapılar açılır. Bir ayetin içinde başka bir ayeti, bir sembolün içinde başka bir hakikati görmeye başlar. Daha önce hiç sormadığı soruları kendine sormaya başlar. İşte bence bilinç tam da böyle genişler.
*****
Bana göre ruhla tanışmak, dışarıda yeni bir şey bulmak değildir. İnsanın uzun zamandır unuttuğu kendi hakikatini yeniden hatırlamasıdır.
*****
Ruhun için namaz kıl.
*****
Allah, insanın yaratılışına kendi rabbini tanıyabilecek bir fıtrat yerleştirmiş ve bu hakikate onları şahit kılmıştır.
*****
İnsanın en büyük yolculuğu, dünyayı keşfetmek değil,  kendi özünü tanımaktır.
*****
Ya beden dediğimiz şey, ruhun üzerine giydirilmiş etten bir kaftan ise?
****
İnsan ancak seçim yaptığında kendini tanımaya başlar.
*****
Bilinç olmadan düşüncelerin hiçbir anlamı kalmaz.
*****
Zihin sürekli konuşur. Geçmişi hatırlar, gelecek hakkında plan yapar, hayaller kurar, korkular üretir ve durmadan düşünceler oluşturur. Bilinç ise bu düşünceleri sessizce izleyen taraftır.
****
Ruh, insanın asıl özüdür.
Bilinç, ruhun bu dünyadaki farkındalık alanı ve kendini ifade edebilme kapasitesidir.
Zihin ise beynin ürettiği düşünceler, anılar ve zihinsel süreçlerin bütünüdür.
Beden ise ruhun dünya sahnesinde kullandığı geçici bir elbisedir.
*****
İslam âliminin eserinde ölüm, beden ile ruh arasındaki bağın çözülmeye başladığı son derece ağır bir geçiş olarak anlatılır.
*****
Beden bir gün toprağa dönecektir. Fakat ruh, yolculuğa devam edecektir.
*****
Bilgi hayata yansımadığı sürece insanı değiştirmez.
*****
Gerçek dönüşüm ise okunan kitapların sayısıyla değil, edinilen bilginin insanın karakterine, ahlakına ve davranışlarına ne kadar yansıdığıyla ölçülür.
*****
Merhamet etmeyi öğrenmeyen, kibrini yenemeyen, affedemeyen ve bildiğiyle amel etmeyen bir insanın zihni dolabilir fakat ruhu aynı ölçüde olgunlaşmayabilir. Bu yüzden ruhun tekamülü, ezberlenen bilgilerle değil, öğrenilen bilgilerin hayata geçirilmesi, yaşanmış tecrübelerle sınanması, ahlaka dönüşmesi ve bilinçte kalıcı bir dönüşüm oluşturmasıyla gerçekleşir.
*****
Gerçek zenginlik banka hesaplarında değil, ruhun genişleyen bilinç alanındadır. Cennet ise insanın dışarıda bulacağı bir yerden önce, ruhunun ulaştığı o yüksek idrak seviyesinde başlamaktadır. Çünkü insanın yanında götüreceği tek şey malı, makamı veya bedeni değil, ruhunda inşa ettiği bilinçtir.
*****
Küçülmesi gereken insanın kendisi değil, içinde büyüttüğü "ben"di.
*****
Aslında açlık, insanın kendisiyle yaptığı sessiz bir konuşmadır.
*****
Nefsin her istediğini yapmak zorunda değilsin.
*****
İnsanın gerçek karakteri, her şey yolundayken değil; hayat planladığı gibi gitmediğinde ortaya çıkar.
*****
İnsan adım atar, neticeyi ise Allah yaratır.
*****
Önemli olan zikrin sayısından önce samimiyetidir.
*****
Tevbe, sadece af dilemek değil; insanın kendi sorumluluğunu kabul ederek ahlaki olgunlaşma yolunda ilk adımı atmasıdır.
*****
Gerçek bilgelik haklı çıkmakta değil, doğru olanı kabul etmektir.
*****
İnsanın kırması gereken en büyük put, kendi içinde taşıdığı "ben" dir
*****
Öğrenmek hatırlamaktır.
Platon
*****
Kendime kaç kitap okudum  diye değil, okuduklarımın ne kadarı beni değiştirdi.
*****
Benzer şekilde ağır travmalar, trafik kazaları, yoğun stres, oksijen seviyesindeki değişimler ve ölüme yakın durumlar da insan zihninde sıra dışı deneyimlere neden olabilmektedir.
(buna yüzde yüz katılıyorum tecrübemle sabittir.)


SURE VE AYETLER;

Hicr Suresi 15/29
Sad Suresi 38/71-72
A'raf Suresi, 7/172
A'raf Suresi 7/29
Tâhâ 20/118
Kıyamet 75/3-4
İsra 17/85
İhlas 122/1
Bakara 2/131
Âl-İmran 3/67
Ra'd 13/28
Enbiya 21/87
Araf 7/23
Yusuf 12/92
Tevbe 9/118
Taha 20/25-28
Neml 27/22
Neml 27/31
Neml 27/44
Bakara 2/170