OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

28 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

 



.. bize tam veya mutlak tatmin vaat eden herhangi birine veya herhangi bir şeye karşı son derece dikkatli olmalıyız. Bu sadece öfke, şiddet veya hayal kırıklığı getirebilecek bir vaattir. Başka bir deyişle psikanaliz, yalnızca kurtuluş kültürlerini eleştirebilir ve onlara karşı bir panzehir olabilir. Tam tatmin sadece tanrılar, hükümdarlar veya tiranlar ya da daha yıkıcı hırslarımızı taşımak ve kapsamak için yarattığımız figürler içindir.

İngiltere’nin önde gelen psikanalistlerinden Adam Phillips, son eseri İyileşmek Üzerine’de kişisel gelişim furyasına farklı ve eleştirel bir bakış atıyor, iyileşmenin anlamını bizlerle birlikte didikliyor. Yazar, önceki kitabı Değişmeyi İstemek Üzerine ile tamamlayıcı olarak kurguladığı bu metinde haz, tatmin, kültür, iyileşme kavramlarına dair fikir yürütüyor. Tüm bu yolculukta Phillips; Freud, Winnicott, Masud Khan ve Bion gibi psikanaliz alanındaki büyük kuramcıları William James ve David Hume gibi isimlerle harmanlıyor.

Bu kitapla Adam Phillips, iyileşmek üzerine konuşmakta nasıl daha iyi olabileceğimize yönelik bir keşfe çıkıyor.

Adam phıllıps: Londra’daki Wolverton Gardens Çocuk ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nde Çocuk Psikoterapisi Bölümü başkanıdır. Psikoterapinin yanı sıra edebiyatla da yakından ilgilenen Phillips’in Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine adlı kitabı son derece olumlu eleştiriler almış ve New York Times gazetesi tarafından Yılın Dikkate Değer Kitabı seçilmiştir. İngiltere’nin saygın gazetesi Guardian’da Phillips hakkında şunlar söylenmişti: “Phillips, tıpkı Çehov gibi, hem iyi bir doktor hem de iyi bir yazar; insan davranışlarının inceliklerine gösterdiği ilgi iyi bir hikâye anlatıcısı olmasını sağlıyor... Her insanın derinlerindeki o temel yabancılığa hoş bir açıklıkla yaklaşıyor.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Kendini okutan ve çok düşündüren bir kitap. İyileşmek istediğimizi isterken gerçekten iyileşmek istiyor muyuz yoksa istemiyor muyuz? Birçok soru ve cevabı barındırıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Zor zamanlarda kimi sevdiğimize tekrar tekrar karar vermek zorundayız.

Frank O'HARA
*****
Tedavi olmak kişinin tercih ettiği hayatı sürdürmesidir: Bu da bizim arzu edilebilir bir değişim için şartlarımızdan biridir.
*****
Hasta faydacıdır; amacı, istediği hayatı elde etmek için elinden geleni yapmaktır; mümkün olanın repertuarını genişletmek ister.
*****
Bizler nasıl değişmek istediğimizi değil; sadece değişmek istediğimizi biliyor olabiliriz.
*****
Neredeyse denebilir ki tedavi varsayımı aynı zamanda bir hastalıktır.
*****
İdealler bireyin beklentiyi karşılamasının pek de mümkün olmadığı bir yerdedir.
*****
Yaşlanmak daima acemiler içindir.
*****
İyilik amaç için araç değil, kendi içinde bir amaçtır.
*****
Haz ve tatminin birlikte gitmesini ve ideal olarak ayrılmaz olmasını, birini diğerini takip etmesini istiyoruz; haz olasılığının olduğu yerde memnuniyet olasılığı olmalı, olmak zorunda.
*****
Tarihin hakikati dilin hakikatidir.

Michel Henry
*****
İyi bir yaşam, başka ne olursa olsun, tanınabilir tatmin edici hazları içermelidir; ve aynı şekilde, tatmin edici olmayanları veya tatmin edici hazları sabote etme veya bozma olasılığı olan her şeyi düzeltebilmeli veya kökünü kazımalı.
*****
Beden kendisinden zevk alan bir şeydir.
*****
Hayatımız, gereksiz yere zarar vermeden kendimizden ve başkalarından zevk almakta daha iyi olmak ile ilgili olabilir.
*****
İnsanların hazza çekildikleri ve acıdan kaçtıkları açıktır.
*****
Eğer hayattaki haz heyecandan kurtulmaksa, sizi heyecanlandıran şey her ne ise, kim varsa kurtulmanız gerektiğine inanmak kısa bir adımdır.
*****
Açık sözlülük, iyileşmek için değişimin ön koşulu mudur, yoksa değişmek için ihtiyacımız olan şey hakikat midir?
****
Aşk karşılıklı olabilir, ancak hiçbir zaman aynı şekilde hissedilmez.
*****
Hakikat, bilimin tek mutlak amacıdır; ancak aşk, biliminden tamamen bağımsız olan yaşamın amacıdır.
*****
Hakikatler, unuttuğumuz yanılsamalardır; alışkanlık haline gelmiş ve duyusal gücü tükenmiş metaforlardır.
*****
Bugünü değiştirmeye yönelik her niyet, geleceğe yönelik her amaç geçmişten gelen bir arzu olarak başlar. Ve geçmiş her zaman, bir anlamda, zaten orada olduğu için, kendisini potansiyel bilginin bir nesnesi biçiminde sunar; psikanaliz için, nedensellik bilgisi; geçmiş, psikanalitik hikayede, her zaman şu ya da bu şekilde bugünü ve geleceği belirler.
Bizi geçmişten alıp muhtemel geleceklere götüren arzudur. Arzu olmadan akla gelebilecek hiçbir politika, erotik yaşam ya da gelişme yoktur.
*****
Hastanın sözlerini hakikat veya kurgu olarak ayırt edebilecek bir ölçüt vardır.
*****
Duygulanım yani varlığın kendi içinde açığa çıkması.
*****
Hayat adlandırıldığı anda kaybolur.
*****
Aşktan bahsedildiğini daha önce duymasaydık asla aşık olmazdık.
*****
Haklı olmanın asla yeterli olmadığını; daha iyi olmanın gerekli olduğunu fark ettim.

Joan DİDİON
*****
Duygular esasen bir şeyi veya birini önemsemeyi içerir.
*****
İnançlar deney değilmiş gibi davranan yaşam deneyleridir.
*****
Herhangi bir inancın herhangi bir birey için doğru olduğuna önceden karar verilemez; sadece onunla olan deneyim bunu söyleyecektir.
*****
Eski bilgilerimizin, önyargılarımızın ve inançlarımızın çoğunu elimizden geldiğince değişmeden tutuyoruz. Yenilemekten ziyade yama ve tamir yapıyoruz. Yenilik içeri çekilir; eski kütleyi lekeler; ama aynı zamanda onu emen şeyle de renklenir.... Ham yeni gerçeğin eklenmesi nispeten nadiren olur. Daha çok pişirilip veya eskilerin sosunda haşlandığı söylenebilir.
*****
Eylemler ve inançlar sonuçlarıyla yargılanacaksa, meyveleri iyiyse, başka herhangi bir şeye inanabileceği gibi, dönüşüme de inanabilir.
*****
Değişiyoruz ve içinde yaşadığımız ortamlar değişiyor; inançlar, kendimizi ve çevremizi düzenleme girişimimizdir; inançlarımızın aracılık ettiği ve iyileştirdiği karşılıklı iki istikrarsızlık.
*****
Gözden ırak olan gönülde tutulur, ta ki tutulmayana dek.
*****






OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

25 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

 


Emekli olup çok sevdiği mesleğine ve dünya tatlısı öğrencilerine veda edince içindeki büyük boşluğu kadınlara dair bir roman yazarak doldurmak istedi Tomris Vural. Bedeniyle, aklıyla, yeterince dolduramadığını düşündüğü kendi hayatı yerine,
-belki bir faydası olur niyetiyle- nice kadının yarım yamalak hayatını yazmak istedi. Romanının adı Mandal olacaktı; sadece Mandal...
 
“Çamaşır mandalı; kendi içinde tutarlı, kendine dayanan, gücünü kendinden alan, bu güçle çamaşırları ip üzerinde tutan, birleştirici ve sakinleştirici bir alettir, huzur ve güven unsurudur.”
 
Üstün Dökmen, bireyden yola çıkarak topluma, Tomris Hanım’ın gözünden kadınların tarih boyunca süregelen sorunlarına bakıyor bu kitapta. Yine her zamanki gibi farklı bir bakış açısı kazandıran mizahıyla…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Severek okudum, mandal metaforu güzeldi.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bu dünya da müstakil kadın bulmak da zor, müstakil ülke bulmak da. Erkek egemen dünya, müstakilleri münasip bir şekilde engelliyor sonuçta.
*****
Dil düzelmeden dilekler düzgün çıkmaz yürekten.
******
Hayatta hiçbir şeyimiz dört dörtlük olmuyor; ya bizim ayarımız bozuk ya yakınlarımızın sosyolojik saati bize uymuyor.
*****
İnsanlar görünenden çok görünmeyene meraklıdırlar. Görüneni doğru dürüst anlayamazlar ama görünmeyenin var olduğundan ve onu tam tamına anladıklarından çok emindirler.
*****
İnsanlar bilmeden düşünürler, bilip bilmeden konuşurlar.
*****
Cehalet, düşünememek, sorgulamamak, sonuçta huzur verir insana.
*****
Mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluk nedeni vardır.

TOLSTOY

*****
Bazı zihinsel engelli kişiler yalan söyleyemezler. Dürüstlüklerinden değil, karşılarındaki insanlarla empati kuramadıkları için onları kandırmayı beceremezler, o yüzden yalan söyleyemezler, Anlaşılan akıl medeniyeti parlatıyor ama vicdanları karartan bir yanı da var arada.
*****
İnsan nasıl olmuşsa öyle kalmak zorunda değildir, insan kendi iradesiyle kendi varlığına katkıda bulunabilir, kendinizi geliştirebilir, yüceltebilir, bu arada hırsızlığın şahikasını becerebilir çalıp çırpabilir de... Yeter ki fırsat ver, her şeyi yapabilir.
*****
Acınızı bağrına basanlar olsa da, bu dünyada herkes kendi acısından sorumlu galiba.
*****
Bir erkeği öldürmek, her çağda affedilmezdi.
*****
Erkek eşeğe biner, rahatça gider, kadın çuvalı sırtlar peşinden gider kırsal kesimde.
*****
Toplumlardaki ayrımcılık belki de insanların kendi beyinlerinde başlıyor ilk önce.
*****
Dul bir kadın ne babasına, ne oğluna karşı sorumlu olmalıdır, yalnızca kendi aklına ve vicdanına danışmalıdır.- Baki olan akıl ve vicdandır.-
*****
Kıskançlık biraz erkeğin içindedir, biraz sokağın kalabalığı içinde.
*****
Annesini denetim altında tutan bir oğul bence topluma ağır gelir.
*****
Anıları sabit zannetmeyin. Olmuş, bitmiş, arşivimize yerleşmiş zannettiğimiz birtakım güzel anılar, yeni ortaya çıkan olayların etkisiyle birden renk değiştiriveriyorlar.
*****
Belki ergen olmak zor ama ergen annesi babası olmak zor.
*****
Çocukken güldünüz, güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Yerine oturmayan düşünceler, bir uçan balon gibi sağda solda gezdirir sizi.
*****
Akıl külahta bir çividir, yumruk yemeden kafaya girmez.
*****
Kadınlar özgür değildir, her şeyden önce rahimlerindeki ağır kütle bir hacıyatmaz gibi onları yere, eve, zemine çeker. Kadınlar genelde yan gelip yatamazlar, bir hacıyatmaz gibidirler; hep ayakta, hep diri. Bebekleri vardır çünkü; bebek beklemez. Ya acıkır, ya çişi gelir.... Sonra bir de erkek hegemonyası vardır, onlar da ya acıkırlar ya aşka gelirler.
*****
Gölgen yabancılaştığında, dilin seni yalnız bıraktığında, sen kendinden taşınırsın. Kendine veya topluma yabancılaşma dedikleri bu galiba.
*****
Yaşamı olumsuz algılayanlar depresyona girerlermiş, olumlu algılayanlar normal sayılırmış.
*****
Bu dünyada köleliğin en kötüsü gönüllü köleliktir.
*****
Hayat serseme çeviriyor insanı, yaşasan bir türlü yaşamasan bir türlü.
*****
 Nereye gittiğini bilen insana dünya kenara çekilip yol verirmiş.
*****
Eğer bir kızım olsaydı, ona, fazla gülmemesini değil elinde fırsat varken gülmesini öğretirdim. Çocukken güldünüz güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Madem böyle olacaktı, biz niye bu haltı yedik ağam?


OKUDUKLARIM 2026/41 YÜZLEŞME

24 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/41 YÜZLEŞME

 


“İnsanın sözünün yerini alan makinelerle bir servet yapıyorsun, üzerinde hiçbir dilin konuşulmadığı gezegenler keşfetmek istiyorsun. Sen ki söze tutkun, sen ki sohbete âşık. Böyle bir ihanet affedilir mi?”

Bir anaokulunda on dokuz çocuğu rehin alan bir adam ve  çocukları kurtarmaya çalışan bir müzakereci, Émile... Geçen zamanla beraber teknoloji, dijital dünya, sosyal medya platformları üzerine sohbetleri derinleşir. Ayrıca adam kendisinin Elon Musk olduğunu iddia etmektedir, peki sahiden iddia ettiği kişi midir? Deneyimli müzakereci Émile’i bile şüpheye düşüren bu adam kimdir ve gerçekte ne istemektedir? Taşların Anlattığı ve Juette’in Tutkusu kitaplarından tanıdığımız Clara Dupont-Monod Yüzleşme’de bizi çağımızla ve onun getirdikleriyle karşılaştırıyor...

“Bizim düşüşümüzü yine biz istedik ve biz düzenledik. Barbar da biziz, kurban da. Gülümseyerek haklarımızdan vazgeçtik. Bu gönüllü kölelik kadar korkunç bir silahı daha kimse üretmedi. Kendi kendini hapsetmek 21. yüzyılın gerçek şaheseri.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Merakla okudum, fakat bende bir etki bırakmadı.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kaçık, anlaşıldığını hissetmeli ama sevildiğini değil.
*****
Popülariteye ve başarıya uygun olsun diye koyun gibi meleyen ve böylece başkasını yargılamayı tek bir kişinin ahlaki değerine endeksleyen kitleler var sadece.
*****
Gücün hayat üzerindeki yetkiyle hiçbir ilgisi yoktur ama hayatta kalmakla vardır.
*****
Zihinsel olan hayvandan üstündür.
*****
Seçmek düşünmeye mecbur eder, oysa içgüdü için akıldan daha büyük engel yoktur. Seçeneğe sahip olmak ilkel hamleyi bastırmak, düşünce uğruna doyumsuzluktan vazgeçmek demektir.
*****
Liberteryenizm: Özgürlüğün ve onun bileşenlerinin siyaset içinde en önemli değer olduğuna inanan siyaset felsefesi. Bu felsefeye göre insanlar özgür olduklarında herkes için daha güvenli, daha iyi, daha adil bir dünya yaratılabilir.
*****
Eğer yapay zeka midelerimizi, cinsel birleşmelerimizi, çocuklarımızın, eğitimini, düşüncelerimizi yönetecekse de tek bir şey konusunda elinden bir şey gelmeyecek: Hayvanlık. Bu kavramı anlamaz çünkü sadece yetenekten ibarettir.
*****
Ses asla yalan söylemez. Ses, bilgi madenini saklayan bir kasadır.
*****
Az önce size şefkatin hayatta kalmak için pek iyi şey olmadığını açıkladım.
*****
Korku hayatta kalışın en iyi müttefikidir.
*****
Empati, müzarekenin bir numaralı düşmanıdır.
*****
Hayatta kalmak için hiçbir şansı olmayan unsurları kapı dışarı edin.
*****
Utanç tüm aşırılıkları açıklar ve geçerli kılar.
*****
İnsan ölümünden sonraya da bir isim bırakabilir
*****
İnsanoğlu hayvan evresine dönmedi ama vahşi hayvanlara dönüştü.
*****
Teknoloji insana yardım etmek değil, onun yerini almak ister.
*****
İlerlemek, kendini inkar etmek değildir.
*****
Korku, eğer onu tanımayı bilirsen mucizeler yaratır. İnsanı temkinli ve tepkisel kılar.
*****
Aşağılanmış bir insanı asla azımsamamak gerekir. Öcünü almak için dağları yerinden oynatır. Sabırlı, titiz, fanatik olur.
*****
Sanırım insanlar, sizin de dediğiniz gibi, idealistler. Ama kimse onlara beklentilerini karşılayacak bir ideal sunmuyor.
*****
Sadece akıllı insanlar gerçekten cezalandırmayı bilirler.
*****
Mekanların daima bir anlamı vardır. Onlar açık birer kitaptır, kişi hakkında çok şey söylerler.
*****
Kimse sizi değiştirmeyecek.
*****


OKUDUKLARIM 2026/40 BAREM KANUNU

21 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/40 BAREM KANUNU

 


“Ben İstanbul’dan döndükten sonra şu mahud ‘Barem Kanunu’nu Ankara’da yeni çıkmaya başlayan Başkent adlı bir dergide tefrika ettim. Ama on beş yirmi tefrika sürdü, sonra şimdi burada anlatması çok uzun ihtilaflar yüzünden kesmeye mecbur oldum. Yalnız sana şunu söyleyeyim: Romanım çok istediğim gibi oldu. Zevkine, bilgisine güvendiğim bir iki dostumdan da çok teşvik gördüm.”
Melih Cevdet Anday’ın Şevket Rado’ya yazdığı bir mektuptan alıntılanan bu satırların izi sürülerek ortaya çıkarılan Barem Kanunu, 77 yıl sonra ilk kez kitaplaşıyor!  1946’da, henüz otuzlu yaşlarının başındayken giriştiği bu ilk tefrika roman denemesinde Anday’ın, atmosfer yaratma, karakter inşası ve kurmaca yeteneğinde daha başından ne denli usta olduğu görülüyor.  Barem Kanunu, Melih Cevdet Anday’ın edebî biyografisini sıfırlayarak yeni bir tarih başlatacak…
Ama bu memuriyet hayatı hiç de dışardan görüldüğü gibi değildi ki. Bir gün hiç tanımadığı asık suratlı bir adam odadan içeri giriyor, bütün memurlar asker gibi ayağa dikiliyorlar; sanki hayatları bu adamın dudakları arasındaymış gibi korkudan titreşiyorlardı. Tabii gün geçtikçe yavaş yavaş o da bu memurlara benziyordu. Memuriyetin beğenilecek nesi vardı yani?

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

 Kitapta küçük bir devlet dairesinde çalışan bir grup memurun yaşadıkları anlatılıyor

KİTAPTAN ALINTILAR;

Uyku bastırınca insanın iradesi elden gider, hepimiz, istemeden bir takım üzücü vakalara sebep olmuşuzdur.
*****
Memuriyet hayatında muvaffakiyet kazanmanın sebepleri pek karışık, pek girifttir.
*****
Tesadüfler insanlara ne fırsatlar yaratabilirlerdi.
*****
Onca insanlar zamanımızda yalnız çıkarları için yaşıyorlardı. Samimi halis dostluklar eski zamanlarda kalmıştı.
*****
Paraya ne kadar düşkün olursa olsun bir kadın kendisine eziyet eden, istediği gibi yolamadığı, hatta üstüne para yedirdiği erkeği beğenir.
*****
Kadın bir tarladır; ne ekersen onu biçersin.
*****
Hayatta biraz vurdumduymaz olmak lazım. Yoksa insanın verem olup gitmesi işten bile değil.
*****
Benim yüzüme karşı küfretsinler ama arkamdan alay istemem.
*****
Esnaf, bir memurdan çok daha fazla para kazanırdı. İtibarı mı?
*****
Güzel bir nisan sabahı insanın kederini dağıtır.
*****
Sevda çekme her delikanlının hakkı olmak gerekirdi. Bunun için üzülmek değil, övünmek lazım gelirdi.
*****
İyilik, kötülük, saadet, vicdan azabı gibi duygular, düşünceler onun semtine bile uğramamıştır.
*****
Sevda tek bir adamın tașıyacağı yük değildi
*****


OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

18 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

 


Ayşe’nin yüzünde aptalca bir gülümseme vardı. Bütün bu olaylara rağmen tebessüm etmesi tuhaftı. Kendini tanıtırken yaptığı jest ve mimikler ve sesinin tonu Kenan’ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu durum kızın sağlam ayakkabı olmadığını düşünmesine sebep oldu. Üzerinde sıradan bir pantolon, bunun üstüne gömlek ve bir hırka giymişti. Bakışları fıldır fıldırdı. Ancak masumu oynamakta da geri kalmıyordu. Ellerini önünde bağlayarak sağa sola hafiften sallanıyordu.
Bilinen bir şey şu ki, hiç bir suç sonsuza kadar saklı kalmaz. Tıpkı romanımızda olduğu gibi. Her olayın bir yeri, mekanı ve zamanı vardır. Bunu bulup  çıkarmakta görevlilerin işidir. Romandaki olayların sonuçlarını da  yine roman kahramanı görevlilerin bulup sonuca ulaşmış olmaları sanki yaşanmış bir olayın sonucuma varmış olması gibi önemlidir.
Uzun cümlelerin yerine, okura rahat nefes aldıracak ve okuru sayfalar arasında sürükleyecek derecede kısa cümlelerin olması kitapta bir avantajdır..

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Okuyacaklara keyifli okumalar.

KİTAPTAN ALINTILAR;

İnançları sorgulamamak en doğrusu.
*****
İnsanın kendi kendini teselli etmesi ne kadar da zormuş.
*****
Samimi ol, kendin ol
*****
Her mağduriyet, masumiyet anlamına gelmezmiş.
*****
Ergonomi ya da az önce dediğim gibi işbilim. Her iş yerinin mücadele edeceği konulara değinir.
*****
İşbilim, insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur.
*****
Bir düşünüre göre mutluluk "Sohbet edecek kadar dost, kimseye muhtaç olmayacak kadar gelir ve elden ayaktan düşmeyecek kadar sağlıkta gizliymiş.
*****
Yaşanan acı karşısında herkes farklı bir davranış sergiliyor. Bazıları acısını dışa vururken, bazıları acılarını içine atmayı tercih ediyordu.
*****
Erdemli kişiler, her zaman vicdanlı insanlardır, geçmişi ve özü acımasız olan kişiler ise bu kötü özellikleri taşır.
*****
İnkar yiğidin kalesidir.
*****
Aile olmak güvene dayanır.
*****
Aslında ,insan hem legal, hem helal yaşamalı. Böyle bir yaşantıda ne hapis korkusu yaşarsınız, ne de vicdanınız sizi rahatsız eder. Böylece gece başınızı yastığa koyduğunuzda, uykunuzu kaçıracak şeyler pek az olur.
*****
Hiç sevilmemiş olmak mı , yoksa sevilip kaybetmek mi hangisi daha kötü olabilir ?
*****