OKUDUKLARIM 2026/33 HANA VARDIK YAĞMUR DİNDİ

06 Mayıs 2026

OKUDUKLARIM 2026/33 HANA VARDIK YAĞMUR DİNDİ

 


Geçti Dost Kervanı'nda ki öyküleriyle okuyucunun hafızasında tanıdık tatlar bırakan Mehmet Şeker, Hana Vardık Yağmur Dindi kitabında yine bizi tarihsiz ve tarifsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Kendimizi olayların merkezinde bulmamızı sağlayan üslubu sayesinde; bazen Karagöz'ünü kestirmemek için direnen bir çocuğun gözünden, bazen gurbetteki Tırnovalı bir muhacirin dilinden, bazen Üsküdar'a giden bir vapurun güvertesinden, bazen de kendisini daha çok sevdirebilmek için okulun bahçesinde öğrencilerin gelmesini bekleyen Zıpır'dan dinliyoruz Mehmet Şeker'in hikâyesini.


KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Güzel bir öykü kitabı idi. 25 tane öykü var.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Yine de insan bazen, ortada apaçık duran bir şeyi bile konuşma ihtiyacı duyuyor.
*****
Zaman belki de düz ya da dalgalı bir çizgi gibi değil de nereden başladığı, nerede biteceği, dibi, derinliği, sonu, çapı, hızı (biz faniler için) belli olmayan, içinde kıvrıla kıvıra, döne dolana, savrula savrula dibine doğru yol aldığımız, attığımız her turda bir önceki turun izdüşümünden geçerken bizi tarihin tekerrürüne inandıran bir garip girdaptır belki de. Neden olmasın?
*****
İnsan, düşündükçe daha iyi fark ediyor sevgiyi.
*****
Sevmek, sevilmek üzere kafanı patlatırsın da aşkı tarif edemediğine şaşarsın insanların... Kendin de beceremezsin o tarifi üstelik istediğin kıvamda.
*****
Ne zaman değişti sevginin şekli şemali?
*****
Her akşam gün bitiyor. Kimse bilmez bu sırrı.
*****
İnsanların empatileri yok artık. Sempatileri zaten çok önceden kayboldu.
*****
İnsanlar çok yaklaşamadıkları hakkında fikir yürütmeye bayılıyor.
*****
Kağıt üstündeki hangi hesap tutmuş ki?
*****
Gönül yaşlanmıyor.
*****
İnsan annesine güvenmezse, kime güvenecek?
*****
Kim kime ne verirse, alan O'dur. Hiçbir zaman yabana gitmez.


KİTAPTAN ŞARKILAR;




YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/5

05 Mayıs 2026

YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/5


HELİN KANDEMİR


BERNA LAÇİN


AYÇA KAYA


BEYHAN BUDAK


MİTRAİZİM


OKUNMAYA DEĞER 10 KİTAP











 

HAYAT BAZEN EN ÇOK KIRILDIĞIMIZ YERDEN YENİDEN BAŞLAMA CESARETİ İSTER

03 Mayıs 2026

HAYAT BAZEN EN ÇOK KIRILDIĞIMIZ YERDEN YENİDEN BAŞLAMA CESARETİ İSTER

 


GEÇMİŞİ GEÇMİŞTE BIRAKALIM!...

“Seçmiş olduğunuz ve karar verdiğini şeylerin bedelini siz ödersiniz, size akıl verenler değil!... “                                                  
T.S. Eliot

Bizler Kendi yaşamlarımızın yaratıcıları, simyacıları, var edicileriyiz. Bize emanet edilen bu yaşamı ve bedeni en iyi şekilde değerlendirmek bir insanlık vazifesi çünkü insanın yaratıcı bir yanı vardır anlam yaratır, duyguları, hayalleri yani imajine etme yeteneği vardır. Yaşamındaki olaylara imajlar ekler, yorumlar yapar, metaforlarla anlar, mecazlar ekler. İnsan olarak kendimizi hafife almayalım. Bugün bu kadarını yapabiliyoruz ama yarınlarda daha büyük yaratımlara aktif olarak katılma şansımız var. Bu yaradılışımızın büyük mucizesi ve hediyesi… Yaratan öyle donanımlı yaratmış ki bizleri… Geçmişte yaşanan birkaç acıyla zaman kaybetmeye gerek yok, daima ileriye doğru, yeni hedeflere doğru ilerlemek mukadderinde olan ‘Tanrısal Varlıklarız’ ama henüz kendimizi tanımadığımız için kendi kıymetimizi de bilmiyoruz.
Geçmişi geçmişte bırakalım… Bir akışta deniyor ki:
“Her birinizin kendi kapılarını açmaya çalıştığı bir dönemdesiniz… 
Hepiniz kendi kapılarınızı zorluyorsunuz, kapı açıldığında aslında o kapının bir tane olduğunu fark edeceksiniz. 
Evet ! Önünüzde her birinizin birer kapısı var ama aslında o kapı bir tane ve o kapıdan geçtiğinizde aslında bir olduğunuzu bir bütünün sadece parçaları olduğunuzu daha iyi idrak edebileceksiniz. 
Sizler yolunuza açmanız gereken KAPINIZA bakınız. 
Ayaklarınız kendi yolunuzda mı muhakkak kontrol ediniz. 
Bu dönem biraz daha sıçrama yapmak için muazzam bir dönemdir. 
Kendinizde neyi geliştirip neyi törpülemeniz gerekiyorsa yaşamınız doğrultusunda çeşitli organizasyonlarla bu ihtiyacınız karşılanıyor ve karşılanacaktır. Bundan dolayı sevinç duyunuz. 
Ruhsal Dünyanın sınavları hep çok çetin yolu ise hep taşlıdır. Şunu sakın unutmayınız sizlere hiçbir şey vadetmedik sizler almaya değil vermeye geldiniz. İhtiyaçlarınızın asgarisi her zaman karşılandı ve karşılanacaktır. 
Sizler özellikle son dönemde daha da basınç uygulanacak olan gezegeninize ve olaylara bakmayı bırakınız. 
Kendinize ve yolunuza bakınız !...
Her şeyin ama her şeyin Ruhsal Yönetim Sistemlerinin kontrolü ile yapıldığını sakın unutmayınız. 
Sakin kalınız, sabırlı olunuz, sebat ediniz. 
Kendi alanınızdan dışarı çıkmayınız. 
Gün içinde bilgilerinizi olabildiğince uygulama gayreti içinde olunuz. 
Uygulama çok çok önemli bir husustur aman bunu gözden kaçırmayın. Yoksa o bilgi kuş olur uçar ya da deforme olur. 
Uygulama yapıldığında aynı zamanda anda kalma da idraklerinize yerleşmiş olur. 
Geçiş dönemleri her zaman zor olmuştur ama iyi niyetli, samimi ve dürüstseniz her zaman yardım alırsınız. 
Olabildiğince çalışma yapınız, dar kapıdan geçmek elbette kolay değil  Rehberlerinizden dua ile destek alınız. 
Zihinlerinizin karışmasına izin vermeyiniz. 
Enerjinizin ya da titreşiminizin düştüğünü hissettiğinizde hem rehberinizden hem de birbirinizden destek almaktan çekinmeyiniz. 
Kendi üzerinizde  çalışmalar yapınız ve uygulayınız, çok çalışarak çokça uygulama yapınız ki bilgi pekişsin iyice sindirilsin işte o zaman sırtınızı hiçbir şey yere getiremez. 
Sonra önünüzde yeni uygulamalar açılacaktır. 
Tüm bunların sonunda önemli olan tüm içtenliğiniz, samimiyetiniz ve dürüstlüğünüze bu alanda durabilmenizdir. 
Ne mutlu ki hala durabiliyorsunuz.”                                ☆ akış☆
Geçmişimizde bize olan her şeyin bilinçaltımızda bir kaydı bir de bir yorumu vardır. Bizler yaşamla, deneyimlediğimiz mutlu ve acılı anların içsel değerlendirmelerini temel alarak bağlantı kurarız. Bu ise insanı yanıltmaya çok uygun durumlar yaratır, çünkü yaşamımızın olaylarına yüklediğimiz anlam, erken çocukluk dönemimizde içine doğduğumuz ortamın mevcut algılarıdır ve bu anılar hatırlanırken veya ele alınırken her zaman objektif olunmaz, subjektif yorumlar da ne kadar doğrudur o da ayrı bir inceleme konusudur. İnsan bazen anıları ile kendi kendini aldatabilir, hatta kandırabilir.
Eski anılara, çocukluğumuza, oradaki acılarımıza ya da sevinçlerimize takılıp kaldığımız için gerçeği hayali olanla karıştırma tehlikesi içine gireriz ve yaşamımızda olan olaylara tamamen yanlış bir anlam yükleyebilir, bugünü yaşayamaz hale de gelebiliriz. Hep o geçmişteki anıları canlandırma çabası, bugünde ve anda kalmamıza engel olur. Bu hem pozitif hem de negatif anılar için de geçerlidir.
Diğer yandan, hepimizin içine yerleştirilmiş bir “sezgi merkezi” bulunur. Sezgilerimiz bizlere, ilişkilerde veya olaylarda bizim için tehlikeli olabilecek olandan  korumak için adeta bir koruyucu rehber gibi hizmet eder. İnsan varlıklarının içsel çalışmaları çok karmaşıktır. Bizler karmaşık varlıklarız çünkü insan bedeninde yaşayan ruhsal varlıklarız. Sezgi merkezimizin doğru çalışması için de içsel arınma ve kendini anlamaya çalışma uygulamaları gerekir.
İnsanın içsel manzaralarının gizemlerini açığa çıkarmak için derin düşünce, meditasyonla derinleri araştırma yetisine doğuştan sahiptir ama bunun farkında değildir çünkü bu konuda eğitim almamıştır. Günümüz kısıtlı eğitim sistemleri insan doğasının, DDA adını verdiğimiz beş duyunun dışına taşan yönü hakkında hiç bilgi vermemektedir.
Hepimiz bir şekilde zarar gördük. Hepimiz ailelerimizde, okulumuzda, işyerimizde veya ait olduğumuz başka bir enstitüde sosyal adaletsizliğe uğradık. Ve tüm bunlara rağmen pek çoklarımız yeniden yaşamayı ve sevmeyi öğrendik. İyileştirmeyi, affetmeyi, terk etmeyi, anlamayı, kabul etmeyi de öğrendik ya da öğrenme yolundayız.
Bizler değerli, sevilmeye layık  insan varlıklarıyız. Her birimiz anlam yaratanlarız. Kendimizde saklı yaşam öykülerimize ve geçmiş anılarımıza yeniden bir bakma ve önemli olanı araştırma, yüzleşme ve nazikçe o değerli anıları hak ettikleri yere gönderme cesareti bulacak kadar da güçlüyüz. Yeter ki bu gücü harekete geçirmek isteyelim… 
Şu anda günlük yaşamımızdaki ilişkilerimize, karşımıza çıkan insanlara ve fırsatlara ruhumuzda bir ışık ya da minicik bir mum yakma fırsatı verelim. Birbirimizin elini tutmak imkanı veren şartlar varsa asıl onları değerlendirelim. Her şey insanla güzel, insanla değerli ve insana yardım etmenin, bir yardım ve hizmet çemberi içinde çocuksu bir neşe ile yaşamanın tadı hiçbir yerde yok… Yaşam biçimimize hakiki bir anlam yükleyelim, fayda üreten insanlar haline gelelim ki iyileşme gerçekleşsin ve bu yaşam gerçek olsun, heba olup gitmesin… 
“Kendini gerçekleştirmek için başkalarından medet ummamalısın.”
                                                                           
 Zen Ustaları/Wumen Huikai



Hepinize merhaba, güzel bir hafta diliyorum. Buralar ve ben aynıyız değişen bir şey yok. Evle pazar arasında mekik dokuyorum. Bu hafta Karadeniz şenliği vardı, sanatçılar gelip konser verdi, ben tabii ki yine gidemedim, mesela dün akşam Selçuk balcı vardı, severim kendisini. Bu akşamda Kutsi vardı. Allahtan yarın akşam arkadaşların sanat müziği konseri var ona gidebileceğim:))
Annem bahçenin otunu temizledi, kazmaya başladı yavaş yavaş. Köyden gübre gelmişti onu yaydı bahçeye ilk önce, bir şey ekemeyeceğiz ama yine de olsun. Çapalar bu arada bileğlensin istiyorlar. 
Egzamam azdı doktora çıkmak zorunda kaldım, vitamin değerlerine bakalım dedi, hepsi yerlerde bu değerlerin. Annem bu kiloya vitamin nasıl eksik olur diyor:)))


Çiçek mevsimi açıldığından bu yana çiçeklerle aşk yaşıyoruz. Bunları sergi komşum Saadet abla seçti bana...



Kendini eleştiremeyen insanlar size yeni yönünüzü bulmanız için yardım ederler.
 Dinlemeyi reddetmek gibi hissettiren şey aslında sorumluluğu kabul etmekteki yetersizlik olduğu gibi; suç atma, yargılama veya kişiliğinize şahsi saldırıda bulunma ya da kişisel reddetme anları  sizi bir sonraki heyecan verici sahneye yönlendiren Evrenin kendisidir aslında. Sizi derinden anlamaya ve sevmeye çalışanlar bir karşılıklı etkileşim sırasında herhangi bir noktada bir şeyleri ispatlamanızı beklemezler ya da kontrol etmeye çalışmazlar. Dolayısıyla, en büyük çatışmaları yaşadığınız insanlar aslında size şunu söylemektedirler: “Lütfen parlaklığınızla benim dikkatimi dağıtmayın, ben kendim gibi olarak yeterince meşgulüm zaten”. Aynı mekanı kullanmak zorunda olduğunuz kişiler için söz konusu olsa bile anahtar; meselelere eğilmek ve kötü niyetli bir davranışla karşılaştığınızda uygun sınırları koyduğunuzdan emin olmaktır. Bu, eylem halindeki şefkatin sertçe bir nezaketidir.

ALINTIDIR 



Kısa bir alışveriş



Aslında ben seni olduğun gibi kabul ederim de;
"Sen olmamışsın." sıkıntı orada.

Nejat İşler


İnsan ait olduğu yere kavuşunca,
Suya kavuşmuş gibi oluyor.
Bitiyor kuraklıkları.
Sonrası hep ilkbahar...

🍂🌸Seçil Oğuz🌸🍂
☕️🖤🤍💫


Kütüphane günleri


Bahçenin ilk hasadı toplandı, yıkandı, suları süzüldü, gazete kağıdında ayıklanan yapraklar kuruyacak inşallah.


Bu benim tombalak kedim, geçen yazımda annesinin (minnoş) yeni bebelerini göstermiştim size. Tombalak bu ocaklığın içinde dünyaya merhaba dedi, minnoş biraz burada büyüttü onu. Tombalak ta aynı ocakta 5 bebe dünyaya getirdi, bebeler ile birlikte orada yaşıyor şu an. Annem kızı anasından hızlı çıktı diyor:))


Leylaklarını anlatıyorum
Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda
Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak
Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun. 

Rıfat Ilgaz



OKUDUKLARIM 2026/30 ALEVİ YOLUNDA ERKAN

01 Mayıs 2026

OKUDUKLARIM 2026/30 ALEVİ YOLUNDA ERKAN

 


Diyarbakır bölgesinde yaşayan Aleviler, daha önceki yerleşim alanları olan Musul, Kerkük ve Horasan bölgelerinden 1550-1580’li yıllarda Dicle nehri boyunu takip ederek yeni yerleşim yerleri olan Diyarbakır’a göç etmişlerdir. İlk zamanlarda Dicle Nehri kıyısında toplam 360 tane Kızılbaş Alevi Türkmen köyü mevcutken Alevi köylerine karşı yapılan çeşitli baskılar sonucunda birçok köyün halkı ya asimile olmuş ya da başka vilayetlere göç etmiştir.

Elinizdeki Erkânname, Diyarbakır’ın Kadıköy, Şarabi, Seyit Hasan, Türkmenhacı, Ulutürk, Şükürlü köylerinde ve Bismil ilçesinde hala devam eden Alevî erkânının, İmam Zeynel Abidin süreği esas alınarak hazırlanmıştır. Farklılıklarına rağmen Anadolu’nun her yanında uygulana gelen bu erkânlar, Aleviliğin temel inançları olan tevhid, adalet, nübüvvet, imamet ve ahiret inançlarını ve yolun kurallarını günümüze taşıyan temel direkler olmuştur.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Birkaç kitap daha okumam lazım bu kültür ile ilgili.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Mürşit olabilmek için 12 imamın birinin soyundan olması gerekir.
*****
Kendini Alevi gören bir kişi 4 kapı (şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir) 40 makam üzerine amel etmelidir.
*****
Cemevine giriş koşulları ;

1- Tevella ve Teberraya uymak (Ehlibeytin dostuna dost, düşmanına düşman olmak)
2- Düşkün olmamak (toplum nezdinde yüz kızartıcı suç işlememek)
3- İkrarlı olmak
4- Özü, gönlü temiz olmak (içinde kin, nefret, garez, fesatlık bulundurmamak.)
*****
Erkanda tığlanan kurbanlar:

Tosun: Âdem peygamberin kurbanıdır.
Koç: İsmail peygamberin kurbanıdır.
Horoz: Cebrail aleyhisselamın kurbanıdır.
Camış/manda: Şuayip peygamberin kurbanıdır.

Yöre cemlerinde genelde bu kurbanlar kesilir.
*****
İnsan dünyaya geldiği anda, dini veya inancı ile doğmaz. Din tercih edilir. Kişi, inancına en uygun sistem ne ise onu tercih eder. Tercih edilen inancın da kendine ait belli kuralları, yasaları olur. Alevi inancının da ilk kuralı "ikrar vermek" ve "yol" a bağlanmaktır.
İkrar; söz vermek, iman etmek, bağlılık yemini etmek, demektir. Bir yola girildiğinde verilen söz ve yemindir.
*****
4 kapı ve her kapının abdesti;

Şeriat kapısı: (dış beden) abdesti; su ile olur.
Tarikat kapısı (derinin altındaki damar) abdesti; ikrar ile olur.
Marifet kapısı (damarın içindeki kan) abdesti; nefsi bilmek ile olur.
Hakikat kapısı (kalp, gönül) abdesti; gönül temizliği
*****
Aldığınız var ise verin, döktüğünüz var ise doldurun, yıktığınız var ise kaldırın, ağlattığınız var ise güldürün.
*****
Düşkünlük, inanç esaslarımızın (eline, diline, beline sahip olmak) dışına çıkarak, işlemiş oldukları suçlardan ve yapmış oldukları hatalardan dolayı, toplumdan uzaklaştırılma halidir.
*****
Her hatanın bir tövbesi, her tövbenin bir affı vardır.
*****
Günahsız geçen her sevinçli gün bayramdır.
Hz. Ali
*****
Niyetler amellere göre şekillenir.
*****




OKUDUKLARIM 2026/32 KÜÇÜK BİR MESELE

30 Nisan 2026

OKUDUKLARIM 2026/32 KÜÇÜK BİR MESELE

 


Hayat, başımıza gelen öykülerin ta kendisi! Kafede, üniversitede, evde, takside, plajda başımıza geliverenleri, ince ayrıntılar ve sahici karakterlerle resmeden, yaşamın türlü sokaklarına girip çıkan öyküler… Edebiyatımızın ödüllü yazarlarından Neslihan Önderoğlu, gençlerin dünyasından yansıyan öyküler anlatıyor. ON8 Blog’daki sevilen köşesi Cin Atı’nda biriktirdiği öykülere yenilerini de ekleyen yazar, genç duyguları, gençlikte yaşananları özgün üslubuyla okura fısıldıyor.

Tatile çıkanlar, kendi yolunu çizenler, kalbi kırıklar, eve dönenler, âşıklar, seçmediği bir hayatı yaşamak zorunda kalanlar, macera peşinde koşanlar, hayal kırıklığıyla tanışanlar, aile işinde çalışanlar, umut edenler, dünyayı önemseyenler, kendi içine dönükler, terk edilenler, bekleyenler, hayalperestler, kabullenenler, inat edenler... Yaşamın türlü sokaklarına girip çıkan 27 öykü.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Yazar, çok iyi bir anlatıcı. Öykülerin tümünde tema *yalnızlık*.
Kimi hikayeler içimizden olacak kadar sıradan, kimileri ise yok artık dedirtecek derece ilgi çekiciydi

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bir insan aynı zamanda pek çok insandır. Eğer içindeki farklı insanlara ulaşıp onlarla vakit geçirmeyi öğrenebilirsen, yalnızlığı seversin. Yoksa yalnızlık katlanılmaz bir hale gelir.
*****
Başkalarıyla paylaşıldıkça değer kazanan anlar da, tek başına değerli olanlarda vardı.
*****
Doğruyu söyleyene bir şey olmaz.
*****
Bazen öyledir, insan ağzından çıkanı geri alamaz.
*****
İnsan kendi adımlarını susturamaz.
*****
Dış görünüşünü değiştirmekten daha zor bir şey insanın içini değiştirebilmesi.
*****
Diğerleri tarafından kusur sayılacak şeylerle doğmak, kazara o kusurları edinmekten daha mı kolaydı acaba? Daha mı kolay kabulleniyordu insan?
*****
Bir diğerinin mutluluğu ve iyimserliği neden bu denli ağır gelirdi ki öbürüne.
*****