1942’de yayımlanan Yabancı, romancı, tiyatro yazarı ve düşünür olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi olarak kabul edilen Albert Camus’nün, ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır. Romanda, işlediği bir suçtan çok, gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan bir “yabancı” aracılığıyla, XX. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma anlatılır. Bir türlü ele geçirilemeyen “anlam”ın sürekli aranışını, bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman, büyüleyici gücünü arka plandaki derin ve suskun acıdan alır. Camus, genç kahramanı Meursault’nun dış dünyayla arasına koyduğu mesafeyi, kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
Yazardan okuduğum ilk kitap, severek okudum? pek geriye dönük bir şey hatırlamıyorum. Belki başka bir zaman bir daha şans verebilirim.
KİTAPTAN ALINTILAR;
İnsan her zaman suçludur.
******
İnsan kendini koyvermemeli
******
İnsanın hayatını hiç değiştirmediğini, her hayatın az çok aynı olduğunu söyledim.
******
Yemek saati insanın acıktığı saatmiş
******
İnsan eninde sonunda her şeye alışır.
******
İnsan her zaman makul olmuyor.
******
İnsan bilmediği konularda hep abartılı fikirlere sahip olur.
******
İnsan gizli saklı, biraz utanç ve çokça da isabetle öldürülüyordu.
******
İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
******
Ona göre insanların adaleti hiçbir şeydi, Tanrınunkiyse her şey.
******
Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım.
******
İnsanları oyalamaya karşı duyulan ilgi pek uzun ömürlü olmuyor.
******


