OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420

01 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/6 İNSANCIL DERGİ SAYI :420



Sevmeden yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş...

*****

Dille yapılan edebiyat bize sevgiyi de öğretmeye başlamıştı, en azından sevgiyle yapılan işlerin daha verimli olduğunu göstermişti.

*****

Dilin doğru ve temiz oluşu, düşüncenin doğruluğunu ve temizliğini, düşüncenin doğruluğu ve temizliği de, gönlün doğruluğunu ve temizliğini gösterir.

*****

Öğretirken öğrenme, öğrendiklerini ön yargısız/artniyetsiz paylaşma...

*****

Ansızın yakalandığın bir yağmurdur aşk

Ve onun su birikintisinde

Bir serçenin banyo yapışı

Arındıkça hüzünlerden

Sevince mi çalar için?

*****

Yalnız kendi ülkesini bilen insan, hayat denilen kitabın ancak bir sayfasını okumuş demektir.

BYRON

*****

Toplumsal hareketler iki şekilde sona erer. Ya tamamen bastırılır ya da talepleri kabul edilir ve sönümlenirler.

*****



OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

30 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

 



Mutlu çocuklar için yeniden el ele, bu kez hayalden gerçeğe...

Dilek Yardımcı'nın yüz binlerce okurun yüreğini ısıtan “Hayal Sözleşmesi” serisi, dört bir yanı sevgi ve dayanışma ağlarıyla birbirine bağlayan Hayalden Gerçeğe ile noktalanıyor.

Anlatıcı koltuğuna bu kez ekibin neşe kaynağı Hasan'ı oturtan yazar, çocukluğa yeni anlamlar yükleyerek yarım kalmış bir çocukluğun geleceğe nasıl etki ettiği üstüne düşündürüyor.

Serinin son halkasında, derneklerine ulaşan mektupların izinde daha yaşanabilir yarınlar için yeniden el ele veren Hayal Sözleşmesi'nin büyüyen çocuklarının tek bir amacı var: küçük ya da büyük herkesin çocukluğunu ucundan bile olsa yaşaması!

Cuma akşamları Hayal Sözleşmesi Derneğinde bir araya gelen 8-A sınıfının iflah olmaz hayal avcıları, bu kez “Bir Mektup da Sen Yaz” projesi ile mektup kültürünü yeniden canlandırıyor ve yurdun dört bir yanından bambaşka hikâyelerin peşine düşüyor. Kimi zaman gülümseten kimi zamansa yürek sızlatan satırların sahiplerine ulaşmaya çalışırken, kâh gözü pek bir dedektif kâh dilbaz bir radyocu kimliğine bürünen kafadarları aldıkları bir mektup canevinden vuruyor. Günlük hayatın koşuşturmacası ve telaşına rağmen âdeta bir yaşam biçimi hâline getirdikleri Hayal Sözleşmesi'nden hiç vazgeçmeyen eski dostlar, çocukların hayallerini çalan dünya düzenine kafa tutmayı sürdürüyor. Tüm bunlar yaşanırken heyecan verici bir takip operasyonu ve akıllara durgunluk verici kiracı kaçırma numaraları ile iyice şenlenen roman; iki koca çocuğun, Neşe ile Hasan'ın bitmek bilmeyen atışmalarıyla kalplere sevgi tomurcukları serpiyor.

Kırık dökük duyguları itinayla sarmayı bilen Hayal Sözleşmesi ekibinin bu son serüveni, çocukları hayatlarının en güzel dönemini doyasıyla yaşamak için mücadele etmeye; yetişkinleri ise kendi çocuklukları ile yüzleşmeye çağırıyor.

Ufak dokunuşlarla hayallerin nasıl gerçeğe dönüşebileceğini gösteren kitap, mutlu bireyler yetiştirmek için daha küçük yaşta her çocuğa bir amaç vermenin önemini yineliyor. Çünkü çocuklara borçluyuz! Onlara çocukluklarını hakkıyla yaşatmak hepimizin borcu.

 KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Yazarımız çocukların diline hakim ve kahkahalı okunup dersler çıkartılacak çok güzel bir kitap yazmış. Seri kitap imiş..

KİTAPTAN ALINTILAR;

Sırlara sağdığımdır.
*****
Bütün enerjini spor yapmaya harcadığın için kimseye şiddet uygulamazsın.
*****
Şu hayattaki en güzel şey, bir insanın yüreğine dokunmak.
*****
Birbirimizi değiştirmeden sevmeyi öğrenmeyiz.
*****
İnsanların kötü iş koşulları yüzünden tedavisi çok zor olan hastalıklara yakalanması korkunçtu.
*****
Ne yaşarsak yaşayalım hikayeleri anlamlı ve güzel kılmak bizim elimizde.
*****


YAZILI KARTLAR

29 Haziran 2026

YAZILI KARTLAR

 




Yalnız zevk için yaşayan, duygularını kontrol etmeyen, yiyeceğinde ifrata kaçan, vaktini boşa harcayan ve zaaf sahibi olanı, baştan çıkartıcı Mara kuşkusuz, rüzgarın zayıf bir ağacı devirmesi gibi yere vuracaktır.
Zevk peşinde koşmadan yaşayan, duygularını kontrol eden, yiyeceğinde itidalli, iman sahibi ve güçlü olanı ise Mara kuşkusuz yere vuramayacaktır, nasıl ki rüzgar kayalık bir dağı deviremez…
Buddha'nın Öğretisi - Gerçek Sözleri/ Paul Carus




İnsan ne yaptığına değil ne yapmadığına bakmalıdır.
Gün içinde ne yapıyorum?
Öfkeleniyorum, sıkılıyorum, utanıyorum, kızıyorum… liste uzar gider tamam normal, insanım, bu duyguları sıradan ve düzenli bir şekilde yaşıyorum fakat ben ne yaptığıma değil neleri yapamadığıma bakmalıyım.
Aldığım bilginin ne kadarını hayatıma geçirip uygulayabiliyorum, diğeri en kolayı, o zaten olağan.
Kızdığım zaman öfkeye kapılıp dağları yerinden oynatmak mı istiyorum yoksa bir durup küçük bir nefes alıp olayın içinde savrulmamayı deneyimleyebiliyor muyum?
Bilgi, kendi üzerimizde çalışıp emek verilerek sindirilir yoksa oku dur, içeriye nüfuz etmeyen bilgi boş bilgidir…
Ruhsal ve Bilimsel AraştırmalarGrup Çalışmasından…




GönIü kırık zavaIIı ve garip birini görürsen, 
yarasına merhem koy, 
yoIdaşı ve yardımcısı oI…
Kafir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma. 
Kalb kırmak, Allah-ü  Teala’yı incitmek demektir.
                                                                                                                                                                                       Ahmed Yesevî - Dîvân-ı Hikmet 




Dönüşmek ve barışı temsil eden biri olmak için yapılacak pratik uygulamalar vardır:
• Önce nasıl biri olduğunuzu sahiden araştırarak işe başlayın.
• Bu yeni tanımaya başladığınız kişiyi sahiden dönüştürmek isteyip istemediğinize karar verin.
• Stresli zamanlarınız için nefes teknikleri ve açık havada yürüyüş kısa programları uygulayın.
• Kendinizi ve başınıza gelenleri gerekenden fazla ciddiye almayın. Hepimiz insanız ve her türlü olay hepimizin başına gelebilir. 
• Arada sırada kendinize şakalar yapın, yaşananları biraz da hafife alın ve sıkıldığınızda hayata neşeli bakan biraz da komik bir arkadaşla bir kahve için.
• Yaşadığınız zorlu olayları hangi sıklıkta değiştirebiliyorsunuz? Sizi uzun süre mi etkiliyorlar, yoksa bir süre sonra doğallaşıp gündemden düşüyorlar mı? Bu konuyu biraz araştırın. Belki de profesyonel destek gerekiyor da olabilir.
• Sorunlu durumlarda, karşınızdaki insanla iletişime geçmeden önce biraz düşünün, en az 24 saat geçmesini bekleyin, öfkeniz dinmedi ise bu süreyi 48 saate çıkarın. Haklı iken haksız duruma düşmeyin.
• Düşünce gücü ile duyguların ardındaki enerjilerin diğer canlılara da ulaştığını farkederek, sorunlu duygularınızı tetikleyen insanlardan, hiç olmazsa bir süreliğine uzak durun.
• Sorunlu duyguları tetikleyen biri ile karşılaştığınızda, çok sevdiğiniz bir kişinin imajını göz önüne getirin. Bu çocuğunuz, kediniz hatta sevdiğiniz bir çiçek bile olabilir.
• Düşünce ve duygular gibi hergün kendimize tekrar ettiğimiz sözcükler de önemlidir. Kendinize hiçbir şeyin iyi olmadığını ve yolunda gitmediğini tekrar etmekten vazgeçin. Bilinçaltınız sizi duyar ve ona göre konum alır. Olumlu imajlar yaratmaya, olumlu şeyler düşünmeye gayret edin, kazançlı çıkarsınız.
• Diğer insanlardaki Tanrısallığı bazen zor da olsa görmeye çalışın veya ilk başta görmeye niyet edin. Sonuçta o da bizim gibi bir yaratılmış, eksikleri var ama bizim de eksiklerimiz var. Eksik fazla dengesi bizi toplumda bir arada tutuyor ve hızlı bir gelişime neden oluyor.
•  Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayın; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde ve o sorunu çözerken görmeye çalışın, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara verebilmek için  böyle düşünerek daha fazla yardımcı olursunuz. 
• Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın. Olayı doğru algılamak için çaba harcayın, birilerine de danışın, bilgi ve fikir alışverişi yapın. (Tabii bilgisine güvendiğiniz kişiler veya işinin ehli  uzman bir danışmanla)
• Doğayla Bağlantı Kurun. Bizler doğanın birer parçasıyız. Stresli iken, güneşin ışığını alamayan bir çiçek gibi sararır, solarız. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin, parklara ya da deniz kenarlarına gitmeye çalışın.
• Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve su ile yapılan en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin. Bol bol su için, su beden içinde inanılmaz bir şifacıdır.
• Kendinizi Işıkla Koruyun. Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. 
• Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Mümkün olduğunca sakin bir şekilde bu enerjiyi istemediğiniz belirtin, derin soluklar alıp, tutup, burnunuzdan verirken, zararlı enerji kabul etmek istemediğinizi nezaketle bildirin. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.
• Biz değişirken, gezegenin kollektif bilincinin seviyesini de yükselttiğimiz için bu değişim-dönüşüm adına yapılacak herşeyin bize huzur, denge, uyum ve ahenk getireceğini de sık sık  anımsamaya çalışın.
• Irwin Lazslo’nun ünlü sözü der ki: “Siz kendi şuurunuzu geliştirdiğinizde evrenin şuuru da genişler. Bir hologramda, her bir parçada meydana gelen bir değişim bütün diğer parçalarda yansır.”




OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

28 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

 



.. bize tam veya mutlak tatmin vaat eden herhangi birine veya herhangi bir şeye karşı son derece dikkatli olmalıyız. Bu sadece öfke, şiddet veya hayal kırıklığı getirebilecek bir vaattir. Başka bir deyişle psikanaliz, yalnızca kurtuluş kültürlerini eleştirebilir ve onlara karşı bir panzehir olabilir. Tam tatmin sadece tanrılar, hükümdarlar veya tiranlar ya da daha yıkıcı hırslarımızı taşımak ve kapsamak için yarattığımız figürler içindir.

İngiltere’nin önde gelen psikanalistlerinden Adam Phillips, son eseri İyileşmek Üzerine’de kişisel gelişim furyasına farklı ve eleştirel bir bakış atıyor, iyileşmenin anlamını bizlerle birlikte didikliyor. Yazar, önceki kitabı Değişmeyi İstemek Üzerine ile tamamlayıcı olarak kurguladığı bu metinde haz, tatmin, kültür, iyileşme kavramlarına dair fikir yürütüyor. Tüm bu yolculukta Phillips; Freud, Winnicott, Masud Khan ve Bion gibi psikanaliz alanındaki büyük kuramcıları William James ve David Hume gibi isimlerle harmanlıyor.

Bu kitapla Adam Phillips, iyileşmek üzerine konuşmakta nasıl daha iyi olabileceğimize yönelik bir keşfe çıkıyor.

Adam phıllıps: Londra’daki Wolverton Gardens Çocuk ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nde Çocuk Psikoterapisi Bölümü başkanıdır. Psikoterapinin yanı sıra edebiyatla da yakından ilgilenen Phillips’in Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine adlı kitabı son derece olumlu eleştiriler almış ve New York Times gazetesi tarafından Yılın Dikkate Değer Kitabı seçilmiştir. İngiltere’nin saygın gazetesi Guardian’da Phillips hakkında şunlar söylenmişti: “Phillips, tıpkı Çehov gibi, hem iyi bir doktor hem de iyi bir yazar; insan davranışlarının inceliklerine gösterdiği ilgi iyi bir hikâye anlatıcısı olmasını sağlıyor... Her insanın derinlerindeki o temel yabancılığa hoş bir açıklıkla yaklaşıyor.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Kendini okutan ve çok düşündüren bir kitap. İyileşmek istediğimizi isterken gerçekten iyileşmek istiyor muyuz yoksa istemiyor muyuz? Birçok soru ve cevabı barındırıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Zor zamanlarda kimi sevdiğimize tekrar tekrar karar vermek zorundayız.

Frank O'HARA
*****
Tedavi olmak kişinin tercih ettiği hayatı sürdürmesidir: Bu da bizim arzu edilebilir bir değişim için şartlarımızdan biridir.
*****
Hasta faydacıdır; amacı, istediği hayatı elde etmek için elinden geleni yapmaktır; mümkün olanın repertuarını genişletmek ister.
*****
Bizler nasıl değişmek istediğimizi değil; sadece değişmek istediğimizi biliyor olabiliriz.
*****
Neredeyse denebilir ki tedavi varsayımı aynı zamanda bir hastalıktır.
*****
İdealler bireyin beklentiyi karşılamasının pek de mümkün olmadığı bir yerdedir.
*****
Yaşlanmak daima acemiler içindir.
*****
İyilik amaç için araç değil, kendi içinde bir amaçtır.
*****
Haz ve tatminin birlikte gitmesini ve ideal olarak ayrılmaz olmasını, birini diğerini takip etmesini istiyoruz; haz olasılığının olduğu yerde memnuniyet olasılığı olmalı, olmak zorunda.
*****
Tarihin hakikati dilin hakikatidir.

Michel Henry
*****
İyi bir yaşam, başka ne olursa olsun, tanınabilir tatmin edici hazları içermelidir; ve aynı şekilde, tatmin edici olmayanları veya tatmin edici hazları sabote etme veya bozma olasılığı olan her şeyi düzeltebilmeli veya kökünü kazımalı.
*****
Beden kendisinden zevk alan bir şeydir.
*****
Hayatımız, gereksiz yere zarar vermeden kendimizden ve başkalarından zevk almakta daha iyi olmak ile ilgili olabilir.
*****
İnsanların hazza çekildikleri ve acıdan kaçtıkları açıktır.
*****
Eğer hayattaki haz heyecandan kurtulmaksa, sizi heyecanlandıran şey her ne ise, kim varsa kurtulmanız gerektiğine inanmak kısa bir adımdır.
*****
Açık sözlülük, iyileşmek için değişimin ön koşulu mudur, yoksa değişmek için ihtiyacımız olan şey hakikat midir?
****
Aşk karşılıklı olabilir, ancak hiçbir zaman aynı şekilde hissedilmez.
*****
Hakikat, bilimin tek mutlak amacıdır; ancak aşk, biliminden tamamen bağımsız olan yaşamın amacıdır.
*****
Hakikatler, unuttuğumuz yanılsamalardır; alışkanlık haline gelmiş ve duyusal gücü tükenmiş metaforlardır.
*****
Bugünü değiştirmeye yönelik her niyet, geleceğe yönelik her amaç geçmişten gelen bir arzu olarak başlar. Ve geçmiş her zaman, bir anlamda, zaten orada olduğu için, kendisini potansiyel bilginin bir nesnesi biçiminde sunar; psikanaliz için, nedensellik bilgisi; geçmiş, psikanalitik hikayede, her zaman şu ya da bu şekilde bugünü ve geleceği belirler.
Bizi geçmişten alıp muhtemel geleceklere götüren arzudur. Arzu olmadan akla gelebilecek hiçbir politika, erotik yaşam ya da gelişme yoktur.
*****
Hastanın sözlerini hakikat veya kurgu olarak ayırt edebilecek bir ölçüt vardır.
*****
Duygulanım yani varlığın kendi içinde açığa çıkması.
*****
Hayat adlandırıldığı anda kaybolur.
*****
Aşktan bahsedildiğini daha önce duymasaydık asla aşık olmazdık.
*****
Haklı olmanın asla yeterli olmadığını; daha iyi olmanın gerekli olduğunu fark ettim.

Joan DİDİON
*****
Duygular esasen bir şeyi veya birini önemsemeyi içerir.
*****
İnançlar deney değilmiş gibi davranan yaşam deneyleridir.
*****
Herhangi bir inancın herhangi bir birey için doğru olduğuna önceden karar verilemez; sadece onunla olan deneyim bunu söyleyecektir.
*****
Eski bilgilerimizin, önyargılarımızın ve inançlarımızın çoğunu elimizden geldiğince değişmeden tutuyoruz. Yenilemekten ziyade yama ve tamir yapıyoruz. Yenilik içeri çekilir; eski kütleyi lekeler; ama aynı zamanda onu emen şeyle de renklenir.... Ham yeni gerçeğin eklenmesi nispeten nadiren olur. Daha çok pişirilip veya eskilerin sosunda haşlandığı söylenebilir.
*****
Eylemler ve inançlar sonuçlarıyla yargılanacaksa, meyveleri iyiyse, başka herhangi bir şeye inanabileceği gibi, dönüşüme de inanabilir.
*****
Değişiyoruz ve içinde yaşadığımız ortamlar değişiyor; inançlar, kendimizi ve çevremizi düzenleme girişimimizdir; inançlarımızın aracılık ettiği ve iyileştirdiği karşılıklı iki istikrarsızlık.
*****
Gözden ırak olan gönülde tutulur, ta ki tutulmayana dek.
*****






OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

25 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

 


Emekli olup çok sevdiği mesleğine ve dünya tatlısı öğrencilerine veda edince içindeki büyük boşluğu kadınlara dair bir roman yazarak doldurmak istedi Tomris Vural. Bedeniyle, aklıyla, yeterince dolduramadığını düşündüğü kendi hayatı yerine,
-belki bir faydası olur niyetiyle- nice kadının yarım yamalak hayatını yazmak istedi. Romanının adı Mandal olacaktı; sadece Mandal...
 
“Çamaşır mandalı; kendi içinde tutarlı, kendine dayanan, gücünü kendinden alan, bu güçle çamaşırları ip üzerinde tutan, birleştirici ve sakinleştirici bir alettir, huzur ve güven unsurudur.”
 
Üstün Dökmen, bireyden yola çıkarak topluma, Tomris Hanım’ın gözünden kadınların tarih boyunca süregelen sorunlarına bakıyor bu kitapta. Yine her zamanki gibi farklı bir bakış açısı kazandıran mizahıyla…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Severek okudum, mandal metaforu güzeldi.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bu dünya da müstakil kadın bulmak da zor, müstakil ülke bulmak da. Erkek egemen dünya, müstakilleri münasip bir şekilde engelliyor sonuçta.
*****
Dil düzelmeden dilekler düzgün çıkmaz yürekten.
******
Hayatta hiçbir şeyimiz dört dörtlük olmuyor; ya bizim ayarımız bozuk ya yakınlarımızın sosyolojik saati bize uymuyor.
*****
İnsanlar görünenden çok görünmeyene meraklıdırlar. Görüneni doğru dürüst anlayamazlar ama görünmeyenin var olduğundan ve onu tam tamına anladıklarından çok emindirler.
*****
İnsanlar bilmeden düşünürler, bilip bilmeden konuşurlar.
*****
Cehalet, düşünememek, sorgulamamak, sonuçta huzur verir insana.
*****
Mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluk nedeni vardır.

TOLSTOY

*****
Bazı zihinsel engelli kişiler yalan söyleyemezler. Dürüstlüklerinden değil, karşılarındaki insanlarla empati kuramadıkları için onları kandırmayı beceremezler, o yüzden yalan söyleyemezler, Anlaşılan akıl medeniyeti parlatıyor ama vicdanları karartan bir yanı da var arada.
*****
İnsan nasıl olmuşsa öyle kalmak zorunda değildir, insan kendi iradesiyle kendi varlığına katkıda bulunabilir, kendinizi geliştirebilir, yüceltebilir, bu arada hırsızlığın şahikasını becerebilir çalıp çırpabilir de... Yeter ki fırsat ver, her şeyi yapabilir.
*****
Acınızı bağrına basanlar olsa da, bu dünyada herkes kendi acısından sorumlu galiba.
*****
Bir erkeği öldürmek, her çağda affedilmezdi.
*****
Erkek eşeğe biner, rahatça gider, kadın çuvalı sırtlar peşinden gider kırsal kesimde.
*****
Toplumlardaki ayrımcılık belki de insanların kendi beyinlerinde başlıyor ilk önce.
*****
Dul bir kadın ne babasına, ne oğluna karşı sorumlu olmalıdır, yalnızca kendi aklına ve vicdanına danışmalıdır.- Baki olan akıl ve vicdandır.-
*****
Kıskançlık biraz erkeğin içindedir, biraz sokağın kalabalığı içinde.
*****
Annesini denetim altında tutan bir oğul bence topluma ağır gelir.
*****
Anıları sabit zannetmeyin. Olmuş, bitmiş, arşivimize yerleşmiş zannettiğimiz birtakım güzel anılar, yeni ortaya çıkan olayların etkisiyle birden renk değiştiriveriyorlar.
*****
Belki ergen olmak zor ama ergen annesi babası olmak zor.
*****
Çocukken güldünüz, güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Yerine oturmayan düşünceler, bir uçan balon gibi sağda solda gezdirir sizi.
*****
Akıl külahta bir çividir, yumruk yemeden kafaya girmez.
*****
Kadınlar özgür değildir, her şeyden önce rahimlerindeki ağır kütle bir hacıyatmaz gibi onları yere, eve, zemine çeker. Kadınlar genelde yan gelip yatamazlar, bir hacıyatmaz gibidirler; hep ayakta, hep diri. Bebekleri vardır çünkü; bebek beklemez. Ya acıkır, ya çişi gelir.... Sonra bir de erkek hegemonyası vardır, onlar da ya acıkırlar ya aşka gelirler.
*****
Gölgen yabancılaştığında, dilin seni yalnız bıraktığında, sen kendinden taşınırsın. Kendine veya topluma yabancılaşma dedikleri bu galiba.
*****
Yaşamı olumsuz algılayanlar depresyona girerlermiş, olumlu algılayanlar normal sayılırmış.
*****
Bu dünyada köleliğin en kötüsü gönüllü köleliktir.
*****
Hayat serseme çeviriyor insanı, yaşasan bir türlü yaşamasan bir türlü.
*****
 Nereye gittiğini bilen insana dünya kenara çekilip yol verirmiş.
*****
Eğer bir kızım olsaydı, ona, fazla gülmemesini değil elinde fırsat varken gülmesini öğretirdim. Çocukken güldünüz güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Madem böyle olacaktı, biz niye bu haltı yedik ağam?


OKUDUKLARIM 2026/41 YÜZLEŞME

24 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/41 YÜZLEŞME

 


“İnsanın sözünün yerini alan makinelerle bir servet yapıyorsun, üzerinde hiçbir dilin konuşulmadığı gezegenler keşfetmek istiyorsun. Sen ki söze tutkun, sen ki sohbete âşık. Böyle bir ihanet affedilir mi?”

Bir anaokulunda on dokuz çocuğu rehin alan bir adam ve  çocukları kurtarmaya çalışan bir müzakereci, Émile... Geçen zamanla beraber teknoloji, dijital dünya, sosyal medya platformları üzerine sohbetleri derinleşir. Ayrıca adam kendisinin Elon Musk olduğunu iddia etmektedir, peki sahiden iddia ettiği kişi midir? Deneyimli müzakereci Émile’i bile şüpheye düşüren bu adam kimdir ve gerçekte ne istemektedir? Taşların Anlattığı ve Juette’in Tutkusu kitaplarından tanıdığımız Clara Dupont-Monod Yüzleşme’de bizi çağımızla ve onun getirdikleriyle karşılaştırıyor...

“Bizim düşüşümüzü yine biz istedik ve biz düzenledik. Barbar da biziz, kurban da. Gülümseyerek haklarımızdan vazgeçtik. Bu gönüllü kölelik kadar korkunç bir silahı daha kimse üretmedi. Kendi kendini hapsetmek 21. yüzyılın gerçek şaheseri.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Merakla okudum, fakat bende bir etki bırakmadı.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kaçık, anlaşıldığını hissetmeli ama sevildiğini değil.
*****
Popülariteye ve başarıya uygun olsun diye koyun gibi meleyen ve böylece başkasını yargılamayı tek bir kişinin ahlaki değerine endeksleyen kitleler var sadece.
*****
Gücün hayat üzerindeki yetkiyle hiçbir ilgisi yoktur ama hayatta kalmakla vardır.
*****
Zihinsel olan hayvandan üstündür.
*****
Seçmek düşünmeye mecbur eder, oysa içgüdü için akıldan daha büyük engel yoktur. Seçeneğe sahip olmak ilkel hamleyi bastırmak, düşünce uğruna doyumsuzluktan vazgeçmek demektir.
*****
Liberteryenizm: Özgürlüğün ve onun bileşenlerinin siyaset içinde en önemli değer olduğuna inanan siyaset felsefesi. Bu felsefeye göre insanlar özgür olduklarında herkes için daha güvenli, daha iyi, daha adil bir dünya yaratılabilir.
*****
Eğer yapay zeka midelerimizi, cinsel birleşmelerimizi, çocuklarımızın, eğitimini, düşüncelerimizi yönetecekse de tek bir şey konusunda elinden bir şey gelmeyecek: Hayvanlık. Bu kavramı anlamaz çünkü sadece yetenekten ibarettir.
*****
Ses asla yalan söylemez. Ses, bilgi madenini saklayan bir kasadır.
*****
Az önce size şefkatin hayatta kalmak için pek iyi şey olmadığını açıkladım.
*****
Korku hayatta kalışın en iyi müttefikidir.
*****
Empati, müzarekenin bir numaralı düşmanıdır.
*****
Hayatta kalmak için hiçbir şansı olmayan unsurları kapı dışarı edin.
*****
Utanç tüm aşırılıkları açıklar ve geçerli kılar.
*****
İnsan ölümünden sonraya da bir isim bırakabilir
*****
İnsanoğlu hayvan evresine dönmedi ama vahşi hayvanlara dönüştü.
*****
Teknoloji insana yardım etmek değil, onun yerini almak ister.
*****
İlerlemek, kendini inkar etmek değildir.
*****
Korku, eğer onu tanımayı bilirsen mucizeler yaratır. İnsanı temkinli ve tepkisel kılar.
*****
Aşağılanmış bir insanı asla azımsamamak gerekir. Öcünü almak için dağları yerinden oynatır. Sabırlı, titiz, fanatik olur.
*****
Sanırım insanlar, sizin de dediğiniz gibi, idealistler. Ama kimse onlara beklentilerini karşılayacak bir ideal sunmuyor.
*****
Sadece akıllı insanlar gerçekten cezalandırmayı bilirler.
*****
Mekanların daima bir anlamı vardır. Onlar açık birer kitaptır, kişi hakkında çok şey söylerler.
*****
Kimse sizi değiştirmeyecek.
*****


OKUDUKLARIM 2026/40 BAREM KANUNU

21 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/40 BAREM KANUNU

 


“Ben İstanbul’dan döndükten sonra şu mahud ‘Barem Kanunu’nu Ankara’da yeni çıkmaya başlayan Başkent adlı bir dergide tefrika ettim. Ama on beş yirmi tefrika sürdü, sonra şimdi burada anlatması çok uzun ihtilaflar yüzünden kesmeye mecbur oldum. Yalnız sana şunu söyleyeyim: Romanım çok istediğim gibi oldu. Zevkine, bilgisine güvendiğim bir iki dostumdan da çok teşvik gördüm.”
Melih Cevdet Anday’ın Şevket Rado’ya yazdığı bir mektuptan alıntılanan bu satırların izi sürülerek ortaya çıkarılan Barem Kanunu, 77 yıl sonra ilk kez kitaplaşıyor!  1946’da, henüz otuzlu yaşlarının başındayken giriştiği bu ilk tefrika roman denemesinde Anday’ın, atmosfer yaratma, karakter inşası ve kurmaca yeteneğinde daha başından ne denli usta olduğu görülüyor.  Barem Kanunu, Melih Cevdet Anday’ın edebî biyografisini sıfırlayarak yeni bir tarih başlatacak…
Ama bu memuriyet hayatı hiç de dışardan görüldüğü gibi değildi ki. Bir gün hiç tanımadığı asık suratlı bir adam odadan içeri giriyor, bütün memurlar asker gibi ayağa dikiliyorlar; sanki hayatları bu adamın dudakları arasındaymış gibi korkudan titreşiyorlardı. Tabii gün geçtikçe yavaş yavaş o da bu memurlara benziyordu. Memuriyetin beğenilecek nesi vardı yani?

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

 Kitapta küçük bir devlet dairesinde çalışan bir grup memurun yaşadıkları anlatılıyor

KİTAPTAN ALINTILAR;

Uyku bastırınca insanın iradesi elden gider, hepimiz, istemeden bir takım üzücü vakalara sebep olmuşuzdur.
*****
Memuriyet hayatında muvaffakiyet kazanmanın sebepleri pek karışık, pek girifttir.
*****
Tesadüfler insanlara ne fırsatlar yaratabilirlerdi.
*****
Onca insanlar zamanımızda yalnız çıkarları için yaşıyorlardı. Samimi halis dostluklar eski zamanlarda kalmıştı.
*****
Paraya ne kadar düşkün olursa olsun bir kadın kendisine eziyet eden, istediği gibi yolamadığı, hatta üstüne para yedirdiği erkeği beğenir.
*****
Kadın bir tarladır; ne ekersen onu biçersin.
*****
Hayatta biraz vurdumduymaz olmak lazım. Yoksa insanın verem olup gitmesi işten bile değil.
*****
Benim yüzüme karşı küfretsinler ama arkamdan alay istemem.
*****
Esnaf, bir memurdan çok daha fazla para kazanırdı. İtibarı mı?
*****
Güzel bir nisan sabahı insanın kederini dağıtır.
*****
Sevda çekme her delikanlının hakkı olmak gerekirdi. Bunun için üzülmek değil, övünmek lazım gelirdi.
*****
İyilik, kötülük, saadet, vicdan azabı gibi duygular, düşünceler onun semtine bile uğramamıştır.
*****
Sevda tek bir adamın tașıyacağı yük değildi
*****


OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

18 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/39 MASUM KANI

 


Ayşe’nin yüzünde aptalca bir gülümseme vardı. Bütün bu olaylara rağmen tebessüm etmesi tuhaftı. Kendini tanıtırken yaptığı jest ve mimikler ve sesinin tonu Kenan’ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu durum kızın sağlam ayakkabı olmadığını düşünmesine sebep oldu. Üzerinde sıradan bir pantolon, bunun üstüne gömlek ve bir hırka giymişti. Bakışları fıldır fıldırdı. Ancak masumu oynamakta da geri kalmıyordu. Ellerini önünde bağlayarak sağa sola hafiften sallanıyordu.
Bilinen bir şey şu ki, hiç bir suç sonsuza kadar saklı kalmaz. Tıpkı romanımızda olduğu gibi. Her olayın bir yeri, mekanı ve zamanı vardır. Bunu bulup  çıkarmakta görevlilerin işidir. Romandaki olayların sonuçlarını da  yine roman kahramanı görevlilerin bulup sonuca ulaşmış olmaları sanki yaşanmış bir olayın sonucuma varmış olması gibi önemlidir.
Uzun cümlelerin yerine, okura rahat nefes aldıracak ve okuru sayfalar arasında sürükleyecek derecede kısa cümlelerin olması kitapta bir avantajdır..

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Okuyacaklara keyifli okumalar.

KİTAPTAN ALINTILAR;

İnançları sorgulamamak en doğrusu.
*****
İnsanın kendi kendini teselli etmesi ne kadar da zormuş.
*****
Samimi ol, kendin ol
*****
Her mağduriyet, masumiyet anlamına gelmezmiş.
*****
Ergonomi ya da az önce dediğim gibi işbilim. Her iş yerinin mücadele edeceği konulara değinir.
*****
İşbilim, insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur.
*****
Bir düşünüre göre mutluluk "Sohbet edecek kadar dost, kimseye muhtaç olmayacak kadar gelir ve elden ayaktan düşmeyecek kadar sağlıkta gizliymiş.
*****
Yaşanan acı karşısında herkes farklı bir davranış sergiliyor. Bazıları acısını dışa vururken, bazıları acılarını içine atmayı tercih ediyordu.
*****
Erdemli kişiler, her zaman vicdanlı insanlardır, geçmişi ve özü acımasız olan kişiler ise bu kötü özellikleri taşır.
*****
İnkar yiğidin kalesidir.
*****
Aile olmak güvene dayanır.
*****
Aslında ,insan hem legal, hem helal yaşamalı. Böyle bir yaşantıda ne hapis korkusu yaşarsınız, ne de vicdanınız sizi rahatsız eder. Böylece gece başınızı yastığa koyduğunuzda, uykunuzu kaçıracak şeyler pek az olur.
*****
Hiç sevilmemiş olmak mı , yoksa sevilip kaybetmek mi hangisi daha kötü olabilir ?
*****


OKUDUKLARIM 2026/38 SOLUK SALINCAĞI

17 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/38 SOLUK SALINCAĞI

 


İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı’nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg’in öyküsünü anlatıyor. Karlarla örtülen umutların, bavul yerine geçen bir gramofon kutusunun, adları absürt denecek denli uzun muhafızların ve her şeye rağmen diri kalan tutkunun öyküsü bu, bir cümleye tutunarak yaşamanın ya da sadece yaşamaya çalışmanın öyküsü. Hayatta kalmanın, ne olursa olsun ayakta kalmanın ve açlık meleğine kafa tutmanın öyküsü.

Herta Müller, tarihsel gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış Soluk Salıncağı’nda kelimeleri imgelere, imgeleri adeta zihinde açılan çentiklere dönüştürüyor. Çağın belki de en dehşetli hakikatleri kanıksanıp gündelik yaşamın parçası haline gelirken, Herta Müller’in sözcükleri insan olmanın kırılganlığını ve yaşamanın korkunç ve büyüleyici güzelliğini sayfalara döküyor, bizi kaleminin gücüne bir kez daha hayran bırakıyor.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı'nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg'in öyküsünü anlatıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Cennet zamanı harekete geçirir.
*****
Alışıyor insan küçümsenmeye.
*****
Isırganlar insanların oturduğu yerde boy verir sadece demişti büyükannem, sarmaşıklar da sadece koyunların olduğu yerde.
*****
İnsan yazgısını elden çıkarırsa, yitip gider.
*****
Ölüme karşı insan kendi yaşamına ihtiyaç duymuyor, tamamen bitmemiş bir yaşama ihtiyaç duyuyor sadece.
*****
Yalnız insan açlık çekiyorsa, açlık konuşmamalı. Açlık bir karyola değil, yoksa bir ölçüsü olurdu.
*****
Erkek yiyecekle ilgilenmeliydi, kadın çamaşırlar ve teselliyle.
*****
Okumanın insanı sakıngan, seçici ve duyarlı kıldığını söylüyorlar.
*****
Post yandığında kötü kokar.
*****
Bazen bir plan yavaş olgunlaşsa da damdan düşer gibi bir karar almak ve karara güvenmeden önce onun aniliği tarafından sürüklenmek heyecan uyandırıyor.
*****
Bir kuğu şarkı söylediğinde sesi hep kısıktır, insan onun küçükdilinin şişliğini duyar.
*****
İnsanın vurdumduymazlığı kimyasal maddelerin zehri kadar eski.
*****
İnsan bir deri kemikse, duygusal daha cesur oluyor.
*****
Yorgun gurur kederlendiriyor insanı.
*****
Şanslı olmak için bir amaca ihtiyacı var insanın.
*****
İnsan ancak üstünde günün yorgunluğu olduğunda geceleri rüya görüyor.
*****
Korku merhamet tanımaz.
*****


ETRAFINDA KİMSEYİ BULAMAMAK ZOR, İÇİNDE KİMSEYİ BULAMAMAK DAHA ZOR....

07 Haziran 2026

ETRAFINDA KİMSEYİ BULAMAMAK ZOR, İÇİNDE KİMSEYİ BULAMAMAK DAHA ZOR....

 


UMUTLU İNSAN OLMANIN YOLLARI

“Bilincimize çıkaramadığımız şey, hayatta karşımıza yazgı olarak çıkar.”
Carl Gustav Yung

Sürekli umutsuzluk içine düşerek enerjilerimizi kilitlemekten, kendimizde duygusal blokajlar yaratmaktan vazgeçebiliriz !...
Bilgeye sormuşlar. Akıllı ile Aptal arasındaki en büyük fark nedir diye?
Bilge;
“Akıllı insan her anı farkındalıkla yaşar ve bir kere ölür. Aptal insan ise her anı ölecekmiş gibi yaşar ve bin kere ölür” demiş…
Gün içinde sık sık umutsuzluk içine düşeriz. Çevremizdeki herkes gibi asık suratlı olur ve sanki emeklilik yıllarını bekleyen, hayattan vazgeçmiş insanlar gibi olmaya başlarız. Hayallerimizi kaybeder ve çocukluk enerjimize veda ederiz. Üçüncü sayfa haberlerini okur, tv de bu tip programlar seyreder ve bunlar bizim başımıza gelmedi diye seviniriz. Ama bu kadar günlük yaşamın içine girince ve kendi iç varlığımızdan kopunca sonunda yaşam enerjimiz düşer, umudumuz azalır, hayallerimize veda ederiz.
Enerjimizi kısıtlayan bizi pasif hale getiren bu etkenleri birlikte değiştirebilir ve dönüştürebilir, gülüşümüze ve enerjik halimize tekrar kavuşabiliriz.
Önce kendimizi suçlamayı bırakalım…
Her sabah uyanır uyanmaz şikayete başlamaktan vazgeçelim, o gün için en olumlu olan şeyi düşünmeye veya imajine etmeye çalışalım… Her günün getirdiği kendine göre bir hayrı, iyiliği, güzelliği mutlaka vardır. Her sabah hayata yeniden başlamak demek aslında umudu hiç yitirmemek, Tanrı’ya evrenin gizli düzenine ve insana güvenmektir…
Başaramadığımız bir olayla karşılaştığımızda lütfen şunları söylemeyelim: “Kendime kızıyorum. Başaramadığım şeyler beni bu hale getirdi veya şunları yapabilseydim daha iyi olacaktı. Şöyle yapsaydım harika bir hayatım olacaktı” demekten vazgeçin lütfen…
Aynaya bakın ve kendinize “sen harika bir insansın ve seni suçlamıyorum” deyin. Geçmiş hatalarınızı affedin ve geçmişin yükünü artık sırtınızdan indirin.
Doz aşımı yaratacak şekilde başkalarını mutlu etmeye çalışmayın. İnsanın ailesi veya yakınları için bazı fedakarlıklarda bulunması son derece doğal ve sağlıklıdır. Fedakarlık yapmayı, kendinden vermeyi öğretir ama onun da bir ölçüsü olduğunu unutmasak iyi olur…
Tüm enerjinizi size değer vermeyen ve sizi önemsemeyen insanlar için harcamayı bırakın. Sizi seven insanlara odaklanın. Ailenize ve sizi sadece siz olduğunuz için sevenlere. Enerjiniz tükeniyor, yoruluyor adeta bir yere bağlanıyor çünkü hayatınızın odağını yanlış kişilere döndürüp, enerjinizi onlar için harcıyorsunuz. Tüm hayat enerjinizi size değer vermeyen ve aslında değişmek istemeyen insanlar için harcarsanız hem zaman kaybeder, hem de yorulursunuz. Almak istemeyeni, değişmeyi arzu etmeyeni kendi yollarına bırakın… Onları sırtınızda bir yük gibi taşımayın. Bırakın nazikçe yollarına gitsinler, emin olun ki, size başka kapılar açılacaktır…
Kendinize inanın!… Siz evrensel bir varlıksınız ve sonsuzun oğlu ya da kızısınız…
Çoktan vazgeçtim hayallerimden diyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz hayatınızı değiştirecek yegane kişisiniz. Şu aralar enerjiniz adeta kilitleniyor olabilir çünkü inanmadığınız şeyler yapıyorsunuz. İstemediğiniz işleri sürdürmeye çalışıyorsunuz. İstemediğiniz halde tüm enerjinizi o işe vermek zorunda kalıyorsunuz. “Mecburiyetten katlanıyoruz, ne yapalım? Kim ister ki bunları yaşamayı” diyebilirsiniz.
İlk bakışta haklı da olabilirsiniz ama çaba göstererek, süreforla kendi üzerinizde çalışmaya devam ederseniz yeni insanları yeni imkanları ve yeni kapıları kendinize doğru çekmeye başladığınıza şahit olacaksınız ve bu size büyük bir güven verecek…Mutsuzluğunuzun ve enerjinizin kısıtlanmasının asıl nedeni inanmadığınız ve gerçekte istemediğiniz şeyleri yapıyor olmanızdır.
Ben Ne İstiyorum? Gerçek İsteğim Nedir?
Lütfen şöyle bir silkelenin ve kendinize sahiden ben ne istiyorum? Gerçek isteğim nedir diye sorun… Bu bilinçli farkındalık sorusu, değişimin minik taşlarını harekete geçirerek size yeni bir yol hazırlayacaktır çünkü biz herşeyi önce imajinatif bir ortamda, düşünce dünyamızda yaparız. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi… Ama artık çocuk değiliz ki, bu kendini kandırmak değil midir ? demeden önce birkaç deneme yapmakta fayda var…
Saf ve Huzurlu Düşünmenin Yollarını Arayın
Bir çocuk gibi saf ve huzurlu düşünmeyi öğrenmek mümkündür. Önce anda kalmayı ve günlük yaşamda zihnimizi sürekli meşgul eden konuların ne olduğunu bulmayı anlamaya başladıktan sonra tabii ki… Yaşam enerjinizi kısıtlayan en büyük etkenlerden biri de budur. Çok fazla hesap ve plan yapmak, hayatı sürekli yönetmeye, kontrol etmeye çalışmak çok yorucudur ...
Hiç dikkat ettiniz mi bazı insanlar vardır hava durumunu bile kontrol etmeye çalışırlar ve ne kadar huzursuz, mutsuz, endişe, kaygı dolu insanlardır…Hayatın getirdikleri ile mutlu olmayı ve küçük keyifleri hiç bilmezler, biz öyle olmayabiliriz. Küçük mutlulukları, küçük keyifleri kaçırmayabiliriz. Sevdiğimiz bir arkadaşımızla içtiğimiz bir kahvenin, sıcak bir sohbetin ne kadar doyurucu ve rahatlatıcı olduğunu hepimiz biliriz aslında ama hep erteleriz niyeyse…
Aklınızı sessizleştirin
Birkaç nefes alıp, küçük bir meditasyonla zihni izlemek kolaydır, alıştıkça zihinde bir sakinleşme olur, oradan oraya minik bir maymun gibi zıplamaktan hoşlanmaz hale gelir ama hepsi için çaba sarf etmek ve egzersiz yapmak gerekir. Zihninizi sakinleştirin huzurun geldiğine tanık olacaksınız… Huzurlu bir ruhun tüm Çakraları açık olduğu için enerjileri de düzgün akar ve evrenle olan bağları da güçlüdür…
Ağzınızdan çıkana dikkat edin
Tutamayacağınız sözler vermeyin. Kimsenin arkasından konuşmayın ve kınamayın. Unutmayın kınadığınız şey başınıza gelir ve o şekilde sınanırsınız. Hayatını kanunu bu. Ağzınızdan çıkan yanlış sözler size negatif enerji olarak geri döner.
Olumsuz düşünmekten vazgeçin
Kafanızda kurduğunuz olası geleceklerin hiç biri olmayacak çünkü sizin için en doğru gelecek seçildi. Siz bir bedeni deneyimleyen ruhlarsınız. Siz enerjisiniz. Hayatınızı negatife değil pozitife yönlendirin. Unutmayın akıl her zaman negatifi düşünmeyi tercih eder.
Kaygı Enerjileri Kilitler
Gelecek kaygısı duyarak enerjinizi bağlıyorsunuz. Eğer kaderiniz içinde güzel bir sabah varsa kimse sizden onu alamaz. Ama bu sabahı berbat etmek istiyorsanız kimse size engel olamaz. Kötü veya İyi yoktur. Sadece denge vardır. Akışı kontrol edemezsin. Ama akışa uyarsan zaten gitmen gereken yere seni götürecektir.
Hayatın Asıl Amacının Deneyim Yaşamak Olduğunu Unutmayın
Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır. Ama hayatın asıl amacı deneyimlemektir. Yaşadığınız sonuçlardan kimseyi suçlamayın ve özellikle de kendinizi suçlamayın.
Gülen Neşeli İnsanlar ile Bir Arada Olun.
İki hasta varmış ikisine de aynı teşhis koyulmuş ve ameliyata alınacaklarmış. Hastalardan biri öleceğine inanıyor ve sürekli söyleniyormuş. Diğeri ise gülüyor ve hayatının daha iyi olacağına inanıyormuş. İkisi arkadaş olmuşlar. Önce karamsar olan günlerce anlatmış ne kadar tehlikeli bir ameliyata gireceklerini ve kurtulma şanslarının ne kadar zor olacağını. Neşeli hasta ise onun anlatmaları her bittiğinde komik bir anısını anlatıyor ve gülüyorlarmış. Sonunda ne mi olmuş karamsar hasta da bırakmış ameliyatı filan o da yaşadığı anıları anlatmaya başlamış. Ameliyat gününde ikisi de gülerek ve neşeli girmiş ameliyata. Sağlıklı bir şekilde çıkmışlar ameliyattan.
Hepimiz biraz karamsar hasta gibiyiz. Hep kötü olasılıkları seçerek düşündüğümüzü bir türlü farkedemiyoruz… Olur olmaz herşeye kafayı takıyor çevremizi ve kendimizi mutsuz ediyoruz. Sizce o neşeli hasta olmak zor mu bu kadar? Siz karamsarsanız bile çevrenizde neşeli insanlar olsun. Onlar sizi o girdaptan kurtaracaklardır.
Negatif Enerjilerin Alıcısı Olmanız Gerekmez
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez.
Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz.
Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir.
Şifa veren tek şey sevgidir.❤
Derleme : Sandra İngerman’dan…


Herkese merhaba uzun zamandır yazı hazırlamadım, bazı sorunlarla karşılaştım şimdi onları çözmeye çalışıyorum. Sorun sağlık açısından, dualarınız benimle olsun. Bu çarşamba Şehrime Edirne'den gelen bir Prof. ile görüşeceğim, eğer o da operasyon derse de, ki aile sağlık doktorumun önerisi bu birkaç kişiden öneri almadan bu kararı alma demişti, bir kaç yerle görüştüm operasyon için, fiyat aldım. Ama gönlüm ağbimin cerrahında büyük ihtimal ona başvuracağım operasyon için, ki ağbim de öyle istiyor. Başka bir şehirde operasyon olmak zor gelecek ama dayanacağım. Öyle bir an ağrı yapıyor ki vücudum beynime kadar sinir uçlarım devreye giriyor. Her şeyin hayırlısı olsun.




Herkesin kendince tutunduğu mutlak bir haklılık felsefesi vardır. Ben kötüyüm diyen insan görmedim desem yeridir. İnsan kendini anlatır…
ama kalbini saklar.

Bu yüzden
her gördüğüne kesin doğru gibi sarılma.

Alıntıdır.

Sevgiler 🕊️🕊️


Kütüphaneden gelenler



pancar lezzetleri



Yeniler...


Yeniler 2



Annem beyaz sardunya kurumuş dedi, gereği yerine getirildi.


Artık kendimi kimseye sevdirmeye çalışmıyorum, sevmeyenin hep bir bahanesi olduğunun farkındayım…

• Artık kimseye olur olmaz beni eleştirme hakkı tanımıyorum. Biliyorum ki ben özel ve değerliyim ve kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim.

• Artık kendini beğenmişe, ukalaya, kibirliye hayatımda yer vermemem gerektiğinin farkındayım.

• Artık her şeye bir “ama” cevabı verenlere bir şeyler anlatmaktan onlara çözüm üretmemek gerektiğini fark ettim..
 Biliyorum ki isteyenin planı istemeyenin “ama”sı var.

• Artık körü körüne eleştirenler ile körü körüne savunanları aynı kefeye koyuyorum. Fanatiklere nefes tüketmemek gerektiğinin farkındayım.

• Artık başkasının dedikodusunu yapanla, sırrımı ve özelimi paylaşmıyorum. Bugün ona yapanın, yarın bana yapacağının farkındayım.

• Artık inatçı insanlara bir şey inandırmaya, ikna etmeye çalışmıyorum. “Bu onların kişiliği” demem gerektiğinin farkındayım.

• Artık affedemeyen, mükemmeliyetçi ve katı insanlardan uzak duruyorum. Hata yapan, özür dilemesini bilen insanlarla hayatı paylaşmam gerektiğinin farkındayım.

• Artık kimseyi mutlu etmek zorunda olmadığımı farkındayım. Beni hayatının merkezine koyanları, benim üzerimden var olanları, benim üzerimden mutlu olmak isteyenleri, istemediğimi fark ettim.

• Artık kendini geri çektiğinde de senin sayende yaşayanların ve mutlu olanların başının çaresine baktığını farkındayım.

• Artık kendini ulaşılmaz gösterenin aslında ambalajdan ibaret olduğunu farkındayım.

• Artık kimseyi hayatında zorla tutamayacağını, gitmek isteyenin bahanesi olduğu gibi kalmak isteyenin de bahane aradığını farkındayım.

• Artık iyi insanlar için daha çok çabalamam gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi hissettiren insanlar için, daha çok emek vermem gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi bir ilişki için sevgiden çok iyi anlaşmanın önemli olduğunun farkındayım.

• Artık kimin yanında “kendim “isem onun yanında daha mutlu olduğumun farkındayım.

• Artık hırslı insanlardan uzak durmam gerektiğinin farkındayım.

 Amaçları için herkesi kullanabileceklerinin farkındayım.

• Artık gerçek dostluklarda mesafenin önemli olmadığının farkındayım. Yıllar sonra bile bir araya geldiklerinde kaldıkları yerden devam ettiklerini öğrendim....
Her şey "iyi" olmak zorunda değil.
Önemli olan, 
Her şeyin içindeki "iyiyi" görebilmek...
“Rızık denince hep maddi boyutunu anlıyoruz.
Oysa;
Sevmek sevilmek de rızık meselesi...
İyi insanlara denk gelmek de...

İYİ İNSANLARA DENK GELMEK NASİP OLSUN HEPİMİZE…❤️



İYİ HAFTALAR, SAĞLIKLI GÜNLER HEPİMİZE…❤️