OKUDUKLARIM 2026/47 EKSİK GAMZE

26 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM 2026/47 EKSİK GAMZE

 


Yâdımızda kalan kreşendo sevda
yanağımızda eksik bir gamze gibi ağır
gönlümüz yazdadır ama şiir kış biraz
bazı şeyler şiir olsun diye yarım kalır

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Şiirler güzel bence okuyunuz.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Ne zaman kendimi arasam evde yokum, 
iç ses, heves, cennet, cehennem, nokta
derken yorgunum....
*****
İncinmekmiş meğer biraz da sevmek
*****
Abartılı anlam yüklediğimiz boş sözler 
çarpar yüzümüze ıssız bir veda gibi
*****
Gönlümüz yazdadır ama şiir kış biraz
*****
Eğer gönlümüzce sevebilseydik
dünyaya ağır düşmezdik bunca
*****
İnsan ölünce daha şairdir.
*****
Hep annesine nazlanır, küser
babasına sevdiğini söylemeyen çocuklar
*****
Babasız büyüyen kızlar
en çok oğullarına aşık olurlar.
*****
Takvim yapraklarını yere atmayan çocuklardık
şimdi en çok
bir hatayız birbirimizin hayatında.
*****
Leylayı aramaktan vazgeçen mecnunlarla dolu 
cami cemaati kadar kimsesiz aşklardan
gökyüzünde salıncak kur bana
*****
Dünyaya yavaşladıkça kendine hızlanır insan.
*****
Sen güzellik, sen merhamet
incinmiş dünyalara aldanan sesime
sonsuz bir şarkı lütfet
lütfen Allahım
nefesime değmeyen bu kalabalık içinde
telaşsız bir çarşı bahşet
hadsizsem, cömertliğim buna sebep
berceste istemem
ömrüme kefaret bir mısra yeter.
*****
Seni kendimden sakladım sevgilim
kokusuz bir gül gibiydin
güle benzerdi adın
ama gülün kokusuna vurgundum ben
*****
Kalpte yara kolayda
yarada kalp taşımak ne zor.
*****
Bankların en yalnızına gölgemi bıraktım
onunla söyleşecek artık martılar
*****
İnsan bir yoldur, kendiyle kendi arasında.
*****
Yürümek yetmiyormuş sevince
yol olmalı insan gidince.
*****
Yağmurdan öğrenmiştim, buseyle iyileşen yaralar vardı.
*****
Yeşermeyen çiçeklere verdiğim suyla
Üşüttüğüm mısralardan özür dilerim.
*****
Bugünlerde herkesin kalbi avaz
kimse duymuyor kimsenin kalbini.
*****
Güzel insanların yoluna kuşlar konmuyor
Bir ömrün şarkısını söylüyor uçup giden kuşlar.
*****
Ey göklere sığmayıp gönüle sığan tutku
arınarak düşeyim yoluna koşar adım
yıkanmış sözcüklerle sesleniyorum sana
bu kez seni sevmeye besmeleden başladım.
*****
Hoyrat ellere düşüp okşanmamış küs çiçek
bilemedim sevmeyi avucumdan düşmeden
ay'a emanet ettim seni suya akarken
belki sen de yaranı seversin bundan sonra
*****
Ellerimin ucunda duran aminsiz dua 
kimse açmasın istemem kırgın perdelerimi
sürsün müzmin yol ağrım sona varana kadar
Tanrı'ya verdiğim söz kederimden büyüktür.
*****
Yağmuru ıslatan bir hüzün düşer yüzüme
ama aşka gücenmem, kırgınlık kalbe yüktür
bensiz olsun rüyalar deyip baktım dünyaya
son ağrım olsun sana ertelenmiş bu veda
*****
Neden yaşlanmıyor ki insan kırkında,
neden kalbim on beşinde bir seda
içimde bir kuş ayini
göçen umudumu vedalıyorlar
hiç yaşamamış gibi her defasında
neden hep aynı yaradan vurulur insan
*****
Kahretmek günah der ya büyükler
yetişir soldan bir ses:
Yanılmak ta kalbin hakkı
*****
Allah'ım şu içimdeki çitleri kopar
kendime kıyarım da benim ellerim yara
*****
Gözlerine yürüdü bütün sokaklar
seni çağırdı kuşlar kanat çırptıysa
ellerin neredeydi ararken çok üşüdüm
beni bulur mu diye gönlüme düşen bahar
*****
Hayal kurmaktan kaçardım, kırılması yazık
derken elimde hayat kırığı kaldı.
*****
Umutlu bir kalbim vardı
ağlayan şiirde unuttuğum 
orada dursun
ihtiyaç anında dokunursun
*****




OKUDUKLARIM 2026/46 İYİ RUHLARA ADAK

25 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM 2026/46 İYİ RUHLARA ADAK

 


Kilisede
Çevreleyen taşlardan sanki, tunçlardan
duvarların kemerinden öte pırıltı,
bir azize, kahverengi altı,
ağarıyor solgun mumların ardından.

Tavandan, taş örgü çepçevre, 
süzülüyor bir meleğin başı üstü
parlak bir beyaz gümüş örtü,
sonsuz bir ışık sinmiş içine.

Ve köşede, altın camlının
sarktığı yerde toz topak, 
duruyor bir çapıt içinde bak
sakin bir çocuğu dilenci kastının,

Bütün bu ihtişamın bir zerresin
bile ağmadı onun göğsüne...
titrek, bitik, uzattı bana elini sessizce diyerek: "Prosim!"
(İçerik'ten)

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

İlk defa okuduğum yabancı çeviri bir şiir kitabı idi.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Dudaklarından ufacık bir kelebek uçtu hafiften 





OKUDUKLARIM 2026/45 GECE YARISI TRENİ (2. BÖLÜM)

24 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM 2026/45 GECE YARISI TRENİ (2. BÖLÜM)

 


Gerçeklik, algıdan ibaret.
*****
İnsanlıkla ilgili en üzücü şey, bir yere ait olabilmemiz için bir yerlerde birilerinin her zaman dışlanması gerektiği.
*****
Bazen gereksindiğin şeyler başladığın yerden çok ta uzakta olmuyor.
*****
Aşk anlamdı.
*****
Aşk bir bahçedir, sürekli bakım ister.
*****
Bazen mutluluğun bize öğretebileceği fazla bir şey yoktur.
*****
Sessiz kalmanın yalan söylemekten daha iyi olacağına karar verdi.
*****
Sevmek zorundasın. Çünkü o hayatında başına gelen en güzel şey...
*****
İnsan geleceğini bilirse nasıl yaşar ki?
*****
Ölüm bize dosttu ve uyku da Ölümün kardeşiydi.
*****
İnsan sevdiği ama çok karmaşık birini birkaç cümleye nasıl sığdırabilirdi ki?
*****
Biz geleceği düşündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein'ın dediği gibi, zaman içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düşünme biçimimiz.
*****
Sevgi acı veren bir şeydi ve iş onun tam tersiydi. Bağımlılıktı.
*****
Sırf çalışıp hiç eğlenmemek insanı sıkıcı yapar.
*****
Ölmenin en inanılmaz en sıkıcı yanı, önceliklerinizi tam doğru belirlemişken artık herhangi bir şey yapmak için çok geç olması.
*****
Ölmek bir an sürüyor ama yaşamayı öğrenebilmek için bir ömür harcıyorsun.
*****
Suçluluk hissinin yapışkan olmak gibi kötü bir özelliği vardı.
*****
Kapitalizm bomba gibi, değil mi? Önce şehirler inşa ediyor sonra da onları yavaş yavaş patlatıyor.
*****
Eş olmak için koca lazım, senden kaçıp durmayan biri, cam kırıklarını dert eden biri.
*****
Hayatı geldiği gibi yaşamalıydık ve ikimiz de bunu beceremedik.
*****
Sessizce okumak ve yazmak, bir şeyleri anlamayı kolaylaştırıyor.
*****
Yaşamaya devam etmek için, bazen de kalbinin kırılmasına izin vermek zorundasın.
*****
Aşkın garip yanı şu, insana öyle bir sonsuzluk hissi veriyor ki hep olacak sanıyorsun. Kaya oluşumları gibi. Gökyüzü gibi. Ama aşkın da insani olan herhangi bir şeyden farkı yok: Özen göstermezsen solup gidiyor. Alfred de demişti ya. Bahçe gibidir diye....
*****
Yaşamaya devam etmek için, bazen de kalbinin kırılmasına izin vermek zorundasın.
*****
Sevginin karşıtı nedir... Nefret değil. Çünkü nefret de bir duygu. Sevginin karşıtı anlamsız bir hırsa kapılmak.
*****
Gençken verilen sözler, en kolay bozulanlardır.
*****
Acısız hayat diye bir şey yok. Acıdan kaçarak yaşanan bir hayat acıyla tanımlanır. Acı ve pişmanlıkla.
*****
Doktor bir müzik aleti çalmayı öğrenmenin demansı önleyeceğini söylemişti.
*****
Müziğin tehlikeli yanı da bu işte. Çok fazla şeyi hatırlatabiliyor.
*****
Olmadığın biri olmayı hedeflersen, bir şey başaramayacağını anladım.
*****
Hayat uzun dönemlerden olduğu kadar anlardan da oluşan bir şeydi.
*****
Kusursuz hayat diye bir şey yok.
*****
Hayatı geldiği gibi yaşamaya cesaret et. Tüm kalbinle sevmeye cesaret et.
*****
Nerede olduğun önemli değil. Önemli olan, oraya niçin gittiğin.
*****
Zaman, evleri müzeye, aşıkları iki yabancıya, şarkıları hüzne dönüştürür.
*****
Geçmiş nerede saklıdır, bilmem ama seninle orada buluşuruz.
*****
Bir yerden sonra mantığı bırakıp kendi hislerine güvenmek zorundaydın.
*****
Hayatı ören ipliklerin, geçmişin ve şimdinin ve geleceğin iç içe geçerek yaşanmış olan her şeyi yaşanacak olanlar kadar taze ve sahici kıldığını hissetti.
****
Başarı kendini bulduğun yerden başlayarak ne kadar mesafe katettiğinle ölçülür.
*****


KİTAPTAN MÜZİKLER;

The loco motion - Little EVA
Return to sender - Elvis PRESLEY
Big girls don't cry - Four SEASONS
All shook up - Elvis PRESLEY
White Christmas - Irving BERLIN 
Bridge over troubled water - Elvis PRESLEY 







OKUDUKLARIM 2026/45 GECE YARISI TRENİ

21 Temmuz 2026

OKUDUKLARIM 2026/45 GECE YARISI TRENİ

 


Matt Haig, tüm dünyayı kasıp kavuran Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçen, yüreğinize dokunacak yeni bir hikâyeye davet ediyor: Gece Yarısı Treni.

Nora Seed gece yarısı olduğunda ölmemeyi öğrenmişti. Wilbur Budd ise gece yarısı olduğunda yaşamayı öğrenmek zorunda. Bir kitapçı zinciri sahibi Wilbur, 81 yıllık ömrünün çoğunu işine adamış, bu uğurda büyük aşkı Maggie’yi ihmal etmiştir. Yıllar sonra gelen bir telefonla tam umutlanmışken ölüm kapıda belirir. Ancak bu kez bir son değil, bir tren yolculuğunun başlangıcı olarak.

Wilbur bu trenle geçmişine, hayatının en karanlık ve en parlak anlarına doğru ilerleyecek. Tek bir kural var: Geçmişteki halinle asla konuşma. Peki, insan her şeyi berbat ettiğini bildiği o âna geri dönse, kurala uyup izlemekle mi yetinir yoksa başka bir hayat yaşamak uğruna raydan çıkmayı mı seçer?

Gece Yarısı Treni pişmanlıklar, ikinci şanslar ve yaşamak denilen o mucizevi eylem üzerine büyüleyici bir zaman yolculuğu. Hayatınız bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçseydi, siz hangi sahnede durdururdunuz?

“Yüreğinize dokunacak.” –David Nicholls
“Bu adama bayılıyorum.” –Jodi Picoult

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Akıcı bir dilde yazılmış, zamanda yolculuğu içeren bir romandı. Diğer kitaplarını da okuyacağım.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kalbim paramparça. Ama yaşamaya devam etmek için, bazen de kalbinin kırılmasına izin vermek zorundasın.
*****
Hayaller aleminde yaşamaktan da kaçınmam lazım aslında.
*****
Mutluluk hayatına nasıl baktığına bağlıdır.
*****
Bebeklik yaşamın en iyimser ve saf aşaması olduğu için belki: Bir sıkıntınız olduğunda ağlar ve çözüm beklerdiniz.
*****
Yaşamın sona erdiğinde yaşadığın hayatın içinde seyahat ediyorsun.
*****
Tanrı verilen sözün tutulması gerektiğini söyler.
*****
Kendinle konuşmayı asla denememelisin.
*****
Hikaye kurallara uyarak bir ürün elde etmekten başka nedir ki?
*****
Hikayeler için geçerli olan şey, hayat içinde geçerli.
*****
Disiplin olmadan kendini asla anlayamaz, kendi yolunda kalamaz, son istasyondaki edebiyete ulaşamazsın.
*****
Ama yazarlar durumları değiştirir, kurgular.
*****
Bir kitapevinin düsturu insanların kitaplara aşık olmalarını sağlamaktır.
*****
Kurallar bize yardımcı olmak için vardır. Yaşamın devam etmesi için. Senin kuralların yok. Yalnızca huysuz bir mizacın var. Daha fazla okumalısın.
*****
Bir kitabın içinde sonsuz duygu olabilir ama kitabı bitirip kapatarak kitaplığa geri koyduğunda.... Kabullenmekten başka ne yapabilirsin ki?
*****
Hayatta öylesine geçip giden ve bir daha hiç düşünülmeyen günler vardı. Bir de sonradan gelen her şeyi içlerinde barındıran, çok sevilen, mühim günler vardı. Önümüze serilen geleceğin içinde hep var olan matruşka günler.
*****
Konuşmaya değecek fazla insan yok.
*****
Hiç tanımadığın birini özleyemezsin ki.
*****
Mutluluğun eşiğine kadar geldiği anlarda sıkça olduğu gibi, gerçeklik o mutluluğu elinden kapıverirdi. Onu test etmeyi deneyerek tersine çalışan bir koruyucu meleği vardı sanki.
*****
Tek bir sayfaya bakarak insanları kitap gibi baştan sona okuyabilirdi.
*****
Zaman düz bir çizgide ilerleyemez.
*****
Hayat ancak geriye doğru anlaşılabilir fakat ileri doğru yaşanmak zorundadır.
*****
Edebiyat sabit bir kavram değildir. Seninle şekillenir. Ondan en yüksek faydayı elde etmek için kendini anlamak zorundasın.
*****
Kitapların, çizgi romanların, filmlerin ve müziğin var olmalarının en büyük nedenlerinden birinin de insana bir şeylerden söz etmeden o şeylerden söz etmenin bir yolunu sunmaları olduğunu görebilmişti.
*****
Hayattaki en büyük anlar bazen en küçük anlar oluyor.
*****
Kitap satmanın keyfi, doğru kitabı doğru okurla buluşturmanın keyfi.
*****
Hayattaki konumumu aşan hayalleri olduğunu söylüyorlar.
*****
Hayatın tersine yaşandığını söylerdi annem. Hayatın tadını ancak genç bedende yaşlı bir zihinle çıkarabileceğimizi söylerdi.
*****
Bu yüzden pipoya başlamayı düşünüyorum. Tüm dahiler içer, bilirsin.
*****
Albert'ın söylediği tek bir şeyi biliyorum,
"Özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutku derecesinde bir merakım var."
*****
Hayatın geçmişe bakıldığı zaman netleşmesi ne garipti. Tersine çözülebilen bir bilmece gibi.
*****
Yılların uzunluğu değil, derinliği önemlidir.
*****
Bizi şekillendiren yerlerde daha fazla oyalanıyoruz.
*****
İyi bir hayat yaşamak için bazen de başkalarının beklentilerini ne zaman yok sayacağını bilmen gerekir. Kuralları yıkmak zorunda kalsan da.
*****
Ölüm çok büyük bir maceradır.
*****
Kurallar sıkıcı gelebilir ama tüm roman ve resimler kurallara uyularak yaratılır. Bütünlüğü korurlar.
*****
İnsan çaresizlikten aklına gelen ilk çözüme sarılabiliyordu.
*****
Hayatta yapılan en bariz hatalar sessiz ve gizli bir acının eseridir.
*****
Özrünü mazeretle bozma.
*****
İsraf edecek zaman yok.
*****
Tanıdığın herkesi sonunda kaybedersin ama sevdiklerin aslında gitmezler. Giderler tabii. Ama tam değil. Zihninde yaşarlar. Onları sen canlı tutarsın. Her şeyini kaybedebilirsin ama sevgi kaybolmaz.
*****
Birini iyi tanımışsan, bazı konularda nasıl düşüneceğini de bilirsin.
*****
Bu hayatta sırf yapmamız gerekenleri yaptığımız için sorun yaşıyoruz bence. Hepimiz elalem ne derciyiz.
*****
Bazen sırf yaşamak bile cesaret istiyor sanki.
*****
Arada bir..... ne bileyim..... beni anlayan biriyle konuşmak iyi olurdu.
*****
Özgürlük mü?
Yaşadığı yerin insanı hapsedebildiğini düşünüyorum bazen.
*****
DEVAMI VAR....




OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

30 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026 /44 HAYALDEN GERÇEĞE

 



Mutlu çocuklar için yeniden el ele, bu kez hayalden gerçeğe...

Dilek Yardımcı'nın yüz binlerce okurun yüreğini ısıtan “Hayal Sözleşmesi” serisi, dört bir yanı sevgi ve dayanışma ağlarıyla birbirine bağlayan Hayalden Gerçeğe ile noktalanıyor.

Anlatıcı koltuğuna bu kez ekibin neşe kaynağı Hasan'ı oturtan yazar, çocukluğa yeni anlamlar yükleyerek yarım kalmış bir çocukluğun geleceğe nasıl etki ettiği üstüne düşündürüyor.

Serinin son halkasında, derneklerine ulaşan mektupların izinde daha yaşanabilir yarınlar için yeniden el ele veren Hayal Sözleşmesi'nin büyüyen çocuklarının tek bir amacı var: küçük ya da büyük herkesin çocukluğunu ucundan bile olsa yaşaması!

Cuma akşamları Hayal Sözleşmesi Derneğinde bir araya gelen 8-A sınıfının iflah olmaz hayal avcıları, bu kez “Bir Mektup da Sen Yaz” projesi ile mektup kültürünü yeniden canlandırıyor ve yurdun dört bir yanından bambaşka hikâyelerin peşine düşüyor. Kimi zaman gülümseten kimi zamansa yürek sızlatan satırların sahiplerine ulaşmaya çalışırken, kâh gözü pek bir dedektif kâh dilbaz bir radyocu kimliğine bürünen kafadarları aldıkları bir mektup canevinden vuruyor. Günlük hayatın koşuşturmacası ve telaşına rağmen âdeta bir yaşam biçimi hâline getirdikleri Hayal Sözleşmesi'nden hiç vazgeçmeyen eski dostlar, çocukların hayallerini çalan dünya düzenine kafa tutmayı sürdürüyor. Tüm bunlar yaşanırken heyecan verici bir takip operasyonu ve akıllara durgunluk verici kiracı kaçırma numaraları ile iyice şenlenen roman; iki koca çocuğun, Neşe ile Hasan'ın bitmek bilmeyen atışmalarıyla kalplere sevgi tomurcukları serpiyor.

Kırık dökük duyguları itinayla sarmayı bilen Hayal Sözleşmesi ekibinin bu son serüveni, çocukları hayatlarının en güzel dönemini doyasıyla yaşamak için mücadele etmeye; yetişkinleri ise kendi çocuklukları ile yüzleşmeye çağırıyor.

Ufak dokunuşlarla hayallerin nasıl gerçeğe dönüşebileceğini gösteren kitap, mutlu bireyler yetiştirmek için daha küçük yaşta her çocuğa bir amaç vermenin önemini yineliyor. Çünkü çocuklara borçluyuz! Onlara çocukluklarını hakkıyla yaşatmak hepimizin borcu.

 KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Yazarımız çocukların diline hakim ve kahkahalı okunup dersler çıkartılacak çok güzel bir kitap yazmış. Seri kitap imiş..

KİTAPTAN ALINTILAR;

Sırlara sağdığımdır.
*****
Bütün enerjini spor yapmaya harcadığın için kimseye şiddet uygulamazsın.
*****
Şu hayattaki en güzel şey, bir insanın yüreğine dokunmak.
*****
Birbirimizi değiştirmeden sevmeyi öğrenmeyiz.
*****
İnsanların kötü iş koşulları yüzünden tedavisi çok zor olan hastalıklara yakalanması korkunçtu.
*****
Ne yaşarsak yaşayalım hikayeleri anlamlı ve güzel kılmak bizim elimizde.
*****


OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

28 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/43 İYİLEŞMEK ÜZERİNE

 



.. bize tam veya mutlak tatmin vaat eden herhangi birine veya herhangi bir şeye karşı son derece dikkatli olmalıyız. Bu sadece öfke, şiddet veya hayal kırıklığı getirebilecek bir vaattir. Başka bir deyişle psikanaliz, yalnızca kurtuluş kültürlerini eleştirebilir ve onlara karşı bir panzehir olabilir. Tam tatmin sadece tanrılar, hükümdarlar veya tiranlar ya da daha yıkıcı hırslarımızı taşımak ve kapsamak için yarattığımız figürler içindir.

İngiltere’nin önde gelen psikanalistlerinden Adam Phillips, son eseri İyileşmek Üzerine’de kişisel gelişim furyasına farklı ve eleştirel bir bakış atıyor, iyileşmenin anlamını bizlerle birlikte didikliyor. Yazar, önceki kitabı Değişmeyi İstemek Üzerine ile tamamlayıcı olarak kurguladığı bu metinde haz, tatmin, kültür, iyileşme kavramlarına dair fikir yürütüyor. Tüm bu yolculukta Phillips; Freud, Winnicott, Masud Khan ve Bion gibi psikanaliz alanındaki büyük kuramcıları William James ve David Hume gibi isimlerle harmanlıyor.

Bu kitapla Adam Phillips, iyileşmek üzerine konuşmakta nasıl daha iyi olabileceğimize yönelik bir keşfe çıkıyor.

Adam phıllıps: Londra’daki Wolverton Gardens Çocuk ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nde Çocuk Psikoterapisi Bölümü başkanıdır. Psikoterapinin yanı sıra edebiyatla da yakından ilgilenen Phillips’in Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine adlı kitabı son derece olumlu eleştiriler almış ve New York Times gazetesi tarafından Yılın Dikkate Değer Kitabı seçilmiştir. İngiltere’nin saygın gazetesi Guardian’da Phillips hakkında şunlar söylenmişti: “Phillips, tıpkı Çehov gibi, hem iyi bir doktor hem de iyi bir yazar; insan davranışlarının inceliklerine gösterdiği ilgi iyi bir hikâye anlatıcısı olmasını sağlıyor... Her insanın derinlerindeki o temel yabancılığa hoş bir açıklıkla yaklaşıyor.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Kendini okutan ve çok düşündüren bir kitap. İyileşmek istediğimizi isterken gerçekten iyileşmek istiyor muyuz yoksa istemiyor muyuz? Birçok soru ve cevabı barındırıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Zor zamanlarda kimi sevdiğimize tekrar tekrar karar vermek zorundayız.

Frank O'HARA
*****
Tedavi olmak kişinin tercih ettiği hayatı sürdürmesidir: Bu da bizim arzu edilebilir bir değişim için şartlarımızdan biridir.
*****
Hasta faydacıdır; amacı, istediği hayatı elde etmek için elinden geleni yapmaktır; mümkün olanın repertuarını genişletmek ister.
*****
Bizler nasıl değişmek istediğimizi değil; sadece değişmek istediğimizi biliyor olabiliriz.
*****
Neredeyse denebilir ki tedavi varsayımı aynı zamanda bir hastalıktır.
*****
İdealler bireyin beklentiyi karşılamasının pek de mümkün olmadığı bir yerdedir.
*****
Yaşlanmak daima acemiler içindir.
*****
İyilik amaç için araç değil, kendi içinde bir amaçtır.
*****
Haz ve tatminin birlikte gitmesini ve ideal olarak ayrılmaz olmasını, birini diğerini takip etmesini istiyoruz; haz olasılığının olduğu yerde memnuniyet olasılığı olmalı, olmak zorunda.
*****
Tarihin hakikati dilin hakikatidir.

Michel Henry
*****
İyi bir yaşam, başka ne olursa olsun, tanınabilir tatmin edici hazları içermelidir; ve aynı şekilde, tatmin edici olmayanları veya tatmin edici hazları sabote etme veya bozma olasılığı olan her şeyi düzeltebilmeli veya kökünü kazımalı.
*****
Beden kendisinden zevk alan bir şeydir.
*****
Hayatımız, gereksiz yere zarar vermeden kendimizden ve başkalarından zevk almakta daha iyi olmak ile ilgili olabilir.
*****
İnsanların hazza çekildikleri ve acıdan kaçtıkları açıktır.
*****
Eğer hayattaki haz heyecandan kurtulmaksa, sizi heyecanlandıran şey her ne ise, kim varsa kurtulmanız gerektiğine inanmak kısa bir adımdır.
*****
Açık sözlülük, iyileşmek için değişimin ön koşulu mudur, yoksa değişmek için ihtiyacımız olan şey hakikat midir?
****
Aşk karşılıklı olabilir, ancak hiçbir zaman aynı şekilde hissedilmez.
*****
Hakikat, bilimin tek mutlak amacıdır; ancak aşk, biliminden tamamen bağımsız olan yaşamın amacıdır.
*****
Hakikatler, unuttuğumuz yanılsamalardır; alışkanlık haline gelmiş ve duyusal gücü tükenmiş metaforlardır.
*****
Bugünü değiştirmeye yönelik her niyet, geleceğe yönelik her amaç geçmişten gelen bir arzu olarak başlar. Ve geçmiş her zaman, bir anlamda, zaten orada olduğu için, kendisini potansiyel bilginin bir nesnesi biçiminde sunar; psikanaliz için, nedensellik bilgisi; geçmiş, psikanalitik hikayede, her zaman şu ya da bu şekilde bugünü ve geleceği belirler.
Bizi geçmişten alıp muhtemel geleceklere götüren arzudur. Arzu olmadan akla gelebilecek hiçbir politika, erotik yaşam ya da gelişme yoktur.
*****
Hastanın sözlerini hakikat veya kurgu olarak ayırt edebilecek bir ölçüt vardır.
*****
Duygulanım yani varlığın kendi içinde açığa çıkması.
*****
Hayat adlandırıldığı anda kaybolur.
*****
Aşktan bahsedildiğini daha önce duymasaydık asla aşık olmazdık.
*****
Haklı olmanın asla yeterli olmadığını; daha iyi olmanın gerekli olduğunu fark ettim.

Joan DİDİON
*****
Duygular esasen bir şeyi veya birini önemsemeyi içerir.
*****
İnançlar deney değilmiş gibi davranan yaşam deneyleridir.
*****
Herhangi bir inancın herhangi bir birey için doğru olduğuna önceden karar verilemez; sadece onunla olan deneyim bunu söyleyecektir.
*****
Eski bilgilerimizin, önyargılarımızın ve inançlarımızın çoğunu elimizden geldiğince değişmeden tutuyoruz. Yenilemekten ziyade yama ve tamir yapıyoruz. Yenilik içeri çekilir; eski kütleyi lekeler; ama aynı zamanda onu emen şeyle de renklenir.... Ham yeni gerçeğin eklenmesi nispeten nadiren olur. Daha çok pişirilip veya eskilerin sosunda haşlandığı söylenebilir.
*****
Eylemler ve inançlar sonuçlarıyla yargılanacaksa, meyveleri iyiyse, başka herhangi bir şeye inanabileceği gibi, dönüşüme de inanabilir.
*****
Değişiyoruz ve içinde yaşadığımız ortamlar değişiyor; inançlar, kendimizi ve çevremizi düzenleme girişimimizdir; inançlarımızın aracılık ettiği ve iyileştirdiği karşılıklı iki istikrarsızlık.
*****
Gözden ırak olan gönülde tutulur, ta ki tutulmayana dek.
*****






OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

25 Haziran 2026

OKUDUKLARIM 2026/42 MANDAL

 


Emekli olup çok sevdiği mesleğine ve dünya tatlısı öğrencilerine veda edince içindeki büyük boşluğu kadınlara dair bir roman yazarak doldurmak istedi Tomris Vural. Bedeniyle, aklıyla, yeterince dolduramadığını düşündüğü kendi hayatı yerine,
-belki bir faydası olur niyetiyle- nice kadının yarım yamalak hayatını yazmak istedi. Romanının adı Mandal olacaktı; sadece Mandal...
 
“Çamaşır mandalı; kendi içinde tutarlı, kendine dayanan, gücünü kendinden alan, bu güçle çamaşırları ip üzerinde tutan, birleştirici ve sakinleştirici bir alettir, huzur ve güven unsurudur.”
 
Üstün Dökmen, bireyden yola çıkarak topluma, Tomris Hanım’ın gözünden kadınların tarih boyunca süregelen sorunlarına bakıyor bu kitapta. Yine her zamanki gibi farklı bir bakış açısı kazandıran mizahıyla…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Severek okudum, mandal metaforu güzeldi.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bu dünya da müstakil kadın bulmak da zor, müstakil ülke bulmak da. Erkek egemen dünya, müstakilleri münasip bir şekilde engelliyor sonuçta.
*****
Dil düzelmeden dilekler düzgün çıkmaz yürekten.
******
Hayatta hiçbir şeyimiz dört dörtlük olmuyor; ya bizim ayarımız bozuk ya yakınlarımızın sosyolojik saati bize uymuyor.
*****
İnsanlar görünenden çok görünmeyene meraklıdırlar. Görüneni doğru dürüst anlayamazlar ama görünmeyenin var olduğundan ve onu tam tamına anladıklarından çok emindirler.
*****
İnsanlar bilmeden düşünürler, bilip bilmeden konuşurlar.
*****
Cehalet, düşünememek, sorgulamamak, sonuçta huzur verir insana.
*****
Mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluk nedeni vardır.

TOLSTOY

*****
Bazı zihinsel engelli kişiler yalan söyleyemezler. Dürüstlüklerinden değil, karşılarındaki insanlarla empati kuramadıkları için onları kandırmayı beceremezler, o yüzden yalan söyleyemezler, Anlaşılan akıl medeniyeti parlatıyor ama vicdanları karartan bir yanı da var arada.
*****
İnsan nasıl olmuşsa öyle kalmak zorunda değildir, insan kendi iradesiyle kendi varlığına katkıda bulunabilir, kendinizi geliştirebilir, yüceltebilir, bu arada hırsızlığın şahikasını becerebilir çalıp çırpabilir de... Yeter ki fırsat ver, her şeyi yapabilir.
*****
Acınızı bağrına basanlar olsa da, bu dünyada herkes kendi acısından sorumlu galiba.
*****
Bir erkeği öldürmek, her çağda affedilmezdi.
*****
Erkek eşeğe biner, rahatça gider, kadın çuvalı sırtlar peşinden gider kırsal kesimde.
*****
Toplumlardaki ayrımcılık belki de insanların kendi beyinlerinde başlıyor ilk önce.
*****
Dul bir kadın ne babasına, ne oğluna karşı sorumlu olmalıdır, yalnızca kendi aklına ve vicdanına danışmalıdır.- Baki olan akıl ve vicdandır.-
*****
Kıskançlık biraz erkeğin içindedir, biraz sokağın kalabalığı içinde.
*****
Annesini denetim altında tutan bir oğul bence topluma ağır gelir.
*****
Anıları sabit zannetmeyin. Olmuş, bitmiş, arşivimize yerleşmiş zannettiğimiz birtakım güzel anılar, yeni ortaya çıkan olayların etkisiyle birden renk değiştiriveriyorlar.
*****
Belki ergen olmak zor ama ergen annesi babası olmak zor.
*****
Çocukken güldünüz, güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Yerine oturmayan düşünceler, bir uçan balon gibi sağda solda gezdirir sizi.
*****
Akıl külahta bir çividir, yumruk yemeden kafaya girmez.
*****
Kadınlar özgür değildir, her şeyden önce rahimlerindeki ağır kütle bir hacıyatmaz gibi onları yere, eve, zemine çeker. Kadınlar genelde yan gelip yatamazlar, bir hacıyatmaz gibidirler; hep ayakta, hep diri. Bebekleri vardır çünkü; bebek beklemez. Ya acıkır, ya çişi gelir.... Sonra bir de erkek hegemonyası vardır, onlar da ya acıkırlar ya aşka gelirler.
*****
Gölgen yabancılaştığında, dilin seni yalnız bıraktığında, sen kendinden taşınırsın. Kendine veya topluma yabancılaşma dedikleri bu galiba.
*****
Yaşamı olumsuz algılayanlar depresyona girerlermiş, olumlu algılayanlar normal sayılırmış.
*****
Bu dünyada köleliğin en kötüsü gönüllü köleliktir.
*****
Hayat serseme çeviriyor insanı, yaşasan bir türlü yaşamasan bir türlü.
*****
 Nereye gittiğini bilen insana dünya kenara çekilip yol verirmiş.
*****
Eğer bir kızım olsaydı, ona, fazla gülmemesini değil elinde fırsat varken gülmesini öğretirdim. Çocukken güldünüz güldünüz, büyüdüğünüzde güleceğinizin garantisi yoktur.
*****
Madem böyle olacaktı, biz niye bu haltı yedik ağam?