OKUDUKLARIM 2026/63 MUHABBET

28 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/63 MUHABBET

 


VIRGINIA EVANS’IN KALEMİNDEN
MUHABBET

Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor.

Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine,
en sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına,
favori yazarlarına, editörlere, ajanslara…

Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine...

Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp
onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor.

Ancak inziva sona ermek üzere.
Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek.

Sybil artık o mektubu göndermek zorunda.
Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli,
sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı

"Bir kutlama nedeni."
Ann Patchett

"Nasıl bir roman! Hem yıkıyor hem iyileştiriyor."
Pandora Sykes

"Bunu kimse beklemiyordu. Muhabbet, yılın romanı."
Wall Street Journal

"Muazzam."
FredrikBackman

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Mektuplardan oluşan bir kitap , ayrıca kitap tavsiyeleri de var.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Çoğumuz daha gösterişsiz hayatlar yaşasak da hepimiz kendimize özgü ve içe dönük bir zamanın bakiyeleriyiz.
*****
Çocuklarıma asla ne kadar param olduğunu söylemedim.
*****
İnsanların akli melekelerini kaybetmesi çok kötü bir şey.
*****
İnsanın tüm hayatı tek bir cümleye sığdırılamaz.
*****
İlişkiler, yaşlanınca farkına vardığımız üzere, hayatın çekirdeğidir.
*****
Birisi sana kötü davranıyorsa o kötü davranış onun kendi ayıbı ve kalbindeki sefilliğin bir yansımasıdır.
*****
İnsan beyni tembellik için yaratılmamıştır.
*****
Kitap okumayan bir insana asla güvenmem.
*****
İnsan insandır. Ünlü ya da değil.
*****
Fikrin neyse zikrin de oydu.
*****
Hayatın böyle kısa olması ne kadar acımasızca! Daha fazla yaşamak isterdim.
*****
E-Posta hiçbir şekilde mektubun yerini tutmaz.
*****
Kelimeler, özellikle de yazılı olanlar ölümsüzdür.
*****
Cenazelere ne yapıp edip mutlaka gidilmeli.
*****
Tuhaftı ama hayat da tuhaf değil mi?
*****
İnsanların yüreğinin engin bir yer olduğunu yaşayarak öğreniyordum.
*****
İçimde boş yer yok. Yürek otelim ağzına kadar dolu.
*****
İnsan dünyada kendine bir yer edinince eşsiz bir müzik dinliyormuş gibi hisseder.
*****
Benim mizacım savaşmaktan, mücadeleden yanadır.
*****

BAHSİ GEÇEN KİTAPLAR;

William Maxwell - The Chateau
Ann Patchett - Bel Canto
Ann Patchett - Run
Ann Patchett - State of Wonder
Abraham Verghese - Gözyaşı Kapısı
Agatha Christie - Doğu Ekspresinde Cinayet
Wallace Stegner - Crossing to Safety
Joan Didion - Mavi Geceler
P. L. Travers -  Mary Poppins
Salman Rüşdi - Şeytan Ayetleri
Kazuo Ishiguro - Beni Asla Bırakma
Kazuo Ishiguro - Günden Kalanlar
James Joyce - Ulysses
Adam Johnson -  Yetimlerin Efendisi'nin Oğlu
Helene Hanff - 84, Charing Cross Road
John Steinbeck - Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında
C. S. Lewis - Uzay Üçlemesi
C. S. Lewis -  Narnia Günlükleri
J. R. R. Tolkien - Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Siddhartha Mukherjee - Tüm Hastalıkların Şahı
Daphne du Maurier - Rebecca
Joan Didion -  O Yılın Büyüsü
Isaac Asimov - Vakıf
Dan Brown -  Cehennem
Louise Erdrich - Yuvarlak Ev
Diana Gabaldon - Yabancı
John Williams - Stoner
Sue Miller -  Aşağıdaki Dünya
Virginia Woolf - Deniz Feneri
Emily Brontë - Uğultulu Tepeler
Eavan Boland - Quarantine şiiri
John McGahern - Amongst Women
John McGahern - That They May Face the Rising Sun
William Trevor - Son Öyküler
Jane Austen - Gurur ve Önyargı
Larry McMurtry- Lonesome Dove
Stieg Larsson - Ejderha Dövmeli Kız


OKUDUKLARIM 2026/62 BEN RUHUMU GÖRDÜM

23 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/62 BEN RUHUMU GÖRDÜM

 


Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide yaşanan sıra dışı bir deneyim, yazarı derinden etkileyen bir içsel yolculuğa çıkarıyor; insan varoluşu hakkında bildiği her şeyi yeniden sorgulamaya itiyor.

Ben Ruhumu Gördüm, Ayça Özgöztaşı’nın ruhun mahiyetine ve ölümün ardındaki bilinmezliğe yönelen tasavvufi bir inceleme ve düşünce yolculuğu. Kişisel uyanışlarının ve Kur’an, tasavvuf, kadim mitolojiler ile modern psikoloji üzerine yaptığı araştırmaların ışığında, bedeni ruhun dünyevi yolculuğundaki bir “etten kaftan” olarak ele alan yazar; okuru kimliklerin ve dünyevi bağların yükünden sıyrılıp unutulmuş özünü hatırlamaya davet ediyor.

Yaşanmış bir tecrübeyle başlayan bu arayış, insanın Rabbiyle olan bağını ve kendi hakikatini merkezine alan sarsıcı bir sorgulamaya dönüşüyor:

Bedenimizle mi sınırlıyız yoksa ruhani bir yolculuğun ebedi yolcuları mıyız? “Etten kaftan” sıyrıldığında bizden geriye ne kalacak?

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Ayça Özgöztaşı, yaşamla ölüm arasındaki sınırda yaşadığı sıra dışı bir deneyimden yola çıkarak okuru ruhun mahiyeti, bilincin doğası ve ölümden sonraki varoluş üzerine düşünmeye çağırıyor.
Kitap daha ilk cümlesiyle insanı alışılmış düşüncelerinin dışına çıkarıyor. Çünkü insanın kendine sorabileceği en zor soru, belki de kim olduğunu gerçekten bilip bilmediğidir.

Gerçek yaşanmış bir hayat hikayesi idi, benim de yaşadığım bazı olaylar oldu ve gözyaşı ile okudum diyebilirim, tavsiye ederim okuyunuz.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kendini sorgulayan insan hayatı boyunca aynı sorunun peşinden yürür: 
Ben gerçekten kimim? Bedenimden ibaret bir varlık mı yoksa zamandan ve mekândan bağımsız daha derin bir hakikatin yolcusu mu?”
*****
Ben bir ruh yolcusuyum
Benim yolculuğum da tek bir soruyla başladı:
"İnsan sadece göründüğünden mi ibarettir?"
*****
İnsan neden var? Ruh nedir? Eski toplumlar semboller aracılığıyla hangi ilahi sırları aktarmaya çalıştı? Kutsal metinlerde anlatılan kıssalar yalnızca geçmişte yaşanmış tarihi olaylar mıydı yoksa insanın iç dünyasına ve bilinç yolculuğuna da işaret ediyor muydu? 
*****
Zaman, sessizce ilerlerken, insanın bir yanı geçmişte kalır, diğer yanı ise geleceğe dair hayallerin peşine takılır. Ama ya tam ortasında kalırsa.... Zaman durursa!
*****
İnsan kendini sürekli sona bırakınca, bir süre sonra kendi kendine "Ben biraz daha bekleyebilirim" demeye başlıyor.
*****
Kelimeler insanın içine çocukken düşüyor ve orada yıllarca bekliyor.
*****
İnsan bazı kapılardan kendi isteğiyle girer. Bazı kapılar ise hiç beklemediği bir anda önünde açılır.
*****
Asil at kamçılanmaz.
*****
Deve iğne deliğinden nasıl geçecek?
İnsanın yüklerinden ve benliğinden arınmadan özüne ulaşamayacağını anlatan bir sembol olduğunu biliyordum.
*****
İnsan farkında olmadan duyduklarını, okuduklarını ve inandıklarını ruhunun derinliklerinde biriktiriyor.
*****
Bazı soruların bu dünyada kesin cevapları yoktur. İnsan da hayatı boyunca sırların etrafında dolaşır; ona bütünüyle sahip olamaz.
*****
İnsan hayatın içinde ne kadar güçlü olmayı öğrenirse öğrensin, özündeki duygusallığı bütünüyle geride bırakamıyor.
*****
İnsan ölüm ihtimalini gerçekten düşündüğünde daha uzun yaşamayı değil, daha doğru yaşamayı diliyor.
*****
Bazı soruların cevabı, bu dünyada öğrenmemiz için değil; ömrümüz boyunca üzerinde düşünmemiz için vardır.
*****
İnsanın kendi nefsine dürüst olması, başkalarına dürüst olmasından daha zordu.
*****
Her yeni sabah bir lütuf, her vedalaşma ise son görüşmeymiş gibi kıymetliydi.
*****
İnsan gerçekten anlamaya çalıştığında, zihninde yeni kapılar açılır. Bir ayetin içinde başka bir ayeti, bir sembolün içinde başka bir hakikati görmeye başlar. Daha önce hiç sormadığı soruları kendine sormaya başlar. İşte bence bilinç tam da böyle genişler.
*****
Bana göre ruhla tanışmak, dışarıda yeni bir şey bulmak değildir. İnsanın uzun zamandır unuttuğu kendi hakikatini yeniden hatırlamasıdır.
*****
Ruhun için namaz kıl.
*****
Allah, insanın yaratılışına kendi rabbini tanıyabilecek bir fıtrat yerleştirmiş ve bu hakikate onları şahit kılmıştır.
*****
İnsanın en büyük yolculuğu, dünyayı keşfetmek değil,  kendi özünü tanımaktır.
*****
Ya beden dediğimiz şey, ruhun üzerine giydirilmiş etten bir kaftan ise?
****
İnsan ancak seçim yaptığında kendini tanımaya başlar.
*****
Bilinç olmadan düşüncelerin hiçbir anlamı kalmaz.
*****
Zihin sürekli konuşur. Geçmişi hatırlar, gelecek hakkında plan yapar, hayaller kurar, korkular üretir ve durmadan düşünceler oluşturur. Bilinç ise bu düşünceleri sessizce izleyen taraftır.
****
Ruh, insanın asıl özüdür.
Bilinç, ruhun bu dünyadaki farkındalık alanı ve kendini ifade edebilme kapasitesidir.
Zihin ise beynin ürettiği düşünceler, anılar ve zihinsel süreçlerin bütünüdür.
Beden ise ruhun dünya sahnesinde kullandığı geçici bir elbisedir.
*****
İslam âliminin eserinde ölüm, beden ile ruh arasındaki bağın çözülmeye başladığı son derece ağır bir geçiş olarak anlatılır.
*****
Beden bir gün toprağa dönecektir. Fakat ruh, yolculuğa devam edecektir.
*****
Bilgi hayata yansımadığı sürece insanı değiştirmez.
*****
Gerçek dönüşüm ise okunan kitapların sayısıyla değil, edinilen bilginin insanın karakterine, ahlakına ve davranışlarına ne kadar yansıdığıyla ölçülür.
*****
Merhamet etmeyi öğrenmeyen, kibrini yenemeyen, affedemeyen ve bildiğiyle amel etmeyen bir insanın zihni dolabilir fakat ruhu aynı ölçüde olgunlaşmayabilir. Bu yüzden ruhun tekamülü, ezberlenen bilgilerle değil, öğrenilen bilgilerin hayata geçirilmesi, yaşanmış tecrübelerle sınanması, ahlaka dönüşmesi ve bilinçte kalıcı bir dönüşüm oluşturmasıyla gerçekleşir.
*****
Gerçek zenginlik banka hesaplarında değil, ruhun genişleyen bilinç alanındadır. Cennet ise insanın dışarıda bulacağı bir yerden önce, ruhunun ulaştığı o yüksek idrak seviyesinde başlamaktadır. Çünkü insanın yanında götüreceği tek şey malı, makamı veya bedeni değil, ruhunda inşa ettiği bilinçtir.
*****
Küçülmesi gereken insanın kendisi değil, içinde büyüttüğü "ben"di.
*****
Aslında açlık, insanın kendisiyle yaptığı sessiz bir konuşmadır.
*****
Nefsin her istediğini yapmak zorunda değilsin.
*****
İnsanın gerçek karakteri, her şey yolundayken değil; hayat planladığı gibi gitmediğinde ortaya çıkar.
*****
İnsan adım atar, neticeyi ise Allah yaratır.
*****
Önemli olan zikrin sayısından önce samimiyetidir.
*****
Tevbe, sadece af dilemek değil; insanın kendi sorumluluğunu kabul ederek ahlaki olgunlaşma yolunda ilk adımı atmasıdır.
*****
Gerçek bilgelik haklı çıkmakta değil, doğru olanı kabul etmektir.
*****
İnsanın kırması gereken en büyük put, kendi içinde taşıdığı "ben" dir
*****
Öğrenmek hatırlamaktır.
Platon
*****
Kendime kaç kitap okudum  diye değil, okuduklarımın ne kadarı beni değiştirdi.
*****
Benzer şekilde ağır travmalar, trafik kazaları, yoğun stres, oksijen seviyesindeki değişimler ve ölüme yakın durumlar da insan zihninde sıra dışı deneyimlere neden olabilmektedir.
(buna yüzde yüz katılıyorum tecrübemle sabittir.)


SURE VE AYETLER;

Hicr Suresi 15/29
Sad Suresi 38/71-72
A'raf Suresi, 7/172
A'raf Suresi 7/29
Tâhâ 20/118
Kıyamet 75/3-4
İsra 17/85
İhlas 122/1
Bakara 2/131
Âl-İmran 3/67
Ra'd 13/28
Enbiya 21/87
Araf 7/23
Yusuf 12/92
Tevbe 9/118
Taha 20/25-28
Neml 27/22
Neml 27/31
Neml 27/44
Bakara 2/170





OKUDUKLARIM 2026/61 HİZMETÇİ BELASI

21 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/61 HİZMETÇİ BELASI

 



Ahmet Rıfkı’nın bilinen tek romanı Hizmetçi Belası ile sürdürüyor. 112 yıl sonra Latin alfabesiyle yayımlanan romanda, Sultan II. Abdülhamid dönemi ve II. Meşrutiyet yıllarına tanıklık eden bir mirasyedi ailenin yalısına hizmetçi Nihal’in girmesiyle aile üyelerinin değişen yaşamları konu ediliyor. Romanda değinilen farklı sosyal ilişki biçimleriyle II. Meşrutiyet’ten önceki İstanbul’un toplum hayatında bozulan ahlak anlayışı farklı yönleriyle yansıtılıyor.

Hizmetçi Belası, gerek gündelik hayata ilişkin veriler taşıması, Galata ve Pera civarındaki mekânları betimlemesiyle gerek anlatı zamanındaki siyasi atmosferi bir fon olarak kullanmasıyla 20. yüzyıl başlarının İstanbul’undan gerçekçi bir kesit sunuyor. Böylelikle, günümüzden bakıldığında, yalnızca çetrefil bir aşk romanı olmaktan çıkıp tarihî bir vesika özelliği de kazanıyor.

Bu romanı okuyunuz! Hissen ve fikren ettiğiniz istifadeye müthiş bir tecrübe-i hayâtiyye inzimam edecek [hayat tecrübesi ekleyecek]; yürüdüğünüz ömür yolunda size birçok şeyler öğretecek. (Ahmet Rıfkı)

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Mirasyedi bir ailenin yaşantısına dahil olan hizmetçi Nihal ve onunla birlikte aile üyelerinin çöken/değişen yaşamları anlatılır.


KİTAPTAN ALINTILAR;

"Güzelliği dillerin tarif edemeyeceği seviyelerdedir. Elinden pek çok iş gelir... Kibar konaklardan birinde yardımcı ya da hizmetçi olmak için iş aramaktadır ancak onun bu yalıya gelişi sıradan bir tesadüf değildir."
*****
İstanbul'un o dönemki köhne sokaklarında, içki tüketiminin vardığı boyutlar ve cinsel hastalıklar artık adiyattan (sıradan, günlük olaylardan) sayılır bir hâle gelmiştir. Mirasyedi evlatlar, babalarından kalan yalıları ve servetleri bu eğlence merkezlerinde birer birer tüketmektedir.
*****
"Romanın kahramanı Nihal, henüz sekiz aylık evli iken kocası siyasî sürgünler safında yer aldığı için Fizan'a sürülmüş genç ve yalnız bir kadındır..."
*****
Dönemin İstanbul'unun sokaklarının fiziksel durumu, mevsimlerin getirdiği zorluklar, insanların günlük hayattaki kıyafet ve yeme-içme tercihleri, Galata ile Pera civarındaki kozmopolit mekânların yozlaştırıcı etkisi yalı hayatının çöküşünü hazırlayan en büyük etkendir.
*****
Deniz görünce sadaka vermeli derler.
*****
İnsan kısmı kavun değil ki kokusundan anlayacaksın.
*****
Tabiat aşk ve hayat demektir.
*****
Ben size saygılı, siz bana muhabbete mecbursunuz, çünkü kardeşlik böyle gerektirir.
*****
Tıpta utanma olmaz.
*****


OKUDUKLARIM 2026/60 CAN YOLDAŞI

16 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/60 CAN YOLDAŞI

 


“Bir zamanlar benim de bir nişanlım vardı.” “Şimdi yok mu?” “Yok.” Seslenmedim. “Neden yok demeyecek misin?” Ben bu laflardan sıkılıyordum ama o gevezelik etmek için can atıyordu: “Bak bak Hamza, şu çiçekler çok güzel. Sen erkeksin, çalıların arsına doğru yürü de koparsana. “Olur,” Gidip kopardım. “Saat kaç? Geç kalmayalım.” “Var, daha yirmi dakikamız var. Amma dönsek iyi olur.” O sırada hafif bir rüzgâr yaprakları hışırdattı. İlerideki çalıların başında öten kuşlar vardı: “Ne güzel ötüyorlar değil mi?” “Evet, bu mevsimde hep öterler.” Kurnaz kurnaz yüzüme baktı: “Neden öterler dersin?” Omuzlarımı çekiştirdim: “Bilmem.” Yüzüme bakıp bilmiş bilmiş başını salladı: “Bilirsin, bilirsin. Bilmiyorsan söyleyeyim: Aşk içindir. Kendilerine eş ararlar.” Ardından uzun bir ah çekti. “Bir zamanlar benim de bir sevgilim vardı.” Ses etmedim. Sonra yine o devam etti: “Ne oldu diye sormayacak mısın?” Dönüş yolundaydık artık. Zoraki sordum: “Ne oldu?” Yüzüme baktı, kendine kızmış gibi devam etti: “Ah şu deli kafam!” Yumruk yaptığı sağ eliyle başına vurur gibi yaptı. Başımı çevirmiş, ‘ne yapıyor bu’ der gibi yüzüne bakıyordum.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Severek okudum hikayeleri, hele vay başıma gelenler hikayesi mutlaka okunmalı derim.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Hayatta hepimizin hatası oluyor, 
*****
Ağaç dalıyla gürler
*****
Ömrümüz bize hayallerimiz kadar güzel şeyler sunmuyor ki..
*****
Sahipsizlik kötü bir şey, Ama kadersizlik ondan da kötü.
*****
İnsan yaşlanınca her yeri ağrıyor.
*****
Ben gelmeyeli ne çok ölen olmuş.
Dünya dolup boşalıyor
*****
Atalarımız iki el bir baş için demiş.
*****
Ölüm bütün çaresizliklerin çaresidir. İnsanları bütün dertten kurtarır.
*****
Sevgi ateşi karşısında erimeyen bir duvar yoktur.
*****



OKUDUKLARIM 2026/59 ANTİK RİTÜELLER

14 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/59 ANTİK RİTÜELLER

 



Günümüzün en önemli spor dalı olan futbolun ilk çağlardan itibaren her kültürde ayrı ayrı benimsendiği, toplumları etkisi altına aldığı ve öneminin her daim arttığı bilinmektedir. Eski çağlarda çeşitli ayak topu oyunları ile futbola göz kırpılmış ve bir sonraki çağlara kültürler aracılığıyla aktarılarak bir spor dalı haline gelmiştir. Bir spor dalından fazlası olan futbol, zaman içerisinde hayatımızın her anına kazınmış ve tartışmasız hayatımızın en önemli figürlerinden olmuştur.
 
Murat Terlemez, kitap, makale, tez ve elektronik yayınlardan tarayarak oluşturduğu bu kitabında, Antik Çağ medeniyetleri, Antik Çin medeniyeti, erken dönem Orta Asya Türkleri, Mezoamerika medeniyetleri (Maya, Aztek, Eskimo, Aborjin, Maori), Antik Grek, Antik Roma, Antik Japonya ve Arap Yarımadası ile Orta Çağ medeniyetleri; Keltler, Galler, İrlanda ve İtalya'da futbolun doğuşu ve kültürünü konu edinmiştir.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Antik ritüel deyince farklı şeyler var diye düşünmüştüm, futbol tarihi çıktı:)))

Popüler sporlarından olan futbolun
geçmişi, milattan önceki dönemlere kadar uzanmaktadır. Futbol, milattan önceki dönemlerde birçok toplumda farklı isimlerle oynanmıştır. Futbol; içinde bulunduğu toplumun, düşünce ve inanç yapısından etkilenmiştir. 
Antik Çağ ve Orta Çağ'da Spor,
Antik Çağ Medeniyetlerinde Top Oyunlarının Doğuşu,
Top Oyunlarının Oynandığı Antik Çağ Medeniyetleri,
Top Oyunlarının Oynandığı Orta  Çağ Medeniyetleri başlıkları altında kaleme alınmış eser futbola ve spora bakışınızı değiştirecek olabilir. 


OKUDUKLARIM 2026/58 ADA EVİ

12 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/58 ADA EVİ

 


Kusursuz mutluluk gerçekten vardı ama sadece anlarda gizliydi.

Birdie Cousins, otuz yıllık evliliğini sona erdirdikten sonra düştüğü boşluğu, kızı Chess’in düğününü planlayarak doldurmaya çalışıyordu. Fakat Chess’ten gecenin bir yarısı gelen ve nişanı attığını söyleyen o telefon kesinlikle planlarda yoktu. Her şeyin altüst olacağı bir yazın kapıda olduğuna dair ilk işaretti bu.

Birdie, yeni başladığı romantik ilişkisine gönülsüzce de olsa bir ara vermesi ve hızla harekete geçmesi gerektiğinin farkındaydı. Chess’le aile yazlıklarının bulunduğu Tuckernuck Adası’na yapacakları tatili biraz daha uzun tutmaya karar verdi. Küçük kızı Tate ve kız kardeşi India’nın da yardımıyla, dış dünyayla bağlantılarının tamamen kesildiği o evde tüm sıkıntılarından kaçabileceklerini düşünüyordu.

Ama kız kardeşler, kızlar, eski sevgililer ve uzun süredir saklanan sırlar ıssız bir adada toplandığında, huzurlu kaçamakları çok daha başka bir şeye dönüşebilirdi. Yaz sona ermeden önce dramatik gerçekler gün yüzüne çıkacak, eski aşklar yeniden alevlenecek ve yeni aşklar filizlenecekti.

“Sıcak yaz günlerinde ruhunuzu serinletecek müthiş bir kitap!” —Booklist

“Kâh gülüp kâh ağlayacaksınız.” —Publishers Weekly

“Elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Bir tutam kalp kırıklığı, yer yer ışığını saçan mutluluk, duygusal karmaşalar ve her hâliyle aşk…”  —Romantic Times Bookclub Magazine

“İki farklı nesilden dört kadının birbirine çok uzak görünen ama aynı kaynaktan beslenen sıkıntıları sakin bir üslupla işlenmiş. Ada Evi, herkesin kendi hayatından izler bulacağı bir roman.”  —Los Angeles Times

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Okunsa da olur okunmasa da...

KİTAPTAN ALINTILAR

İnsanın tek bir hayatı vardı, kendi hayatına çok özenli davranacaktı.
*****
Anne olmak dünyanın en büyük ayrıcalığıydı.
*****
Antidepresanlar zamanı geri getirmezdi.
*****
Depresyon: Sürekli kendinden kaçma dürtüsü
*****
Hayata tutunabildiği her gün bir başarıydı
*****
İçini dökmezsen iyileşmezsin, Konuşmamak, bir yarayı temizlememek gibi bir şey iltihaptır.
*****
Hayat güzel
*****
İnsanı asıl takdire şayan kılansa o acınası hali  yenmekti.
*****
Yalnız olmaz büyük özgürlüktü.
*****
Her kadın kendi ateşinde yanardı.
*****
Dil bilmek bir yetenekti.
*****
İnsanın duyguları kendilerini çok çeşitli şaşırtıcı yollarla gösterebiliyor.
*****
Kusursuz mutluluk gerçekten vardı ama belki de sadece anlarda gizliydi.
*****
Aşk berbat bir şeydi. İnsafsızdı.
*****
Bir çocuğu uyutmak muazzam bir başarı hissi veriyordu.
*****
Yetişkin bir kadının nasıl davranacağını bir şekilde çözmesi gerekiyordu.
*****
Hayat istediğin gibi gitmediğinde uyuklamak çok daha kolaydı.
*****
Tanrım, dünyada ne kadar çok insan vardı! İnsan doğru kişiyi bulduğundan nasıl emin olabilirdi?
*****
Herkesin hayatında gücüyle sınandığı bir şey mutlaka olurdu.
*****
Seni bekleyen birisi varsa gerçekte yalnız değilsindir.
*****
Amaç basit yaşamaktı.
*****



KİTAPTAN MÜZİKLER;







OKUDUKLARIM 2026/56 GÜNDELİK HAYATIN SAHNESİ

02 Ekim 2026

OKUDUKLARIM 2026/56 GÜNDELİK HAYATIN SAHNESİ

 




Ebedî olanın izini taşıyan metinler edebiyat ile buluşup birlikte yol aldığında, zamanın resmi, kelimelerin kaydı altına alınır. Değişende değişmeyeni bulmak, sürekliliğin akışına ya da kesintisine dair fikir sahibi olabilmek için en güvenilir kaynağımız harflerin gövdesinde ve gölgesinde yaptığımız tasvirler...

Elinizdeki eserde Fatma Barbarosoğlu, “o an”ların kaydını tutuyor. Kaydı tutarken toplumsal hafızaya, duyguları muhafaza eden bir gündelik hayat sahnesi sunuyor.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Yazarın gazete yazılarından bir derleme

KİTAPTAN ALINTILAR;

Gezegenin, kalbi olanlar coğrafyasında meskun vatandaşları olarak, insanın biricik olma özelliğini sonuna kadar savunmak üzere sözü söze eklemekle yükümlüyüz. Acımızı, kederimizi, neşemizi, hayat tecrübemizi dile getirmek için közü söndürmeden, sözü döndürmeden, yaşanmış olanın kaydını tutmaya devam etmeliyiz, tıpkı bizden evvelkilerin yaptığı gibi.
*****
Mümin kendisinden emin olunan kişi değil mi?
*****
Hayatımıza teknolojinin hakim olmadığı zamanlarda, insan insanın gamını alır.
*****
Vaktimizi birbirimize verseydik de aramızda zamandan, zeminden yana bir alışveriş olsaydı keşke. Vaktimiz sanal alemin kuyularında berhava. Vaktini aldım, diyenlere; almadınız, vaktime bereket kattınız, diyorum.
*****
Hata yapmak, " hatasızlar katı" na çıkmak için herkesin üstüne bakmaktan iyidir, dedim.
*****
Kim ne yapmış/ ne yemiş/ ne söylemiş/ nerede görünmüş diye delicesine merak ile bekleyenler, sosyal medya denen yerin bir fare deliği olduğunu idrak edemez.
*****
İnsan insana söz ile yakın. İnsan insana göz ile yakın.
Göz göze değmez olduğunda, söz de söze değmez oluyor.
*****
İnsan ayıpladığını yapmadan ölmez.
*****
Dünyada olmak ve bir dünyası olmak. Günümüz insanı "dünyası olan" ların peşinden gitmiyor, bir profil oluşturarak "hayatta kalanlara" meylediyor.
*****
Öykü okumak zamanın elinden bir şeyler kurtarmaktır, zamanı genişletmek, bir öykünün satırlarında derdinize derman bulmaktır.
*****
Kınamam. Her şey insan için.
*****
Statüme hürmet edilsin istemem. Hürmeti bir insan olarak görmek, kabul etmek isterim. 
*****
Herkes en mutlu yüzünü giyiniyor. Her birinin yüzü diğerine ayna. Karşısındakine baktıkça yüzünün mutluluk kaslarını daha verimli kullanacağı ayna.
*****
Bildiğim, insanın, içinde yaşayamamasının getirdiği bıkkınlıkla dışına taşması, dışına taşanı hakikat sanması.
İçimizin kapılarını kapatan kim?
*****
Duyguyu ve bilgiyi zap etmek zorundayız. Aklına geleni yaz. Sonra tekrar tekrar oku, gözden geçiririz.
*****
Siz ne kadar iyisiniz.
İyi dediler iyi olduk.
*****
İyi diyelim, iyi olalım.
*****
Kişiyi yüzüne karşı övmeyiniz.
Hadisi Şerif
*****
Hiç bir çağ kendi zamanında anlaşılmaz.
*****
Kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çevrelenmiş bir yerde doğmak demektir. Kadınların toplumsal kişilikleri, böylesine sınırlı, böylesine koşullandırılmış bir yerde yaşayabilme ustalıklarından dolayı gelişmiştir. Ne var ki bu, kadının öz varlığının ikiye bölünmesi pahasına oluşmuştur. Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. Hemen hemen her zaman kendi imgesiyle birlikte dolaşır. Bir odada yürürken 
ya da babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendisini yürürken ya da ağlarken görür. Çocukluğunun ilk yıllarından başlayarak hep kendi kendisini gözlemlemesi, bunun gerekli olduğu öğretilmiştir ona. Böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar. 

John BERGER
****
Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. Hemen hemen her zaman kendi imgesiyle birlikte dolaşır. 

John BERGER
*****
Dinlemek sohbete dahil, konuşan bizim varlığımızdan bir haber olsa da.
*****
Önce kendini affetmelisin.
*****
Birisi "siz" diyerek mesafesini korurken diğeri "canım" diyerek mesafeyi eriten/ihlal eden olabiliyor.
*****
İnsanın bilmediği durumlar için bir mihmandara ihtiyacı var, kendini affetmeyi başarmış birisi rehberlik etse.....
*****
Senin hayretin beni hayrete düşürüyor.
*****
İnsanın kendini affedebilmesi için hatalarının farkında olması lazım değil mi?
*****
Hafıza maskeli yüzlerin kaydını tutmuyor.
*****
En son kime kalpten kalbe selam gönderdim?
Herkes sevilmek istiyor ama sevmekten yana ne kadar nasipsiz
olduğumuzu hiçbirimiz kabul etmiyoruz. Her birimizde öyle işlek, canlı bir haset damarı var ki gönlümüzün çayırları sararıp solmuş, nehirleri kurumuş hiç fark etmiyoruz. Kalbimizin iklimi krizde. Dünyadan önce, kalplerimiz çoraklaşıp çölleşiyor.
*****
Güvensizlik huzursuzluğa, huzursuzluk şikayete, şikayet şükürsüzlüğe doğru hızla yol alıyor.
*****
  Dert dinlemek.... Galiba sıkıntılarımızı açmaya/aşmaya buradan başlayacağız. Dert dinleyerek.... Sorun şu ki aile bireyleri, akrabalar, komşular, arkadaşlar arasında dert paylaşmak giderek imkansızlaşıyor. Neyse ki toplu dualarda, "Dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara eda.... " demekten henüz vazgeçmedik.
*****
İnsanları hayatı boyunca sağlıklı ve mutlu yapan şey nedir?
Araştırmadan çıkan sonuç: "İyi sosyal ilişkiler bizi daha sağlıklı ve mutlu yapar.
*****
Hayatın anlamını, onu kaybettiğimiz yerde bulmamız mümkün mü?
Hayır. Hayatın anlamı, kendimizi bulduğumuz yerde yeşerebilir ancak.
Kendimizi bulmak için ne yapıyoruz?
Kelamıkibarı biliyorsunuz: Aramakla bulunmaz, bulanlar yalnız arayanlardır.
Arıyor muyuz?
*****
Neden "ecdat" dedim. Çünkü bir şeyin iyi yada kötü olduğunu geçmiş kuşaklar ile günümüzü mukayese ederek cevaplamaya çalışıyoruz. Bunu genellikle de kadınlar üzerinden yapıyoruz. Oysa bu mukayeseler her zaman hakikati vermez. Daralan zamanlar ile geniş zamanlarda yaşayan insanların tecrübesi birbiriyle mukayese edilemez.
*****
Ortak yönleri en fazla olan insanlar annelerdir. Yeryüzünün neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, dilleri, kültürleri ve uygarlıkları ne denli farklı olursa olsun bu böyledir. Bir annenin yaşadıkları, bir bakıma, yirminci yüzyılda insanlığın başına nelerin geldiğini pekala yansıtmaktadır. Çağımızda tipik olmaktan çıkan şey, annenin etrafında gelişen geleneksel aile yapısıdır. Elbette geçmişte tek bir aile tipi yoktu, fakat hemen her yerde bir aile yapısı vardı. Bu artık bugün geçerli değil. İnsanlığın yirminci yüzyıl boyunca sergilediği çeşitliliğin ve hızlı değişimin "avamı" sembolize edecek bir seçmeyi oldukça zorlaştırmasına rağmen illaki böyle bir şey seçilmek durumunduysa, ben tercihimi bir anne ve çocuklarından yana kullanıyorum.

Hobsbawm 
*****
Biz sadece bize gösterilenlerin izleyicisiyiz. Kulaklarımızı ve gözlerimizi ödünç verdiğimiz, bize ait olmayan zamanların içindeyiz.
*****
Savaşta her zaman sadece yoksullar ve sorumluluğu yüklenen vatandaşlar ölür.
*****
Kişiyi nasıl bilirsin. Kendin gibi.
*****
Dünya yansa altından çekip alacağım bir parça hasırım yok.
*****
Dilinize düşeceğime kör kuyuya düşeydim.
*****
Gülmek toplumsaldır.

Wilhelm SCHMID
*****
Arayanlar bulmaz, bulanlar yalnız arayanlardır.
*****
Herkes gülerken gülememenin verdiği o sıkıntıyı hayatım boyunca unutmadım.
*****
Düne dönülmez. Dünden gelinemez.
*****
Her şey ticari. Ebeveynlerinle ilişkin bile.
*****
Diline kuşlar yuva yapsın.
*****
Okunmuş sayfalar insanı ortalama karşı diri tutuyor. Sen kitabın sayfasında kaybolmuyorsun ama sana bakanlar senin çoktan kaybolduğunu sanıyor.
*****
İnsan, demiş babama, saygı beklemez, kendisine duyulması gereken saygıyı kendisi inşa eder.
*****
Eylem de öğrenilen bir şey.
*****
Genlerinizin kalitesini bilmeden çocuk sahibi olmaya kalkmayacaktınız.
*****
Bize ait olmayan zamanların, bize rağmen, şarkılar üzerinden tutulan kaydı vardır hafızanın kıvrımlarında. Öyleyse hızlıca gezinelim o kıvrımlarda, rastladığımız sahneleri hızlıca çıkaralım günün kollarına....

*****
Edip cansever der ya hani o güzelim şiirinde, beni bir sardunya büyüttü belki.
Belki değil muhakkak bizi büyüten bir çiçek ve bizi büyüten şarkılar vardır.
Sadece yaşıtlarımızla büyümeyiz; şarkıların, türkülerin içinden geçe geçe büyürüz.
İnanırım, insanı en çok çiçekler ve şarkılar büyütür.
*****
İnsanları en çok hatıralarından biliriz. Neyi saklamış bilinç, neyi saklamayı değerli bulmuştur, bu soruların cevabı hatırlayan öznenin sıralamalarında ortaya çıkar.

ŞİİR




*****

MÜZİK 



*****
FİLM


*****
KİTAPLAR