OKUDUKLARIM BLOGGER KİTAP KULÜBÜ 2023/50 YILANI ÖLDÜRSELER

31 Mayıs 2023

OKUDUKLARIM BLOGGER KİTAP KULÜBÜ  2023/50  YILANI ÖLDÜRSELER

 

 


 


 
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır. “Zengin yaratısı, Yaşar Kemal’i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır.” Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa) “Yılanı Öldürseler’deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır.” Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları “Yaşar Kemal’in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarla keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.” The Listener “Şiddetli, yaratıcı enerjinin sürüklediği, özlü bir kısa roman.” 
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
 Hasan adındaki küçük bir çocuğun çevrenin etkisi altında kalarak annesini öldürmesi. Hasan'ın babasını annesi Esme'nin sevdalısı olan Abbas öldürüyor, olay bundan sonra başlıyor, alınması gereken intikam uğruna annesini öldürüyor... 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Nişancılık yalnız çok sıkmakla, çok kurun harcamakla kazanılır.
******
Anasını öldürenler bu dünyada hiç rahat yüzü görmezler.
******
İnsan anasına kıyamaz, ana kokusuna doyamaz.
******
Bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez.
******
 
 

KUZENLER İLE TATİLLERE DEVAM (FETHİYE TATİLİ)

30 Mayıs 2023

KUZENLER İLE TATİLLERE DEVAM (FETHİYE TATİLİ)

 

 
1. TATİL
2. TATİL
3. TATİL
 
En son 2022 de Denizli / Sarayköy Umut termal tesislerini yazmışım. Şimdi de Fethiye tatilini yazayım dedim aklımda iken.
 
O sene yine tatil için hotel ayarlama işini bana bıraktılar, bende bulunduğum şehirde yaşayan sıkı görüştüğüm bir bayanın akrabasının otelini ayarladım. Bu arkadaşın, erkek kardeşi, yengesi, yeğeni de bizimle kuzenler toplantısına katıldılar. Biz bulunduğumuz şehirden otobüs ile İstanbul'a hareket ettik. Ben 2 tepsi poğaça yapmıştım, tadı hala damağımdadır, fakat İstanbula varıncaya kadar 10 tane birşey kaldı poğaçadan, tavsiye ederim çok güzel oluyor bir deneyin. O zaman yahoo da gruplar vardı ve bende yemek ve biz diye bir gruba üye idim, tarif oradan. Daha sonra bloğa geçtiler, tarifi buraya ekliyorum.
 
LABNELİ POĞAÇA
 
Kalan o 10 tane de Esenler ve Harem otogarından otobüse binen kuzenler tarafından bitirildiler.
İzmirdekiler de bulundukları şehirden Fethiyeye hotele hareket ettiler. Hotel aşağıda arkadaşlar, o dönem sıkı görüştüğüm bir bayan arkadaşın akrabasının hoteli idi.
 

Biz  4 kuzene 2 oda, bizimle tatile gelen arkadaşlara ve geri kalan kuzenlere 4 tane apart oda tuttuk. Özellikle apart tuttum ki benim kuzenler şu yemek stoklama olayını yapmasınlar, alışveriş yapıp apartın mutfağını kullanabilirler diye düşündüm.
Hotele vardık, ben odama çıktım o da arkadaşım, İzmirden gelecek grubun içinden rahmetli kuzenimin eşi idi. Bitişik oda da İstanbuldan gelen Eczacı kuzen ve kızına aittti. Apartlardan birine arkadaşlar yerleştiler, diğerine yine bir İstanbul kuzenleri yerleşti, boş olan apartlar da İzmirden gelecek kuzenlere kaldı.
Hotel akraba hoteli olduğu için çok iyi karşılandık, odalara yerleştik, havuz güzeldi, ölüdenize ve barlar sokağına yakındı, böyle olunca kuzen çocukları tarafından mutluluk ifadeleri vardı.  
Havuza girmek için havuz kenarına gittik, biz orada otururken İzmirli kuzenler geldi, Valizler odaya gönderildi, havuz başında sohbet etmeye başladık. İzmirli kuzenlerden birinin oğlu var 3-4 yaşında erkek , kerata çıkardı pipisini  havuza çüğdürmeye yani çişini yapmaya başladı:))) ben rezil oldum resmen hem turistlere hem hotel sahibine, kaçacak delik aradım. Turistlere bağırıyor falan bir görseniz...
Neyse hotelin sahibi hemen havuzu temizlemeye başladı resmen, havuz temizliği nasıl olur öğrendim. Adama karşı dakka bir gol bir mahçup oldum.
Yemek olayında asla benim düşündüğüm gibi yapmadılar, yine yemek standını olduğu gibi masalara taşıdılar, yine ekmek araları hazırlandı çantalara yerleştirdiler, birde bunu hotelin sahibinin gözlerinin içine bakarak yapıyorlar ve yaptıklarını büyük bir marifet sayılarlar. Birde bunlar İzmirin gizli sakıp sabancısının çocukları yani düşünün o derece zenginlik var. 
( Amcabey öldükten sonra öğrendik ki 2 tane fabrikaları varmış, biz sadece gayrimenkul zengini olarak biliyorduk, kemeraltında saatçi dükkanları var birkaç tane benim soyadımla aynı ismi taşıyor, fabrikada aynı soyadından yoğurt ve ayran üzerine galiba cenazede ayran olarak dağıttılar oradan tahmin ediyorum, asla insanlara neyin var diye bir soru yöneltmediğim için kendileri ne açıklarlarsa biliyorum. Onlar mallarını gezdirmesini yani götürüp göstermesini çok severler,  bizim buyumuz var diye üstü kapalı lanse ederler, bir keresinde nerdeyse kahkaha atacaktım bu duruma o da dağ evlerini göstermeye götürdükleri zamandı.)
 
Bunlar hotelden dışarı çıkmıyorlar ki para harcamasınlar pek. Yiyecek stoğunu da sabah akşam yemek standından ekmek arası yapıyorlar, boşalan su şişelerini yemekte sofraya konan su şişelerinden devir daim yapıyorlar, su bile almıyorlar anlayacağınız.. Bir akşam yemekte karpuzu bitirdiler masaya taşıdılar, adam tekrar karpuz kesti, tekrar taşıdılar, bir daha kesti bir daha taşıdılar, dördüncüde yeter artık dedim benim yüzüme kahkaha attılar, parasını ödemiyormuyum yerim sana ne oluyor diye açıklama yaptılar, yersinde bu kadar olmaz yani, herşeyin bir adabı var. Hotelin sahibi kızdığımı anladı bir süre sonra masadan kalktım bara gidip oturdum kahve içiyorum, arkadaş Semra da yanımda, bana şöyle dedi beyefendi.
- Biz böylelerini çok görüyoruz sıkma kendini bu onların edepsizliği sen rahat ol dedi.
 
Aksekililer genelde eli sıkı cimri insanlardır, para harcayacakları için çok korkarlar, mesela kirazı senede bir defa alır yerler, devamlı sabit yemek yaparlar, mesela yoğurt çorbası yerler devamlı, etli yemek olayında ise şuna rastlamıştım, yaprak sarma yaptılar, tencerenin altına iç yağ koydular ki üstüne dizilen sarmalara et kokusu geçsinmiş, Domates kabuklarını soyarlar atmazlar, çorba yaparken kaynatırlar, pilav tenceresinde pilav dip tutmuşsa ertesi gün çorba yaparlar, elbise dar geliyorsa artık yanlardan açarlar düz renk kumaş ile genişletirler, yaş olmuş 65 ilkolul ortaokul yıllarından kazaklar onca yıl saklanmış battaniye yaparlar. Benim babamda Aksekili idi ama asla bu tür özelliklere sahip değildi, yeğenleri gelecekse hemen kasaba koşar et alır onlara ya yeşil fasulyeden güveç yapardı, yada patlıcandan. Yoldan karpuz satan traktör arabası geçerken durdurur mutfağın yanındaki boş erzak odamıza onlarca karpuz ve kavun indirirdi. Aldığı pirinci veya erzağı bir kilo değil 3-5 kilo alır kenara koyardı, kasalarla salçalık domates alırdı, Misafir geldimi gönderirken bile onun yanına peynir, zeytin, yağ filan katar hatta yolcu biletini de kendi alır öyle yolcu ederdi. Bizimkinde bir terslik var ama çözemedik, ağbileri zengin bizimki değil:)))  
 
 Biz arkadaşlar ile araba kiraladık bir gün Fethiye koylarını, Saklıkenti ve Dalyanı gezdik. Dalyanda motor kiralayalım dedik normal kıyı kesiminde çok para istediler bizde gelirken şehre  girişten sonra bir koyda motorlar görmüştük orada bir şansımızı deneyelim dedik, arkadşın erkek kardeşi Sertan pazarlık yaptı ve uygun bir fiyata anlaştı. Hemen migrosa gittik, yiyecek birşeyler, gazoz, su filan aldık tekne ile o kanalı gezdik, çamur banyolarına gittik biraz çamurlandık, iztuzu plajına gittik o günümüz bayağı bir güzel geçti.

Hotele dönünce bizimkileri yine aynı yerlerinde bulduk, bunlarda ertesi güne tekne gezisi ayarlamışlar beni de dahil etmişler, e gitmesen ayıp olur. Yüzme bilmiyorum onlar bol bol yüzdüler koylarda, ben teknede idim bol bol yandım, güneşe karşı alerjim tavan yaptı o gün.
 
Hotelden ayrılmadan bir gün önce kahvaltıdayız, uzun bir masa hazırlıyorlar bize. Ben yine bunların yaptıklarından bunaldım, sıkıldım. Ezcacı kuzen gel biz kahveleri karşı masada içelim dedi oraya geçtik ikimiz. Bunlar hala ekmek arası hazırlıyorlar kahvaltı standında ne varsa masaya taşıyorlar. İzmirli büyük kuzen hem ekmek arası hazırlıyor, hemde bizim masaya bakarak;
- Pardon tanışıyormuyuz hanfendi diye laf atıyor.
Ben hiç cevap vermedim, eczacı kuzen
- Tanışmamız mümkün değil diyor,
Onlar pişkin pişkin sesli kahkaha atıyorlar.
Bu tatilden sonra bir sonraki sene ben izin alamıyorum dedim, onlar toplu halde Ayvalığa gittiler. Bir sonraki sene başka bir kız arkadaşımla ve yine bunlarla Altınoluğa tatile gittik, bu son oldu zaten bir daha da gitmedim.
 
Şu an bu saydığım kişilerin hiçbiri ile görüşmüyoruz. 
 
Babamın ölümünden sonra Eczacı kuzen anneme devamlı 
- Garip yengeciğim 
şeklinde hitap etmeye başladı. ( bir miras olayı var ki bunun paylaşımını ayriyetten bir yazıda anlatacağım.)
 
İzmirli kuzenler ile büyükler tamamen ölünce görüşmemeye başladık.( babamın sağlığında babamın miras haklarını benim, ağbimin, annemin, babamın haberi olmadan yemiş bu İzmirin gizli sakıp sabancıları olarak anılanlar bu ortaya çıktığında 
 
Kuranı kerimden

"yetimlere mallarını verin. Helâli haram olanla değiştirmeyin; onların mallarını kendi malınıza katarak yemeyin. Çünkü böyle yapmanız, gerçekten çok büyük bir günahtır."
Nisa 2
 
ayetini mesaj olarak gönderdiğimde bana bir cevap yazdı ki bunu da ayrı bir yazı yapacağım.)
 


 
 

GERÇEKDIŞI ŞEYLER, GERÇEKLERDEN DAHA GÜÇLÜDÜR ( TIKANMA/ CHUCK PALAHNİUK)

29 Mayıs 2023

GERÇEKDIŞI ŞEYLER, GERÇEKLERDEN DAHA GÜÇLÜDÜR ( TIKANMA/ CHUCK PALAHNİUK)

 

 
Anladım ki; bir insana evrenin sırrının anahtarını da verseniz, o yerinden kalkıp o anahtarla o kapıyı açmaya niyetlenmedikçe; o kapıyı açmayı istemedikçe; o anda sıradan yaşamın uğraşılarını daha ön planda tuttuğu sürece o anahtar bir kenarda atıl durumda kalacaktır.
Yaşam bize sırrını açar, göz önündedir pek çok şey üstelik. Ama o kadar körüz, o kadar sağırızdır ki önümüze konulan şeyleri elimizin tersi ile biraz uzak köşeye iteleyip unutmayı yeğleriz. Günlük yaşamın kurgusallığında oyuncular olmaya, sürekli şikayet etmeye, değiştiremediğimiz şeyler için söylenmeye, değişimi geleceğe ertelemeye ya da kaderimize razı olmaya devam ederiz. Bize sunulan bilgi-anahtar ile ruhumuzu/yaşamımızı tutsak eden hapishaneden kurtulma fırsatını görmezden gelip, duvarlara çentik atmayı yeğleriz.
Yaşam seçimler sunar bize. Yaşam seçimdir. Sonsuz olasılıkların olduğu seçimler.
Seçimlerin sorumluluğu da bize aittir. Çünkü gideceğimiz yolu biz seçeriz, bir başkası değil. Bulunduğumuz yer bizim seçimimizdir. Yaşamımız bizim seçimimizdir.

Carlos Castaneda 
 


Oyumuzu kullandık geldik hafta başı postumuzu hazırlayalım dedik. Hayırlara vesile olsun oylarımız..
Bu hafta pek değişik bir şey yok, annem biraz bahçeyi kazdı domatesleri ekti. Hatta şu an yağmur atıştırıyor. Sabahtan bu yana misafirlerimiz vardı, oy kullanan bir kaç komşu ya ayak üstü uğradılar, yada kahve içimine geldiler. Ayın 5 inde doktor kontrolüm var ama bu hafta içinde ben dahiliyeye çıktım genel bazı tahliller yaptırdım herhangi bir sorun yok dedi, şimdi annemi ve ağbimi önümüzdeki haftalarda sıra alarak birer gün ara ile hastaneye götürmem lazım, raporları bitiyor yenilenmesi lazım. Dahiliye doktoru ile enerjimiz biraz tuttu:))) bayandı kendisi ile kahkaha atarak bir doktor kontrolü geçirdim:)) ben anlatıyorum;
 ben kalbim kuş gibi kanat çırpıyor ara ara diyorum:))) kahkaha patlatıyoruz:)))
Sonuçta bir sıkıntı görmedi tahliller temiz, ekg temiz ama durumu açıklayınca içindeki şüphe gitsin kalp doktorunada bir görün dedi. Annemleri çıkarırken kendime de randevu alacağım.
Vallahi resmen kalbim kanat çırpar gibi çırpındı zatürre iken bunu gözlerimle göğsümde gözlemledim. Okuduğum romanlardan 2 si zatürre hastalığını anlattı ve hastalar ölünce bende sıkıntı yaptım galiba... Her şeyin hayırlısı diyelim, ölüme çare yok sonuçta.
Sabah oyumuzu erken kullandık, ortalığıda erken toopladım gelen giden olur diye ki oldu gerçekten de. Ne yemek yapayım diye düşündüm, rejimdeyim yine aralılklı oruç yaptırıyor diyetisyen. Hadi dedim bahçede yeşil soğan ve nane var bir kuru fasulye pişireyim, öyle de yaptım. Şu an ocakta kaynıyor. 
 



Dün çarşıda bir işim vardı, cezve'de bu kahveyi içtim, pisili seramikte tesadüfen masada idi...
 

Eve geldiğimde çamaşırları topluyorum, bir yerlerden yavru kedi sesi geliyor, bir baktım, doğum yapmış olan bahçe kedim yavrularını çıkarmış:)) bana getirmiş...
Komşu bakalım sana mı getirecek yavruları bana mı dedi, tercihi benden yana olmuş:))) boşuna salamla beslemiyorum onu ben. Maviş maviş bakan 3 tane yavrum var, fıldır fıldır bakıyorlar, temizliklerini bile yapmaya başlamışlar yalanıp duruyorlar habire. Hemen süt aldım yuvalandıkları yere yakın kap içinde koydum. Daha henüz mama yiyemezler....
 

Kısa bir sahaf turu yaptım...
 



 

ASLI ŞAFAK'LA İŞİN BAŞI

BARIŞ MUSLU
https://www.youtube.com/watch?v=YK72FfNmShE


İZLEDİKLERİM 2023/17

28 Mayıs 2023

İZLEDİKLERİM 2023/17

 

 
HAW 2022

Genç bir adam olan Tamio Akanishi, Yokohama’da bulunan bir kamu ofisinde çalışarak hayatını sürdürmektedir. Son zamanlarda nişanlısının kendisini terk etmesi nedeniyle hayatının en kötü dönemlerinden birini geçiren genç adam, psikolojik olarak adeta bir çöküş dönemi yaşamaktadır. Bu sırada sahibi terk edilen büyük bir köpeğe bakmakla görevlendirilmiştir. Bunun ardından havlamayan ve sadece “haw” sesi çıkaran bu köpekle yaşamaya başlayan Tamio, onun sayesinde yaşadığı bu travmanın üstesinden gelecek ve onunla beklenmedik derecede bir bağ kurmayı başaracaktır.

Puanım:***
 

KONUŞULMAYAN ACI KALBİ PARÇALAR (WILLIAM SHAKESPEARE)

22 Mayıs 2023

KONUŞULMAYAN ACI KALBİ PARÇALAR (WILLIAM SHAKESPEARE)

 

 
Şems Diyor ki;
“Uzun bir yol geldim buralara.
Asırlardır bu yoldayım. Kaç beden giydim, kaç yaşam tükettim saymadım.
Yanılgıların hamurunda mayalandım.
İyiliği kötülüğe, kötülüğü iyiliğe devrettim. Bir sarkaç gibi bir uçtan diğer uca gidip geldim.
Kadın oldum, erkek oldum.
Öldüm doğdum. Her yaşam bir nefes almak vermek gibiydi. Yaşamların ötesine geçtiğimde bunu gördüm.
Gördüm ama anlatamadım. Bir sır gibi bu gördüklerim içimde gömülü.
Hep aradım dedim ama aslında aramamışım. Aradığımı sanmışım. Neyi aradığımı bilmeden aradığımı sanmışım.
Her zaman bir arayan ve bir aranan vardı. Ama ne arayanı bildim ne arananı. Ne zaman ki bu “ben” denilen mahlukatın gerçek olmadığını anladım o zaman esas ve tek yolculuğum başladı. Bu hayat o yolculuğum. Şimdi seninle burada muhabbette olmam bu yolculuğun sonunun geldiğine dair bir simgedir.
Tıpkı sen gibi. Sen de bir simgesin bu rüya aleminin içinde Şems.
Diğerleri gibi. İsa gibi, Buddha gibi, Krishna gibi. Ve ben senden ayrı değilim.
Seni rüyamda ben yarattım.
Zihnimin bir ürünüsün. Her şey gibi.
Herkes gibi. Ve seni bana son kurtuluşu armağan etmen için çağırdım. Seni de kurtarmak için...”
“Bir çağrıdır her karşılaşma. Bir Özün kendini hatırlamasıdır. Görülmemiş bir rüyada seyir eden kayıp bir hafızayız sen ve ben. Bu bedenler aleminde kendi filmini çekmiş bir Özün çekildikten sonra izlemesine tanığız her birimiz. Ve bu tanıklığı başkasına vererek tamamlıyoruz rüyayı ve çekiliyoruz bir sır gibi bu diyardan. Ben sırların sırrıyım derken bunu kastediyorum. Tek sır budur.
Ne sen varsın, ne ben varım ne bu alem.
Varsan sen bir IŞIKsın... O da bu alemde yok...”
 
Alıntıdır.
 
 

 Hepimize güzel, mutlu ve sağlıklı bir hafta diliyorum.
Bizler bildiğiniz gibiyiz, ara ara kombiyi yakmaya devam ettik, dün kapadık ama durum ne gösterir bilmem. Buralarda hıdrellezden 40 gün sonra da soba yakılır derler.
Bahçeyi erken kazdırdık, dolu yağdı falan derken sadece fasulyeleri ekebildik, fideler kısmetse önümüzdeki hafta ekilecek, bu arada tekrar kazılıyor o da işin çabası.
Alışveriş, kütüphane ve sağlık ocağı ile ilgili çıktım bu hafta evden. Arkadaş ile buluştuk bende kitapları vardı onları teslim ettim. Aynı gün kütüphaneye gidip kitaplarımı teslim ettim yeni kitap aldım.
 

Şu an kayıp romanlar kitabını okuyorum, yeni kitaplar gelmiş Kemal Sayar'ın kitabını görünce hemen onu da aldım, jale sancak ismini ve kitabını  LA PARAGAS ta keşfettim, onu da okunacaklar arasına aldım.
 

 Kütüphaneye giderken gördüğüm bir güzellik oluyor bu...




İlla ki vitrinde kendilerini teşhir edecekler:)))


Açıldığında sakin olan bu kahve dükkanı artık her gittiğimde tıklım tıklım, bir gün oturmaya yer bulamayacağım diye korkuyorum:)) İlk açıldığında günlerde ben uğradıktan sonra, arkamdan bayağı müŞteri geliyordu, abla senin uğradığın gün dükkanın bereketi artıyor diyen Kenan'a olmaz öyle şey senin rızkın Allah'tan benden değil diyordum. Artık buna inanmıştır bu müşteri yoğunluğunda değil mi:)))))



Bunlarda şehir içi minibüsünde yer alan aforizmalardan bazıları....


Kendime aldığım bir şirin kaktüscük....
 

Dans eden ağaçlar🌴
Bu benzersiz ağaçlara sadece Endonezya'nın Sumba adasında rastlanıyor.
📷Daniil Korzhonov

 


 SUNAY  AKIN

BENNU YILDIRIMLAR

https://www.youtube.com/watch?v=T-ZRd8NrAm4



İZLEDİKLERİM 2023/16

21 Mayıs 2023

İZLEDİKLERİM 2023/16

 

 
THE LINE 2023
 
Bir tartışma esnasında annesi Christina’ya saldıran Margaret polis tarafından göz altına alınır ve uzaklaştırma cezasına çarptırılır. Aile evine en fazla 200 metre yaklaşmasına izin verilen genç kadın, yaptığı hatayı telafi etmeye çalışmaktan vazgeçmesede ailede gerilim gittikçe artar.
 
Puanım:** 
 
MÜJDEMİ İSTERİM 2022 
 
ski sevgilisinin tehditleri yüzünden kendi nişanından kaçan Bulut, polisin peşinde olduğunu öğrenmesinin ardından davetsiz bir misafirle birlikte maceralı bir yolculuğa çıkar. Bulut, Leyla ile nişanlanmadan bir gün önce Müjde’nin çalıştığı kulübe gittiğinde, eski sevgilisi ile karşılaşır ve onun hamile olduğunu öğrenir. Genç kadın Bulut’u, Leyla'dan ayrılmaması durumunda, basına konuşmakla tehdit eder. Ne yapacağını bilemeyen Bulut, nişanından kaçmaya karar verir. Ancak kaçarken davetsiz bir misafirle karşılaşır. Müjde, Bulut’un arabasına saklanmıştır. Çok geçmeden ikili, nişanda bir cinayet işlendiğini, bu yüzden de polisin peşlerinde olduğunu öğrenir. Bulut ve Müjde, suçsuz olduklarını kanıtlamak için cinayeti kendi imkanları ile çözmeye karar verir.
 
Puanım:**

OKUDUKLARIM 2023/49 İKİNCİ HAYATIN TEK BİR HAYATIN OLDUĞUNU ANLADIĞINDA BAŞLAR

17 Mayıs 2023

OKUDUKLARIM 2023/49 İKİNCİ HAYATIN TEK BİR HAYATIN OLDUĞUNU ANLADIĞINDA BAŞLAR

 

 
Bu roman sizi adım adım mutluluğa götürecek! Camille mutlu olmak için gereken her şeye sahipken neden kendini mutsuz hissediyordu? “Büyük ihtimalle bir çeşit akut rutinizme yakalanmışsınız.” “Akut ne?” “Akut rutinizm. Dünyada, özellikle Batı ülkelerinde, gittikçe yaygınlaşan ruhsal bir sorun bu. Çoğunlukla aynı belirtilerle ortaya çıkıyor: motivasyon eksikliği, müzmin bir kasvet hali, anlam ve yön kaybı, hayal kırıklığı, bıkkınlık, kendini bir türlü mutlu hissedememe...” “Ama... Siz… Bütün bunları nereden biliyorsunuz?” “Ben bir rutinoloğum.” “Rutino... ne?” Fırtınalı bir cuma gecesi, Paris'in uzak bir banliyösünde trafik kazası geçiren Camille, tesadüfen rutinolog Claude Dupontel’le tanıştı. Claude mutlu bir hayat vaadiyle ona kartını verdiğinde, yaşayacağı şaşırtıcı deneyimlerin hayatını nasıl değiştireceğini bilmiyordu elbette. “Raphaëlle Giordano bize yaşamayı sevmeyi öğretiyor.” Madame Figaro “Enfes bir roman!” -Marie France- “Hayatınızı mevcut durumundan çok daha iyi yerlere taşımak için size ilham verecek keyifli bir kurgu. En kısa sürede okunmalı, çünkü tek bir hayatımız var!” -Metronews- “Camille bizden biri. Sayfaları çevirirken onunla birlikte biz de kısıtlayıcı inançlarımızdan, geçmişimizin ağırlıklarından kurtuluyor, hafifliyor ve hayat doluyoruz. Açıkçası olumsuz düşünce detoksu için gerekli olan tüm vitaminleri içeren bir roman.” -Biba France- (Tanıtım Bülteninden)  
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Yan pasajın güzel kitaplarından biri. Mutluluğu ve huzuru nasıl yakalayacağınızı öğretiyor roman akışında.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Hayatta hiçbir şey çocukluk düşlerini gerçekleştirmekten daha önemli olamaz.
*****
 Yaşamınızı sağlayacak şeyler kadar, yaşama sebebine de ihtiyacımız var.
Papaz Pierre
******
Ruhumuzun acılarını hafife almamak gerek.
******
Bir insanın hayatını arzuları doğrultusunda şekillendirmeye cesaret edemediği; kendi değerlerine çocukken kurduğu hayallere veya koyduğu hedeflere sadık kalamadığı için hayatı ıskaladığı duygusuyla yaşaması kadar korkunç bir şey olamaz, sizce de öyle değil mi?
******
Mutlu olma kapatisesi günden güne işlenip geliştirilebilen bir şey. Bunun için insanın değerler sistemini gözden geçirmesi, olaylara ve hayata bakış açısını değiştirmesi gerekir.
******
Çocuk ayrı bir bireydir.
******
Terk edilmiş her çocukluk hayali insanın kalbinde bir yumrudur.
******
Yaşamdaki en önemli değişimler daima önemsiz gibi görünen küçük dönüşümlerle başlar.
*****
Zor olan, bir şeyi bir kere başarmak değil, her gün başarmaktır.
******
Sürekli yaptığınız şey neyse, siz o sunuz.
 Aristoteles
******
Değişim sadece içeriden açılan bir kapıdır.
******
Bir insanın hayatındaki en acil işi, kendini gerçekleştirmektir.
******
Beyniniz ona söylediğiniz şeye inanır.
*******
Kendinizi ifade etmeyi öğrenmenin en iyi yolu, kendinizin en iyi arkadaşı olmayı öğrenmekten geçer! kendinize karşı sevecen ve anlayışlı olmalı, değer vermeli ve her fırsatta takdir etmelisiniz.
*******
Pek çok insan mutlu bir hayat sürmek için ne yapması gerektiğini, biliyor ama gerçekleştirmek için gerekli adınları atmıyor.
******
Bir insanı gönülsüz dinlemek, dimlemek değildir. Birini gerçekten dinlemek, kendini onun yerine koyup ne yaşadığını ve ne hissettiğini anlamaya çalışmak, onunla empati kurmaktır.
******
Dinlemeyi bilen kişi dünyanın efendisidir. Tartışma anında söylenen şeylere birebir inanmak yerine, karşınızdakinin gerçek duygularını anlamak için satır aralarını okumayı öğrenmelisiniz. Sitemin ardında  bir korku gizlidir belki, saldırganlığın ardında üzüntü veya kanamakta olan bir yara olabilir.
*******
Başkalarının mutluluğunu düşünmek tabii ki çok soylu bir davranış ancak sağlıklı empatiyle sağlıksız empatiyi karıştırmamak şartıyla! Sağlıksız empatide, kişi başkalarının sorunlarını kendine mal ediyor, onların bütün olumsuz duygularını bir sünger gibi emerek kendisini kötü hissetmeye başlıyor! Sağlıklı empatide ise, kişi çevresindekilerin sorunlarını dinleyip neler yaşadıklarını anlayabilmekle birlikte, mutsuzluklarını kendisine de bulaştırmalarına izin vermiyor. Başkalarının sizi kendi dertlerinin içine çekmelerine engel olmak için koruyucu bir zırh kuşanmak şart. Aksi halde, bir süre sonra kendinizi 'kullanılmış' hissedip sinir krizleri yaşamanız çok doğal.
******
Zarf açmak, içinizdekileri yeri geldikçe karşınızdakine söylemek anlamına geliyor. Öfke ve kızgınlıklarınızı biriktirmek yerine, onları yeri ve zammanı geldikçe uygun bir şekilde dile getirmelisiniz.
******
Eleştirilerinizi saldırganlaşmadan dile getirmeyi öğrenmelisiniz. Cümlelerinize asla o öldürücü 'sen' kelimesi ile başlamayın. Ben buna eleştiri makineli tüfeği diyorum.
******
Genellikle ilk adımı atmak çok kolaymış gibi görünür oysa buna cesaret eden çok az insan vardır.
*****
Büyük mutluluklar gökten, küçük mutluluklar çabalamaktan gelir.
Çin Atasözü
******
Kendi mutluluğunuzun sorumluluğunu eşinizin omuzlarına yüklememelisiniz. Onun varlığı, sizin hayatınızda sadece pastadaki çilek olmalı.
******
Başkalarına iyilik yapmak akıllıca bir bencilliktir.
Aristoteles
******
Ne ekerseniz onu biçersiniz. Bu eski atasözü inanın çok doğru. Eleştiri ekerseniz, hayal kırıklığı ve kin biçersiniz; sevgi ve takdir ekerseniz minnet ve şefkat biçersiniz.
******
Aşk çok özen gösterilmesi gereken ve sulandıkça büyüyüp serpilen bir bitki gibidir.
******
Gülümsemek, destek olmak, şefkat.... Sevgilinizin toprağına katmanız gereken sadece bunlar!
*******
En güzel kıyafet, özgüvendir.
******
İyilik ve sevecenlik en güzel mücevherden daha çok parıldar. İçinizde sahip olduğunuz hazineler, dışınıza yansır.
*******
İnsanlar sizi ancak yaralanabilir olduğunuzda yaralayabilirler. Kendinize olan güveniniz arttıkça, dışarıdan gelen okların sizi yaralaması imkansız hale gelecektir. Özgüveninizi sağlamlaştırıp kendinize, kişiliğinize ve öz değerlerinize tamamen uygun bir yaşam kurduğunuzda, hayata daha olumlu bakmaya başlayacak ve bunun getirdiği güçle, daha serinkanlı ve korkularından arınmış bir insan olacaksınız. KAendi kendinizle ve evrenle uyum içinde yaşamaya başlayacak, hizalanacaksınız.
******
Gülümseme elektrikten daha ucuzdur ancak aynı derecede ışık saçar.
Rahip Pierre
******
İnsanın kendine gülümsemesi tıpkı bir sevgi denizine dalmak gibidir. Sadece güç vermekle kalmaz, aynı zamanda çok büyük bir iyileştirme gücüne de sahiptir.
******
En güzel gülümseme kendi içinizden yayılandır.
*******
Dut yaprağı zaman ve sabır sayesinde ipeğe dönüşür.
******
Sevdiğin işi yapmak özgürlüktür, yaptığın işi sevmek mutluluktur.
******
Verdiğimiz ölçüde yaşamış sayılırız.
******
Sevgi, özveri, şefkat ve merhamet duyguları arttıkça; nefret , kıskançlık ve kibir azalır.
******
Herkesin kendine özgü vasıfları var. Önemli olan, bu vasıfların ne olduğunu bulup onları geliştirmek. İşte o zaman, herkes özünde en iyi olduğu şeyi bulur ki bu, dünyadaki bütün maden yataklarından daha değerli bir hazinedir.
******
Neden üç hafta?
Herhangi bir değişimin gerçekleşmesi ve bir alışkanlık halina gelmesi için gereken süre bu kadar.
******
Sözlerin bir titreşimi var. Davranışlarınızın da öyle.
******
Festina lente...
Yani acele ederken yavaş ol.
İmparator Augustus
*******
Şimdi bir hediyedir. Kıymetini bilmek gerekir
*****
Dakikada altı kere nefes alıp verin ve bunu beş dakika boyunca tekrarlayın. Beden sadece bu ritimde sakinleşebiliyor.
*******
Hayat da bir risk zaten
******
Bilge bir insan için dışarıda ne denli büyük fırtınalar koparsa kopsun, içerisi daima sakindir. İşin sırrı, zihninizin kontrolünü elinize almakta ve başınıza gelecek en kötü olayları dahi en iyi şekilde yaşamaya karar vermekte. Her kötü olayın olumlu yönünü görmek gerekiyor. Yaşama böyle yaklaştığınızda, her şeyin çok daha farklı olacağını göreceksiniz.
******
Büyük hayaller kurmak akıllıca bir davranıştır çünkü böylece hayallerinizin peşinden giderken onları rahatlıkla tak.p edebilir, gözden kaybetmezsiniz.
Oscar Wilde
******
Her zaman her şeyin bir çaresi vardır.
******
Kaya karşısında dere daima kazanır. Daha güçlü olduğu için değil, sebat ettiği için.
H.Jackson Brown
******
Gerçek başarı, pek çok başarısızlık, yaşadığınız halde şevkinizi kaybetmeden denemeye devam etmektir.
Winston Churchill
******
Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar.
Paul BOESE
*******
Herkes hayatının bir döneminde bir rehbere ihtiyaç duyabilir.
******
Her insan kendi çapında bir barış elçisi olabilir. Bu her insanın kendi mutluluğu ve iç huzuru için çaba göstermesinden geçiyor.
******