“Ben İstanbul’dan döndükten sonra şu mahud ‘Barem Kanunu’nu Ankara’da yeni çıkmaya başlayan Başkent adlı bir dergide tefrika ettim. Ama on beş yirmi tefrika sürdü, sonra şimdi burada anlatması çok uzun ihtilaflar yüzünden kesmeye mecbur oldum. Yalnız sana şunu söyleyeyim: Romanım çok istediğim gibi oldu. Zevkine, bilgisine güvendiğim bir iki dostumdan da çok teşvik gördüm.”
Melih Cevdet Anday’ın Şevket Rado’ya yazdığı bir mektuptan alıntılanan bu satırların izi sürülerek ortaya çıkarılan Barem Kanunu, 77 yıl sonra ilk kez kitaplaşıyor! 1946’da, henüz otuzlu yaşlarının başındayken giriştiği bu ilk tefrika roman denemesinde Anday’ın, atmosfer yaratma, karakter inşası ve kurmaca yeteneğinde daha başından ne denli usta olduğu görülüyor. Barem Kanunu, Melih Cevdet Anday’ın edebî biyografisini sıfırlayarak yeni bir tarih başlatacak…
Ama bu memuriyet hayatı hiç de dışardan görüldüğü gibi değildi ki. Bir gün hiç tanımadığı asık suratlı bir adam odadan içeri giriyor, bütün memurlar asker gibi ayağa dikiliyorlar; sanki hayatları bu adamın dudakları arasındaymış gibi korkudan titreşiyorlardı. Tabii gün geçtikçe yavaş yavaş o da bu memurlara benziyordu. Memuriyetin beğenilecek nesi vardı yani?
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
Kitapta küçük bir devlet dairesinde çalışan bir grup memurun yaşadıkları anlatılıyor
KİTAPTAN ALINTILAR;
Uyku bastırınca insanın iradesi elden gider, hepimiz, istemeden bir takım üzücü vakalara sebep olmuşuzdur.
*****
Memuriyet hayatında muvaffakiyet kazanmanın sebepleri pek karışık, pek girifttir.
*****
Tesadüfler insanlara ne fırsatlar yaratabilirlerdi.
*****
Onca insanlar zamanımızda yalnız çıkarları için yaşıyorlardı. Samimi halis dostluklar eski zamanlarda kalmıştı.
*****
Paraya ne kadar düşkün olursa olsun bir kadın kendisine eziyet eden, istediği gibi yolamadığı, hatta üstüne para yedirdiği erkeği beğenir.
*****
Kadın bir tarladır; ne ekersen onu biçersin.
*****
Hayatta biraz vurdumduymaz olmak lazım. Yoksa insanın verem olup gitmesi işten bile değil.
*****
Benim yüzüme karşı küfretsinler ama arkamdan alay istemem.
*****
Esnaf, bir memurdan çok daha fazla para kazanırdı. İtibarı mı?
*****
Güzel bir nisan sabahı insanın kederini dağıtır.
*****
Sevda çekme her delikanlının hakkı olmak gerekirdi. Bunun için üzülmek değil, övünmek lazım gelirdi.
*****
İyilik, kötülük, saadet, vicdan azabı gibi duygular, düşünceler onun semtine bile uğramamıştır.
*****
Sevda tek bir adamın tașıyacağı yük
değildi
*****
