AŞIRI DAVRANIŞLAR, ZEDELENMİŞ BİR İÇ DÜNYANIN YANSIMASIDIR (ALINTIDIR)

09 Ağustos 2026

 



İnsan bazen kendini aynada değil, başkalarının gözbebeklerinde arıyor. Sonra da büyük bir özgüvenle, “El âlem ne der, hiç umurumda değil” diyor. 
Fakat evden çıkmadan önce aynanın karşısında üçüncü kez üstünü değiştirmesi, bu görkemli bağımsızlık nutkunun hemen arkasından gelen küçük bir dipnot oluyor.
Kabul edelim; başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü merak ediyoruz. Üstelik yalnızca sevdiklerimizin değil, dış kapının dış mandalı saydığımız insanların düşüncelerini bile sandığımızdan fazla önemsiyoruz. 
Bazen hiç tanımadığımız birinin tek bakışı, yıllardır yanımızda olan birinin güzel sözünden daha uzun süre zihnimizde kalabiliyor.
Seçtiğimiz kıyafette, yaptığımız işte, oturduğumuz semtte, sevdiğimiz insanda, dost bildiklerimizde ve hatta nasıl güldüğümüzde bile görünmeyen bir kalabalığın parmak izi var. 
“Ben kendi hayatımı yaşıyorum” derken bile, o hayatın balkonunda başkalarının gölgeleri oturuyor.
Asıl mesele başkalarının ne düşündüğünü merak etmek değil. Asıl mesele, gerçekten öğrenmeye hazır olup olmadığımızdır.
İnsan, hakkında söylenen güzel sözleri gerçeğin ta kendisi kabul ederken, hoşuna gitmeyenleri kıskançlık, cehalet ya da kötü niyet diye buruşturup çöpe atmaya pek yatkındır. 
Biz çoğu zaman gerçeği değil, kendimizle ilgili kurduğumuz hikâyenin başkaları tarafından onaylanmasını isteriz. Soru sorarız ama cevabın bizim istediğimiz yerden gelmesini bekleriz.
Bir gün, çevremizdeki herkesin bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini eksiksiz biçimde duyabileceğimizi düşünelim. Eşimizin sustuğu cümleleri, dostumuzun yuttuğu kelimeleri, kardeşimizin söylemeye çekindiği kırgınlıkları, çalışma arkadaşımızın gülümsemesinin arkasındaki kanaatini…
Gerçekten bilmek ister miydik?
Yoksa ilk birkaç cümleden sonra o kapıyı telaşla kapatıp, “İnsanların düşünceleri zaten kendilerini bağlar” diyerek eski güvenli masalımıza mı dönerdik?
Belki de başkalarının zihni, ziyaret etmek istediğimiz fakat içinde uzun süre kalamayacağımız bir odadır. 
Kapısını merak eder, anahtar deliğinden bakarız; ama içeri girdiğimizde gördüklerimizin ağırlığını taşıyacağımızın garantisi yoktur.
İnsanın kaldırması en zor yük, düşmanının söylediği yalan değil; sevdiği kişinin içinde sakladığı doğru olabilir.
Bu yüzden kendimize şu soruyu dürüstçe sormak gerekir: Biz gerçekten hakkımızdaki gerçeği mi öğrenmek istiyoruz, yoksa yalnızca duymayı umduğumuz iltifatların peşinde miyiz?
Zira herkesin bizim hakkımızda ne düşündüğünü bilmek bir ayrıcalık değil, bazen ömür boyu kapanmayacak bir yaranın anahtarıdır.
İnsan gerçeği merak eder; ama çoğu zaman gerçeği değil, canını yakmayacak kadar sulandırılmış hâlini duymak ister. 
Günün sonunda maskeler düşer, bahaneler susar, alkışçılar dağılır ve gerçek tek başına meydanın ortasında kalır. 
İşte o vakit insanı yıkan, gerçeğin acılığı değil; ona yıllarca inanmayacak kadar kendini kandırmış olmasıdır.

Ertan Yurderi 


Hepinize güzel bir hafta diliyorum. Ben bildiğiniz gibiyim, buralarda günlerimi geçirmeye çalışıyorum. Havalar çok sıcak, Cumartesi resmen pazarda farıdım, ter içinde kaldım. Yarın da pazardayım, salı ufak tefek işler var yapacağım. Çarşamba kısmetse İstanbul'dayım, günü birlik, Şişli'de bir yere uğrayacağım.   


Bu bu sene doğan tombalak, çok akıllı maşallah, mama döktüğüm yerde, mamanın üstüne yatıyor, başkasına vermiyor, yerken hım hım sesler çıkarıyor:)) Ağzına bir tomar mama dolduruyor sanki ona hiç kalmayacakmış gibi:)) 





Biber bahçesi çoştu:)) geçen hafta 10 kavanoz domates sosu yaptım, 10 kavanozda menemen yaptım, bu kış yeter diyelim 8-10 kavanozda geçen yıldan kalan var...


Temmuz ayı kolajım....



İnsanlar bazen birbirinden uzaklaşmaz... Aynı yerden hayata bakmayı bırakırlar.
En çok da bunu ilişkilerde görüyoruz.
Bir zamanlar saatlerce konuşabildiğin biriyle...
Bir süre sonra iki cümle kurmak bile yorucu geliyor.
İlk başta suçlu arıyoruz.
"Değişti."
"Beni anlamıyor."
"Eskisi gibi değil."
Belki de kimse değişmedi.
Sadece aynı pencereden bakmayı bıraktınız.
Çünkü insanın yürüdüğü yol değiştikçe...
Sorduğu sorular da değişir.
Birinin derdi sadece daha çok kazanmak olabilir.
Diğeri ise "Ben gerçekten kimim?" diye uykusuz kalabilir.
Biri hayatı dışarıda büyütmeye çalışır.
Diğeri iç dünyasında derinleşmeye başlar.
İkisi de yanlış değildir.
Sadece artık aynı nehrin kıyısında yürümüyorlardır.
İşte en zor kabul edilen yer de burası.
Her ayrılık kavga yüzünden olmaz.
Her uzaklaşma sevgisizlikten de olmaz.
Bazen iki ruh, birbirine vereceğini verir...
Sonra sessizce yollar ayrılır.
Ve bunu zorla sürdürmeye çalıştığında...
Acı başlar.
Çünkü sevgi bazen tutmak değildir.
Zamanı geldiğinde, birbirini özgür bırakabilecek olgunluğa erişmektir.
Hayat bana şunu öğretti.
Herkes bizimle aynı manzarayı görmek zorunda değil.
Herkes aynı soruları sormak zorunda da değil.
Belki de bilgelik...
İnsanları değiştirmeye çalışmayı bırakıp...
Her ruhun kendi zamanına saygı duyabilmektir.
...
Ve bazen en büyük sevgi...
Aynı yolda yürüyemediğini fark ettiğin birini, yargılamadan uğurlayabilmektir.

Uğur Narlıdere..


Sahaftan aldıklarım...



Migrostan alınanlar....




James Redfield

"Fırtına geçtikten sonra nasıl atlattığınızı hatırlamayacaksınız, nasıl hayatta kaldığınızı da. Ancak bir şey kesindir; fırtınadan çıktıktan sonra fırtınaya girenle aynı insan olmayacaksınız. Zaten fırtınanın bütün amacı da budur."


yeni bir soğuk kahve denemesi;

2 yemek kaşığı Türk kahvesi
1 tatlı kaşığı biberiye
1 çay kaşığı tarçın
7-8 karanfil 
Sıcak suda demlemeye bırakın 10 dakika, buz kalıplarında (petek şekli olan vardı bende) dondurucuya koyun. Sonra bardağa buzlardan birkaç tane koyun üstüne süt afiyet olsun. 


8-8-8 ASLAN KAPISI PORTALI ÖNCESİ 8 KÜÇÜK BİLGİ♾️ 
1- Öncelikle çok seviliyorsun, hem de çok🌻
2- İçinde bulunduğun bedenin ve kimliğin sonsuz ruhun için sadece göz açıp kapayınca kadar süren bir zaman dilimi.
3- Tanrı seni terk etmedi, her an seninle.
4- Bu dünya hayatı çeşitli değişmez kurallar üzerine kurulu, bu kuralları bilirsen ve daha da güzeli kendi lehine kullanmayı öğrenirsen daha rahat yaşarsın. 
5- Tanrı hiç bir kimseyi iyi ya da kötü diye yargılamaz, sistemi kullanmayı bilen kötü birisi de dünyevi başarıya ulalabilir ama bu onun matriksten çıkışını geciktirir ya da tamamen engeller. 
6- Kimi ruhlar ise bile bile biz dünya hayatını istiyoruz diye gerçekten anlaşmalar yapmıştır, bunlar çeşitli rollerde reankarnasyon döngüsünde sürekli dünyayaya gelip dururlar tabii ta ki kıyamete kadar, o gün en büyük pişmanlık bunlarındır.
7-Yaşam kolaylaşsın istiyorsanız meditasyonu, imajinasyonu, kendinizi hipnoz etmeyi öğrenin, acı bedeninizden, kurban bilincinden çıkın, kendi üzerinizde çalışın.
8-Kalbinizi ve ruhunuzu ferah ve temiz tutun, daha sonra vicdanınızı yaralayacak, frekansınızı düşürecek her eylemden uzak durun çünkü zamanı geldiğinde fark edeceksiniz ki haksızlık yaptığınız, acı verdiğiniz herkes de aslında sizsiniz bu da çok ince bir sır😉


Bir çiçek,,
Bir ses,
Bir şarkı
Bir çocuğun gülümsemesi,
Sıcak bir el sıkışması,
Bir kahvenin dostluğu,
Çevrenizdeki küçük şeyler yani kalbinizin atışlarını değiştirebilir.
Mutluluk hayatı fark etmeyle başlar...
Sevgi sevgiyi çoğaltır.

İyi haftalar,


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder