OKUDUKLARIM 2025/29 RUMİ (2. BÖLÜM)

08 Ağustos 2025

OKUDUKLARIM 2025/29 RUMİ (2. BÖLÜM)

 


İnsan ruhunun bir latifesi, hayvan sevgisini tatmayınca uyanmazmış. İslam Peygamberinin "Kedi sevgisi, imanın bir parçasıdır"
*****
Kedilerin üç adı olur kızım. Birini, herkes bilir. Diğerini sadece aile bilir. Kendine özgü özel adını ise sadece kendisi ve Tanrı'nın onu kendisine emanet ettiği sahibi bilir. İşte kediler, murakebe anlarında, sadece kendisinin ve sahibinin bildiği o özel ismin anlamını düşünürler.
*****
Tanrının yağmura benzeyen hizmetçileri vardır. Toprağa düşünce mısır, denize düşünce inci olurlar.
Lale MÜLDÜR
*****
Aşk, baştaki aklı kör eder. Akıl akılsızlara gerektir, bize aşk gerek.
Gerçek aşk iç gözü açar. İnsan pek sevdiği bir varlığın hatalarını, kusurlarını tanımadığı birisininkine kıyasla daha derin bir üzüntüyle görür, iyiliklerini unutur. Kimsenin kusuruyla meşgul olmaz. Bir bilgiye soruyorlar: "Bu âlem nasıl düzelir?" Şöyle diyor: "Düzelmiş bir gözle bakarsanız, âlemi düzgün görürsünüz."
*****
Mevlânâ'nın sözleri, insanın yalnız ıstırap aracılığıyla olgunlaşacağını öğretti.
*****
Bir gün bu camiyi, Türkiye'den bir arkadaşımla ziyaret ettiğimde bana, Türkler'in laleyi neden bu denli çok sevdiklerini anlatmıştı. Lalenin sayı değeri Allah ile aynıydı, ikisi de altmışaltıydı. Hangi çiçek, bundan daha güzel olabilir ki! Lale , Allah demekti ayrıca Peygamber'in velayetinin imajı olan hilali de ima ediyordu.
*****
Ölmek istemediğin yerde bulunma.
*****
Zikrin en güzeli, en güzel zikrin bile gaflet olduğunu bilmektir.
*****
Yalnız yaşamayı seven bir güzele soruyorlar, "Yalnızlık zor değil mi?" "İnsanlar daha zor" diyor.
*****
Mevlânâ'dan ne öğrendin derlerse, " Bütün varlığın gönülden ibaret olduğunu" diyebilirim. İnsanın yaralarını ancak bir gönüle girerek iyileştirebileceğini düşünüyorum.
*****
Başarı fikrinin büyük ahlaksızlar yetiştirdiğini öğrenmem bu sürecin bana fena bir armağanıdır.
*****
Anneme, Tanrı'nın nasıl bir şey olduğunu sorduğumda, "Bir şeyi sevmek gibidir, sevginin içindeki enerjidir".
*****
Yüz, varlığın ruhudur.
*****
Sen bizim dışımıza değil, içimize bak.
*****
Günah işleyen kişi İslamiyet'ten çıkmaz, sadece günahkar olur. Allah rahmandır, kulu eğer bir daha günaha dönmezse onu affeder.
*****
Tövbe, bir daha hataya dönmemektir.
*****
Uşşâk, aşıklar iklimidir.
*****
Bütüne âşık olanlar parçanın aşığı değildir. Parçaya âşık olanlarsa bütüne âşık olmaz.
*****
Varlık, ancak yoklukta görünebilir.
*****
Mevlânâ'dan öğrendik, "ben" demekten daha büyük bir günah yokmuş.
*****
"Yav hacım kocadın artık, aşk meşk işleri gençliğe ait şeyler, " diyenlere, Yunus dedemizin sözünü hatırlatıyorum:

Niceler söyler Yunus'a, kocaldın sen aşkı bırak,
Bu aşk bize yeni değdi, henüz dahi turfandadır.
*****
Arifler, dünya denilen pazara tezgâh açmış attarlardır. Onların dükkânında birlikten gayrı bir şey olmaz.
*****
İnsanın gelişmesi için önden iki şey lazım derler: Annesi abdestsiz emzirmeyecek, babası haram yedirmeyecek. Sonrasından korkma, hele aşk da olursa...
*****
Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur.
*****
Kimi insanlar gözüyle, kimi insanlar sözüyle, kimi insanlar özüyle dokunurlarmış.
*****
Dost acı söyleyen değildir, acıyı tatlı söyleyendir.
*****
“Açılmaz kapıları açmanız mı gerek?
Dünyada insanca yaşamanız mı gerek?
Bırakın o zaman iki dünyayı birden:
Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek!
Ömer Hayyam
*****
Bu yolda kişinin, başkasının hakkını gözeterek yaşaması olmazsa olmazdır. Üzerinizde toz kadar kul hakkı varsa yolda kalırsınız. Önünüze Çin Seddi gibi bir duvar çıkar, kalakalırsınız. Mevlânâ bu sebeple, özellikle yöneticilerin yüzüne gerçeği söylemekten çekinmezdi.
*****
İnsanın alçaldıkça yüceldiğini bize o gösterdi.
*****
İmanın en güzel belirtisinin utanma olduğunu söylemişti.
*****
İnsanın severek bütün acıların üstesinden gelebileceğini fark ettim.
*****
İnsanın başkasının kusurunu görmesi, aslında kendini görmesidir. İnsan aynaydı, ne görüyorsa kendisiydi. Kir, kibir, kıskançlık, hırs, bütün bunlardan arınmaksızın kişinin başkasını kınamasından çok utanıyorum.
*****
Korkmanın ve utanmanın, kalbin en güzel süsü olduğunu ondan öğrendim. Canın, ölümsüzlüğün kendisi olduğunu....
*****
Bir yabancının tasavvufa ilişkin bir mekânı, bir konuyu veya kişiyi, dahası dergahları gezerek dervişin sahip olduğu kültürü öğrenebilmesi, Avrupalı bir Protestanın, bir manastırır ziyaret edip Katolik manastır iklimini öğrenmesinden daha güçtür.
*****
Dostum, sonsuz diriliği istiyorsan ölmeden evvel öl.
*****
Size gizlide ve açıkta Allah'tan korkmayı, az yiyip, az uyuyup, az konuşmayı, nefsin tutkularını denetlemeyi, insanların eziyetine dayanmayı, kötülük yapmayı sevenlerden uzak durmayı, hayırlı dilekleri olanlarla bir arada bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara iyiliği dokunanlardır. Sözün güzeli de az ve öz olanıdır.


KİTAPTAN MÜZİKLER;





OKUDUKLARIM 2025/29 RUMİ

07 Ağustos 2025

OKUDUKLARIM 2025/29 RUMİ

 


İnsan için daima kurtuluş vardır ama bu insanlıktan ötededir. Olağan zaman ve mekânlarda yitirdiklerimizi, olağanüstü zaman ve mekânlarda bulabiliriz.”

Sadık Yalsızuçanlar’ın usta kalemi bu kez Mevlânâ’nın hem zaman hem de mekânsal olarak yakınında, bazen de uzağında lakin merkezinde hep “Kalplerin ve Aşkın Sultanı” varken, onun çevresinde sema ediyor. Kimi zaman bir neyzen, bir derviş olarak dökülüyor kelam; kimi zaman yüzyıllar sonra onun bilgeliğiyle demlenen bir akademisyenden, Konya’ya yolu düşen yas dolu genç bir kadından. Kimi zaman kalbinin çağrısına uyup kilometrelerce uzaktan gelen bir yabancıdan, kimi zaman onun yanında yöresinde yıllarını vermiş bir dergâh yoldaşından…

Lakin dört ana selamdan ve her birinde yedi ayrı anlatıdan oluşan Gerçeğin Güzel Huyu, içeriğindeki pek çok tarihî karakterle, ilahi aşkın pusulasında tek bir merkeze yüzünü çeviriyor, onun gönlüne akıyor: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî.

“O’na en yakın olduğumuz an, bir bulut gibi kendimizi yitirdiğimiz andı. O şiveyi işittiğimiz yer… O’nu duyduğumuzda hareketleniyor, bir elimizi göğe yükseltiyor, diğerini yere yöneltiyor; sağdan sola, kalbimize doğru dönüyorduk. Bilmeyenin seması, doğallıktı. Bağlıların seması, gerçeğe ulaşma çabasıydı. Erenlerin seması, O’nun güzelliklerini görmekti. Bilgelerin seması sadece seyirdi. Gerçeğin güzel huyunu tatmış olanların seması ise şeylerin içyüzünü görmekti. O’nu dinliyor, O’nunla dönüyor, sadece O’nu görüyordu.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Okuduğum güzel Mevlana ile ilgili kitaplardan biri oldu, yazarın kalemine sağlık.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Aşkta ne alçaklık ne yücelik vardır.
*****
Hüznün değerini bil.
*****
Doğru soru, olgunluğun göstergesidir.
*****
Varlık yaprağını çevirdiğinde kitabın tamamlanır oğlum.
*****
Gerçek hayatı ölümde bulacaksın.
*****
Bir hayalden binlerce hikmet doğabilir. Dünyadaki bütün kinler, nefretler ve düşmanlıklar aşk haline gelebilir.
*****
Uyanık insan çok, insanlıktan uyanmış yok.
*****
Dünya kurnazlıklarını ter et ki, sana ezel zekâsı verilsin.
*****
Gafil varlıkla, kâmil yoklukla ilgilenirmiş.
Hak, intikamını kul eliyle alır, işin içyüzünü bilmeyen ise onu kul yaptı sanır.
*****
Bulduğunla yetiniyorsan ne güzel.... Bilmiyorsan o daha da güzel,
*****
Derdin ne olursa olsun, umudun daima Allah olsun.
*****
Bu aleme gelmekte amaç, bütün varlıkta sevgilinin güzelliğini seyretmektir.
*****
Herkes Allah'tan bahsediyor ama Allah'ı bilen pek az.. Herkes insanlıktan söz ediyor, olmayan şey söylenirmiş ya sürekli.
*****
Müzik Allah'ın dilidir. Ruhlar meclisinde Allah, müzik diliyle konuştu.
*****
Varlık bir, hepimiz, her şey O'nun içindeyiz. İnsanın kendinden söz etmesi pek hoş değil gerçi....
*****
Gücü, güçsüzlükte aramak gerekiyordu, zenginliği yoksullukta, varlığı yoklukta....
*****
İnsan olduğumuzu en çaresiz anlarımızda hissediyoruz.
*****
Allah'ın sadece lütfu vardı, biz bazısına "kahır" diyorduk. 
*****
Nikah gökte kıyılırmış. Yoldaşlık ezeldenmiş.
*****
Fukara gönlüne her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna.
*****
Her şeyin bedeli var ve o ödemeksizin asla ele geçmiyor. Çalışıyor, tutkuyla çabalıyorsunuz fakat olmuyorsa en azından bir süreliğine onu terk etmelidir. Sonunda terk ettiğiniz şey size mutlaka geri dönüyor.
*****
İnsanın en büyük engeli kendisiymiş.
*****
Benlikten ve kibirden sıyrıl, toprak ol. O güzeller güzeli toprak olmayı huy edinince göğe yükseldi, göklerin sultanı oldu. Sen de toprak ol ki senden canlılar yetişsin. Gönül denilen hazineyi ancak böyle bulursun.
*****
İnsan ancak gül yüzlü sevgiliye kavuşunca yüzü güller gibi açılır, sadece gül kokar.
*****
Özünü çekmiş tenhaya, işini işler hafâda.
*****
Kâfir, hakikatten perdelenmiş kimsedir. En yakınımızdaki kâfir, alt benliğimizdir.
*****
Evlat, babanın sırrıymış.
*****
Eskiden böyle değildik, konu komşu hakkı bilirdik, garip ve yoksullara yardım ederdik, yetimi de öksüzü de gözetirdik, isteyeni geri çevirmezdik. Hiçbir şeyin beti bereketi kalmadı.
*****
Hefkere: Bağ
*****
Tefe'ül :  bir kişinin içinde bulunduğu durumu tanımlamak ya da tercihlerinde yol göstermek üzere kudsiyetine inandığı kitaptan bir işaret aramaktır.
*****
Sır henüz verilmemiş olandır. Verildiyse açığa çıkmaması için özenle korunması gerekir.
*****
Sohbet cânı semirdir.
*****
En güzel anların insanın kendisiyle geçirdiği anlar olduğunu tadıyordu.
*****
Tok beden sınırlı olana, aç beden sonsuz olana çalışır. Perhiz yapmaksızın sözü, eyleme dönüştüremezsin.
*****
Nefis, ancak açlıkla terbiye olur.
*****
Aşk bazen dile geliyordu, bazen sessizliğe. Bazen ezgili bir inleyiş, bazen suskun bir çığlık oluyordu. Her an yeni bir giysiye bürünüyordu.
*****
Benim için ikramın en büyüğü, hiç olmamasıdır. Kahveyi nasıl arzu ettiğimi sorduklarında, "şekersiz, kahvesiz, susuz" diyordum.
*****
İnsan insanın aynasıdır.
*****
İnsanın kendi derinlikleriyle oynamasından daha tehlikeli bir şey olabilir mi?
*****
Usulsüz vusül olmazdı. İnsanın amacına uygun yöntemi kullanması, yaptığı şeyin doğasının dayattığı bir şeydi.
*****
Oysa ney bir çalgı değildi. Evet, bir müzik aracıydı ama ondan çok daha ileri bir şeydi. Mevlânâ'nın tabiriyle, kâmil insandı. Peygamber'in kendisiydi. O'nun yetkin mirasçılarıydı.
*****
Kırmızı can verip canan bulmanın, Kerbelânın rengiydi.
*****
O'nu anmaktan geri kalma, dostluğuna doyma, O'ndan geleni kabullenme konusunda sınırsız ol. O'nu zikretmekten daha tatlı bir şey var mı? Dilin ansın, kalbin şükretsin, tenin sabretsin. O zaman bu kurak şehirden kurtulacaksın, ırmaksın ve okyanusu bulacaksın.
*****
Bilgi de perdeydi, kulluk da, perhiz de, niyaz da, takva da,.... Bilgi, duvarların en kalın ve yıkılmaz olanıydı.
*****
Niçin başkasının bastonuna dayanarak yürüyorsunuz? Nerede kendi sözleriniz, kendi duygularınız?
*****
Ayrılık ruhsal bilinci parçalıyor, derin yaralar açıyor. Onların iyileşmesi zor oluyor.
*****
Kadere boyun eğmek gerekir.
*****
Kusuru ört, iyilik et
*****
İnsanların başına gelen musibetlerin üç nedeni olurmuş ve bunlar üç zümreymiş: 
Birincisi, bir fenalık yapar, onun cezası olarak eziyet görür, şaşırırmış, "Niçin buna layık görüldüm?" diye
İkincisi, Allah sever, onu kendine yakınlaştırmak istermiş. O da buna şükredermiş.
Üçüncüsü zaten yakınmış, Allah o denli çok severmiş ki, ondan daha çok niyaz sesi duymak istermiş.
*****
Hepimiz insanın ney olduğunu öğrendik.
*****
Aşkı tanımayan ondan kaçar.
*****
Aşk için ölmeden canın uyanması imkansızdı.
*****
Bir gün babama, nezaketin ne olduğunu sormuştum. Şöyle demişti: "Daha iyi bildiğimiz şeyleri, daha az bilenlere öğretme sanatıdır."
*****
DEVAMI YARIN






KİTAPTAN MÜZİKLER;