İZLEDİKLERİM 72

14 Ekim 2016

İZLEDİKLERİM 72
SENDEN ÖNCE BEN

Genç yaşında tekerlekli sandalyeye bağlı kalan bir adam ve bakıcısı arasında yaşananlar… Sizlere yok artık dedirtecek ve göz yaşlarınıza hakim olamayacağınız film ile baş başa bırakıyoruz. Engelli genç adam ve yardımcının bir araya gelmesiyle yeni bir hayatın şaşırtıcı başlangıcı sizleri bekliyor. İlk başlarda birbirlerinden hoşlanmayan gençler zamanın kendilere öğrettikleri ile olgunlaşacak ve birlikte adım atma kararı alacaklardır. Farklı dünyaların iki insanını bir araya getiren aşk dolu film sizleri bekliyor. Aşkın her türlü engelin üstesinden gelebileceğini fark ettiren film

*Biri sizin yardımınızı istemediği sürece ona yardım edemezsiniz.
*"Zaman bazen normal şekilde ilerler, bazen de durup yavaşlar. Sanki hayat, yani gerçek hayat, bir başka yerde akıp gitmektedir."


SOMUNCU  BABA

Hacı Bayram Veli’nin hocası olan Somuncu Baba olarak bilinen Şeyh Hamid-i Veli’nin türbesi Aksaray’da bulunmaktadır. Film Aksaray Belediyesi yardımlarıyla beyazperdeye taşında. Filmde Somuncu Baba’nın hayatı anlatılmaktadır. Bir derviş olan Somuncu Baba’nın cenaze namazı Hacı Bayram-ı Veli tarafından kıldırılmıştır. Somuncu Baba’nın iki oğlu olduğu söylenenler arasında. Bu oğullardan bir tanesi olan Yusuf Aksaray’da vefat etmiştir.
*Yani insan küçülmüş bir evren, evren açılmış bir insan mıdır?
*Ekmeği ateş, dervişi aşk pişirir ...
*"Aşk yolcusuna durmak değil gitmek düşer"
*Sen sessizliği bilir misin?
Bilir misin ki her suskunluğun altında gizli sözler vardır...


YALAN DÜNYA

13 Ekim 2016

YALAN DÜNYA


Su misali akıp giderken zaman,


Giderken gün ardına bile bakmadan,

Dün olurken bugün farkında olmadan,

Bir selam ver yürekten, sevgini gönder,

İşte bu elde olan, geriye kalan, unutulmayan.

Sen yalan, ben yalan, dünya yalan. 

Hatice Kutsal

OKUDUKLARIM 155 / MEVSİM HEP SONBAHAR

OKUDUKLARIM 155 / MEVSİM HEP SONBAHAR

Şimdi ne yapacaktım? Ne yapabilirdim ki? Kaçıp kurtulmak istedim. Çocuklarım olmasaydı, çoktan kendimi çöllere vurup kaybolurdum ama onları ortada bırakamazdım. Gemisi batmakta olan ve yolcularının umut dolu gözlerle baktıkları bir kaptana benziyordum. Oysa gemimden daha kötü durumdaydım. Kadın olmanın başlı başına suç sayıldığı topraklarda doğup büyüyen Masume, İran Devrimi öncesi ve sonrasının yarattığı baskıcı süreçten nasibini almış genç bir kadındır. Buna rağmen, maruz kaldığı toplum baskısını hiçe sayarak varlığını kabul ettirme mücadelesinden asla vazgeçmez.Başkaları tarafından yazılan bir kaderi yaşamak zorunda kalan Masume'nin erkek egemenliğine karşı direnişini anlatan bu roman, okuyucularını umut ve acının iç içe geçtiği dokunaklı bir hikâyeye davet ediyor."İnançlar ve gelenekler, hayallerle çatışırsa ne olur? Mevsim Hep Sonbahar bu soruya yanıt arayan bir uyanışın hikâyesi."-USA Today-"Masume'nin sarsıcı ve bir o kadar da gerçekçi yaşam mücadelesine hayran kalacaksınız. "-Publishers Weekly-"Doğu'da kadın olmanın zorluklarını çarpıcı bir gerçeklikle anlatmakla kalmayıp, İran'ın siyasal ve toplumsal tarihine de ışık tutan bir başyapıt."-The Washington Post-
Mevsim Hep Sonbahar kitabı Tüm zamanların en iyi kitapları listesinde yer almaktadır.



OKUDUKLARIM 154 / GÖZYAŞI KONAĞI

OKUDUKLARIM 154 / GÖZYAŞI KONAĞI

1876 yılı baharında gayrimeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada'ya gönderildim. Yanıma Bedriye Kalfa'yı verdiler. Evin kadınları baba ve ağabeyime küçük bir hikâye takdim ettiler. Para kazanma hırsıyla yaşayan babam yokluğumu dikkate alacak vaziyette değildi zaten. Sadece ağabeyim bir süre uzaklarda olacağımı duyunca şaşırmış. Sofrada kızılcık hoşafını kaşıklarken bir an donup kalmış. Ona öyle anlatıldığı üzere, güya, talihsiz bir kaza neticesinde saçlarım tutuşup yandığından, Bedriye Kalfa ile halamın Beyazıd'daki konağına gideceğime, bu sayede kendimi biraz olsun toparlayacağıma inanıvermiş. Böyle başlıyor Gözyaşı Konağı. Gencecik bir kadın, karnında bebeği, kederli ve mağrur, adaya geliyor. Kaderden, ayıp arayan gözlerden, hayata hükmeden erkeklerden uzağa… Bir yanda ahlâka hürmet ve fikri mukaddes masalları, diğer yanda kıpır kıpır hürriyet meseleleri… Şebnem İşigüzel, neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir romanla yeni bir ses katıyor, sesine… edebiyata…...

OKUDUKLARIM 153 / AYŞEM

OKUDUKLARIM 153 / AYŞEM


2. Abdülhamid'in Japonya'ya Gönderdiği Ertuğrul Fırkateyninin Hazin Hikâyesi...Bu roman Tarihi bir olaydan; Ertuğrul Firkateyni'nin Japonya seyrine gönderilmesinden ve Ertuğrul Firkateyni Süvarisi (komutanı) Yarbay Ali Bey'in eşi Ayşe Hanım'a yazdığı sevda kokan mektuplardan esinlenerek kurgulanmıştır. Bu romanda; Yarbay Ali Bey ve eşi Ayşe Hanım'ın saman alevi olan aşk yerine, ateşi hiç sönmeyen sevdayı nasıl yakaladıklarını ve iliklerine kadar nasıl yaşadıklarını göreceksiniz.Ertuğrul'un romanını okurken; gemi ile beraber seyre çıkacak, fırtınalarla boğuşacak, hasreti yudumlayacak, Yarbay Ali Bey'in eşi Ayşe Hanım'a yazdığı mektuplarda sevdayı hissedecek, gurbetin hüznünü yaşayacak ve onlarla birlikte gözyaşı dökeceksiniz.Osmanlı'nın son döneminden bir kesiti görecek, kurtlar sofrasındaki post kavgasına şahit olacaksınız. Böyle zor bir dönemde bir harp gemisi olan Ertuğrul Firkateyni'nin İstanbul'dan Japonya'ya gönderilmesinin ülke tanıtımı ve propaganda açısından ne denli önemli ve denizciliğin çok zor ve fedakârlık isteyen bir meslek olduğuna şahit olacaksınız.