Sevgili arkadaşlarım,
İnsan dediğin zaten zayıftır. Biz, sadece kendimizin zayıf olduğunu sansak da, duygularımız var olduğu sürece hepimizin bir yanı zayıftır. Taştan yaratılmadık ki, tabii zayıf olacağız.
Duygularımız bizden sürekli bir şeyler ister. Doyurulmadığı sürece de mız mız çocuklar gibi sızlanır durur ve bir süre sonra da canımızı acıtır. Bu durum hepimiz için böyledir.
Ancak sizin de gördüğünüz gibi toplumda bazı insanlar çok güçlü duruyorlar. Evet, güçlüler çünkü duygularıyla hayatın gerçeklerini barıştırabilmiş kişilerdir bunlar.
Duygularla mantık yani gerçekler nasıl barıştırılır dediğinizi duyar gibiyim. Zekânın en güzel tarifi bence şu; Bir insan hayata ne kadar iyi uyum yapabiliyorsa, o kadar zekidir, o kadar akıllıdır. İşte bilim adamları bu soruyu böyle yanıtlıyor.
Kimse annesinin karnından güçlü biri olarak doğmuyor. Çalışıyor, çabalıyor, bilmediğini öğreniyor, dış dünya ile olduğu kadar kendi iç dünyasıyla sıkı bir savaşa giriyor ve sonunda güçlü olmayı başarıyor.
Bunlar kolay şeyler mi? Değil tabii, bu hale gelebilmek için kimbilir ne acılar yaşıyorlar ama sonunda kazanan onlar oluyor.
Başkalarına yatırım yapmak yerine kendinize yatırım yapın. Onlardan önce kendinize değer verin, körü körüne bir şeylerin peşine düşüp çareyi başkalarında aramayın.
Unutmayın ki çare sizde, sizin içinizde…
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu