COVİD 19 POZİTİFTİM...

25 Nisan 2022

COVİD 19 POZİTİFTİM...

 

 
Geçen hafta pazardan bu yana hastayım, daha doğrusu ailece hastayız. İlk başta bahar gribi olduğumuzu düşündük, Cuma günü biraz iyi hissedince ana sağlığa ilaç yazdırmaya gittim. Doktor corona testi istedi, oruçluyum dedim, orucu bozduktan sonra hastaneye git yaptır dedi. Orucu bozduktan sonra teste gittik ağbimle. Sonuçlar pazar günü geldi, ben pozitifim ağbim ve annem temaslılar. Şu an evde yatak odasında hapisim. Bayrama kadar karantinadayım, ailemde öyle. Şu an grip gibi geçiyor umarım böylede biter, yalnız biraz ishal yaptı gibi yada yediğim taze sarımsaktan olmuş olabilirim ishal. İnşallah sorunsuz atlatırım, astım bronşitim olduğu için tereddütteyim ama işin garibi öksürük yok balgam yok, temaslı olan annemle ağbimde aşırı öksürük ve balgam var, umarım onlarda zararsız atlatırlar.
Artık çember daraldığı için olmamız gayet normal diye düşünüyorum. Birde evrim geçire geçire ilk etkisini kaybettiğini düşünüyorum.
Allah hasta olan herkese şifa versin 

OKUDUM KİTAP 2022/24 DENİZ KABUKLARI MEVSİMİ

23 Nisan 2022

OKUDUM KİTAP 2022/24 DENİZ KABUKLARI MEVSİMİ

 

 
 
Minik kızım, güzel meleğim Gemma, bir daha bana dönmemek üzere kaçırıldığı gün henüz iki aylık bir bebekti. Aynı gün, içimdeki yaşama sevinci de bir daha dönmemek üzere beni terk edip gitti. Gemma’yı kaybettikten sonraki tüm günlerim, hatta yıllarım, onu aramakla ve ondan en ufak bir iz bulmayı bekleyerek geçti. Her sene, kızımın doğum gününde sahile gidiyor ve kızım için yazdığım bir mektubu bir cam şişe içinde denize bırakıyordum. Belki bir gün, dalgalar onu bana geri getirir diye… Derin bir nefes alıyordum, belki kızımın kokusu denizin kokusuna karışmıştır diye… Bebeğinin babası Alan, kızları Gemma’yı kaçırıp kayıplara karışmıştı. Verity, kızını bulmak için tüm acısına rağmen ayakta kalmak zorundaydı. Hayat devam ediyordu, ancak Gemma’nın boşluğu ne yaparsa yapsın dolmuyordu. Verity yine de, bir gün kızına kavuşacağına dair umudunu hiç yitirmiyordu. Çaresiz bekleyiş sürerken, Gemma’nın ortadan kayboluşu gibi aniden gelen bir telefon, Verity’nin içinde on altı yıldır sönmeyen ateşi söndürecekti. Gemma sonunda bulunmuştu. Verity, hayatının en güzel haberiyle mutluluktan uçarken, babası tarafından kaçırılan ve yalanlarla dolu bir hayat yaşayan Gemma’yı zor günler bekliyordu.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Yazarımız bebek kaçırma konusunu ele almış. Gemma daha iki aylık iken babası tarafından kaçırılır ve babasının kurduğu hayatta on yedi yaşına kadar onunla birlikte yaşar. Annesi Verity aylarca kızını aramasına rağmen bebeği ve babası sırra kadem basmıştır. Kızını bulamaz. Gemma'nın babası bir gün sonunda cezaevine girer ve yetkililer Gemma'yı annesine teslim ederler. Ama Gemma yalanlar üzerine kurulu dünyasından bir anda koparıldığı ve yaşadıklarının aslında gerçek olmadığını öğrendiğinde çok asileşir. Verity için kızını geri kazanma savaşı başlamıştır. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Her zaman şansına güvenemezsin.
*****
Çocuklar örnekleri görerek öğrenirler.
*****
Hayat dayanabileceğinden fazlasını yüklemez insana.
*****
Her şey yerinde güzel.
*****
İsimlerimiz benliklerimizin derin bir parçasını oluşturur.
*****
İyi niyetli insanların hakkını vermelisin.
*****
Nefret  çirkin bir şey. Genelde dönüp dolaşıp sahibini bulur.
*****
Kurabiyeler her zaman, karanlık bir günü aydınlatır.
*****
Orantısında şaşma olmayan, hiçbir mükemmel güzellik yoktur.
*****
Sanat hayatımıza güzellik katar. Ayrıca sanat bizi birçok şey hakkında farklı düşünmeye zorlar. Tembel önyargılarımızı, düşünülmüş fikirlere çevirmemizi sağlar. Etrafımızdaki dünyanın, başka kültürlerin farkına varmamızı sağlar.
*****
Aile büyüklerine saygılı olmak gerekir.
*****
Kahvenin herkesi sakinleştirdiği söylenemez.
*****
Her zaman başka bir seçenek vardır.
*****
Yaptıklarınızın muhtemelen değerini bilemeyecek birisi için sürekli kendini feda etme fikri bana gülünç geliyor.
*****
Bazı insanlar böyledir; sınırları yoktur ve başka insanların sınırlarına da saygı gösteremezler.
*****
Yanınızda sevginize muhtaç biri olduğunda, ve ilginize, gidenin ardından üzülüp takıntı yapacak daha az vaktiniz olacaktır.
******
Sevgisiz büyüyen bir çocuk, mutlu ya da başarılı olamaz.
*****
Her insan kederi bilir; hayatımızın bir safhasında mutlaka onu deneyimleriz ve ayrıca çoğu insan sağlıklı derecede empati yeteneğine sahiptiri yani kendileri yaşamamış olsalar da bir başkasının acısını bir dereceye kadar hissedebilirler.
*****
Kederin derecelendirilmemesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bazıları için bir arkadaşı kaybetmek, bir çocuğu kaybetmek kadar yıkıcı olabilir; bazıları için evcil hayvanlarını kaybetmek dünyadaki en büyük acı olabilir. Başkalarının acılarına saygı duymamız gerekir.
*****
Her zaman tercihler dikkate akınmalı.
*****
İnsanlar kolay kolay değişemez.
*****
Geçmişin gölgesinde çok uzun süre yaşayamazsın. Bizi mutlu ya da mutsuz eden şimdi yaşadıklarımızdır. Ve geleceğimizi belirleyen de şimdiki hayatımızdır.
*****
Zaman büyük ilaç.
*****
Birinin aileden olması, aileden olmayan birinden daha değerli olduğu anlamına gelmez.
*****
Çocuklar, yetişkinlerin ne zaman yapmacık davrandıklarını hemen anlar.
*****
Bazı insanlar iyi işler yapmaya başlayıp yarıda bırakmakla meşhurlardı. Ve ellerini uzattıkları kişileri, bir süre aydınlığa çekip sonra eskisinden daha kötü bir hayata terk etmekle.
*****
Hisler genelde mantıklı değildir.
*****
İyi şeyler gibi kötü şeyler de nesiller boyunca aktarılırdı.
*****
Çocuklar, biyolojik anne babaları olmadan da büyüyebilirler.
*****
İnsanlarla dış görünüşleri yüzünden dalga geçmek doğru bir davranış değildi.
*****
Eğer bir insanı seveceksen ya da onunla arkadaşlık edeceksen, onun sınırlarını kabul etmen gerekir. Sevdiğin birini kusurlarından dolayı cezalandıramazsın.
*****
 

OKUDUM KİTAP 2022/23 SMYRNA'NIN SIRRI

20 Nisan 2022

OKUDUM KİTAP 2022/23 SMYRNA'NIN SIRRI

 

 
 Nevbahar, yıllar sonra Besse’nin romanını yazmaya karar verdi. Yazarken de fazla bir şey değiştirmemeye çalıştı. Yalnız ülkeleri, şehirleri, isimleri, hayatları biraz karıştırdı. Fakat romana nasıl bir son yazsam diye telâşlandı. Göle düşme mi deseydim, diye düşündü. İnsanların, roman kahramanının Besse olduğunu bilmesini istemiyordu. Evde kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek mi ya da bileklerini keserek mi, ağaca kendisini asarak mı yahut uçurumdan atlayarak mı, diye bocaladı. Çok sevdiği arkadaşının acı ölümü üzerinden uzun yıllar geçse de, hatırlayan birileri çıkabilir, deyip, tasalandı. Kıyamadı arkadaşına. İnsanların diline düşmesini engellemeye çalıştı. Yazılamayanları, o da sürdürdü…
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 

Mine Alpay Gün’den okuduğum ilk kitap. Anadolu’da başlayan bir hayat hikayesi. İzmir’den İsveç’e uzanan bir kader romanı..  Kitapları çok seven, okulunu okumayı çok seven, fakir bir kız Besse kahramanımız. Hayallerinde üniversite okumak varken, evliliğe itiliyor ve mecburen kabul ediyor . Köyden İzmir şehrine doğru yol alıyor. Fakirlik, zorluk, dört çocuk ve zoraki yürütülen bir evlilik..
Hayata karşı hırslı olan Besse çok zor zamanlar geçiriyor. Hayatının ilk dönemi fakirlik iken, ikinci dönemi lüks bir hayat. Bu kitapta acı var. Sürükleyici bir roman. İki evlilik yapmış, ikisinde de aşkı bulamamış bir kadın. Bazı kısımlarda Besseye kızdığım oldu. Bazı şeylerin maddiyatla insanı tatmin etmediğini, insana en çok iyi gelen duyguların sevgi ve şefkat olduğunu okuyarak anlayacaksınız. Kitabın dili açık ve akıcıydı.. 80 ihtilalinde türbanlı kardeşlerimizin yaşadıklarına da dikkat çekilmiş kitapta.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kişi düştüğü yerden ayağa kalkar.
*****
Başkasının mutsuzluğu üstüne mutluluk inşa edemezsin.
*****
Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onlarında sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin en iyileriniz, eşlerini ve çocuklarını dövmeyen, onlara iyi davranandır. Onlara iyilikle güzellikle muamele edin.
Hz. Muhammed Mustafa (sav)
*****
Kınayıcı olmayın, insanları kınamayın, bir kınayıcının kınadığı şeyi Allah ona göstermeden canını almaz. Kınadığınız şey başınıza gelmeden ölmezsiniz.
Hz. Muhammed Mustafa (sav)
*****
Aşk öyle bir haldir ki, kalbi hararetten yerinden çıkarır.
*****
Müminin niyeti davranışından hayırlıdır.
Hz. Muhammed Mustafa (sav)
*****
İslamiyet'i öyle diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.
Sezai KARAKOÇ
*****
Şayet gelin pembe şeftali çiçeği oya takıyorsa, eşiyle çok mutlu olduğunu simgelermiş.. Başında mor menekşe oyası varsa, bu eşinin gözü dışarıda olduğuna işaretmiş. Eğer kırmızı biber rengi oya takıyorsa bunun anlamı da, kayınvalidesinin dilinin çok acı olduğunu anlatma çabası imiş.
*****
Ve dahi genç kızları yaşlı kimseye vermeyeler çünkü fitneye, fenâlığa sebep olur.
 
 
 

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 139

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 139

 

 
Ağaç Ev Sohbetleri'nin bu haftaki konusunu sevgili Kuyruksuz Kedi/Manxcat belirlemiş.
 
Eğer dışarıdan biri gibi kendine bakıp kendini övecek olsan ne derdin? Kendinin hangi özelliğini/özelliklerini takdir ederdin? (Belki de "İnsanların, senin en çok hangi niteliğinin değerini bilmesini istersin?" diye de düşünebiliriz soruyu) "
 
Kendini öven insana biraz narsit denilir galiba:)) ama arada ki farkları iyice belirlemek lazım.
Ben kendimi övecek olsam eğer herkesin dediği gibi cömert derdim. Gerçekten de öyleyim, gittiğim yere boş elle gitmem rahmetli babamdan öyle gördüm mutlaka bir şey alırım. Hediye vermesini çok severim, battaniye örerim, çanta örerim, takı yaparım hiç bitmez. Kandillerde mutlaka uğradığım arkadaşım vardır ve eli boş gitmem. Misafirliğe kaldığım yerde mutlaka mutfağa alışveriş yaparım. Ayın belli günleri var bereket günleri olarak adlandırılıyor, o günlerde cüzi bir rakam para kenara ayırırım. Daha sonra bu para ile bir çocuğa yardım yaparım. Okul kütüphanelerine çocuklara kitap alışverişi yaparım hediye ederim. Kendi alıp okuduğum kitapları şehir kütüphanesine bağış yaparım.
Ne bileyim şimdiye kadar kimse de hata yapıyorsun demedi, sizce hata mı bu yaptıklarım????????????
 
Her şeye karşı istekli değilim, yani ev, araba, kıyafet gibi konuları hiç düşünmem, kemiksizim galiba bu konuda.
 
Birde gelen misafirin onu bunu çekiştirmesini sevmem, bu gün onu çekiştirir yarın beni....
 
 

 

OKUDUM KİTAP 2022/22 MAHALLE SİNEMASI

19 Nisan 2022

OKUDUM KİTAP 2022/22 MAHALLE SİNEMASI

 

 
Sevim Ak, bu kitabındaki öyküleri, küçük bir kız çocuğunun ağzından anlatıyor. Eski sinemacı Artist Kenan'ın yardımıyla, evin odunluğunda bir sinema salonu hazırlıyor çocuklar. Kenan Amca da sinema salonu hazırlıyor çocuklar. Kenan Amca da sinema makinesinin yerleştiriyor oraya. İlk gösterilen film 'Yüzbir Dalmaçyalı'dır. Sonra, mahalledeki ayakkabı tamircisi Hasan Usta'nın dükkanındaki oyuncaklar. Kuşlar Kralı Nikola öyküsündeki, kuşlar gibi uçmaya çalışan küçük Cem. Pembe geceliği, pembe ponponlu terlikleriyle odasından hiç çıkmayan, korku romanları okuyan Pembe Hala. Mahalledeki 'Yeni Moda Kuaför' Semiha Hanım. Günün her saatinde neşeli, şen şakrak Elma Kokulu Kadın Sevda Teyze. Müzisyen olmak isteyen Bisikletli Postacı. Mahallede oturan herkesi koşucu yapmaya çalışan Mavi Eşofmanlı Adam. Bir cadıya benzeyen Çiçekli Kadın. Dünyayı dolaşmayı kafasına koymuş kapkara çocuk Gezgin. Bunlar, kitabımızdaki öykülerin kahramanları. Küçük kızın dostları.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
 Güzel kitaptı. İçerisinde kısa kısa 10 öykü bulunuyor. Eğlenceli bir çocuk kitabı. İçerisindeki en sevdiğim hikaye Pembe Hala oldu. Herkese tavsiye ederim.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Toprağa bir tohum ek ve sula . Çok değil, kısa bir süre sonra dünya öyle bir değişir ki!
*****
Dünyayı gezmek için önce dünyayı öğrenmek gerek. Dünyayı bize en iyi haritalar öğretir.
*****
"Biliyor musun, canım ne zaman sıkılsa aynanın karşısına geçer, gülümserim. Sıkıntılarım bir anda dağılır, yok olur."
*****