Havalar iyice serinledi hatta sabahları hafiften bir çiğ olayı bile var. Nereden anladın derseniz, dün yıkanan çorapları telde unutmuşum. Sabah telden alayım dedim nemli gibiydi. Mecburen içeriden çorap verdim ağbime.
Öğlene doğru başka bir şehirden arkadaşı aradı bizim şehre gelmiş ağbimle görüşmek istiyormuş. Cep teli evde şarzda kendisi kahvede idi. Kahveye götürdüm telefonu verdim arayan kişinin söylediklerini de ilettim.
Daha sonra üstümü giyerekten evden çıktım. Kütüphaneye gittim aldığım kitapları teslim ettim, kendi kitaplarımdan da okuduklarımı bağışladım. Oradan çıktım peynirciye uğradım peynir aldım, markete uğradım ağbimin diyet peynirini aldım, manava uğradım. Kuaförüme uğradım poşetlerimi oraya bıraktım, biraz çarşı içerisine girdim arkadaşın sanat evine uğradım. Kendisi erişte yapıp satıyor, 2 kilo kışlık siparişim vardı, 1 kilosunu yapmış onu teslim aldım. Şimdi evde fırın tepsisine gazete yaydım üstüne de erişteyi döktüm biraz da evde kurusun, çünkü pazar günü kesildi bu erişte daha yeni.
Geçen akşam Facebook a bakarken bir kahkaha attım. Sevgili öğretmenim bizim de tanıdığımız bir esnaftan kuru fasulye almış 24 tl ödemiş, akşam evde suya bastığında fasulyeyi bir süre sonra böcekler su yüzüne çıkmış:)) resmini çekmiş facebook a yüklemiş aldığı kişiyi de etiketlemiş bir yazı yazmış. Bir gün böyle bir şey olacağı kesindi. Bu kişi önceden pazarcı idi,( pirinç vs satıyordu) düzgün iş yapardı. Fakat birisi buna akıl vermiş herhalde eski ile yeniyi karıştır, iyiye biraz kötü mal karıştır diye bunu uygulamaya başladı. Rahmetli babam da pazarcı bilirsiniz, bazı hafta sonları babamı yardıma çağırırdı mal hazırlamak için. Ne zaman hile yapmaya başladı babam gitmeyi de ondan erzak almayı da bıraktı. Gel zaman adamın işi bozuldu bu sefer benim işlerim iyiydi bana büyü yaptılar diye hocalarda dolaşmaya başladı. Babam gel bu huyundan vazgeç dese de nuh dedi peygamber demedi. Sonra oğluna peynirci dükkanı açtı, yanına pirinç vs de eklemişler.
Bizim babamın bir hikayesi var bu konuda işte hile ile ilgili anlatırdı bize. Babam pazarcılığa ilk olarak çaycılıkla başlamış, pazar yerinde ocak açar çay kahve satarmış. Babama da biri akıl vermiş kahveye kavrulmuş nohut tozu karıştırmayı. Babamda denemiş, daha ilk gün pazarcı ağalardan biri kahveyi içtiğinde bunu tadından farketmiş. Allah razı olsun babamı almış karşısına güzelce bir konuşmuş. Babam utanmış sıkılmış gitmiş o kahveyi çöpe dökmüş, bir daha da o olmuş hile yapmamış. Çaycılıktan bizim şu an ki oturduğumuz arsayı satın almış sonra hırdavatçılığa döndü babam. Mesela tencere tava ovma telleri vardı metre ile satılan, biri 1 metre ver dedi mi tam 1 metre vermezdi gönlü boldu biraz fazla keserdi buda benden olsun derdi. Bel lastiği istediler mi gelen yaşlı ise hacı anne bak bu lastik öziş 40 tel bu da başka bir marka 30 tel fiyatları da bu hangisini istersin derdi, onlarda da metresinde fazla keserdi. İşi de kendi de hacı gibiydi, onun için ona hacı da derlerdi, ben derdim ne hacısı hacılığa gitmedi ki, senin baban onlardan daha hacı derlerdi gülerdik. Rahmetli nur içinde yatsın.......
Acı biberlerim nasıl????? biraz menemenliklere koydum. Kalanını da yarın toplayacağım siniye döküp kurutacağım kışın kuru fasulye içine. 5 kök ekmiştim üstünde bayağı var, geçenlerde zehra gelmişti biraz toplamıştı. Fideleri kökü ile çıkarmayacağım çünkü daha üzerinde çiçekler var biber olacak...
İstanbul kitapçısından verdiğim sipariş kitaplarımda gelmiş, fakat şu güz okumalarına devam ediyorum. Bunların içinden iki tanesi güz okumalarına ait okuyacağım kitaplar. Diğerlerini vakit kalırsa okuyacağım.
Güz okumalarında bayağı ilerledim umarım bitirebilirim kitapları 8. kitabı okuyorum şu an.
Geceleri kitap okuduğum için TV izleyemiyorum kumanda ağbimin elinde:)) o da Halk tv de:)) Gündüzleri ev işinden sonra internetten izleyemediklerimi izliyorum şu an Kırmızı Oda isimli dizinin 2. bölümünü izliyorum sırada Masumlar Apartmanı var.
Başlık Sabahattin Ali'den









