Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Herkes
yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir, diyor DEEP
Haftanın konusu: "Nerdeee o eski bayramlar diyenlerden misiniz?"
Haftanın konusu: "Nerdeee o eski bayramlar diyenlerden misiniz?"
Artık ne gelen var ne de giden, bitti ve gitti o eski bayram insanları. Çocukluğumun bayramları çok güzeldi, evin geleni fazla idi, sohbetler yemekler yenilirdi.
Kurban bayramının mesela yağmurlu bir sonbahar gününe rastladığını hatırlarım, koyunun saçak altında postundan ayrılması esnasında peçkanın yanında hem bu olayı izleyip hem de ip yarışı yaptığımız günler aklıma gelir. İp yarışını açıklayım size, yeni yeni elimiz tığ tutar ve ufak ufak danteller örüyoruz ilk emeklerimiz. İstanbul'dan amca kızları gelmiş ipleri ölçüp parmağımıza doluyoruz, bakalım ilk önce kim bitirecek:)))
Bir başka bayram bakıyorum sokak kapısındayım, kalabalık gelen bir aile var, belki 5-6 tane kız anne baba 1-2 tane de erkek çocuk var, babama bağırıyorum, baba galiba bu kalabalık bize geliyor diyorum:)) Babamın bekar odası arkadaşlarından biri çıkıyor ve benim tahminim tutuyor:)))
Bir başka bayram ise panayıra denk gelmiş aynı tarihteler, panayıra gidip gezmiş alışveriş yapmış dönmüşüz. Tabii ki dabruka almadan olmaz. Yine İstanbul'dan amca oğlu, eşi ve baldızları var (hiç unutmam bu baldızlar gazetede haber olmuşlardı. İstanbul'da benzincide pompacı olarak çalışan ilk bayanlar) Amca oğlu dabruka çalıyor eşi baldızları hem söylüyorlar hem oynuyorlar, eh bir de bunlara katılan yoldan geçen romanlar:)))
Maalesef bir süre sonra bayram kültürünün olacağını da zannetmiyorum, büyüklerimiz gitti bence bayramlar bitti. Mesela babam gitti bizde bayramlar bitti, kavurmalar yok, et yemekleri yok. Biz yapsakta babamın yaptığının lezzetini bulamıyorum, babam et kavurur ve suyunu eklemeden önce şöyle ekmeğin ufak köşesine bana bir parça et koyardı, bilirdi benim o kıvamda eti sevdiğimi, bana seslenirdi, bana da o ikramı yemek kalırdı. Maltızda (eski banyo sobasının alt odun koyulan kısmı kalır üstünden kazan sökülürdü ve o babamın deyimi ile maltız yani yemek pişirme sobası olurdu) yaptığı yemek ve pilavları halen ararız.
Bayram sabahı açılan ve bayram sonuna kalmayan baklava tepsileri nasıl da biterdi.
Hele bir kurban bayramı babam kelleyi temizlemiş, buzdolabına kaldırmış, fakat evin içinde otururken mutfak tarafından giren hırsız dolaptan kelleyi nasıl da çalmıştı, akıl sır erdirememiştik buna.
Çocukları dağıtılan kumaş mendiller, paralar, leblebi şekerleri, Konya renkli peynir şekerleri lezzetleri hala damağımdadır. O kapıyı çalan çocuklar nereye gittiler????????????????????
Bugün marketler açıldı şöyle bir gideyim domates varsa alayım dedim. Giyindim, foter şapkamı, güneş gözlüklerimi takındım evden çıktım. Bir mesafe sonra Şok markete gelmeden kahverengi pardesülü (bu pardesüyü genelde Bulgaristan göçmenleri giyer) bir yaşlı anne ve yanında ufak torunu geliyordu, çöplerden plastik şişe toplamışlar bir çuval. Çocuk elindeki poşeti yere attı, geldi elime sarıldı elimi öptü, bayram bitmedi nene daha değilmi dedi:))) Böyle bir şirini bayram harçlıksız göndermek olmazdı. Çünkü yıllardır elimi öpen tek çocuktu.......

























