İHMALDE BİR GÜNAHDIR

11 Ocak 2026

İHMALDE BİR GÜNAHDIR

 


Yürüyüp yürüyüp kendine dönüyor insan bu hayatta...
Dışarıda çözmeye çalıştığın her sorunun bir ucu yine sana çıkıyor.
Değiştiremediğimiz şeyler var dünyada...
Evet bir çok sıkıntı, haksızlık, yıkım, kontrol edilemeyen değişim var.
Densiz, huysuz, kalpsiz, insafsız, adapsız, kayıtsız, özensiz, çabasız insanlar var.
Ve bütün bunlara rağmen sürdürmemiz gereken de bir hayat var.
Dışarıdakilerin neden öyle olduklarına takılıp kalarak içini düzgün tutamıyor insan.
Hal bu ise, ben kendimi nasıl sağlam tutayım sorusunu samimiyetle sorarak ve bunun sorumluluğunu alarak kalınıyor yolda.
Şikayet, ilenme, küskünlük, bedbinlik bir yere kadar...
Bir yerden sonra SEN varsın.
Ve sen kendini sevmek ve kendine iyi bakmakla yükümlüsün.
Dışarıdaki dünyada ayakta kalmak için içinizdeki dünyaya iyi bakın


Herkese güzel bir hafta diliyorum, bizim buralar soğuk ancak öğleden sonra biraz güneş görüyoruz. Yarın - lerde gözüküyor sıcaklık onun için işe gitmedik evdeyiz. Dışarı çıkarmıyım bilmiyorum düşünmem lazım, ekmek ve tereyağ almak için çıkabilirim markete.
Geçen hafta seçim vardı (pazarcılar odası) ağbimi oy kullanmak için salona götürdüm, 2 kişi vardı seçime katılan ikiside tanıdık. Biri liseden okul arkadaşım, diğerinde de adayın, ağbisi ile evli olan bayanla kardeş torunlarıyız. Sağolsun yardım eden oldu, ağbimi 2. kata çıkardılar, seçim zarfını kullanacağımız yere izinle birlikte girdik, onun söylediği kişiyi zarfa koyup kapattım, sandığa attım. Sonra tekrar ağbimi merdivenlerden indirdiler. O arkadaşının dükkanına gitti ben biraz alışveriş yaptım eve döndüm. 
Doğalgaz faturası geldi dudak uçuklatıyor:)) 
Evdeyim film izliyorum, kitap okuyorum, yemek yapıyorum günler böyle geçiyor. 
Cumartesi yine pazarda idik fakat müşteri yoktu, 2 haftadır işler kesat gidiyor, ne olacak bilmem. Ağbim bile artık kahveye tam gün takılmıyor, bir gün otursa 100-150 lira masraf oluyor diyor. 



Kütüphaneden aldıklarım...


3 dk boyunca bakışanlar birbirlerine aşık olurlarmış :)

“Yüz yüze görüşmek kalpteki kini yok eder. Gözler bakıştıkça kalpler yumuşar.”

İbn Hazm El-Endelüsi


Yıkılmak binaya mahsus bir şey
değil ki Züleyha.
Bir insanın bir cümleye yıkıldığını
gördüm ben.

Cahit Zarifoğlu



 

İlginizi çekerse belki seneye bocuk gecesine katılırsınız:))


Pazarda beslediğim kedilerden biri, gerçi orada sabah mama kutusunu koyuyorum, artık öğrendiler geliyor gidiyor yiyorlar. Cumartesi günü kalıbına bakıpta rambo diye adlandırdığım kedi kucağımda uyurken, bayanın biri geldi şeflera nasılsın, kucak iyi mi geldi dedi:)) güzel sanatlar lisesinde öğretmenmiş, o da ismini çiçek ismi olan şeflera koymuş, cinsiyetini biliyor musun dedi:)) o işlerden hiç anlamam dedim:)) O söyledi ne erkek nede dişi dedi, ilk defa böyle adlandırılmış bir kedi duydum. (resimdeki kedi değil)


Bahar için hazırlıklar var nedense....




Dergimin yeni sayısını aldım, mutfak önlükleri kısmında resmini çektim:))








Bu filmi izlemeye başladım ilk dakikalar güzeldi, sonra küfür başladı bıraktım. Yalnız ilk baştaki şu diyalog çok güzeldi;

Karı Koca psikiyatristteler;

Koca- Mazereti var (karısına)

Kadın- Ağlak bebek (kocasına)

Bu sözler karşısında;

Psikiyatris- Sözlü zorbalık, kendini üstün görme, alaycılık, hatalarını kabul edememe, sorunlarınızı çözebilecek kapasitede olduğunuzu sanmıyorum...

Bence doğru teşhis



Kıymetli yazarımız Olcay Yazıcı'nın "kitapsız toplum" ile ilgili değerlendirmesi;

"Kitapsız toplum" dünsüz ve yarınsız toplumdur, içten içe ruhu kemirilen ve bir gün mutlaka devrilip düşmeye mahkûm olacak toplumdur.

Kitapsız toplumun kitapları yok, kitap gibi görüntüleri, oyuncakları, eğlentileri vardır. Televizyonu, mültivizyonu, çocuk idrakine indirgenmiş iletişim vasıtaları vardır.

Kitapsız toplumda, kültür adamı ezik ve münzevidir. Her türlü kirli iş çevirenler baskın ve merkezdedir. Kitapsız toplum "ego"sunu, nefsini putlaştıran, onu, hareket ve davranışının ekseni, değişmez dinamiği addeden toplumdur.

Kitapsız toplum, ilim ve fikir adamını dışlayan, piyasa adamını ödüllendiren toplumdur.

Kitapsız toplumda kalite ve derinlik değil, mal varlığı ve zihni kurnazlık alkışlanır.


BLIZZARD OF SOULS 2019

Arturs, henüz reşit olmamış 16 yaşında bir çocuktur. Savaş kapıya dayanınca eski bir asker olan babası ve erkek kardeşi ile birlikte Letonya'daki cephede savaşa katılırlar. İlk başlarda savaşa katıldığı için heyecanlı olan genç asker, çok geçmeden savaşın acımasız yüzü ile karşılaşır. Erkek kardeşi ve babasını kaybeden Arturs'un artık tek amacı eve döneceği güne kadar hayatta kalmaya çalışmaktır.


Duygusal olması ve tarihsel arka planı sayesinde güçlü bir etki bırakan bir savaş filmi.

🎞️ “Bazı fırtınalar karla değil, kayıpla yağar.”








İZLEDİKLERİM 2025/1

10 Ocak 2026

İZLEDİKLERİM 2025/1

 


THE HOLDOVERS 2023

Öğretmen Paul Hunham'ı (Paul Giamatti) kimse sevmez. Ne öğrencileri, ne diğer öğretim üyeleri, ne de müdür, hepsi onun kibirli ve katı tutumunu sinir bozucu bulur. 1970 yılında Noel tatilinde ailesi olmayan ve gidilecek bir yeri olmayan Paul, evlerine gidemeyen öğrencileri denetleyecektir. Birkaç gün sonra, bu öğrencilerden sadece bir öğrenci geride kalır - sürekli sorun çıkaran 15 yaşında bir genç olan Angus (Dominic Sessa). Paul ve Angus'a katılan baş aşçı Mary (Da'Vine Joy Randolph), kendi oğlunu Vietnam'da kaybetmiştir. Bu üç çok farklı insan, New England'da iki hafta boyunca yoğun kar altında komik serüvenler paylaşarak beklenmedik bir Noel ailesi oluştururlar.

Film, mizah ve hüzünle örülmüş, insan ilişkilerinin derinliklerine inen bir tatil hikayesi. herkese neşe vadeden noel'in gölgesinde, ıssız bir okulda filizlenen dostluk ve umut, kalplere dokunacak bir sıcaklık sunuyor.

AFORİZMALAR

09 Ocak 2026

AFORİZMALAR

 
















OKUDUKLARIM 2026/4 RÜZGARLI CAMLAR

08 Ocak 2026

OKUDUKLARIM 2026/4 RÜZGARLI CAMLAR

 


“Bazı yüzleri sonsuza kadar hafızamda tutmak istiyorum.”
Camlar, Rüzgârlar, Bulutlar… Üç bölümden oluşan ve adını Hilmi Yavuz’un aynı adlı şiirinden alan Rüzgârlı Camlar, şiirle öykünün ortak kaynağından çıkan melez hikâyeler anlatıyor. Serkan Türk’ün kaleminde nehirler sessizce akıp gidiyor, yalpalayan tüm eski gemiler bir şiir gibi eğiliyor suyun içine. Gövdeler, kavanozlar, pencereler boş olsa da bu öykülerde her zaman umut var.

Giderek sığamıyorum yaşadığım evlere. Evler çatılı, balkonlu, bahçeli ve sessiz oldu hep. Evleri çıkardım şiirlerden ve hayatımdan. Bir evin içinde yaşandı izlediğim son film. Ve şimdi bu ev bozması yerde pencere açık, kapıların önünde oturmuş, zeytin ağaçlarına bakıyorum. Birilerinin geçtiği o küçük patika yolun beni hiçbir yere götüremeyeceğinin bilincindeyim. İlerideki çayırlık yeniden yeşerdiğindeyse burada olmayacağım. Gökyüzünü yeniden görmüş, bulutları selamlamış olmak beni mutlu kılacak.


KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

İlk defa okuduğum bir yazar sade dili anlatımı, ruha değen cümleleriyle su gibi aktı kitap. Öyküler 3 bölüm halinde yazılmış, tavsiye ederim.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Boş pencereden
çocuk diri ve koyu tepelerdeki geceye bakardı
ve şaşırırdı tepeleri üst üste yığılmış görmekten
belirsiz ve berrak devinimsizlik. Karanlıkta hışırdayan
yapraklar arasında, tepeler belirdi
orada güne ait her şey, kıyılar
ve ağaçlar ve üzümbağları apaçık ölüydü
ve yaşam bir başka yaşamdı, rüzgardan, gökyüzünden
yapraklardan ve hiçlikten

Cesare Pavese
*****
Hayatımızda bizi başkalarına dönüştüren şey aslında yaşadığımız durumun ta kendisidir.
*****
Bazı insanlar vererek sevgilerini yaşarlar. Bazıları da aldıkları sevgiye aynı güçle yanıt veremezler.
*****
Hayat hepimize bir yerlerde hikayeler hazırlıyor.
*****
Böyle ıssız meydanda bekleyerek rastlanmaz elbette kimseye, ama dolaşırken sokakları durduğu olur insanın şöyle bir.

Cesare Pavese
*****
Kurduğumuz hayallerin bir parçasına dönüşürüz belki zamanla. Hayal olan gerçek, gerçek olansa bir düşmüş gibi algılanmaya başlar.
*****
Sokağınızı değiştirmekle dünyanızı değiştireceğinizi düşünüyorsunuz belki de.
*****
Sokağım geride kalırken neden onu da anımsıyordum?
*****
Her şeyin giderek kirlendiği bir dünyada güzel şeylere ihtiyacım var.
*****
Hayatımızda ne çok sıradanlaşan şey vardı. Bu sıradanlıktan uzaklaşmak için şehri terk etmiştim.
*****
İnsanın yorgunluğunu anlatmasının bir anlamı yoktu.
*****
Güzeller ve çirkinler yan yana yaşamıyordu bu dünyada.
*****
Nasıl bir ıssızlık biriktirmişsem geceleyin ortaya daha da çok çıkıyordu.
*****
Bu bana çaresizlikten aynı insanlarla nasıl iletişim kurmaya devam ettiğimizi gösteriyordu.
*****
Acı da geçer; hiçbir şey hissetmez olursun. Tuhaf bir iç geçirme ya da gülüş siner yüzüne. Hep aynı evde geçmiş bir yaşam. Son on beş yıl, belki daha çok. Konuşacak kimseler yok. Seslenmelerinin sonucu oflayarak gelen cevaplar.... Bir sıcak çorba, domates ve salatalık dilimleri..... Aynı yüz..... Kirli bir beden.... Yatağından çoğu zaman biri olmadan doğrulamayışın....." Alıştım buna da." İlgisizlik.... Ölümü çok istemeye başlayışın.... Yaşıtlarının peş peşe toprağa verilişi.... Kış, bahar, yaz ve sonbahar.... Ilık bir rüzgar, akşamüzeri kapı önü sohbetleri.... Eve dönmelerini beklediğin ilk zamanlar.
*****
Son yıllarda nedense böyle derin çizikler atamıyorum içime. Ağrılarım da bir şeye benzemiyor. Dönüşü yok içimdeki yolun. Son virajı birazdan döneceğim ve bir kıyı bulmak istiyorum;
suyuna ayaklarımı sokabileceğim bir deniz. Dalgakırana kadar yürüyecek, koşacak; ağlayarak döneceğim içime ve kum yığınlarını ezerek söyleyeceğim gerçeklerimi.
*****
Hayatın tıkandığı anlar vardır. Beklemek gerek. Susmak gerek. Ağlayışları saklamak gerek.
*****
İkimiz orada fotoğraf makinesine öyle bakarak durduk. Elbette kımıldadık ama rüzgarda kımıldayan erik ağaçlarından fazla değil. Dakikalar geçti. Biz orada durdukça ışığı da yansıttık ve bizden yansıyan o siyah delikten karanlık kutunun içine girdi.
Bu bizim fotoğrafımız olacak, dedi ve umut içinde bekledik.

John BERGER
*****
Bazı sesler yan yana duyulmaz sevgili.
*****
Büyülü sözcüklerini insan ne zaman keşfeder?
*****
Hayat, yalnızlık istasyonunda soluklanma anıysa ve sen hep aynı soluğun tıkandığını hissediyorsan boğazında, alınacak bir nefes daha varken aynalardan geçiyorsan kırıklar halinde, beni bağışla.
*****
Francis Ponge'un söylediği, o iskelet kentlerden geçiyorduk. Her geride kalan kent tuzla buz oluyordu içimde.
*****
İnsan neden en ufak şeyleri bile tutar belleğinde? İçinde sayısız oda ve sayısız ceviz sandığı.
*****
Unutmak, kuşkusuz bana göre değil.
*****
Sürekli yüzüme vuracak nedenlerin olacak senin. Zamandan faydalanacaksın bunu yaparken.
*****
Zamana yayarak öldürdü kendini. Zaten her insan biraz böyle ölmez mi?
*****
Seninle bir tren yolculuğu yapalım biz. Eylül her şeyin rengini ayrılığa benzetsin.
*****
İnsanın kendine de sorumluğu vardı.
*****
Bazen zaman durur ve her şey sessizleşir. İnsan içinde kopan fırtınayı bastırmak için uygun limanlar arar.
*****
Bu ses benim sesimi ısındırır.
*****
Sizde de olur mutlaka; söylemek istediklerinizi iç sessinizle dile getirirsiniz.
*****
 


OKUDUKLARIM 2026/3 İNSAN DURUNCA ÖLÜR

OKUDUKLARIM 2026/3 İNSAN DURUNCA ÖLÜR

 


İnsan yerkürede yürüyen tek varlıktır; yürüyor olması hareket ediyor olmasını zorunlu kılar. Hareket ise sürekli yer değiştirme anlamına gelir. İnsanın sürekli yer değiştirmesi hem kendisinin ve hem de bulunduğu alanın değişmesi sonucunu doğurur; yani insan olarak biz an be an değişiyoruz, farklılaşıyoruz.
Sürekli değişiyor olduğumuz halde nasıl “ben” olabiliyoruz, “kişiliğimiz” nasıl bir bütün kalabiliyor?
İnsan hayatı yaşanmaya değer midir? Budha, “hayat acılardan oluşur”, der. Hayat acılardan oluşuyorsa bu acılara nasıl katlanıyoruz, bizi yaşamda kalmaya dahası mutlu olmaya sevk eden amil nedir?
Pek çok düşünür, “insan olmak” üzerine yazılar, kitaplar yazdılar. Oysa zaten insan olarak dünyaya gelmiyor muyuz? Doğru cümle “insan kalmak” olabilir mi?
Tanrı bir tane mi? Yoksa herkesin kendisine özgü bir tanrısı mı var? Nasıl oluyor da kimsenin tanrısı bir diğerine benzemiyor? Yoksa tanrılarımızı kendimiz mi var ediyoruz?
Bu çalışma yukarıdaki konu ve sorulara bir cevap bulma çabasıdır.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

İnsan hareket etmeyince ölür diyor yazar. Aynı zamanda dünyada yer alan yaratıcı isimleri ve tanımlarını paylaşıyor.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Allah inananların dostudur.
*****
Kader, insanın tercihlerini yaşaması olayıdır, belki de kendi hikayesini yazması ve yaşamasıdır.
*****
Hayvanlar sadece keşfeder; insan ise hem keşfeder ve hem de icat eder.
*****
Amel- eylem- inanç ve ahlak bütünlüğü, insan kalmamızı sağlayan yaşamın olmazsa olmaz temel ilkesidir. İnanırız; yaşarız ve güzelleştiririz.
*****
Bilgi gerekçelendirilmiş inançtır.
*****
Gözden yaş akıyorsa dirilik devam ediyor, hissiyat var demektir.
*****
Hareket etmeyen değişemez. Allah ruhundan üfleyerek ceset olan beni harekete geçirdi. Çünkü hayat, hareketin ta kendisidir aynı zamanda.
*****
Allah; ilim, irade ve kudret sahibi olarak kesintisiz yaratır; kesintisiz bir inşa eylemliği içindedir. Bu O'nun Hallak ismindendir.
*****
İnsan, insani görevlerini yerine getirdiği ölçüde insan kalmayı hak eder.
*****
Her insan, -zorunlu- içten gelen bir itki -ilahi esma kodları- sebebiyle "daha iyi" olmaya kendisini mecbur hisseder. Aristo'nun "insan doğası gereği öğrenmeye meyyaldir" sözündeki "meyyallik"; bende, insan doğasında -fıtrat- ilahi esmanın olması dolayısıyla "zorunluluk" olarak karşılık bulur. Yani insan, zorunlu olarak öğrenir, bilir. Bir başka yönüyle de insan, zorunlu olarak " iyi olmaya" çabalar; bu insan için bir tercih değil, bir zorunluluktur.
*****
Evlat, ebeveynine; öğrenci hocasına; asker komutanına; tebaa liderine; mürit, şeyhine; zayıf, güçlüye, fakir zengine, çirkin, güzele; tembel, çalışkan olana öykünür.
*****
İnsan, yeryüzünde yaşayan alternatifsiz tek egemen güçtür. Dünya üzerinde insanla başa çıkabilecek ve onu kendisine boyun eğdirecek kendisinden başka bir güç, başka bir varlık bulunmamaktadır.
*****
Öykünen, her zaman bir derece daha aşağıdadır; zira öykünülen ilk esas olandır; öykünen ise talidir, mukallittir.
*****
Tanrı/Tengri ( Türkler)
God (İngilizler)
İlah (Araplar)
Hudavend (Farısıler)
Xwede (Kürtler)
Gott (Almanlar)
Dieu (Fransızlar)
Tuhan (Endonezyalılar)
Bog (Hırvatlar)
Zoti (Arnavutlar)
Dios (İspanyollar)
Dio (İtalyanlar)
Deus (Latinler)
Boze (Slovaklar)
Xudo ( Özbekler) 
İsten (Macarlar) 
Tao ve Tien (Çinliler) 
İnti, Viracocha (İnkalar)
İnana (Sümerler)
İştar (Babilliler)
Amon Ra, İsis (Mısırlılar)
Brahman (Hintliler)
Allah (Müslümanlar)
Aloha (Yahudiler)
*****
Her insanın bir tanrısı vardır ve hiç kimsenin tanrısı bir başkasının tanrısına benzemez. Yine de bütün insanlar, sanki aynı Tanrı'ya inanıyor, aynı Tanrı'dan bahsediyorlarmış gibi O'nun hakkında konuşurlar. Herkes, kendi tanrısının mutlak Tanrı olduğuna itikat eder; bu da bütün tanrıların bir tanrı olduğu algısının oluşmasına sebep olur. Aldığımız eğitim, okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz söylentiler, bize bu algıyı kazandırmıştır. Çocuk, nasıl ki babasını dünyanın en güçlü, en bilge, en yakışıklı babası olarak görüyorsa, kişiler de tanrısını bütün en'leri kendinde toplamış tek Tanrı olarak kabul eder hatta diğerleri hep sahte, uydurma iken onun ki tek gerçek Tanrı'dır.
*****
Hakk sandığın şey, Hakk'ın kendisi değil, sadece Hakk'ın zuhur ettiği evrendir; Ben de O'dur, sen de O'dur.
Hallac-ı Mansur
*****
"Zat-ı mutlak, kendisini nesne ve evren suretinde açığa vurmuştur. Zahir, batın, evvel, ahir hep O'dur. O'ndan başka var yoktur. Evren ve içindekiler; Tanrı'nın zahiri; Tanrı ise evren ve içindekilerin batini yönü ve ruhu konumundadır. Varlık, hep O'dur, O'nun varlığı dışında hiçbir varlık tasavvur edilemez. Çünkü 'vücut' birdir.
******
Tanrı, her şeyin üstünde akıl ve hikmet sahibi; adil, merhametli, bilgisiyle, kudret ve iradesiyle her şeyi kuşatan ezeli bir yaratıcı tanrıdır.
*****
Her insan, kendi sınavını aklınca kendisi vermelidir.
*****
Hiçbir fikir, ideoloji, felsefe, din, teori veya sistem sırtını -temellendirme anlamında- bir güce dayandırmadan ne var olabilir ve ne de korunabilir.
*****
Postmodernizmin sırtını dayadığı otorite, belirsizlik yani müphemliktir. Heraklitos'un "değişmeyen tek şey değişimdir" demesine benzer bir yaklaşımla eğer bir hakikatten bahsedilecekse o da bireyci hakikattir; kendine özgü, kendi yerelinde, kendinden olan bir özgürlük yaklaşımı. Başkasının gerçeği, başkasının yaşam tarzı, başkasının inancı..... Herkesin yaşamı, sadece kendisinedir: Sen, sen isen: ben de benim; senin Tanrın gerçeğin sana, benim Tanrım gerçeğim bana.... Hakikat, bir değil, çoktur hatta çokluktur. Hakikat doğru bir tane olmadığına göre hakikat üzerine bir tartışma da olmaz, zira herkese göre farklılık arz eder. Bu sebeple de hakikatin bir tanımı yapılamaz. Her şey kendi içinde bir doğru gerçek taşısa da bir başkasının doğrusuyla örtüşmesi gerekmez. Bu vecihle tek dil tek hakikat tek yol tek yöntem tek din tek tanrı tek kitap tek.... her ne varsa bir tarafa bırakılır.
*****
İnsan kalmanın tek ve biricik yolu, düşünmekten geçiyor, düşünmeden insan kalınamaz.
*****
İyi niyete ve samimiyete dayalı her teşebbüs ve amel amel-i salih sahibine bir değer katar ve onu değerli kılar.
*****
Servet, akrabalar, makamlar söz konusu niyet ve gayemizin cüruflarıdır; ahiret için kullanılacak özellikte değildirler; onlar hep geride kalarak başkaları için araç olmaya devam ederler.
*****
İyi insan, esmayı davranışlara ve fiillere dönüştüren insandır.
*****
İnsan ömrünün yolcusudur, kaderine yürür.