YÜKLERİNDEN ARINACAKSIN Kİ, YÜRÜYEBİLESİN (İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır (Kitap) Güray SÜNGÜ)

25 Ocak 2026

YÜKLERİNDEN ARINACAKSIN Kİ, YÜRÜYEBİLESİN (İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır (Kitap) Güray SÜNGÜ)

 


DÜZELMESİ MÜMKÜN OLMAYANLAR

Yanlış yaptığında utanmayanlar.
Pişmanlık duymayı zayıflık sananlar.
Hep haklı olmayı, iyi olmaya tercih edenler.
Özür dilemeyi kişilik kaybı sayanlar.
Kendi kırdığını “çok alıngansın” diyerek geçiştirenler.
Başkalarının acısını küçültüp, kendi acısını kutsayanlar.
Empatiyi sadece kendileri için isteyenler.
Sorumluluk almak yerine mağdur rolünü meslek edinenler.
Yaptığı kötülüğü “niyetim öyle değildi” ile aklamaya çalışanlar.
Herkese nasihat verip, kendine bir satır bakmayanlar.
Hesap vermemeyi özgürlük sananlar.
İnsanları kullanıp, sonra “hayat bu” diyenler.
Vicdanı şartlara göre açılıp kapananlar.
Sevilmeyi hak sanıp, sevmeyi angarya görenler.
Kendi boşluğunu başkalarının sabrıyla dolduranlar.
Sürekli güçlü görünmeye çalışıp, kimseyi güçlü bırakmayanlar.
Duygusal sorumluluktan kaçıp, duygusal konfor isteyenler.
Kendini eleştirenlere düşman kesilenler.
Gerçekle yüzleşmek yerine anlatıyı değiştirenler.
Kırdığı kalpleri “hayatta herkes kırılır” diye normalize edenler.
İyiliği borç, kötülüğü karakter sananlar.
Sınır görünce sevgisi bitenler.
Kendine gösterdiği anlayışı başkasına çok görenler.
Yaptığı her şeyi gerekçelendirip, başkasınınkini yargılayanlar.
Sessizliği olgunluk değil, kaçış olanlar.
Değişmemeyi “ben buyum” cümlesiyle kutsayanlar.
Hatalarını savunup, sonuçlarına ağlayanlar.
İçini temizlemek yerine imajını parlatanlar.
Sevgi isterken, zarar vermekten vazgeçmeyenler.
Kendine bile dürüst olmaktan korkanlar.
Herkesi idare edip, kimseye sadık olmayanlar.
Sevdiğini söylerken incitmekten vazgeçmeyenler.
Güçsüzken yalvarıp, güçlenince unutanlar.
Affı talep edip, telafeti reddedenler.
Yüzleşmek yerine susarak cezalandıranlar.
İnsanları eksiltip, buna “gerçekçilik” diyenler.
Her vedayı karşı tarafın suçu gibi anlatanlar.
İlişkideyken yalnız, yalnızken herkesi suçlayanlar.
Güveni kırıp, güven beklemeye devam edenler.
Kendini merkeze koyup, bunu özdeğer sananlar.
Bağ kurmayı kontrol zannedenler.
Kendi yarasını kutsayıp, başkasınınkini hafife alanlar.
Herkesi yarı yolda bırakıp, buna “kendi yolum” diyenler.
Kırılganlığı küçümseyip, ilgiyi hak görenler.
Yanlışını kabul ederse çökeceğini sananlar.
İyileşmekten korkup, alıştığı acıyı savunanlar.
Bağlanmayı zayıflık, kopmayı güç sayanlar.
İnsanları aynaya değil, vitrine koyanlar.
Vicdanını susturup, sesini yükseltenler.
Sevildiğinde rahatlayıp, seveni yoranlar.
Duygusal emeği görünmez sayanlar.
Kendi iç boşluğunu başkasının varlığıyla kapatmaya çalışanlar.
Yanlışını fark ettiği halde değiştirmemeyi seçenler.
Kırdığı insanı değil, kaybettiği konforu özleyenler.
Her şeyi açıklayıp, hiçbir şeyi düzeltmeyenler.
Başkalarının sabrını karakter sananlar.
İç dünyasını büyütmek yerine, başkalarınınkini daraltanlar.
Düzelmeyen insan bazen gerçekten kötü olduğu için bazen de değişmeyi kendine bile borçlu hissetmediği için düzelmez.


Herkese mutlu ve güzel bir hafta diliyorum bu hafta galiba yalancı baharı yaşayacağız, sağanak yağışlar var ama sıcaklık mesela 15 derecelere kadar çıkıyor. Oysa geçtiğimiz hafta çok soğuktu biz yaklaşık 2 hafta pazara sergi açamadık, cumartesi hava güzeldi açtık ve satış yaptık. Müşteriler iyice sapıttılar 50 TL ye sattığımız desenli mutfak havlusuna 25 TL teklif ediyorlar, 300 TL  ye sattığım tek kişilik yorgana 200 TL veriyorlar, sanki alış fiyatlarını biliyorlar gibi hareket ediyorlar. Fiyatlar zaten almış başını gitmiş, bir marketten çıkışın bile atık 1800-2000 TL arası. 
Emekli olarak zamları almış olabiliriz ama yapılan zamlarla aldığımız farklardan daha fazlasını geri aldılar. Onun için evden hiç çıkasım gelmiyor. Bu soğuk havalarda hiç çıkmadım evde idim, mutfak kapısından kedilere mama atarken bile hapşırmaya başlıyordum. Daha önce de zatürre olurken bu durumda başlamıştı korktum bir an, karşıya ekmek fırınına giderken bile kat kat giyinerek ayı yogiye benzemiş olabilirim. Battaniyeler sağ olsun çok işime yaradı evde otururken okurken sarındım öyle oturdum, rahmetli babam İzmir'e düğünlere gidince Kemeraltı'ndan ünlü bir battaniye dükkanından eve bize battaniyeler satın alırdı, dönüş yolculuğunda elimiz kolumuz bu yüzden dolu olurdu. 
Bu son 3 hafta fazla bir hareketim olmadı, diyetime dikkat ettim ama sağ olsun annem çok manipüle etti beni:)) aldın falan dedi:)) ben diyet yaparken tartılmıyorum, diyetisyene gittiğimde tartılıyorum, geçtiğimiz cuma gidince moralim bozuktu, fazla çıkacak kilom dedim, Elifte bozuldu, yapma öyle Özlem abla dedi, neyse tartıya  çıkınca yüzüm güldü:)) Elifte rahatladı yola devam dedik, benimle birlikte başlayan arkadaşım bıraktı ama ben devam ediyorum.


 
İnsanların bir lafı vardır ya, hep söylerler. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Topraktan geldiniz ama toprağa gidemiyorsunuz. Tavşan olarak doğan, çakal olarak nasıl gömülsün. Topraktan geldiniz ama toprağa dönebilmeniz için önce kendinize dönmeniz lazım.

İbrahimin Kaybettiğini Bulmasıdır (Kitap)
Güray SÜNGÜ


Kısa bir migros turu idi...








Allah rahmet eylesin ikisine de....


Kütüphaneden aldıklarım...

“Benim çapım ne?,
Ben bilginin neresinde durabiliyorum?
Ben bilginin ne kadarını yapabiliyorum?
Potansiyelimizin açıldığı kadarını yapabiliyoruz. "Ben bu kadarını yapabiliyorum" diyebiliriz.
Kendimizi tanımak için; düşüncelerimizi gözlemlemek, fark etmek, tanımak, tanışmak ve izin vermeliyiz, onları baskı altına alarak kontrol etmeye çalışmamalıyız.
Biz yeter ki kim olduğumuzla yüzleşmeye açık olalım, direnç koymayalım.” 

OKUYALIM!!!!!!!!!!


"İnsanın dünyada iki temel görevi vardır. Bunlardan biri tabiatı şekillendirmek, diğeri de kendi iç dünyasını düzene sokmaktır."

Mutluluğun İnşaası Kitabı
Mecit Ömür Öztürk


Her gece bir film izlerken bir de motif yapıyorum.


GÜNAHKARLAR 2025

Ryan Coogler'ın yönetmenliğini üstlendiği ve Michael B. Jordan'ın başrolünde yer aldığı "Sinners," korku dolu yeni bir filmle karşınızda. Film, hayatlarında daha önce yaşadıkları sorunları geride bırakmaya çalışan iki ikiz kardeşin hikayesini anlatıyor. Michael B. Jordan'ın canlandırdığı bu kardeşler, geçmişin karanlık gölgelerinden kaçarak, yeni bir başlangıç yapma umuduyla memleketlerine geri dönerler. Ancak, onları burada daha büyük bir kötülüğün beklediğinden habersizdirler. Dönüşleriyle birlikte, geçmişle yüzleşmek zorunda kalırken, kasabanın derinliklerinde gizlenen tehlikeleri açığa çıkarırlar. Film, izleyicileri baştan sona kadar gerilim dolu bir yolculuğa çıkarırken, Michael B. Jordan'ın etkileyici performansı, hikayenin dramatik gücünü zirveye taşır. Sinners, hem korku hem de dram unsurlarını bir araya getirerek, izleyicilerini düşündüren ve etkileyen bir yapım olarak öne çıkıyor. Ryan Coogler'ın ustaca yönettiği bu filmde, her bir sahne gerilimi doruğa çıkarıyor ve izleyiciyi koltuğuna kilitliyor. İkiz kardeşlerin, umut dolu bir gelecek arayışları, beklenmedik olaylarla karşılaştıkça daha da karmaşık bir hal alıyor ve film bu sürprizlerle dolu hikayesiyle izleyiciyi kendine çekiyor.

Eğer 1-2 sahneyi, 2-3 uygunsuz cümleyi atlayabilirseniz , 1 saatten sonra hızlanan muhteşem bir vampir filmi, blues müzikleri ile harmanlanmış, severek izledim...




İyi haftalar,



İZLEDİKLERİM 2026/3

24 Ocak 2026

İZLEDİKLERİM 2026/3

 


THE CONFESSION 2026

Mücadeleci bir müzisyen, çocukluk evine geri döndüğünde, ölmüş babasının bilinmeyen bir kötülükten korunmak için işlediğini iddia ettiği korkunç bir cinayeti itiraf ettiği bir kayıt bulur. Genç oğlunun giderek daha rahatsız edici davranışlar sergilemesiyle, bu kötülüğü durdurma çabaları daha da umutsuz bir hal alır. Geçmişin karanlık sırları ve doğaüstü tehditler arasında sıkışıp kalan kadın, ailesini kurtarmak için zamanla yarışmak zorundadır.

Çocuk masalına saklanmış bir korku filmi idi...


AMBER ALERT 2024

Olası bir çocuk tacirinin peşine düştüklerinde sıradan bir yolculuk paylaşımının yüksek bahisli bir kedi-fare oyununa dönüşmesini konu alıyor.

Soluksuz izlenecek bir takip filmi.

OKUDUM 2026/10 ECCE HOMO

23 Ocak 2026

OKUDUM 2026/10 ECCE HOMO

 


Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi.

1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche, profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Nietzsche'nin yazdığı son kitapmış, öldükten sonra kızkardeşi tarafından yayınlandığı için tamamını yazmamış olabilir diye düşünüyorlar. Bu kitaptan önce 

Putların Alacakaranlığı, 
Böyle Söyledi Zerdüşt, 
Ahlakın Soykütüğü Üstüne
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Tan Kızıllığı ve 
Şen Bilim 

kitaplarının okunması isteniyor. Yazarın, bazı cümleler çok şaşırtıcı idi, ahlak, üstinsan vs konularında bazı cümlelere katılmayabilirsiniz.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Ne kadar çok hakikate tahammül eder, ne kadar çok hakikate cesaret eder bir tin?
*****
Yanılgı korkaklıktır.
*****
Her bilgi kazanımı, ileriye doğru her adım cesaretin sonucudur. 
*****
İster kitaplarla, ister insanlarla, ister manzaralarla temas halinde olsun, hep kendi toplumundadır.
*****
Suskun kalanlarda kalp inceliği ve kibarlık eksiktir daima, susmak bir itirazdır, sözünü yutmak zorunlu olarak karekteri bozar. Susanların hepsinde hazımsızlık vardır.
*****
En çabuk yakıp tüketen de hınç duygularıdır. Kızgınlık, hastalıklı alınganlık, intikam duyarlılığı, intikam hazzı, intikama susamışlık tükenmiş kişi için elbette en sakıncalı tepki verme tarzıdır.
*****
Elden geldiğince az oturmalı; açık havada, yürürken doğmayan, kasların da birlikte şenlik yapmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli. Önyargıların hepsi bağırsaklardan gelir. -Bir kez daha söylemiştim, Kutsal Tin'e karşı işlenen asıl günah yerinden kıpırdamamaktır.-
*****
Beslenme konusunda yapılan seçim, iklim ve yer seçimi ve yanlış adım atılmaması gereken kişinin dinlenme tarzını seçmesidir.
Bütün okumalar benim dinlenmelerime dahildir.
*****
Kitaplarla haşır neşir olmuyorsa düşünmüyordur.
*****
Değerlerin yeniden değerlendirilmesi görevi için belki de bir kişide bir arada bulunanlardan daha fazla yeti, her şeyden önce zıt yetilerin birbirlerini rahatsız etmeden, bozmadan bir arada olması gerekliydi.
*****
Tavırlardaki çoşku büyüklüğe ait değildir; genel olarak tavırlara gerek duyan, sahtedir.
*****
İnsandaki büyüklük için ifadem amor fatidir. (yazgını sev)
*****
Bana kalırsa bir kişinin eline kitaplarımdan birini alması, kendini gösterebileceği en iyi işaretlerdendir.
*****
Kendinden destek alarak dik durmalı, ayaklarını yere cesurca basmalı kişi, yoksa hiç sevemez.
*****
İntikamının peşinde koşan küçük bir kadın yazgıyı bile alt üst eder.
*****
Kadında iyilik bir yozlaşma biçimidir.
*****
Yaşam hastadır bu insansızlaştırılmış dişli çarklarda ve mekanizmada, işçinin   kişiliksizleştirilmesinde iş bölümünün yanlış ekonomisinde. 
*****
Ahlaki insan, düşünülür dünyaya, fiziksel insandan daha yakın değildir.
*****
Acı, hayata karşı bir itiraz olarak ileri sürülmüyor.
*****
Ruhun kaderi değişir.
*****
Her zaman armağan eden, utancını yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
*****
İnsan bir biçimsizliktir, bir malzemedir, yontucuyu gerektiren çirkin bir taştır.
*****
Çünkü insan hiçbir şey istememektense, hiçi istemeyi tercih eder.
*****
Psikoloji bir ırkın temizliğinin yada pisliğinin ölçütüdür.
*****
İyinin ve kötünün yaratıcısı olmak isteyen, önce bir yok edici olmalıdır ve değerleri paramparça etmelidir.
*****
Bundan böyle hiçbir şeyi kabul etmemek, üstüne almamak, içine almamak, hiçbir tepki göstermemek... Ölme yürekliliği değildir bu her zaman; yaşam için en tehlikeli koşullar altında yaşamı koruyan bu yazgıcılıktaki büyük sağduyu, metabolizmanın azalmasında, yavaşlamasındandır; bir çeşit kış uykusu istemindendir. Bu mantıkla birkaç adım daha gittik mi, bir gömünün içinde haftalarca Hind fakirine varırız...
*****
Bir ben varım, bir de kitaplarım.
*****
Birdenbire ani bir mesafe hissettirmekten daha inciticisi yoktur.
*****
Cinsel perhiz hakkında vaaz vermek, açık açık herkesi doğaya aykırı olmaya teşvik etmektir. Nasıl olursa olsun cinsel hayatı küçümseyip ayıp kavramlarıyla lekelemek yaşamın kendisine karşı işlenmiş bir suçtur, yaşamın Kutsal Ruh'una karşı günahın ta kendisidir.
*****
Kuşku değil, emin oluştur çıldırtan.
*****
Şu da var ki, hiç kimse bir şeyden zaten bildiğinden fazlasını çıkarıp alamaz. Bir şey bize yaşantı yoluyla açık değilse onu duyacak kulak da yoktur bizde.
*****
İdrak eden insan düşmanlarını sevmekle kalmamalı, dostlarından da nefret edebilmeli.
*****




OKUDUM 2026/9 ALİYE'NİN ÖYKÜLERİ

22 Ocak 2026

OKUDUM 2026/9 ALİYE'NİN ÖYKÜLERİ

 


Zihninde geçmişin gölgeleriyle günü yaşamaya çalışan insanların öyküleri. Herkesin ortasında yalnız adım atmaya mecbur bırakılmış, alıştırılmış insanların. Ama umudu mahmuzlayıp geleceğe bakabilme çabasına sıkı sıkıya tutunmuşların.

Aniden yağmurlar mevsiminden güneşin boca edildiği günlere varanların; küllenmiş bir aşkı, Akdenizli bir sokağın imgesiyle alevlendirebilenlerin; “Kimin kime liman olduğu çok da anlaşılamayan bir ilişki” nin; geçmişini ihbar edenlerin; eşine dönen sevgilisinin yasıyla yaşama tutunduğu mu, yaşamı sürüklediği mi belli olmayanların öyküleri.

Geçmişin geleceğini engellediği bir kadın eski yaşantısının karanlığına çekiliyor zorla. Ama geçmiş bazen yeni bir aşk özlemini tutuşturuyor, gençliğin son çağrısı olarak. Geçmiş beraber ölünecek günleri de getiriyor. Bir başka kadın girdiği fotoğrafta sevgili günlerini arıyor. Bir diğeri ise çalan müziğin dahi geçmişten bir şeyler taşımasına izin vermiyor.

Güçlü ve derin kurgularının eşliğinde Zeynep Aliye bize insanlık hallerini anlatıyor; bahşedilmiş bir yaşamın değil bulup buluşturulmuş bir yaşantıyı sürükleyenlerin çaresizliklerinin, hatalarının, beceremeyişlerinin nedenlerine götürüyor; yine de nasıl ayakta kalabildiklerini gösteriyor.

Nihayetin de insan “Güçlü olmasına güçlü” olabilir “ama kim kendisine yetebilir ki?”

* * *
“Yalnızlığın bütün boyutlarıyla, bütün anlamını kuşanıp bütün geçmişini, süsünü takıp takış” tıran (…)“Bunca yalnız insanın içinde kendisinin hangisi olduğunu merak eder insan.”

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Güzel bir öykü kitabı idi. 

KİTAPTAN ALINTILAR;

Geçmiş zaman, gelecek zaman ve şimdiki zamanların hepsinde sevdiğiydi o.
*****
Aşk gözyaşıdır.
*****
Niye geldin? Yaşamın dudaklarının bu kadar sıcak olduğunu hatırlatmak zorunda mıydın?
*****
Parasız bir insanın zengin bir yaşam biçimi hayal etmesi kolay değil.
****
Kişiliğine saygı duyması gerekirken küçümsemek, hor görmek biraz acımasız, yanlı bir tavır değil mi!
*****
İnsanların yaşamları boyu pek çok şeyi, kendiliğinden gelişmesine bıraktığından söz ederken....
*****
Her şey hep akar, hiçbir şey durmaz.
*****
O, benim için, güneşe yüzünü çevirmiş ilk papatya, ilk bahar dalı, ilk karınca çünkü..... Çünkü birlikte keşfedeceğimiz çok şey var daha.
*****
Hep mutluluğu arıyoruz..... Belki bir gün bulacağız da..... Ama biz ilk çıkış noktasındaki beklentilerimizden o kadar çok uzaklaşmış olacağız ki, bulduğumuz, mutlu edemeyecek bizi....
*****
Yaşamak çok daha ciddi bir iştir. Örneğin, senden her ayrılışımda ben yeniden ölüyorum. Gece güne dönerken, gezegenime çekiliyorum.
*****
Paspasımda benim ayak izlerimin dışında bir çift ayak izi daha görsem ne olur sanki....
*****
Tanrıçalar hep geceleri gelir ve aşklar hep geceleri doğar.
*****
Biz büyük aşkların, büyük nefretlerin insanıyız....Büyük başarıların insanı.
*****
Mutluluk, bağımlılıkların, çılgınlıkların ve kazanma hırsının uğramadığı yerdedir.
*****
Herkes daldırdığı tas ölçüsünde alır hayattan.
*****
Zaten biçe, biçile gidiyoruz yaşamda.
*****
İnsan nasıl değişken, asla kendisi olmayan varlık.
*****
Yalnızlığı sevmiştim, bakışlarıyla dans edelim çağrısından çok.
*****
Artık inandıklarım, inanmadıklarım, kuşkularım, sevinçlerim, acılarım, endişelerim birbirine geçti, birbirinde yitti.
*****
Zamansız bir bağ bozumuydu yaşanan. Oysa en çok sevgiye, yalnız sevgiye gereksinimi vardı.
*****
Onsuzluk, damarlarıma sonsuza dek kar yürüyecek demektir.
*****
Niye erkekleri nedenli güçlü, akıllı, dürüst tanıtırlar kadınlara? Kendimizi hep zayıf, çaresiz görürüz niye?
*****
Ne tükenmez madenmişim, kazdıkça yeni damarlar çıkıyor....
*****
İnsanin en büyük düşmanı, yine kendisidir.
*****
Sensiz elim, ayağım, yüreğim, önüne gelenin çarpıp geçtiği çakıl parçalarına dönüştü.
*****
Acılarını köşelerini kaybetmiş biri kimin işine yarar? Acıyla köşelerini kaybetmiş biri hangisinin beklentilerine uygun? Alışmaya çalışmak benimsemeyi getiriyor sonunda.
*****
Güçlü olmasına güçlü ama kim kendisine yetebilir ki? Yetmemeli zaten, yetememeli.
*****
Kollarını başının üzerinde kavuşturmuş, sırtüstü yatarken, hiçbir bitkinin, ortamını sevmezse yeşeremeyeceğini düşünüyordu. Çimenin toprakla, derenin yatağıyla, bulutun gökyüzüyle ilişkisiydi bu... Hatta doğadaki bütün varlıkların birbiriyle barışık ve uyum içinde olduğuna inanıyordu. Gül gülle dosttu, gül dikenle, toprak solucanla, solucan solucanla, çiçek böcekle.... Doğada hiçbir varlık bir diğerini küçümsemiyor, dışlamıyordu, yaşama hakkını elinden almayı amaçlamıyordu.
*****
Zorla değil ya dayanamıyordu sonradan görme insanlara.... Üstelik ruhları da köylüyse....
*****
Çürümek, eğer toprak olduktan sonraya denk düşüyorsa onursuzluk sayılamaz.
*****
Kendime gelmek istiyordum. Beynimi, yüreğimi, bedenimi tarayarak. Bütün kısıtlamaları kaldırmaya, bütün baskıları delmeye çabalayarak. Beni benden kopartıp alan onca etkenden kurtulup sana dönmek istedim.... Yoksa vicdanımı rahatlatma çabası mı benimkisi? Değişmek değil, ucundan kıyısından, benliğimi doygunlaştırma çabası mı? Oysa geberip gideceğim.... Öfkelerimle, kötümserliğimle, bencilliğimle kendime zarar verdiğimi, tükendiğimi bile umursamadan... Koptuktan sonra onca güzel duyarlıktan, hatta onları yok etmenin hazzıyla titredikten sonra, 'Bırakalım çiçekler yaşasın bari....' demek nasıl da bayağı üstelik...
*****
İnsan bitmediği sürece hiçbir şey bitmez... Ama insanlar en çoğu sevdiklerini öldürürler...
*****
Yaşantımıza giren her insan, kendimiz olmuştur biraz da, biraz da biz o insan olmuşuzdur.
*****
Kendimi geri çekip avazım çıktığınca çığlık atmalıyım. Yaklaşan kışa, beni hatırla öpücüğü gönderen bu tekne kazıntısı günü içime doldurmalıyım. Hatta sokağa fırlamalıyım, evet. Yollarda koşmalı, zıplamalı, kaldırımlarda, tek ayak üzerinde sekmeliyim. Bir papatya bulmalı, yakama takmalıyım. Martıları saklandıkları yerden çıkartıp selamlamalıyım.
*****
Kırlangıçlar, kanatlarından konfetiler yağdırarak geçiyorlardı kentin üzerinden.
*****
Mutluluk düşü kuranları samimiyetsiz değilse aptal bulurum.
*****
Mutlu olmanı dilerim... Ama sana dostça bir öğüt. Kafanın yatmadığı evlilik yapma....
*****
Ben çevreme duvar örmüştüm. Yaşamam için gerekli olanların en azıyla yetinmeyi öğrenmiştim. İsteklerimi alt sınır çizgisine çekmiştim. Ama sen her şeyi değiştirdin, büyülü anahtarınla açınca yüzyıllardır kilitli tuttuğum kapılarımı....
*****
Dilin gücüne inan
*****
Sen niçin yazıyorsun? Kime, neyi, kanıtlamaya uğraşıyorsun? Yalnızlıktan kaçış mı, avuntu mu, korkaklığın mı, kapalı mekan fobin mi gerçeğini hayallere kilitleten? Hem insanlara ille doğrularını kabul ettirmek kadar barbarca bir şey olabilir mi? Kendi kalıbına sokmak istiyorsun çünkü kişilerini....



 #Aliyeninöyküleri
 #Zeynepaliye


ISTRANCALARDAN KAR GÖRÜNTÜLERİ

21 Ocak 2026

ISTRANCALARDAN KAR GÖRÜNTÜLERİ

 








ALINTIDIR