OKUDUKLARIM 2026/26 DÜNYAYI AZALTMANIN MEVSİMİ

01 Nisan 2026

OKUDUKLARIM 2026/26 DÜNYAYI AZALTMANIN MEVSİMİ

 



Fatma Bayram, Dünyayı Azaltmanın Mevsimi ile insanı, eşyanın ve hızın tahakkümünden kurtarıp, hayatın hakikatine başka bir nazarla bakmaya çağırıyor. Ramazan’ı, insanı dönüştüren bir manevi disiplin mevsimi olarak tanımlayan yazar; orucun sunduğu o kutlu açlığı, iradeyi eğiten ve nefsi asli menziline yönelten bir bilinç uyanışı olarak niteliyor.

Gündelik hayatın en sıradan durakları olan yeme, içme, konuşma ve tüketme alışkanlıklarının ruhumuzda bıraktığı derin izleri takip eden Fatma Bayram, ibadetin ritmini hayatın merkezine taşıyor. Okuru, kendi konforunun sınırlarını sorgulamaya zorlayan sorularla baş başa bırakırken; merhamet, nefis, irade feragat ve infak kavramlarını yaşanmışlığın sahiciliğiyle somutlaştırıyor. Modernitenin omuzlarımıza yüklediği yorgunluklara karşı “azalmanın” şifasını öneren bu anlatı, kendi iç dünyasında genişlemek isteyen her okur için bir yol haritası niteliğinde…

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Ramazan temalı bir kitap. Kısa kısa bir çok yazıdan oluşuyor. Önce kendine söylenen, sonra kalpten kalbe geçen bir hitabet hissediliyor.

KİTAPTAN ALINTILAR

Dünyayı azalttıkça ruhumuz kanatlanır.
Dünyayı azaltmak, onun zihnimizde ve gönlümüzde işgal ettiği alanı daraltmaktır. Ona ayırdığımız zamanı ve enerjiyi azaltmaktır. Gönlümüzde yeni sevinçlere yer açmaktır; vermenin, paylaşmanın, kendine hakim olmanın, öğrenmenin, öğretmenin; dostluğun, üretmenin, elden tutmanın, yol göstermenin sevincine.....
*****
Dünyayı azaltmak, dünyaya düşkünlüğümüzü azaltmaktır. Dünyalığı, dünyanın ötesi için kullanmayı öğrenmektir. Bu dünyalık dediğimiz şey ise yalnızca maddi imkanlardan ibaret değildir; beden gücümüz, gençliğimiz, aklımız, bilgimiz, vaktimiz gibi bu dünyanın bize sunduğu bütün imkanları kapsar.
*****
Zihnimizdeki değerlerle Rabbimizin değer verdikleri arasında oluşabilecek tezatlara dikkatimizi çekerek, değerler sistemimizi yeniden gözden geçirmeye çağırır. Bozulan, amacını şaşıran, haddini aşan ve varsa aslına döndürmeye davet eder.
*****
Oruç, Allah ile kul arasında kalan tek ibadet olması sebebiyle bizi evirir çevirir, kendimize getirir, değerleri yerli yerine oturtur. Allah karşısındaki konumumuzu sahici biçimde öğretir.
*****
Bu mektebin (Ramazanın) gayesi rahmettir, mağfirettir, arınmaktır, takvadır; insana eğitilmiş ve beşeri arzuların egemenliğinden kurtulmuş hür bir irade kazandırmaktır. Bu mektepte sahurun bereketi, mukabelenin sevabı, iftarın sevinci, neşesi ve çoşkusu; teravihin rahatı, teheccüdün güzelliği, ibedetin manevi hazzı; imsak ve sabır, oruç ibadetinin himayesi; gündüzün sıyamı, gecenin kıyamı vardır. Kendimizi camide ibadete vakfettiğimiz itikaf; kadrimizi yücelten Kadir gecesi vardır.
*****
Byung-Chul Han, Palyatif Toplum adlı kitabında, acının aslında o kadar da kötü bir şey olmadığını söyler. Elbette acıyı talep etmeyiz; ancak o, insanı olgunlaştıran, geliştiren, kapalı noktalarını açan ve algılarını keskinleştiren bir imkan, bir fırsat olarak da tecrübe edilebilir.
*****
Allah rızası için, hiçbir dünyevi menfaat ummadan vatanını, aileni müdafaa ederken can vermek çok büyük bir makamdır. Bizler Allah'tan kötülüğü, zulmü, haksızlığı ve acıyı talep etmeyiz; fakat bunlarla karşılaştığımızda, onları bir nimete dönüştürmenin yolunu ararız. Çünkü her biri, kendi içinde bir mağfiret ve rahmet kapısı barındırır. Aksi halde, haz alacağımız pek çok şeyi kendimize yasakladığımız oruç, insanı neden ve nasıl geliştirici bir ibadet olsun.
*****
Ruhumuz bizim ekmek teknemiz mesabesindedir. Ruhumuzun iştiyakı nispetinde güzelleşiriz; kulluğumuzun güzelliği nispetinde de bizim için cennet donatılır. Bu nedenle ruhun bakımı ihmal edilmemeli, ihtiyaç duyulduğunda her bir köşesi, itinayla temizlenmeli, ihtiyaç duyulduğunda her bir köşesi itinayla temizlenmeli, ihtiyaç duyulduğunda her bir köşesi itinayla temizlenmeli, yeniden elden geçirilip dayanıp döşenmelidir. Ama ne zaman ? Dünyanın işi hiç bitmez ki içimize dönelim, nereler örümcek tutmuş, nerelerin cilası kavlamış, nereler paslanmış görüp bir elden geçirelim.
******
Ramazan, bizim irademiz olmadan tadilata almaz. Bizim onu seçmemiz, ona doğru yönelmemiz gerekir. Zira insanın seçimi işin içinde değilse, yaptığı hiçbir amelin de gerçek bir değeri yoktur.
*****
Kıyamet gününde Allah'ın bize nasıl muamele etmesini istiyorsak, bugünden itibaren Allah'ın kullarına da öyle davranmaya başlamamız gerekir.
*****
Allah'ın günahlarını örtmesini isteyen bir insan, başkalarında sürekli hata ve kusur arar mı? Aradığını bulduğunda, bunu yaralayıcı ve kırıcı sözlerle açığa vurur mu? Zaten bütünüyle kendimiz üzerinde çalışmamız için bize verilen bu fırsat ayında, gözlerimiz başkalarının kusurlarını ne kadar ve nasıl görebilir ki?
*****
Örtmek için görmek gerekir. Dikkatsizlik, saflık ya da gaflet sebebiyle etrafında olup biteni ayırt edememek; kusurları hiç görmemek gufran değildir. Gaffar olan, kusurları görür; kimin, neyi niçin yaptığının farkındadır. Fakat ifşa etmez, kin tutmaz örter. Hatta bazen, hiç işlenmemiş gibi, kişinin kendisine bie unutturarak izlerini siler.
*****
İçte kapanmamış meseleler, affedilmemiş düşmanlıklar biriktirmek insanı zehirler. Kendilerini ve başkalarını affedememek, Allah'tan her daim af bekleyen insanın en büyük  trajedilerinden biridir.
*****
Allah'ın bağışlayıcılığından ümit kesmek nasıl yanlışsa, O'nun mağfiretine yaslanarak günahlara fütursuzca devam etmek de o kadar yanlıştır. Mağfiret dilemek, yalnızca bir temenni olarak kalmamalı, bu arzu güzel amellerle desteklenmelidir. Kur'ân ve sünnetten öğrendiğimize göre, beş vakit namaz, sadaka ve dua gibi ameller günahların affına vesiledir.
*****
Bizi "hataları örten" olabilmekten alıkoyan şey, başkalarının kusurlarının büyüklüğü değil, kendi ahlâkımızın noksanlığıdır.
*****
Bir amelin kendi başına güzel olması, kabulü için yeterli değildir; aynı zamanda katışıksız, saf bir iyilik niyetiyle yapılması gerekir. İhlâsla....
*****
Bugün, iyiliği iyilik olduğu için yapana; insanlardan hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir hesabın parçası olmadan iyiliğe yönelene, bambaşka sıfatlar yakıştırılıyor. Üstelik bütün iyilikleri kaz-tavuk ilişkisi üzerinden hesaplayanlar tarafından.
*****
Ne var ki insan, her daim yeni heyecanların peşinde koşar.
*****
En büyük tanıtım borcumuzun Allah'ın dini için olduğunu bilmek, benliği aradan çektiğimizde Yaradan'ın tecelli edeceğine iman etmek, eski ya da yeni fark etmeksizin yaptıklarımıza ruh kazandırır.
*****
Oruçlu olan kişinin açlığı, O, her türlü imkana sahip olsa bile rabbi bu duyguyu yaşamasını istediği için açtır. Bu, seçilmiş bir açlıktır; bu yüzden isyana değil, empatiye kapı aralar.
*****
Oruç, aynı zamanda helalleri dahi azaltmak için emredilmiş bir ibarettir.
*****
Haramın zerresi de helalin fazlası da zarar verir.
*****
Orucun gayesi takvaya ulaşmaktır. Bu hedefe, gündüz yiyemediklerini akşam biriktirip yiyerek, konuşmayı, harcamayı ve tüketimi artırarak varılamaz.
*****
İnsanı her türlü derde sürükleyen şehvetlerin temeli, yeme-içme ve cinselliktir.
*****
Kur'ân okunur, ezberlenir, anlaşılır, yaşanır ve bütün bunların neticesinde Kur'ân'ın şefatine nail olunur.
*****
Ramazan'da kendimize koyduğumuz hedefler arasında, mutlaka Kur'ân'la ilgili bir hedef bulunmalıdır. Kişisel hatimlerimize ve mukabelerimize ek olarak ezber yapabilir, belirlediğimiz bir mesele üzerinde Kur'ân merkezli bir tefekkür çalışması yürütebiliriz.
*****
Kim Rabbiyle sohbet etmek isterse Kur'an okusun.
*****
İnsan, mutlu olduğu kadar mutlu etmez, mutlu ettiği kadar mutlu olur.
*****
İnsanların iyilik duygularını istismar eden kötülerin en büyük zararı, insandaki merhameti ve kardeşiyle ilgilenme arzusunu zamanla köreltmelerdir.
*****
Anadolu'da yaygın bir dua biçimi "Ceddine rahmet"
*****
Çocuklar, sevdikleri kişinin sevdiğini severler.
*****
Rahmanın has kullarının özellikleri;

Yürüyüşleri mülayimanedir.
Cebbarâne, mağrurâne, kibirli, saygısız, kaba ve haşin değil; sekinet ve vakar ile mütevazıâne, edibane, nazik ve yumuşak yürürler.
Etraflarını iz'ac etmez, eza vermezler.
Hesaplı, saygılı bir tavırla, merhamet kuşanmış olarak gider; çevrelerine emniyet ve asayiş neşrederler.
*****
Tamamı yapılamayanın tamamı terk edilmez.

(Elmalılı)
*****





 


YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/3

31 Mart 2026

YOUTUBE DİNLEDİKLERİM 2026/3

 


Çizgisiz defter Irmak Zileli..


Işıl yücesoy


Ölüm bacakta başlar..


Nezaket


Aslı Şafak söyleşi...


Aslı Şafak söyleşi



DÜŞÜNMEK ÇOK ZORDUR, BU YÜZDEN ÇOĞU İNSAN YARGILAMAYI SEÇER. (KEŞFEDİLMEMİŞ BENLİK KİTABINDAN)

29 Mart 2026

DÜŞÜNMEK ÇOK ZORDUR, BU YÜZDEN ÇOĞU İNSAN YARGILAMAYI SEÇER. (KEŞFEDİLMEMİŞ BENLİK KİTABINDAN)

 




Hayat çetele tutmak değildir...
Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır
Hayat;
Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendileri ni olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen,
ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Charles Eguone


Hepinize güzel bir hafta diliyorum. Buralar çok soğuk, sizin oralar nasıl? Yağmur var, artık soğuğun son demleri. Evden hiç çıkasım gelmiyor, alışverişten nefret eder duruma geldim. Evde otur en güzeli, havaların iyileşmesini bekliyorum, yürüyüş yapacağım kısmetse. Geçtiğimiz hafta içi, ortopedi doktoruna gittim, kışın bir ara düşmüştüm, galiba menisküs yırtılması olmuş(filme göre konuştu), ama ameliyatlık değilmiş, krem ve ağrı kesici ilaç verdi. Ramazan da pek işe çıkmadık 3 kere gittik. Ramazanın son 2 günü Sağ ayağım şişti kızardı, (genelde ramazan ayında bu devamlı oluyor) ne yazık ki orucumu tutamadım. 
Bahçe tamamen ot içinde onu temizlemekle arasıra uğraşıyoruz, soğuk ve yağmur izin verdikçe. Laleler ve sümbüller açtılar, hatta 1 demette Kütüphane müdürümüz Dilek hanıma götürdüm, çarşamba günü 81 ilde berber okuyoruz projesi var kısmetse katılmayı düşünüyorum
Nedense bahar gelince insan bir hareketleniyor, ben yeni makyaj malzemeleri aldım, onları kullanmak güzel olacak.
Annem elleri kireçlenmesin diye lif örüyor, ben de onları sergide satıyorum, sattıkça mutlu oluyor.


Kurtuluş savaşı zamanı ve sonrası yörede besin ihtiyacı,  Eynif'e Ovası'na en uygun ziraat ürünü olan Akdarı adı verilen bitki ile sağlanmaktaydı. Ormanalı tüccarların tohumlarını getirdikleri bu ürün, koçan vermeyen, püsküllerindeki danelerinde olan mini danelerden un yapılarak tüketilmelteydi. Kıtlık ve yokluk zamanı Eynif Ovası, tüm bölgeyi beslediği bilinmektedir. 
(Ormanalıların hatıraları)

 

Ne yazık ki bir çok Lüleburgaz'nın bile bilmediği
LÜLEBURGAZ ÇANAKKALE ZAFER ANITI
" ZAFER ÇEŞMESİ "
Çeşmenin dört köşesinde birer kitabesi mevcuttur. Kitabelerde yazan anlamları ise şu şekildedir;
Kuzey: 10 temmuz 1331 su hayattır
Kuzey kısmında kalan bu kitabedeki tarih ise Çanakkale muharebeleri zaferinin tarihidir.
Güney: atalarının oğullarını armağanıdır
Cümlesi kitabede yer almaktadır.
Batı: 1333 zafer çeşmesi 1333 senesi miladi 1917 yıldır ve yapım tarihidir. Çeşmenin ismi kitabeye yazılmıştır
Doğu: 7 temmuz 1329 tarihini unutmayınız
Bu kitabedeki tarih ise 20 Temmuz 1913 günü Enver Paşa komutasındaki Türk ordusu tarafından Lüleburgazın Bulgar işgalinden kurtuluş günüdür
Zafer çeşmesi 1920 yılında Yunan birliklerinin Lüleburgaz'ı ele geçirmesinden sonra Yunan askerleri tarafından tahribata uğramış, üzerindeki Osmanlı arması ve bayrağımızı simgeleyen ayyıldız Yunan süngüleri ile kazınmıştır.

Mustafa Gültekin Tarafından hazırlanmıştır. (facebook sayfasından alınmıştır.)



Kalbinden kırgınlıkları sök at” dedi bilge, “orası başka bir şey için.” 
“Neden gül yetiştirmek dururken pıtrak ekiyorsun?”

 Kemal Sayar


Sen benim olamadıklarım,
sen beni tamamlayansın.
Sen benim kaderden aldığım
en büyük paysın.


Alışveriş merkezinde açan manolya ağaçları...







Eğer siz başkaları olmadan ruhsal olarak tekamül edeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir.
Yaratılmış olan yaşamı bir makine gibi düşündüğünüzde, her farklı parça bir fonksiyon üstlenmektedir.
Eğer Tekamül etmek ve mükemmeli yakalamak istiyorsanız, grubunuzdaki dişlileri kaçırmayınız.
Geriye kalanlar, kendinin yansımalarını tamamlamaya ve iyileştirmeye adamış olanlardır.
Siz onların aracılığı ile gözlemlerinizi güvenle analiz edebilirsiniz.
Onları hemen değiştirmeye çalışmayın. Çünkü onlar zorluklar içinde tekamül etmeye çalışan ve yollarında yürüyen ruh varlıklarıdır.
Kendi sahip olamadığınız mükemmelliği onlarda aramayın.
Bize sabırlı ve anlayışlı olmayı, iyilik yapmayı öğreten onlar, bizim gibi yaşam içinde aynı eprövlerle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Diyorsunuz ki, yaşamı anlayıp en iyiyi yapmayı bilmek gerek. Aynı zamanda siz başkaları için sevgi ve mutluluğa yol açacak şeylerle karşılayıp onları gerçekleştiriyorsunuz.
 
Andre Luiz/Medyom: F.G Xaiver


Dileğim ramazan öncesi hevesle okuma yaptığım günlere dönebilmek, bu aralar okuyamama modundayım.





DİYET EKMEK TARİFİ

2 bardak yulaf unu
1 bardak chia tohumu
1 bardak keten tohumu
1 çay bardağı çörek otu
3 yumurta 1 sarıyı ayır üstüne 
1 bardak mısır unu
1 kase ceviz içi 
1 bardak yoğurt
1 bardak zeytinyağı 
tuz
Karıştır
 yuvarlak somunlar yap yumurta sarısı sür, fırında pişir.




Güzel bir hafta diliyorum...















OKUDUKLARIM DERGİ 2026/3 LACİVERT DERGİ SAYI:128 (2. BÖLÜM)

27 Mart 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/3 LACİVERT DERGİ SAYI:128 (2. BÖLÜM)

 


Dijital çağda " bağlantı" çoktur ama "bağ" yoktur. İletişim çoğalırken, anlam ve anlaşma azalır. Kalabalığın içinde yankılanan sessizlik/sensizlik, modern yalnızlığın yeni biçimi oluverir. Hâlbuki ben , sen olmadan çoraktır.
******
" Yalnızlığa terk edilmişlik (loneliness)" ile "tercih edilmiş yalnızlık (solitude) arasındaki fark belirir. İlki bir yoksunluk hali, ikincisi şuurlu bir tercihtir. Terk edilmiş yalnızlıkla insan, kendisini başkalarınca yalnızlığa mahkum edilmiş hisseder. Bu yalnızlık halinde insan kendi kendisine şifa olamaz. Oysa tercih edilmiş yalnızlıkta insan, kendisine döner, kendisini güçlü ve zayıf taraflarıyla keşfeder, zayıflıklarının üzerine gider.
******























OKUDUKLARIM DERGİ 2026/3 LACİVERT DERGİ SAYI :128

26 Mart 2026

OKUDUKLARIM DERGİ 2026/3 LACİVERT DERGİ SAYI :128