BEYNİNİZİ, RUHUNUZU SEVGİYLE DOLDURUN VE DAĞITIN

29 Eylül 2020

BEYNİNİZİ, RUHUNUZU SEVGİYLE DOLDURUN VE DAĞITIN

Dün hava bayağı bir güzeldi, kahvaltı faslı ortalık toplama derken vakit geçti. Önceki gece banyonun temizliği esnasında, viledanın sapını kırdım. İşler bittikten sonra markete vileda sapı almaya gittim. Dönüşte de bakkaldan gazete aldım. Eve gelince bir kahve yaptım, gazeteleri okuyayım dedim. Ama ne malum ceviz ağacına dadanan kargaların gaklarından bir şey anlaşılmıyor. Guguk kuşuna döktüğüm bulgura kargalar ortak oluyor:)) Derken Ahmet usta geldi, bir gün önce kapının kenarlarına döktükleri beton direklerin kalıplarını söktü. Tahtaları taşıdık.Betonlara su döküldü. Bahçe yapraklardan temizlendi biraz. Bahçenin orta yerine ufak tahtalar atıldı, yine ateş yakacağız biraz patlıcan közleyeceğiz. Akşama yemek sadece nohutlu tarhana çorbası ve aşağıdaki yeşil mercimek köftesi idi.



2 su bardağı haşlanmış mercimek rondodan geçirilir. İçine 1 yumurta kırılır, 2 diş sarımsak ezilir, 1 yemek kaşığı zeytinyağı konur, Pulbiber, tuz, karabiber, kimyon eklenir, 1 tane havuç rendelenir, biraz maydanoz doğranır. 7-8 kaşık un ( ben siyez unla da yaptım, tam buğday unuyla da) ilave edilir. Az yağlanmış tavada kızartılır.
Benim annem yeşil mercimek yemeği sevmez  ama bunu bayıla bayıla yiyor:)) 
Ön kapımız beton atıldığı için açılmıyor, mecburen bahçenin diğer ucundaki arabanın kapısını kullanıyoruz. 


Akşam bu dergiyi okudum.

Sabah her zamanki saatte kalkıldı kahvaltı yapıldı, ben fırından simit aldım onu yedim ekmek yerine. Ağbimin pansumanını yaptım daha sonra saat 11 de pazara gitmek üzere minibüse bindim. İlk önce giyim kısmını gezdim, kendime 2 tane tshirt 2 tane de alt eşofman aldım. Masa örtücüsüne uğradım, mutfak masasının örtüsü eskidi onun yerine yenisini aldım. Tabii bunlara ödeme yaparken normal fiyatından daha az ödeme yapıyorum. Mesela masa örtüsüne 20 yerine 15 tl verdim, ağbimin sergi komşusu hepsi beni tanıyorlar indirim yapıyorlar. Ayşe teyzeyi gördüm Konyalı sergileri var giyim üzerine onlarında. Ailece görüşüyorduk eskiden ayak üstü sohbet ettik, anneme selam söyledi ayrıldım oradan gıda bölümüne geçtim.
Karışık turşuyu Zehraya yaptırmaktan son anda vazgeçti anam. Kendi yapacakmış. Pazara gitmeden önce liste yazdırdı bana.
Listeye göre baktım sergide kelek var, kaça diye sordum. 
-Sen alda hesaplaşırız Özlem abla dedi. 
Başımı kaldırdım saçı sakalı beyazlaşmaya başlamış bir roman kardeşimiz. 
-Tanışıyormuyuz dedim
-Tanımadın mı , belki senden çok dayak yemişimdir dedi.
- Kuştepedenmisin dedim
-yok dedi sizin eve 500-600 metre yakındık deyince.
Düşündüm ya Beyce Annelerden ya da Nazik ablalardan ya da Çoratalardan, romanlardan ama hangisi. Bunlar bizim eve yakın yaşayanlar idi bir zamanlar. Nazik ablalar evlerini müteahhite verdiler gittiler, Çoratalar kirada idi taşındılar, Beyce annelerde sattılar evlerini.
- Vallahi kusura bakma çıkaramadım dedim
- Ben beycenin torunu Şaban dedi, o zaman çıkardım aradan yıllar geçmiş, maskeler var tanımak zor.
Baktım listedekilerin çoğu onun sergisinde var senden şunları şunları alayım dedim. Benden alma benim malım cumartesiden kalma, karşı köşede sergi var onu işaret etti, benim oğlan malı taze oradan al dedi. Hay Allah razı olsun hemen oraya gittim, corona dolayısı ile seçmek yasak ama o izin verdi. Alıcaklarımı aldım parasını ödedim hayırlı işler dedim. Pazarın içlerine ilerledim. Bir kaç şey aldım tek yeşil fasulye kaldı alınacak. İlk önce bir dolaştım sergileri sarı kız cinsi fasulye göremedim. Bir kaçını elledim tüy hissini alamadım, rahmetli babam öğretmişti fasulyeyi ellediğinde tüy hissi alıyorsa parmakların o fasulyeyi al derdi. Baktım bir köylüde ki kışlık bamyamı aldığım kişi( karşı komşumun ablası oluyor) o cino cinsi fasulye var, elledim tüy hissini de alıyorum hemen bir kilo aldım.  Sergide kokulutoz kokusu da alıyorum baktım bir büyük kavanoz var. Kaça dedim 5 lira dedi neredeyse alıyordum bakarsınız bir daha ki haftalarda alırım. Çocukluğuma gittim, rahmetli neneyi hatırladım karşı komşumuzdu. Evin karşısında boş arazide oyun oynarken karnım acıktığında eve gelmektense Fatma neneye gider, nene karnım acıktı dediğimde, hemen şırlanyağ (sıvıyağ) ekmeğe döker, üstüne de  bu kokulutozdan serperdi. O zaman sanayağ nerdeeeeee. Bu kokulutoz sadece onlara has bir şey. Genelde balkandan gelenler yapardı bu tozu.
  İşimi bitirdim pazardan çıktım, kent konseyinin dükkanında kahve molası verdim. 2 adet kolaç, 2 adet çiğ börek, 2 adet anne kurabiyesi siparişi de verdim. Onlar hazırlanırkem kahvemi içtim.


Pazardan çıktım, minibüse bindim eve geldim. Hemen turşulukları yıkadık, annem hepsini doğradı.


KARIŞIK TURŞU

- yarım kilo kapya biber
- yarım kilo ince kıl biber
yarım kilo turşuluk salatalık
- yarım kilo acur
- 1 orta boy lahana
- 4 tane kelek
-yarım kilo havuç
-4 tane yeşil domates
- 1 baş sarımsak
-1 tane limon (sıkılacak suyu konulacak) 
1 yemek kaşığı limon tuzu suda eritilecek 
- yarım su bardağı sirke
-1 avuç nohut yıkayın
-tuzlu su  


Malzemeleri yıkayın, istediğiniz gibi doğrayın.  Sarımsakların parçalarını suya koyun ki daha rahat soyulsun. 5 Kiloluk cam şişenin dibine biraz nohut atın. Malzemeleri sıra sıra koyun aralara sarmısak, nohut yine koyun. Salatalıkları koyarken bıçakla 2-3 yerinden delin. En son şişeye sirkeyi dökün, limonun suyunu dökün, az suda erittiğiniz limon tuzunu koyun. Kararınca hazırladığınız tuzlu suyu ilave edin şişe dolunca kapağını kapayıp serin ve gölge yere kaldırın. Zaman zaman kapağını açıp suyun tuzuna bakın az gelirse şişeden biraz su boşaltıp bir kaba, tuz ilave edip tekrar şişeye ila edin.

Turşu işi bittikten sonra akşam yemeğini yaptım, salatayı yapıp dolaba koydum. Ana sağlığa anneme ilaç yazdırmaya gittim. Dönüşte peynir aldım, eve geldim. Sütçü süt getirdi kaynamaya koyduk o arada dün izlemeye başlayıp bitiremediğim kırmızı oda isimli dizinin 4. bölümünü bitirdim. Akşam yemeğinden sonra dergi okumaya devam, şimdi bir sütlü nescafe eşliğinde blogları dolaşacağım.








OKUDUKLARIM 65 ZOR

28 Eylül 2020

OKUDUKLARIM 65 ZOR

"Gerçek mutluluğu ve pozitif enerjinin gücünü keşfeden bir roman."

Gerçekten mutlu muyum yoksa sadece memnun muyum?

Haitili bir cüce olan Zor'la yaptığı sohbetlerden sonra Jonathan Brewster'in zihnini meşgul eden sorudur bu. Yaşam tarzını korumak zorundaymış gibi hisseden Bostonlu orta yaşlı yatırım uzmanı Jonathan, hiç beklemediği bir anda çekim yasasını, duygusal bağımlılıkları, nöron ağlarını, Jung'un kolektif bilinçdışını, Nietzsche'yi, metta'yı ve Tanrı'yı keşfedecektir. En tuhaf konuşmalar, en tuhaf insanlar arasında geçen konuşmalardır. Zor, büyüleyici bir âlemin kapılarını aralamanızı sağlayacak, eşi benzeri olmayan bir kitap. Şiddetle tavsiye edilir.
-Midwest Book Review-

Benim nezdimde bu kitap Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı'nın devamı niteliğindedir. Tam anlamıyla ilim ve bilgelik kaynağı.
-Amazon Book Review-

Zaman zaman hayatın anlamı, Tanrı, evrenin enerjisi ya da ilişkilerin karmaşıklığı üzerine kafa yoranların aramakta olduğu cevabın ta kendisidir Zor. Asla unutamayacağınız biri.
-Pacific Book Review-
(Tanıtım Bülteninden)

Okuması zevkli olan bir kitaptı, size kesinlikle güzellikler katacak bir kitap. Çekim yasası, gerçek mutluluğu bulmak, kuantum konuları içeren kitap.

Hayallerinin peşinden gitmeyi bıraktığında, elinde kalan tek şey kabuslarındır.
*****
- "Beyinlerimiz muazzam organlar olsalar da doğaüstü değiller."
- "Beyininden söz etmiyorum zaten, zihninden söz ediyorum."
+ "Arada bir fark yok ki."
- "Müzik ile radyo arasında bir fark yok mu? Zihnin senin özün, ruhun ve bilincindir. Tüm diğer enerjilerle olan bağındır. Beyin ise bir organdır. Her ne kadar vücuttaki en karmaşık organ olsa da organlar sadece özel işlevlere sahip vücut uzuvlarıdır."
- "Ama zihin de beynin bir parçasıdır." dedim.
- "İşte burada yanılıyorsun. Bilinç, beynin dışındadır. Beynini bir televizyon seti olarak, bir alıcı aracı olarak, bilinci de bir yayın ağı olarak düşün. Televizyon olmadan yayınlanan şeyi deneyimleyemeyiz. Yine de televizyonun yayın yapılan şey üzerinde bir etkisi yoktur. Beyinlerimiz bilincimize erişmemizi sağlar fakat onun oluşumunda hiçbir etkisi yoktur."
*****
Kişisel çıkarımları düşünmeden sev. Başkalarının sevincinden sevinç duymak mutluluğa giden tek yoldur.
*****
Hepimiz duygusal ihtiyaçlarımıza bağımlıyız.
*****
Ne yaptığımız değil, niçin yaptığımızdır önemli olan.
*****
Artık nereye bakarsan, birileri obezitenin yaygın hale gelmesinden sızlanıyor ve çözümler öneriyor. Daha birinin mürekkebi kurumadan yeni bir diyet kitabı yazılıyor. Fast food ve tatlı üreticileri, kültürel bakış açısından günümüzün paryaları gibi. Herkesin kalorilerin nasıl dengeleneceği ve düzenli yeme alışkanlıklarının nasıl teşvik edileceğine yönelik teorisi var. Oysa düzensiz yeme alışkanlığı, yalnızca sorunun göstergesi, kaynağı değil. Negatif enerjiye tepki olarak kendimizi yemeye veriyoruz. Sorun yediğin şey değil, seni yiyip bitiren şey.
*****
Sevdiğin bir şeyde başarısız olmak, sevmediğin bir şeyde başarılı olmaktan yeğdir.
*****
Sorunlarının üstesinden gel , onların üzerini örtme. Hayatın olumsuzlarına odaklanmak , ruhunu zayıflatır. Bu negatif enerjilerinin kaynağını bul ve hayatından yok et.
*****
Bize ilişkin her şey enerji yaratır; düşüncelerimiz, duygularımız, fikirlerimiz, her şey kendine has bir enerji frekansı meydana getirir. Bu enerji sürekli dolaşım halindedir ve her daim kendine eş enerjilerin arayışındadır. Benzer türde enerjiler birbirlerini bulduklarında, eş zamanlı olarak birbirlerine doğru çekilirler.

Güz kitap şenliği kitap 10
Sayfa 256
Toplam sayfa 2720
Puan 10
Toplam puan 160

SEVGİNİN BULUNMADIĞI YERDE AKIL DA ARAMA

26 Eylül 2020

SEVGİNİN BULUNMADIĞI YERDE AKIL DA ARAMA

Hava kapalı, yağmur atıştırıyor duruyor, tekrar atıştırıyor. Sabah her zamanki işler, kahvaltı edildi, bulaşıklar yıkandı. Tam yatakları topluyordum ki sokak kapısı açılmaya çalışılıyor, akşamları altında sürgüsü var onu kapatıyoruz. Baktım komşu Ahmet usta, çıktım dışarı Kapıyı açtım içeri geldi.  Bahçe kapımız demir, eskidi çürüdü yenisini yaptırmak için demirci getirdik ölçü alacaktı, yanlardaki betonlar parçalanmış durumda. Daha doğrusu romanlar gece kapıyı yerinden çıkarabilmek için zorluyorlar hurdacıya satacaklar alıpta:)) fakat duvardaki betonun içindeki demire kaynak yapıldığı için kapı çıkaramıyorlar. Bu zorlanmalardan betonlar yer yer dökülmüş demirci kapı yerine tam oturmaz dedi. Ahmet ustada tamire geldi. Onlar tamirat işi için kalıp filan yaparken bende içeride temizlik, yer silme işlerini yaptım. Dün arkadaşım Zehraya gittim 1 kilo daha erişte makarnası sipariş etmiştim onu yapmış gelip alabilirsin dedi. Onu aldım, Türk kahvem bitmişti, kahveciye uğradım 2 paket kahve aldım. Oradan başka bir arkadaşa geçtim birer kahve içtik, kardeşine tupperware sipariş etmiştim onlar gelmiş onları da alıp markete geçtim bir kitap aldım ve eve geldim.  Daha sonra 
adresinden kütüphanede olup okumadığım kitapların biraz listesini çıkardım. Notlar aldım, almak istediğim kitaplardan kütüphanede olanları eledim. Bu uygulama çok güzel herkese tavsiye ederim. Aradığınız kitabı bulduğunuzda aynı zamanda rafa da göz atabiliyorsunuz. 


Bizimkiler tahtalarla çiviler ile uğraşırken, akşam yemeğini koydum ocağa. Birisi el arabası ile armut domates satıyordu, hemen bir 5 kilo aldık. Yıkadım rendeledim ocağa kaynamaya koydum. Sabahtan komşular İstanbula balık haline gittiler, Mahalleden sipariş alıp getiriyorlar hepimize, bizim de palamut siparişlerimiz vardı. Onlar geldi tek tek poşetleyip dondurucuya kaldırdım. 
Bu arada ağbim bir arkadaşını çağırdı, bizim minibüsle kum,çakıl, çimento almaya gittiler.  

Şimdi de oturdum film izliyorum, belki sizde izlemişsinizdir


GÖL EVİ 

Hayatında bir değişiklik yapma vaktinin geldiğini hisseden Dr. Kate Forster (SANDRA BULLOCK) stajını tamamladığı yerel İllinois hastanesinden ayrılarak hasta trafiğinin yoğun olduğu Chicago'da bir hastanede çalışmayı kabul eder. Geride bırakmaktan üzüntü duyduğu tek şey kiralamış olduğu güzel evdir. Kate şehre doğru yola çıkmadan önce evin bir sonraki sakini için posta kutusuna bir not bırakır. Bu notta kendisine gelen mektuplar için yeni adresini bırakır ve kapının üzerindeki gizemli pati izlerinin kendisi taşınırken de orada olduğunu açıklar. Evin yeni kiracısı Alex eve geldiğinde ise hiçbir yerde pati izinden eser yoktur. Kate ve Alex göl evinin posta kutusu aracılığıyla yazışmayı sürdürürken, inanılmaz ve imkansız bir şekilde iki ayrı yılda yaşadıklarını görürler.









AĞAÇ EV SOHBETLERİ

AĞAÇ EV SOHBETLERİ

Bu haftanın konusu, sevgili Deep Tone den. Soru ilginçti, hoşuma gitti, gecikmeden hemen cevaplayayım dedim.

Konumuz ise "Roman okumak mı daha keyifli, film izlemek mi?"

Vallahi bence ikisi de keyifli, önemli olan her ikisini de planlayarak yapabilmek. Mesela ben gündüz saat 17:00 ye kadar ev, alışveriş işlerimi bitirdikten sonra filme yada diziye zaman ayırıyorum. 17:00 ile saat 20:00 arası yemek yapımı, bulaşık işlerinden sonra yani 20:00 den sonra dergi yada kitap okuyorum, günümü bu şekil bölüyorum. Planlı programlı ikisinden de keyif alabilirsiniz.

GÖKYÜZÜ SEVGİDİR

25 Eylül 2020

GÖKYÜZÜ SEVGİDİR

Günaydın herkese. Sabah yine erken kalkamadım, bahar beni çarptı galiba:)) annem sofrayı hazırlamış, beni tostları yapmam için kaldırdı. Tost makinasına tostları koydum, ağbimin şekerini ölçtüm, insülününü yaptım. Onlar kahvaltı yaparken ben TELE1 de sabah haberlerini dinledim, telefonda gezindim. Ağbim yatağına geldi göz damlasını yaptım. Sonra giyindi kahveye gidecek anlaşıldı, dışarı çıktık evden ayağının pansumanını da yaptım. Sıra geldi benim kahvaltı yapmama:)) evde ekmek yok:)) elime para aldım karşıya ekmek fırınına geçtim, kapıda Karşı komşu kızı Fatma ile karşılaştım, engelli kendisi, el ve ayak parmakları bitişik kendisinin, ama her işini görür yemeğini bile yapar marifetlidir. Anneme komşu anne der, annemin yemek yapmalarına baka baka öğrendi komşu annesinin nasıl yemek yaptığını.Annemin yemekleri lezzetlidir, o lezzeti yakaladı kendisi de. Günaydın ablam dedi gülümseyerek, Günaydın dedim. O çıktı fırından ben girdim, herkes sosyal mesafeli sırada... Baktım tam buğday çıkmamış normal ekmek var. Bir tane normal ekmek bir tane de simit aldım. Tam çıkıcam içeriden tam buğday ekmeği geldi fırından alıcanmı dedi bayan, yok  akşam üzeri alırım dedim, kesilmez şimdi sıcak ekmek. Eve geldim biraz peynir çıkardım kendime, akşamdan patates kızartması vardı biraz tabağa koydum, üstüne de domates sosu çayı da koydum kahvaltımı yaptım. Ekmek yemedim simit yetti. Son fincan çayımı mutfak kapısının önündeki masada içtim. Eve girdim yatakları topladım. Makinaya çamaşir attım. Tam bu işi bitirdim ki annem koşturarak cama geçti. Ne oluyor dedim. Sonra yoldan geçen adama seslendi Tevfik diye. Ben mahalleyi pek tanımam, yıllarca çalıştım. 2014 ten bu yana evdeyim. Adam geldi sokak kapısına, buyur abla dedi. Fasulye geldi mi diye sordu annem. Anladım ki bu bizim kurufasulyeci Fatma ablanın eşi. Eşine telefon açtı, fasulye gelmiş. Hemen 5 kilo sipariş verdik. Adam şimdi getiriyorum dedi gitti. 3 kilo bize 2 kilo da eniştemlere aldık. Kilosu yirmi lira balkanlardan yani Kırklarelinin dağ köylerinde yetişiyor fasulye ve çok lezzetli. Deveçatağının da domatesi lezzetlidir buldun mu kaçırmayacaksın. Akşam gelmiş köyden araba kahve önüne, ağbim hemen bir 5 kilo domates almış. Fasulye geldi annem denemek için bir pişirim ocağa vurdu. Ben de bulaşıkları yıkadım, mutfağa süpürdüm sildim. Kendime yukarıdaki kahveyi yaptım, mutfak önünde masaya oturdum, kedim geldi miyav miyav diyerek miyavlaşmaya başladık:)) yemini verdim. Annem çok kızıyor ama ben dayanamıyorum yem alıyorum ona, sokak kedisi nerede olsa beslenir diyor ama ben tınmıyorum hiç mamayı alıyorum dışarıda yüksek bir yere asıyorum sabah akşam mamasını veriyorum. Oturdum onu izledim kahvemi içerken karga geldi mamaya ortak oldu hiç sesini çıkarmıyor:)) 


Sabah çiçeklerimi dolaşırken bunu gördüm, sol taraftan birşeyler çıkmış, şu an sevinçliyim galiba kaktüsüm çiçek açacak. 
Şimdi üstümü giyinip çarşıya ineceğim, Annem bir kilo da nohut al eniştenlere dedi, gidip bize nohut aldığımız yerden onu alacağım. Ayın 6 sında İstanbul'da doktor kontrolündeyiz, Ertuğrul ağbim gelecek yine bizi buradan alıp İstanbul'a götürüp tekrar eve getirecek o zaman vereceğiz fasulyeyi, nohutu, tarhanayı. Oturdum bugün seyahat için gerekli olan HES kodlarını aldım. Artık Kütüphaneye de HES kodsuz girilemeyecek, bu konu ile ilgili uyarı geldi, orada da kullanacağım bu kodu.   



Minibüsle çarşıya indim, baharatçıya gittim nohut aldım. Oradan çıktım okul arkasındaki çiçekçilere gittim. Çarşı durağında yer alan çiçeçide kalp kalbe karşı çiçeği beton saksıda 100 tl dediler, çok fazla geldi beton saksım evde var bana sadece çiçeği lazım. Komşumuzun çiçekçi dükkanına gittim yokmuş. Az ilerisinde bir tane çiçekçi var oraya bak dedi. Oraya gittim varmış, 50 tl dedi çok geldi bana bu fiyat. Daha uygun yok mu dedim 15 tl lik var dedi. Hemen aldım. Ucuzlukçuya gittim bitki toprağı aldım, dolaşırken kendimi kaybediyorum bu ucuzlukçuyu her şeyi alasım var, özellikle kahve fincanlarını, bu siyah tek kahve fincanını da oradan aldım. Tekrar minibüsle eve geldim. 


arkadaşımızın etkinliğinde yer alan yatağımdaki düşman filmini nette arattım bir türlü izlenen yer bulamadım. Bulduklarımda ise hata verdi. Ben de onun yerine  özel bir kadını buldum onu izledim.


ÖZEL BİR KADIN 1990 

Oscar Ödülü adayı Julia Roberts (Steel Magnolias) ve karizmatik başrol oyuncusu Richard Gere (An Officer And A Gentleman) “ ÖZEL BİR KADIN ” da ışık saçan performanslarıyla Hollywood’ un 1990 yılı gişe rekorlarını altüst ediyorlar. Roberts, çok şanssız bir sokak kadınıdır. Ancak bu kötü şans onu yakışıklı, çok başarılı ve ünlü bir işadamıyla karşılaştırır. İmkansız bir aşk başlar ve modern zamanların Cinderella masalı tüm dünyadaki sinemaseverleri kalbinden vurur. 

Güzel bir filmdi. İzleyemediğim filimi tekrar araştıracağım netflix üyeliğim yok. 

Komşunun torunu Ömer ilkokula başladı 2 gün gidip diğer günler TV den ders göreceklermiş. Dün evin çevresinde anneannesini dört döndürüyordu, Müyesser abla ben bu çocuğu TV başına nasıl oturtayım diyor, haklı çocuk oyuna kaçıyor:))