OKUDUM -190- SİSLER EVİ

17 Ekim 2017

OKUDUM -190- SİSLER EVİ

Kocası tarafından terkedilmiş, iyileşme sürecinde, alkolik bir kadın. Bir Amerikalı. İranlı bir aile ve kaybettiği onurunun peşinden koşan bir adam. Onları biraraya getiren acımasız bir kader. Çığrından çıkacak hayatların pimini çeken bir ev. Bir varlık mücadelesi.

Her gece eve geldiğinde, işini arkanda bırakmalısın.


GÜN -16-

GÜN -16-
Rutin bir sabahtı, tek fark araba akü bitirmiş sabah çalışmadı o yüzden ağbim de bu gün kahvaltıdaydı işe gidemedi.
Kahvaltı sonrası rutin temizlik ve çamaşır işleri  vardı.
Öğleden sonra arabaya akü takıldı. Elime işimi aldım film izledim.


AĞUSTOSTA SİS

Nazilerin uyguladığı ötenazi programını keşfeden bu çocuğun mücadelesini anlatıyor. 200.000 sakat, yaşlı, hasta insanı ya gaz odalarında yada bu şekilde habersiz ötenazi programı ile öldürmüşler. Allah bir daha böyle bir olay yaşatmasın dünyada yaşayanlara.

Bir ara uyudum, sonra kalktım biraz dergi okudum.



Annemin başı döndü bugün, tansiyon problemi vardı. Tuzlu ayran ile dengelemeye çalıştık. Son ölçtüğümde normale dönmüştü.

Akşam yemeği yapıldı, yenildi, bulaşık yerlerine yerleşti. Şimdi kitap yada dergi okuyacağım.
Hepinize hayırlı akşamlar,

GÜN -15-

16 Ekim 2017

GÜN -15-
Pazartesi buranın pazarı, Ağbim alınacaklar listesini aldı, işe gitti. Kendi sergisini kurup malları boşaltmadan önce yiyecekleri ve meyveleri almış getirdi. Sıcak ekmek almış oturduk kahvaltı yaptık. Daha sonra o işine gitti. Ben malzemeleri dolaba yerleştirdim. Daha sonra tam evden çıkıp bankaya gideceğim MÜGE ANLI da bir habere takıldım. Onu biraz izledim. İnternete baktım hala yok. Bankaya gittim bu arada cep telefonunu evde unutmuşum. Bankada bir hayli sıra bekledim. Bu arada ağbim arasa bayağı kızacak falan dedim kendi kendime. 



(Bu görüntü evin giriş kapısından)
Bankada işim bitince minibüs ile pazara gittim. Yarı yolda yengem bindi minibüse, oda telefonu almamış yanına. Bana sordu telefon yanında mı diye yok bende evde unutmuşum dedim. İnince ağbimin yanına gittik. Oradan telefon açtık oğlana. Bu arada ağbim bana kapüşonlu polar almış , denedim olmadı diğeri de büyük geldi. Küçüğünü bakmak için ağbim aldığı sergiye gitti. O arada torunu geldi biraz öpüştük koklaştık,karşı sergiden alt üst takım aldık ona.
yaşı 3 kız kendisi. Sonra gittiler.

Eve geldim, baktım hala internet yok, kaptım modemi modem de sorun var mı diye satış yapan yere, Mustafa baktı Abla bunun işi bitmiş dedi. 120 lira beni dürttü kısacası yenisini aldım. E ve geldim taktım internett geldiiiii.
 Ben de hemen giriş yaptım ilk önce günlükleri yazdım sonra da okuyacağım kısmetse.


GÜN -14-

GÜN -14-

Sabah her zamanki gibi 08:00 de kalktım. Hep beraber kahvaltı yaptık. Daha sonra günlük rutin işleri yaptım. Ağbim evde tereyağı bittiği için söylendi. En büyük kahvaltı zevki sıcak ekmek ve tereyağıdır. Elektrikler kesildi. Ben de Migrosa gitmek için evden çıktım. İlk önce KÖŞEM pastanesine uğradım orada cay ve kahve içtim. Biraz BAVUL DERGİSİ'ni okudum.


Oradan çıktıktan sonra MİGROS'a uğradım, Teryağını aldım, kişisel bakım malzemelerinde indirim vardı. Ağbim el ve ayaklarını şeker hastası olduğu için devamlı nemli tutmak zorunda. Ben ona da NIVEA SOFT aldım. Oradan çıktım eve geldim kapıda kaldım:)) Annem bir komşu ameliyat olmuştu ona geçmiş olsuna gitmişti. Ben de bahçede oturdum o gelene kadar, kedilerimle oyun oynadık biraz.


Daha sonra annem geldi eve girdim, internete bağlanayım dedim, ben şok şok şok bağlanamıyorum. Tekrar tekrar denedim, müşteri hizmetlerini aradım vs olmadı. Onlar da 48 saatte dönüyorlarmış. İnternetsiz bir dünya varmış onu da keşfettik:)))
Gece yemek yedik, ağbim kahveye gitti. Kuruyemiş sevdiğimi bildiği için almış, bende kitap okurken lüplettim biraz.
Pazar günü böyle idi kısaca.






OT DERGİSİ SAYI 56

14 Ekim 2017

OT DERGİSİ SAYI 56


 Vazgeçtiğini yadırgar insan.

 İyilik asla yalnızlıktan hoşlanmaz. 

Tamir etmeyi öğrendiği şeyi, daha kolay kırıyor insan. Bilginin ayıbı bu.


Kendinin olduğu hiçbir yer gurbet değildir. Mesele kendin ve kendinde olabilmekte...
Hepinizin başkenti öz kendi.


Sanatta, kopya ve taklidin değer sıfırdır. 

Sömüren, sömürülene önce her şeye razı olmasını ve onun söylediklerine uymasını öğretiyor. 

Sonbahar geldi. Dizlerini karnına çekip rengini, kokusunu hatırlamadığın eski bir zamana sığınmaya çalıştın. Heyhat, zaman sığınabileceğin en son yer. Geçen ve giden bir şeye sığınabilir mi insan? Terk etmek üzere gelmiş birine ?

Başka türlü nasıl dayanır ki insan aynalara baktığında, ruhunun çirkinliğine

Biri geliyor, hayatımıza bir makas atıyor; o yaşadığımız bölüm, bütünün dışına düşüyor.

Zaman ancak bitince güzelleşiyor değil mi? Hayat da öyle sanılır. Hele ki umut tükenince, en güzel günler henüz yaşamadıklarımız değil, çoktan geride bıraktıklarımızdır.

Kaybedecek bir şeyi olmayandan değil ama
vazgeçmeye cesaret bulandan korkarım!

Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam.

Hayata ancak yaşadıklarını okudukları gibi değil, olmasını istediğin gibi hatırlayarak dayanırsın. Kendine de öyle.

Karısı memlekete gitmiş bir adamın
evdeki çamaşır makinesiyle bakışması gibi
çaresiz ve yabancısıyım bu dünyanın.