“Yollar biz yürüdükçe uzadı, uzadıkça canavarlar çoğaldı, çoğaldıkça korkularımız hortladı, hortladıkça çaldı içimizden birkaçını. Eksile eksile her adımda, döküle saçıla serçeler gibi yollara, biz hep yürüdük.”
Bakış dediğimiz şey bazen bir yere varmaz, asılı kalır. Hevesi Kirpiğinde’de olan bu: bir ânın içinde durup kalmak, devam edememek, geri dönememek. Sanki hayat tam orada, gözle kirpik arasında sıkışmış gibi. Okudukça fark ediliyor; bazı şeyler geçmiyor, sadece yer değiştiriyor.
Bir meydanda dağılan hayatlar, yollara düşen çocuklar, adı silinen insanlar... Polat Özlüoğlu’nun öykücülüğünde belirginleşen damarın en yoğun, en çıplak hâllerinden birini sunuyor Hevesi Kirpiğinde. Tanıdık mekânlarda, tanıdık anlarda ama tam ortasında açılan kırılmalarla ilerliyor; olanı anlatmaktan çok geride kalanı izliyor, hafızanın kolayca kapatamadığı yerlerden konuşuyor.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
Kısa öykülerin yer aldığı kitap. Saldırı, savaş, fakirlik, hastalık, toplum tarafından kabul görmemek gibi olayları anlatan öyküler yer alıyor kitapta.
KİTAPTAN ALINTILAR;
"Üstümüzden kanatları kopuk kırlangıçlar uçtu geçti. Öyle apansız çekip gittiler ki şimdi güz bitti dedim içimden. Kış geldi. İçimi bir hüzün kapladı. Etrafa baktım. Eskiden Tren garı arkada kalanların, gidenlerin, terk edilenlerin, ayrılıkların mezarıydı, şimdi onlarca çocuğun, gencin, kızın, oğlanın, yüzlerce elin, ayağın, kolun, bacağın, gözün, kulağın, düşlerin mezarı oldu dedim yazık.
*****
"Ben çocukluğumu, anamı gömdüğümüzün ertesi, sıcacık helvası soğumadan, şerbeti bitmeden, kokusu dönmeden, gözümdeki yaşlar kurumadan daha babamın, "Bir çorba kaynatıver kardeşlerin acıktı," dediği o vakit kaybettim. Bir daha da arayıp bulmak gelmedi aklıma.
*****
"Sana dair ne varsa hepsi aklımda, içimde kapalı bir odada zapturapt altında, zor tutuyorum, bıraksam beni ele geçireceksin. Sebebim olacaksın. Geçmişimi rehin alıp, şimdime haciz koyacaksın."
*****
Herkesin yüzünde emanet bir mutluluk, yüreğinde sevinç vardı.
*****
“İçim koca bir kara delik. Kendi içimde kayboluyorum.”
*****
Acıya alışmaya gör, sarmaşık gibi valla bir dadandı mı sana kımıl kımıl ilerleyiveriyor, damarlarına kanına karışıyor, kemiklerini sızlatıyor, bir bakmışsın her yerin acıdan uyuşmuş ama sen farkında değilsin.
*****
Şimdiki aşkları görüyoz saman alevi gibi. Laylondan. Yanmasıyla sönmesi bir oluyor. Kötü bir koku kalıyor geride. Başka bir şey yok. Aşktan yanmak mı kaldı şimdi.
*****
Benim tanrım beni duymuyor, unutmuş, çoktan gözden çıkarmış bu küçücük delikte. Üvey tanrılar edinmişim kendime, hepsinin merhameti kendine. Dualardan, ayetlerden azadeyim.
*****
Herkes ölünce nolcak? Cennete mi gitcez? Herkes mi? Herkesi almasınlar dede, söylicem Allah babaya, bazıları girmesin cennete.
*****
Bir Allah babaya söylicem her şeyi, bir ona anlatcam yaptıklarınızı. Herkesi tek tek bir ona şikayet etçem.
*****
Kimi aşklar bitmesi için yaşanır
sen bunları hiç önemseme
git gülümse başkalarına
Küçük İskender
*****
Aşkın içinde düğüm olursa o zaman fena. Dillere dolanır valla.
*****
Aşktan kim kaçabilmiş bugüne kadar?
*****

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder