(Bahçeden Cumhuriyet çiçekleri, üstüne de çekerken kelebek kondu)
DÜNYADA YAŞAMAK AMA DÜNYADAN OLMAMAK NE DEMEKTİR?
Derin bir ezoterik ve inisiyatik anlam taşıyan bu söz sık sık yanlış anlaşılmakta ve yaşarken dünyadan el etek çekmemiz gerektiği sanılmakta, bu da ruhsal yolculuk yapmak isteyen insanların kafasını karıştıran bir kavrama dönüşmektedir. Dünyayla gerekenden fazla bağlantı kurmayın, maddeye bağlanmayın, sosyal medyaya kendinizi kaptırmayın gibi yararlı bilgiler yanlış anlaşıldığı için bu önemli konuyu açıklığa kavuşturmak gerekiyor...
“Dünyada yaşamak ama dünyadan olmamak” tasavvufun çok temel bir anlayışını anlatır: İnsan hayatın içinde olacak; çalışacak, sevecek, kazanacak, ailesine ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getirecek. Fakat kalbini dünyanın geçici şeylerine teslim etmeyecek anlamını taşır.
Tasavvufî açıdan:
Buradaki “dünya”, yalnızca yaşadığımız gezegen değildir. Tasavvufta çoğu zaman insanı Hak’tan, özünden ve hakikatten uzaklaştıran bağlanmalar yani spiritüel deyişle madde ile aşırı özdeşleşmeler anlamında kullanılır.
Yani mesele: Dünyayı terk etmek değil, dünyaya esir olmamaktır.
Bir insanın malı olabilir ama malı onun kalbine sahip olmamalıdır.
Makamı olabilir ama makam onun kimliği olmamalıdır.
Sevdiği insanlar olabilir ama sevgisi sahiplenmeye dönüşmemelidir.
Bu anlayışta önemli olan el ile dünya, kalp ile Allah ilişkisidir.
Mevlânâ'nın meşhur bir benzetmesiyle anlatırsak:
“Su geminin altında olduğu sürece gemiyi yürütür; içine dolduğunda ise gemiyi batırır.”
Dünya da böyledir. Elinde olduğunda araçtır; kalbine dolduğunda bağ olur. Tasavvuf insanı hayattan kopmaya çağırmaz. Tam tersine şöyle söyler:
“İşini iyi yap.
Kazancını helal yoldan kazan.
İnsanlara faydalı ol.
Sev.
Üret.
Ailene sahip çık.
Güzelliği gör.
Sorumluluklarını yerine getir.
Fakat bütün bunların içinde ‘Ben bunlardan ibaret değilim’ diyebil.”
Çünkü tasavvufî bakışta insanın gerçek yurdu yalnızca dış dünya değil, gönül âlemidir. “Dünyadan olmamak” Bu, dünyayı küçümsemek değildir. Şöyle bir iç hâlidir:
“Dünya benim durağım; fakat son durağım değil.”
Bugün sahip olduğum şeylerin yarın elimden çıkabileceğini bilmek...
Övgü geldiğinde şişmemek, yergi geldiğinde yıkılmamak...
Kazandığında şükretmek, kaybettiğinde tamamen kendini kaybetmemek...
Sevdiğinde sahiplenmemek...
İşte bu hallere sahip olmaya başlamak, dünyanın içinde olup dünyaya ait olmamaya yaklaşmanın ilk adımlarını atmaktır.
Spiritüel Öğretilerde Nefis Açısından Ele Alınışı:
Nefis açısından konuyu ele alacak olursak; “Dünyadan olmamak” aynı zamanda nefsin şu taleplerinden özgürleşmektir:
“Daha fazlası benim olmalı.”
“Herkes beni beğenmeli.”
“Ben haklı çıkmalıyım.”
“Kaybetmemeliyim.”
“Bana ait olan elimden alınmamalı.”
Tasavvuf burada insana şunu öğretir: Sahip olduklarını kullan; fakat onların sana sahip olmasına izin verme. Asıl özgürlük budur.
Spiritüel Açıdan Bağlanmadan Yaşamak Nedir?
Spiritüel bakışla bunu “bağlanmadan yaşamak” şeklinde düşünebiliriz. İnsan deneyiminin içinde bulunur fakat kendisini yalnızca deneyimleriyle tanımlamaz.
“Ben paramım” demez.
“Ben makamım” demez.
“Ben bedenim” demez.
“Ben başkalarının benim hakkımdaki düşünceleriyim”
demez.
Bunların hepsinin geçici roller olduğunu fark eder. Böylece insanın içinde bir gözlemci bilinci oluşur:
Hayatı yaşarım ama hayatın her değişiminde kendimi kaybetmem.
“Mutluluk geldiğinde onu yaşarım.
Üzüntü geldiğinde onu yaşarım.
Başarı geldiğinde şükrederim.
Kayıp geldiğinde acımı kabul ederim.
Ama içimde bunların ötesinde bir sessizlik ve şahitlik alanı olduğunu hatırlarım.”
Bir tasavvufî hikmet olarak bir dervişe:
“— Dünyayı neden terk etmiyorsun? diye sorarlar.
Derviş gülümser:
— Dünyayı terk etmek kolaydır. Asıl mesele, dünya kalbinden çıkmışken onun içinde yaşayabilmektir.” der. Çünkü insan dağa çekilebilir ama zihninde hâlâ mal, makam, övgü ve kıyas taşıyabilir.
Asıl terk ediş mekânsal değil, kalbîdir.
Dünyada yaşamak: Hayata katılmak.
Dünyadan olmamak: Hayatın geçici görüntülerini mutlak gerçek sanmamak.
Dünyayı sevmek: Güzelliği görmek.
Dünyaya bağlanmamak: Güzellik değiştiğinde gönlünü kaybetmemek.
Dünyaya sahip olmak: Eşyayı kullanmak.
Dünyanın sana sahip olması: Eşyanın ve arzuların seni yönetmesi.
Ve belki en güzel tasavvufî cümleyle şöyle diyebiliriz:
“Elin dünyada olsun; gönlün Hakk’a dönük kalsın.”
Bunun daha derin bir katmanı da şudur: “Dünyada yaşamak ama dünyadan olmamak” ile “zühd”, “tevekkül”, “rıza” ve “kalbin özgürleşmesi” arasındaki ilişki. Bu dört kavram birlikte düşünüldüğünde sözün tasavvufî anlamı çok daha berraklaşır.
Hepinize merhabalar, umarım ziyaret eden okuyan herkes iyidir. Ben de iyi olmaya çalışıyorum, geçirdiğim ufak operasyondan bu yana yani bir aydır evde idim işe gitmedik, ağbim cumartesi gidelim dedi, bende sergiyi birine kurdur, ben satışı yaparım dedim. Öyle de oldu ağbimin arkadaşları yardım ettiler, sergi bezini ben sereyim dedim, Allah razı olsun Saadet abla da sen çekil ben sericem dedi. İyi ki de gitmişiz, güzel bir iş oldu. Akşam da malları ben poşetlere doldurdum ağızlarını bağladım, mahalleden Nihat ağbi geldi o arabayı yükledi, sonra hep beraber eve geldik. Sali günü doktor kontrolü için Çorlu'da idim, oradaki hastanede operasyon oldum. Ağbimin 20 yıl önce şeker yarasından dolayı ayağını Edirne Tıp fakültesi hastanesi kesme kararı almıştı. O dönemde burada genel cerrah olarak görev yapan bir doktorumuz vardı devlet hastanesinde, ağbime kestirme yaptırdığın tüm tetkikleri bana getir dedi. Ağbim de tetkikleri burada ona getirdi, tetkiklere bakıyor, Halis ağbi senin damarlarında bir sorun yok yaran yüzeysel kesmeleri için bir sebep yok, sen buna gün aşırı serumla yıkayıp yarayı pansuman yapıcaksın dedi, biz o zamandan bu zamana hala pansuman yapıyoruz. Yara kapanmadı, sadece pandemi zamanı ev yasaklarında gezmediği için kapandı, yasaklar bitince tekrar gezmeye başladığında tekrar açıldı. Yara ayak tabanında ne yazık ki. Biz de zaten kapanmasını istemedik, çünkü kimin böyle yarası varsa kapandıktan sonra şeker zehirlemesinden vefat etti. Daha sonra bu doktorumuz kanser hastalarına bu hastanede alet olmadığı için yardımcı olamıyorum üzüntüsünden, Çorlu da özel bir hastaneye geçti. Fakat buradaki hastaları onu oraya gitti diye bırakmadı, herkes Çorlu ya gidiyor doktora:)) Bizde onlardan biriyiz. Operasyonu o gerçekleştirdi.
Salı kontrolde idim, cafede masada randevu saatini bekledim kitap okudum, karşıma genç bir bayan geldi, biraz sohbet ettik psikiyatriye geliyormuş, şirkette mobing görüyormuş, o da benim gibi aynı konudan muzdarip kalmış. Doktor aşağıdaki kitabı tavsiye etmiş, o da onu okuyordu.
Doktor artık çalışabilirsin dedi, 1 ay sonra tekrar kontrole çağırdı.
Tarhanadan sonra turşuyu da hallettik, operasyondan önce temizliğimi de yapmıştım. Bu fotoyu instagrama koyduktan sonra tarhana ve turşudan sonra sıra neye geldi geldim, herkes afiyetle yemeye dedi:)) ben de bilemediniz sıra kışlıkları çıkarmaya geldi dedim:)) onu da yaptık şükür.
Dayım gelmişti İsviçre'den 3 hafta o kaldı döndü, bazı günler çarşıda ona gömlek vs alışverişi yaptık.
Aldıklarım...
Hiçbir şeyim yok diye hayıflanmayın..!
"Gülümsediğiniz yerden çiçek açmaya başlıyor hayat"
Hem de bedava...
Şu an gerçekleşmekte olan büyük bir yeniden kurulum var. Eğer kendinizi yorgun, dalgın veya uyuşmuş gibi hissediyorsanız korkmayın; bu durum kurulum devam ettikçe devam edecektir. Şu an pek çoğumuz bütün karmik ve süresi dolmuş ya da geçmiş anlaşmalarımızı sona erdiriyor, davranış alışkanlıklarımızı değiştiriyoruz.
Uzun süredir birlikte yaşadığımız gerçekliğin resimleri artık değişiyor ve yenileri henüz bilinmiyor. Aslında, büyük olasılıkla çoğumuzun birlikte büyüdüğü türden bir kesinlik bir daha hiçbir zaman olmayacak.
Artık yeni bir varoluş dönemine giriyoruz, bize iyi hissettirenle, sezgilerimizle, (gerçek) isteklerimizle ve içsel bilişimizle yürümeyi öğreniyoruz.
Yaşam artık çok organik olacaktır; bu şu anlama geliyor; bir şeyleri eskiden yapma biçimimiz ve yaşama bakışımız oldukça farklı olacak. Tekamülün getirdiği uyaranlarla olduğu kadar devresel doğamızla da nasıl akış içinde olacağımızı bilmeye ihtiyacımız olacak ve bu da pek çoklarına oldukça yabancı gelecektir. Kendimize karşı nasıl dürüst olacağımızı öğrenirken aynı zamanda da yeteneklerimize ve deneyimlerimize yönelik niyetlerimizi yeni şekillerde, daha fazla işbirliği içinde olarak hizmet yolunda yenilemeye başlayacağız.
Şu dönemde, bir parça dinlenme, iyi beslenme, doğada zaman geçirme ve derin düşünceye dalma, günlük tutma gibi aktiviteler bu büyük yeniden kurulum sırasında bütünleşmemize yardım etmede destekleyici olabilir. Bu günler büyük bir kaybolma hissi yaşadığımız günler olabilir ve neden olduğunu bilmesek bile gözyaşlarımızın akmasına izin vermek önemlidir. Ruhsal düzeyde çok şeyler değişiyor ve yeniden yönleniyor. Bu da zaman ve enerji alıyor. Bir şeyleri daha önce bildiğimizden çok daha farklı yapabilme fırsatına sahibiz.
Bir şeyleri denemek için çocuksu bir merak ve istek dolu tutumlar göstermek şu dönemde faydalı olacaktır. Her şeyin ötesinde, hem kendimiz ve hem de başkaları için nezaket ve sabır göstermeliyiz.
Yeni akım nezakettir.
(ALINTI)
Bugün okuduğum gazeteler, birikmişti aradan çıktı. Altını çizdiğim, beğendiğim makaleler kesildi deftere yapıştırılacaklar, alacağım ilgimi çeken kitapların resimleri kesildi, beğendiğim film ve dizilerde deftere yapıştırılacak boş vakitlerde izlenecek.
Yaptık yine bir güzellik bu kasımpatıyı aldık.
Gidip geliyorum geçmişime,
Gülüp geçiyorum karanlık sahnelere.
Kaybola kaybola buldum kendimi,
Aldım elime kaderimi.
Yazıyorum mutlu sonlu hikâyemi…
“Mutlu Son” Spotify’da!
Söz: SECHOTONES
Müzik & Vokal: AI-assisted / Suno
(Bu sözlere sahip şarkıyı spotify de dinleyebilirsiniz, sözler muhteşem. Resme ekledim ama çalışır mı bilmiyorum.)
İyi günler hepinize














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder