OKUDUKLARIM 159 / YENİDEN BAŞLAMAK İÇİN GÜZEL BİR GÜN

14 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 159 / YENİDEN BAŞLAMAK İÇİN GÜZEL BİR GÜN

Yeni evli, kocasına sırılsıklam aşık, ilk bebeğine hamile, hayattan zevk almayı bilen, dertsiz tasasız bir genç kadın olan Alice, spor salonunda düşüp kafasını vurduktan sonra kendini üç çocuk annesi, kocasıyla boşanma arifesinde, hayatın koşturmacası içinde kaybolmuş, orta yaşlı, mutsuz bir kadın olarak bulur. Sahip olduğu en değerli hazineyi göz açıp kapayıncaya kadar yitiren Alice hayatının en güzel anılarını geri almak için affetmeyi, affetmek için unutmayı, unutmak içinse her şeye yeniden başlamayı öğrenmek zorundadır.


"Kendi sırlarını çözmeye çalışan bir kadının kimi zaman eğlenceli, kimi zaman yürek burkan, ama başından sonuna özel ve derinlikli hikayesini arkadaşlarınızdan ve Hollywood'dan önce ilk keşfeden siz olun."

İZLEDİKLERİM 76

13 Kasım 2016

İZLEDİKLERİM 76

ARINMA GECESİ -3-

Bir geceliğine tüm yasakların serbest bırakıldığı Amerikan geleneği Arınma Gecesi 2025 senesinde ilk kez kapılarını dünyanın farklı noktalarından gelecek ziyaretçilere açmıştır. Gece yaklaşırken, organizasyonu bitirmek için başlatılan kampanya da güçlü bir şekilde devam eder. Başkan adayı olan Senatör Charlie Roan bu hareketin başını çekmektedir ve halkın büyük bir desteğiyle birlikte aynı zaman da çok da tehdit almaktadır. Çavuş Barnes ise polisliği bırakmış ve Roan'ın baş güvenlik danışmanı olmuştur. Beklenen gece geldiğinde ise senatörü ortadan kaldırmak isteyen güçler hareket geçer ve senatörle Barnes, tehlikelerle dolu sokaklara inmek durumunda kalırlar. Barnes senatörün hayatını, kendi hayatı pahasına 12 saat boyunca çılgınlar ordusundan korumak zorundadır.


KALİNKA DAVASI

Gerçek olaylardan uyarlanan yapım, kızı Kalinka’yı öldüren adamı arayan Andre Bamberski’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor

OKUDUKLARIM 158 / ÖLÜM ÖTESİNE KAÇIŞ

11 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 158 / ÖLÜM ÖTESİNE KAÇIŞ

ÖLÜM ÖTESİNE KAÇIŞ


1.Dünya Savaşı'nın kaos ortamında, Çar ordularının silahlarını ele geçiren Ermeni çeteleri, Doğu Anadolu'da terör estiriyordu. Iğdır ve yöresinde bulananlar kaçmak zorundaydılar. Kaçabilenler ise çok şanslıydılar!.. Çünkü, yakalananların akıbeti ya su kuyusunda boğulmak ya da tandır damında diri diri yanmaktı. Bu eserde, ailesi Ermeniler tarafından öldürülen Ekber'in, İran'a kaçış öyküsü anlatılmaktadır. Bu yolculuk, ölüm korkusu yaşarken, aşkın ılık nefesi ile soluk almaya çalışan birinin yolculuğudur. Korku, açlık ve aşk üçgeninde verdiği savaş, bazen dağların ıssız tepelerinde bazen de Ermeni saldırılarını önlemek için beklediği mevzîlerde devam eder. Öldürülen ailesinin intikamını alma fırsatı çıktığında ise, "merhamet" denizinde boğulan kahramanımız, savaşın çirkin yüzünü iç güzelliğinin yüceliğinde yıkayıp, temizler!.. Enver Paşa, Kemal Paşa, Sultan Galiyev, Mehmet Emin Resulzade ve diğer Türk büyüklerini hiç görmemiştir. Ama onların "Vatan" için çırpınışlarına yardım edememenin üzüntüsünü yaşar ve Türklerin "var oluş" savaşlarını yüreğinde hisseder!.. Tamamen gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak yazılan bu kitapta ki olaylar, tarih kronolojisi içerisinde aktarılmaya çalışılmıştır. Bu eserde Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı sıkıntılar, kıtlık yılları ve Ermenilerin Anadolu'da ve Azerbaycan'da yarattıkları travmanın küçük bir bölümü anlatılmıştır.

OKUDUKLARIM 157 / NAR AĞACI

09 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 157 / NAR AĞACI


NAR AĞACI

Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman.

Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü...

Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...
Ateşin bakışlı ateşin duruşlu; ırmağını kendi bildiğince alev ateş akıtmayı seçen bir genç kız Azam. Adı ne aşk ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'ın ırmağına dolanan Batumlu kitapçı Sophia. Acıyla yoğrulan, yoğruldukça durulaşan, kendi varlıklarını sevdiklerinin varlığında eriten Büyükhanım ve Hacıbey...
Ve hep kendi içine doğru akan, kendi ırmağını gencecik yaşta milleti için kurutan, Trabzon'un "kırık kafiyesi" İsmail, ah İsmail...


İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… İncelikle işlenmiş karakterleri, son derece zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyanı çarpacak ve yıllarca unutulmayacak bir kitap...

"...Herşeyin gölge olduğunu bir kere farkedince, artık can acısa da bir acımasa da. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile de biter. Hem öyle bir biter ki artık bitse de farketmez bitmese de farketmez..."

''Bilirim ki, kader yazılmış, defteri dürülmüş kaldırılmış, mürekkebi de kurumuştur. Ama her an yaratma halinde olan da Sensin. Öyleyse Sen yazılmış kaderleri bile geri çevirirsin. Benim kaderim işte az önce geldi, karşıma dikildi. Çevirme benim kaderimi geri. Onu bana çok görme.''

KIR ÇİÇEKLERİ

08 Kasım 2016

KIR ÇİÇEKLERİ

"Sen ki bilirsin kır çiçeklerini
Hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın
yeniden çoğalırlar
ve bir gün
Güneşin suları öptüğü zaman
Özgürlük renginde sevgiyle açılırlar...."
Adnan Yücel