Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin
başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar
verdi.
OKUDUKLARIM 162 / ALLAH'IN VELİ KULLARI EVLİYALAR
28 Kasım 2016
İçinde bir çok Evliyanın hayatı yer alıyor
ATEŞSİZ FIRIN
Somuncu Baba, bir gün fırına ekmeklerini sürdü.Pişmesini
beklerken, yanına Padişah Yıldırım Bayezid Han'ın damadı Seyyid Emir Sultan
geldi.Elinde bir çömlek vardı.''Selamün aleyküm baba! Dedi.O da; ''Ve aleyküm
selam'' diyerek birbirlerine bakıştılar.Başka hiçbir kelime konuşmadan
tanıştışlar.Emir Sultan, elindeki yemek çömleğini Somuncu Baba'ya verip,
içindekinin pişirilmesini rica etti.Somuncu Baba, kabı alıp fırının ağzından
içeri sürmek istediyse de, çömleği fırına sokamadı.
Detaylar:
okuduklarım
İZLEDİKLERİM 78
27 Kasım 2016
Dünyada ki tüm büyük devletlerin kendi güvenliklerini
sağlamak için gizli örgütleri ve timleri vardır. Devlet kendi güvenliğini
sağlamak için bu gizli örgütleri kullanır. İntihar timi filminde de çizgi
romandan esinlenerek benzer bir konu işlenmiştir. Devletin gizli bir
hapishanesinde mahkûm olan çeşitli özel güçlere sahip kişiler vardır. Bu
insanlar topluma zarar vererek suç işlemiş olan kişilerdir. Ama bunları özel
kılan doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Özel güçlere sahip olan bu kötü
adamlara dünyanın karşılaştığı büyük sorunlar için ihtiyacı vardır. Hükümet
tarafından mecburen serbest bırakılan bu grup dünyayı kurtaracak kişiler olarak
görülürler. Devlet bu adamlara bir teklifte bulunur. Kötü adamlara hükümetle
çalışması koşulu ile serbest bırakılacaklarını, hayatlarının geri kalanını
hapishanede geçirmekten kurtulabileceklerini teklif eder. Görevleri ise dünyayı
kurtarmak olacaktır. Bu şekilde oluşturulan timi anlatan film intihar timi izle
ile seyredilebilmektedir.
2.dünya savaşı sırasında geçmektedir. Filmde genç bir avukat
savaşın sonlarına gelindiğini anlayarak kendi gücüylede nazilere karşı
savaşacaktır. Kafasını çok iyi kullanan avukat gece gündüz çeşitli planlar
yapmaktadır. Halk tam olarak güvende değildir etraf askerlerle kaynıyordur çok
kısıtlamalar vardır.
Detaylar:
izlediklerim
OKUDUKLARIM 161 / KANADI KIRK KUŞLAR
25 Kasım 2016
1930'ların Almanyası... Nazilerin baskısından bunalan Yahudi
asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann, çemberin yeterince daraldığını, kendisi
ve ailesi için tek çarenin kaldığını hisseder: Kaçmak...
Ancak işsizliğin, savaşın habercisi toplumsal karmaşaların
ve her yere yayılan ayrımcılığın cenderesindeki bir dünyada insanca yaşanacak
bir yer bulmak hiç de kolay değildir. Zira Gerhard Schlimann ve diğer
Yahudilere sözümona gelişmiş ülkeler bir bir sırt çevirirken, bir tek
Avrupa'nın kıyısındaki genç bir Müslüman ülke kucak açar: Türkiye
Cumhuriyeti...
Bu konu ile ilgili SERENAD Kitabını da tavsiye olarak aldım en kısa zamanda okuyacağım.
Detaylar:
okuduklarım
100. MAYMUN HİKAYESİ
24 Kasım 2016
. Ken Keyes Jr.’dan belki de hepimizin hayatını değiştirecek
bir gerçek deneyin öyküsü.
Pasifik Okyanusu'nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda
Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal
ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları
tarafından gözleniyor.
1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların
beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları
da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de
hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı
patatesleri yemeye devam ediyorlar.
Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir
çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak
yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo'nun arkadaşları da
patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu
yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar
arasinda yayılıyor.
1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini
daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı
öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını
taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor.
Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini
düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates
yemeye devam ediyor. 1958'in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima
maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda
yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.
Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini
yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı,
adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor.
Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!
Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz,
bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun
kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları... Yeni bir
düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı
tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden
zihine aktarılabiliyor.
Yani, "Yüzüncü Maymun Fenomeni" denilen bu fenomen
şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda
insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey
oluyor.
Ama "bilenlerin" sayısı belli bir kritik noktaya
ulaştığı an, sadece bir kişinin daha "yeni yol"a katılması, toplum
bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes
tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası...
"Yüzüncü Maymun Fenomeni", Duke Üniversitesi'nden
Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her
seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir
dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniiklere
açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına
itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu
insanların... Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları
tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve
ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu
insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten
çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe
de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü
maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. "Yüzüncü Maymun" belki de
sizsiniz.
Detaylar:
bilgelikyolum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






