OKUDUKLARIM 163 / TRENDEKİ KIZ

30 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 163 / TRENDEKİ KIZ

Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

OKUDUKLARIM 162 / ALLAH'IN VELİ KULLARI EVLİYALAR

28 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 162 / ALLAH'IN VELİ KULLARI EVLİYALAR

İçinde bir çok Evliyanın hayatı yer alıyor

ATEŞSİZ FIRIN
Somuncu Baba, bir gün fırına ekmeklerini sürdü.Pişmesini beklerken, yanına Padişah Yıldırım Bayezid Han'ın damadı Seyyid Emir Sultan geldi.Elinde bir çömlek vardı.''Selamün aleyküm baba! Dedi.O da; ''Ve aleyküm selam'' diyerek birbirlerine bakıştılar.Başka hiçbir kelime konuşmadan tanıştışlar.Emir Sultan, elindeki yemek çömleğini Somuncu Baba'ya verip, içindekinin pişirilmesini rica etti.Somuncu Baba, kabı alıp fırının ağzından içeri sürmek istediyse de, çömleği fırına sokamadı.

İZLEDİKLERİM 78

27 Kasım 2016

İZLEDİKLERİM 78

Dünyada ki tüm büyük devletlerin kendi güvenliklerini sağlamak için gizli örgütleri ve timleri vardır. Devlet kendi güvenliğini sağlamak için bu gizli örgütleri kullanır. İntihar timi filminde de çizgi romandan esinlenerek benzer bir konu işlenmiştir. Devletin gizli bir hapishanesinde mahkûm olan çeşitli özel güçlere sahip kişiler vardır. Bu insanlar topluma zarar vererek suç işlemiş olan kişilerdir. Ama bunları özel kılan doğaüstü güçlere sahip olmalarıdır. Özel güçlere sahip olan bu kötü adamlara dünyanın karşılaştığı büyük sorunlar için ihtiyacı vardır. Hükümet tarafından mecburen serbest bırakılan bu grup dünyayı kurtaracak kişiler olarak görülürler. Devlet bu adamlara bir teklifte bulunur. Kötü adamlara hükümetle çalışması koşulu ile serbest bırakılacaklarını, hayatlarının geri kalanını hapishanede geçirmekten kurtulabileceklerini teklif eder. Görevleri ise dünyayı kurtarmak olacaktır. Bu şekilde oluşturulan timi anlatan film intihar timi izle ile seyredilebilmektedir.


2.dünya savaşı sırasında geçmektedir. Filmde genç bir avukat savaşın sonlarına gelindiğini anlayarak kendi gücüylede nazilere karşı savaşacaktır. Kafasını çok iyi kullanan avukat gece gündüz çeşitli planlar yapmaktadır. Halk tam olarak güvende değildir etraf askerlerle kaynıyordur çok kısıtlamalar vardır.


OKUDUKLARIM 161 / KANADI KIRK KUŞLAR

25 Kasım 2016

OKUDUKLARIM 161 / KANADI KIRK KUŞLAR


1930'ların Almanyası... Nazilerin baskısından bunalan Yahudi asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann, çemberin yeterince daraldığını, kendisi ve ailesi için tek çarenin kaldığını hisseder: Kaçmak...

Ancak işsizliğin, savaşın habercisi toplumsal karmaşaların ve her yere yayılan ayrımcılığın cenderesindeki bir dünyada insanca yaşanacak bir yer bulmak hiç de kolay değildir. Zira Gerhard Schlimann ve diğer Yahudilere sözümona gelişmiş ülkeler bir bir sırt çevirirken, bir tek Avrupa'nın kıyısındaki genç bir Müslüman ülke kucak açar: Türkiye Cumhuriyeti...


Bu konu ile ilgili SERENAD Kitabını da tavsiye olarak aldım en kısa zamanda okuyacağım.


100. MAYMUN HİKAYESİ

24 Kasım 2016

100. MAYMUN HİKAYESİ

. Ken Keyes Jr.’dan belki de hepimizin hayatını değiştirecek bir gerçek deneyin öyküsü.

Pasifik Okyanusu'nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.
1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.
Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo'nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.
1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958'in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.
Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!
Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları... Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.
Yani, "Yüzüncü Maymun Fenomeni" denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.
Ama "bilenlerin" sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha "yeni yol"a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası...

"Yüzüncü Maymun Fenomeni", Duke Üniversitesi'nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniiklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların... Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. "Yüzüncü Maymun" belki de sizsiniz.