HYGGE

28 Kasım 2017

HYGGE
Nedir bu “Hygge”?

🇩🇰 H Y G G E 🇩🇰 (huge, höge, hoga vb gibi okunuyor) tam net bi’ tanımı olmayan bu Danca kavram şöyle anlatılıyor : “samimi ortamlar yaratma sanatı” , “ruhun sıcacık hissetmesi”, “tüm dert, sıkıntı ve sinir bozucu şeylerden uzak olma durumu”, “rahatlatıcı ve mutluluk veren şeylerden keyif alma” , “en sevdiklerinle birlikte olma durumu”.. vb vb.. Hemen hemen her sene dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Danimarka’da hygee baya önemli bir kavram.

Hygge’ye ulaşmayı sağlayan şeyler ise Dan dostlarımıza göre aşırı basit.. Sevdiklerimizle ev buluşması, doğada olmak, sıcacık bi içecek, fırından yeni çıkmış kurabiye, mumlarla aydınlatılmış bi ortam, rahat ve minimal mobilyalar, sıcak şarap, yün çoraplar ve rahat ev giysileri .. vb vb.

Kopenhag’da yer alan Mutluluk Araştırma Enstitüsü’ne (valla uydurmuyorum böyle bir oluşum var buyrunuz linki) kaliteli bir şekilde hygge ruh haline girmek için 10 maddelik bir manifesto var.

Hygge Manifestosu

1)Atmosfer – ışıkları kısın veya kapatın. mumlarla bol bol “doğal ışık” yaratın
2) Anda Kalmak – anda kalma felsefesi “mindfulnes” trend olmadan evvel Dan dostlarımız bu işi çözmüş. Hygge yaşamak için ekranlara bakmamak, yaşanan ana odaklanmak ön koşul.

3) Küçük Keyifler – kahve, çikolata, minnoş tatlılar… yaramaz şeyler hygge felsefesinin olmazsa olmazı. Bu arada sanırım ilklimle alakalı Avrupa kıtasında kuzeye gidildikçe yıllık tüketilen şeker miktarı da artıyor. Şu haberden de detaylarını okuyabileceğiniz gibi: Danlar ortalama Avrupalıların tam 2 katı şeker tüketiyor. Ancak şeker tüketim birincileri daha da kuzeydeki dostları Fin’ler. 🙂

4) Eşitlik – geldik benim enn sevdiğim maddeye… Sevdiklerinizle toplaştınız, ağız tadı ile hygge olacaksınız. Öyle ev sahibi – misafircilik oynamak yok. Herkes her işin ucundan tutacak. O sofra birlikte hazırlanacak, birlikte toplanacak. Kimse ev sahibinin misafir ağırlama yeteneklerini değerlendirmeyecek. Herkes eşit, kimse ev sahibi veya misafir değil. Oh misss.

5) Minnettarlık – küçük, büyük farketmek elimizdeki şeylere müteşekkir olma durumu. O anda elimizde tuttuğumuz bi kupa sıcak çay da olur, kucağında oturduğumuz sevgilimiz de. Haydi sahip olduğumuz irili ufaklı güzellikleri sıralayıp şükür edelim. Zaten bunu yapana karada ölüm yok, mutsuz olmaz.

6) Uyum – kendini kanıtlama, yarışma olmadan çevre ile uyum içinde olma durumu. Yani ego yapmak, övünmek, gösteriş yapmak yok diyorlar kibarca.

7) Rahatlık – rahat koltuklar, giysiler, zorlamamak ve kendini salıvermek ön koşul.

8) Ateşkes – hygge ortamında olaylar, gerginlikler yok. “No more drama in my life” diyorlar. Siyaset, din gibi gerginlik çıkabilecek konuların hygge ortamında yeri yok.

9) Birliktelik – bu içtiğimiz bir kahve de olabilir, yanımızdaki sevdiklerimiz de olabilir. Tamamen “birlikte” ve mutlu hissetme hali.

10) Sığınak – hyggelig duruma erişmek için güvende hissetmek, tehlikeden korunduğu bilmek şart.

Bana Hygge Şeylerle Gel…

Hygge felsefesini aşağı yukarı anlayıp sevdiysek hygge’a ulaşmak için öneriler listesi paylaşmak isterim 🙂

1)Hyggekrog – yani Türkçe meali ile “hygge köşesi“.. Evde olur, iş yerinde olur kendinize özel bir köşe yaratıp burada zamanı durdurun. Anın tadını çıkarın ve keyif alın. Genelde cam önleri, mutfakta kaynamakta olan cisimlere yakın yerler, fırından gelen kokuların çekim alanı gibi öneriler var. Benim “hyggekrog”um salonun tam ortasında serdiğim mavi yoga matımın üstü. kalp kalp kalp.
2) İmkanlar el veriyorsa şömine : veya doğada yakacağınız ateş: çünkü yanan odun sesi ve kokusu son derece hygge

3) Mumlar & Mumlar & Mumlar : mum tüketiminde dünya 1. olan Dan dostlarımızın bir bildiği var. Mum yakılan ortamda bir sıcaklık, gerginlik azalması oluşuveriyor..

4) Doğada Olmak

5) Kitaplar

6) Çikolata ve Harika Tatlılar

7) Battaniye ve Yün Çoraplar

8) DIY Projeler: yemek yapmak, reçel yapmak, dolaplarınız için dizilim sistemleri geliştirmek… hepsi de çook hyggelit.

9) Deftere Yazı Yazmak: kağıt ve kalemle haşır neşir olmak terapi etkisi yapıyor. Benim favorim düzenli günlük tutmak.

10) Popcorn ve Seri Şekilde Dizi İzleme: netflix’te sevdiğiniz diziyi açıp, rahat giysiler, yün çoraplar ve sevdiğinizle paylaşılacak koca bir kase popcorn (misal karamelli yer fıstıklı).. ohh orama da hygge, şuralarıma da hygge

11) Tıngır Mıngır Yavaşça Pişen Şeyler: fırında kek olur, 6 saat pişen türlü olur, kuzu eti olur.. evi kokuya ve huzura boğacak her hangi bir şey olsun yeter.

12) Bitkiler ve Bahçe İşleri ile Uğraşma – iş veya dış alanda farketmez..

13) Güzel Zamanları Anıp Nostalji Yapmak – keyifli zamanlara ait eski fotolar, günlük notları, biletler vb şeylere bakmak



Kaynak : zeynepcansoylu  .com

BEKLENTİLER EKSİ GERÇEKLER EŞİTTİR HAYAL KIRIKLIĞI

27 Kasım 2017

BEKLENTİLER EKSİ GERÇEKLER EŞİTTİR HAYAL KIRIKLIĞI

Bugünkü park keyfinden kahve ile hepinize merhaba.

Sıradan bir gün idi, yağmur yokken yürüyüş yaptım hatta kütüphaneye uğrayayım dedim vazgeçtim. Elimde dergi  çay ve kahve eşliğinde parkta günümü geçirdim. Tam çıktım yağmur başladı, hafif çisenti ile eve kadar geldim.
Sütlü kahve eşliğinde hem işimi ördüm hem de film izledim.


RUHLARIN SONBAHARI

İki dul komşu Addie ve Louis'in yalnızlıklarını bir parça hafifletmek için masum biçimde aynı yatakta uyumaya başlaması, gerçek bir romantizmin de fitilini ateşler..

Pozitif dergisinden bu gün altını çizdiklerim..





Başlık pozitif dergisindendir.

AKLIN ZAMANSIZ ÖLDÜRDÜKLERİNİ YÜREK ANSIZIN DİRİLTİR.

26 Kasım 2017

AKLIN ZAMANSIZ ÖLDÜRDÜKLERİNİ YÜREK ANSIZIN DİRİLTİR.


Hepinize iyi pazarlar, yukarıdaki mama yeni beğenilerim arasında yer alıyor.


(dergiden)
Bu gün buralar yağmurlu idi, bir yağdı bir durdu. Durduğu bir an da evden kaçtım hemen:))) biraz yürüyüş biraz parkta çay kahve iyi geldi...



(pozitif dergisinden)

Ağbimde gider iken galeta siparişi verdi, normalde bunun kepeklisini alıyorduk. Bu gözüme yeni takıldı hemen bundan da bir paket aldım ve çok beğendim.


( pozitif dergisinden)

Eve gelince işimi elime aldım, son 7 sıram artık. Bir ara kalktım kıymalı karnabahar yemeği yaptım, akşamdan balık buğulama var birazda yanına salata bu akşam idare eder bizi.


TESTERE filmini izledim... ( korku severlere bol kanlı)


TABUR 

1917 senesinde, 1 ci Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından 3 yıl geçmişken, Almanlar ile savaşan Rus ordusu dağılmıştır, askerler savaşı artık istememektedirler. Şehirlerde kaos ve ekonomik buhran yaşanmaktadır.Bu duruma çare arayan Rus komutanlar, kadınlardan oluşan bir tabur oluşturup eğittikten sonra cepheye gönderirler.
Kadın askerlerin mücadelesine tanıklık edeceksiniz.



( pozitif dergisinden) 

Başlık KAFA dergisinden

OKUDUM 196 ÇERNOBİL DUASI

25 Kasım 2017

OKUDUM 196 ÇERNOBİL DUASI

2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç’in büyük eserlerinden Çernobil Duası, Çernobil Nükleer Felaketi ve sonrasında yaşananlara dair can acıtıcı bir sözlü tarih çalışması…İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. Çernobil Duası’nda Aleksiyeviç, 26 Nisan 1986’da meydana gelen tarihin en feci nükleer reaktör kazasını odağına yerleştirerek trajediyi yaşamış insanların bireysel tanıklıklarını aktarıyor. Masum yurttaşlardan itfaiye erlerine, Parti yöneticilerinden askerlere onlarca insan, anlattıkları hikâyelerle halen yaşamakta oldukları korku, öfke ve belirsizliği gözler önüne seriyor. Monolog biçimindeki röportajlardan oluşan Çernobil Duası, duygusal gücü ve dürüstlüğüyle hem unutulmaz bir sözlü tarih çalışması hem de almak isteyen için sayısız ibretler barındırıyor.

Nükleer patlama sonrası orada çalışanlar, patlamanın durdurulması için yapılanlar, KGB nin eldeki bulguları ortadan kaldırması ve oradaki halkın yaşadıklarını anlatan bir kitap. Sovyetler hata yapmaz deniliyor. Orada yaşayan halk otobüsler ile bilinmeyen yerlere sevk ediliyorlar. Toprak üstü altına getiriliyor. Hayvanlar öldürülüyor. Ekilmemesi gereken topraklar alt üst olduktan sonra tekrar ekiliyor. orada yaşayıp geri dönen yada gitmeyi red edenler normal yaşamlarına devam ediyorlar. Halka iyot dağıtılması gerekir iken yapılmayanlar.Konuya merak duyanlar okuyabilirler.

Doğaya bakın. Ondan öğreneceklerimiz var. Doğa durmaksızın çalışıyor, kendini arındırıyor, bize yardım ediyor. İnsandan daha akılcı davranıyor. İlk çağlardaki dengeyi yeniden bulmaya çalışıyor. Sonsuzluğu bulmaya.
*****
Şunu unutmamanız lazım; karşınızda duran kişi kocanız değil artık, sevdiğiniz o adam değil. Şimdi karşınızda yüksek yoğunlukta zehir yayan bir radyoaktif nesne var. İntihara kalkışmayın. Kendinize gelin
*****
İşte şu kadın yeni doğum yaptı. Kendine geldiğinde... Hemen sesleniyor: "Doktor, bana bebeğimi gösterin! Buraya getirin onu!" Başına, alnına, minicik bedenine dokunuyor bebeğin. Parmaklarını sayıyor... Ayaklarındaki ve ellerindeki... Kontrol ediyor. Emin olmak istiyor: "Doktor, normal bir çocuk mu doğurdum ben? Her şey yolunda mı?" Bebeği emzirmesi için getiriyorlar. Korkuyor: "Çernobil'e yakın bir yerde yaşıyorum... 'Kara yağmur'da ıslanmıştım..."
Gördükleri rüyaları anlatıyorlar bana: bir tanesi sekiz bacaklı bir buzağı doğurmuş rüyasında, başka birisi ise kirpi kafası olan bir köpek yavrusu... Hep öylesi tuhaf rüyalar. Önceden böyle rüyalar görmezdi kadınlar. Hiç duymadım ben.
Otuz yıldır ebelik yapıyorum
*****
Hapishane ile anaokulu karışımı bir şey sosyalizm. Sovyet sosyalizmi böyle bir şey. İnsanlar, ruhlarını, bilinçlerini, yüreklerini verdi devlete ve karşılığında günlük tayınını aldı. İşe biraz şans da karıştı; kimilerinin tayını daha büyük, kimilerininki daha küçük oldu. Aynı olan tek şey, karşılığında ruhlarını vermeleriydi.


İNSAN BİRLİKTE SUSARAKTA MUTLU OLABİLİR.

İNSAN BİRLİKTE SUSARAKTA MUTLU OLABİLİR.

Resim alıntıdır.
Başlık Kafa dergisindendir.

Resim çekmediğimden dolayı kendi resimlerimden ekleyemiyorum.

Her zamanki rutin günlerden biri idi, kahvaltı et, ortalık temizle, çamaşır yıka, kurut, ütü yap. Yürüyüşe git. Parka git, çay kahve iç..

Dün bu gün 2 film izledim onları paylaşayım dedim.


VATANDAŞ ( GÜZELDİ)


Amerikan yeşil kart piyangosu kazanan bir Arap göçmen Ibrahim Jarrah 10 Eylül 2001 tarihinde New York gelir. İşleri hiç bir zaman doğru gitmeyen kişi olarak kendini tanımlayan Jarrah bu kez hayatını değişmeyi, hayalinde olan ve küçüklüğünden beri iyi bildiği araba satış işine girmek için uğraşacağını ve New York onun için bir umut olacağını düşünürken işler yine umduğu gibi yine gitmez. Daha hava alanın da terslikler başlar iken bir de kendisini çevresinde gelişen olaylar sonucu 11 eylül saldırıları içine bulmaya başlayacak..


İSYAN ( basit bir robotik film)

Revolt, insanlığın sonunu getirmesi an meselesi olan bir uzaylı istilasının son günlerinde geçiyor. Afrika kıtasında görevli olan Amerikalı bir asker ve Fransız bir sıhhiyecinin işbirliği yaparak bu saldırıdan sağ kurtulma çabasını izleyeceğiz. Bir yandan sığınacakları güvenli bir bölge ararken bir yandan da birbirleriyle uyum içinde çalışmayı öğrenmek zorunda kalacak bu zoraki ikili.

Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim.