BELKİ HİÇ BİR YERE GİTMEYECEĞİM.
15 Temmuz 2018
Bir haftanın daha sonuna geldik. Yaz sıcakları hala devam, akşam üstleri yağmurlar çiseliyor sadece hafiften hafiften...
Ağbimin gözüne halen damla döküyoruz. Haftaya perşembe kontrolümüz var. Annem kafasının dönmesinden muzdarip, habire tansiyor ölçüyoruz.
Hem kitap hem dergi okuyuşlarına halen devam edemiyorum sıcaklardan.
Akşam komşunun oğlunun kına gecesi vardı oraya gittik. Trakya havaları ile çoştular kız evinde. Bu günde alay vardı gelin alındı. Davullu zurnalı alaydan sonra gelin arabadan inmedi, adettir kaynanadan takı bekler. Daha sonra anlaştılar arabadan indi. Ardından mahalleli olarak yemeğimizi yedik. Bizde adettir dana keserler düğünlerde, yemekler kazanlara yapılır, konu komşu düğün evinde yemek yeriz. Şimdi birazdan da makyaj yapıp giyineceğim, düğün için hazır olmak lazım her an gidebiliriz.
EBEDİ YOL
, Jussi Ketola adındaki adamın Yıllarca Amerika'da çalışıp ülkesine dönmesini ve sonrasında gelişen gerilim ve dram dolu hikayeye odaklanmaktadır. Jussi Ketola, ülkesine döndükten sonra bir gece evine baskın düzenlenir. Öldürülmek için kaçırıldığını anlayan adam bir şekilde kurtulmayı başarıp sovyetler birliği sınırlarına kaçar. Burada hep hikayelerden duyduğu olaylara bizzat şahit olan Jussi, sovyet polisinden yardım alır ve yeni bir kimlik ile ülkesine döner. Amerika'da yıllarca çalıştıktan sonra Finlandiya'ya dönen sendika aktivisti Jussi Ketola, öldürülmek maksadıyla gecenin bir saatinde evinden kaçırılır. Ketola, kendisini kaçıranların planlarını bozarak ellerinden kaçar ve sınırın ötesine, Sovyet tarafına geçer. Gözleriyle görüp tecrübe etmemiş birinin asla inanmayacağı şeyler yaşayan Ketola'yı Sovyetler Birliği polisinin yardımı ile yeni bir kimlik, yeni bir iş ve yeni bir eş beklemektedir.
9/11
11 Eylül trajedisini merkeze alıyor. Beş kişilik bir grup, Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'nde bir asansörde mahsur kalmıştır. Umutlarını kaybetmeden birlikte hareket ederek, bu zorlu durumdan kurtulmaları gerekmektedir.
Filmlerini izledim.
Yepyeni hafta herkese güzellikler getirsin.
Detaylar:
günlük,
izlediklerim,
okuduklarım
BEN HANGİ YAPRAĞIN İNCE HÜZNÜYÜM?
13 Temmuz 2018
Merhaba
3 gündür yazamadım buralara. Çarşamba günü ağbimin göz ameliyatı vardı Tekirdağ da, oraya gittik. İlk göz ameliyatı çok uzun sürdü, ağbim öğleden sonraya kaldı. Ameliyatta iken hasta yakınları ile çene çaldım biraz. Ameliyattan sonra eve geri döndük.
Dünde kontrole gittik, bandaj alındı. Oranın pazarı idi, ağbim sergi açtı. Orada arkadaki binanın sahibi kapıya bir yazı asmış fotoğraf çekecektim unuttum.
Pazarcı arkadaşlar kapıya ip balamayın:))
Koca trakyalı Ğ harfini unutmuş:)))
Film yok sıcak var
dergi yok sıcak var
kitap yok sıcak var..
Sıcak olunca gölge yer arama derdi var.
Bu gün bankaya gittim, terziye uğradım. O arada annem bahçeden fasulye toplamış, gelince onu pişirdim. Beyaz çamaşır yıkamıştım, annem onları asmaya başladı bir süre sonra bıraktı gözlerim kamaştı diyeceği yerde karardı dedi:)) güneşte olunca kamaşıyor insanın gözleri. Seviyorum annemin bu hallerini. Dün de kabakların içi boşalmış kızartma olamaz tabi, ormanlı bunlar ormanlı diyor:)) yani hormonlu demek istiyor. Bu akşam bende mücver yaparım onları olur biter.
Başlık Birhan Keskin şiirinden.
Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm?..
...
Kendiliğinden gelen sözcüklerin misafirliğini
ne çok severdin,
Nasılsın…
Bugünlerde ben iyi gibiyim
yorgun gri kaideler arasında
hüzünlü bir yeşilim,
Ya sen…
Sen… Nasılsın?
Göğsündeki ağrılar nasıl?
İyi misin?
Ben hangi kelimeye açsam ağzımı
Ben hangi kelimeyi nereye koysam
Bir sonbahar konaklar sesimde.
Ben hangi kelimeyle girsem akşama
Ben hangi kelimeyle nereye gitsem
Yokluğunun renginde depremler düşer boynuma.
Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm,
Sen hangi sersem haydut?..
Birhan Keskin
Detaylar:
günlük
EN İYİSİ KENDİN GİBİ KAL
09 Temmuz 2018
Yeni bir haftaya güzel bir başlangıç yapalım. Yağmur yazı bu sene. Hafiften de olsa yağıyor. Bu gün pazara gideceğim:))
Gerçi ben bunları almayacağım ama olsun, pazar bahane olsun dolaşmak şahane olsun:))
Gider iken SSK kurumuna uğrayacağım. Malum bu ayın 21inde emeklilik için başvuracağım. Gerekli bir evrak varmı diye öğreneceğim.
Sabah erkenden evin sağ tarafında kalan duvara sarılmış olan kurumuş asmanın dallarını temizledim. Sabah sporunu böylece yapmış oldum.
Limonatamı kendim yaptım:)) 4 adet limonu parçalayıp dondururcuya kaldırdım. 1 gün sonra çıkardım biraz çözülsün diye bekledim. Rondoya 2 bardak tozşeker ve limonları koydum.Bızzzzttttttt limonata esansı hazır. İçine su ilave edip karışımı süzüp dolaba şişelere kaldırdım.
Sabahları kahvaltıdan sonra ortalığı biraz toplayıp, sabah kahvemi dergi okuyarak içiyorum. Kahve fincanım da xxl oluyor:)))
TANRI BİZİ BAĞIŞLASIN
Film. Madrid’in tam “15-M Hareketi”ne sahne olduğu dönemde, şehir aynı zamanda bir seri katilin brutal eylemlerine de sahne olur. Söz konusu seri katil, yaşlı kadınlara tecavüz etmekte ve onları döverek öldürmektedir. Adli tıpta görev yapan kadın doktorun söylediğine göre bu yaşlı kadınlar tecavüze uğramışlardır.
Dava dedektif Luis Velarde (Antonio De La Torre) ve Javier Alfaro’ya (Roberto Álamo) verilmiştir. Katile ulaşamamanın stresiyle ezilen bu iki dedektif, bir yandan Madrid sokaklarında seri katil peşinde gezerken, bir yandan da kendi saldırgan doğalarını sergilemekten geri durmazlar. Dedektif Javier Alfaro’nun öfke kontrolü problemi vardır ve saldırgan tavırlarıyla dikkatleri çeker. Dedektif Luis Velarda ise, kadınlarla ilişki kurmakta pek başarılı biri değildir.
Filmini izledim.
El işi çantam hala eklenecek bekliyorum.
Kırık kalpler ve Drina da son gün kitaplarını değişimli olarak okuyorum
Detaylar:
günlük,
izlediklerim,
okuduklarım,
pişirdiklerim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







