44. HAFTA

05 Kasım 2018

44. HAFTA

Önümüzdeki sene hangi açıdan gelişmeniz/büyümeniz gerektiğini düşünüyorsunuz?

İlk önce alınganlık konusunu bir kenara bırakmam gerek, Farkındalığımı ve kişisel gelişimimi arttırmaya dikkat etmeliyim.
Bir de maddi konuda daha dikkatli olup tasarruf yapmalıyım.

GELECEĞİNİ BİLMEDİĞİN BİR ŞEYİ BEKLEYEMEZSİN

03 Kasım 2018

GELECEĞİNİ BİLMEDİĞİN BİR ŞEYİ BEKLEYEMEZSİN


Yağmurlu bir günde çekmiştim bu kasımpatı resmini. Hala yazdan kalma günler yaşıyoruz buralarda, sadece annemler şeker hastası olduğu için geceleri üşüyorlar, soba hafiften yakıyoruz.



Geçenlerde arkadaş ile alışveriş merkezinde buluştuk, onunla içtiğimiz kahve...
Dün değil evvelsi gün de parkta buluşmuştuk. Orada fare görünce ciyak ciyak bağırarak kaçtı:))) Bahçeli yerlerde görmek gayet doğal bu fareleri:)))

Dün arkadaştan emanet aldığım kitabı vermek için çarşıya gittim. O da İstanbul'a mala gitmiş. Bende kitabı elemana bıraktım çıktım.
Migrostan dergilerimi aldım.



Filmini izledim.
Genç bir rahine romanya'da bulunan bir manastırda kendi canına kıyarak intihar etmiştir. Vatikan olayın incelenmesi ve araştırması için iki kişi gönderecektir bir tanesi geçmişi ile sorunları olan diğeri ise yeni rahiplik yemini etmeye hazırlanan bir çaylak olacaktır. Bu iki kişi beraber haraket etmeye başlarlar manastırı inceledikçe hem korkunç şeyler öğrenmeye başlarlar inançlarını sorgulamaya dahi başlayacaklarıdır. 


Eve geldim, bu seferde Kasım ayında okuyacağım kitapları ayarladım.


Bu gün de yumurta ve zeytın almaya gittim, durakta aşağıdaki ponçiği gördüm, ona da aç bitir salam aldım besledim.


Parayı harcar iken ben:))



OKUDUM 40- ÇÖP ADAM

02 Kasım 2018

OKUDUM 40- ÇÖP ADAM


ARKA KAPAK TANITIM YAZISI

1986 yılında, on iki yaşındaki Eddie vaktini arkadaşlarıyla bisiklete binerek ve küçük çetesiyle kendine maceralar yaratıp eğlenerek geçirir. Haberleşmek için kullandıkları gizli şifreleri vardır; birbirlerine küçük çöp adam figürleri çizerek mesajlar gönderirler. Fakat bir gün, kim tarafından çizildiğini anlayamadıkları çöp adam figürleri, onları parçalanmış bir cesede götürdüğünde her şey tepetaklak olur.

2016 yılında, yaşanan gizemli olaylar kasabalının zihninden silinmişken çöp adam figürleri yeniden ortaya çıkar. Eski çete üyeleri tekrar benzer bir mesaj alır ve ilk önce bunun kötü bir şaka olduğunu düşünürler. Ancak aralarından birinin ölüm haberi geldiğinde Eddie, otuz yıl önce yaşananların ardındaki hakikati ortaya çıkarmaktan başka çare olmadığını anlar…

****************************************************************************

Yazarın ilk kitabı imiş. Severek okudum. 1986 yılında işlenen bir cinayetin failinin 2016 da ortaya çıkması ile ilgili bir konusu var.
12 yaşında 4 arkadaşın çöp adamlar çizerek, aralarında ortaya çıkardıkları iletişim ,ölümle sonuçlanan ve katilleri bulunamayan cinayetler 2016 yılında çözülüyor,  kitabın sonunda ben çok şaşırdım.

Arkadaşlar insanın her şeyidir.
*****
Kanıksadığımız, kesin gözüyle baktığımız her şey göz açıp kapayıncaya kadar elimizden çekilip alınabilir.
*****
İnsanın en yakın arkadaşlarıyla bile paylaşamayacağışeyler olabilir. Çocukların da sırları olabilir. Hatta bazen büyüklerden çok daha fazla.
*****
Çocukların kendi hayatları üzerinde kontrolü yoktur.
*****
Herkesin sırları, yapmaması gerektiğini bile bile  yine de yaptığı şeyler var.
*****
Hayatta değiştirebileceğiniz şeyler vardır; kilonu, görünüşünüz ve hatta adınız gibi. Ama birde ne kadar isterseniz isteyin, denerseniz deneyin ve çabalarsanız çabalayın asla fark yaratamayacağınız şeyler vardır. Bizi şekillendiren şeyler de bunlardır. Değiştirebileceklerimiz değil, değiştiremeyeceklerimiz belirler kim olduğumuzu.
*****
Yalnız yaşamak, temel mutfak bilgisine sahip olmayı gerektiriyor.
*****
Geçmişin kendisi de hayatta kalmayı başaranların anlattığı bir hikayeden başka bir şey değil zaten.
*****
Bazı kırışıklıklar yaşanmışlıkları gösterir.
*****
İnsanlar değişir.
*****
Çocukken bulduğunuz fikirler rüzgarla savrulan tohumlar gibidir. Bazıları tutmaz, esintiyle birlikte sürüklenir ve unuturlar, bir daha adını bile duymazsınız. Bazılarıysa kök salar. Derinlere kadar inip büyür serpilirler.
*****
Karma, ne ekersen onu biçersin anlamına geliyor. Kötü şeyler yaparsan döner dolaşır en sonunda sana yaptığını ödetir.
*****
Prensipler iyidir.
*****
Prensipli insanlar genelde istedikleri her şeye sahip olan yada kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlardır.
*****
Bazende riski göze alman gerekir. Yoksa hayatında hiçbir yere varamazsın. Gerçekten yaşamak yerine olduğun yerde çürüyüp fosilleşirsin.
*****
Ama'yla başlayan cümleler hiç bir zaman iyi bitmez.
*****
İyi bir insan olup olmadığın başkalarına olan davranışlarından anlaşılr.
*****


ALIRIM AYAĞIMIN ALTINA

01 Kasım 2018

ALIRIM AYAĞIMIN ALTINA

Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi, grip “Yatınca geçer”di, başın ağrıyorsa “Çocukların başı ağrımaz” denirdi, uykun kaçıyorsa “Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün” şeklinde konu halledilirdi..!
Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya, “Tembel”din ya “Yavaştan, sağlam sağlam öğreniyor”dun..! Hüzünlü bir çocuksan “Yazar olacak herhalde” derlerdi, yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı, susup otururdun..
Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar..
Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk ‘astım başlangıcı’, okuma yazmayı zor söküyorsa ‘disleksik’, hüzünlüyse ‘depresif’, aşırı hareketliyse ‘hiperaktif’ diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler..!
O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular..?
Emo..!
Emo ne..?
Hani beş-altı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska, dar pantolonlu, converse’li, siyah ojeli ergenler var ya..
Taksim’de kaldırımlarda filan oturuyorlar..
Aha onlar Emo…!
Emo kelimesinin emotional’dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor. Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı..!
HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM..
Ay kıyamaam..!
Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır..! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım..
Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim.. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım.. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem “Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa..” şeklinde pedagojik bir açılım yaptı..
“Sıkılıyorum… Hayat çok anlamsız..” cevabımın üzerinden sanırım birkaç saniye geçmişti ki, acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım.. Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu ‘mıncırma’ hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmiş ti..
Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir.. Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir..!Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle,yüzünü yüzüme yaklaştırarak
“Alırım ayağımın altına” diye başladı ve
“Karnın tok sırtın pek..! Aklını başına topla..! Sıkılıyorsanda git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah..” şeklinde bitirdi..!
ne derdim kaldı ne tasam .

–Gülse BİRSEL-

OKUDUM 39- MİMOZA SÜRGÜNÜ

OKUDUM 39- MİMOZA SÜRGÜNÜ

Deneme okumayı seviyorsanız eğer okuyabilirsiniz. Nazan BEKİROĞLU'nun kalemi ağırdır. Romancılığı kadar deneme yazılarını da beğendim. Alıntı yapılacak çok satırları var, hepsini yazmaya vakit yetmez. Bir çok konu ile ilgili yazılmış denemeleri keyifle okuyabilirsiniz.

Dünya nimetinde gözüm yok ama bir zeytin ağacının gölgesinde bir bardak çay olursa olsun.
*****
Ruhu hayattan tiksinince artık şikayetlerini tutmayıp buruk bir kalple konuşmaya başlayanlar var.
*****
Çocuğun zamanı yok. Her daim cennette gibi duruşu bu zamansızlıktandır. Sadece yaşadığı an'ın içindedir o. Dünsüz ve yarınsız. Masumiyeti, ân'ı yaşayışından kaynaklanır. Masumiyetin yitimi bu yüzden o denli acıdır.
*****
Camı ancak elmas keser, elması kesen de yine elmastır biliyorsun. Taş ise camı kesmiyor, kırıyor. Cam kırıkları ellerinde, ortalığı temizlemek de sana kalıyor, öyle yorgunsun.
*****
Mahremiyetin alanı daralmıştır reçel kaynatmak ya da salça kurmak sokağın bütün kadınları aynı anda ilgilendirir. Kadınlar kapı önlerinde oturur ikindi sonrası çay vaktidir. Bir fincan kahvenin hala kırk yıl hatırı vardır. Yeşil erik olur ya hamile kadınların payı göz ardı edilmeksizin toplanır. Pişenin kokusu aspiratörlerle emilmez, komşunun göz hakkı peşinen bilinir ki Kazanılmış bir haktır çocuklar sokakta oynar ama babaların eve gelme vakti her şeyin sus pus olduğu eski zamanlardan kalmadır.