CANIMLA BESLİYORUM ŞU HÜZNÜN KUŞLARINI ( CEMAL SÜREYYA)

13 Mart 2019

CANIMLA BESLİYORUM ŞU HÜZNÜN KUŞLARINI ( CEMAL SÜREYYA)


Sabah çayı ile tünaydınlar size. 
Dün ve bugün hava serin, malum kocakarı soğuklarındayız, mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır derler. Gerçi biz biraz erkenci davranıp evin içine alıp camekanda baktığımız sardunyaları dışarı çıkardık ama inşallah bir şey olmaz. Sümbüller rengarenk açtılar toplamak lazım ama dalından koparmaya kıyamıyorum. Yeşil soğanları çıkarıyorum bir tek bahçeden. Çiçekler dalında kalsınlar.


Çantam bitti astarlanması kaldı. İkinci bir lale çanta daha ördüm onun da sapları kaldı takılacak.


ilk ördüğüm lale çantanın renkleri ve şeması için tıklayınız.


Ağbim halen istanbulda tedavi görüyor, özel ortopedik yara için ayakkabı tabanı yapılacak şimdi onu araştırıyorum. Kadıköy'de bir yer buldum ağbimi oraya yönlendireceğim. Tedavi harici zamanlarda Ümraniye de rahmetli teyzemin evinde kalıyor. 

Dergiden bir güzel söz....


BARAN

17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran'daki bir inşaatta ameledir. Aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif'in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmat çalışmaya başlar. Kalabalık ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif'in kantindeki işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmat'a karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla büyük bir aşka dönüşecektir. 



ÖLÜMCÜL SAPLANTI

Ölümcül Saplantı: Hastanın İntikamı İlk filmde hastalarına türlü işkenceler yaparak tutuklanan Dr. Beck, yalancı şahitler sayesinde özgürlüğüne kavuşuyor. Öğretmenlik yaparak temiz bir başlangıç yapmak isteyen adam, intikam için geri dönen eski hastalarından biri ile ölüm kalım mücadelesi vermeye başlıyor. 

Filmlerini izledim.



MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM

12 Mart 2019

MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM



Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.
Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu.
Hatta, bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,
"Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye.
Birisi nasıl olduğunu sorsa; "MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM " diye yanıt verirdi hep.

"MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM ..."

Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü bir gündeyse,
Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.
Bir gün Jerry'ye gittim. "Anlayamıyorum" dedim.
"Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun?
Nasıl başarıyorsun bunu?"

Her sabah kalktığımda kendi kendime;
"Jerry, bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü" derim.
Her zaman havamın iyi olmasını seçerim.
Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var.
Kurban olmak ya da ders almak.
Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.
Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, yine iki seçimim var.
Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek.
Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.
"Yok yahu" diye dalga geçtim. "Bu kadar kolay yani"
"Evet...Kolay..." dedi Jerry.
"Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır.
Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin.
Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin.
Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin.
Yani sen hayatını nasıl yaşayacağını seçersin"
Jerry'nin sözleri beni oldukça etkiledi.

Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım.
Yıllar sonra Jerry'nin başına çok talihsiz bir olay geldi.
Soygun için gelen hırsızlar Jerry'yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış.

Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.
"Nasılsın?" diye sorduğumda; "MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM" dedi.
"MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM"
"Olay sırasında neler hissettin Jerry?" dedim.
"Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.
Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim."
"Korkmadın mı? Şuurunu kaybetmedin mi?"
Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
Bana hep "iyileşeceksin merak etme" dediler.
Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hızla sürerken
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum.
Bu gözler bana "Bu adam ölmüş" diyordu.
"Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım"
"Ne yaptın?" diye merakla sordum.

Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak
"herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını" sordu.
'Evet' diye yanıt verdim.
"Var"
Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım;
"Benim kurşunlara alerjim var!.."
Doktor ve hemşireler gülmeye başladılar.
Tekrar bağırdım;
"Ben yaşamayı seçtim.
Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil"

Jerry, sadece doktorların büyük ustalıklari sayesinde değil,
kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu.
Hergün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız
ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim
ve herşeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu.

Bu yazıyı okudunuz.
Şimdi iki seçiminiz var:
1. Unutup gitmek,
2. Yazıyı dikkate alıp saklamak, arkadaşlarınıza göndermek.

Francie Baltazar Schartz'ın yazısını okuduktan sonra düşündüm,
iki seçimim vardı:
1. Çöpe atmak,
2. Birileriyle paylaşmak.

Ben seçimimi yaptım. Siz değerli arkadaşlarımla paylaştım.

Ya siz?..."

HER ZAMAN 'MUHTEŞEM SEVGiYLE YAŞAYAN BiR MUCiZEYiM' DEMENİZ DİLEĞİYLE.

DÜNYA İLK ADIMI ATMAKTAN KORKAN İNSANLARLA DOLU ( GREEN BOOK FİLMİNDEN)

11 Mart 2019

DÜNYA İLK ADIMI ATMAKTAN KORKAN İNSANLARLA DOLU ( GREEN BOOK FİLMİNDEN)

Baharın sesleri bunlar der iken bahar geldi çattı, erik ağacı gelinliğine büründü. Umarım verimli bir yılı olur çünkü annem eriği çok sever. Baklada çıkmış almak lazım, baklayı da çok sever. Hafta sonu oğlu burada idi, sevdiği yemekleri yapmıştı.



Komondo kızım da sucuğu çok sever, her sabah mutfak kapısında ben geldim der. Birde kumru kuşlar geldi mi besleme olayı tamam. 


Çantanın ön yüzü ve yan kısımları birleşti bugün de arkasını birleştiriyorum. Bol bol film izliyorum.


JUANİTA filmini izledim.
Juanita, yeni bir başlangıç yapmak için yollara düşen bekar bir annenin hikayesini konu ediyor. Genç ve bekar bir anne olan Juanita, hayatından tam anlamıyla bıkmıştır. Çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan ve bunun için elinden geleni yapan Juanita, yine de kimseyi memnun edemez. Yaptığı onca şeye rağmen kimseden takdir görmeyen genç kadın, rüyalarında dahi istediği hayatı yaşayamamaktadır. Aşkta ve hayatta yaşadığı sorunlardan iyice bunalan Juanita, çareyi ufak bir kaçamak yapmakta bulur. Sorunlarından biraz olsun uzaklaşmak için seyahate çıkmaya karar veren Juanita, haritadan kendisine bir yer belirleyerek otobüse atlar. Gittiği yer hakkında hiçbir şey bilmeyen genç kadın, kendisini bir dizi maceranın içerisinde bulur. Bu yolculuk, Juanita’nın kendisini keşfedip, hayatında yeni bir başlangıç yapmasını sağlayacaktır.


HAYATIMIN RODEOSU filmini izledim.

Çocukken babası ile gittiği at çiftliğinde bu hayvanlara karşı içinde özel bir tutku oluşan Amberley Snyder, hayatının ilerleyen yıllarında profesyonel bir jokey olacaktır. At yarışlarına katılan Amberley, final yarışı niteliğindeki turnuvaya katılmak üzere yola koyuluyor. Yolculuk sırasında kaza geçiren talihsiz kız, bacaklarından ağır yara alır. Bu durum jokeylik kariyerini tehlikeye atsa da, tutkusu ve azmi ile bu durumun üstesinden gelmek için çaba göstermeye başlar.




İYİ BİR ŞEYSE SEVERİZ ELBETTE

08 Mart 2019

İYİ BİR ŞEYSE SEVERİZ ELBETTE

Evet çantanın ön yüzü bitti yanları ve arkası kaldı. 
ağbim bu gün istanbul'dan hafta sonu için geliyor.  Annem sevdiği yemekleri pişiriyor. Bende aylık pisikoterapimi aldım bu gün. Filmlerimi izliyorum el işimi yapıyorum. Biraz bahçede oyalanıyorum. Kuşları kedileri besliyorum gün geçiyor...

ÖRÜMCEK AĞINDAKİ KIZ İZLEDİM

Bilgisayar korsanlığı yaparak hayatını devam ettiren Lisbeth Salander, bütün gününü suçluları gün yüzüne çıkarmak için çalışan bir korsandır. Uzun süredir bu şekilde devam ettirdiği yaşamında suçluların açıklarını bulduğu anda paylaştığı gazeteci bir arkadaşı vardır. Mikael adındaki bu gazeteci Lisbeth'in verdiği bilgiler doğrultusunda suçluları ifşa etmektedir. İkili hiç anlaşamasalar da birlikte iyi işler çıkarmıştır. Lisbeth bir gece bulduğu dosyalarda bütün siyasi suçluları, yozlaşmış polisleri ve hükümet çalışanlarının listesine ulaşır. Bu durumdan bahsettiği gazeteci arkadaşı ile bu durum üzerine düşünmektedirler. Ancak bu büyük suç ağının açıklanması ile kendilerini büyük bir riske atarlar. Büyük bir örümcek ağındaki kız ve gazeteci arkadaşının yapacaklarını gözler önüne seriyor film.



ORTAK

Eski bir asker olan Payne, yaşamını artık sakin geçirmek istemektedir. Ancak ona özenerek büyüyen kardeşi onun yolundan gitmiş ve asker olmuştur. Gizli bir birim için çalışmakta olan kardeşinin bir görevde öldürüldüğünü öğrendikten sonra bu denli gizli bir ekibin bilgilerinin nasıl ele geçirildiği düşüncesiyle bir köstebek olduğunu anlar. Kardeşinin ölümüne sebep olan bu kişileri bulmak için yardımına ihtiyacı duyduğu iki eski arkadaşını da yanına alarak kardeşinin ölümünün sorumlularını aramaya başlarlar.


  REDCON -1 İZLEDİM
Dünya üzerinde bir virüsün çok hızlı bir şekilde yayılması ile artık insanlığın yarısı zombiye dönüşmüştür. Belli bölgelerde insanlar koloniler halinde yaşamaya devam etmektedir. Bu virüsü alt edebilmek için hayatta kalabilen bilim adamları bir panzehir aramaktadır. Bu virüsü tam anlamı ile çözebilmiş olan bir bilim adamı kurtuluş için gerekli bilgilere sahiptir. Ancak zombilerin bulunduğu bir yerde mahsur kalmıştır. Bu ölü toprakları tekrar canlandırmak için gerekli olan tek insanı kurtarmak için bir özel kuvvet ekibi kurulur ve kurtarma operasyonu başlar.

İZLEDİM

Bir dönemin en ilgi uyandıran çiftlerinden biri olan P.S. ve Marie Kroyer'in yaşam öyküsünü konu alan Danimarka yapımı bir film, 20. yüzyılın başlarında P.S. Kroyer (Søren Sætter-Lassen), Danimarka'nın en ünlü ressamıdır. Fiyatı ne olursa olsun, ülkenin tüm önemli isimleri ona resim yaptırabilmek için sıraya girmektedir. Avrupa'nın en güzel kadını olarak bilinen Marie (Birgitte Hjort Sørensen) ile evlenir. Kroyer çifti, bir süre sonra Vikebe adında bir kız çocuğuna sahip olur. Görünüşte muhteşem bir hayata sahip olan Kroyer'lerin kapalı kapılar ardında yüzleştikleri gerçekler ise bambaşkadır... 

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.