OKUDUKLARIM 2026/16 MİDE AĞRISI

05 Şubat 2026

 


Duygular kendini ilk önce midede belli eder. Kaybın, arzunun, ihaneti sezmenin ve susarak sevmeyi öğrenmenin bedende tutulduğu bir kayıt defteri Mide Ağrısı. Kısa pasajlardan oluşan bu anlatıda bir kadın; babasına, aşka, evlere, şehirlere, uçak biletlerine ve söylenememiş cümlelere dokunarak ilerliyor.

Karabulut’un dili yalın ama keskin, kırılgan ama dirençli. Bazen bir mezarın başında, bazen mutfakta, bazen terasta ya da bir kafede soğuyan kahvenin karşısında… Hayatla arasındaki mesafeyi ölçerken eksik kalmanın hafifliğini ve rahat edememenin ağırlığını aynı anda taşıyor. Her pasaj, iç-dış, gündüz-gece, kalmak-gitmek arasında sıkışmış bir ruh hâlinin notu gibi. Sevilmeyi istemenin ayıbı yok burada; korkmanın, durmanın, kalamamanın da.

Okur, bu anlatıda kendini bir cümlede yakalıyor, bir başka cümlede susarken buluyor. Bazı metinler bir şeyi en baştan anlatmaz, çoktan başlamış olana eşlik eder. Mide Ağrısı da onlardan biri.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Bütün duygular mide de başlar, tıpkı aşk duygusu gibi. Miden de kelebeklerin uçuşması gibi..
1 günde biten güzel bir kitaptı...

KİTAPTAN ALINTILAR;

Keşke bütün hikayeleri dinleyecek, bütün filmleri izleyecek, bütün şarkılara hüzünlenecek ve bütün kitapları okuyacak kadar uzun yaşasak.
*****
Flörtöz deniz atları birbirlerine kur yaparken aynı renge dönüşürlermiş.
*****
Yalnız kalma ihtiyacımdan sürekli olarak azıyor alerjim.
*****
İnsan istediği yerde, istediği insana sarılabilmeli.
*****
İnsan, olabildiğince dürüst yaşarsa bu hayatta, süreç nasıl olursa olsun, sonucunda kendini, iyi hissedecektir.
*****
Hafif olmak ne demek? Yalansızca kendini nasıl hissettiğini söyleyebilmek ve sonunu düşünmemek mi?
*****
Hayatımız, asla kavuşamadığımız insanların midemizde yarattığı bir sancıdır. Kavuşamamak, bu dünyanın kalp değil, mide ağrısıdır.
*****
Duymak, ölmüş sevdiklerimizin sesini yavaş yavaş unuturken, kulağımızın arkasına saplanan o sancıdır. Unutmak ölüme ait değil, unutmak bu dünyanın kaygısıdır.
*****
Biz seninle kalabalığı da severiz yalnızlığı da ama beraber yalnız olmayı en çok.
*****
İnsan bir diğerini ancak duymak isterse duyar.
*****
Çocukken hangi duyguyu nasıl öğrenirsek öyle devam eder büyüyünce de diyorlar.
*****
Sevgilim, insan özlendiğini bilmek ister mi? İster. Sevildiğini, özlendiğini duymak değilse de hissetmek ister.
*****
Ve asla kimsenin ensesinde uyuyakalmazsın.
*****
İnsan kalbini bıraktığı yere ister istemez gençliğini, duygularını, özgüvenini, korkularını, gözyaşlarını, sevinçlerini, ilk öpüşmesini, el ele tutuşmasını da bırakıyor.
*****
Kelimeler de insanlar gibi. Varlar mı yoklar mı belli değil.
*****
Hiçbir şey bir insan kadar başka bir insanın ayağını kaydırmadı. Bir ağacın kökünü kurutan da, komşusunun çiçeğini koparanda insandı.
*****
Bir insan ancak isterse kurtulur içinde bulunduğu bataktan.
*****
Bir insan ancak isterse kurtulur içinde bulunduğu bataktan. 
*****
Sevmek bana en çok yakışan şeydi.
*****
Bazı karşılaşmalar gergin olur. Bazılarına sevinirsin, bazıları huzursuz eder, bazıları için can atarsın, hatta bazı yerlere sırf bazılarıyla karşılaşmak için gidersin olur öyle.
*****
Gel, bir gün oturup konuşalım seninle, sonra yine vedalaşırız.
*****
Acıktığında ağlıyordun, bir kucağa sığıyordun. Bir insan en çok bir kucağa sığabildiğinde insan bence baba. Artık hiçbirimiz sığmıyoruz annemizin babamızın kucağına.
*****
“Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum,” demişti. Sonra da bana dönüp sormuştu: “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?” 
BarIş BIÇAKÇI
*****
Ya yerinizde sayarsınız ya da razı olup aşağı inersiniz.
*****
Birbirimizi seve seve bıktırdık kendimizden.
*****
Sarılmayı ilk bırakan daha mı az seviyordu? Ben kollarımı gevşetmeden sen beni bırakmasan olmaz mı?




KİTAPTAN MÜZİKLER;








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder