“Hayran olduğum arkadaşım yalnız sınıftaki çocuklar arasında değil, dünyada bizim yaşımızda düşünebildiğim başkalarıyla karşılaştırınca da bana göre en güçlü çocuktu. Oysa dışarıdan bakılınca herhangi bir özelliğiyle dikkat çekmezdi. Bizim sınıftakilerin yanında bile kısaca boylu, toparlacık bir oğlandı.”
Fazıl İskender’in Abhazya’yı insanlarıyla, manzaralarıyla ve tüm atmosferiyle mitolojik bir anlatıya dönüştürdüğü hikayeler dünyasından ilk kitap olarak Çegemli Sandro Dayı’yı yayınlamıştık. Kafkasların çok kültürlü, haritalanamaz karmaşıklıktaki yaşam dünyasına tanık olduğumuz bu hikayelerin devamı niteliğindeki Çik ve Puşkin’de biraraya gelen öyküler çocukluğun büyülü günlerine odaklanıyor. Sadece dünyanın kıyısında kalmış bir dünyada geçmez bu öyküler, aynı zamanda insanın hafızasının da kıyısında köşesinde unutulmaya yüz tutmuş anıların sahasında geçer. Herkesin çok erken vedalaştığı çocukluğa edebiyatla bir dönüş vadediyor Çik ve Puşkin.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
Çik ve Puşkin’de bir araya gelen öyküler çocukluğun büyülü günlerine odaklanıyor.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Şahdamarına ansızın basıverdin mi, insanın kendinden geçmesi işten bile değil.
*****
Her acının bir sınırı, dayanmam gücünün de bir bitimi vardır.
*****
Güzel değildir amaçsız yaşamak.
*****
İyilik yapmayı kesmek daha önce yaptığın iyiliğin yok olup gitmesi demekti.
*****
İnsan bedeni bıçağa, kurşuna karşı savunmasızdır.
*****
İsa suda yürümek yerine, balıkçıların gözü önünde deniz kıyısındaki çakılları altın mangırlara çevirse, daha çok insan din yoluna girerdi.
*****
İnsanoğlunun hatayı kendinde bulması kolay mı?
*****
Öğretmeni roman okumaya başlayınca sesinin titreşiminden, tıpkı şimdiki gibi, önce sınıfa, sonra da bütün yeryüzüne bir dinginlik, durmuş oturmuşluk, düzen yerleşeceği, insanların bundan mutlu olacakları duygusu yayılıyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder