HAYAT AİT OLDUĞU YERİ BULMAK İÇİN ÇEŞİTLİ DURAKLARA UĞRAMAKTIR

30 Ağustos 2026


SANA DA ACIYORUM, POZİTİF İNSAN!

Bazen mutsuzluğun tanımı fazla önemsemektir.
Fazla düşünmektir.
Fazla hissetmektir.
Fazla anlam yüklemektir.
Gördüğün gerçeğe rağmen iyi niyet aramaktır.
Aşırı anlamlandırmaktır.
Abartılı alınganlıktır.
Kendine yapılanı küçültüp, başkasının yaptığını büyütmektir.
Bazen “Yok, o kadarına cesaret edemez.” saflığıdır.
“Bana yapmaz.” kibiridir.
“Herkese yapsa bile bana yapmaz.” yanılgısıdır.
İnsanları kendi vicdanınla ölçmektir.
Çünkü sen kimseye yapmayacağın şeyi,
başkasının da sana yapmayacağını sanırsın.
Merhametini aptalca kullanmaktır.
Vicdanını aptalca kullanmaktır.
İyiliğini sınırsız sanmaktır.
Herkese ikinci bir şans vermektir.
Sonra üçüncüyü.
Sonra dördüncüyü.
İnsanların değişeceğine inanmak değil bazen mesele.
Değişmek istemeyen insanı değiştirebileceğine inanmaktır.
Birinin seni kırmasını, onun kötü biri olduğuna değil, onun da bir yarası olduğuna bağlamaktır.
Sana yapılan saygısızlığın nedenini araştırırken,
saygısızlığın kendisini unutmandır.
Ölçüsüz gösterilen saygıdır.
Hak etmeyene gösterilen anlayıştır.
Sana zarar verene bile mazeret üretmektir.
Karşındakinin karakterini, kendi karakterin üzerinden tahmin etmektir.
“Belki farkında değildir.” demektir.
“Belki kötü niyetli değildir.” demektir.
“Belki zor bir dönemden geçiyordur.” demektir.
Ve bazen bütün bu “belki” lerin sonunda
kendine yaptığın haksızlığı fark etmemektir.
Herkesi anlamaya çalışırken kendini anlamamaktır.
Herkesi korurken kendini korumamaktır.
Herkesi kırmaktan korkarken kendi ruhunu kırmaktır.
Kendini sürekli affetme mecburiyetinde hissetmektir.
Kendini sürekli açıklamaktır.
Sürekli iyi niyetini ispat etmektir.
Oysa bazı insanlar senin iyi niyetini anlamaz.
Onu kullanır.
Bazıları sınırını görmez.
Sınır koymadığını görür.
Bazıları sevgini kıymetli bulmaz.
Kullanılabilir bulur.
Ve sen hâlâ “Doğru anlatamadım” dersin.
Bazen iyi insan olmak değildir mesele.
İyi insan kalmak uğruna kendine kötülük etmektir.
Sana yapılanı “bir kerelik” sanmaktır.
İkinciyi “yanlış anlaşılma” diye geçiştirmektir.
Üçüncüyü “insanlık hali” diye açıklamaktır.
Dördüncüde bile hâlâ karşındakini savunmaktır.
Çünkü bazı iyi insanlar gerçeği görmezden gelmez.
Gerçeğe rağmen feragat eden iyimser kalır.
Ve bazen en büyük saflık, kötü insanların da senin kadar vicdanlı olduğunu sanmaktır.
Sana da acımıyor değilim, pozitif insan.
Çünkü sen kötülüğü göremediğin için değil,
gördüğün kötülüğe bile iyilikle karşılık vermeye çalıştığın için yoruldun.
Ama bence artık şunu öğrenmen gerekiyor.
Her şeyi anlamak zorunda değilsin.
Herkesi affetmek zorunda değilsin.
Herkese iyi davranmak zorunda değilsin.
Herkesi kurtarmak zorunda değilsin.
Herkesi memnun etmek zorunda değilsin.
Herkese kendini açıklamak zorunda değilsin.
Herkese bir şans daha vermek zorunda değilsin.
Sana kötü davranan birinin neden kötü davrandığını kendini delirtircesine, hatta sonunda kendini suçlarcasına çözmek zorunda değilsin.
Bir insanın geçmişindeki yaraları, bugünkü kötülüklerinin mazereti yapmak zorunda değilsin.
Anlamak, katlanmak değildir.
Affetmek, hayatında tutmak değildir.
Merhamet göstermek, kendini ezdirmek değildir.
İyi olmak, sınırsız olmak değildir.
Ve susmak her zaman asalet değildir.
Bazen sadece sınır koymayı bilmemektir.
Sanırım kendine bir çeki düzen vermen gerekiyor.
Seni sürekli üzen birini iyi insan olmaktan vazgeçmeyen kalbinle sevmeye devam edebilirsin.
Ama hayatında tutmak zorunda değilsin.
Birini anlayabilirsin.
Ama ona hak vermek zorunda değilsin.
Birini affedebilirsin.
Ama ona yeniden güvenmek zorunda değilsin.
Birini sevebilirsin.
Ama kendinden vazgeçmek zorunda değilsin.
Özetle.
İyi kalmak için kendini feda etmek zorunda değilsin.
Çünkü bazı insanlara verebileceğin en güzel cevap, onları affetmek değil…
Onlara bir daha ulaşamayacakları bir sınır çizmektir.
Artık herkese yetişme.
Herkesi taşıma.
Herkesi kurtarma.
Herkesi anlama.
Herkese kendini anlatma.
Bırak bazı insanlar seni yanlış anlasın.
Bırak bazıları sana kızsın.
Bırak bazıları “değiştin” desin.
Evet, değiştin.
Çünkü artık iyiliğini herkese dağıtmıyorsun.
Çünkü artık merhametinin de bir sınırı olduğunu biliyorsun.
Çünkü artık kendine yaptığın haksızlığın
başkasına yaptığın kötülükten daha masum olmadığını anlıyorsun.
Ve belki de hayatında ilk kez kötü biri olmadan da
kendini koruyabileceğini öğreniyorsun.
Sana da acımıyor değilim, pozitif insan.
Ama artık biraz da kendine acımayı bırakıp kendini korumanın zamanı.
Çünkü iyi olmak güzel.
Ama kendine rağmen iyi olmak…
Kendine yaptığın en büyük kötülük.


Merhaba herkese, bende herhangi bir değişiklik yok, pazar ve ev arasında mekik dokuyorum. Hala ameliyat için beklemedeyim. Bol bol yürüyüş yapıyorum.
 
Bugün benden 3 yaş küçük kardeş torunu olduğumuz bir kardeşim vefat etti, annemi alıp camiye cenazeye gittik, yengem evde kalmış gelmemişti cenazenin gidişinden sonra yengemin evine başsağlığı için gittik. Okumanın sonuna yetiştik, bir sürü kişi var bayan o diyor akrabayız bu diyor akrabayız, ben tanımıyorum. Geliş gidiş olmayınca sadece kan bağı ile akrabalık oluyor mu??????????????

Nasıl yaşarsan yaşa ama mutlaka 
temiz yaşa.!
İnsanların "iyi bilirdik" dediği
doğru insanlardan ol.
Üç günlük dünya uğruna, kimsenin 
kalbini kırma.
Dilin temiz, 
Elin temiz, 
Yüreğin temiz olsun ...🤎🌸🍂

Eve geldiğimde ise bahçede peygamber devesine rastladım, yalnız çok utangaç ben resim almak istedikçe kıçını döndü bana hep:))) 
Aynı ben, bende resim çekilmeyi sevmem, çekmeye kalktıklarında elimi öne doğru uzatır hayır derim, sanırsın ünlü biriyim:))))



Peygamber devesi, Toprak elementinin “sahiplenme, elinde olanı değerlendirme” niteliklerini bize anlatır. Elimizde olanla savaşı bir kenara bırakıp, onları sahiplenmeden, yaşamımızda katkıya nasıl dönüştüreceğimizi bulamayız. 

Alıntıdır



Bir akıllı ve bir deli arkadaş olmuş. 
Birbirlerini çok sevmişler. Çok iyi anlaşıyor ve vakit geçiriyorlarmış. Tabii anlaşamadıkları şeylerde oluyormuş. Bir gün akıllı hayatlarını tamamen değiştirebilecek bir plan düşünmüş.
Günlerce plan üzerinde çalışmış ve sonunda bitirmiş. Hemen arkadaşına göstermiş. Arkadaşı sevinçle "muhteşem bir plan" demiş. Akıllı bir süre daha düşündükten sonra bu plandan vazgeçmiş. Çünkü planı gerçekleştirmek zormuş. Deli ise arkadaşının vazgeçmesine aldırmadan planı uygulamış ve çok zengin olmuş. Akıllının yanına gelmiş ve tüm para yönetimini ona vermiş. Sonsuza kadar mutlu yaşamışlar
... The End...
Kısa bir hikaye, ama hikayenin ana fikri basit.
"Hayatta akıllı gibi düşüneceksin 
Ama deli gibi yaşayacaksın" bilgi erdemdir
Cesaretini, her zaman yüksek tutacaksın. 
Hayatını muhteşem yapmak istiyorsan. 
Önüne çıkan fırsatları değerlendireceksin.
Dileklerini yerine getirecek en büyük güç 
senin iç dünyanda gizli. 
Pek çok ünlü düşünür; 
hayatları boyunca deli damgası yemiştir. 
Yüzyıllar sonra ise ne kadar haklı oldukları ortaya çıkmıştır.
O zaman Bu 5 şeyi unutma.
Cesaretini arttır. 
Başarı için sadece zeka yetmez. 
Cesarette gerekir.
Hayat enerjini koru. 
Motiveni düşürmek en büyük hatan. 
Bunu kimse sebep olmuyor gerçekte sen yapıyorsun. Kalk, silkelen ve tüm gücünü tekrar yükle.
Akılcı düşün. 
Bir şeyleri sadece cesaret ve azimle çözemezsin. Hayallerin üzerinde mantıklı planlar yap.
Akıl sabırı getirir. 
Akıllı insan; sabredebilen insandır.
Her şeyi sorun haline getirme. 
Bazen rafa kaldırdığın planlar küçük sorunlar yüzünden rafa kalkıyor. 
Hayallerine inan ve deli gibi cesaretli ol..


Hala yürüyüşlere devam, ya evin arkasındaki parkta yürüyorum yada evin bahçesinde....


Evin bahçesinde yürürken, bu kedicikte;
- Deli danalar gibi ne dolanıyor bu der gibisinden beni izliyor.



Basit bir kurabiye tarifi....




Uzun zamandır dizi izlemiyordum, Deep tavsiyesi olan bu diziyi izledim ve beğendim.




Hepinize iyi haftalar diliyorum

 




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder