Aynı acıları, aynı mutlulukları ataları da yaşamıştı.
Kendilerini medeniyetler çatışmasında değil buluşmasında gören biri Selanikli
Türk, diğeri İstanbullu Rum'du. Ne sürgünlere, ne fırtınalara tanıklık
etmişler… Gün görmüşler, aç kalmışlar, gülmüşler, ağlamışlar… Aşkla üstesinden
gelmişlerdi. Özgürlük ve Aşk varsa başka şeye ne gerek... "Seni
dinlemeyeceğim… Çocuğu götürüyorum. Kendini toparla… Gel oğlunu al."
demişti. İstanbul'a 1997 yılında ayak bastığında dedelerinden duyduğu
İstanbul'a değil de sanki Kavala'nın en yoksul mahallesine gelmişti. O trafik
karmaşasından çıkan araç, yoksulluk çağrıştıran sokakları geride bırakmış sahil
yoluna sapmıştı. Boğaz'ın güzelliği karşısında büyülenen Yusuf'un gözyaşları
dinmişti. Hele bindiği araba kocaman bir köşkün önünde durup da evin iki yana
açılan kapısından fırlayan Aleyna'yı görünce Yusuf'un yüzü gülmüş, garip bir
şekilde kalbi çarpmaya başlamıştı. Daha o ilk görüşte sevmişti Aleyna'yı.
EVİN İÇİNDE MUTLULUK YARATMAK
20 Haziran 2017
Dairelerimiz çok çeşitli eşya ve objeler ile doludur. Ancak evdeki her şey iyi değildir. Evdeki atmosferi düzeltmek için eski sihirli ipucu yazacağım size.
Çicekler her zaman sahibinin durumunu yansıtır. Renklere önem veriyorsanız bu renkler sizi negatiflikten uzak tutacaktır.
Evdeki işlenmiş derilerin başarılı iş hayatına ve para artışına etkileri vardır. Yalnız bunların iyi bir bakıma ve özenli kullanıma ihtiyaçları vardır.
Kuru çiçekler, vazoda bir buket refah, zenginlik, sağlık ve
konforu teşvik eder. Negatif enerjiyi etkisiz hale getirirler. Ev çiçeklerinde ve otlardaki enerjiyi daha da geliştirin,
kirişlere belli bir yere asın veya arka odalara asın. Unutmayın, her köy evinin başında tavandan asılmış şifalı
otlar vardır. Otlar ve çiçekler evde saklanır ve doğal olarak kurur, pozitif
enerjiyi serbest bırakır.
Hayvan figürleri (acayip olanlar değil) evin zarardan
korunmasına ve para zenginliğini korumasına yardımcı olur. Köpekler, ayılar,
kaplanlar, ejderhalar sizi korur. Bazı evler de fillerin olduğunu
hatırlayınız...
Yastıklarda ki çiçekler sağlık koruyucularıdır.
Yastıklarda ki manzara bina görüntüleri başarıyı temsil eder. Yastıklarda ki insan ve hayvan görüntüleri tehlikelerden korur. Goblen yastıklar aydınlık renkli ise sevdiğinizden ayrılmamanızı temsil eder.
Detaylar:
bilgelikyolum
BİR KADINDAN ALTERNATİF NAMUS TARİFLERİ
19 Haziran 2017
Yüzüme “abla” deyip, ardımdan cinsel fanteziler kuran
erkeklerin namus kriterlerine göre namussuz olabilirim; ama saatlerce gitar
çalıp, bir çay parası bile kazanamayan bir sokak müzisyenine sokulup, “oynak
bir şeyler çalsana “ demiş ve o çalarken gönlünce dans edip, sonra para
kutusunu seyircilere uzatarak, o müzik emekçisinin birkaç gün geçinebileceği
kadar para toplamış ve müzisyene gülümseyerek “hoşça kal can” deyip basıp
gitmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!
Üzgünüm bayım; ne evlenilecek bir kadınım, ne de eğlenilecek
bir kadın! Beraber çay demleyip, beraber dertleşebiliyorsak, beraber dere tepe
gezip, beraber bir sokak kedisini sevebiliyorsak, beraberce geçirdiğimiz zaman
dilimlerine, bir başımıza, özgürce geçirebileceğimiz zaman dilimleri
ekleyebiliyorsak, ben buna bölüşmek diyorum. Ben bölüşülecek bir kadınım bayım
ve bu durumun sana uyması yetmez; senin de bölüşülecek bir adam olduğunu
duyumsamam gerekir.Bölüşebilen bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum
bayım!
Hiçbir evin ve hiçbir erkeğin kadını değilim; namusun
bakirelikte, giyim kuşamda ve ağırbaşlılıkta aranması bana saçma sapan geliyor.
An gelir, bir kabalıkla karşılaşınca ağzımı bozabilirim; an gelir, şarkılar
söyleyerek kendimi yollara vurabilirim ve an gelir, belediye otobüsünde iki
bacağını iki yana atmış bir erkek cinsiyetinin çükünden taraf değil de,
yüzünden taraf bakıp, kendisine “namussuz” diyebilirim! Namussuzluk sömürüdür
bayım; metalaştırma, yaftalama ve hor görmektir. Ağaçlarla insanları, kuşlarla
çocukları can belliyorum ben; can sırrına eren bir kadın olarak namuslu
olduğumu düşünüyorum bayım!
Alışveriş gibi bir takıntım yok; yemek tarifleri, kozmetik
ya da çoğu kadının ilgi duyabileceği trendlerle de işim olmaz. Neşemi, kederimi
ve canımın acısını belli etmek, beni kadınların gözünde namussuz yapsa da, o
kadınların uzak durduğu hamallarla, kağıt toplayıcısı genceciklerle ve evsiz
barksız çocuklarla tost yemenin ve dertleşmenin huzurunu nasıl anlatsam
bilmiyorum size; huzurun ne olduğunun farkında bir kadın olarak namuslu
olduğumu düşünüyorum bayım!
Ben aşka inanıyorum bayım, sevişmeye değil. Aşık olmadığım
hiç kimseyle sevişmedim ve aşk da çok daha engin bir güzellik benim için.
Mesela gökyüzüyle aramda bir şey var; çiçeklerime ve betonların arasından
serpilivermiş bir tutam yeşilliğe kanım kaynayıveriyor ve anlıyorum ki aşığım.
Aşkı içselleştirmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!
Bana dayatılmış bütün rolleri reddediyorum. Annelik bir
zorunluluk değil benim için; ama annesi olmadan hiçbir çocuğun, bağrıma
basabilirim bütün çocukları. Kendimi ve açları doyuracak kadar yemek
yapabilirim; ama elimden geldiğince çekiç, tornavida ve pense de
kullanabilirim. Hiçbir erkeğe hesabı yıkmışlığım yoktur ve hiç kimseye ihtiyaç
duymadan tek başıma bir bara gidip iki bira içebilirim. Kendine yeten bir kadın
olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!
Sana alternatif namus tarifleri verdim bayım; benim namus
anlayışım da böyle işte! Toplumun diktiği duvarları aşmak gibi bir derdim yok.
Gökyüzünün, bahar bahçelerin ve evrenin sonsuzluğunun bana nasıl iyi geldiğini
bilen bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!
Ergür Altan (erguraltan@gmail.com)
Detaylar:
bilgelikyolum
İZLEDİKLERİM 81
18 Haziran 2017
BİR FİNCAN AŞK
Zoe Walker ziraat mühendisliği yapmaktadır genel olarak
kahveler üzerine çalışmaktadır ve özel bir kahve üretimi yapabilmek için
kolombiya'ya gider ve orda kahve arazisi olan birisiyle tanışır yeni bir üretim
şekli ile aromalı bir kahve üretmeye çalışacak olan Zoe Walker arsa sahibi ile
geçen süre sonrasında yakınlaşmaya başlayacaktır. Aralarındaki ilişki büyük bir
aşka doğru devam edecek çalışmalarıda aynı yönde gidecektir.
PASTORAL AMERİKA
Film tam olarak gerilim türünde olarak görünse de dram
olarakta düşünülebilir 1960 'lı yıllarda Amerika'nın büyük toplumsal sıkıntıları
çektiği zamanlarda çok zengin olan ve bir o kadarda saygın olan bir ailenin o
yıllarda nasıl çöküşe geçtiğinden başlayan film toronto film festivalinde ödül
almıştır.
KONSTANTİN
Los Angeleslı özel dedektif John Constantine'in doğaüstü
olaylardaki başarısı yadsınamaz. Bu başarısının, kelimenin tam anlamıyla,
Cehennem'e gitmiş ve geri dönmüş olmasıyla yakından ilgisi vardır. Eliyle tutup
gözüyle görmediği hiç bir şeye inanmayan polis memuru Angela Dodson, ikiz
kızkardeşi esrarengiz bir şekilde intihar edince, Constantine'le işbirliği
yapmak zorunda kalır. İkili cenennem yaratıkları ve iblisleri alt edip, Los
Angeles'ın karanlık sokaklarında yollarını bulmak için birlikte savaş verirler.
SEVMEK
İnşaat işçisi Richard Loving ile siyahi olan Mildred Jeter
birbirlerine aşık olurlar. Richard o bölgede bir arazi alıp kendi evlerini
yapmayı ve Mildred ile evlenmeyi hayal etmektedir. Fakat 1950'li yıllarda
Virginia'da beyazların siyahlarla evlenmesi yasaktır. Bu yüzden Washington'a
gidip burada resmi nikah yaparlar ve yaptıkları evde yaşamaya başlarlar. Fakat
resmi olarak evlilikleri orada geçersizdir. Bu nedenle orada beraber yaşamaları
yasaklanır. Bu eşitsizliği yıkmaya karar veren çift, haklarını mahkemede
aramaya karar verir ve yasaların değişmesine kadar gidecek bir hukuk savaşı
başlatırlar.
ŞEYTANIN GELİNİ
Film 17. yüzyılda geçmekte o dönemde cadılarla ilgili
kulaktan kulağa hikayeler anlatılmaktadır. Bitki uzmanı'nın yanında çalışan
güzel bir kız hayatına giren bir
balıkçıya aşık olacaktır. Aralarında büyük bir ilişki başlasade balıkçı aslında
evlidir. Bununla birlikte kasabaya yeni gelmiş bir savcı kendini neredeyse
tanrının elçisi zannederek katı kurallarını uygulamaya başlayacaktır.
Tanrının inancından çıkan kendisi şeytandır.
Kitaplar yalan söylemez.
Detaylar:
izlediklerim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





