OKUDUM 8 - OTOMATİK PORTAKAL

25 Ocak 2019

OKUDUM 8 - OTOMATİK PORTAKAL

Dispotik bir roman olarak dünyanın kargaşa yaşadığı zamanlarda Alex'in çevresine yaydığı nefret ve öfkeyi konu alıyor.Çetesi ile gerçekleştirdiği şiddet dolu olaylar sonucunda hapishaneye düşer.
Hapishanedeki insanları azaltmak adına politik bir işleme tabi tutulur. İzlettirilen filmler sonucunda kötü olaylardan soyutlanarak iyi tarafları ortaya çıkarılıyor ve suçlu bir daha şiddet içeren olaylara karışmıyordu. Alex 2 hafta sonra hapishaneden gerçek yaşama döner, artık şiddet olaylarından uzak durmakta  suç işlemektedir. Geçmişi ile yüzleşir iken doğru kararlar alabilecek midir acaba?

Yazarın hayatı da çok ilginç;
Anthony Burgess, tümör nedeniyle 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenir ve ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlar. Daha sonra ise yanlış tanı koyulduğu öğrenilir ancak Burgess artık ünlü bir yazar olmuştur. 

Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim.
*****
Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir.
*****
Şiddet, şiddeti doğurur.
*****
İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.
*****
Mükemmel sevgi korkuyu kovar.

EŞLEŞTİRME MİMİ

24 Ocak 2019

EŞLEŞTİRME MİMİ



Bloğunda eşleştirme mimi yapılmış ve ben YURDAGÜL Hanım ile eşleşmişim. Kendisi ile mesajlaştık ve sorularını aldım zevk ile de cevap veriyorum.

1.Kısaca kendinizi 5 cümle ile bize tanıtabilir misiniz?
Ben 40 lı yaşlarda emekli bir bayanım. Manevi duygulara fazlasıyla önem veririm. Boş zamanlarda kitap okuyan, film dizi izleyen biriyim. Bahçeli küçük bir evde yaşadığım için çiçek börtü böcek çok severim. Yalan söyleyen, devamlı mızmızlanan, alay eden insanlardan uzak dururum, SAMİMİYET belli bir noktaya kadar benim için çok önemlidir.

2.Bir mucize olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz?
Hayatımda mı? Dünyada mı?
Hayatımda olsa vücudumu yani kilolarımı yok ederdim.
Dünyada olsa  paranın adaletsiz dağılımını değiştirmek isterdim.

3.Kendinizle ilgili en sevdiğiniz ve de değiştirmekte zorlandığınız özellikleriniz neler?
Maneviyat özelliklerimi biraz olsun değiştirmek isterdim. İyilik yapıyorum derken salak yerine konuluyorum mesela……

4.Blogunuz ve blog yazmaya dair bize ne söylemek istersiniz?
Vallahi esas blog yazan sizlersiniz bizimki günlük işler vs. 

5.Blog logonuzdaki öpücük atan kadın karikatürünü neden koyduğunuza dair bize bilgi verebilir misiniz?
))) Sizleri çok seviyorum anlamında kullanılmış bir resim o))))) Hareketli gifleri çok severim ara sıra da blog yazılarında kullanırım. 

6.Hayatınızda sizi çok etkileyen film ya da kitap var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?
Kitap olarak Nazan BEKİROĞLU’nun LA SONSUZLUK HECESİ kitabını bir gecede bitirdim, film olarak ta YEŞİL YOL ve SCHİNDRELL’İN LİSTESİ

7.Madem bloğunuzda yemeklerden bahsediyorsunuz. En iyi yaptığınız yemek nedir?
En iyi yaptığım yemek yaprak sarmasıdır, hamur işini çok severim yapmayı, labneli poğça, elmalı çikolatalı kek ve cheesecake yapmayı severim. Bu ara hepsini teker teker yapıp paylaşacağım blogta.

8.Bizimle çok severek çektiğiniz bir fotoğrafı paylaşır mısınız?



GÖLE GİDEN YOL GÖLDEN DAHA GÜZELDİR.

23 Ocak 2019

GÖLE GİDEN YOL GÖLDEN DAHA GÜZELDİR.


Bu gün sabah bayağı bir yağmur yağdı. Hatta annemin doktor kontrolüne taksi ile gitmek mecburiyetinde kaldık. 
Dün sabah kendime çok güldüm, zamlı emekli maaşından birer kahve içmek için whapsaptan arkadaşa mesaj attım... Sanıyordum meğer mesajı lise arkadaş topluluğuna atmışım:)))))))))))
Uyku mahmurluğu yaptığıma bakın, zırt pırt mesajlar gelmeye başlayınca anladım durumu kahkahalar ile güldük :)))))))

Neyse arkadaşlada buluşamadık ahları tuttu herhalde:)) Anneme ilaç yazdırmaya gitmiştim. Sıra çoktu 14:30 dan sonra çarşıya gitmekte zor geldi eve döndüm.


Bu benim bahçedeki kedilerimden biri idi. Çok oyuncu olur tekirler bu da öyle idi. Ağbimin minibüsün arkasına gizlice binmiş. Kırklareli pazarında ağbim mal indirirken fırlamış gitmiş güzelim.




Pozitif dergisinin yarısına geldim, umarım ay sonuna kadar biter.



Konuşanlarda aslında negatif olabilir diye düşünüyorum, dert dinlemekten bazen bunaldığım oluyor inanın.  Masadan kalkıp gidesim geliyor ama saygı gereği yapamıyorum, 




  GECE GELEN Filmini izledim.

Paul, çığırından çıkmış dünya düzeninden ailesini korumak için köşe bucak kaçar. Terk edilmiş evi kendisine mesken tutan Paul, burayı güvenli yere dönüştürmek için canla başla çalışır. Bunu başaran adam, kapısını çalan yardıma muhtaç genci evine alır. O günden sonra bilindik ve rutin devam eden hayatı gerilim dolu bir hal alacaktır.



OKUDUM 7 - SİHİRLİ KENTİN FİRARİSİ

22 Ocak 2019

OKUDUM 7 - SİHİRLİ KENTİN FİRARİSİ


Reklamlardaki gibi bir hayatım, üniversitede bir işim, dünyalar güzeli bir eşim, güzel bir evim ve arabam vardı. Tam on sene boyunca herkesin gıpta ettiği gibi ilişkiyi, evliliği sırtladık. Balerin ile kurşun askerdik. Sonra... Ayrılıverdik herkesi şaşkına çeviren bir kararla. Birbirimizi sevmediğiniz için değil, öyle olması gerektiği için. Hayat bizden büyük olduğu için. Sevmek dürüstlük demek olduğu için. 
Her şeyi bırakıp bütün sosyal çevremi sıfıra indirip kimseyi tanımadığım, kimsenin beni tanımadığı bu güzel şehre, Prag'a geldim. Kendime yepyeni bir hayat kurdum. 
Ve şimdi bu sihirli kentte bir firariyim ben. Eski hayatımdan, rollerimden, sorumluluklarımdan soyundum. Bütün firariler gibi ayklak ve 'Yarına Allah Kerim'ci ilk günlerin ardından, her şey zamanla rayına oturdu. Sorumluluktan ya da hayatın kendisinden kaçmıyorum zaten, yeni rollerimi severek sırtlandım. 
Hala firarda olup olmadığımı sorarsanız, hayır. Ama aslında hala yoldayım. Çünkü firar edemeyeceğim tek yere gitmek için çıkmıştım bu yola ve biliyorum ki insanın 'kendi'ne varması bir ömür alır.

ARKA KAPAK TANITIM YAZISINDAN.

Kısa ve hikaye tarzı bölümler olduğu için sevdim kitabı.


Hayata bir başka gözlebakmayı öğrendiyseniz, bu seçimle kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
*****
Yalnızlıkzor, sevecek birini bulmak zor, sevmek zor, sevgiyi ilişkiye taşımak zor, ayrılmak fepsinden zor.... Ama galiba en zoru kendin olabilmek.
*****
Yaşama duyduğun inancı yitirdiğinde ise her şey anlamını yitiriyor.
*****
Hayat bütün acılara rağmen denemeye değer.
*****
Kurtuluşun tek bir yolu var. Yazmak, üretmek.
*****
Allah geçmez  kulundan,  öksüzünden, dulundan....
*****
Meğer insanın bir duygusal dağarcığı/ anı deposu varmış, evler sokaklar eşyalar hep o dağarcıktan sızan ışıkla aydınlanırmış; o depoyu sıfırladığınızda her şey karanlıkta kalır, ruhunu yitirir, yaşadığınız ortam yeniden sizin olana kadar uzun zaman geçmesi gerekirmiş.
*****
Bir toplumda yozluk varsa bütün kurumlar aynı derecede kirleniyor.
*****
İnsana gereken şeyin dostları olduğunu anladım bir kez daha...
*****
Hayat bu nedensiz  her şey. Sebep sonuç ilişkisi yok her olayda. Her an her şey olabilir.
*****
Metro bir okul olduğu kadar bir gözlemevi de aynı zamanda. Her çeşit insan biniyor. Dikkatle bakan bir göz onların hiç konuşmadan anlattıkları hikayeleri dinleyebiliyor.
*****
Gün ışığı üstünüzden eksilmesin.
*****

HAYATININ EN İYİ GÜNLERİNİ NEREYE GÖMDÜN?

21 Ocak 2019

HAYATININ EN İYİ GÜNLERİNİ NEREYE GÖMDÜN?

Hayatımın en iyi günlerini çalışma hayatıma gömdüm.
Keşke Lidyalılar parayı bulmasalardı ve bizde para kazanmak için bir ömür harcamasa idik değil mi? Şimdi o günleri tekrar geri getirebilir miyim????????

Maalesef hayır.....

Dün bugün hava bir hayli güzeldi.  Ben de soluğu dışarıda aldım. Annemin ve ağbimin alınacak ilaçları vardı, eczaneden onları aldım. Güzelce bir yürüyüş yaptım anlayacağınız. Evin eksiklerini marketten aldım. Sütçüye süt sipariş ettim, yarın irmikli tatlı yapacağım tekrar. Havalar umarım hep böyle gider, gerçi sabah hafiften çiseliyordu ama oda bulut olarak geçti gitti. Hava güzel iken çarşaflar, nevresimler de yıkandı. Kardelenler kar olmadığı halde açmaya başladılar bahçede, sümbüller de çıkmış, topraktan baş çıkarmışlar, açmayı bekliyorlar.

Akşam izlediğim film aşağıda 




DÜĞÜN DAVETİYESİ

Düğün Davetiyesi - Wajib filminin konusu, İtalya'da yaşayan Filistinli Şadi (Saleh Bakri), kız kardeşi Emel'in (Maria Zreik) düğünü için memleketi Nasıra'ya döner. Adetleri gereği düğün davetiyelerini ailenin erkeklerinin elden dağıtması gerekmektedir, Bu sebeple Şadi ve babası Ebu Şadi (Mohammed Bakri) şehrin her yanına dağılmış akraba ve tanıdıkları ziyaret etmeye başlar. Gün boyunca onlarca eve girip çıkan baba oğul, bir yandan da hayatlarıyla ilgili birçok konuda zaman zaman neşeli, zaman zaman gergin konuşmalar yapacaktır. 

Yaşamak nasıl yaşayabileceğini seçmektir. 
( filmden bir replik)