OKUDUKLARIM 50 BEN KAZANMADAN BİTMEZ.

12 Ağustos 2020

OKUDUKLARIM 50 BEN KAZANMADAN BİTMEZ.

Hayır! Düzen bozulmadı, yeniden kuruldu... Yıkılan bir şey yok, değişen çok şey var sadece ve her değişim ürkütücü bir karmaşayla, çözümsüz gibi görünen sorunlarla ve sonsuz kaygılarla yağar insanın üzerine...
Yeni düzen bir tehdit değil, bir seçim...

Teknolojik gelişmeler insan sağlığını korumaya yetmiyormuş, bir kez daha yüzleştik bu hakikatle... İnsanın sağlığı yine doğanın kanunlarına bağlı...

Yeni dünya, bambaşka bir disiplin öğretiyor insanoğluna:

“Şikâyet etmemeyi, güvenmeyi ve olana teslimiyeti...”

Ne kadar şikâyete saparsan, o denli şükre davet edilirsin. Dengelenirsin.

Şimdiye kadar şikâyet ettiğin ne varsa, hepsine şükretmeyi öğretiyor yeni düzen sana.

Belki sarsarak, belki acıtarak, belki tokatlayarak... Belki sen anlayıncaya dek şiddetini artırarak...

Çünkü ilahi düzen, vazgeçmemiştir senden. Sadece fark etmeni ve hak etmeni bekliyordur hayatı...

Merak etme...

Sen kazanmadan bitmeyecek bu hikâye...

Çünkü kaybetmek için doğmadın. Bunun ne doğaya, ne evrene, ne de ilahi sisteme bir faydası var. Kazanmayı hak etmek üzere yaratıldın. Bu yüzden hep kazanmaya zorlamaya devam edecek seni sistem. İş ki, nasıl kazanmak gerektiğini bil. Hayat bir ödül değil, bir hak ediştir. Hayatı hak edenindir mutluluk ve düzen.

1 Günde bitirdiğim içinde çeşitli ritüellerin bulunduğu bir kişisel gelişim kitabı idi. Tavsiye ederim alın okuyun.

Sevildiğini bilen kişinin enerjisi yüksektir.
Tartışarak, kavga ederek, birbirinizi üzerek, her konuda zorluklar çıkartarak direncini düşürme.
Unutma ki insanın enerjisini en çok düşüren şey, kendiyle olan tartışmasıdır.
*****
"Başıma ne gelirse gelsin her zaman ayakta kalmayı ve yaşamayı seçeceğime söz veriyorum. Dua ettiğim her şeyin bir gün gerçekleşeceğine inanıyorum.
Zorluklar beni test edebilir ama yok edemez. Hiçbir basınç içimdeki enerjiyi durduramaz. Ruhum dayanıklı!
Her zaman üstesinden geldim ve bu defa her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseğe sıçrayacağıma inanıyorum. Sabredip güçlendiğimi hatırlayarak yoluma devam edeceğim.
Ben durdurulamayacak kadar enerji doluyum. Düşüncelerimi hep şimdide tutacağım. Dikkatimi hep en çok olmasını istediğim, aradığım şeyde tutacağım. Vizyonumun gücünü hissediyorum.
Ben zirveye çıkacağım.
Yeterince güçlüyüm.
İnanıyorum ki Allah zamanı geldiğinde açılmasını istediğim kapılarımı açacak. Allah beklentilerimi aşan güzellikleri bana sunacak, buna yürekten inanıyorum.
Ben ilahi aşka güveniyorum."
*****
Sandığından daha değerlisin.Senden başka hiç kimse senin değerini belirleyemez.
*****
Kimse seni nasıl hissetmen gerektiğine zorlayamaz.Düşüncelerini değiştirdiğin noktada,hisler de değişir.Hislerin değiştiğinde tepkilerin de başka olacaktır.
*****
Affetmek kimseye yaptığım bir iyilik ya da yücelik değildir. Sadece kendi ruhumu tedavi etme ve iyileştirme sürecidir.
*****
Bizi kızdıran şeyin aslında olay olmadığını,olayla ilgili kafamızdan geçirdiğimiz düşüncelerin duygularımızı etkilediğini fark edeceksin.
*****
Güvenme malına bir kibrit yeter, güvenme güzelliğine bir sivilce yeter...
*****
Buğday tarlaya ekildiği gün hemen başak vermez.
*****
Ne biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
*****

OKUDUKLARIM 49 UNUTMA DERSLERİ

OKUDUKLARIM 49 UNUTMA DERSLERİ

“Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti,

bozuk para gibi harcama telaşı.”

Aşk acısıyla baş edemeyen Feribe, Mazi İmha Merkezi’ne başvurur. Bu tuhaf merkezde alacağı dersler yoluyla acı veren tatlı hatıralarını unutmayı hedeflemektedir. Peki Feribe yana yakıla geçmişiyle uğraşırken, bugünün payına ne düşecek? Bugün de vakti geldiğinde derslerin konusu olmak üzere sıraya mı girecek, yoksa Feribe’nin geçmişin oyunbaz gölgeleri arasında nefes almayı öğrenmesi mi gerekecek?

İnsanın sonu gelmez yalnızlığını modern dünyanın tuzakları üzerinden tarif eden Nermin Yıldırım, bitmiş bir aşkın fonunda, belleğin karanlık dehlizlerine daldırıyor muzip kalemini. Bir yandan neşeli diliyle gülümsetirken bir yandan da hayat karşısındaki çaresizliğimizi yüzümüze vurarak sarsıyor bizi....

Nermin yıldırım ile hala tanışmadıysanız lütfen bir an önce okumaya başlayın derim.  Sevdiğim bir yazar kendisi.

Bir yanlışı, sırf güzel olduğu için sevebilir insan.
*****
İnsan kandırılmaz, kanmak istediği için kanar.
*****
Aşkın yanında gurura yer olmadığını söyleyenler halt etmiş. İnsan en çok aşıksa gururuna sahip çıkmak, onun nezdinde hiç değilse saygıdeğer biri olarak kalmak istiyor.
*****
Sırlar tanıdıklarla paylaşılamaz ki. Dönüp dolaşıp bir şekilde karşınıza çıkar.
*****
Aceleye gelmiş tanışıklar, ekseriyetle aslında h,ç tanışılmadığının fark edilmesiyle noktalanır. Güzel şeyler hızla; doğru ve emniyetli olanlarsa zamana yayıp bekleyerek yaşananlardır.
*****
Aşk acısı çeken birinin beyni, kokain müptelalarının beyniyle neredeyse aynı biçimde çalışır. Kokainman kokaine nasıl ihtiyaç duyarsa, aşık ta ayrı düştüğüne karşı benzer bir açlık yaşar. Yoksunluk çeken bağımlıların dopamin dengesi bozulur, bu da büyük risklere gözü kapalı girmelerine neden olabilir. Aşk acısı yaşayanlar, tüüyle kendi içlerine dönebilecekleri gibi, tam tersine o yıkıcı enerjiyle dışa da yönelebilirler. Bağımlı oldukları maddeye - ki örneğimizde bu eski sevgili- ulaşabilmek için normalde akıllarından bile geçirmeyecekleri işlere kalkışabilirler.
*****
Düşmanını tanımadan savaşamazsın.
*****
Bazen zihin, sahibine türlü oyunlar oynar. Hafıza, yaşanmış gerçekliği parçalara ayırıp değiştirir.
*****
Sırrını verdiğin kişiye öfke duyarsın.
*****
Keşke sevdiklerimiz bizi bütün hatalarımıza, her şeye rağmen, daima sevebilseydi.....
*****
Kime güvenip kime güvenmeyeceğini insan kendi hisseder. Şu hayatta itimat dilenenler, genellikle itimat edilmeyecek kişilerdir.
*****
İnsan kalbini kaptırırsa bile, hiç değilse aklını korumalı.
*****
Yanlış hayat doğru yaşanmaz.
*****
Sonunu düşünen perişan olmaz.
*****
Acayiplikler içinde sadece kendilerininkileri görmemek insanoğlunun en acayip meziyetlerindendir.
*****
Çok şey söylemek gelince içinden, susmalıydı insan. Birine çok şey söylemek istemek, o birini haddinden fazla önemsemekti çünkü.
*****
Birini düşünmek, onu daha çok düşünmeye giden yolu açar.
*****
Birinin yokluğuna alışmak, varlığını benimsemekten kolaydı. Kimsenin yokluğu, varlığı kadar yaralamazdı insanı. Yok vardan az acıtırdı.
*****
Çokları gitmenin zor olduğunu sanır. Halbuki asıl zor olan dönmekti.
*****
İnsan bazı  acıları unutmak istemez. Çünkü onlar omurgası olmuştur artık. Yerinden kıpırdatmaya bile gelmez. Sonra her şey yıkılıverir. Altında kalırsınız.
*****
- İnsan kendini nasıl affeder?
- Başkalarına gösterdiği merhametin hiç değilse yarısını kendine göstermeyi deneyerek.
*****
Bazıları kalın zırhlarla gezmeyi sever. Aşıksa umursamaz, zayıfsa güçlü, korkaksa cesur, merhamelitliyse acımasızmış gibi görünmek ister. Sadece başkalarını değik, kendini de kandırmaya, dünyadan ve duygularından böyle korunmaya çalışır.
*****
Kendimizi elimizden geldiğince korumakla mükellefiz, ama dünya ağrısını geçiremeyiz.
*****
Kimse göründüğü kadar masum değildi.
*****
Her kalp, diğerinin intikamını alır, herkes, başkalarının  kırdıkları tarafından kırılır. Adaletin bu ilahi tecellisine ayılamadınmı hala? Uyansana!..
*****
Öbür yarısını özleyen yırtık fotoğraflar gibiyim
*****
Sözlerin ne anlamı var ki. Aşık olduğunda bütün şarkılar aynı şeyi anlatıyor.
*****
İnsanların size karşı hakiki hisleri, en çok başınız dertteyken su yüzüne çıkıyor.
*****
Hayat öyle bir yerdi ki kendimizi güzel hissetmek için çirkinlere, iyi hissetmek için kötülere, erdemli hissetmek için ahlaksızlara ihtiyacımız vardı.
*****
Başka türlü ölümler, beraberinde başka türlü yaşamlar getirir.
*****
Hayat dediğin hata zaten. Y yi çıkar, harflerin yerini değiştir, göreceksin bak.
*****
Sahip olduklarının kıymetini bil. Ama yeri geldiğinde vazgeçmekten de korkma.
*****
Canın nereden yanıyorsa, Kıyametin orada kopuyor. Ama üstesinden gelemeyeceğin, hafıza çöplüğüne gönderemeyeceğin bir derdin yok.
*****
Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti, bozuk para gibi harcama telaşı.
*****
Affetmenin bağışlananı değil, bağışlayanı hafifletmek için keşfedildiğini geç anladım. Ama anladım.
*****
Yadırgadığın her şeyi yaşayabilir, yargıladığın herkese dönüşebilirdin.
*****
Hayatımın kalanında kafamı serin, kalbimi temiz tutmakta karar kıldım.
*****
Hayat genelde romanlarda ki gibi afilli değil. Romanlar vurucu bir yerde, planlı bir şekilde biter. Hayatsa nerede nihayete ereceği muamma, döke saça devam eder. Hayattaki finaller, kitaplardakiler kadar çarpıcı olmaz bu yüzden.
*****
Aşk kaç kişilik bilmem ama vazgeçmek tek kişiliktir.
*****



Kitaptan müzikler


Selda bağcan o günler


Işıl german - aşkın kederi


İlhan irem- sen bilirsin


Rammstein Mein herz brennt


Nazan öncel - bırak seveyim rahat edeyim


Yeliz- sel suyu


Bambino - triste sabor


Hurşit yenigün- o gemide bende olsaydım.


Sezen Aksu- şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler.


Nesrin sipahi- İçin için yanıyor


Kitapta çoşkun sabahtan bu şarkı ama ondan bulamadım youtubeda. Bende zeki mürenden seçtim.


Çelik - güle güle

Kitaptan filmler


Polanski- kiracı


Woody Allen Hannah ve kızkardeşleri

AKIL ÖĞRENEBİLDİĞİ KADARINI BİLİR

10 Ağustos 2020

AKIL ÖĞRENEBİLDİĞİ KADARINI BİLİR

Sıcaklıklar halen devam, geçen akşam yağmur şöyle bir atıştırdı geçti gitti. Bugün sabah erken kalktım tekrar yattım saat 09:00 gibi kalktım. Erdal ağbiye, taksiciye telefon açtım 09:30 gibi bizi aldı, hastaneye bıraktı. Ağbimin dahiliye doktorunda rutin kontrolü vardı. Şeker halen yüksek indiremiyoruz bir türlü. Sabah aç karnına 180 idi ki açlık şekeri 100 ve altı olması normal sayılıyor. Özlem hanım doktorumuz bizim ölçümleri iyi buldu fakar insülünü 2 ünite arttırdı, bir daha 1 ay sonra gelin dedi. Çıkışta tekrar erdal ağbiyle eve geldik.


Ağbime kahvaltı hazırladıktan sonra, alışveriş çantalarını da alarak ana sağlığa ilaç yazdırmaya gittim. Annem vertigo hastası onun ilacını yazdırdım, Özlem hanımda ağbime insülün yazmıştı her ikisini de eczaneden aldım. Elimde alışveriş poşetleri ile minibüs bekledim, geldi çarşıya gitmek üzere bindim tek müşteri idim, ayağımı sürüdüm çarşıya gelmeden minibüs doldu, taksi durağında indim.


İndikten sonra yürürken anneanne ve toruna rastladım, ikiside karton aşkına uykuda idiler. Peynirciye uğradım peynir aldım, manava uğradım alışveriş yaptım. Yeşil fasulye almadım hoşuma gitmemişti. Tekrar minibüs ile eve geldim. Bugün buranın pazarı ağbime para verdim bana alt eşofman türü bir şeyler bakacaktı pazardan arkadaşlarından. Telefon açtım daha henüz almamış arkadaşının yanında imiş. Ben de minibüsle  Pazaryerine geçtim. Ağbimle buluştuk ilk önce bana eşofman altı aldık  3 tanesi 50 lira. Oradan sebze pazarına geçtik, yeşil fasulye aldım, balık biber aldım sirkeli yağlı turşu bitti yenisi kurulacak yarın. Annem lokma istedi 3 tane lokma siparişi verdim, onlar olurken bende bir sade türk kahvesi içtim. Minibüsle eve geldim, fasulyeyi ayıkladım ocağa vurdum. Şu an çemberimde gül oya dizisini izliyorum. Çalışırken vardiyalı sisteme geçtiğimiz için 16:24 vardiyalarında izleyememiştim, baştan itibaren tekrar izliyorum.


  
Başlık Yeraltından Notlar, Dostoyevski den


İZLEDİKLERİM

09 Ağustos 2020

İZLEDİKLERİM


THE HATER 2020

İki yüzlü genç bir adam sosyal medya karalama taktiklerinin karanlık dünyasında başarıyı yakalar. Ama sanal kötülükleri, kısa süre sonra gerçek hayatta şiddete yol açar. Komünist geçmişi ve bugünkü Avrupalılığı ile boğuşan bir toplumda, hem kültürel seçkinler hem de ayrıcalıklardan yoksun gençler karanlık güçlerin Avrupa'nın üzerine çöktüğünü görür. Böylesi bir ortamda kaçınılmaz çatışmalardan ve ortaya çıkan kaostan faydalananlar da vardır. Çocukluk arkadaşı Gabi'nin (Vanessa Alexander) dikkatini çekmek ve ilerici ailesinin saygısını kazanmak için çaresizce çaba sarf eden, gözden düşmüş hukuk öğrencisi Tomek (Maciej Musiałowski) de bunlardan biridir. Gabi'yi etkilemek için yüksek profilli ancak ilkesiz bir halkla ilişkiler şirketinde işe giren Tomek, sosyal medyada organize etmesi istenen kirli siyaset oyunlarında kısa sürede çok başarılı olur. Ancak bu işlere girmesinin insani bir bedeli vardır. Tomek, kirli siyaset oyunlarına kendini giderek daha fazla kaptırırken yavaş yavaş insanlığını da yitirir ve araçlarla amaçlar birbirine karışır. 


KARANLIK SULAR 2019

Todd Haynes’in yönettiği, başrolde Anne Hathaway, Mark Ruffalo ve Tim Robbins’in oynadığı 2019 yapımı film, gerçek bir hikayeden kurgulanmıştır. Robert Bilott’ın hayatında ve aynı zamanda Batı Virginia’da meydana gelen dönüm noktası niteliğindeki olaylar gösterilmektedir. Tennant adında bir çiftçinin Billott’ın ofisine gelip çiftliğindeki hayvanların garip davranışlar sergilemesi ve ölmesi üzerine yakındaki bir fabrikadan şüphelenerek Bilott’tan yardım istemesiyle başlar. Kimya firmaları arasında çok güçlü bir yere sahip olan DuPont’un Tennant ile arasındaki mücadelede Bilott’ın, önemli bir karar vermesi gerekmektedir. Korkudan ve istikbal kaygısından güçsüzlerin ezilmesine seyirci kalmak mı yoksa doğru bildiği yolda her ne pahasına olursa olsun ilerlemek mi? Bunun üzerine zincirleme olaylar silsilesi tetiklenir. Kimse farkında olmasa da Bilott, bir şehri tehlikeye atan çok önemli keşiflerin içinde bulur kendisini. Bir insanın nasıl bir değişiklik yapabileceğini, azmi ve fedakarlığı sergileyen bu film, duygu dolu anlar sunarken aynı zamanda doğaya ve insan sağlığına karşı gelebilecek tehlikeleri açığa çıkarmak adına göz açıcı bir etki uyandırmaktadır.


THE HUNT 2020

12 yabancı bir ormanda uyanır. Nerede olduklarını veya oraya nasıl gittiklerini hiçbiri bilmemektedir. Daha da önemlisi çok özel bir gaye için seçilmiş olduklarını bilmemektelerdir.

OKUDUKLARIM 48 GÜLEN POLİS

08 Ağustos 2020

OKUDUKLARIM 48 GÜLEN POLİS


Soğuk ve yağmurlu bir Stockholm gecesinde bir otobüste dokuz yolcu katledilir. Hayatını kaybeden bu yolculardan biri de polistir. Cinayet masasından olan bu polisin otobüste bulunması tesadüf müdür? Martin Beck aksini düşünüyordur. 

İçten pazarlıklı kişi utangaç olur. Beslenen kötü duyguların dışavurum korkusu.
*****