İZLEDİKLERİM 2025/7

21 Eylül 2025

İZLEDİKLERİM 2025/7

 




PARİS HATIRALARI 2022

Revoir Paris, 2023 yapımı bir Fransız drama filmidir. Alice Winocour tarafından yönetilen film, 2015 Bataclan saldırılarında hayatta kalan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Mia, bir bistroda bir terörist saldırısına maruz kalır. Saldırıdan üç ay sonra, Mia hala yaşadığı travmanın etkisinden kurtulamamıştır. O geceyi hatırlayamaz ve hayatı altüst olmuştur. Mia, saldırıdan kurtulmasına yardım eden Senegalli bir garsonu bulmaya karar verir. Garsonun adı Souleymane'dir ve Mia, onu bulursa, o geceyi hatırlamasına yardımcı olabileceğine inanır. Mia, Souleymane'i bulmak için Paris'i dolaşır. Bu süreçte, diğer saldırı mağdurlarıyla ve onların aileleri ile tanışır. Mia, onların hikayelerini dinleyerek, kendi travmasıyla yüzleşmeye başlar.


HAZİNE GEÇMİŞİN KÜLLERİ  2024

New Yorklu, biraz nevrotik bir iş kadını olan Ruth, Holokost’tan sağ kurtulan inatçı ve büyüleyici babası Edek’le Polonya’ya uzanan bir yolculuğa çıkar. Edek geçmişiyle yüzleşmeye isteksizdir; tuhaf, kimi zaman çocukça kaçamakları baba-kız arasında sürtüşmelere yol açar. Post-sosyalist Polonya’nın soğuk binaları, sessiz sokakları, kayıp adresler ve yarım kalmış hikâyeler bu ikilinin peşine takılır. Yol boyunca komik yanlış anlamalarla duygusal kırılmalar iç içe geçer ve aile bağlarının ne kadar inatçı olabildiğini hatırlatır.

Bu film, yol filmi duygusuyla aile dramını yumuşak bir tonda birleştiriyor. Mizah, travmanın ağırlığını hafifletiyor ama bastırmıyor. Kısa duraklar, sakin planlar ve ölçülü müzik, anlatıyı şişirmeden ilerletiyor. Ruth’un kontrolcülüğü ile Edek’in kaçamak mizahı çarpışırken, oyunculuklar sahicilikten güç alıyor. Final büyük laflara başvurmadan içe işleyen bir kapanış sunuyor; geçmişle barışmanın bugün için beklenmedik bir hediye olduğunu fısıldıyor.

Bence izleyin...



 

OKUDUKLARIM 2025/37 KENDİNİ AŞ HADDİNİ AŞMA

19 Eylül 2025

OKUDUKLARIM 2025/37 KENDİNİ AŞ HADDİNİ AŞMA

 



“Bu hayat inanın bir ‘karabasan’dır.

Ve bu kâbustan kurtulmanın merak

buyurmayın klinikleri, doktorları, terapi

seansları, hiçbir şey olmamış gibi yola

devamınızı sağlayacak devasa bir ilaç

endüstirisi bulunmaktadır. Emrinizdeyim. (Ve

ben size durmaksızın ‘Yoldan çıkın, uykudan

uyanın’ diyorum. Siz beni bir meczup sanıyor,

acıyarak bakıyor ve yola devam ediyorsunuz.)

Hadi yoldan çıktık diyelim.

Nereye gideceğiz?

Harama batmamış bir belde mi var?

Umutsuzluk bize yakışmaz. Eğer yoksa böyle
bir belde, bize düşen onu ‘inşa’ etmektir.

Yeter ki ‘Uzun yola çıkmaya’ niyet edin. ‘Niyet’

mühim. İrade-i cüz’iyenin ta kendisi. Bu

sebeple ‘Ameller niyetlere göredir’ buyrulmuş.

Bu niyetin kuvveden fiile çıkması Cenab-ı

Hakk’a kalmıştır. Bize düşen Besmele’yi çekip

ilk adımı atmak.”

Mustafa Kutlu, gazete yazılarından derleyerek

hazırladığı yeni eserinde tüketim odaklı sanayi

toplumunun sorunlarına değinirken, “Kanaat

Ekonomisi”ne dayalı sade bir hayat tarzını,

ahlâki bir nizamı benimsemenin yollarını

arıyor.

KİTAP HAKIINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Kısa kısa gazete yazılarından oluşuyor. Hem kişisel hem manevi gelişim yazıları var.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Kişi kendin bilmek gibi irfan olmaz.
*****
Kişi geçen zaman içinde gitgide olgunlaşır, güzel ahlak timsali olursa hayatta iken sevilir, sayılır, takdir edilir, öldükten sonra rahmetle anılır.
*****
Bu çerçevede kendini aşmak isterken haddini aşmaya kalkışmak delikanlıyı bozar.
*****
Cenab-ı hak haddi aşanları sevmez. (A'raf suresi 55)
*****
Ne sermayenin gözü doyar ne de halkın.
*****
İnsanlık bilgisayar sistemleri çökerse düşünmeye başlayacak.
*****
Devrimin daima bir şiire ihtiyacı vardır.
*****
Bu hayat inanın bir karasabandır.
*****
Niyet mühim. İrade-i cüz'iyenin ta kendisi.
Ameller niyete göredir.
*****
Ahlakın bir tek kaynağı vardır. İlahi emir ve yasaklar.
*****
Öte dünya inancı, hesap günü. Yüzyıllardır bunun bir safsata olduğu pompalanıyor. Sen gününü gün et, anı yaşa, kendini sev. Altta kalanın canı çıksın. Hesap gününü hesaba katmayan bir adalet olur mu?
*****
Gıda tartışmalarından birinde, bir biyokimyacı hanım şöyle dedi; Temiz toprak, temiz hava, temiz su, doğal gübre ile yetişen, ıslah ve başka yollardan doğasına müdahale edilmemiş gıda. Mümkün ise çiğ yenmeli. Hücrenin ihtiyacı olan enerji bu yoldan gelmeli.
*****
Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan bizden değildir.
*****
Gönül nedir? Gönül içimizdeki fenalığın bulaşmadığı tek yerdir. Vicdanımız odur veya onun kumandası altındadır. Kötü ihtirasın zerresi ona ulaşmaz, aldatmak nedir bilmez, şehveti hiç tanımamıştır. İblisin tohumu onun toprağında asla kök tutmaz. Gönül içimizdeki meleğin adıdır ve Yunus'un deyimiyle gönül Çalab'ın tahtıdır. Yunus bütün eserinde bizim bu en değerli yanımız olan gönlü yüceltmiştir. İnsanların ırkları, dinleri, doktrinleri, ahlak anlayışları hasılı her şeyi ayrı olabilir. Kimi zengin kimi fakir, kimi zahit, kimi zani olabilir. Fakat kimler olursa olsun, insanın gönlü mukaddestir. Çünkü o Allah'ın baktığı yerdir, masumdur. Çünki o aftır, merhamettir, sevgidir. Günah onun eseri değildir. O yangınlar veren ateş değil, hayat veren sudur, inciten kahkaha değil, seven tebessümdür, ayıran bozgun ve fitne değil, birleştiren dostluktur.
Yunus Emre (1971) kitabı- Muzaffer CİVELEK
***** 
Ben deyince öteki ortaya çıkar. Oysa ben demek, ahlakımızda terk-i edeptir.
*****
Bir felaket bin nasihatten evladır.
*****
İnancın önünde hiçbir şey duramaz.
*****
Gösteriş zaten makbul bir şey değildir, temelinde kibir vardır.
*****
-Biz israf etmiyoruz, artanları fakire dağıtıyoruz. (otel sahibi)
İçimden herifin suratını dağıtmak geçiyor. Ulan özrün kabahatinden büyük. Fakir fukara dediğin insan değil mi? Ona layık gördüğün senin yemek artıkların mı?
*****
Çıldırmamak için hayata, insana, dünyaya bir mana vermek lazım değil mi?
*****
Dünya, hayat, insan hiçbir zaman bu kadar kirlenmemişti.
*****
Tarihte zafer sayılan yenilgiler de vardır.
Ayrıca ahir zamandayız. Kimin borusunun öteceğini Allah bilir.
Keser döner sap döner, bir gün olur hesap döner.
*****
Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey yine bir çocuktur. Bu bakımdan mahalle arkadaşlığı ile asker arkadaşlığı unutulmaz.
*****
Her medeniyet dinden kaynaklanır ve bunun sembollerini taşır.
*****
Aza kanaat edeceğiz. Az konuşup, az uyuyup, az tüketeceğiz.
*****


OKUDUKLARIM 2025/36 RAVENSPUR AİLESİNİN LANETİ

17 Eylül 2025

OKUDUKLARIM 2025/36 RAVENSPUR AİLESİNİN LANETİ

 


Ravenspur ailesi kendi halinde, oldukça zengin, saygın ve etkileyici bir ailedir. Nesiller boyunca refah içinde yaşamaya devam etmişlerdir, gelecekleri de parlaktır. Fakat bir gün, korkunun gölgesi bu ailenin üzerinde gezinmeye başlar.

Şimdiye dek Ravenspur ailesinin herhangi bir ferdi, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir tehlike karşısında korkaklık yapıp kaçmamıştı ama şimdi, en cesurlarının bile yüreğine korku salan, güçlü erkeklerin kendi gölgelerinden irkilmelerine sebep olan bir şey şatolarında dolaşıyor. Ravenspur ailesinin bireyleri, nasıl ve kim tarafından gerçekleştirildiği anlaşılamayan cinayetlere kurban gidiyor. Bu ölümlerin arkasında kim var? Hayatta kalanlar, kendi trajik sonlarıyla karşılaşmadan önce bu gizemi çözmeli.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Hep dönmekten başım döndü, sonunda cinayetler çözüldü başımın dönmesi geçti:))

KİTAPTAN ALINTILAR;

Bir toplu iğnenin ucunda duran ipucu genelde önemli sonuçlar verir.
******
Gölge gibisin, insanın kendi vicdanının gölgesi.
*****
İnsanın bazen dostlarıyla kaynaşması iyidir.
*****
En iyi insanlar bile şeytana uyabilir.
*****
İnsanoğlunun erdemli bir varlık olduğuna neredeyse hiç inancım yok.
*****
Çözümü mümkün olmayan hiç bir bilmece yoktu.
*****
Gözüne son derece önemsiz görünen bir detay, içinde bulunduğumuz durumda çok büyük öneme sahip olabilir.
*****
Her zaman umut vardır.
*****
Gerçekler hep en inanılmaz gelir insana.
*****
En önemli ve sıradan düşüncelerimiz zihnimizin kıvrımlarında birlikte gezinir.
******
Hayatta olduğumuz sürece her zaman umut vardır.
*****
Hayatın olduğu yerde umut da vardı.
*****
Azınlıklar çoğunluk için acı çeker.
*****
Kimseye hislerini belli etmeyeceksin.
*****
Aşk insan damarlarındaki o vahşi, sıcak kanın, insanı yiyip bitiren sonsuz sevginin gerçek ateşini hissetmek ister.
*****
İnsanı yüzlerine bakarak yargılamak çok zordur.
******
Hızlı konuşan açık verir.
*****
Sessiz sakin insanların bazı konularda hisleri hep derin olur.
*****
Ağır hastalıklar ağır tedaviler gerektirir.
*****
İyilik doğurmak için insanın bazen acımasız olması gerekir.
*****
Gençliğin nazarında kaderin kalıcı bir yeri yoktur.
*****

HİÇBİR SAHTEKARLIK, HAKİKATİN YÜZÜNÜ BOYAYAMAZ

14 Eylül 2025

HİÇBİR SAHTEKARLIK, HAKİKATİN YÜZÜNÜ BOYAYAMAZ


76 yaşında vefat eden Fransız aktör Philippe Noiret yazmış bu yazıyı 2006 yılında. Yaşlılığı kabullenemeyen birinin ağzından yaşlılık izlenimlerini ne güzel sıralamış… okumanız dileğiyle…

YAŞLANMAK BU KADAR MI GÜZEL ANLATILIR?

“Sanıyorum merdiven yapımlarında giderek daha sert malzeme kullanılıyor; eskisine göre hem basamakları çoğalttılar hem boylarını yükselttiler. Her şeyden öte ikişer ikişer çıkılmaz oldu, tek tek çıkmak zorunda kalıyor insan.
Bir de yazıları küçülttüler her ne hikmetse. Burnumu gazeteye dayamak zorunda kalıyorum iki satır okumak için. Geçen gün avucumdaki bozuklukların üzerinde kaç kuruş yazdığını görmek için telefon kulübesinin dışına çıktım. Hani gözlük kullanmayayım, yanımdakine okutayım gazeteyi diyorum ama insanlar o kadar alçak sesle konuşuyorlar ki okuduklarında da tam anlayamıyorum ne okuduklarını.
Her yer eskisinden daha uzak sanki. Evden durağa olan mesafe iki katına çıktı neredeyse. Önceleri hiç fark etmediğim bir de yokuş varmış evle durak arasında. Vapurlar da vaktinden önce kalkar oldu şimdilerde. Hani koşmanın da anlamı yok nasıl olsa benden önce halat alıyorlar.



Hepinize güzel bir hafta diliyorum, ben bilinen gibiyim bir farklılık yok. Ev işleri, pazara sergi açma, alışveriş işleri vs günler böyle geçiyor. Geçen hafta çok büyük bir kavga yaşandı pazarımızda, ben pazar yerine yakın fırın var ekmek almaya gitmiştim olayın ancak sonuna denk geldim, kavga çıkartan bayan benim sergimin karşısına açıyor, geçimsiz bir insan çoğu kişiyle kavgası var, hatta geçtiğimiz sene benimle de yapmıştı. O zaman kavgamızda ondan yana olan kişiler ile şu an ters düştü ve kavgayı onlarla yapmış. Sabahtan bana çattı ama duymazdan geldim, hemen cafeye çay içmeye gittim. Ağbimin talimatı o şekilde bana, biri kavga ederse hemen pazar yerini terk ediyorsun demişti. Oradan da fırına gittim ekmek, poğaça aldım, veterinerden kedilere mama aldım, çay içtiğim yere karışık tost söylemiştim. Onu aldım sergiye geldim ki ortalık karışmış. Tahtaya oturdum, tostumu açtım ve yemeye başladım, dediğim gibi bayan geçimsiz, insanları kışkırtan bir tip, ve sergi sınırlarını aşan bir bayan ve kavga da bundan çıktı, sınırını genişletmiş.
 Trakya da pomak kültüründen gelen bir bayan, ters olurlar kendileri. Trakya da şöyle bir söz vardır; " Bahçene kabak, evine pomak sokma" derler.
Ben de yörüğüm bizim içinde de Anadolu da  "Bahçene erik, evine yörük sokma" derler:)))
Bayanın telefonu elinde hem kavga yapıyor, hem videoya çekiyor, vurdun diyor öyle bir şey yok. Telefonda kades sitemi yüklü herhalde haber vermiş ki, poliste bekçide geldi. Hepsi karakolluk oldu, Allah sonlarını hayır etsin.
Tarhanamızı da yaptık, ben birkaç kavanoz şakşuka yaptım kış için, birkaç şişe de domates sosu koydum geriye bir tek turşumuz kaldı. Yalnız hayat o kadar pahalı ki anlatamam, bir pazar alışverişin 2.000 Tl tutuyor artık. Allahtan geçen hafta yeşil fasulye sezonum kapandı, benim cins fasulye bu sezon 2 defa ekildi ve artık ekim olayı bitti. Çevremden çok kişiye methettiğim için herkes bu hanım abladan fasulye aldı. Nasıl methetmem, fasulyeyi ocağa vur hiç su eklemeden domatesin suyu ile kavrulurken pişiyor.


Bu ayın dergileri...


Alıntıdır

Yaz sezonunun en sevdiğim meyvesi, fasulye aldığım bayanın incirleri yeni oldu, bol bol alıyorum. Rahmetli babam ile Akseki'ye gittiğimizde, sabah erken beni kaldırdı şehrin biraz dışında yürüyerek gidilen bağ yerine gittik,
- İncir ye aç karnına, için temizlenir demişti. :(((
Bu incir de o yöreye ait bir incir resmi.


Şehrimiz parklarını önceden şahıslar işletiyordu, şimdi ise belediye..
Ben de bir iki uğradım parkıma ama eski tadı bulamadım...

Geçen hafta okuduğum gazete dergilerden yazılar paylaşayım size;



Ben zaman zaman denerim sevdiklerimi,
Sana ihtiyacım var der beklerim..!
Kimi geleyim mi diye soruyor..?
Kimi duyduğu gibi çıkıp geliyor ..?
Kimi de ardına bakmadan çekip gidiyor..?
Muazzam bir insan eleyip tanima şekli bu bence..!
Hayatımda demirbaş olanlarla, konu mankeni olanları ayırıyorum…
Hz. Mevlâna'nın da dediği gibi,
Sıkıntı yok Efendiler ; Dert insana yol gösterir
Bazılarına da yolu göstermemiz gerektiğini öğretir…!










Bektaşi baba aşka gelmiş önüne gelene merhaba demeye başlamış.
Merhaba ağaç kardeş merhaba.
Merhaba taş kardeş merhaba. 
Merhaba kedi kardeş merhaba.
Derken değirmene gelmiş dönen değirmen taşına " merhaba taş kardeş merhaba" demiş.
Demiş demesine ama bu sırada eteği dönen taşlara sıkışmış babayı içine çekecek.
Zar zor kendini kurtarmış sonra taşa bakarak.
" Yoook Erenler yok, bundan sonra dönene merhaba yok".








İZLEDİKLERİM 2025/6

12 Eylül 2025

İZLEDİKLERİM 2025/6

 


AUDREY'S CHİLDREN 2024


1969 yılında geçen bu etkileyici film, Dr. Audrey Evans adında kararlı ve cesur bir kadının hikayesini anlatıyor. Dr. Evans, dünya çapında tanınan bir çocuk hastanesinde çalışmaya başlar ve burada cinsiyetçilik, geleneksel tıbbi uygulamalar ve meslektaşlarının entrikalarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Bu zorlu ortamda, yenilikçi tedaviler geliştirmek için azimle çalışan Dr. Evans, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen pes etmez. Onun çabaları, sadece hastanedeki çocukların değil, tüm dünyadaki milyonlarca insanın hayatını olumlu yönde etkiler. Film, Dr. Evans'ın azmi ve kararlılığı sayesinde, Ronald McDonald House'un ilk satın alımını gerçekleştirerek, çocukların ve ailelerinin yanında olmayı başardığı süreçleri de gözler önüne seriyor. Sinemanın büyüsü sayesinde bu hikaye, izleyicilere ilham veren gerçek bir başarı öyküsü sunuyor. Her karesinde umut ve mücadele dolu olan bu film, hem duygusal hem de düşündürücü bir deneyim vaat ediyor.

Büyüleyici bir gerçek hikaye...


PERŞEMBE GÜNÜ CİNAYET KULÜBÜ 2025

Aynı adlı romandan uyarlanan bu suç komedisinde, mahalle dedikodularıyla beslenen ama arşiv gibi hafızalara sahip yaşı geçkin bir hafiye ekibi, ansızın gerçek bir cinayetin içinde sürüklenir. Önce okul gezisi tadında başlayan merak, kısa sürede ipuçlarının, yanlış yönlendirmelerin ve eksantrik şüphelilerin iç içe geçtiği bir bulmaca halini alır. Sokak lambalarının altında yapılan fısıltılı toplantılar, eski fotoğraflar ve unutulmuş mektuplar, ekibi yavaş yavaş gerçeğe taşır.

Film, yumuşak bir mizah duygusuyla tempolu bir gizemi dengelerken, yaş almış karakterlerin tatlı çekişmelerini ve dayanışmasını öne çıkarıyor. Yönetim sade, kurgu sıkı ve diyaloglar yer yer neşeli, yer yer iğneleyici. Atmosfer hem nostaljik hem canlı; küçük bir kasabanın ritmi hissediliyor. Büyük sürprizler vaat etmese de izleyiciyi sıcak bir merakın içinde tutuyor, finalde de tatmin edici bir kapanışa ulaşıyor.


Hem komedi hem suç bir arada daha ne olsun....