BİR İNSANIN HAYATI BAŞKA HAYATLARA DEĞDİKÇE BÜYÜYOR

05 Nisan 2026

 


YALNIZLIK mı - TERK EDİLMİSLİK mi 

Nietzsche’nin bu kısa ama derin sözü, insan ruhunun iki farklı hâlini birbirinden ayırır. 

> Yalnızlık, insanın kendisiyle baş başa kalmayı seçtiği, bilincin kendi derinliğine yöneldiği bir durumdur. 
> Terk edilmişlik ise seçilmiş değil, maruz kalınmış bir yalnızlıktır bir yoksunluk, bir eksilmedir. 

İnsan, terk edilmişlikte eksik hisseder; yalnızlıkta ise tamamlanma arayışına girer. 
Ancak bu iki duygunun sınırları, çoğu zaman bulanıktır. Çünkü insanın terk edilme korkusu, en eski hafızasında yani çocukluğunda şekillenir. Psikolojik olarak çocukluk, insanın benlik gelişiminin en kırılgan dönemidir. Sevgiyle karşılanmak, kabul görmek, bir çocuğun ruhsal bağışıklığını oluşturur. Oysa reddedilme ya da duygusal ihmal, bu bağışıklığı zayıflatır. Bu nedenle, yetişkin olduğumuzda yaşadığımız her kayıp ya da yalnızlık anı, yalnızca mevcut olayla değil, geçmişteki eksik sevgiyle rezonansa girer.
Yarayı çocuklukta aramamızın nedeni budur: çünkü asıl yara orada açılmıştır. Nietzsche’nin “terk edilmişlik” dediği duygu, bir varoluşsal eksilmedir. 
İnsan, çocukken bir başkasının sevgisine tamamen muhtaç olduğu için, o sevginin çekilmesi ruhunda “ölüm provası” etkisi yaratır. Yetişkinliğimizde bu deneyimi hatırlamamak için türlü maskeler takarız — başarı, aşk, statü, üretkenlik… Ama her biri, derinlerdeki o eski korkunun üzerini örten birer örtüdür. Yarayı çocuklukta aramak, aslında geçmişi kurcalamak değil; bugünkü benliğimizi anlamaya çalışmaktır. Çünkü insan, geçmişin yankılarından yapılmıştır.
Terk edilmişlik hissi, bizi yalnızlıktan korkutabilir; ama aynı zamanda yalnızlığın öğretmenidir. Nietzsche’nin sözü bu nedenle hem uyarıdır hem davet:  
- Terk edilmişlik bizi kırar, yalnızlık bizi kurar. 
Ve belki de iyileşme, çocukluğun yarasına geri dönüp, o zaman eksik kalan sevgiyi artık kendimize verebilmekle başlar...

Biraz Felsefe Biraz İnsanlık/Biket Al


Hepinize güzel bir hafta diliyorum. Buralar bayağı bir yağmurlu idi, çıkıp dolaşamadık, hele cumartesi tüm gün yağışlı idi. 
Sadece çarşamba günü 81 ilde aynı anda kütüphanelerde toplu okuma vardı, oraya katıldım. 
Pazarlar durgun insan nasıl alışveriş yapacağını şaşırıyor. 
Salı günü doktor randevum var, hastanedeyim. 
Çarşamba kızlar buluşalım diyorlar bakacağız duruma göre. Arkadaşlardan biri bu sene çalıştığı yer anlaşma yapamayınca bir yerle (işyeri hemşiresi) işten ayrılmış, camiye Kuran-ı Kerim okumaya gidiyor, annem ilk işten çıktığımda bana da söylemişti, ama babam felç olunca kaldı. Ben youtube den takip ediyorum, harfleri birkaç sene böyle takip edince unuttuklarımı çözdüm, umarım arkadaşta halleder. 
Bu arada bahçe kedilerimden biri bizim ardiyeye girmeye teşebbüs etti, sokmadım. Sen o gün git bitişik komşunun 2. katına yatak odasına gir ve orda 3 tane bebe dünyaya getir:)) Dün 10 tane yaş mama, 1 kilo kuru mama ve bir büyük baton salam alarak bebeleri görmeye gittim. Bizimki poşette ne var görmüyor, geldi ayaklarıma sürtünüyor, ben onu evde salamla besliyorum salam istiyor:)) bebişleri sevdim biraz. Sonra eve geldim. Komşu bugün tuvalet ihtiyacı için evden çıkarmış, gel kızım deyince koşturdu geldi, salamla besledim, hemen bebelere geri döndü. 1,5 ay sonra kısırlaştırma yaptıracağım veteriner ile görüştüm süreyi o belirledi. 


81 ilde aynı anda okuma projesinde hediye verilen kitabım bu. 


Kütüphaneden okumak için aldıklarım, bu ara okuyamama sorunum var.


_*Gönlümüz nasılsa gözümüz de öyledir.*_
_*İçimizde ne varsa dışarıya bakınca onu görürüz.*_ 📚📚

_İbrahim Tenekeciᝰ✍︎_
☘️


Duraktaki 3 oturağada sahip çıktı beni oturtmadı:))



Migrostan aldıklarım....




Mart ayı kolajım


Mart ayı okumalarım, ramazan dolayısı ile azdı



Hayat, gülmek midir?
Yok, efendim yok...!
Hayat; gülmeyi becerebilmektir.
Karanlıkta ışığı kendin yakabilmektir.
Eline diken batar diye korkmadan, gül yetiştirebilmektir.
Kanamaktan korkup, sevmekten vazgeçmemektir.
Hasrete, mesafelere, ayrılıklara aldırmadan,
Saçlarına çiçekleri takabilmektir.
Acılar şah damarını çatlatıp, kanatana dek,
Ölüme kafa tutabilmektir.!
Hayat; direnmektir efendim...!

Nursel Tosun Tuzlu



Çevrimdışı (offline) olma trendi, dijital gürültüden kaçıp Ana odaklanmayı temsil ediyor.
Dijital yorgunluk, yeni sosyal kırılma noktası. Her bildirim,  her mesaj ve bitmeyen içerik akışının karşısında çevrimdışı olabilmek artık bir tür güç ve seçicilik. Zira Bilgi yorgunluğu, çevrimiçi aktivizm gerçek aktivizme zarar veriyor. Dolayısı ile bağlantıda kalma kültürü yerini erişimi sınırlama kültürüne bıraktı kimimizde. Sosyal erişilebilirliğin prestij olduğu günlerin ardından şimdi ulaşılmazlık, zihinsel alan ve sessizlik yeniden keşfediliyor adeta...Hatta artık bu bir sağlıklı yaşam alışkanlığı olarak konuşuluyor.
Sanal ortam artık yapay zekâ içerikleriyle dolup taşarken, insanlar fiziksel dünyaya dönmenin yollarını arıyor. 
Ama 'Sözde "çevrimdışı olmak" değil. Offline olmak, tıpkı sağlıklı beslenmek, spor yapmak gibi bir yaşam tercihi haline geliyor. Dijital detoks da değil yeni yaşam standardı bu , gittikçe sayısı azımsanmayacak bir çevrede...
"Çevrimiçiyseniz, 
hayatınız çevrimdışı demektir"
düşüncesi ile...
Hepimize çevrimiçi- çevrimdışı kolaylıklar ☘️


https://context.reverso.net/%C3%A7eviri/ingilizce-t%C3%BCrk%C3%A7e/I+was+a+kid


1 yorum:

  1. Teşekkürler paylaşımınız için; okumak istediğim kitaplar beni çağırmıyor sanki; ellerim uzandıkça geriye çekiliyor. Hayat meşgalesi değil de hayatın o karmaşık ve gürültülü kalabalığı zihinde ve kalpte o kadar çok yer ediniyor ki; başka bir dünyanın kapısı ise uzakta bir rüya oluyor sanki...

    YanıtlaSil