Tarihin kaydettiği en büyük İslam âlimlerinden biri hiç şüphesiz İmam Gazalî’dir. Selçukluların son döneminde yaşayan Gazalî, geride bıraktığı yüzlerce eser ile gerek İslam âleminde, gerekse insanlık âleminde çok derin izler bıraktı ve bırakmaya devam ediyor.
Çok iyi bir kelamcı, derin bir felsefeci, öncü bir mantıkçı, müçtehit bir fıkıhçı, mümtaz bir tasavvufçuydu. İslam âlimlerince kendisine “Hüccetü’l-İslam” yani, “İslam’ın delili” denildi. Her asırda bir müçtehidin geleceğini bildiren hadisten hareketle, yaşadığı asrın müçtehidi olarak kabul edildi.
“Mişkatu’l-Envar” isimli eserinin tercümesi olan bu kitap, Gazalî’nin tasavvufi eserlerinden biridir ve ömrünün sonlarına doğru telif etmiştir. Esas olarak, Nur sûresinin 35. âyeti olan “Allah göklerin ve yerin nurudur.” âyetinin yorumudur. Sadece mealine bakmakla, hatta bazı tefsirlere müracaatla bu âyetin ne demek istediğini anlamak gerçekten zordur. Gazalî, “Mişkatu’l-Envar”ında bu âyetle ilgili yorumuyla muhataplarının ufkunu açmaktadır.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
Kısa fakat etkileyici bir kitaptı. Ömrünün sonlarına doğru yazılmış.
Okuyucuyu da konuya dahil eden bu güzel eserden faydalanacağınızı umarım.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Hür insanların kalpleri sırların kabirleridir.
*****
Allah'ın en yüce -en ileri nur olduğu yazılıdır.
*****
Allah'ın öyle melekleri vardır ki, insanların amellerini onlardan daha iyi bilirler.
*****
Her hakkın bir hakikatı vardır.
*****
Nereye yönelseniz orada Allah'ın vechi vardır.
Öyleyse O'ndan başka İlah yok. Çünkü İlah, yüzlerin ibadette kendine yöneldiği şeyden ibarettir.
*****
Basiret sahipleri, gördükleri her şeyle beraber Allah’ı gördüler. Bazen de buna kimisi şu ilavede bulundu: “Gördüğüm her şeyde önce Allah’ı gördüm.”
*****
Bir şey haddi aştığında zıddına inikas eder.
*****
İlim imanın fevkindedir, zevk ise ilmin fevkindedir. Zevk vicdana aittir, ilim bir kıyastır. İman ise, mücerred taklit ile bir kabuldür.
*****
Önce duyular devreye girer. Bunlar hayale bir hazırlık gibidir. Çünkü hayale ait bir şey, ancak duyulardan sonra olur. Akli ve fikri olanlar da o ikisinden sonra gerçekleşir.
*****
Bir şeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder.
*****
Gadap aklın cadısıdır. Çoğu kere gadap şehevata galip gelir. Gadap heyecana gelince şehevatı dağıtır. Arzu edilen lezzetleri unutturur. Şehvet ise heyecana gelmiş gadaba asla direnemez.
*****
Allah kime bir nur vermemişse, artık onun için hiçbir nur yoktur.
*****
Dirheme tapan helak oldu! Dinara tapan helak oldu!
*****
Altın ve gümüş iki taştır, bizzat fayda vermezler. Onlara ihtiyaç görülmediğinde ve harcamadığında çakıl taşları olurlar. Çakıl taşları da onlar mesabesinde...
*****
Göz nihayetsiz olanı göremez. Çünkü o, maddenin sıfatlarını görür. Madde ise, ancak sonlu olarak tasavvur edilir.
*****
İmanın, ilmin ve marifetin de birer nur olduğundan şüphe yoktur. Çünkü, küfür karanlığıyla her şey zulümat içinde görülürken, iman nuruyla kainat nurlanır, munis bir şekil alır. Keza, cehalet karanlığıyla bir kitaba bakan kişi hiçbir manaya muhatap olamazken, ilim nuruyla bakınca, o kitabı baştan sona engin ve zengin manalarla dopdolu görür.
*****
Bir şey birisine görülürken bir başkasından gizlenebilir.
*****
İnsan, hiçbir şey bilmez bir vaziyette dünyaya gelir. Fakat, kendisinde adeta sonsuza açılan bir bilgi kapasitesi vardır. İnsan, bu kapasitesini kullanmakla, öğrenme kabiliyetini geliştirir. Ayna ne derece parlaksa, mukabilindeki şeyleri o derece net yansıtır. Akıl da ne derece keskinse, eşyanın hakikatlerine o derece nüfûz eder.
*****
Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Fussilet Sûresi, 41:53.
******
Her şey için iki cihat vardır:
1- Nefsine bakan
2- Rabbine bakan
*****
Hz.Peygamberin as. duası ileEy nurların nuru
Ey her nurdan önce gelen
Ey her nurdan sonra yine var olan
Seni bütün noksanlardan tenzih ederim
El - aman el - aman ! Bizi cehennem ateşinden koru! (Amin)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder