Terapi, insanın güçlü ve dürüst tarafı ile bu güce karşı olan direnci arasında bir dans gibidir.
*****
Ne plan yaparsan yap, tökezlemek kaçınılmazdır.
*****
Savunmalarımıza nasıl bir ilişkiyle yaklaştığımız, onları yenme başarımızı belirler. Savunmalarımızı "bizim bir parçamız" olarak görürsek ya da onları fark etmezsek, onlarla ilgili hiçbir şey yapamayız. Eğer onlarla gurur duyar ve onları kendimizin gerekli parçaları olarak kabul edersek, yine onlarla ilgili bir şey yapmayız. Neden yapalım ki?
*****
Savunmalarım benim kimliğim! Ben, savunmalarımdan ibaretim.
*****
Birine sigarayı bırakmasını söylemek, sigara içme nedenini anlamadan acımasızca bir taleptir.
*****
Anksiyeteyi düzenlemek, terapötik duygusal açılmanın güçlenmenin ve kontrolün anahtarıdır.
*****
Eğer birine karşı sıcak duygular beslemiyorsak öfke duymak kolaydır. Eğer sadece sevgi hissediyorsak sadece sevgi beslemek de kolaydır. Ancak gerçek bir insanla ilişki kurduğumuzda, sadece sevgi ya da sadece öfke diye bir şey yoktur.
*****
Suçluluğun akıp gitmesine izin ver.
*****
Duygusal olarak, kronik ağrı sadece fiziksel acıdan ibaret değildir.
*****
Kendine yönelttiğin öfke, başka bir şeye karşı savunmadır.
*****
Gerçek güç, acıyla yüzleşmekte yatar, onu gömmekte ya da inkar etmekte değil.
*****
Umut hissetmek nasıl bir şey?
Adeta bir hafifleme.
*****
Daha iyi hissetmek, çoğu zaman insanı sarsan bir uyanışa yol açar. İyileşmeye başladığımızda, şimdiki halimizle geçmişte çektiğimiz acılar arasındaki farkı daha net hissederiz Yaşadığımız kayıpların ve geçmişte, özgür olabilecekken acı çektiğimiz zamanların yasını tutmak doğaldır. Kaçırdıklarımızı gördüğümüzde, yas kendiliğinden akar. Ancak eğer bu yas bize anksiyete getiriyorsa, daha iyi hissetmekten kaçınabiliriz çünkü daha iyisinin olduğunu kabul etmek, o yası da kabul etmeyi gerektirir. Yani yastan kaçınmak için rahatlamaktan da kaçabiliriz.
*****
Düşünmek, duygulara karşı en yaygın savunma mekanizmalarından biridir. Duygularımız hakkında bulmaca çözer, analiz yapar, düşünür ve tekrar tekrar düşünürüz. Ancak bu, duyguları gerçekten hissetmekle alakalı değildir.
*****
Çaresizlik de yaygın bir savunma mekanizmasıdır.
*****
Suçluluk, canını yaktığımız insanla yakın kalacak kadar dürüst ve cesur olduğumuzu gösterir. Yakınlık uğruna suçluluğun acısına katlanabiliriz.
*****
Suçluluk, hem kendimize hem de başkalarına olan güvenimizi inşa eder. Suçluluk bize insan olduğumuzu hatırlatır ve her şeyi içimizde taşıdığımızı gösterir. Suçluluk duygusundan kaçmak, içimizdeki başka bir parçamızı, içsel yargı sistemimizi, bizi cezalandırmaya iter. Sağlıklı suçluluğumuzu hissettiğimizde ise iyileşiriz. Hapisten çıkarız. Özgür oluruz.
*****
Suçluluk en acı verici duygudur. Suçluluk, çıplak insanlığımızın bir sonucudur. Bize sevdiğimizi söyler. Hatalarımıza dayanabileceğimizi, onarımı ve bağlantıyı sağlayabileceğimizi ve kendimize mükemmel olduğumuza dair yalan söylemek zorunda olmadığımızı söyler. Suçluluğumuzu inkar ettiğimizde, kendimizi acıya sürükleriz.
*****
Ne başardığıma bakma, başaramadıklarıma bak!
*****
Utanç, kötü biri olduğunuzu söyler. Oysa suçluluk, aslında iyi biri olduğunuzu, cesur ve sevgi dolu bir kalbiniz olduğunu ve yaptığınız şeyin acısını çekebilecek kadar güçlü olduğunuzu hissettirir. Suçluluk, kendinizi sevdiğiniz ve zarar veren bir şey yapmış olsanız bile bunu onarmak istediğiniz anlamına gelir. Suçluluğun dürtüsü bağ kurmak, özür dilemek ve bir şekilde durumu düzeltmektir.
*****
Suçluluk ise seni onarmaya ve sevmeye iter. Kim olduğunu gerçekten deneyimlemene yardım eder.
*****
Sağlıklı suçluluğumuzu hissettiğimizde, kendimize özsaygı, gurur, heyecan, neşe ve yakınlık gibi güzel şeyler vermemiz çok daha kolay olur.
*****
Umut, sanki bir hafifleme gibi.
*****
Dr. Sarno, kronik ağrıların çoğu zaman öfkeyi bastırmanın bir yolu olup ağrının işlevini anlamanın bile öfkeyi hafifletebileceğini ifade etmiş.
*****
Ağlayıp bir şeyi özleyebilmek, kalbimin sevgiye dokunduğunu gösteriyordu.
*****
Hiçbir düşünce ya da duygu yargılanmaz, keşfin sınırları yoktur.
*****
Bir savunma baskın olduğunda, anksiyete azalır hatta tamamen kaybolur.
*****
Daha az anksiyete, daha az savunma demekti.
*****
Öfkeni içe döndürerek tırnak yeme, küçümseme ve eleştiri şeklinde bir savunma mekanizmasıyla kendini acıya karşı koruyorsun.
*****
Tek bir doğru yol yok.
*****
Her tepki, birlikte izlediğimiz yolu bize gösterir.
*****
Hepimiz bir yere ait olmak isteriz. Ait olma isteğini reddedenler, aslında buna en çok ihtiyaç duyanlardır; bu ihtiyaç, içlerinde derinlerde saklıdır.
*****
Herkesin bir hikayesi var.
*****
Eğer hep düşünmeye devam edersen, sadece düşünen biri olur, hisseden biri olamazsın. Bir robota dönüşürsün.
*****
Bazı insanlar dışarıdan kendilerini yaralar.
*****
Beynin nasıl değişebileceği şaşırtıcıdır. tekrar eden müdahalelerle beyin kendini yeniden organize edip yeni kalıplar oluşturabiliyor.
*****
Bazı insanlar bir başarıya ulaştıkları anda hedefi bir adım ileriye taşır ve sonra neden yorgun olduklarını merak ederler. Bu bir çeşit işkencedir; başarıların getirdiği sevinci alıp götürür.
*****
Bazen insanlar, kendi içsel acılarını ve çatışmalarını başkalarına yükleyerek onlardan kurtulmaya çalışır. Bazıları anlamı iletmek için kelimeleri kullanırken bazıları bu kelimeleri kendilerinin taşıyamadığı hisleri başkalarına yaşatmak için kullanır.
*****
Sağlıklı suçluluk, şifaya götüren bir yoldur. Suçluluk hissetmek, bana sevgimi ve insanlığımı anlatıyordu. Suçluluk hissetmek, bana diğer insanların gerçekliğini anlatıyordu; hiçbir insan yalnızca kötü ya da yalnızca iyi değildir. İnsanları değersiz görmek ve kendilerine layık olanları aldıklarını düşünmek kolaydır. Onları değersiz olarak görmek, suçluluğun acısından bizi korur ama parçalanmış bir gerçekliğe sürükler.
******
Hepimizin içinde bağ kurma arzusu doğuştan gelir.
*****
Kimi zaman fiziksel acılar, fiziksel sebeplerden kaynaklanır. Fakat kimi zaman da acı, hayatımızın gerçeklerini görmezden gelme yollarımızdan doğar. Reddedilmemek için duygularımızı bastırmayı öğreniriz. Kendimizi ve iç dünyamızı reddetmek ise kaygı, depresyon ve başarısız ilişkilerle sonuçlanır.
*****
Bir ilişkide zarar gören şeyin, yine bir ilişki içinde iyileşmesi gerektiğini keşfederiz. Kendi içimizde reddettiklerimizi kucaklamayı öğreniriz. Kendimizi ve başkalarını, sürekli tadilat gerektiren bir proje olarak görmeden olduğu gibi kabul etmeyi öğreniriz.
SON

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder