OKUDUKLARIM 2024/42 MİSAFİR ODASI

25 Haziran 2024

OKUDUKLARIM 2024/42 MİSAFİR ODASI

 

 
Melbourne’da yaşayan yazar Helen, evinin misafir odasını üç haftalık bir ziyaret amacıyla Sydney’den gelen arkadaşı Nicola için hazırlar. Bu sıradan bir ziyaret değildir: Nicola ileri evre kanser hastasıdır ve onu iyileştireceğine inandığı bir alternatif tedavi için gelmiştir. Helen bu süreçte onun dostu, bakıcısı, koruyucusu olmaya gönüllüdür, ancak Nicola’nın gördüğü tedavinin niteliği ve gerçeklerden kopuk hali Helen’da şüphe uyandırmaya, anlam veremediği bir öfkeyi su yüzüne çıkarmaya başlar. İki kadının uzun yıllara yayılan dostluğu nihai bir sınavdan geçecek, Helen içinde barındırdığını bilmediği hislerle ve kendi sınırlarıyla yüzleşecektir. Misafir Odası ölüme dair büyük sözler etmeyen, bu kaçınılmaz sona ve ona eşlik eden duygulara gündelik hayatın ayrıntıları ve bir dostluğun inişli çıkışlı ritmi aracılığıyla yaklaşan, ele aldığı konunun zorluğuna rağmen hiç beklenmedik anlarda mizaha ve neşeye de yer açan unutulmayacak bir roman. Roza Hakmen’in Türkçesiyle. “Kusursuz bir roman.” - Peter Carey “Garner’ın en iyi kitabı.” - James Wood, 
The New Yorker “Edebiyatın en önemli konuları ele alabileceğini ve alması gerektiğini, çünkü bunu sanatın başka türlerinin yapamadığı biçimlerde yaptığını hatırlatan bir kitap.” - 
Claire Messud, Newsweek “Öylesine duyarlı, hüzünlü, komik ve canlı bir kitap ki raflarda özel bir yeri hak ediyor.” - Diana Athill, The Daily Telegraph
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Bu hastalıkla uğraşan bir yakınınız varsa, yaşadıklarınızdan ve deneyimlerinizden çok şey bulabilirsiniz.
Dram severler kaçırmasın.
 
KİTAPTA ALTINI ÇİZDİKLERİM;
 
Bir başkasının yatacağı yeri hazırlamak bir ayrıcalıktır.
Elizbeth JOLLEY
*****
Toplumumuzda kanserin en önemli nedeni strestir. Stres içimizde pusuya yatmış her kötülüğe karşı bizi savunmasız kılar.
*****
Yıldırım çarpan ve hayatta kalan insanların kanserleri küçülüp yok olur.
*****
Kimi kanser türlerinde vakaların ekvator civarında çok daha az olduğu biliniyor. Bu söylediğim nitelikli, sağlam araştırmalaradayanıyor, yayımlanalı henüz birkaç ay oldu.
*****
Evinizin altındaki toprakta bir çatlak, elektromanyetik alanı bozabilir. Almanyadaki kanser hastalarının oldukça yüksek bir yüzdesi bu tür bir çatlağın üstünde yaşamaktadır.
*****
Yüksek dozlarda C vitamini kanser kütlelerini öldürüp bağışıklık sistemini güçlendirir. Ozon sauna kürümüz ise köklü doğal tedavi yaklaşımını temel almaktadır. Toksinlerin terle atılması. Birçok doktor bunları bilmez. Ama nitelikli bilimdir.
*****
Aile hekimleri tanımadıkları hastaya morfin vermez.
*****
Ölüm inkar edilemez. İnkar etmeye uğraşmak kendini beğenmişliktir. Deliliği ruha sokar. Erdemleri kovar. Dostluğa zehir zerkeder ve sevgiyi gülünçleştirir.
*****
Bazı insanlar ölümün kendilerine yaklaştığı gerçeğiyle asla yüzleşmiyor. Son nefeslerine kadar mücadeleye devam ediyorlar.
*****
Gerçeklerden kopmak bir tür deliliktir. Oldukça da yaygındır.
*****
İnsan hastalanınca ailesinin yanına gider.
*****
Öfkeli bir insanım. Öfke benim fabrika ayarım.
*****
Öteden beri kederin en yorucu duygu olduğunu düşünürdüm. Fakat şimdi en yorucusunun öfke olduğunu anlamıştım.
*****
Ben hayatım boyunca, hissettiklerimle insanların canını sıkmaktan kaçındım.
*****
İnsanlar seni niye seviyor?
Kişiliğin yüzünden olabilir mi acaba?
Müthiş sadık bir arkadaş olman mesela. Kimseye hınç beslediğinin görülmemiş olması.
*****
Bana bakma zahmetine giren herkes paranın satın alabileceği her şeye layıktır.
*****
İnsan ölünce bir parçası vücudundan dışarı uçuyor.
Adı da ruh.
*****
Yapmadığınşeyler yüzünden pişmanlık duyma. 
Onlar geçmişe ait.
Geçmişi bırak.
*****

 
 
KİTAPTAN MÜZİKLER;
 

OKUDUKLARIM 2024/34 BENİM KATI YÜREĞİM

17 Mayıs 2024

OKUDUKLARIM 2024/34 BENİM KATI YÜREĞİM

 

 
Yaşlanmış anne babasını ziyarete gelen bir genç kadın, meraklı bir kız çocuğu, uzun yıllar boyunca görüşmemiş iki eski dost, hayal kırıklığıyla evine dönen bir kadın, evden eve sürüklenen bir müzisyen... Özleyen, kavga eden, mektup yazan, dertleşen, kuşak çatışması yaşayan insanlar... Okur, Helen Garner'ın az sayıdaki ama ustaca fırça darbeleriyle yarattığı ve empatiyle yaklaştığı bu karakterlerin hayatına bir noktadan, bir olayın tam ortasından giriyor ve seçilmiş sıradan anların, içsel çatışmaların canlandırıldığı küçük sahneleri izledikten sonra da çıkıyor. Sakin ve zarif bir duyarlılıkla, gevezelikten uzak, açık ve dürüst bir anlatımla kaleme alınmış bu öyküler okurda başta fark etmediği derin izler bırakıyor. “Garner'ın öykülerinde kartpostalları andıran bir şeyler var: Özenle kaydedilmiş görüntüler, gösterilmeyen daha sert gerçeklikleri akla getirerek bir anlığına gözümüzün önünde çakıveriyorlar.” New York Times “Eşit ölçüde şefkatli ve serinkanlı... Garner insanın kırılganlığına dair derin bir anlayışla, aşkın, hafızanın ve pişmanlığın hassas işleyişleri hakkında yazıyor.” Economist “Titiz bir nesnellik, derin bir kişisellik.” Kate Atkinson

 KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

14 kısa öyküden oluşan bir kitap, ben beğenmedim.

KİTAPTAN ALINTILAR;

İnsan yazışmalarını ihmal etmemeli.
*****
İnsanlara, hayatlarının kendilerinin ötesinde bir anlamı olmasını isteten şey kendini beğenmişliktir.
*****
İşimizde ihtiyacımız olan şey o kendini bırakma anları.
*****
Mutluluk geldiği zaman öyle yoğun, pürüzsüz ve olaysız oluyor ki, hiç yokmuş gibi geliyor insana.
*****
“Herhangi bir erkek istemiyorum.” dedi arkadaşım. “Bir oğlan değil istediğim. Fikirlerimin çılgınca olduğunu düşünmeyecek bir erkek istiyorum. Hiç kimsenin görmediği tarafımı görecek bir erkek istiyorum. Bana bakacak ve beni sevecek bir erkek istiyorum. Bir yetişkin istiyorum.”
*****
İnsanlar hep anlar, Sana bir baktımı anlar.
*****
Aşk beni ikiyüzlü olmaya zorluyor.
*****
Bence ideal bir dünya da herkesin çocuğu olurdu dedim. İnsanlar sevmeyi böyle öğrenir. Çocuklar sevgiyi insanın kemiklerinin içinden emiyor.
*****
Sevmeyi bir kişiyle birlikte öğrenmek, sonra bu dersi bir başkasına uygulamak mümkündü.
*****
Canı yanmış birini nasıl avutacağını asla bilmiyorsun.
*****
Ben de senin gibiydim. Taştan bir yüreğim vardı. İçim kararmıştı. Her şeyin yasını tutuyordum. Yaklaşan bir ilişkiyi hissettiğimde, verecek hiçbir şeyimin olmadığını bilirdim. Durdum ben de. Galiba Hezekiel'deydi, Tanrı şöyle diyor: 'İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim..."
*****
Gururun bazen -insanları iradelerinin tersini yapmaya sevk ederek- şefkate yol açtığı da olur. 
*****
Buna ruh mu diyorsun, içinde Ürkekçe cıvıldayan şu şeye? 
 Rainer Maria Rilke 
*****
Güzelliğin demokratik bir tarafı yoktur. Bazı insanlar güzeldir, o kadar... 
*****
"Saygı ifadesi olarak mezarında ne yazmasını isterdin?" dedi arkadaşım. Uzun bir süre düşündüm. Sonra "İki yüz çift çizmenin sahibiydi" dedim. Kendimize geldiğimizde arkadaşım bir mezar taşını gösterdi, üstünde Yalnızca başkaları için yaşadı diye yazıyordu. "Zavallı şey..."
***** 
Cehaletimi ıslak bir palto gibi sırtımda her gittiğim yere götürmeliyim.
*****
"Adalet ve iyilik diye bir şey var diye düşünürdüm" dedi. "Bir akit olduğunu, her şeyin bir anlama geldiğini düşünürdüm. Şimdiyse zeminin birden insanın ayağının altından kayabileceğini biliyorum."
*****
Güzel insanlar açgözlüdür. Başkalarının gözünün ışığını kan hücreleriyle emer ve bununla beslenirler, böylece daha da güzel ve gösterişli olurlar, güç uğruna kendini açlığa mahkum eden benim gibi püritenlerse günbegün zayıflar, solup küçülürler, sonunda da yalnızca çelik gibi sert bir irade kalır böylelerinden geriye.