OKUDUM 198 BİR OSMANLI ASKERİNİN HATIRATI

04 Aralık 2017

OKUDUM 198 BİR OSMANLI ASKERİNİN HATIRATI

Nefeslerimizi tuttuk beklemeye başladık. İçimizden "İnşallah askerler duymaz" diye dua ediyorduk. Ama öyle olmadı; çok geçmeden nöbetçi askerin sesini duyduk:

"Kimdir o!" Osman Ağa, 1670'lerin başlarında, günümüzde Romanya'nın batısında yer alan Temeşvar'da dünyaya geldi. Asker bir babanın çocuğu olması nedeniyle kale muhafız birliğinde görev aldı ve kısa zamanda yükselerek genç yaşta birlik zabitleri arasına katıldı. Daha on sekiz yaşında genç bir odabaşı iken 1688 senesinde Avusturyalılara esir düştü.

Bu yıllar, İkinci Viyana Kuşatması'nın ardından gelişen ve 1699 senesine kadar sürecek olan Osmanlı tarihinin en fırtınalı dönemlerindendir.

Esirlik günlerinin büyük kısmını Viyana'da geçiren Osman Ağa, oldukça maceralı bir kaçıştan sonra 1700 senesinde kurtularak memleketine dönebildi ve eski görevine iade edildi. Daha sonra vilayet tercümanlığı yaptı, Avusturyalılar ile yapılan sınır görüşmelerinde yer aldı.

Avrupa'da da çok iyi tanınan ve birçok kez yayımlanan "Osman Ağa'nın Hatıraları", tarihî bir kaynak olmasının ötesinde, 17. yüzyıl insanlarının zihniyeti, yaşayışı, devletler ve toplumlar arası ilişkileri gibi tarih kitaplarında pek yer almayan insani bilgileri vermesi açısından çok sevilen ve incelenen eser olma özelliğindedir.

İNSAN KORKTUĞU İÇİN KAÇIYOR.

İNSAN KORKTUĞU İÇİN KAÇIYOR.


Herkese hayırlı bir hafta diliyorum. Bu gün kuaför günümdü saçlarımı boyattım. Sabah yaşanan bir olaydan dolayı çarşıya yürüyerek gidemedim. Bonzai içenler sabah bir kız çocuğunu sıkıştırmışlar para istemişler annem görmüş. Kokoreççi var sabahleyin orada, ondan da istemişler. Ben korkudan dört attım minibüse bindim. Hatta laptopu tamire götürmem lazım, elimde götüremem dedim vazgeçtim.  Allah sonumuzu hayır eylesin. Kuaförden sonra arkadaşa bir emanet bırakmam lazım evine doğru yol aldım onun apartmanın yanında da bonzai içmiş biri sallanıp duruyordu yazık hiç kimse bir şey yapamıyor.

Arkadaşla birer kahve içtik...


Kütüphaneden aldığım 3 kitaptan birini bitirdim, akşam yazısını yazdım. Şu an okuduğum kitap yine kütüphaneden




Film izleyemedim.



OKUDUM 197 KIRMIZI PELERİNLİ KENT

03 Aralık 2017

OKUDUM 197 KIRMIZI PELERİNLİ KENT

Yazarın okuduğum ikinci kitabı.
Roman yazmaya çalışan Özgür'ün RİO kentindeki yaşamını anlatıyor. Rio karnavalı ile neşeli bir toplum olarak tanıdığımız ülkenin sokaklarının uyuşturucu çetelerinden, fuhuş bataklarından, açlıktan vs anlatışını görüyoruz bu kitapta.

Kendini sevmeyi öğren çünkü başka kimse seni sevmeyecek.
*****
Para bir baston gibidir, insanın dik durmasını sağlar.
*****
Hiçbir ego kendi gerçeğiyle baş edecek denli küçük değildir.
*****
Yaşam iki göz kırpması arasında görülen düştür.
*****
Yalnızlığımız çok fazla can yaktığında, acıyı kaptan kaba aktarıyor, aslında zerre kadar anlam içermeyen hayata ne derinlikler yüklüyoruz.

HAYAT HER ZAMAN İSTEDİĞİMİZİ VERMEZ.

HAYAT HER ZAMAN İSTEDİĞİMİZİ VERMEZ.

Hepinize merhabalar, 
Günlük rutin yaşam aynı şekilde devam ediyor. Tek yaşadığım farklılık İzmir'den kuzenim İstanbul'a geldi, belki bir ihtimal İstanbu'la gidebilirim.


Dergi ve kitap okumalara devam, kahvem her gün aynı fincanda geliyordu, şimdi bu fincan da geliyor.


Tek kişilik baza örtümü bitirdim, yıkanıp ütülenecek. Şimdi kırlentini yapıyorum. Boy 2 metre en 1.90 cm oldu 2 sırada beyaz geçtim. Ütülenince de açacak zaten.


Yukarıdaki kitabı okuyorum, yetmedi dün kütüphaneye uğrayıp yeni gelen kitaplardan 3 tane de okumak için aldım.


Aralık ayı dergilerimi aldım, okunmak üzere bekliyorlar.


Filmini izledim.

The Ain’t Rights adlı dört kişilik bir punk rock grubu, sorunlu geçen turnelerinin sonunda, son dakikada çıkan bir konser anlaşması sonrasında Oregon civarındaki izbe bir konser mekanında kendilerini bir odaya kapatılmış bulurlar. Tüm tanıkları yok etmeye iyice kararlı dazlak kafalı neo-Naziler, bu konser turunun değil aynı zamanda hayatlarının da sonu olabileceğini işaret etmektedir. İntikam’ı takip eden yeni filminde Jeremy Saulnier bizi gene insan ruhunun karanlık köşelerine taşıyor ve aynı zamanda hayatta kalma alt-türüne farklı bir bakış atıyor. Saulnier bu sefer kolektif bir şiddet eyleminden yola çıkarak karakterlerini gene aşırılıkların ve dehşet verici durumların sınırlarına doğru itiyor. Şimdiden kült bir korku klasiğine dönüşen Dehşet Odası senenin en tedirgin edici filmlerinden biri olmaya aday. Hatta sizi de karanlık dünyasına kapatıp, film sona erdikten sonra bile nefessiz bırakabilecek kadar...


Başlık kafa dergisinden.


( Kırmızı Pelerinli Kent kitabından alıntıdır.)

ORDAN BURDAN

01 Aralık 2017

ORDAN BURDAN

Hepinize merhabalar,

Bir kaç gün hazır yayın girdim bloğa. Ben her zamanki gibiyim. Hala düşmelere devam ediyorum:)) Gülmeyin komşunuza gelir başınıza:)) ben 2 defa güldüm 15 gün içinde 2. defa düştüm. İlkinde ağbim 2 basamak merdivenden düştü, ben de güldüm aynı yerde  bende düştüm. Geçen akşamda bahçede ipe takılıp düşmüş, yine güldüm akıllanmadım. Dün de ben alışveriş merkezinin önünde 2 80 uzanıp resmen yeri öptüm. Vücut ağır olunca sol tarafım acayip ağrıyor.


Oturup dua ettim bir daha gülmeyeceğim. Hatta kurşun bile döktürebilirim.



Modern bir oturma köşesi benim olsun isterdim. Elinde kitap otur ya da uzan...


Cam güzelim sırnaşık hanım eskilerden bir tbt artık gelmez oldu..



Bu günlerde şehrimizde bir sapık aranıyor. İlkokul öğrencisi ufacık bir kızımızı taciz etmiş. Yavrum kimbilir nasıl bir psikolojiye girdi. Umarım ailesi bir psikoloğa götürür. Şehrimizde böyle bir olay yaşanmamıştı hiç, Dışarıdan gelip inşaatlarda çalışanlardan inceleme yapıyorlar. Zaten son zamanlarda bonzai kullananlar o kadar çok ki, ya yerde yatıyorlar ya da yolda yalpalaya yalpalaya yürüyorlar. Polis bir şey yapamıyor, 112 çağırsan bir kova su döküp gidiyor.



Bu da benim kitap bağışı yaptığım ufak bir belediyelik kasabanın bana gönderdiği resim. Buraya kitap bağışı yapmaya devam edeceğim. SİZ DE YAPMAK İSTERSENİZ BENİMLE BAĞLANTIYA GEÇEBİLİRSİNİZ.

Hayırlı geceler, mutlu hafta sonları