SİGARAYA BAŞLAMA VE BIRAKMA HİKAYEM

23 Eylül 2020

SİGARAYA BAŞLAMA VE BIRAKMA HİKAYEM


ZEUGMA'nın aşağıdaki yazısına istinaden bu yazıyı yazma kararı aldım.

Sigaraya 1985 yılında lisede iken bir arkadaşın ev toplantısında başladım. Aklımda hiç içmek gibi bir niyet yoktu. Kendimi bildim bileli kilolu bir insanım, akapunkturla bile tedavi oldum, başka şehirde, yine de kilo veremedim. Bu toplantıda kızlar Özlem sigara zayıflatıyor, iştah kesiyor dediler, ilk sigaramı orada yaktım. Sonrasında rahmetli babamın sigaralarından aşırıp odunlukta gizli saklı içmeye başladım. Oraya tuğlaların arasına bir kutu kibrit gizlemiştim. Liseye gidiyoruz o dönem tam gün öğretim var meslek lisesinde okudum. Üzerimizde sigaralar yakalanmasın diye yakındaki bakkala bırakırdık paketlerimizi. Öğlenleri eve gitmezdik o bakkalda ekmek arası yerdik, sigara da içerdik. 3,5 -4 gibi okuldaki çıkınca pastaneye gider orada içerdik. 
Ailem öğrendiğinde ise annemden çok kötü dayak yediğimi hatırlıyorum saçlarım köküyle elinde kalmıştı. Babamdan asla dayak yemedim ben. O sadece nasihat ederdi. Özenti de vardı işin içinde kuzenlerim içiyordu bende büyüyeyim içeceğim düşüncesi. Hatta İzmirden buraya dönerken üniversite öğrencileri de otobüse biner pofur pofur içerlerdi, bende üniversiteye başladığımda böyle içecektim. O zamanki düşünceler işte. Ve öyle de oldu ben Çanakkale muhasebe bölümünü kazandım. O uzun otobüs yolculuklarında bende içmeye başlamıştım. Hele evden ayrısın ya daha biz serbest oluyorsun bu içme konusunda. Yurt çıkmadığı için akrabamda kaldım bir süre tabii orada içmiyordum ama okulda kantinde filan içmeye devam. Bir süre sonra ev arkadaşı arayan arkadaşların yanına taşındım, hepimiz içiyorduk evde de rahattık. 
Birinci, Bafra, Samsun 216, Tekel2000, Malboro, Parliament kullandığım sigaralar. Okul bitti eve döndüm artık annem sigara içmemi kabullenmişti fakat yanında içirmiyordu. Babam zaten yeğenlerine bile sigara paketi alıp bırakırdı bana da  alırdı. Ama içmemi tasvip etmezdi. Çalışma hayatına başlayınca içme adetlerim sıklaştı, Çünkü araya mobing olayları giriyordu. Aç karnına dahi içerdim. Günde 2 pakete kadar çıkardı ama çevremde otlakçımda vardı hepsini ben içmezdim. 2010 yılında ayaklarımın üstleri ve ayak bileklerim gözlerimin üstleri şişmeye başladı. Yapılan tetkikler sonucu yüksek tansiyon teşhisi konuldu ve sebebi sigara idi. İlaç kullanmaya başladım.  Çok yüksek bir bağımlı idim Sabah kalkar kalkmaz hemen bir tane yakardım aç karnına. Gece uykudan kalkar içerdim. Bırakmanın yollarını aramaya başladım. Sigara bırakma hattını bile aradım. Nikotin sakızı kullandım. Paket alsamda içinden bir tane içip arkadaşlarıma çay saatinde bırakırdım.  Böyle araştırma yaptığım günlerde yine rahatsızlandım. Afedersiniz balgam çıkarmaya başladım. Faranjit oldun dediler balgam çıkartıcı ilaç verdiler doktorlar. Bu arada bende eczaneden balgam çıkartıcı septisillerden alıyordum. Fakat iyileşeceğim yerde daha çok kötüye gidiyordum. Balgamın rengide nikotin rengine döndü. Öyle bir şey ki duşa girsem ağzımdan burnumdan öksürmeden kendi kendine çıkmaya başladı bu nikotin rengi şeyler. Dahiliyeye çıkmıştım birde göğüs hastalıklarına çıkayım dedim. Allah razı olsun o zamanki doktorum Bülent beyden, koyduğu teşhis astım bronşit oldu, ve aslında benim o balgam çıkartıcı ilaçları ve hapları kullanmamam gerekiyormuş. Astım hastalarına balgam çıkartmak iyi değilmiş. Onun tedavisi ile iyileştim. Doktorum aynı zamanda yazardırda :)) Kitapları var. Şu an bu şehirden gitti yeni doktorum Mehmet beyden de çok memnunum.Benim bu illeti kesin bırakmam lazımdı. Yaptığım araştırmalar sonucu 21 gün alıştırması ile alışkanlıkların değişmesi mümkünmüş. Bu konularda internetteki yazıları okudum ve ben beynime bu konuda hükmetmeye başladım. İlk önce sigarayı hangi cümle kalıpları ile içmeye yöneliyorum bunları tespit ettim. Mesela çalışırken odada sigara içmek yasak ya Beynimden geçen dışarı çıkayım bir sigara yakayım cümleleri gibi cümleleri tek tek not aldım. Hangi ortamlarda içiyorum bunları tespit ettim. Çay molası, kokteyl, cafeterya, öğlen yemeği sonrası kahve yanında  gibi. 
Oluşturduğum tüm sigara içme cümle kalıplarına olumsuzluk ekledim. Dışarı çıkıp bir sigara içeyim düşüncesi geldi mi Dışarı çıkıp sigara içmeyeceğim. Ben bunları yapa yapa sigarayı bıraktım. Beynimin makina gibi tıkır tıkır çalıştığını hatırlarım.
1,5 sene içmedim. Babamın ölümü ile tekrar başladım. Fakat sonra Özlem sen ne yapıyorsun dedim kendime rahatlamışken bu ne. Hemen tekrar bıraktım 2015 yılından bu yana kullanmıyorum çok rahatım sağlığımı bozdu kimsenin de içmesini tavsiye etmem. Bırakın benim gibi sağlığınızdan olmayın. Akciğerlerimde şu an takip var doktor tarafından, astım bronşit kötü bir hastalık Allah kimseye vermesin. Ağbimde kullanıyordu o 1990  yılında kalp krizi geçirince bırakmıştı zaten. Annem bu noktada çok memnun.

Size sigara ile ilgili bir anımı da anlatayım bu arada. Çalışıyorum o zaman fabrikada. İstanbul' da Ali amcamın kızı Emine ablamın söz olacağının haberi geldi. Biz rahmetli babamla ikimiz Küçükçekmece'ye söze gittik. Biraz mutassıp bir aileyiz bir kısmımız o şekilde yani içkiye filan karşı. Özellikle Ali amcam hacı sözde içkiye filan asla izin vermez. Kuzenlerimde işin kolayını bulmuşlar 1 şişe votka almışlar, etiketini suda soymuşlar:))) dolaba kaldırmışlar. Neyse yüzükler takıldı,   Büyüklerin elleri öpüldü falan biraz oyalanıldı içeride. Millet teker teker odayı terk ediyorlar sigara içmeye mutfak balkonuna kaçıyorlar. Bende dururmuyum bende kaçtım hemen,  herkes balkona sığıştı yaktık sigaraları içiyoruz. Yanımda da avukat kuzenim Cevriye ablam var. Mutfak kapısı açıldı Rıza amcamın eşi Nazlı yengem girdi içeri, yengem olunca kimse tınmadı sigara içmeye devam. Yengem susamış buzdolabını açtı, sen tut su şişesi diye etiketi soyulmuş votka şişesinden bardağa boşalt, su diye iç:)) Kendisi de namazında niyazında Allah kabul etsin. Votkayı su diye içince bir bağrış bir bağrış yandım Rıza diye, amcam da mutfağa girince herkes sigara söndürme telaşında. Ben yerde söndürdüm diye düşünürken Cevriye ablamın ayağında söndürmüşüm:))) hatırası hala durur ayağında:)))

O sene bu sene hala kiloluyum veremedim kiloyu sigara ile...
Sakın başlamayın, başlatmayın, başlayanlar yol yakınken dönün


GÜZEL İNSAN ARAMAK İLE İNSANDAKİ GÜZELLİĞİ ARAMAK ARASINDA DERİN BİR FARK VAR

22 Eylül 2020

GÜZEL İNSAN ARAMAK İLE İNSANDAKİ GÜZELLİĞİ ARAMAK ARASINDA DERİN BİR FARK VAR

Yorgunluktan herhalde sabahları geç kalkmaya başladım. Bizimkiler alışkın ya kahvaltılarını hazırlamama, bu sabah annem senin odaya seni kaldırmak için zil taktıralım diyor kalkmadığım için:)) Kalktım kahvaltıyı hazırladım, onlar kahvaltı yaptı ben telefonla oyalandım. Sonra ben kahvaltı yaptım. Dün aldığım 10 kilo kamber biberini annem ayıklamıştı. Dolap üstünden büyük tencereyi aldık, biberleri yıkadık , kaynamaya koyduk. Ben ortalığı topladım, bulaşıkları yıkadım. Üstümü giyindim pazar arabamı aldım doğru ana sağlığa annemin ve ağbimin ilaçlarını yazdırdım. Eczaneden ilaçları aldım doğruuuuu Migrosa geçtim. Kasanın yanına kıza tembihleyerek pazar arabamı bıraktım. Market arabası alarak alışverişe başladım. Teneke ile yemeklik yağ 2 adet , 1 teneke zeytinyağı, bulgur, ufak sütlerden, saç kremi, şampuan, mutfak havlusu aldım. 330 tl cik tuttu. Bu yağlar bize kışı çıkartır artık. Kitaplara baktım bilinen kitaplar farklı bir şey yoktu. Aldıklarımı pazar arabasına yerleştirdim tıkır tıkır yola düştüm. Yolun yarısına geldim ağbime bebe şampuanı alacaktım onu unuttuğum aklıma geldi. Bebe şampuanı ile şekerden oluşan yaralı ayağını yıkıyoruz hiç bir yan etkisi yok. Bilginiz olsun çevrenizde şeker yarası olanlar rahatlıkla bebe şampuanı kullanabilirler.


Eve geldim, annem biberleri kevgirden geçirmeye başlamış. Saat ta 12 ye geliyor karnım zil aç, sabah atıştırdım sadece. Eve turşuluk lahana ile boş kavanozda alınması lazım tekrar evden çıkacağım, yandaki yeni apartmanda oturan Hayriye ablanın eşi, İrfan ağbi seslendi. Gittim bahçe kapısına, apartmanın merdivencisi bırakmış. Böyle bir iş yapan tanıdığınız var mı diye soruyor. Nerden bileceğiz çevremizde öyle biri yok ki. Temizlik şirketlerine başvurun dedim, gitti. Bende evden çıktım bir süre yürüdüm anaaaaaa maske yok ağzımda:)) hemen eve döndüm maskemi aldım tekrar yürümeye başladım. İlk manava lahana baktım çok sert, kalsın dedim. 2. manava baktım yok abla perşembeye gelicek dedi. Yürümeye devam ettim Mio cafenin önünden geçiyorum, zaten açım, maaş bu gün yatmış kendimi ödüllendirmem lazım:)) Girdim içeri bir tavuk şnitzel siparişi verdim:)) ( bizde mahalle de adettir maaş günleri herkes ya çorbacıya, ya köfteciye, ya dönerciye gider) Neyse afiyetle yemeğimi yedim, çokta güzel yapar şnitzeli. Yemek yerken maskem uçtu yan sandalyeye koymuştum. Aldım çöpe attım. Çantada yedek maskem olduğu aklıma geldi az önce niye eve geri döndüysem artık, bu yaşta unutkanlık başlamış bende.


Cafeden çıktım çarşıya doğru yürüyorum lahana bakıyorum, bir yerde gördüm o da çok yumuşak ayrıca çok yayvan. Manavıma gittim ancak Bilginde vardır dedim ve gerçekten onda var. Baktım ne sert ne yumuşak hemen bir tane aldım. Karşıya parkıma geçtim sade türk kahvemi içtim. Kalktım eve doğru geliyorum ucuzlukçudan 5 kavanoz ve 5 kapak aldım bir de marul tohumu aldım. Dün aldığım arpacık soğanları ekerken bunu da serpiveririz artık. Eve yaklaştım Romanlardan bir kız bahçe duvarına çıkmış içerideki ayva ağacına uzanmaya çalışıyor. Bir bağırdım hemen atladı aşağı, 
- Ne bağırıyon marı kızan gördü de istedi.
Kızan dediği de bebek ....
Ayvayı kıskanmıyorum limon kadar bir şey ayva, Ağaç bayağı içeride düşecek duvardan hiç düşünmüyor. Zaten akşam bir tanesini payladım 4 attı vallahi. Akşam evin karşı köşesinde yer alan ekmek fırınına ekmek almaya gidiyorum. Park etmiş kamyonetin içinde 2 tane roman kız çocuğu var taş çatlasın biri 5-6 yaşında diğeri de 7-8 yaşında arkamdam bağırıyorlar şişko diye ( çocukluğumdan bu yana alışkınım) bir ters baktım fırına girdim abla diyorlar yine şişko diyorlar. Ekmekleri aldım fırından çıktım anne babalarıda yok kamyonette yalnızlar, camdan başımı içeri soktum, korkudan öbür tarafa kaçtılar,
- bana bak .... sizi ezer, paramparça ederim  dedim.
Biz bir şey demedik abla demeye başladılar.
İstediğin kadar eğit kardeşim eğitilmiyorlar. Sokak kapımın önü maske dolu. Karşı kaldırımda çöp konteynırı duruyor. Bu sabah bahçede dolaşıyorum kapımın önüne atılmış maskelerden birini roman bayan aldı, silkeledi, üfledi (dezenfekte etti) ve ağzına taktı. İmkansız bir şekilde her türlü pandemiye ters şey onlarda. Paraya oldumu koşturuyorlar ama devletin dağıttığı 1 milyar için arkamızdaki ilk okuldan kağıt almak için birbirlerini eziyorlardı.


Etkinlik filmini izledim ama ancak yazıyorum.


EN İYİ ARKADAŞIM EVLENİYOR

Julianne Potter ve Michael, eğer uzun süre kimseyle evlenemezlerse birbirleriyle evleneceklerine dair bir anlaşma yaparlar. Fakat Michael, Kimberly ile evlenmeye karar verince onu kıskanan ve gerçekte ona içten içe aşık olan Julianne, bu evlilik planını bozmak için işe koyulur. Evliliğe yalnızca 4 gün kalmıştır ve Julianne, onları ayırmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Çok güzel bir film. Julia Roberts, Dylan McDemott ve Cameron Diaz çok başarılı. Bu eğlenceli romantik komediyi kaçırmayın.


Başlık Farid Farjad

BUGÜN GÜNLERDEN PAZAR

21 Eylül 2020

BUGÜN GÜNLERDEN PAZAR

Artık geceleri üstümüze battaniyeleri almaya başladık. Ağbim şortlu takımdan uzun pijamalara terfi etti, hatta şeker hastaları çok üşür o battaniye artı yazlık ince yorgan ile yatıyor geceleri. En çok sevindiğim kısım ise artık geceleri kahveye takılmıyor:)) Allah bozmaz inşallah. 
Bu gün annem erken kalkmış, kahvaltı masasını o hazırlamış, beni sadece tost yapmam için kaldırdı. Onlar kahvaltı yaparken yatakları topladım biraz telefona takıldım. Onlar kalkınca ben oturdum kahvaltıya biraz tost biraz ızgara zeytin peynir çay ile kahvaltımı yaptım. Ağbimin pansumanını yaptım o kahveye gitti. Makinaya çamaşır attım. Bulaşıkları yıkadım. Ocağa kemik suyu yapmak için kaynamak üzere kemik koydum. Pilavda çorbada kullanmayı çok seviyoruz. Kasaptan aldığım eti kemikli alırım etini sıyırttırırım kuşbaşı doğrar eleman eti, kemiğide kırar bir kaç yerinden öyle alırım. Akşam fırından bayat ekmek almıştım, içlerini çıkardım rondodan geçirdim 4-5 paket köftelik dolaba kaldırdım. Bahçeye çıktım çiçekleri dolaştım biraz, malum sonbahar son demleri artık.


Bu arada saate baktım 11 olmuş, giyindim üstümü, pazar  arabamı aldım pazara gitmek üzere minibüse bindim. Pazara benden erken giden var mı mahalleden diye düşünmüştüm ki Ayteni durakta gördüm, o benden de erkenci imiş:)) Benim alışverişim sabit bir sergidendir. Sadece taze fasulyeyi köylülerden alırım. Soğan patates toptan aldığımız için evde var, onları da pazardan almam. Baktım kamber biber çıkmış pazarda ilk defa gördüm bu sene. Kapalı pazara girmeden dökmüş bir kardeşimiz yere satıyor. Pazar yerine girdim doğru bülent ağbimin sergisine gittim pembe domates ve yeşil fasulye hariç tüm alışverişimi oradan yaptım. Salatalıkta gelmiş turşu kurmak için 6 kiloda ondan aldım. Köylü pazarına geçtim fasulyemi, maydonozumu, marulumu aldım bir sergiden, baktım teyzem arpacık soğanda satıyor 1 kiloda ondan aldım, bahçeye ekeriz, ilkbaharda taze soğan yeriz. Çanta ağırlaştı. Kent konseyine uğradım 2 lokma söyledim onlar pişerken bende bir türk kahvesi içtim.


Kapalı pazar çıkışındaki sergiden pembe domates aldım, minibüsle eve geldim. Ağbim evde idi karnı acıkmış hemen bir domates doğradım yanına da peynir verdim, bu ikilinin hastasıdır, yemek yemez öğlenleri. Çantayı boşalttım salatalıkları çıkardım, hemen yıkadı annem 5-6 su, yumuşak olanları ayırdı. Turşuyu kurmaya başladı.


SALATALIK TURŞUSU

- 5-6 kg turşuluk salata
- bir avuç nohut 
- 2 baş sarımsak
-Yarım su bardağı sirke
- 1 yemek kaşığı toz şeker
- 1 limonun suyu
- 2 yemek kaşığı limon tuzu
- Kavanozun aldığı kadar tuzlu su
Salatalıkları 5-6 su yıkayın. 2 baş sarımsağın tanelerini önceden suya koyun ki kolay soyulsun. Soyduktan sonra iri iri doğrayın. Nohutları yıkayın. Salatalıkları kavanoza koyarken bıçak ile 2-3 yerinden delin. Ara ara nohutu ve sarımsağı atın. Şişe dolduğunda sirkeyi dökün. Biraz suda limon tuzunu eritin dökün. Toz şekeri az su ile ilave edin. Ayriyeten hazırladığınız tuzlu suyu dökün. Ağzını sıkıca kapatıp serin gölge bir yere koyun.

Salatalık turşusunu kurduk böylece geriye karışık turşu kaldı ki bu sene onu Zehraya yaptıracağım. İhtiyacı olduğu için erişte yapıyor, turşu yapıyor, tarhana yapıyor satıyor. Yardımım olsun dedim bende karışık turşu 5 kilo sipariş verdim. Bir tek doğrama lahana turşusu kurduk mu, biz kışa hazırız. Bunu da kalle yemeği yaparken kullanıyoruz. Bu yemeği yaptığımızda paylaşacağım sizinle.

Salatalık turşusundan sonra tekrar pazara indim. Kamber biber çıkmış deyince anneme git bir 10 kilo al gel dedi. Bu sene yaptığımız tarhana gözüne az geliyor tekrar yapacağız. Bu bize zor yeter, gelene ne vereceğiz dedi. Bizim bir aile huyumuz eve yatıya gelen olursa eniştemler ( teyzem vefat etti ) veya kuzenlerim illaki giderken yanlarında biraz bir şeyler veririz biz. Bu tarhana olur turşu olur ne olursa artık. Gelen misafiri boş göndermeme gibi bir huyumuz var. Gittiğimiz misafirliği de elimiz boş gitmeyiz. Rahmetli Babamdan böyle gördük.








OKUDUKLARIM 64 RÜYALAR AŞK VE HÜZÜN

OKUDUKLARIM 64 RÜYALAR AŞK VE HÜZÜN

‘’Hüsniye” olan ismini beğenmeyip değiştirmek istediğini babasına söylediğinde yıl 1899’du ve o sadece on yaşındaydı. Yeni ismi “Ümran” olmalıydı. Bu ismi çok beğeniyordu.

Düşünmüş, kararını vermiş ve uygulamıştı. Bu onun mücadeleci ruhunun ilk zaferiydi.

Rüyasında gördüğü ve âşık olduğu adamla gerçek hayatta karşılaşıp kısa süre içinde evlendiğinde hayatın getireceği sürprizlerden habersizdi.

Genç bir kadınken yetişkinlerin dünyasının hoyratlığı ve acımasızlığıyla tanışmıştı.
Kendi ifadesiyle tek cephede savaşırken, hiç ummadığı birinden, ismini hece hece yüreğine yazdığı sevdiği adamdan en büyük darbeyi yemişti.

O dönemde ortam huzursuzdu. İmparatorluğun en zor dönemi yaşanıyordu. Memleketin neredeyse her köşesinde isyanlar çıkmış, ülke yangın yerine dönmüştü.

Bütün bunlara rağmen dik durdu ve hayatını iyi yönetmeyi başardı.
Bu kitap, Ümran’ın keyifli, mutlu ama bir o kadar da hüzün ve hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamöyküsüdür.

“Bir kadının âşık olduğunda neleri göze alabileceği ve kalbi kırıldığında neleri feda edebileceğine dair gerçek yaşamdan ruha işleyen farklı bir hikâye sunuyor bize Zerrin Dağcı. Akılla kalp arasındaki husumete güzel bir ışık vuruyor bu romanla.”


Karakter yazarın halası Ümran Hanım. Osmanlının 1800 lü yılların son zamanları ve 1900 lü yılların ilk zamanları. İyi yetişmiş bir genç kızın kendi ayakları üzerinde durma çabaları ve yaşadıkları.  Aile kavramını, toplumda kadına verilen önemi çok güzel anlatılıyor . Çocuk sahibi olmanın gerekliliğinin baskısı ise ayrı bir konu .Boşanmanın kadın açısından imkansız  görüldüğü yıllar, kadının çalışma hayatında kabul edilmediği yıllar .  Findiklida , Bahariyede , Boyabatta, Selanikte geçiyor roman  , Kesinlikle tavsiye ederim güçlü bir kadına ait bir yaşam öyküsü.

Hayal kurmak, umut etmek ne kadar güzeldi.
****
Kameriyenin tavanına sivrisineklere karşı önlem olarak sakız sardunyaları asılmıştı.
*****
Unutma boğaz dokuz boğumdur. En son söyleyeceğini en başta söyleme
*****
Evlilik alışkanlıklar üzerine kuruludur.
*****
Bir karar almadan önce mümkünse bir gece uyu. Düşüncelerinde uykuya yatsın.

Güz kitap şenliği kitap 9
Sayfa 320
Toplam sayfa 2464
Puan 10
Ek puan 30

Toplam puan 150

OKUDUKLARIM 63 KENDİNİ ARAYAN KADIN

20 Eylül 2020

OKUDUKLARIM 63 KENDİNİ ARAYAN KADIN

Kendini Arayan Adam, Düzceli Mehmet, Aysel, Halit Ertuğrul'un en çok okunan flaş eserleri. Şimdi bunlara elinizde tuttuğunuz eser ekleniyor: Kendini Arayan Kadın. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi, bu kitapta da, kendinizi bulacak, yeni bir heyecan duyacak, dünyaya daha farklı bakacaksınız.

Nilüfer'in hayatı, düştüğü yanlışlıklar, kendini bulma mücadelesi, yaşadığı sarsıntılar, kendine uzatılacak bir el araması hepimizi üzecek ve düşündürecek. Kitabı okuyunca, çevrenizdeki Nilüfer'leri farkedecek ve onun gibilere ulaşmanın vazifelerimizden biri olduğunu hissedeceksiniz.

Dini bir roman, sürükleyici idi. Kadın en basta kendini kaybediyor sonra dinini, buluncaya denk o kadar şeyler yaşıyor ki inanılmaz. Rabbine yönel dua et. Seni terk etmeyen yarı yolda bırakmayan sadece Rabbin.. Gerisi boş gerisi yalan dolan.. 

Çok muhabbet tez ayrılık getirir.
*****
Hayat kısa.Her insan her an hazırlıklı olmalı.Ölümün ne zaman geleceği belli olmaz.Ebedî hayatı kaybetmemek için hazırlan.Orada çok büyük bir mahkeme var
*****
Kimseyi kıskandıracak elbise giyme, düşmanı ve nazarı çoğaltırsın.
*****
Meğer hiçbir koku annemin kokusuna benzemiyormuş. Hiçbir gönül anneminki gibi sevgi ve şefkat saçmıyormuş. Hiçbir insan annem kadar dost değilmiş meğer.
*****
Rabb'im hiçbir kulunu darda koymaz. Yalnızca kullarını imtihan eder. Cennet ise o imtihandan sonra kazanılır. Eğer imtihan çok zorsa bilin ki Rabb'im size Cenneti kazandırmak istiyordur.
*****

Güz kitap şenliği kitap 8
Sayfa 217
Toplam sayfa 2144
Puan 10
Toplam puan 110