OKUDUKLARIM DERGİ 2023/7 OT DERGİ SAYI 118

22 Şubat 2023

OKUDUKLARIM DERGİ 2023/7 OT DERGİ SAYI 118

 

 





























 

İNSAN BİRİNİ SEVMİŞSE ONA VEDA ETMEYİ GÖZE ALMALIDIR.

20 Şubat 2023

İNSAN BİRİNİ SEVMİŞSE ONA VEDA ETMEYİ GÖZE ALMALIDIR.

 

 
Kendime acıdım bugün yaşadığım apartmana acıdım apartmanda yaşayan insanlara acıdım taki o acı saat yaşanana kadar bunu hiç farketmedigime acıdım deprem esnasında dışarıya çıktık ve herkes birbirine yabancı kimse birbirini tanımıyor sanki hiç bilmediğim ıssız bir adaya düşmüş gibi hissettim kendimi ve aslında şunu farkettim biz aslında konuşmaya tanışmaya iyiliğe okadar hazırmışız ki hepimiz birbirimize birşeyin varmı diye soruyoruz ve saatlerce o soğuğu hissetmeden orada birbirimizle konuştuk tabiki normal bir sohbet değil sorunlari konuştuk ihmalleri konuştuk hatta bir ara Türkiye bize verilse gerçekten cennet bir ülke olur diye düşündüm hepimiz okadar güzel görüyorduk ki problemleri o kadar güzel çözümler üretiyorduk ki tek kelimeyle muhteşemdik ve ben ilk defa yönetici harici apartman sakinleri ile sohbetler ediyordum gerçi yöneticiyle olan sohbetimde o güne kadar sadece aidat günü buyrun teşekkürler bitti den ibaretti sabah oldu ve biz apartmanca dışarda herkesin elinde poğaca simit çay öyle ayakta kahvaltı yaptık içimizi aslında o soğukta çayın değil birbirimizin ısıttigını farkettik meğerse bizim birbirimize ne kadar çok ihtiyacımız varmış ve şükür dedik hiç birimizde bir problem yok bir sıkıntı yok ve ilk defa aidat harici para toplandı sayın yöneticimiz de ve Yüreğir Başkent hastanesi. Yanında toplanmış olan zarar gören arkadaşlarımıza çay simit vesaire birşeyler alıp verdik evden çoğumuz battaniye getirip. Onlara sunduk soğukta değilde arabada durabileceğimizi söyledik ve her birimizin arabasına üç beş birkaç kişi oturdu sanki hepimiz birbirimizi taniyormuşuz da farkında değilmişiz gibi bir yakınlık oluştu meğerse biz ne kadar açmısız birlik olmaya ne kadar farkında değilmişiz birbirimizi çok sevdiğimizin ve biz ne kadar yardımsevermişiz
                       
#Veteriner_Hakan_Korey — Adana'da. 

 
#şükrüerbaş
#sitemtaşları
 
 

Acı olayı 2 hafta geride bıraktık. Bu sürede ekran başından, twitterden ayrılmadık. Biliyorsunuz ben biraz sipirütüel inanışlara sahibim, bu inanış bereği bereket günleri adı altında olan günler içinde oluşan birikim ile elimizden geleni yaptık. 
Bizim buralarda da yaşanacak, özellikle 2026 İstanbul depremi diyorlar. Bizim buraların altı su tamamen, öyleki bahçedeki kuyuyu annemin belediyenin su kesintisi yaptığı günlerde kendinin kazdığını bilirim, sadece kuyu bilezikleri konulacağı zaman kuyucuyu çağırmıştı, en fazla 5 bilezik derinlik var. Allah yardımcımız olsun.

Bu sürede ara ara kendimi sokaklara vurdum diyebilirim, 2 gün belediyeye üstüste gittim. Biraz avm ye gittim, sanmayın ki İstanbuldakiler gibi büyük, ufacık bir şehirde tabiki ufak bir avm olacak.
 
Kitap alışverişi yaptım....
 



Dergi alışverişi yaptım
 


Masamı pisiler ile paylaştım..
 

Kütüphaneye gidip kitapları teslim edip yenilerini aldım.
 
 
Bunların hepsi okunacak bekliyorlar şu anda....
 
Malum üç aylardayız okuduğum bazı dualar var, bu dualara instagramda takip ettiğim bir sayfada depremzedeler için hergün dua yayınlayınca, kendimi onlara verdim.
 

 
Şehrimizdeki ilk depremzede ile de dün durakta tesadüfen karşılaştık. Akrabalarının yanına gelmişler ve Ve prematüre doğmuş bir kızları var, 7 aylık doğmuş Eslem. Depremden de sağlıkla kurtulmuş, ama burada hastalığı ortaya çıkmış, onu doktora getirmişler, cici bir bebeğimizdi umarım bahtıda güzel olur, kendileri ile tanıştığım için memnun oldum, bunu da kendilerine bildirdim bir şekilde. Bayan burada Afad varmı? yardım nereden alırız dedi. Kaymakamlığa başvurmasını oradan kendisine yardım edeceklerini belirttim. Ama bu soruyu bende es geçmedim, gereğini yerine getirdim, tokalaşırken annesi ile bir şekilde anlaştık. Eslem kızımız ise acıkmış annesinin elindeki biberonu görünce dilini damağağına yapıştırıp ses çıkarmaya başladı, birkaç aylık bir bebeğin bu hareketi yapmasına şaşırdım diyebilirim. Umarım bundan sonra güzel bir hayat sürerler.
 

Birinci cemre dün gece düştü!

İlk cemreyle birlikte kuşların göç haberleri de geliyor. Anadolu’ya ev kırlangıçları giriş yaptı. Leylekler de yolda.

Yeniden doğmanın habercisidir cemreler. Onlarla birlikte hava, su ve toprak bahara hazırlanır.
 
Bende bugün bahçeden sümbül topladım, hem kokladım, hemde depremzede ölenlerin mezarlarının da bu şekilde kokmasını diledim. Onlar tam bahara erecekten soldular......
 
 
"Toprak doyurası gözleri doymuyor
Çok çok para kazanmak istiyorlar;
Ölmemiz lazım geliyor
Çok çok para kazanmaları için..."

- Nazım Hikmet


Yarından itibaren 2 haftadır ötelediğim okuduklarımı yayınlayacağım affola, eritebilmek adına günde 2-3  yayın yapacağım, saygıyla sevgiyle kalın...
 
NOT: Kitap alışverişinin 3 tanesi ve dergi alışverişinin bir tanesi depremden önce yapılmıştı hepsini birden bu postta yayınladım......

 
 

ÖYLESİNE...............

19 Şubat 2023

ÖYLESİNE...............






 

Hatay’da daha önceden altı çizilmiş yazılar…
“İnsanoğlu böyle geçicidir. Kendi varlığına en çok inandığı, sevdiklerinin anılarında ve kalplerinde derin izler bıraktığını sandığı yerlerde bile, hızla silinip gider…”







 

 


 

SÖYLEYECEK HİÇ BİR SÖZ DUYGULARI ANLATMAYA YETMEZ.

14 Şubat 2023

SÖYLEYECEK HİÇ BİR SÖZ DUYGULARI ANLATMAYA YETMEZ.

 

 
Saatleri bile zamanı göstermiyor ki, yürekler acısını göstersin. Zaman durmuş olabilir ama hayat akıyor. Geride kalan canları kurtarmak, onlara yaşama alanı sunmak acılarını bir nebze olsun azaltır diyorsun ama o da olmayacak.
 
Hayattayken insanca yaşamayı unutmayın. 
Bir bakmışsın saat üç, bir bakmışsın saat hiç.
Özdemir ASAF 
 
Böyle bir yıkım felaketini deprem olarak görmedim ama patlama olarak gördüm. İlk iş hayatına atıldığım fabrikadaydı o tür bir enkaz yığını....
Yemekhanenin altını atık su deposu yapmışlar, metan gazı sıkışması sonucu tamda  öğle yemeği vakti patlamıştı, hatta bende hergünkü gittiğim saatte gitseydim o patlamada vefat etmiş olabilirdim. 15 dakika önce erken gitmem sonucu orada olmadım. Tıpkı depremdeki gibi hasar gördü bina, ortada bir havuz açılmıştı ve kaynar su vardı, insanların bir kısmı oraya düştü dediler o kısma bakmadığımı hatırlıyorum. Fakat enkazdan çıkarılan 84 kişinin araçlarla hastaneye taşınmasını gördüm, ölmüş olanların ise (31 kişi) bir çöp cuvalı gibi basket sahasına atıldığına şahit olmuştum. 
Benim için hayata bakış açısı değişmişti o an, anlık yaşadığın diğer herşeyin önemsiz olduğunu bildim ve hayatımı onun üstüne kurdum. Ben anlık yaşadım, geçmişe dönüp neler yaşamışım hatırladım, ama gelecek için şunu da yapmalıyım veya şuna da sahip olmalıyım demedim hiç....
Gelecek diye birşeyin olmadığını gayet güzel anlamıştım.
Şu andan sonra depremden kurtulan kişilerinde aynı düşüncede olacağını düşünüyorum. Umarım psikolojik olarak ta en kısa sürede düzelirler. 
Bu dünyanın malı mülkü, eşyası, kıyafeti hepsi boş.......

Hayatımızda unutamayacağımız karelerden bazılarınıda bu depremden edindik.


Herşeyden önce yardım seferberliğinde hemen birlik olduk fakat, dağıtım konusunda başarılı olamadık. 
Gönderilen yardım kıyafetleri yerlerde idi mesela...
Ya da bir abiye kıyafet gönderdik!!!!!!!!!!
Ya da kullanılmış iç çamaşırı!!!!!!!!!!!!!!!!!
Oysa ordaki kardeşimin bir yanındayım hissiyatı verecek bir harekete ihtiyacı vardı?
Kullanılmış iç çamaşırının yada abiye kıyafetin hangisi bu değeri o kardeşime yükledi.
Yardım araçlarına her bir tırına 1-2 jeneratör, hilti, demir kesme, balyoz gibi araçlar eklenemezmiydi?????????*
Ya da alkollü içecek firmasının önerdiği montlar reddedildi, neden reklam var diye???
Acaba ÖTV 'nin haram ve helal kısımları nasıl ayrılıyor onu merak ettim?
Yağmalama olaylarına ne demeli?
Yada inşa edilen binaların ölçüm değerlerinin saklandığı binanın yıkılması ve suçluların örtbas edilmesi?
 
 


Bu da benim unutamayacağım bir foto oldu. 
Oysa bildiğim kadarı ile (kendimizden biliyorum) her aracın bir seferberlik halinde nerede kullanılacağı bilgisi ve yazısı var insanlarda. Burada depremden etkilenmeyen illerden 20-25 araç getirilip bu cenazelerin onlar ile taşınması mümkündü. Zaten malzemeden çalan müteahhitin enkazında ölen canlarımız bu son yolculuğu hakettimi?
Kefen sarılmadan gömülenler hakkında ise hiç konuşmuyorum.


Eli öpülesi insanlar, kaç kişiyi enkazdan kurtardılar bilmiyorum ama hepsi teşekkürü hakediyorlar...
 

Bir diğer öpülesi
kurtarıcılar....

 
Yolunu kaybeden yardım tırlarını köye ulaştıran canlar siz bir zeka küpüsünüz...
Sevgi iyileştirir...


Düşman bildiğimiz ülkeler de dost ülkeler gibi yardımıza koştular sağolsunlar. 

İşte madencilerimiz konakladığı okula bıraktıları bir not;
 
Maden ekibi, Hassa ilçesinde çalışmalarını sürdürürken bir süre Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda konakladı.

“Burada, depremin öğrencisiz bıraktığı sınıfların birinde tahtaya not yazan madenciler, duygu dolu bir mesajla anlamlı istek ve tavsiyelerde bulundu “Bizler Zonguldak madencileri, sizler için buradaydık. Acınız acımızdır. Hayat paylaştıkça güzelleşiyor. Bizler sizin sınıflarınıza, siz yokken yokluğunuzu aratmadık. Şunu çok iyi bilmenizi istiyoruz, haberinizi alır almaz hiçbir dakika düşünmeden ailemizi geride bırakarak enkaz bölgesine ulaştık. Kiminizin annesini, babasını, dedesini, ninesini enkaz altından aldık. Keşke elimizden daha fazlası gelebilseydi. Hepinizi çok seviyoruz.

Sizlerden bir isteğimiz var, derslerinize iyi çalışın, aranızdan çok iyi mühendisler çıksın ki güzel sağlam binalar inşa edin. Edin ki başka analar, babalar, çocuklar ağlamasın, yetim öksüz kalmasın. Sizlere güveniyoruz. Öğretmeninize güvenin ve ona sıkıca sarılın.

Not: Sevgili öğretmenim bizler sınıfları, okulu kullandık. İmkanlarımız doğrultusunda temiz bırakmaya çalıştık. Ne yazık ki, su ve elektrik olmadığından biraz kirli bırakmış olabiliriz. Hakkınızı helal edin. TTK Üzülmez.”



Şehrimden de deprem kayıpları var, bir aile tamamen yok oldu asker götürmüşler enkazdan sağ çıkamadılar.
Bir belediye çalışanımız oğlu ile birlikte orada imiş ...
Birde 182. saatte kurtarılan Kaan var akraba ziyareti için orda imiş..
Şu anda ilk etapta 30 aile için lojmanlar hazırlandı, gelecekleri bekliyoruz..

 
Biliyorum ki oraya gitmesekte hepimizin ruhu göçük altında kaldı.
Ve siz o kadim şehirleri ziyaret edenler çok şanslısınız. Çok istiyordum görmek ama, sağlık sorunları nedeniyle gidemedim..