TEMMUZ ÇELINÇ 4

04 Temmuz 2023

TEMMUZ ÇELINÇ 4

 

 
4- Ziyaret etmek istediğin yerler nereleridir?
 
Aslında hayalimde yurt dışı değil ama yurt içi görmek istediğim çok yer vardı, fakat ağbimin gözlerindeki görme olayı bozulduğu için her yer bana gezi oldu, bahçede ocakta kızartma yapmak, pikniğe gitmek gibi birşey oldu:)) ardından kuyu suyu ile bahçeyi, betonları ıslatmak, sanki deredeymişim hissini veriyor:))) bağ yaprağı toplayınca üzüm bağlarında gezi yapmışım gibi oluyor:)) közde kahve de işin en güzel tat kısmı oluyor....
 
Not: Resim alıntıdır 

TEMMUZ ÇELINÇ 3

03 Temmuz 2023

TEMMUZ ÇELINÇ 3

 

 
Az önce Perran Kutman'ın bu anısını okuyunca benimde aklıma bir anım geldi, onu aktaracağım, ama ilk önce Perran hanımın anısı...
 
 Yıl 1979. Eşim Koral'la tanışıyoruz ama flört etmiyoruz. Birlikte Kenter Tiyatrosu'ndan çıktık, kardan göz gözü görmüyor.. Arabalar bile görünmez halde, her yer karla kaplanmış..
Koral'ın Anadol'u vardı. "İzninizle sizi eve bırakayım" dedi. "Yok, zahmet etmeyin" dedim. "Rica ederim; bu havada nasıl gideceksiniz? Ben sizi bırakırım" diye ısrar etti. Ben hâlâ olmaz diyordum ve ısrarlarına rağmen Koral'ı reddediyordum.
Koral bir an durdu ve "Binin binin iyi olur, hem siz binince araba kaymaz" dedi..
Bu sözüne rağmen, arsız arsız evlendim Koral'la... Arabasına bindim, çünkü gerçekten de arabasız gidilecek gibi değildi. O zor günlerdeki birlikteliğimiz, ilişkimizi hızlandırmış olacak ki, kısa bir süre sonra da evlendik. Bir anlamda o gün Anadol'a binerek, birlikte 40 seneyi  devirdik..
 

 1998 den önce Rahmetli kuzenim Hasan'ın düğünü için Akseki de idik.  Düğün oldu birkaç gün daha kaldık. Bu arada babamın İzmir'de gizli sakıp sabancı kardeşler olarak anılan ağbilerinden birisinin, ikinci evliliğinden olan oğlu için adağı varmış, o adak için bir tane oğlak kestirdi. Rahmetli yengem o oğlanı ızgaralık ve tencerelik pişirim için tasnif etti, yanımıza bazı mutfak edevatı, ekmek, domates vs alarak Irmağa pikniğe gittik. Ekmekleri babam fırından aldı Hacının arabasına koydu. Kolonyacı olan ağbisi de bana sen bizim araçla gel dedi. Yengem arkaya geçti ben öne oturdum. Kiloluyum ya, arabada önden çekişli virajlarda filan araba savrulmasın:)))
Ogün orada yedik içtik, eğlendik, akşam oldu eve döneceğiz. Rahmetli yengem şöyle dedi:
- İngem gitte oradan kalan ekmeklerden bir tane al getir bize torbaya koyalım, oğlan yufka ekmek yemez, fırında ekmek kalmamıştır.
Gittim ekmek torbasına elimi uzattım, ekmeği alacağım, Hacının karısı olan Türkan gelin aynen şunu söyledi, 
-Hacı aldı o ekmekleri ne yapıcan dedi
Halbuki babam aldı ekmeği. Onların arabasına koydu.
Ekmeği alamadan Rahmetli diğer yengemin yanına döndüm, Yengem;
-Hani ekmek dedi.
-Alamadım yenge böyle böyle dedi dedim.
Rahmetli kalktı yerinden;
-Domuzun kızı, ne vermez ekmeği, baban aldı gız onları
dedi. Biliyorum ama birşey diyemiyorum.
 
İnsan paralı olunca her şeyi kocasının alacağını hesap ediyor demek ki.
 

 

TEMMUZ ÇELINÇ 2

02 Temmuz 2023

TEMMUZ ÇELINÇ 2

 

 
2- Seni mutlu eden şeyler nedir?
 
Okumak, doğada bulunmak, bahar ve yaz mevsiminde yürüyüş, Kitap alışverişi, hayvanlar, çiçekler, kahve, yalnızlık ve tıkınmak:)))

OKUDUKLARIM 2023/60 HUZURSUZ BACAK

01 Temmuz 2023

OKUDUKLARIM 2023/60 HUZURSUZ BACAK

 
İçimde yıllar sonra memlekete dönmüş olmanın sevinci, ellerimde bavullar, havaalanının kalabalık telaşından kurtulup bir taksiye doğru yürürken azıcık terlemiş alnıma huzurun sessiz, sakin, ama garip bir şekilde ürpertici eli dokunuverdi... Bavulları bıraktım, terimi sildim. Tam bu sırada o boz renkli kertenkele, ayaklarımın ucundan sessiz, sakin ama garip şekilde ürpertici bir bakışla süzülerek geçip gitti.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Sıkılmadan okuduğum bir hikaye kitabı oldu, tavsiye ederim.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Gerisi kader
******
Genç nefsin sabır ile terbiyesi kişiyi pişirir.
******
Emeksiz yemek olmaz.
******
Biz ömrün çok kısa olduğunu duyuyor, düşünüyor ama az sonra unutuyoruz. İnsanoğlu unutkan ve nankördür. Elindekinin kıymetini bilmez, kaybedince mızıldanır. Biz her zaman bu işi bir hatırlar, biz unuturuz. Sürekli hatırda tutmak velilere mahsus. Ölmeden ölenlere. Bizim gibi faniler hep unutacak ve yeniden hatırlayacak.
******
Ölüm dahi üzerinden zaman geçince eskiyor.
******
Dindarlık iman, inanç ve itikatla ilgili. Bir de işin amel tarafı var.
******
Geleneği teşkil eden pek çok unsur dinin günlük hayatta çoğrafya, iklim ve örfle uyuşmasıdır. Gelenek denilen şeyi kazıyın, altından yüzde doksan din çıkar. Yüzde on ise düpedüz hurafedir. Bu oran artar-eksilir ama ilişkinin temeli değişmez.
******
Esnaf hem emeği hem sermayeyi temsil eden, bu anlamda muhafazakârlıkla yenileşme arasında gelgitleri olan kesim.
******
Dış görünüş daima aldatıcıdır.
******
Tabiatın doğal sesleri. Kuş ses, su sesi, rüzgar fısıltısı, yaprak sesi, yağmur sesi,
*******
Babam annemin gözlerinin içine bakıyor, sanki ne diyor: Emret, fındık kabuğuna gireyim. Aşk budur.
******
Geceler gebedir.
Sabaha neler olacak bilemeyiz.
(Geceler gebedir, meşime-i şebden neler doğar bilemeyiz)
******
Güven duygusu bir kez sarsılmaya görsün, bir daha zor yakalanır.
*******
 Marka insanların şahsiyetini siler, onları tek tip yapar. İmza çeşitliliktir. Şahsiyetin muhafazası kimliğin ispatıdır.
******
Esnaf enterasandır. Hem geleneğe bağlı görünür, hem de yenilikleri takip ettiği için modernizme yatkındır.
Esnafı küçümsemek, salak entellere mahsus.
******
Bir koyundan birden fazla post çıkar.
Bizde çalışanlar kanaat sahibidir, asgari ücret kâfidir.
Arkadaşlar boşuna kendini yormasın. 
Ev danası öküz olmaz.
(Dana muhabetini çok sevdim:))
*****
Fikir üretmekte aciziz, özgün sözler söylemekten adeta korkuyoruz.
*******
İster komünist ister kapitalist olsun, o ülkelerde uyulması zorunlu hukuk kuralları var. Müeyyideler var. Kurallara uymayanlar vakit geçirilmeden cezalandırılır.
******
İstanbul'un üzerine asırlardır  melekler iniyor. Öyle bir medeniyet inşa edilmiş ki, bunu yapanlar yalan dünyadan ebedi âleme geçerken bu meleklerin kanadı üzerinde uçuyorlar.
Yakya Kemal " Türk İstanbul" yazısına şu cümle ile başlıyor:
"Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkın arasında tam bir âhenk varsa, orada gözlere bir vatan tablosu görünür.
******
Eski şehirler dünyanın her yerinde dinî düşüncenin, inancın silüetini taşırlar. Budistlerin pagodaları, mabetleri; Hıristiyanların katedral ve çan kuleleri, Müslümanların kubbe ve minareleri, paganların piramitleri.....
******
Bir gelenek yenilenmezse kurur, ölür, yok olur.
******
Biz sanayi kuramadık. Sanayi medeniyetini inşa edenlerin fikir ve eserlerini ya ithal ettik ya da taklit. Belki vahşi kapitalizmin kurduğu bu sanayi, bu medeniyet bizim inanç ve geleneğimize uymuyordu.
******
Yeter ki insan kaybolmasın, insan bozulmasın. Eşyayı, etrafı yenilersin, düzeltirsin ama bozulan insanı düzeltmek zordur; kimbilir kaç nesil alır.
******
Fetih, açmak- açılmak demek.
******
Tövbe kapısı açık, gayret kuşağı yanı başımızdadır.
Gayret bizden, tevfik Allah'tan.
******
Aile niçin caziptir diyorsun. Cazip çünkü insanın en derin ihtiyaçlarına o cevap veriyor.
*******




 

TEMMUZ ÇELINÇ 1

TEMMUZ ÇELINÇ 1

 

 
KİŞİLİĞİNİ TANIMLARMISIN? 
 
Aslında klasik bir soru oldu bu. Kişilik tanımlaması ruhsal mı , davranışsal mı derken bazen kararsız kalıyor bu konuda, ama kısaca şunları yazabilirim;
 
- Sözümün eriyim
- Emanete hıyanet etmem. En çok kızdığım şey alınan bir nesnenin geri iade edilmemesidir diyebilirim, kitap ta olur, tabakta olur.
- Yalnızlığı seven bir insanım
- Cömert ve yardımsever bir insanım
- Bağımsızlığı kendi koyduğum sınırlarım dahilinde yaşarım.
- Hareketlerim ve sözlerim tutarlıdır, kaypak diye adlandırılan bir insan değilimdir.
- Sorumluluklarımı yerine getiririm.
- Hırslı bir insan değilim.
-Kıskançlık, fesatlık, çekememe gibi huylarım yoktur.
- Kimse ile yarış halinde değilimdir.
-İnsanlar ile alay edilmesini sevmem
- Ne içedönüğüm ne de dışadönüğüm

Aileden, okuldan edindiklerim bunlar... 
İstesemde kimsenin kuyusunu kazamam mesela....