DOĞRU OLANI YAPMAMIZ, ÇOK İSTEDİĞİMİZİ YAPMAKTAN DAHA HAYIRLI OLUR.

19 Ağustos 2024

DOĞRU OLANI YAPMAMIZ, ÇOK İSTEDİĞİMİZİ YAPMAKTAN DAHA HAYIRLI OLUR.

 

 
BİRİSİ ZOR BİR ZAMAN GEÇİRDİĞİNDE SADECE SESSİZVE YANINDA OLDUĞUNUZU HİSSETTİRİN
 
 “Zaman sonsuz şimdidir, geçmiş ya da gelecek yoktur.
Geçmişinizi ya da geleceğinizi tayin eden zamanla ilişkinizdir.
Geleceği görme dediğiniz şey, fizik dünyanın sınırlarından çıkıp geleceği gördüğünüz andaki durugörü veya uyum yeteneğidir.
Bu yolla harekete geçirdiğiniz sebebin sonucunu, yani özgür iradenizin neyi yarattığını görürsünüz.
Ancak bu zamanı değil zamanla olan ilişkinizi etkiler. Bu yüzden özgür iradeniz her zaman sonsuz şimdide devreye girer.”
SILVER BIRCH/Ruhsal Alemin Işığı/Sayfa: 23-28

İçinde bulunduğumuz şu zamanda arkadaşlarınızdan ve ailenizden uzaklaşmanız doğaldır. Ayrılık kaçınılmazdır ve şu an dünya gezegeninde büyük bir enerjetik ayıklanm devam etmekte olduğundan bu süreçleri yaşamak çok normaldir.
Pekçoklarınız bu süreçte gerçekten yalnız hissedecektir, sanki hiç kimse sizi anlamıyor gibi gelecektir ama hiç kimse aynı sayfada değildir. Sadece şunu bilin; bunun nedeni şu an gezegende büyük enerjetik bir yeniden yapılanmanın gerçekleşiyor olması ve kendinizle yalnız zaman geçirmeye daha fazla ihtiyacınız olmasıdır.
Ruhunuzun ilahi frekansını fizik bedeninize alabilmek ve onu mümkün olan her yönde yükseltmek ve de güçlendirmek önemlidir. Bunu meditasyonla, müzikle, sanatla, doğayla birleşmeyle, bir süre sosyal medyadan uzaklaşmakla yapabilirsiniz…
Bu şekilde enerjinizi güçlendirirsiniz ve frekansınız da tıpkı bir mıknatıs gibi titreşim olarak size yakın olanları çekecektir…
Pekçoklarınız aynı düşünceleri, aynı alışkanlıkları, aynı davranış modellerini devam ettirdikleri bir döngüyü sürdürmekte. Eğer kendinizi birşeylerin olmasını bekleyen ve yaşam sırasındaki düşünce ve eylemlerinin sorumluluğunu reddeden, sanki koşulların bir kurbanıymış gibi hisseden kapalı bir döngü içinde bulursanız, bu böyle bir durumun içinden çıkmak için son çağrıdır. Ataletin üstesinden gelin, kurban rolünden çıkın ve hayatınızda pozitif değişimler yapmaya başlayın. Aksi halde gelecek olan bir fırtına ile birlikte kayıp gidebilirsiniz. Hiç kimse fırtınadan kaçamayacak ama herkes onu farklı deneyimleyecektir.
Birisi zor bir zaman geçirdiğinde, sadece onunla oturun.
Öğüt veya tavsiye olmadan. Sadece orada olun.
'Var' olmak doğası gereği pozitiftir. Dinlemek, şahit olmak, gözlemek, kucaklayan bir kalp ile alanı tutmak iyileştiricidir.
Bazen başkalarına karşı şefkat duygumuz aktive olduğunda onları veya bir durumu 'düzeltmek' için içsel bir eğilim hissederiz.
Ve bir çok durumda her ne kadar bu genellikle iyi niyetli olsa da başkaları 'düzeltilmek' istemez,
Onlar duyulmak, Sarılmak ,Hissedilmek, Anlaşılmak,  Sevilmek isterler..  ( Conscious Collective/Genç Astroset/Işık Uçkun)
Şu dönemde, geri dönüşü olmayan bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ... Güçlü kalın ve yüksek benliğinize olan bağlantınızı derinleştirmek için gereken ne varsa yapmaya çalışın, çünkü bu sallantılı zamanlarda o bizim rehber ışığımız, korunmamız olacaktır.
Uyanmayı reddedenleri baskılamaya gerek yoktur. Yeniyi reddeden arkadaşlara ve tanıdıkları değiştirmeye uğraşmaya gerek yoktur, bırakın istedikleri noktada olsunlar çünkü insanların özgür iradelerine karışmak Evrensel Yasalara aykırıdır. İnsan hayatındaki en zor derslerden bazıları ayrılıkla ilgili olanlardır. Birini koşulsuz olarak severken onları nasıl tamamen özgür bırakabilirsiniz? Nasıl yaşayacakları, kimi sevecekleri ve kendi hayatları ile ilgili neler yapacakları konusunda nasıl serbest bırakabilirsiniz? Bu kontrolünü bırakması o kadar da kolay olan bir ders değildir, ama şu dönemde yapmaya çalışmak önemlidir.
“Zaman yüzünde çizikler yaratabilir, Saçını gümüş  rengi yapabilir,
Ama zamanın  yüreğinin parlaklığını silmesine izin verme…
Kahkahalarını kendinden ve sevdiklerinden esirgeme,
Yaşlandın diye muhtaç görünmek zorunda değilsin.
Hayal etme yeteneğin,
En çocuksu arzuların seni sen yapandı.
Şiirini, gün batımlarını sevmeyi  sakla, narin, naif anılarını gizli çocukluk aşkını da,
Sadece öfkeni ve affedememeyi saklama. Affetmemek seni hasta edebilir.
Zaman en güzel ayraçtır. Ayırır insan olanı da, insanla oynayanı da…
Zamanın kıvrımlarına yenik düşmek zorunda değilsin,
Her sabah, uyandığında güneşin doğuşuyla kendini yenileyebileceğini unutma,
İçsel olarak benim zamanım çoktan geçti deme,
Geçen zamanın hayatını çalmasına asla izin verme.
Ruhun yaşı yoktur ki, yaş bedene ait ruhuna değil”
Mutluluğu dışarıda arama, aradığın mutluluk içinde saklı /Peter Deunov

Derleyen: Fulya Aykaç 


Hepinize sağlıklı, mutlu, huzurlu günler dilerim. Ben bildiğiniz gibiyim işler, güçler, yemeler, gezmeler....
Bu hafta yumurta domates aldım 10 kilo onlardan menemen yaptım, biber olarak ta bahçedeki biberleri kullandım. Pazar alışverişi esnasında fasulye ve bamyayı bol aldığımdan bunları fazlası ile dondurucuya kaldırdım. 15 kilo mor soğan alıp kenara koydum, kuyunun su motoru bozulduğu için bahçede pek fasulye olmadı söktük hali ile sulanmayınca semizotu da fazla olmadı.

 
Son topladığımız semizotları bunlar. Bir kısmını yemeklik bir kısmını omletlik poşetledim vakumladım kaldırdım.  Bu sene yeşil mercimekli versiyonuna çok taktım. Yeşil mercimeği ayrı bir tencerede haşlıyorum biraz diri bırakıyorum. Başka bir tencerede, yağ, soğan, semizotu karabiber, tuz, pulbiber, salçalı su ile kavuruyorum su ilave ettiğimde süzdüğüm yeşil mercimeğide koyup kaynatıyorum. 
 


İnstagram kapandı ve açıldı en çok kaydettiklerime üzülmüştüm. 
 
 alıntıdır
 
Bu gün migrosta bir bayan ile atıştık kasada. Kadın alışveriş arabasındaki malzemeyi kasaya boşaltmadan, yan boş kasanın hizasına çekti, malzemeleri oradan alıp sırada olduğumuz kasanın bantına koyuyor. Arabayı yan tarafa çektiği içinde boşalan araba yerinin bir kısmına ben ilerledim, elimde de sadece bir badem sütü var. Kadın kasiyere söylenmeye başladı, niye insanlar ona yaklaşıyormuş. Haliyle yaklaşıcaz tek kasa çalışıyor, biran önce şimizi bitirip çıkmak istiyoruz. Vır vır vır konuşuyor, dedim sizde yanlış yerden alışveriş arabanızı boşaltmasaydınız. Boşalttığınız araba alanın kişilerce doldurulması sıranın gereğidir. Boş yer doldurulur. İnsanlarla muhatap olmak istemiyorsa jet kasayı yada sanal marketi kullansın bir zahmet.........
 

..Sufi’ye sormuşlar:
“Sana yol gösteren kimdi?”
Sufi cevap vermiş:
 “Bir köpek…
Bir gün, suyun kenarında susuzluktan ölmek üzere bir halde duran bir köpek gördüm.
Ne zaman su içmeye çalışsa kendi yansımasından ürküp geriye sıçrıyor, çünkü karşısında başka bir köpek olduğunu sanıyordu.
Nihayet susuzluğu öyle dayanılmaz bir hal aldı ki, köpek bütün korkusunu bir kenara itip suya atladı.
O anda ulaşmak istediği şeyle arasındaki engelin de dağılıp gittiğini gördü ve anladı ki, engel kendisinden başkası değildi."
 


Arkadaşın biri instagramda şöyle yazmıştı;
Eğer mutsuzsan kütüphaneye uğra...
Bizde uğradık elhamdürillah....
 

 
Bunlarda yeniler okumak nasip olur inşallah.
 


GÖZYAŞLARININ BİR NEDENİ VARDIR, SANA GÜÇ VERİR, ZAYIFLIK VERMEZ

14 Ağustos 2023

GÖZYAŞLARININ BİR NEDENİ VARDIR, SANA GÜÇ VERİR, ZAYIFLIK VERMEZ

 

 
Hayatta hiçbir şeyin sebepsiz yere gerçekleşmediğini söyleyen dört Kızılderili Ruhanilik yasası vardır. Bunu anladığınızda,
üstesinden gelmek çok kolaydır ve olanlara güvenle bakar, var olanlar için şükreder ve olacaklar için mutlu olursunuz.
 
İlk yasa şöyle der:
Karşına çıkan kişi doğru kişidir.
Yani, hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmez, çevremizde bizimle etkileşim halinde olan tüm insanlar ya bizi eğitmek ya da içinde bulunduğumuz durumda bize yardımcı olmak için bir şeyler yaparlar.
 
2. yasa şöyle der:
"Olan şey, olabilecek tek şeydir
Başımıza gelenlerin hiçbiri ama hiçbiri farklı olamazdı. En önemsiz ayrıntı bile. Sadece "Eğer farklı yapsaydım... Farklı olurdu..." Hayır, olabilecek ve olması gereken tek şey olanlardır, böylece ilerlemek için derslerimizi öğrenebiliriz. Hayatta başımıza gelen her şey, evet, her durum kesinlikle mükemmeldir, ruhumuz egomuza dirense ve onu kabul etmek istemese bile.
 
Üçüncü yasa şöyle der:
′′ Bir şeyin başladığı her an doğru zamandır ′′
Her şey doğru zamanda başlar, er ya da geç değil. Hayatımızda yeni bir şeye hazır olduğumuzda, o zaten başlangıçta oradadır.
 
Dördüncü yasa der ki:
Biten şey bitmiştir.
Bu kadar basit. Hayatımızda bir şey sona erdiğinde, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu nedenle, artık kazanılmış olan deneyimlerin hakkını vererek bırakıp ilerlemek daha iyidir.
Bunu burada okuyor olmanızın bir tesadüf olduğunu sanmıyorum. Eğer bu metin bugün sizinle buluşuyorsa, bunun nedeni koşullara uymanız ve dünyanın hiçbir yerinde hiçbir yağmur damlasının kazara düşmediğini anlamanızdır
yanlış yerde değildir.
Bırak gitsin...
Tüm varlığınızla sevin.
Sonsuz mutlu olun..
Her gün mutlu, mutlu bir gün.
❤️
Ben varım.
Sensin.
Biziz.
Birlik.
💫 ✨ 💓 ✨ 💫
Angels affirmations sayfasından çevrilmiştir. 
 

 
Hepinize güzel sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum. Bir hafta pazarcılığa ara vermiştik, araba arızasından dolayı. Çok korktuk motor gitti diye, yoksa çok büyük rakamlı bir arıza idi bu. Ama devri daim arızalanmış, ucuz yırttık diyorum bu konuda. Cumartesi tekrar pazarda idik, o zamana kadar neler yaptım. Yürüyüş yaptım, köyden 8 kilo yeşil fasulye geldi dondurucuya kaldırdık. Diyete devam ediyorum. Pazara giderken soğutucu çantası içine buz aküsü koyarak yiyeceklerimi soğuk tutuyorum. Pazarda kolaylık açısından kavanoz yiyeceği taşıyorum.
 
- 2 kaşık yulaf
- 2 parçalanmış ceviz
- 1 tatlı kaşığı chia tohumu
- 1 çay kaşığı tarçın
-3 yemek kaşığı yoğurt 
 
ile karıştırıp kavanozda, kapağını kapatıp akşamdan buzdolabına koyuyorum. Sabah istediğim meyveyi üstüne doğrayıp çantaya yerleştiriyorum. Biri öğlen yemeğim için oluyor.

Sabah kahvaltısı içinse yulaflı pankek yapıyorum.

- 2 yemek kaşığı yulaf unu
- 1 yumurta
- Göz kararı süt
- pulbiber, kekik
- ekşimik

az yağlı tavada pişiriyorum parça parça olarak. Sabah 10 da migros açıldığında oradan ağbime ekmek alırken kendime de ayran alarak sabah tüketiyorum.
 
 
Kütüphaneye uğradım. Kullanıcıların bağışladığı kitaplar üyelere sunulmuş. Birçok bağışladığım kitabı aralarında görünce sevindim.
 


Yürüyüşlerde aldığım dergilerim.
 

Ne zenginlik doymaz bir açgözlülüğü söndürür, ne de yetke aşağılık tutkularıyla kı­rılmayacak zincirlere bağlanmış adamı kendinin efendisi yapar. Dürüst olmayan insanlara bahşedilen yüksek mev­ki onları değerli hale getirmez, sadece değersizliklerini or­taya çıkarır ve açıkça kanıtlar.
 
Felsefenin Tesellisi/ BOETHIUS

 
Pazardan geldiğimde yorgunluktan şekil üstteki gibi sızıyorum. Özellikle sırtım çok ağrıyor  ve evden de arkalıklı sandalye götürüyorum üstelik.
 

Herkesin, başkasına biçim vermek, kendilerine uymayan yanlarını düzeltmek ve ortalamanın kalıplarına oturtmak için yedeğinde taşıdığı, ahlaksızlığın ahlakı olarak nitelenebilecek, ikiyüzlülükten ve ihanetten bir kalıbı vardı.
 
İnsan İnsanın Acısını Alır/Şükrü ERBAŞ 
 
Resim alıntıdır.

Hafta içi bayağı bir dinleme yaptım, özellikle çalıştığım şirketin Ceo'sunun bir yayınına denk geldim youtube da, podcast serisi hazırlamaya başlamış. Takibe aldım ve 3 podcastini de severek dinledim. 
Elif hanımda sevdiğim bir sanatçı pazar günümü şenlendirdi.
 
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın, dostça kalın:)))
 

SEVECEĞİNİZ BİRİNE ÖYLE KOLAYCA RASTLAYAMAZSINIZ. (KARAMAZOV KARDEŞLER)

24 Temmuz 2023

SEVECEĞİNİZ BİRİNE ÖYLE KOLAYCA RASTLAYAMAZSINIZ. (KARAMAZOV KARDEŞLER)

 

 
 Bir öğüdüm var; dinle ve uygula.
Bu söz tarikat pirinden aklımda kalmış.
Dünya gamı çekme ve öğüdümü aklından çıkarma.
Şu aşk latîfesini de bir yoldaşımdan duydum.
Sana verilene razı ol ve alnındaki hoşnutsuzluk ifadesini sil.
Çünkü seçenek kapısı ne senin ne benim yüzüme açılmıştır.

Karaktersiz dünyadan ahde vefa arama.
Çünkü bu kocakarı bin damada gelin olmuştur.
Gülün tebessümünde ahit ve vefa işareti yok.
Aşık bülbül, inlemeye bak sen.
Çünkü feryadın tam zamanı şimdi.
Ey şair bozuntusu! Niye kıskanırsın Hafiz’ı!
Şiir gücü ve söz güzelliği Allah vergisidir çünkü.

Hafız-ı Şirazi
 

Hepinize güzel ve sağlıklı ve huzurlu bir hafta diliyorum. Biz bildiğiniz gibiyiz, bu pazar işleri başladığından beri okuma hızım düştü diyebilirim. Cumartesi pazara git sergi kur, malı tezgaha serf, satış yap, akşam saatlerinde malı katla, çuvalla, arabaya yükle ve eve gel... Sıcaklarda zor inanın,
Akşamdan bir de hazırlık var pazar öncesi soğutuculu çanta mevcut, peynir vs, ağbime hazırla, dolaba yerleştir. Kendime yulaf unundan krep yapıyorum;
- 1 yumurta
- biraz süt
-tuz, kekik, pulbiber
- ekşimik
- 2 kaşık yulaf unu karıştırıp minik krepler yapıyorum sabah kahvaltım için. Kahvaltıyı saat 10 dan sonra yapıyorum.
 
Bir de ara öğün;
- 200 ml süt
-30 gr yulaf
- 10 gr chia
-1/2 çay kaşığı tarçın 
kaynatıyorum koyulaşıncaya kadar, soğuyunca ufak kavanozda dolaba kaldırıyorum, sonra bir şeftali doğruyorum yada rendeliyorum kapağını kapatıyorum. 
Sabah kalkınca ufak termosuma filtre kahve hazırlıyorum, malzemeleri çantaya yerleştirip altına yanlarına ve üstüne buz aküleri koyuyorum ki bozulmasınlar. 
Bu işlemi 1 er gün ara ile yapıyorum, pazartesi de normal pazara çıkıyoruz.
Sıcaklar çok kötü hiç bir yere kıpırdayamıyoruz, Hayatımda ilk defa evde giymek için kolsuz tshirt siparişi verdim sergi bayan komşuma. Konfeksiyonu var kumaşı beğendim boyunu, koltuk altı kapanma noktasını not ettirdim fazla açık olmasını istemiyorum, evin içinde giyeceğim, biri gelirse kısa kollu gömleklerden birini üstüme geçiriveririm artık. 
Çarşamba günü buralarda 45 derecelerden bahsediyorlar....
 

Bir pilotun gökyüzünde çektiği gökkuşağı görüntüsü...
 


Kısmetin taşması mı, garsonun beceriksizliğimi demeli....
 

Bir ara AVM ye uğramıştım....
 

 Salıdan cumaya kadar yürüyüş yapıyorum sabah erkenden, karşıma bunlar çıkıyor...


Bazen akşamları gökyüzünde böyle güzellikler yakalıyorum...


Radyomuz, termosta çayımız ama ilk önce kahve keyfimiz:)))
Radyo çin malı 89 bulgaristan zorunlu göç ile gelenlerden satın almıştı ağbim, çok amaçlı:)))

Hem sıcaklardan hem yorgunluktan pek bir şey dinleyemiyorum.
 
Bahçeden birkaç defa semizotu topladım, karbonatlı suda beklettim, yıkadım, doğradım, kuruttum, dondurucuya kaldırdım. 5 Kilo bamya aldık, 4 kilosunu dondurucuya kaldırdık. Bu işler bitti en azından. 
 
Siz bunu okurken ben sergimi açmış kahvaltımı ediyor olacağım, 
Güzel ve sağlıklı bir hafta olsun hepimize....
 
  

SANA VARMAK EVE DÖNMEK DEĞİLDİR DE NEDİR?

19 Haziran 2023

SANA VARMAK EVE DÖNMEK DEĞİLDİR DE NEDİR?

 

 
 Şükür, Şükran içeren cümleler, Şükran duymayı arttırabildiğim anda gerçek pozitif yaşama yönelebiliriz. Şükran duygusunu günlük hayatımıza getirebilmemiz için olaylara pozitif yaklaşmak lazım.
Acı duygusunun, kırılganlıkların yaşamda her an var olduğunu ve çıkabileceğini baştan kabul etmeden ruhsal bir yolcuğuluğa çıkmamak gerekir.  Neden bu olay benim başıma geldi? dediğim zaman direnç ve isyan var. Zor, acı dolu bir deneyim yaşıyorum ama belki benim bunun  karşılığında beni geliştiren bir yönü olabilir ve en büyük iyiliği bu deneyimden alıyorumdur.
Acının ve kırılganlığın arkasında bizim tarafımızıdan keşfedilmeyi zenginlikler ve güzellikler vardır…
Eğer ben izin verirsem yaşadığım olaylarda kalbimde oluşan çatlaklardan ışık girer. Bu ışık anlamları keşfetmemizi sağlar. Eğer yaşadıklarımıza , bu zorluklara bu gözle bakmayı öğrenirsek o zaman şükran kalbimizde kırgınlık, direnç ve şikayet değil aksine şükür duygusu oluşacaktır. Doğanın her yerinde olan iyileştirme bizim kendi içimizde de çıkacaktır. Ne zamanki orada bir yara, bir kırılganlık var ancak o zaman o yarayı iyileştirici güç  açıa çıkar, bu hakikati hiç kimse unutmasın…
Kendimize vereceğimiz şefkat,  şükür duygusuyla genişliyoruz, kapasite arttırıyoruz. Şefkatimizi çoğalttıkça şükür duygusunu  da arttırırız çünkü her ikisi de beraber gider.
Acıya bakış açımızı ve onlarla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliriz. Buda pozitif yaşama hizmettir…
Benim pozitif bir yaşamı geliştirebilmem için önce deneyimlerimle barışmam lazım. Önce kendi deneyimim, sonra kendimle barışmam lazım. Kendimle barışmanın ilk şartı deneyimlerimle barışmamdır. Acının evrensel bir duygu olduğunu bilmem çok önemli.
Bizler aslında kendimize karşı da şifacı olabiliriz. Aslında her insanın derinlerinde bir şifacı vardır, onu aktiflemenin yolu deneyimleri kabullenmektir. O acıyı bir miktar iyileştirebiliriz. Bizim o acıyla ilgili ilişkimiz çok önemlidir. Şimdi bir bakalım, biz o acıyı yok mu sayıyoruz, onu itiyor muyuz?  Pek çok insan bu tür acılar yaşıyor ben de yaşadığım acılara yüzümü dönebiliyor muyum? Yaşamda acının da olabileceğini herkesin bu acıdan geçeceğini, onunla iletişim kurmam gerektiğini öğrenmeden ilahilik yolunda, ışığın yolunda yürüyemem ki...
Kendi içimde hepsine yer açabilir miyim, öğrenebilir miyim? Asıl sorulması gereken soru bu…
Ben bütün bunlara rağmen inanılmaz sabırlı oldum mu, yumuşacık, su ile akan biri miyim? O zaman şükredebilirim. Bu duygu bende şefkati  geliştirecek  ve ben bu duygu ile yol alacağım.
Şükür üzerinde çalışmak lazım, önce acı dolu deneyimlere bakmak, oradaki duygusal deneyimi görmek, yer açmak, iletişime geçmek ve şükürle, şefkate varmak bizim için önemlidir.
Biz bazen kibir, kindarlık, kıskançlık gibi duyguları halledebilmemiz için 4-5 hayat geçiririz. Önce bunu fark etmek lazım. Azar azar değişiyor duygular. Farkındalık çok önemli, kendin fark edip itiraf etmek çok daha önemli. Kendimize itiraftan sonra bir hafifleme olur ve kapıları görmeye başlarız. Bunlar anlayış, hoşgörü, diğerkamlık, iyilik, sevecenlik kapılarıdır.
Karşımızdaki kişi bizim aynamızdır. Nasıl oluyor? İnsan itiraz etmek istiyor. Nasıl olur da o hiç beğenmediğim, bana eziyet eden kişi benim aynam olur? Diyor. Öyle bir olur ki… Birebir benzemek gerekmez. Bazı deneyimlerin uygulaması birbiriyle örtüşüyordur. Bir halk deyişiyle tencere kapak olmuştur.
Bu bakışın sevimsiz olan ve bir türlü kabul etmek istemediğimiz bir püf noktası var. Hayatımızda bize en zor deneyimi yaşatan kişi veya kişilere bakalım. Ben bu deneyimi neden yaşıyorumun arkasında işte tam olarak o kişiye benzediğimiz için yaşadığımız yatar. Kendimi törpüleyebilmem için bu kişi bana bu fırsatı veriyor. Karşılığı geçmiş hayatlarında olabilir. Zalimlik ve zorbalığı  geçmiş hayatlarında yaşatmış olabilirsin. Şimdi bu zalimliğin yarattığı duyguları öğrenmelisin ki başkalarına bir daha bunu yapma. Bu zalimlikten ancak böyle böyle kurtulursun.O yüzden eziyet eden kocadan kadın kopamaz.O da  kaderine aşıktır gidemez. O insanın bize yaşatacağı kadere aşık oluruz . Onun da kadına öğreteceği şeyler vardır. Bu bir karşılaşmadır, evrende tesadüf yoktur.
Zorlayıcı deneyimler yaşadığımız insanlara ben senden ne öğreniyorum sorusuyla bakmalıyız. Acaba bizde bunun bir karşılığı mı var. Yani bizim geçmiş yaşamımızda bir rolü olabilir mi?
Allah beni benimle mi terbiye ediyor? Bir başka bedenle terbiye mi ediyor. Benim kendimde neyi görmemi istiyor?  Kibri mi, ihaneti mi, kıskançlığı mı?... Her şey olabilir.
Sevmediğimiz taraflarımıza yüzümüzü dönmek lazım, barışmaktan ziyade öncelikle onları kabullenmek lazım. Çünkü o beni zamanla alışmaya, sevmeye götürecek sonra barışmaya götürür. Kendimizi kalıplara sokmayalım. Bu iç bilgileri herkesle paylaşmak zorunda değiliz. İnsan çiğ süt emmiştir, sonra size karşı kullanabilir. Siz bilin, siz görün, siz değişmek isteyin o yeter…
Daha iyisini yapabilseydim yapardım. Demek ki şu an en iyi bunu yapıyorum, bu kadarı elimden geldi.
İnsan her zaman kendisinin en iyisini yaptığına inanıyor. Haksız da değil. En iyisini yapmadığını anladığı halde adım atmak ve değişmek istemiyorsa o başka bir durum, o zaman çok zorlayıcı başka olaylara davetiye çıkarılmış olur.
İnsan tekamül etmek için doğduğundan her zaman kendisinin en iyisini yapmaya çalışır… Her insan sevgiye v e saygıya layıktır…

Nea Kozmik İlham Sayfası
(YAZIDA RESİMDE NETTEN ALINTIDIR)
 
 
Diğer şarkılarına buradan ulaşabilirsiniz.


Başta kendi rahmetli babamın ve tüm babaların geçmiş babalar günü kutlu olsun diyorum.
 
Geçtiğimiz 12 haziran benim doğum günümdü. O gün sabah erkenden bahçeden yaprak topladık, haşladım, annemde iç hazırladı oturduk sarmaya başladık. Cep telefonu da oda da, zır zır bildirim geliyor, mesaj filan , bunaldım ne oluyor bir bakayım dedim, doğum günü mesajları:))) ben bildiğiniz doğum günümü unut:)))))
Evdekilere dedim(onlar hiç hatırlamaz zaten aile kültüründe böyle bir kutlama olayı yok)  böyle böyle oturduk güldük buna:))
Sonra dışarı çıktım, güzelce bir pastaneye gittim, antepfıstıklı chesecake ile sade türk kahvesi söyledim kendime, oturdum tek başıma doğum günümü kutladım.
 
(Yalnızlığı seven bir insan olarak tercihim bu oldu. Bir tek şirkette bölüm arkadaşlarım ile kutlamışımdır.)
 

 
 
 
Sonra pazara gittim, Migrosa uğradım kitap, dergi alışverişi yaptım, eve geldim.
 
 
Ertesi gün yürüyüşe çıktım hadi bu kadar yol geldim bari  AVM'ye gideyim dedim, oraya geçtim.
 
 
İlk önce kahve molası verdim, sonra D&R geçtim.


 Kendime yine bunları hediye ettim.

Havalar düne kadar çok güzeldi, dün, bugün (cumartesi, pazar) yağmur vardı. Yarın içinde yağmur gösteriyor hava durumu.
Gündüzleri 1,5-2 saat kadar yürüyüş yapıyorum. Bazen AVM'ye kadar gidiyor yolun karşısına geçiyorum, ters geri dönüyorum, Kadın Akademimiz de bir mola veriyorum kahve içiyorum.


Hayatımda yapmadığım bir şey yapıyorum Marketlere giriyorum rafları geziyorum, ters geri çıkıyorum:)) Adım sayısı artsın:))


Bazen çiçekçilere yeni çiçek gelmiş oluyor, bende alışveriş yapıyorum.  Bu arada diyete devam ediyorum. ( doğum günümde yediğim ceheesecake hariç) Bol bol yürüyüş yapıyorum. Bu sefer ücretsiz bir diyetisyene gidiyorum. İlçe sağlık merkesindeki diyetisyene gidiyorum. Bir aylık bir diyet verdi onu uyguluyorum. 10 da kahvaltı, 15 te araöğün, 18 yemek sonrası oruç.
 
Devamlı alıştığım bir yemek var, hatta bu akşam da yaptım hoşuma gidiyor. 
- 1 Kabağın kabuğunu soyup 4'e bölüp ince ince doğruyorum.
- 2 yeşil biber doğruyorum
- 1 soğan doğruyorum
- İstediğim kadar da mantar doğruyorum
- 1 domates, biraz salçalı su ile soteleyip pişiriyorum. İçine baharat olarak pulbiber, tuz ve kekik ekliyorum. 

Bu akşamda şu resme denk geldim, içindekileri gördüğüm kadarı ile deneyeceğim,
Mantar, soğan, karabuğday, havuç, dereotu, birazda baharatla fena olmaz.....
Denemeye değer mi?  bence değer, severim farklı tatları....


Bazen parka gidiyorum termosuma çay koyuyorum, kitabımı alıyorum, temiz havada keyif yapıyorum.
 
Artık kütüphaneden aldığım kitapları azaltıyorum ev kitap doldu, onları okumaya öncelik vereceğim. En son kütüphaneden aldıklarım aşağıda...
 


 SERKAN TÜRK'LE VİTRİNDEKİLER
 
 
CANAN KARATAY
 
FZT. AYNUR BAŞ
 
 
 
Hayalimdeki okuma mekanımı da ekleyerek güzel bir hafta diliyorum, sağlıkla, mutlulukla, huzurla, başarı ile...
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



İNSAN BAZEN DÖKEMEDİĞİ GÖZYAŞLARININ İÇİNDE YÜZER (EDEBİYAT ECZANESİ KİTABINDAN)

19 Eylül 2022

İNSAN BAZEN DÖKEMEDİĞİ GÖZYAŞLARININ İÇİNDE  YÜZER (EDEBİYAT ECZANESİ KİTABINDAN)

 

 
Einstein'ın Kızına Vasiyeti

1980’lerin sonunda dehanın kızı olan Lieserl, Einstein’ın yazdığı 1400 mektubu Yahudi Üniversitesine bağışladı.
Tek bir şartı vardı: babasının ölümünün üzerinden 20 yıl geçene kadar içerikleri yayınlanmayacaktı.
Bu okuyacağınız mektup kızı Lieserl Einstein için olanlardan bir tanesi..

*"İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum. Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.*
 
*_Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor, evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı._*
 
*_Bu evrensel güç SEVGİDİR._*
 
*Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.*
 
*_Sevgi Işıktır, onu alıp verenleri aydınlatan._*
 
*_Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissettirmelerini sağlar.-*
 
*_Sevgi kuvvettir, çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır, ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir._*
 
*Sevgi için yaşarız ve ölürüz.*
 
*_Sevgi Tanrıdır ve Tanrı sevgidir._*
 
*Bu güç herşeyi açıklar ve yaşama anlam katar. Bu bizim çok uzun süredir göz ardı ettiğimiz bir çelişkidir. Çünkü belki insanın evrende kendi özgür iradesiyle kullanamayacağı tek enerji olduğu için sevgiden korkuyoruz.*
 
*Sevgiye görünürlük verebilmek için, en ünlü denklemimde basit bir yer değiştirme yaptım.*
 
*Eğer E=mc2 yerine, dünyayı iyileştirecek olan enerjinin ışık hızının karesiyle çarpılacak sevgiyle sağlanabileceğini kabul edersek, şu sonuca varıyoruz: _sevgi en kuvvetli güçtür, çünkü sınırı yoktur._*
 
*İnsanlığın evrendeki bizim düşmanımız haline gelen diğer güçleri kullanmakta ve kontrol etmekteki başarısızlığından sonra kendimizi başka çeşit bir enerjiyle beslememiz zorunludur.*
 
*_Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır._*
 
*Belki bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz, yapmaya hazır değiliz.*
 
*Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jenaratör var.*
 
*Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, herşeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü _sevgi hayatın en özlü kısmıdır._*
 
*Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum.*
 
*Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor: seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim.”*
 
Baban Albert Einstein 


Güzel bir haftaya müzikle başlayalım....
Üstteki resim bir yürüyüş anında bir bahçeden çektiğim görüntü oluyor.
Geçtiğimiz hafta biraz kış hazırlıkları ile geçti, Tarhana kardık. Kısmetse bu hafta cuma yada cumartesi çıkaracağız Önceki yıllardan tarhana yapımlarım ektedir, değişmez tarifimiz...

 
Dün de ilaçlı domatesimizi yaptık, tarifi ekte
 
 
İki kişiden kuru fasulye aldık, biraz da barbunya. İlk aldığımız fasulyeyi pişirdik biraz denedik, güzel çıktı. İkinci postayı 2 gün önce aldık, dün pişirdim ve memnun kalmadım. Neden karışık fasulye 2 cins var aldığımda. Pişirdim yarısı pişti fasulyenin bir kısmı pişmedi. Fazla kaynatıncada dağılıyor. Be mübarek karıştıracağına ayrı ayrı sat şu fasulyeyi!!!!!!!
 
Bundan sonra bir kaç kavanozda turşu kurduk mu tamam dır, kış hazırlıkları biter. Sıra dağalgaz faturları ödemeye gelir:))) 
 

Dünkü gazete alımımdan bir kare, biraz market derken eve gitmemle 200 tl harcamam bir oldu, para dayanmıyor gidiyor.....
 
Kemal sayar’ın da dediği gibi:
“Bize hiçbir şey sormayan insanlar,
Uzaklaştığımız insanlardır…
Bizden yeni şeyler çıkaracak kadar çok dinleyen,
Söylemediğimiz şeyleri bile duyanlar,
Ömür boyu tutunduklarımızdır...”
Muhabbet edebilmek önemli…
Sessizce bile…
🙏🏻🌟💖🌷 
 

Kimi kedi de reddediyor ya yavrusunu, bakmıyor. Yavrular kalıyor öyle ortada. Oluyor öyle şeyler doğada. Vardır bir bildikleri. Yaşamak isteyene bir şekilde sahip çıkıyor hayat.
 
( açıklamasını yarın yapacağım, okuduğum kitaptan altını çizdiklerim)
Bahçede kalan 4 yavrudan biri, anne yok meydanda....
 

 

Kütüphaneye yaptığım ziyaretten aldığım kitaplar. BLOGGER KİTAP KULÜBÜ için hala okunacak bir şato kitabı var, elimdeki bitmeden başlayamıyorum.
 

 Bunlarda sahaf ziyaretinden aldıklarım.....
 

Bu sene bahçede pek oturamadım, sebep sivrisinekeler....
Ne kadar rahatsız oldum, anlatamam. Isırdıkları yerler kızardıkça kaşınıyor. İşin kötüsü evde 2 odada sivrisinek kovucu takılı onlar bile fayda etmiyor...
 

Bu video altındaki yorumlardan biri aşağıda....
Sıradaki bu mu yoksa?????????????????????
 
Bu sene vizyona giren Jurassic World: Hakimiyet filminde de hem çekirgelerin hem bugdayın üzerinde DNA oynaması yapan bir sirket var. Şirket devasa çekirgelerini doğaya salıyor. Yan yana tarlaları olan iki farklı çifçi tarlalarina ekim yapıyor. Biri o şirketin bugdaylarını ekiyor digeri ise o sirkete ait olmayan buğdayları yetiştiriyor . Çekirgeler o sirkete ait ekim yapmış çifçinin buğdaylarına hiç dokunmazken . Başka tohumlarla ekim yapan çifçinin buğday tarlasını dümdüz yapıyor. 

Birde şöyle bir video var!!!!!!!
 

Allah yardımcımız olsun bu konuda..

Bu hafta dizi izlemeye devam, hala bitiremedim. TV lerde yeni sezon diziler başladı, ben hala geçen sezonu bitiremedim, onlarıda izlemeye devam...
 
 
Öyle kolay değildir yaşanmış acıları yaşanmamış saymak...
Zor sınavlardan
Zarar ziyansız çıkmak...
En zoru belki de,
Kar zarar ayırt etmeden her şeyi sahiplenip
Altına kendi imzanı atmak...
Kolay kolay kimseden gitmem ben...
Eğer gidiyorsam birilerinden
Ya sebepler birikmiş
Sabrım tükenmişti,
Ya da kalmak artık
Anlamını yitirmiştir...!

AHRÂZ SNR

 Güzel bir hafta olsun herkese....