BAYRAM/CAN YÜCEL

19 Temmuz 2015

BAYRAM/CAN YÜCEL


Nefes almak bayramdır mesela;
günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
Sevmeninkini yalnızlık…
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
ilişkiyi bitirmek de öyle…
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
okşayan anne bayramdır.
“Ona güvenmiştim, yanılmamışım” sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram…
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun..!

HAYIRLI BAYRAMLAR

16 Temmuz 2015

HAYIRLI BAYRAMLAR

Güzel bir bayram yazısı... Facebooktan alıntıdır..
Annemin emekli maaşını gidip ben çekiyorum.
Bu bankadan da laf aramızda haz etmiyorum çünkü gişedekiler “acaip” suratsız. Her seferinde annemin hesap Ankara’da olduğu için bin bir problem çıkıyor, tef gibi gerilerek gidiyorum..
Bekleyenlerin yaş ortalaması 80 +. Ben fena halde çıtır kalıyorum diğer bekleyenlerin yanında öyle söyleyim yani..smile ifade simgesi
Büyüklerimiz oturmuş, dizi dizi birbirlerini süzüyorlar..
Bir- iki tanesi aralarında sohbet ediyor ama genelde konu hep şikayet, hep şikayet.. Herkesin yüzü asık, gergin..
“Çınn” ötüyor, öndeki teyzenin sırası geldi.
İlk dikkatimi çeken kıyafeti oluyor, simsiyah kalın bir çorabın üstüne beyaz burnu açık ayakkabılar giymiş, belli ki yazı getirmiş ama babaannem gibi ayakları dört mevsim üşüyen cinsten..smile ifade simgesi Elinde bir baston, çok ağır hareket edebiliyor.
Saçları kısacık kesilmiş, boynunda rengarenk bir eşarp, hem bastonu idare etmeye, hem ucundan zincir sarkan gözlüğünü takmaya çalışarak ağır ağır gişeye ilerliyor, hiç acele etmeden..
Onun işi biterken benim numaram yanıyor ve ben de yanına bankoya yanaşıyorum. O daha ağır ağır paraları cüzdanına yerleştiriyor çünkü..
Tam çıkarken dönüp gişedeki suratsıza “ Bayramınız kutlu olsun şimdiden evladım” diyor..
Çocuk başını bile kaldırmıyor, homur homur bir homurtu çıkarıyor ses niyetine..
Onun yerine ben utanıp gülümseyerek bakıyorum teyzenin yüzüne, ama hiç de bozulmuş bir hali yok, başını çapkınca eğerek, yan gişede oturan diğer suratsıza sesleniyor :
-“Sana da iyi bayramlar karaoğlan..!”
Karaoğlan ???
Bizim gişedeki nemrut hayretle başını kaldırıyor, kadına bakakalıyor..
- “ Aaa gözleri maviymiş ayol bunun.. İyi bayramlar boncuk gözlü, demin duymadın herhalde..” diyor yine tatlı tatlı..
Karaoğlan'la Boncuk Göz gülmeye başlıyorlar birbirlerine bakarak.. İkisi de içtenlikle “ İyi bayramlar Teyze” diyorlar, biraz utanarak..
Teyzemin keyfi yerine geldi..
Bankanın orta yerine ilerleyip, tüm suratı asık bekleyenlerin karşısına geçip, yüksek sesle, “ Haydin, hepinizin bayramı şimdiden kutlu olsun.” diyor..
Bir uğultu oluyor şubede..
Herkes kendi daldığı dünyadan çıkıp teyzeye bakıyor.
Ben durduğum yerden hayretler içinde, insanların yüzlerindeki ifadenin nasıl gerginlikten şaşkınlığa, oradan mutluluğa dönüştüğünü izliyorum.
İnsan neşelenince resmen genç görünüyor yahu..!
Her kafadan bir ses çıkıyor. “ İyi Bayramlar” “ Ay sağolun” “ Sağol varol kardeşim”.. İstisnasız şubedeki herkes gülümsüyor şu anda.
İçimden diyorum ki, yaşlanmak hikaye demek ki, enerjin böyle yüksekse kaç yaşına da gelsen, simsiyah çorabın üstüne burnu açık beyaz pabuç bile giysen böyle güneş gibi parlarsın, etrafı da aydınlatırsın işte.
Kara bulut mu olacaksın, pırıl pırıl güneş mi? O seçim sana kalmış.
Teyzem son bombayı tam çıkarken patlatıyor:
- “ TÜM TÜRKİYE’NİN BAYRAMI KUTLU OLSUN..!” diyor bağıra bağıra, sesi hafif titreyerek...
Tam bir kreşendo.!!
Ben kendimi bir anda ağlar buldum desem dalga geçer misiniz?
Arkasından koşup ellerinden öpeyim istedim, çekindim..
Baktım ki yalnız değilim, çoğunluk elinde mendil, gözlerini siliyor.
“Ya... üzmeyin bu güzel memleketi bu kadar..” dedim içimden...
Bir taraftan da anladım ki, içimizdeki kasveti dağıtmaya bir küçücük söz , bir tatlı dil, bir gülümseme yetiyor da artıyor bile..
İYİ BAYRAMLAR TÜRKİYE..!
Bige Güven Kızılay
16.07.2015

BÖYLE DE BİR ÖZELLİĞİM VAR...

09 Temmuz 2015

BÖYLE DE BİR ÖZELLİĞİM VAR...

Okuduğum beğendiğim yazıları keser, deftere yapıştırırım.. İşte kesip henüz daha deftere yerleştirmediklerim..













Kim bilir kimin ellerine geçecek bu defter, kim bilir neler neler düşünecekler..






İZLEDİKLERİM -35-

05 Temmuz 2015

İZLEDİKLERİM -35-

Romantizim arayanlara...


Terör filmi sevenlere...


Bakalım katili bilebilecekmisiniz?


korku filimi


ilk görüşte aşk

Kesinlikle izlenmeli..


Güzel bir polisiye idi..


izlenmeli...





ÇOK MU ZOR?

03 Temmuz 2015

ÇOK MU ZOR?


Ananeniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken,
Siz, "Aman anane be, boş versene" deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Anane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini ananeden alıp, bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz.
Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor.
Bilmeli.
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor!
Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm,
maalesef torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için,
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi " köylü işi " vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları "modernite" sandığınız için,
Daha 10 yaşında çocuklarımız balona döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama zor mu evde yoğurt yapmak?
İstanbul'un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir'de,
Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde
ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun
Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi...
Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok;
Gazetelerin tiraj almak için uydurduğu uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun...
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?
Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...
İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum;
Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile...
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz,
Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
Yılmaz ÖZDİL