16. HAFTA

20 Nisan 2018

16. HAFTA

Daha az yapsam dediğiniz 5 şey
  • Daha az tatlı yemek
  • Daha az nete takılmak
  • Daha az uyumak
  • Daha az hareketsiz kalmak
  • Daha az konuşmak...

OKUDUM 15 BEYOĞLUNUN EN GÜZEL AĞBİSİ

OKUDUM 15 BEYOĞLUNUN EN GÜZEL AĞBİSİ


Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Ahmet Ümit
Okudum  8,0/10  (1.203 Oy) ·  4.024 okunma  ·  1.068 beğeni  ·  14.775 gösterim
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi. 

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke... 

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."


"Aşk nedir, Başkomiserim?"
"Bilmiyorum ki... Sevip de kavuşamamaktır, isteyip de alamamaktır, ne bileyim. Bir insanı yanında istemektir... Ama herkesin kendine göre bir aşk tarifi var."
*****
"Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden. "Kadınlar, onlarla oynayamazsın .. Oynadığını zannedersin.. 
"Kadinlar," diyor o ses yine. " Kadınlardan asla kurtulamazsın , hayaletleri hayatin boyunca seni takip eder."
*****
"Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. Çünkü kullandığın yöntem, kendine benzetir seni."
*****
"Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Doktorları, hakimleri, savcıları, polisleri, yanlış anlamayın herkesi. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı..."
*****
Ama insanın söz geçiremediği duygular vardır, engelleyemediğimiz düşünceler. Nezaket başkadır, insanın içinden geçenler başka.
*****

YALNIZLIK, TİRYAKİSİNDEN BAŞKASINA YARAMAZ

12 Nisan 2018

YALNIZLIK, TİRYAKİSİNDEN BAŞKASINA YARAMAZ

İşte baharı ve yazı sevmemin en güzel tarafı bunlar, her yer rengarenk çiçek oluyor. Bahçeyi yavaş yavaş düzene sokuyoruz. Diğer taraftan bahar temizliği yapıyoruz. Sobalar kalktı, yerine temizlik işi geldi. Tüller, perdeler vs yıkanıp yerine takılıyor.  Bu gün camları sildim, yarın sabah kapıları sileceğim. Bu arada yürüyüş yapıyoruz. Günde 1:30 dakika yürüyoruz. 10.000 veya 11.000 adım atıyoruz. Altıgen hırkamı hala örmeye devam ediyorum.



Yürüyüşte çektiğim bir resim...


Okuduğum kitap.....



15. HAFTA

11 Nisan 2018

15. HAFTA


Şu an üzerinizde ne var?
Ne olabilir ki:)) siyah eşofman, üstü çizgili tshirt....

OKUDUM 14 İĞNE OYASI

08 Nisan 2018

OKUDUM 14 İĞNE OYASI


Serra Menekay; “Aluşta’dan Esen Yeller” ve Kuşbakışı”ndan sonra yeni bir roman ile okuyucularıyla buluşuyor… “İğne Oyası, Bir 12 Eylül Romanı”

Serra Menekay yeni romanını şöyle tanıtıyor okuyucularına;

“…12 Eylül’e giden o süreçte ülkemiz tam bir iğne oyası titizliğiyle işlendi. Aynı iğne oyası gibi düğümler ata ata, tek tek, ince ince işlediler bizi. Atılan her birim düğüm ülkenin geleceğe çıkan yollarını tıkamayı, kendi kaderini belirleyecek aydın nesillerin önünü kapamayı ve geleceği geriye dönüşsüz biçimde değiştirmeyi amaçlıyordu. Biz de izin verdik oramıza buramıza iğnelerin batmasına. Ne kaldı geriye? Ne uğruna savaştığını bilmeden harcanmış gencecik hayatlar, bitmeyen bir yas, temellerinden sallanmış bir ülke ve bu ülkenin tarihinden sökülemeyen, üzerinden bir türlü temizlenemeyen 12 Eylül adında kara bir leke.”

İğne Oyası, cahil bir köylü kadını olan Dürdane ile 12 Eylül’e giden süreci “çekirdekten solcu” olarak yaşayan üniversite öğrencisi Mehmet’in sıra dışı şekilde birleşen hayatlarının sürükleyici öyküsü…

Serra Menekay yine ustalıklı kurgusu ve akıcı diliyle Dürdane ve Mehmet’in dertlerinin penceresinden ülkemizin karanlık bir dönemine ışık tutuyor.
(Tanıtım Bülteninden)