SEVGİ TANRININ ESERİ.....

10 Mart 2022

SEVGİ TANRININ ESERİ.....

 

 
Dün aklıma Nevin'im, taşbebeğim düştü...
Özlemişim arkadaşımı, gözyaşlarım pıt pıt aktı..
Kalktım resmini buldum, birde ta 30 yıl öncesine ait bir gazete küpürü....
Ahmet'le yanyana koydum, onların da bana öbür dünyadan elele baktıklarını hayal ettim...
Birbirini seven 2 aşığın acıklı bir hikayesini anlatacağım size..
Sene 1992 Şubat ayı ilk iş hayatım bir tekstil fabrikasında başladı. Yüksekokul mezunu olup ancak işçi olarak işe girebilmiştim, Fabrikanın konfeksiyon bölümünde kesimhanede işe başladım. Kat kat atılan kumaşlar, üstüne yerleştirilen kalıplar, yapılan kesimler sonucu bir kalıp halinde çıkan tshirt ön yüzü yada arka yüzleri benim önüme geliyor, elimde meto denilen makina her kumaşa beden ölçüsünü bildiren kağıdı yapıştırıyorum. Bir meto basıyorum, bir de söyleniyorum. 
-Sen kalk muhasebe oku, tecrübeli değilsin diye iş bulamama, gel burda beden ölçüsü yapıştır diyorum kendi kendime. 
Arkadaşlar iyi, Nevin var, Dilek var, Ülfet var, Emel stajyer arkadaşımız, Kevser roman arkadaşım, ki kendisi benden daha temiz titiz bir insan, gülüşüyle ağzında bembeyaz dişleri ortaya çıkardı, düğününe gittiğimde kendisinin evinde rahatlıkla yemek yediğimi hatırlarım.
Nevin tam bir taş bebek, masmavi iri gözler, minicik pembe dudaklar, uzun siyah kirpikler...
Kendisi son olarak Bulgaristandan yanılmıyorsam zorunlu göç 1989 olmalı gelmişler. Annesi ve oğlan kardeşi de makinalarda çalışıyorlar. 
Ahmet Konya'lı bir arkadaşımız, aksesuar deposu sorumlusu. Aksesuar deposu iplerin, fermuarların, etiketlerin, düğmelerin, kumaşların, ribanaların olduğu bir yer. Bu arada bölümleri de sadece tahta paravanlar ayırıyor. Bizim kesimhane Ahmet'in depo ile bitişik. 
Nevin ve Ahmet birbirine tutkunlar, çıkıyorlar, molalarda filan birlikteler. Ahmet'in sesi güzel, ( soyadı susam, o aralarda taverna müzikleri revaçta, bazen takılıyoruz Arif susamla akrabamısın diye:)) ) depoda bir şarkı tutturuyor, ara veriyor bizim kesimhane bölümünden Nevin şarkının devamını getiriyor. Birbirlerine şarkı ile işve yapıyorlar.
O sıralar tabii bir tekstil fabrikalarında ihracat malları furyası var, sabahlamalar filan oluyor. İnsanların üzerine depo kapıları kilitleniyor ki, evlerine gitmesinler ihracat malları yetişsin. Böyle zamanlarda sabaha karşı iş biterse eğer herkes bir kenara kıvrılırdı. Makinacılar makinaya başlarını dayarlar uyurlardı. Bizim Nevin'de Ahmet'in yanına depoya geçerdi, orada kumaş toplarının üstüne kıvrılırlardı. Depoya girdiğimizde yüzleri birbirine dönük, eller birleşmiş uslu uslu uyuyan bir çift görürdük....❤️
Günler böyle geçiyor derken ben işte sıçrama yaptım, ortada kalite kontrol şefinin yanına geçtim:)) elimde mezura tshirtlerin ölçülerini alıyoruz. Numunelere göre kol boyu, etek boyu, ribana boyu uygunmu, fermuarın cm tutuyormu falan. Kulakları çınlasın Abdullah beyin, onun peşinde dolaşırdım hep:)) iş hayatımda  yaptığım tek sıçarama bu olmuştur benim şef yardımcısı:))
Makinaların başlarında Mustafa ağbi, Asım ağbi, Muhittin ağbi seçkin falan, yok bu ölçüler tutmuyor ihracat malı sonra geri dönecek falan diye söylendimi görsen sen karışıklığı:))
Neyse böyle bir gün tarihte dur bakayım gazeteye evet tam 8 Ağustos 1992, benim karnım acıktı, normalde 12 de çıkmam gereken yemeğe 11:45 gibi çıktım. Yemekhaneye gittim, yemeğimi yedim çıktım. Oyalanmayı sevmiyorum hızlı yerim. Geldim üst kata çıktım çay ocağına, bir çay aldım oturdum içiyorum, pirden Pıs-tıs vıyk diye bir ses geldi. Dedim herhalde dışarda buhar vanaları var, vanaları açtılar. Camdan bakalım dedik, ters giden bir şey var, herkes fabrika girişine koşturuyor. Kısmet abla çaycımız, beraber indik bizde kalabalığın gittiği yere gidiyoruz. Biraz ilerleyince şok olduk, yemekhanede cam vs kalmamış bir patlama olmuş. Herkes yemekhaneye giriyor, yaralılara yardımcı olmaya çalışıyorlar, bazılarıda ölmüş olanları hemen yan tarafta yer alan basketbol sahasına taşıyorlar. Ben sadece bakınıyorum bildiğin 12:00 de yemeğe çıksam bende bu patlama anında yemekhane de olmuş olacaktım......
Yemekhanenin altı atık su deposu imiş, metan gazı sıkışmasından patlama gerçekleşiyor. Çevre fabrikalar yardıma koşuyor, yaralılar araçlarla hastanelere yetiştiriliyor.....
Bu patlamada tam 31 arkadaşımızı kaybettik, Ahmet'te bunların arasında idi, Algan bir yerinde bir çizik yok, kan yok, ertesi gün iç kanamadan kaybettik. Durali ilk aklıma gelen arkadaşlarım. Hatta dayımın küçük kızının eşi de bu patlamada ölmüş ben tanımıyordum, miras yüzünden annem görüşmüyordu. 45 günlükte bebeği kalmış...
Ağbim o gün İstanbul'a mala gitmişti, uzun zamandır eve köpek istiyordum, bana köpekte almış, otobüsle eve dönüyor, Çorlu'da bu patlama haberini alıyor, fabrikanın olduğu kavşakta inip fabrikaya gitmiş, bu arada köpeği de unutmuş otobüste köpek gitti...
Biz bir şekilde servisler ile eve dönmüştük. Eve gelip beni bulduğunda sevinmişti.
Süresiz izne çıkarıldık, bir daha fabrikaya gitmedik. Nevin Ahmet'i kaybettiği için çok üzgündü, her çarşıda görüşmemizde, bana söylediği tek şey..
 
- Ahmet beni terketmedi, ben her an onu hissediyorum. Akşamları odamın perdeleri hareket ediyor, geliyor yanıma uzanıyor, nefesini, hissediyorum, kokusu geliyor burnuma derdi.. 

Ne yazık ki Nevin çok kısa bir süre sonra, gögüs kanseri oldu, üzüntünün bunda etkisi olduğunu hissedebiliyorum. O zamanın tedavi koşullarına göre kurtarılamadı, 1,5 sene gibi bir zaman içerisinde o da bu dünyadan göçüp gitti.
 
Kalbim aşkının esiri
oldum avare sevgili
Çekilmez oldu bu hayat
Veda edip gitmeli...... 

Aşkla, saygıyla tüm sevenlerin kavuşması dileğiyle...



 


RALP EMERSON SÖZLERİ...

08 Mart 2022

RALP EMERSON SÖZLERİ...

 

 



_Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmak; dürüst eleştirilerin takdirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği takdir edebilmek, başkalarındaki "en iyiyi bulabilmek"; sağlıklı bir çocuk, bahçelik bir arazi ya da daha iyi duruma getirilmiş bir sosyal durum yoluyla bu dünyayı olduğundan biraz daha iyi bırakarak terk etmek; bir tek yaşamın bile sırf siz yaşadınız diye daha rahat soluk almış olduğunu bilmek. İşte "başarmış olmak" budur.

_İdealler, yıldızlara benzer. Onlara ulaşamazsınız ama size yol gösterirler.

_Sürekli sizi değiştirmeye çalışan bir dünyada, "Kendiniz olabilmek" en büyük başarıdır.

_Yol sizi nereye götürüyorsa oraya gitmeyin. Yol olmayan yerden gidin ki; iz bırakın.

_Yolunu kaybetmiş birine yön sorulmaz.

_Ben alıntıları sevmem. Bana ne bildiğini söyle.

_Beni eleştirmek ve yüceltmek isteyenlerin, benden daha yüksek olmaları gerekir.

_Dış görünüşün, senin ne olduğunu o kadar yüksek sesle haykırıyor ki, ne dediğini duyamıyorum.

_Uygarlığın gerçek ölçüsü, ne nüfus çokluğu, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretim bolluğudur. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların kalitesi ve nitelikleridir.

_Gün boyunca ne düşünüyorsak, o oluruz. Eğer ne düşüneceğinizi şansa bırakırsanız ya da gazete ve radyoya bırakacak olursak, kendi zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. Diğer tüm insanlar, kendi zihnimizi yansıtmak için bize yöneltilen aynalardır. İnsanlar, görüşlerinin aynı zamanda kendi karakterlerinin bir itirafı olduğunu görmüyor gibiler.

_Başkalarının yanlışları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karartma, düzeltilmesi gereken tek insan kendinsin.

_Hepimiz başkalarını kendi yüreğimizde taşıdığımız biçimde görürüz.

_Büyük insanlarla birlikte, düşünce ve davranışlarımız da büyür. Bir toplulukta bir bilge olsun yeter, bilgelik çabucak herkese bulaşır.
Parlak zekalı biriyle sık konuşalım, olaylara aynı açıdan bakmayı çabucak öğreniriz.

_Bir dahiye rastladığınızda, ona hangi kitapları okuduğunu sormanız gerekir.

_Şimdiye kadar hiç kimse bir kitabın değerini ödememiştir, yalnız baskı tutarını ödemiştir.

_Hayatta tek bir kişi bile, siz yaşadığınız için rahat nefes alıyorsa, siz başarılı ve amacınıza ulaşmış bir insansınız.

_Korku, her zaman cehaletten kaynaklanır.

_Yamyamların tanrısı bir yamyam. Savaşçıların tanrısı bir savaşçı. Tüccarların tanrısı da bir tüccar olacaktır.

_Kendinizi bir başkası için gerekli duruma getirin.

_Hayatta rast geldiğim her insan bir bakımdan benden üstündür ve ben onlardan bir şey öğrenebilirim.

_Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır.

_Erdemin tek ödülü yine erdemdir. İyi yapılmış bir işin ödülü, onu yapmış olmaktır.

_Hissetme biçiminiz, neden bir başkasının kafasındaki düşüncelere bağlı olsun.

_Bir insanın, kendine faydası dokunmadan bir başkasına faydasının olamayacağı, bu yaşamın en güzel kurallarından biridir.

_İnsanlar ancak adaletle doyurulur.

_Arkadaş edinmenin tek yolu, arkadaş olmaktır.

_Bilimden korkmak, dinin Tanrı’yı küçük görmesi ve intiharı demektir.

_Dünya tarihindeki her muhteşem ve etkili anda, adanmışlığın zaferini görürsünüz.

_Hangi dili kullanırsanız kullanın, olduğunuzdan fazla bir şey söyleyemezsiniz.

_Neden ve sonuç, bir olgunun iki yüzüdür.

_Sevdiklerimize vereceğimiz en değerli hediye; ne altındır, ne de mücevher. Yalnız kendimizden küçük bir parça.

_Aslında tarih yoktur, biyografi vardır.

_Bir krala saldırdığınızda, onu öldürmek zorundasınız.

_Gerçek şiir şairin zihnidir, gerçek gemi, gemiyi inşaa edendir.

_Her eylemin atası düşüncedir.

_İnsanoğlu merak etmeyi sever ve bu da, bilimin tohumudur.

_Toprak, çiçeklerle güler.

_Yemeğinizi bir güzel yediniz; ama her ne kadar mezbahalar kilometrelerce uzakta sizden gizlense de, suç ortaklığı diye bir şey var

_Eğitimin sırrı, çocuğa saygıyla başlar.

_Üstünde yıldız olmayan hiçbir yol yoktur.

_Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilirler.

_Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir.

_Sığ insanlar şansa ve kadere inanır. Güçlü insanlar ise sebep ve sonuç ilişkisine.

_Hayatımızdaki gölgelerin çoğu, kendi güneşimizin önünde durmamız yüzünden oluşur.

_Hiç tanımadığımız birisiyle daha açık ve daha rahat konuşuruz her şeyi. Çünkü onlar bizi yadırgamazlar, hesap sormazlar, kırmazlar. Oysa bizi tanıyanlardan saklarız kendimizi, birkaç kelimemizi. Biliriz ki konuştukça söylediğimiz her şey, günü geldikçe aleyhimizde delil olarak kullanılacaktır.

_Her duvar bir kapıdır.

_Hepimiz, değişik derecelerde kaynarız.

_Karşı koyduğumuz cazibenin gücünü kazanırız.

_Bir tek düşmanı olan, her yerde onunla karşılaşır.

_Çalışmak, endişe için viskiden daha iyi bir ilaçtır.

_Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.

_Hangi dili kullanırsan kullan, olduğundan farklı bir şey söyleyemezsin.

_Gözler başka, dil başka söylerse, tecrübeli birisi ilk söylenene inanır.

_Arkadaşınızın evinize sık sık gidin, çünkü kullanılmayan yolu çalılar bürür.

_Bir tutsağın boynuna geçirdiğiniz zincirin öteki ucu, kendi boynunuza takılıverir.

_İnsanın yalnızca yarısı kendisidir; öteki yarısı da kendisini nasıl ifade ettiğidir.

_Değerli insanların en iyi etkilerini, onların yanından ayrıldığımız zaman hissederiz.

_Her insan aslında cesurdur; ama kendisine ihanet eder. Çünkü cesareti kendinden başkalarında arar.

_Elime biraz para geçerse kitap alırım. Eğer birkaç kuruş artarsa, onunla da yiyecek ve giyecek alırım.

_Zengin bir kalp yoksa servet çirkin bir dilencidir.

_Yüksek bir amaca bağlanın.

_Bir zamanlar bir gence verilen çok değerli bir nasihat duymuştum: Daima yapmaktan korktuğun şeyi yap.

_Büyük insanlar dünyayı düşüncelerin yönettiğini görenlerdir.

_Halkı öyle bir eğitmeliyiz ki gırtlağımıza sarılmasın.

_Hiçbir şey büyüklük kadar sade değildir. Çünkü sade olmak birazda büyük olmaktır

_Önemli olan hayatın uzunluğu değil, derinliğidir

_Hayatın amacı mutlu olmak değildir. İşe yarar olmaktır. Onurlu olmaktır. Merhametli olmaktır. Yaşadığın süre boyunca bir fark yaratmaktır.

_Goethe kimseye kin duymaz, zamanı çok değerlidir onun!

_Eğitilmiş bir köpek, bir başka köpeği eğitemez.

_Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.

_Anlaşılmak bir lükstür.

_Ardımızda kalanlar ve önümüzde uzananlar, içimizde yatanlarla kıyaslandığında çok küçük kalırlar.

_Bir kar fırtınasındaki kar taneleri kadar çok yanılsama yastıkları vardır. Biz bir rüyadan diğerine uyanırız.

_Kıskançlık cehalet, taklit intihardır.

_Sabır ve metanet, her şeyi fetheder.

_Aptalca tutarlılık, küçük zihinlerin öcüsüdür.

_Bir okul açılırsa, bir hapishane kapanır.

_Bugün itaat eden, yarın komutan olur.

_Davranış, güzel sanatların en incesidir.

_Hiçbir insan başlı başına bir bütün değildir. Onu tamamlayan dostlarıdır.

_Karıncalar hiç uyumaz.

_Antik olana hayranlığımız eski olana değil, doğal olana hayranlıktır.

_Güzelliği sevmek bir zevk meselesidir; onu yaratmak ise bir sanat.

_İnsanları hayvanlardan ayıran şeyin ne olduğunu sonunda öğrendim: mali sıkıntıları!

_İnsanın gözü de en az dili kadar konuşur, hatta göz dili dünyanın her yerinde sözlüğe başvurmaya gerek kalmadan anlaşıldığı için daha avantajlıdır.
 

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #133

07 Mart 2022

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #133

 

 
Bu haftanın konusu vakt-i dem arkadaşımızdan... 
Konu;
Ey atalar, iyi etmişsiniz hoş etmişsiniz ama bu geleneği icat etmek zorundamıydınız?


6 aylık kız çocuklarına yapılan 6 ay kınası...
 
Atalardan yadigar bir olay, evin içinde, pastahanelerde, cafelerde yapıldığı kadar, artık davullu zurnalı resmen düğün şeklinde yapılıyor.  Zavallı kızımız uykusundan edilip, elden ele dolaşırken, büyükler eğlencenin dibine vuruyorlar.
 
Gerekli mi? 
 

GELİN CUMASI
 
Konyalıların devam ettirdiği bir gelenek...
 
Akşam yapılan düğünden sonra, ertesi gün gelin evinde kadınlar toplanır, teflerle, tahta kaşıklarla oyun oynarlar. Arzu eden geline takı takar.
 
Düğün yorgunluğunun üstüne gerekli mi?
 
 
Nişanlı kıza kurban gönderme adeti
 
Bu zorlu dönemde gerekli mi?
 

Toprak bastı ve ahret parası...
 
Trakya düğünlerinde vardır, köyden kız alırken köyün genç erkekleri bilmem kaç şişe rakı, bilmem kaç tane kızarmış tavuk isterler. Düğün alayının önünde hem oynarlar, hem yer içerler, gıdım gıdım gelin arabasını salmazlar....
Kızın arkadaşları da, gelini odaya kilitlerler, kaynanadan istedikleri parayı almadan vermezler....
 Annem ağbimin düğününde bir miktar para vermiş kızlara, kızlar olmaz açmayız demişler. Annemde ister çıksın ister çıkmasın demiş, gelin evinden çıkmış. Gelin arkadan yetiştiğinde, bu yaptığını sana sonra soracam demiş. Evliliği 8 ay sürdü....



Cenaze evinde yemek...
 
Trakya adetlerine göre, çorba, ana yemek, turşu ve pilav şeklinde yapılır. Hem mezarlıkta erkeklere pilav ayran dağıtılır, hemde evde cenaze sonrası bayanlara yemek verilir, lokma dökülür ve irmik helvası kavrulur. Bu gelenek ölen kişinin 40 veya 52 veya senesinde kurban kesmeye kadar vardırılmıştır.
 
Ayrıca ölünün arkasından okumalarda herkese hediye verilmektedir. 
 
Oysa 1994 yılları olması lazım rahmetli amcamı memlekette gömdüler, tesadüf bizde orada idik. Oranın adeti bambaşka, tatlısına, çiğ veya pişmiş tavuğuna kadar cenaze evine yemek taşıyorlardı, burası ise tam tersi yemeği cenaze evi verir.
 
Yemek vermek gerekli mi?
 
Bu konuda hatırladığım ilginç bir anı var. İstanbulda yengem vefat etti, cenaze memlekete götürülecek. Annem oturmuş oturmuş, en sonunda bizde adettir lokma dökülür, irmik kavrulur, ölünün arkasından demiş. İrmik kavurup sonra dağıtmışlar ama şöyle bir söz oluşmuş evde;
Yengemin şekeri düştü, helva istedi demişler. Oysa annem orada sadece geleneğini göreneğini belirtmiş, sizde bu adet yokmu demek istemiş.
Böyle acayip anlaşılmalarda var.....
 
 

ÇOCUKKEN BİZE DÜNYAYI NASIL GÖSTERDİLERSE, İLERLEYEN YAŞIMIZDADA AYNI BAKARIZ.( POST ÖYKÜ )

ÇOCUKKEN BİZE DÜNYAYI NASIL GÖSTERDİLERSE, İLERLEYEN YAŞIMIZDADA AYNI BAKARIZ.( POST ÖYKÜ )

 

 
 Gönül gözüm, geldin mi kalbimde güller açıyor
Gökyüzü inadına mavileşiyor, şiir kesiliyorum
Görüyorsun tek sözünle kanatlanıp uçuyorum
Gözlerin gözlerime yepyeni ümitler saçıyor

Gönül gözüm, geldin mi yürüyüşüm bile başkalaşıyor
İki kişilik dünyamızın sihirli kapısını aralıyorum
Gece gündüzle, güneş dolunayla kucaklaşıyor
Yıldız yıldız geceyi ümitlerimle karalıyorum

Ümit, birlikte yaşamak istediğimiz her şey
Ümit, önümüzde uzayıp giden sonsuz sevgi yolu
Hep ilkbaharda açan muhteşem çiçekler
Ümit, nefes nefese yaşayacağımız sayısız günler

Gönül gözüm, geldin mi karakışlar ilkbahara dönüyor
Yaprak, yaprak olduğunu anlıyor, çiçek çiçekliğini biliyor
Nabzımı ister baştan, ister sondan say; sen diye atıyor
Sevdalı güvercinler kanat kanada sanki gökyüzünü deliyor

Gönül gözüm, geldin mi hüzünler bitiyor, bin bir neşe bizimle
Dudaklarımızda sevda şarkılarının en güzeli
Gözlerim gözlerinde yarınlara gülümsüyor
Saçlarımda rüzgâr rüzgâr sevdiğimin eli

Ümit, sensiz zamanlarımda bile seninle yaşamak
Ümit, yoluna baş koymak
Seninle bölüşmek istediğim her şey
Ümit, yarım ekmek ya da iki zeytin tanesi!
 
31 Ağustos 2007

Oyhan Hasan Bıldırki
 

Yağmurlu ve soğuk bir havadan, bulunduğum şehirden herkese merhaba...
Çevrede sanki kar var, burada da soğuğu var. Kediler bile meydanda yok. Dün hele fırtına vardı resmen, geçtiğimiz günlerde hiç böyle soğuk olmamıştı... 
Kasım 120 daha kışın çıkmasına 30 gün daha var biliyorum.
 

Martçenikaları taktık, leylek göremedik daha bakalım görebilecekmiyiz.....
 

Sevip de kaybetmek, hiç sevmemiş olmaktan çok ama çok daha iyi bir duygudur.....
 

 Geçtiğimiz hafta, sahafa uğramıştım 2 kitap ile çıktım oradan..


Dün topladım, mis gibi koktular...



D&R kitap bakmaya gittim, yokmuş sipariş verdim, boş dönmedim bunları aldım henüz daha diğerleri gelmemiş.
Bu hafta pek bir şey dinlemedim, genelde bilgisayar ağbimin hizmetinde idi. Soğuk olduğu için dışarı çıkmadı, Film açtırdı bana o dinledi filmleri. ( malum gözlerde şekerden görme sorunu olduğu için sadece dinliyor)


 
Ben de Pera Palas'ta Gece Yarısı dizisine başlayacağım bakalım nasıl çıkacak. Akşam instagramda tartışması vardı, herhalde biri Hazal Kaya'nın kendisine hakaret etmiş. Onunla ilgili bir post dönüyordu. 
 
Beğenmezseniz izlemeyin, kimse size zorla dizi izletmiyor  
 
diye yazıyorlardı diğer sanatçı arkadaşlarda;
 
Bence sanatçının da bu şekilde düşünmesi yanlış. Sanatçının bu dünya da ki görevi sanatını icra ettiği kişileri, duygu, hareket, söz, mimik gibi konularda beslemek. Diyoruz ya, insanız birbirimizi besliyoruz diye. Oyuncunun hareketini, sözünü eleştirebiliriz, ama bu kişiliğini, görünüşünü de eleştirebileceğimiz anlamına gelmiyor. Bu konuda haddini aşanların tabiki sınırları çizilmeli. Yalnız son yıllarda bizim ülkemizin de içine girdiği dizi furyalarında bazı şeyler aşılıyor. 
 
Sanatçı aydın bir insan olarak kabul edilebilir, buna asla kabul etmediğimiz bir durum olamaz. 
 
Aydın insan ne demek? Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver
 
Aydın insan koşullanmış (ahlak ve edep konulu düşünceler hariç bunların sınırları din kitaplarımız ve peygamberlerimiz tarafından çizilmiştir.) düşünceden arınmış kişidir, yeniliklere açıktır. Bir sorunun sebebini araştırır, bilgi toplar, bağ kurar, mantıksal düşünceye sahiptir, öğrendiklerini çevresindekilerle paylaşır. Düşüncelerini özgürce savunur, baskıcı ve çıkarcı idari sistemlere karşı uygarca ve cesurca karşı kor. O, ne sağcıdır, ne solcu. O, kişisel düşüncesi ne olursa olsun o her kesime aynı mesafededir, adil olma eğilimi çok yüksektir. 
 
Dünyaya gelmiş en aydın kişi peygamberimiz diye okudum ben. İnsan vasfının tüm özelliklerine sahip tek kişi olarak okudum akşam. Bizde hatalar yapsakta, kendimizi düzelterek doğru yolu bulmaya çalışanlardanız. 
 
Son dönem dizilerde bir küfür furyası, artık genel olarak toplum bunu öğrendiği için zamanla gençlerin selamlaşma biçimini alacak diye düşünüyorum. Yapmadıkları bir el kol hareketleri var diye düşünüyorum.( tabi ben genelde tv izleyen değil de dinleyen olduğum için bu kısmı kaçırmış olabilirim) Duymuş olduğum küfürün bende uyandırdığı bir ruh tedirginliği duygusu var, ve hemen kapatıyorum dizi yada filmse.  Düşünün dün 3 tane film açtım ağbime, 2 si bol küfürlü, biri Allahtan düzgün çıktı. Ben utanıyorum aynı odadayız, hemen kapatıyorum.

Sayın film çevirmeni kardeşim bana o toplumumuza uygun olmayan kelimeleri çevirme......
 
Sayın kitap editörü, çevirdiğin yabancı kitaptaki o kelimeleri veya yatak odasını anlatma bana kardeşim, orası iki kişinin özeli....

Sayın senaristim lütfen küfürsüz senaryo yaz....

Sayın yönetmenim, edep ve ahlak sınırlarını sözle veya hareket ile aşan çekimler yapmak, aydınlanmak olarak adlandırılamaz çekme......
 
Sayın oyuncu konuştuğunda giydiğinde bana örnek oluyorsun güzel örnek ol......
 
 Yasak elma dizisini izleyen varmı içinizde? Ben genelde kitap okurken şöyle bir ara ara kafamı kaldırır bakarım. Yıldız ile Enderin atışma diyaloglarını severim yoksa artık kimin eli kimin cebinde belli değil artık dizide. Sizce Enderin giydiği kıyafetleri hangi şirkette giyiyorlar, o şekil kıyafet giyip çalışmaya giden varmı? merak ederim....
 


Düşünce namusu gereklidir kesinlikle gereklidir. 
Yazıya da söze de dökülmelidir.
 
Zira, Vedat Türkalı'nın de dediği gibi "düşündüğünü söylemekten korkmaya başladı mı kişi; düşünmekten de korkmaya başlar."
 
Başlıkta olanları biz yaşıyoruz, şimdiki neslin nasıl bir hayat süreceğini düşünemiyorum. Öğretiler inanın hiç iyi değil......



ŞARKILARDA BULUŞALIM:)) RESİMLERE MÜZİK SAKLADIM..

05 Mart 2022

ŞARKILARDA BULUŞALIM:)) RESİMLERE MÜZİK SAKLADIM..

 

 
 
 

 

 


 
 

 

 

 
 

 
 
Resimler netten alıntıdır...