OKUDUKLARIM 2023/28 SİTEM TAŞLARI

14 Mart 2023

OKUDUKLARIM 2023/28 SİTEM TAŞLARI

 

 
Yabancılaşmadan çürümeye doğru kanatlanmış bir çağ düştü payımıza. Eskiden kendimizi sevdiğimiz bir yalnızlığımız vardı. Artık kendimizi de sevmediğimiz bir yalnızlığımız var. Sadece korku soluk alıyor evlerimizde. Önce de söyledim, bir gün hepimiz bir taş masalına döneceğiz. Tüm bu yıkıma karşı, zavallı insanın tek bir varoluş olanağı var, hemen yanı başındaki öteki yalnız. Ben, insanın acısını insan alır demeye devam edeceğim. Kalabalıktan, ona inanmaya başlamışsak korkmamız gerekir. Kalabalık kördür. Dili yoktur. Şakı söyleyemez. Yazmayı bilmez. Güzelliği küçümser. Şükrü Erbaş’ın 2019-2022 yılları arasında yayınlanmış yazılarından ve iki şiirinden oluşan Sitem Taşları artık okuruna emanet.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Yazarın okuduğum ilk kitabı, aslında bir şair kendisi fakat yayınlanmış yazılarını bir araya toplamış. Severek okudum.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Gönül muhabbeti âdet eylemiş bir kere, yoksa
Ne ben de aşk ne sende cemal kalmıştır.
ANTAKYALI AKİF EFENDİ
****** 
Sırandalık öldürür.
*****
Kimsenin geçmediği yere geçmek istiyorum.
BRETON
******
Bazı sesler vardır, gözlerimizi içimize çevirtir. Oçoktan unuttuğumuz derinlerimize bakmaya çağırır bizi. Hani cennetti, bazı cümleler zehrini yıllar sonra akıtır der ya, işte bu bazı sesler de, ölü toprağı serpilmiş canımıza, dinlerken çok farkında olmadığımız bir zehir akıtırlar.
*****
Vurdun, acısı geçmedi
Biliyorum geçecek
Ama öyle ağır konuştun ki
O gittikçe gerçek
Özdemir ASAF
******
Aşığız can bulur söz ağzımızda
 KARACAOĞLAN
******
Benim yüzüm yerde gerek
YUNUS
******
Hem dünyayı reddederiz hem de vazgeçemeyiz. Dünyayla birlikte yaşabilmek için şiir yazarız, müzik yaparız, resim yaparız. Dünya şairin hem ana rahmidir hem mezarıdır.
******
İnsan tanrısını içinde taşıyor ama hep uzaklara dua ediyor.
(Çırpınıp içinde döndüğüm dünya kitabından)
******
İnsan ruhu dünyanın en emperyalist gücüdür, fetheder, fetheder ama hiçbir zaman fethettikleriyle yetinmez.
KAZANCAKİS
******
Cehennem başkalarıdır.
SARTRE
******
Cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.
HALLAC-I MANSUR
******
Bir insan çocuğunu neden döver?
Hem de adam olması için!
Ne zaman ki bir çocuk öndeki tekerleği izlemekten vazgeçer, bu acı da dönüşür. Ruhunu ezdiğiniz bir çocukla nasıl bir gelecek kuracaksınız?
******
Şiirin zamanını, yerini, üstünde yükseleceği gerçekliği, bakacağı geleceği, söyleyeceğiniz söz belirler. Yaşadığınız gerçekliğin içinden bir alan açılır ve orada yazmaya başlarsınız.
******
Haysiyetinizde ağır yaralar açılmadan, hayatınızla cezalandırılmadan, daha uygar bir ülkede yaşamak istiyorsanız, dönün şiiri bir daha okuyun. Azıcık düşünün.
*****
Şiir, dilin billurlaştığı bir yazın türüdür.
*****
Sadece otlar
Yaşıyor hepimizin yerine.
(Otların Uğultusu kitabından)
Biz doğayı unuttuk. Anlamadık. Önemsemedik. Doğa, bütün mevsimlerde, bütün varlıklarıyla bizi sevdi, bize kendini hatırlattı, bizi yerlere göklere doldurdu ama biz üzerinden atlayıp geçtik. Azıcık içimize baksaydık, otları, böcekleri, yağmurları, rüzgarın getirdiği kokuları, dağları, kumları, kuşların kanatlarını.... hepsini görecektik. Varlığımız sonsuza doğru büyüyecekti. Bencilce, aptalca, her gün biraz daha kararan aynamıza bakıp durduk, duruyoruz. Bağbozumu Şarkılarında söylemiştim:
Bir salyangoz söyledi
Daha yüce değilmiş
İnsanın yaşama tutkusu
****** 
Kendini sevmeyen insan sadece yara açar. Kitaplar olmadan hiçbir şeyi bilemeyiz.
******
Büyümek, emek ve saygıdan yapılmış büyülü bir yolculuktur.
******
Soru sormuyorsak bir yanlışlık var demektir.
******
Bana kendi uydurduğun bir yalan söyle, seni alnından öpeyim.
DOSTOYEVSKİ
*****
Biz hepimiz hayata başkalarının öğrettiği sözlerle başlarız.
 Biz hepimiz hayata, başkalarının öğrettiği sözlerle başlarız. Okuma, başkalarının sözleridir. Yazmaya da başkalarının aklımızda, kalbimizde oluşturduğu bir etkiyle, beğeniyle, heyecanla başlarız. Sanırım bunun başka yolu yok. Onedenle ilk yazdıklarımızda, kaçınılmaz olarak başkalarının sözleri, dili, sesi, yüzü kağıdın üstünde biraz fazla görünür. Ancak, büyüdükçe, anladıkça, hayatı ve kendimizi tanıdıkça, dünyaya ve insanlara ilişkin kendi sözlerimiz oluşmaya başlar. Bu sözler, kişilik yapımızla harmanlanır, özelleşir, parmak izi gibi yalnızca bize ait olan bir dile dönüşür. Bizden önce yazılan, yaratılan edebiyat olmadan biz olamayız ama o edebiyatın hapishanesinden kurtulmadan da biz olamayız. Bir deli cesaretidir. Ancak "normal" akılla da bir şey yapılamaz.
******
Duygunun ölümü olmaz
??????????????????
(tartışılması gerekir)
*****
 Biz, dünyanın büyüsünü yalnızlığın o çok katmanlı sessizliği içinde görürüz, öğreniriz, anlarız. Kendimizi sevme olanağıdır yalnızlık. Bir çeşit varoluş ayinidir, ayetidir. Kimsenin bizi cezalandırmayacağı bir yerdir. Çok önceden söylemiştim, bir daha söyleyeyeyim; tüm bunların olması için yalnızlığı bizim seçmemiz gerekir.
******
Yalnız kendi hayatımız olsaydı yaşadığımız, hepimiz ne kadar eksik kalırdık. Biz, başkalarının yarattığı varlıklarız ve biz başkalarını yaratan varlıklarız.
******
Yabancılaşma, insanları kimsesizler mezarlığına çevirdi. Bencilleştirdi. Küçük düşürdü. Belleksiz yaptı. Dilsiz yaptı. Kötücül yaptı. Bu yıkıcı döngünün tabii ki geleceği olamaz.
******
Çocuk, insanın lekesiz belleğidir. Korkmayın, onun kadar cesur sözler söyleyin ona, söylediğinizden ötesini anlayacaktır. Çocuk bizim ders vereceğimiz, hayatı öğreteceğimiz bir cahil değildir. Kurduğu oyunlarla bize hayatı öğreten bir bilgedir, güzellik büyücüsüdür, yaratıcı dehadır.
******
Yazmaya oturduğumuz her yaşantı, bizim hayal ettiğimiz yere varmaz her zaman. Tıkanır kalırız. Yazdığımızın kalbimizi karşılamadığını görürüz. O biriken neyse, bizde henüz olgunlaşmamıştır. Bizim dil dağarcığımız yetersiz kalmıştır.
******
Büyük çoğunluk nasıl yaşıyorsa öyle yaşar gideriz dünyadan: kendimize tapınarak, yaptığımıza hayran, hayatımızı biricik sanarak.
******
Şair yazdığı tüm şiirlerden oluşan bir insandır.
*****
Bizim duygularımız, hayatın kalbimizde, aklımızda, hayal hanemizde, uyandırdığı heyecanlardır, yaşantılardır, hayal ve hatıralardır. İnsanın duyguları bir vahiy gibi göklerden inmez kalbine. İçinde çırpındığımız dünya onu bize bağışlar. Acı olarak bağışlar, öfke olarak, arzu olarak, korku olarak, sevinç olarak..... biz bu biriken heyecanlarla, yaşadığımız hayata karşı bambaşka bir hayat kurarak kendimize ve o hayata sunarız. Bak deriz, böyle bir dünya da mümkün.
******
Biten bir şiirin, kitabın kalbimize bağışladığı heyecanın sanırım dili yoktur.
******
İnsan, ne söylemişse, ne yapmışsa, ne kötülük ya da iyilik etmişse, insana etmiştir, insana söylemiştir, insanı gözetmiştir, insana inanmıştır ya da inanmamıştır. Bunu yaparken doğanın tüm varlıklarını, insanın hizasına getirmiştir, sözünün menevişine getirmiştir, acısıyla ya da sevinciyle onları da insan etmiştir.Onedenle, insan olmasaydı biz sadece doğaya şiir yazar mıydık gibi bir merak hükümsüzdür. Çünkü biz de olmazdık o zaman. Bize şiir esinleyecek kimse olmazdı. Doğaya yazılan her şiir, doğadan söz eden her şiir, doğayı insanlaştırma, insanı tamamlama girişimidir. Ağacı, yağmuru, kuşları, börtü-böceği konuşturmadan, onu sevemezdik, şiirini yazamazdık.
******
Bellek, sanılanın aksine yaşadığımız günlerin değil, geçmişin ve geleceğin kayıt yeridir. Bunu, hatıranın ve hayalin kayıt yeridir diye okumak da yanlış olmaz. Acının kayıt yeridir, umudun kayıt yeridir, öfkenin kayıt yeridir. Biz, belleğin bize kazandırdığı büyülü bir yetiyle unutmayız. Bütün zamanları aynı anda kavrarız ve yaşarız. Sezgisel bir bilgiyle de olsa, insanı küçük düşüren kötülüğün ve şiddetin insana aykırı olduğunu ve bir geleceği olmadığını en derinimizde duyumsarız. Bunu bize bilimsel, felsefi, başka bilgiler de sağlar ama sanatsal bilginin-şiirin, müziğin,resmin,romanın-oluşturduğu bellek, bizi özgürlük ve eşitlik bilinci içinde geleceğe taşıyacak en güzel varoluş halidir.
Ne çıkar sönükser hayatınız
Tasaların altında
Gizli bir sevinç var mı
Siz ona bakınız 
der Necatigil. Ben hangi büyük acıyı yazarsam yazayım, insanın iyiliğine, onuruna, "ortak kaderine", yaşama arzusuna, gelecek tutkusuyna hep inandım. Şiir bu insacın varlık bulduğu vir devrim ayetidir benim için.
*****
Umut sahibi olabilmek için bir gelecek tasarımınız olması gerekir. Yaşadığınız hayatı bütün alanlarda sorgulamanız gerekir. Bunun içinse insanın ve hayatın diyalektiğini bilmeniz gerekir. Bu, insanın ömrünü alan bir emek demektir. Başkalarından edinilmiş hazır kalıp bir hayatla kimse bilgi sahibi olamaz.
*****
Eğer insan, en basitinden en karmaşığına bir umut yaratamasaydı, canını acıtan ilk hayal kırılklığında intihar ederdi.
******
Yaşarken zamanın ve ölümün bilincinde olan tek varlık insandır. B u bilinçtir ona geçici olduğunu, bütün varlıkların ondan uzun yaşayacağını, her şeyin bir gün bu dünyada kalacağını sessizce öğreten. Sanırım hepimizin en gizli ve en büyük korkusu budur. İnsanın sanat dışında, dinler ve tanrılar üzerinden "öteki dünya" yaratmasının özünde yatan da bu geçicilik duygusu olsa gerek. Şunları yazmıştım, bir daha paylaşmak isterim:
İnsana verilen en büyük cezanın, sınırlı bir hayatla sonsuzluğu kavrama yetisi olduğunu düşünürüm. O bilinçli ya da sezgisel bir algıyla, kendi yarattıkları da dahil, dünyanın tüm nesnelerinin kendinden daha ömürlü olduğunu görmüştür.
******
Sanatsız edemeyişim, onun beni olduğumdan başka türlü olmaksızın, herkesle aynı düzeyde yaşatmasıdır. Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar; onu en gündelik ve en evrensel gerçeğe bağlar. Sanat, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle çoşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
Albert CAMUS
******
Dünyada hiçbir edebiyat kendinden önce yazılanlara yaslanmadan cümle kuramaz.
******
İnsan, başka insanlar olmadan yaşayamaz. Bu bilinci ve değeri bize kazandıracak olan bütün dallarıyla sanattır. Sanat, anlamanın, sevmenin, özgürlüğün ve barışın en büyük hayat bilgisidir.
******
Bir düşüncedeki yanlış, eleştirilebilir ama hiçbir göze  yaratıcı bakış kazandırılamaz.
ZWEIG
******
Şiir bizi dünyanın hem içinde tutar hem dışına çıkarır.
******
Madem ölüm var, insan bir kahraman gibi yaşamalı.
ALBERT CAMUS
******
Elbette dünyayı eylem değiştirir ama o eylemin tasarımcısı, hazırlayıcısı, kurucusu sözdür. Söz bize, gündelik hayatın sıradanlığı içinde öyle bir ruh verir ki yeryüzünü ve gökyüzünü yeniden kurmaya başlarız. Söz, gerçeğin mimarıdır, eleştirmenidir, taşıyanıdır, yıkanıdır, kuranıdır. Aynı zamanda yıkıp kurduğu bu olağanüstü dünyaya oturup ağıt yakanıdır, güzelleme yapanıdır. İnsan sözlerden yapılır (Bağbozumu şarkıları) demiştim; bunun tersi de bir o kadar doğru:Sözler insandan yapılır ve insan dünyanın anlamıdır.
******,
İnsan aklı ölümle yaşamaya bir yol buluyor. Yoksa hiç düşünmeden hepimiz intihar ederdik.
*****
Ölüler dünyayı sevemez ama
Ölüler olmadan
Yaşayanlar da sevemez dünyayı.
ŞÜKRÜ ERBAŞ
*******
Toplum giderek insan olmanın ruhunu yitiriyor. Merhamet bir taş kayıtsızlığına dönüyor. Bencil arzularımız ve acılarımız dışında, başka hayatlarla olan tüm bağlarımız kopuyor. Sevme yetimizi ellerimizle boğuyoruz. Sığınma duygumuzdan utanıyoruz. Yalnızca çıkarımızın olduğu ilişkiler hastalıklı bir haz veriyor. Birisi bize yarasını gösteriyor, başımızı çeviriyoruz, gülüyoruz, uzaklaşıyoruz. Biz yalnızca kederden kaçmıyoruz ki, kederin ruhumuza işlediği tüm inceliklerden kaçıyoruz. Gövdemizi de kalbimizi de küçümsemeyle hayranlığın çarmıhına gerdik. Başka bir yaşama biçimimiz kalmadı. Nasıl öğrendik, nereden öğrendik aklım almıyor; bir insanı en ince yerinden, içtenliğinden parçalamayı öğrendik.
******
Şiir insanların hayatında kitap olarak varsa vardır.
******
Kibir, insanın en büyük ahmaklığıdır. İki değere inanırım: Emek ve saygı. Bu ikisi olmadan insanın yapıp ettiği her şey eksik kalacaktır, cezaya dönecektir.
*****
Hepimiz inandığımız değerlerle yaralıyız. Birisi geliyor ve yıldızları kalbimize tutuyor. Biz o yıldızların arkasındaki kalple birden ışıyıveriyoruz.
******
Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya, anımsamazlar geçtikleri yolları.
ALEKSANDR BLOK
******
Sevmek o kadar kolay ki, o kadar geniş zamanlı bir duygu ki.... insanın kalbi bir mucize. Görmek gerek.

Dil söyler kulak duyar
Kalp söyler kainat duyar
YUNUS
******
Dünyaya bir kez çocukken bakarız, gerisi hatıradır.
******
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiç bir yere gitmiyor
EDİP CANSEVER
*****
Çocukluktan çıktığını sanmak aslında çocukçadır.
ATİLLA İLHAN
*****
Şair, konuşurken ve yazarken nevrozludur, çocuk kimliğini çıkarır.
******
FREUD
Şiirsel eylemin ilk izlerini çocukta arayabiliriz. Çocuğun en sevdiği, en çok uğraştığı şey oyundur. Kendine özgü bir dünya yarattığına, içinde yaşadığı dünyanın eşyalarını kendine en uygun şekilde düzene soktuğuna göre, oynayan her çocuk şair gibi davranıyor demektir. Şair de çocuğun yaptığını yapar. Düşsel bir dünya yaratır kendine der ve ekler.
 Yalnızca doyumsuz insan düş kurar. Doyuma ulaşmamış arzular düşlerin öncüleridir.
******
Bütün zamanların tek bir zaman olduğunu bize ancak edebiyat gösterir. Onun için biz, bir günlük bir yaşantının içinde, dünyanın bütün hallerini, insanın bütün yaşlarını yaşarız.
*****
Ağzımızdan çıkan hiçbir sözün kaybolmadığını, başımızın üstünde dönüp durduğunu, bize söylendiği günkü duygu yüküyle gösterebilecek tek bir insan yaratımı vardır: Edebiyat.
******
Edebiyat, ölülerimizi dünyada tutacağımız tek olanağımızdır.
******
Ruh, ancak başka hayatların ruhuna dokunursa kendi varlığını duyumsar. Edebiyat bu duyumsamadan doğar.
******
Yazmak, yalnızlığın can bulmasıdır.
******
Çocuğun yaratıcı bir akıl kazanmasını istiyorsanız, onun bütün hayallerini saygıyla dinleyin ve sevin.
******
Gerçeğin ana rahmi hayal hanemizdir.
******
Edebiyat, yalnızlığımıza yeni hayatlar bulmak için bilinmeyene yapılmış bir tanrısal yolculuktur.
******
Saygısız söz şiddet içerir. İncelik yüceltir. Eşitlik düşüncesi özgür kılar. Keder en büyük yaratıcıdır. Merhamet adaletten önce gelir. Biz bir edebiyat eserinde bütün bunları bir masal gibi yaşarız.
*****
En büyük ozanlar, çeşitli biçimde, kimi zaman gözü pek, kimi zaman güçsüzce, yaşamın güçlüklerine meydan okudular, ama insanı bulunduğu çirkeften çekip çıkaran onların aşk şarkıları oldu.
PAUL ELUARD
******
Ündür düşünmeme en büyük engel
RITSOS
*****
Geçer toz koparan fırtınalar.
BEHÇET NECATİGİL
*****
İnsanın acısını insan alır.
******
Şair, dil içinde dil yaratandır. İnsan içinde insan, toplum içinde toplum yaratandır. Doğayı insanlaştırandır. Onu var eden her şeyin, onu yok eden her şey olduğunu çok erken görmüştür.
*****
Sakın öğüt verme ki o saçmadan benim var.
FUZULİ
******
Yüreğinde yar aşkı olmayan bu sazı çalarsa tıngırdatır. Önce yarin aşkını yüreğine koysunlar. Yarin aşkı onlara nasıl çalacaklarını tarif eder.
NEŞET ERTAŞ
******
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı
Vursam yaralasam söz ile seni
AŞIK VEYSEL
******
Herkes kemalini söyler 
HATAYİ
******
Ruhun elle birlikte çalışmadığı yerde sanat olmaz.
LEONARDO DA VINCI
******
Esin bir birikimdir, bilinçte bilinçaltında algılar birikimi der.
Behçet NECATİGİL
*****
Çokluk denizinde yunmak herkese vergi değildir: Bir sanattır kalabalığın tadını çıkarmak.
BAUDELAIRE
*****
Yazar/şair, başkalarının aynasında kendisini görmezse dünyayı göremez. Hangi öfkeyle, umutla, acıyla olursa olsun, çağın bütün kötülüğünün içinden geçerek bir "iyilik ve güzellik" tasarlayabilir ancak. Yazar/şair, hiçbir zaman içinde yaşamayacak olsa da bize bir karşı dünya yaratır.
******
Şehrimizin insanları geleceği, gidiş gelişleri, tartışmaları yok eden bir veba salgınını nereden akıllarına getirebilirlerdi? Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça, kimse özgür değildir!
******
Okumayan, edebiyata el sürmemiş bir insanlık, kaba ve ilkel dili yüzünden ürkütücü iletişim sorunları yaşayan bir sağırlar-dilsizler topluluğuna, sözcük oluşturma yetisinden tümüyle yoksun bir topluluğa döner. Aynı şey bireyler içinde geçerlidir. Hiç okumayan, az okuyan ya da yalnızca süprüntü okuyan bir insan elgelli bir insandır. Çok konuşabilir ama az şey söyler, çünkü söz dağarı kendi kendini dile getirmeye yeterli değildir. Yalnızca sözsel bir sınırlılık değildir bu. Aynı zamanda zihinde ve düş gücünde bir sınırlılığı da gösterir. Düşünce yoksulluğudur, çünkü içinde bulunduğumuz durumun gizlerini kavramamızı olanaklı kılan düşünceler ve kavramlar, sözcüklerden bağımsız bir biçimde var olmaz.
MARIO VARGAS LLOSA
******
Büyük mucize; insanın insana tutunma çırpınışıdır.
******
Hayattaki en büyük başarınız nedir?
Başarı sayılırsa, hak ederek yaşamak.
******
Favori yolculuğunuz hangisi?
İçe, en içe yapılan tüm yolculuklar
******
Size göre en aşağı seviyedeki rezillik nedir?
Başka hayatları gasp etmektir.
******
Bir erkekte en çok beğendiğiniz nitelik nedir?
İncelik ve içtenlik.
*****
Bir kadında en çok beğendiğiniz nitelik nedir?
İncelik ve içtenlik
******
Nasıl ölmek isterdiniz?
Daha önce de sordular: Uykuda

 

HAYALİN HAYALİ BİLE TATLIYDI

13 Mart 2023

HAYALİN HAYALİ BİLE TATLIYDI

 

 
Evveldi, çok evvel….
Yan yanayken saate bakmanın ayıp olduğu zamanlardı.
Karşılıklı oturdun mu masaya, bir gözlere bir de uzaklara bakılırdı, eski yad edilirken.
Ellerde telefonlar yoktu.
Çocuktuk.
Büyükler, eski günleri konuşurken uyuyakalmak diye bir şey vardı.
Sevmeler sessiz ve sebepsizdi.
Ne gösterişe gelir, ne nedenlere sığardı.
Her şeyden önce samimiyet gelirdi.
Sevda sırdı, Söylenmezdi.
Sevilenin adına türküler yakılır ama onun ardından kimseye yakınılmazdı.
Eşyalar pahası ile değil, hatırası ile kıymetlenirdi.
İnsanlar aldıkları ile değil,
verdikleriyle değer ifade ederdi.
Sahi utanmak diye bir şey vardı.
Yüzsüzlük, profesyonellik adı altında prim yapmıyordu.
Dert çekmenin bile bir adabı vardı.
Gönlün yükü, gözlerden anlaşılırdı.
Gönülden geçen ile dilden dökülenin arası böylesine uzak, böylesine hoyrat değildi.
Evveldi. Güzeldi…
Biz bu içimizdeki uçurumları ve kalpler arasındaki mesafeleri sonradan icat ettik.
Henüz yenilmemiştik kendimize.
Mutluluklar fotoğraf karelerinden ibaret değildi.
Mutlu edilmek isteği hastalıklı bir hal almamıştı.
Eşyalar değil, insanlar ağırlanırdı evlerde ve kalplerde.
Henüz bu kadar yalnız değildik.
Başkalarınca beğenilmek her şeyden önemli değildi.
Evveldi… Güzeldi… 

Rasih Aslantürk 
 
 
Baharın ayak sesleri bunlar, havalar biraz yağmurlu gitsede bizde durumlar bu, miss gibi sümbül kokuları var bir de..
 

Daha çiğdemler açmadı, onları bekliyorum, ilk baştaki resim mart menekşesi onlar yüzlerini gösterdi...
Biz de haberler bildiğiniz gibi, annemi özele götürüp ultrason yaptırdım Allahtan bir sorun çıkmadı. Sonuçları üniversite hastanesine giderken götüreceğim. Profesör kan değerini eksik bulduğu için kan iğnesi vermişti, tanesi 3 .000 Tlmiş
2 sine de fark parası ödedim. Serumla vücuda verdiler iğneyi. Serum takılı iken komşu da geldi o da ozon tedavisi oluyormuş, dedim hep beraber gideriz, o da yürümekte zorluk çekiyor. Biz taksi ile gelip gittiğimiz için o nuda taksiye aldık. Bu hafta da takılacak bir serumumuz var, onun da ozon tedavisi aynı günmüş, giderken taksiyle onu da alacağız, dönüşte yine birlikte geliriz. Yalnız annem dönüşte başka duraktan çağırdığım taksiyi beğenmedi, sebep???????
Takside sigara içilmiş leş gibi kokuyor.....
 

Bizim sıpa bulunduğu ortama uyum sağlamış değil mi:)))
 
internetten alıntıdır

Cev Davran'ın Palyaçonun günlüğü kitabından bu alıntı.


Bu ay bir dergi alacağım dedim ve sözümde durdum.
 

Depremden bu yana böyleyim, aynen yataktan kalkasım gelmiyor sabahları.....
Kitapları bile zorla okuyorum, o da kütüphaneden aldığım için, önümüzdeki hafta pazartesi geri götürmem lazım zorluyorum kendimi. Aynı durum youtube ve spotifi içinde geçerli, haftalık planı şaştım uymam lazım diyorum.
Depremden önce ve son olarak Gülse BİRSEL'i dinledim onları ekliyorum size.
 
FERDA YILDIRIM

SONUCA İNANMAYACAKSINIZ...
https://www.youtube.com/watch?v=Ux75yNAUOU4


ERTAN ÖZYİĞİT

İBNİ ARABİ'NİN 2023 KEHANETLERİ
https://www.youtube.com/watch?v=T_4qD-KE9Tc


BARIŞ ÖZCAN

https://www.youtube.com/watch?v=tZTE_cjK0Gc


EDEBİYAT BURADA

https://www.youtube.com/watch?v=alo5ioYwcG4

NİLAY ÖRNEK

GÜLSE BİRSEL
https://www.youtube.com/watch?v=DD1WN6NUps0
 
Müzik eklemiyorum bir süre daha...
İyi haftalar hepinize....
 


İZLEDİKLERİM 2023/9

11 Mart 2023

İZLEDİKLERİM 2023/9

 

 
JOYRIDE 2022
 
Yeni doğan bebeğini vermeye hazırlanan bir kadının başına bir tren kazası gelir. Arsız bir sokak çocuğunun da dahil olduğu bu ikili, firarda olan iki elmas gibidir.
 
Puanım: ** 
 
Konu için bir şey diyemem ama doğa görüntüleri güzeldi. Keşke bizlerde böyle yeşillikler içinde yaşayabilseydik.

OKUDUKLARIM 2023/27 VE SEN KUŞ OLUR GİDERSİN

06 Mart 2023

OKUDUKLARIM 2023/27 VE SEN KUŞ OLUR GİDERSİN

 

 
Tarık Tufan varoluşsal yalnızlığımızın peşine düşüyor. Genç bir adam, kafası karışık, âşık, toplum denilen çemberin yavaş yavaş dışına çıkıyor. Sorular soruyor hayata, yaşamın önüne çıkardığı bilgeleri yüreğiyle dinliyor… “Seni saklıyorum, parmaklarını, ellerini saklıyorum, gülümserken kıvrılan dudaklarını saklıyorum, hoşça kallarını saklıyorum, bembeyaz yüzüne bir anda dolan şaşkınlıklarını saklıyorum. Sırf bu yüzden kalbim bir gün paramparça olacak.”  
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Bu yazarı severek okuduğumu belirteyim sırada bir kitap daha var okunacak.
Kendi hayat hikayesini ele aldığı bu kitapta yazarın iç dünyası psikolojik tahlillerle oldukça başarılı bir biçimde verilmiş.

KİTAPTAN ALINTILAR;

İnsan duygularının apaçık bir biçimde başkalarınca bilinmesini istemez sonuçta.
******
Geçmişi anlatmakla ne umar insan? Her şeyin yaşanmış ve bitmiş olmasının verdiği rahatlıkla, tüm olup bitenlerden bir şeyler öğrenebildiğini göstermek çabası mıdır bu? Kendisiyle, olaylarla yüzleşebilmek cesaretini kaybetmediğini ispatlamak mıdır başkalarına karşı?
Belki de içini boşaltmak.....
Başka hiçbir sebep olmaksızın, içini dökmek, kulak veren herkese.....
İnsan yaşadıklarının bilinmesini ister. Yaşananların olağanüstü şeyler olması, senaryolaştıracak kadar ilgi çekici olması da gerekmez
******
Her yalnızın aradığı bir fırsattır anlatabilmek. Birilerinin seni ilgiyle dinlediğinin mutluluğuyla biraz da eklemeler yaparak, bir temsilin içindeymişçesine anlatırsın. Dinleyenler bundan hiç olmazsa, başkalarının acısına tanıklık etmenin gizliden gizliye insana heyecan ve keyif veren tadını alabilirler.
Oturup birine anlatmak, televizyon ekranına yapışacak gibi izlemek, gazetelerin üçüncü  sayfasını neredeyse gözüne yapıştırarak okumak, acının en küçük ayrıntısını dahi bilmeye çalışmak, kendi acılarını unutmak için her türlü çabayı ortaya koyarken başkalarının acılarından keyifli bir yemek sonrası muhabbeti çıkarmak....
Başkalarının ölümlerinden, başkalarının amansız hastalıklarından, örtülü bir hazla, yalancıktan ifadelerle sohbete renk katmak...
******
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.
******
 Gerçeklik insanın şu ya da bu şekilde içinde bir bitki gibi yaşadığı ve yaşayacağıbir zindandır. Bunun dışındaki her şey- düşünce,eylem- sadece düşünsel ya da fiziksel bir oyalanmadır.
C. PAVESE
******
Hevesleri,beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
Yalnızlığıyla bile bir araya gelemeyecek kadar ıssız . . . Bütün bunlara rağmen hayat, yinede anlamlı bir cümle kurabilme isteğidir. İnsanın kendini tamamlayabilmesi isteği . . . Zaman içinde aşınmış, her şeye kırgın bir ruhun kendini onarabilme çabasıdır. 
******
Arayışlar insanı yorar.
Hele aradıkların, kendi içinde gizlediğin şeylerse yorgunluğun kat kat artar.
*****
İnsanın kurguladığı hayat hep yarım kalıyor.
Anlıyorum ki hayat hep beklenmedik şeylerdir.
Sen yürüyeceksin ve beklenmedik şeylere hazır olmanın çarelerini arayacaksın.
******
Bu dünya, herkesin kendi dünyasını kurabilmesine olanak verecek kadar geniş değil. Ortak kodları olan dünya prototipleri var ve insanlar bunlardan birine dahil olup kendi dünyamı kurdum diyebilir. Allah'tan, ideoloji denilen insanın en neşeli icatlarından birine sahibiz de "Kendi dünyam" projesine ilginç yanıtlar verebiliyoruz.
******
İnsan bilinçaltına itmeyi, unutmayı tercih eder.
******
Biriktirmenin ne anlamı var? Deli gibi didinip durmanın faydası yok. Ölüm var, ölüm!
******
Sıradan insanlar zaten birbirini buluyordu hayatın içinde.
*****
Ömür bir çay içimi kadar zaten.
******
Ölüm adil bir yargılanmanın ilk duruşmasıdır.
******
Doğrunun ne olduğunuı biliyorsan, onu taşımanın zorluklarını da göze almalısın.
******
Gerçeğe sahip olmak her babayiğidin harcı değil. Aklını, kalbini, bedenini sahip olduğun gerçeğin beklentilerine cevap vermek için kullanmalısın.
******
Hakikat gösterişe gerek duymaz. Sükunetli olmalısın. Bağırmadan, öfkelenmeden hakikati sahip olduğunca diğerleriyle paylaşmalısın. Tamamını kendine saklamaya çalışırsan ruhunu aşındıracak kadar ağırlaşır.
******
O kadar çok şey biriktiriyor ki insan.
******
Aşkı ve öfkeyi söyleyemediğinde insanın konuşmaya dair hevesleri de bir bir yok oluyor.
*******
Bir sevgili gittiğinde, ona baktığınız gözlerinizi de alıp gitmiştir. Bir sevgili gittiğinde , altında onunla dolaştığınız gökyüzünü de alıp gitmiştir. Bir kuş, bir sevgili…
İnsan kaybettikleriyle insandır.
******
İnsanın bazen akıldan geçmesi gerek. Akıl baştayken hikikatten uzaklaşmak da mümkün. Aklını bir kenara bıraktığında hakikat elinden tutar insanın.
******
Sevinmek ya da yerinmek için gaybı bilmek gerek. Tevekkül iyidir.
******
İnsanın yorgunluğunu atabilmesinin tek yolu kendi yatağında derin bir uyku çekmesidir.
******
Mutsuz değilim aslında. Kendimi iyi hissediyorum. İnsanın gözle görülür bir şeyler imal etmesi çok güzel. Heyecan verici. Bir şirket odasında soyut değerler üreterek kafa patlatmaktansa, elinde bir şeylerle uğraşmak çok daha keyifli. 
******
Susuyor olmam acı çekmediğim anlamına gelmez.
******

Konuştuğum bir çok şeyi iş olsun diye konuşuyorum. Başka yerlerdeyim aslında. Paramparçayım. İyi değilim. Hiçbir şeyim olmadığını söylerken doğru söylemiyorum. Aslında iyi değilim. Bütün bunların ne zaman başladığını tam olarak bilmiyo­rum . Ancak yaşanan bazı olaylar, şimdi hissettiklerimi daha da güçlendirdi. Bir zamandan sonra kafamda biriken şeylerin önü alınamaz hale geldi. Gün geçtikçe arttı. Gün geçtikçe ru­humu avuçlarında daha sıkı sarmalamaya başladı . Bir süre sonra bundan kurtulmanın olanaksız olduğuna inanmaya baş­ladım. Bunu hissetmek büsbütün gücümü tüketiyordu. Çare­szlik içinde boyun eğdim. Yaşam artık beni önüne katmış sü­rüklerken yapabileceğim fazla bir şey yoktu.
******
Gözlerimde yuva yapan kırlangıçlar uzun zaman önce önce uçup bir daha da geri dönmemişlerdi. 
******
Gece vakti huzura ulaşamamak insanı öldüren bir şeydir. Herkes uyuyor ve sen bir şey arıyorsun. 
******
 Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatmak kolay değildir.
*****
Hayat yine de anlamlı bir cümle kurabilme isteğidir.
******
Sırf giyecek şeyleri aceleye getirmemek için bir saat erken uyanan insanlara oldum olası şaşırmışımdır. Giyinmeyi kutsal bir ritüele çevirmek modern zamanların alışkanlığı olsa gerek. İş yerindeki insanlarda da bunu görüyorum. Kendi giydikleri bir yana sabahın ilk saatleri hep başkalarını dikkatle süzmekle geçiyor. Giysilerin kişinin kimliği ile ilintisini vurgulayıp duran reklamcılar başarılı oldular. Herkes üzerine giydiğin şeylerin, kendisinin anlamlandırılmasında öncelikli unsur olduğuna inanıyor.
******
Bazen düşünüyorum da hayatım boyunca söylemeyip de vazgeçtiğim şeyleri söyleseydim ne değişirdi acaba ?Hayatın akışında ne kadar farklılıklarla karşılaşırdım? Yoksa kader dedi­ğimiz şey o anda yaptığımız anlık, küçük tercih midir? 
******
Tanrım insanın kendi acziyetini, zavallılığını, düştüğü saçma sapan durumları farketmesi ne korkunç ....
*******
İnsan çokça hayat ve bir de ölümdür
******
İçimdekileri söyleyebilmiş olmam beni mutlu etmedi aslında . İnsan garip bir varlık bazen sakladıklarıyla mutlu olu­yor. Bazen de açığa vurduklarıyla. Ben her iki durumda da mutsuz olacaktım. Saklasam da, açığa vursam da mutsuzlu­ğum değişmeyecekti. 
******
Yarın kelimesi bende büyülü çağrışımlar uyandırdı hayatım boyunca. Yaşadığım her günün acısını ve umudunu yarına erteledim. Ertesi gün olduğunda her şeyin yerli yerine oturacağına ilişkin bitimsiz beklentiler büyüttüm içimde. Nefes aldığım ölçüde yarınlar bitmiyordu. Bu kadar geniş bir yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini elbette biliyordum. Buna rağmen bu duygu hiç eksilmedi dünyamdan. 
******
Gerçeğe sahip olmak her babayiğitin harcı değil. Aklını, kalbini, bedenini sahip olduğun gerçeğin beklentilerine cevap vermek için kullanmalısın. 
******
Allah'a ve Peygam­berine ihanet etmeyin ! 
******
Okuduğum bazı kitapların satırları arasında, beynimi çatlatan gerçekliklerle de karşılaşmak mümkün oluyordu ki, böyle zamanlar uykusuzluğumun yanına yoğun iç muhasebeleri katılıyordu. 
******
Gerçek, elinde uzun süre saklarsan eriyip gidecek bir ziynettir. 
******
Bazı yüzler var aklımdan silemediğim.. 
******
Bu da geçer. Bu da geçecek. Bu da geçmeli. Bu da geçsin ya hu?
******
Yeterdi elbet..
Bir mimik, bir bakış ya da ona umut veren her­ hangi bir ifade . . .
******
Başkalarının düşüşleri, anlatılması en kolay hikâyelerdir nasılsa. Gazeteleri okumaya üçüncü sayfadan başlamayı alışkanlık edinmiş bir toplumun bu gizli zevki, acıları her geçen gün biraz daha sömürüyor, kendileri için eğlenceye dönüştürüyor. Yeter ki başkalarının başından geçmiş olsun. Yeter ki kendi evlerine uğramamış olsun.
******
İnsan ne garip söz konusu başka biri olunca kendi doyabileceğinden çok daha az bir parayla doyabileceğini düşünür. Bir fakirin günlük yemek ihtiyacı kendisinin bir öğününden bile daha azdır. Kendisi için ölçü karnını patlatacak kadar yemek olurken, başkaları bunun beşte biriyle iki öğün doyabilir hesabı işliyor.
******
 
 
 

BİZDEN HABERLER

05 Mart 2023

BİZDEN HABERLER

 

 
Hepinize güzel bir hafta diliyorum....
Biz geçen hafta annemle Edirne Tıp Fakültesinde idik. Burada yaptırdığım 3 aylık rutin kontrollerde böbrek çalışma oranı 52 çıkmıştı. Aile hekimimiz bana bir isim verdi ve oradan randevu alıp anneni götür dedi. Tam saat dokuzdan 12 ye kadar otomatik telefondan randevu için aradım, profesör randevu açmadığı için randevu alamadım. Sinirlendim çarşıya indim biraz alışveriş yaptım, durağa geldim minibüs bekliyorum, dur dedim tekrar deneyim ve düştü hat randevuyu verdi, alel acele çantamdan kitabı ve kalemi çıkardım randevu kodunu yazdım. 
Sonrasında ilgili güne terminalden bilet aldım, maşallah yol ücretleri uçmuş:)) terminalde bilet kesen bir bayan arkadaşımla ayak üstü sohbet ettik ve eve geldim.
Gideceğimiz gün sabahı sağolsun yolculuk yapacağımız şirket bizi evden aldı. Sabah 7 arabası olmasına rağmen ufak bir araçtı, yolcular dolunca 06:30 da yola çıktık. 
Üniversiteye ilk defa gittiğim için yol bilmem iz bilmem, üniversite de indik araçtan sora sora nefroloji servisini buldum. Sekreter gelmemiş daha, baktım bankoda bir kağıt var klinik ve özel muayene seçeneklerinin altına insanlar isim yazıyor, dedim sistem böyle işliyor herhalde, bende özel muayene kısmına kısmına ismini yazdım annemin 3. sırada idik. Sekreter geldi isim çağırıyor ve kayıt yapıyor, bizim kaydı yaptı. Kan tahlili ve .... tahlili var. Dedim biz 24 saat ..... biriktirdik, aile hekimimiz öyle söyledi, bayan dedi tekrar alıyoruz. Tahlil için gerekli olanları teslim ettik. Issız bir yer aradım, aç karnına gitti annem sandviç yapmıştım onu yedi birazda su içti. Muayene saatini bankta oturrak bekliedik. 3. sırada idik. Profesör saat 12:30 gibi muayenelere başladı. Ultrason çekmek istedi bizimki nefesini içinde tutamadığı için zorlandı. Bir kağıt verdi şehrinizde bunları yaptırın getirin dedi. 
Sonuç olarak, burada 52 çıkan çalışma oranı orada 65 çıktı  güzel dedi. 60 ve altı diyalize giriyormuş. Sarı çok tüketmişsin dedi, sarı nedir dedim, muz, portakal, mandalin, sarı üzüm gibi. Yumurta iyi yemişsin dedi hergün 1 az pişmiş yumurtası mutlaka vardır annemin. Vücut tuzsuz kalmış dedi, yemeğin yanında silme çay kaşığı tuzu ayrıyetten yiyeceksin dedi. Tansiyon olunca yemeklere fazla tuz katmıyorum ben. En önemlisi protein kaçağı yok dedi, buna çok sevindi. Bakliyatların ilk haşlama suyunu yarım saat kaynat sonra süz dedi, az olmasın kaynatma süresi dedi. Kansız kalmışsın dedi kan iğnesi verdi. Dedim hergün şu ağrı kesiciyi kullanıyor bu ne olacak, o konuda anneme nasihat etti, kullanmaması konusunda.
Bir ay sonra tekrar görüşelim diyerek bizi yolcu etti.
Biz yine annem meyveyi seviyor diye ona meyve taşıyoruz, vitaminsiz kalmasın diyoruz, hata yapmışık dedim. Muz, mandalin, portakal bu sene çok yedi mesela............
Şehrimize döndük, ertesi gün aile hekimine gittik, giderken ben iğneleri de aldım eczaneden orada yaparlar dedim.
Sonuçları ona da gösterdik, o da şaşırdı ve beğendi sonuçları, makina bazen hata yapabiliyormuş o da bizimkine denk gelmiş. Ultrasonlar için hastaneden 2 aydan önce randevu yok. Onun için özelden bu çarşambaya randevu aldım, hem serumla iğneyi verecekler hemde ultrason yapılacak.
Bizde haberler böyle,
Yavaş yavaş okuma düzenim yerine geliyor. Bu arada arkadaş bir model takı istedi benden, elimde malzeme var onu yapmaya başladım, ilk olarak oyalarından başladım.
Hayat çok pahalı artık 4 parça şey 200 tl tutuyor nedense..
Bıktım zamlardan. 6 lı masada bozuldu hayır etmez artık hayat diye düşünüyorum...


Bakalım bittiğinde nasıl olacak....

 
Hepinize güzel bir hafta diliyorum..

Bugün berat kandili imiş ben 7 si diye biliyordum. 
Hepinizin kandili mübarek olsun..