OKUDUKLARIM 2023/57 OLAY

16 Haziran 2023

OKUDUKLARIM 2023/57 OLAY

 

 
Üniversite yurdunun tuvaletinde, aynı anda hem bir hayat hem de bir ölüm doğurmuştum. İlk defa kendimi nesillerin içinden geçtiği bir kadınlar zincirinin parçası hissettim. Sene 1963, Rouen. Fransa’da kürtaj hâlâ yasadışı, telaffuz bile edilemeyen bir kelimedir; dilde dahi yeri yoktur. Ernaux o sırada yirmi üç yaşında bir üniversite öğrencisidir, hamile olduğunu öğrenir ve dünyası başına yıkılır: Bu hamilelik, kendisinin ve ailesinin toplumsal başarısızlıklarının damgası olacaktır. Buna engel olmak isteyen genç kadın, hamileliğini yakınlarından gizleyerek çaresizce bir çözüm yolu aramaya girişir. Daha önce Kürtaj adıyla yayımlanan bu kitapta Ernaux, bireysel ve politik açıdan dönüştürücü bir “olay”dan, tarihin dışlanmış kadınları için edebî bir tanıklık alanı açan son derece kesin, kısılması mümkün olmayan bir ses çıkarıyor. 
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
77 Sayfalık kısa bir kitaptı. Kürtaja karşı olduğum için pek sevdim diyemem, 
Sonuçta bu bir dünyaya geliş, aynı düşüncem kedi ve köpeklerdeki kısırlaştırma olayı içinde geçerlidir. Doğa olaylarına aykırı....
Manevi ve fiziksel tasvirler var kitapta. Filmi de varmış kitabın izlemedim ama dönem dönem yazılarda okuduğumu hatırlıyorum.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Ve, her zaman olduğu gibi, kürtajın kötü olduğu için mi yasak, yoksa yasak olduğu için mi kötü olduğunu belirlemek imkansızdı. İnsanlar yasalara gö­re yargılıyor, ama yasalar yargılanmıyordu. 
******
En güzel çocuklar her zaman aşk çocuklarıdır. 
******
 Ne olursa olsun, bir şeyi yaşamış olmak, zaman aşımına uğramaksızın onu yazma hak­kını veriyor.
******
Japonya'da, düşürülen ceninlere "mizuko" deniyor, suyun çocukları.
******
Stomatolog: Ağız enfeksiyonlarını tedavi eder.
******
 
 
KİTAPTAN FİLMLER;
 

 

OKUDUKLARIM 2023/56 HANA

15 Haziran 2023

OKUDUKLARIM 2023/56 HANA

 

 
Büyüklerin çocuklara neden kibar ve itaatkâr olmayı aşıladığını hiçbir zaman anlamamışımdır. Örnek birevlat olsaydım ismim annemin ebeveynlerinin, ben doğmadan uzun süre önce ölen büyükanne Elsa ile büyükbaba Ervin’in mezarının hemen yanı başındaki bir mezar taşına kazınmış olurdu. Anlatmaya başlıyor Mira... Buzdan kayıp nehri boyladığı gibi sırılsıklam kaldığı 1954 yılının kışını, yanı başındaki münzevi teyzesi Hana’yı... Hana teyzem neredeyse hiç konuşmaz, öylece gözünü dikip bakmakla yetinirdi. Her zamanki tuhaflığıyla... Bakıyormuş da görmüyormuş gibi. Ruhu gitmiş de bedeni sandalyede kalmış gibi. Su gibi akıyor zaman geriye. İkinci Dünya Savaşı’na ve değişen tarihe. Satırlar boyu alt üst olan Hana ve kız kardeşi Rosa. Zor yaşamları Hana’nın siyah ceketinin cebindeki ekmek kırıntılarında gizleniyor umutsuzca. Ve bu kez Hana anlatıyor. Toplama kampı, insanlık dışı muameleler, ayrılıklar, hastalıklar, ölümler, gaz odaları... Dokuz yaşında hayata isyan bayrağı açan Mira ile kırklı yaşlarına varmadan ölüme teslim bayrağı sallayan Hana, birbirlerine tutunarak yeni adımlar atabilecekler mi? Üç bölümden oluşan trajik bir aile hikâyesi. Alena Mornštajnová’nın gerçek yaşam öykülerinden ilham alarak yazdığı Hana, benzersiz anlatımıyla okuru içine çeken, çerçeve kurgusuyla baş döndüren, farklı zaman dilimlerinde yolculuğa çıkaran, olay örgüsüyle okurun merakını her an diri tutarak her sayfada yeniden şaşkınlığa sürükleyen müthiş bir edebiyat zevki sunuyor. 

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Hana'nın ve ailesinin yahudi soykırımındaki hikayesi idi okuduğum. Duygu yüklü, film tadında bir kitaptı.
 
"Benden geriye Yalnızca bir kabuk kalmıştı. Ruhun, insanı insan yapan ruh artık yoktu. Ailemle birlikte doğuya gitmiş, Terezin sokaklarında yolunu yitirmiş, doğuya giden sığır vagonlarına tıkılıp kalmış, kampın çamuruna saplanmış, Auschwitz fırınlarında yakılmıştı."
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Zayıf insanlar soğuktan çok etkilenir.
******
Ordu  bize disiplini öğretir, ikinci ailemiz olur.
******
Meslek sahibi olmak çok önemli.
******
Eğitim asla boşa gitmez.
******
Bir insanın iyi ya da kötü olması ne zamandan beri kıymete binmişti? Hayatın adil olduğuna inanan var mıydı ki?
******
Köpeğe bir dilim salam verirsen bir dilim daha alana kadar yine gelir, yine gelir
*******
Zaten yaşamadığın bir hayatta, ölümden korkmanın ne anlamı var.
*******
Bir insanın acıya ne kadar dayanabileceğini kimse bilemez.
******
Bazen ruhu, yaladıkça yavaş yavaş eriyen kesmeşekere benzetirim. Hayatta başımıza gelen her korkunç olayda bir kısmı daha erir. Şeker küçüldükçe küçülür, derken bir gün tamamen eriyip gider.
******
Hepimiz susarsak dünya nasıl daha iyi bir yer olur ki?
******
Aynı hataları tekrar etmemek için, geçmişimiz hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek kardır. Her şey, öyle ya da böyle, birbiriyle bağlantılıdır yeni gelişmelerin yolunu açar.İnsanlığın ilerlemesinin tek yolu, bağlamı anlatmaktır.
******
İnsanların kusurlarıyla ve arzularıyla insan olduklarını, hiçbir şeyden ders almadıklarını ve hiçbir bilimsel hesaplamanın onları değiştiremeyeceğini öğrenmiştim.
 
 
 

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 199

14 Haziran 2023

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 199

 

 
Sevgili deepTone tarafından oluşturulan ağaç ev sohbetlerinde bu haftanın konusu;
 
"Kurgu kitaplar okumak film veya dizi izlemekten daha keyifli midir?"
 
Kitap okumayı film ve dizi izlemeye tercih ederim. Eğer okuduğum kitabın filmi varsa ve beni bu konuda uyarılırlarsa, o filmi izlemeye çalışırım. 
İşimi bırakıp dizi ve film için ekrana bağlanmayı doğru bulmuyorum, sadece kitap okurken TV dinlerim. 

OKUDUKLARIM 2023/55 MELEKLERİ ÜRKÜTMEK

OKUDUKLARIM 2023/55 MELEKLERİ ÜRKÜTMEK

 

 
İnsanı anlamak için onun geldiği tarihi, içinde olduğu politik ve kültürel iklimi anlamak gerekir. Psikiyatride zaman zaman öne çıkan düşünce akımlarının da bazı kültürel kalıplardan, o toplumun o zamana ait inanışlarından kaynaklanabildiğini biliyoruz. Dinî ve popüler mitolojiler bazen bilimsel varsayımların nüvesini oluşturabilir. Batı psikiyatrisini insan ruhunu iyileştirme tekniklerinin en mükemmeli olarak göremeyiz. Bu kitapta egemen paradigmanın bir eleştirisini okuyacaksınız. Sömürgeci bilim, dünyanın bir bölgesinde pişirilmiş aşı, yerel unsurları hiç hesaba katmadan öte bölgelerdeki insanların da yemesini ister. Oysa ruh sağlığı asıl rengini içinde bulunduğu toplum ve kültürden alır. Daha kuşatıcı ve bütüncül bir bakış, insanın hangi tarihin ve kültürün içinden geldiğini ve zamanın ruhunun bunlarla nasıl bir etkileşime girdiğini hesaba katmak zorundadır. 

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Her şeyden önce devamlı okuduğum kitaplarından farklı anlatıma sahip bir kitaptı. Psikologlara yer vermiş. Kitapta psikiyatrik bozukluklarda psikologların ve psikiyatristlerin nasıl çalıştığını, terapinin nasıl olduğunu, hastalığın tanısının  hangi koşullarda konulduğu, ilaçların bağımlılık yapmadığı ve gerekli, belirli bir sürede kullanıldığını anlatan bir kitaptı. 
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
İnsanı anlamak için onun geldiği tarihi, içinde olduğu politik ve kültürel iklimi anlamak gerekiyor.
******
Kimse kimseye bir ön kabul dayatamaz, her kültür kendi özgünlüğü içinde anlaşılmalıdır. Hiçbir kültür diğerine mutlak bir üstünlük taşımaz.
******
Kültür, dünyayı ve kendimizi nasıl değerlendirdiğimizi belirleyen bir anlamlar, davranış normları ve değerler kümesi olarak tanımlanabilir.
******
Empati bilgiyi elde etmek için hem bir gereklilik  hem de bir araçtır.
******
Uzak kültürleri tuhaf bulursunuz, ama eve döndüğünüzde kendi kültürünüzün de bir o kadar tuhaf olduğunu fark edersiniz.
Benedict ANDERSON
******
Kendimize doğru yola çıkar başkalarında mola veririz.
Fernando PESSOA 
******
Coğrafyanın fermanlarına ağaç boyun eğer.
Mağaradakiler/ Cemil MERİÇ
******
Misafirhane 
 İnsan kısmı bir misafirhane, 
Her sabah yeni birisi gelir. 
 Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik,
 Aniden farkına varmak bir şeyin, 
Hepsi beklenmedik misafir. 
 Hepsini karşılayıp eyle! 
Evini vahşetle süpürüp, 
Bütün mobilyalarını boşaltan 
Bir kederler kalabalığı bile gelse. 
 Her geleni alnının akıyla misafir et. 
Olur ki yeni bir zevk getirmek için Boşalıtılar evini. 
 Karanlık düşünce, utanç ve garez, 
Hepsini gülerek karşıla kapıda 
Ve buyur et içeri. 
Minnettar ol her gelene 
Kim gelirse gelsin. 
Çünkü bunların her birisi 
Öte taraftan bir kılavuz 
Olarak gönderildi.  
Mevlana
******
Tanrı, insanı belirsiz fıtratta bir varlık olarak yarattı ve onu evreninin ortasına yerleştirdi, ona şunu söyledi:
Ne (sana ait belirli bir yer) kurulu bir yer ne de sadece sana ait bir form, yahut hiçbir özel fonksiyon vermedik. Ey Adem, bundan dolayı arzu ve kararına göre hangi mekan, hangi form ve hangi fonksiyon istersen istediğine sahip olabilir ve yapabilirsin.... Sen, hiçbir limitle sınırlandırılmadın, kendin için kendi fıtratını belirle.
Giovanni Pico della MİRANDOLA
******
Bazen inanç ile sanrı arasındaki sınır muğlak olabilir. Sanrılar yanlış oldukları kanıtlansa da katı bir biçimde sürdürülen güçlü inançlardır. İnançlar da korkuyla pekiştirildikleri ve kaçınma davranışıyla sürdürüldükleri zaman altta yatan bir psikotik süreç olmadan da bir sanrı katılığına bürünebilir.
******
Kültür, yalnızca duyguları biçimlendiren etkenlerden biri değil, davranış ve yaşantının anlamını da veren bir etkileşimsel alandır. Kültür sadece semptomatolojiyi biçimlendirmez (patoplastisite), aynı zamanda psikiyatrik bozuklukların köken ve gidişine de etki eder (patojenite).
******
Diğerlerinin sesini bastırmak için kendininkini yükseltmen gerekmez mi?
Uygarlıkların Grameri / Fernand BRAUDEL
******
Birisi başka insanların merhametine muhtaç olduğunda  bir risk aktındadır.
*******
Hayat çözülmesi gereken bir sorun değil ki. Her gün olabildiğince akıllıca, olabildiğince bütün olarak yaşanması gereken bir şeydir hayat.
******
Psikiyatrik bozuklukları yalnızca hayat sorunlarıyla sınırlamak çok gerçekçi bir yaklaşım olarak görünmüyor.
******
Hayvanlar dünyasında nasıl bir "öldür ya da öl" kuralı geçerliyse insanların dünyasında da "etiketle ya da etiketlen" kuralı geçerlidir Szasz'a göre
******
Deli aklını yitirmiş insan değildir. Deli, aklından başka her şeyini yitirmiş insandır.
Gilbert Keith CHESTERTON
******
İnsan varlığı, deliliğe gönderimde bulunmaksızın anlaşılamaz. İnsan deliliği özgürlüğünün sınırı olarak içinde taşımaksızın, insan olamaz. 
Jaques LACAN
******
Algılama bir ortamdaki gözlemleme ve yorumlama sürecidir ve insanoğlunun duyduğu ilgilerden etkilenen bağlantı kaygıları tarafından yönlendirilir.
*******
Gerçek duygular ve niyetler itinalı hoşsohbetlik ve neşelilik maskeleri ardında gizli kaldığından arkadaş görünen kişilerin bile potansiyel düşman olmaları mümkündür.
******
 


OKUDUKLARIM 2023/54 KURAN'LA GÜLMEK KURAN'LA AĞLAMAK

13 Haziran 2023

OKUDUKLARIM 2023/54 KURAN'LA GÜLMEK KURAN'LA AĞLAMAK

 

 
Gülmek ve ağlamak. İnsanoğlunun olmazsa olmaz özellikleri; görünenin dışında, insan ruhunun derinlikleriyle irtibatlı iki eylem. Ve hayatımıza yön veren yüce kitabımız Kuran-ı Kerim. "Kuranla Gülmek Kuranla Ağlamak" derken insanı tebessümle birlikte düşünmeye sevk eden Süleymanvari (as) bir gülüşten söz ediyoruz. Ağlamak derken de kuran ışığında ahvalimizi anlamaya Rabbimize yakınlığa vesile olan bir hüznü kastediyoruz. Hasan Taşdelen titiz çalışmasıyla bizlere Kuran-ı Kerim'in sahabe devrinden itibaren inanan insanların ruhlarında ne derin izler bıraktığını gösteriyor. Hem gülerken hem de ağlarken daima Kuran-ı Kerim'le iç içe olduğumuzu hissettiriyor. "Kuran'la Gülmek, Kuran'la Ağlamak" okuyanı duaya tefekküre, şükre, kurbiyete davet eden bir kitap... 

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Sahabe devrinden itibaren inanan insanların Kuran'la yaşayıp Kuran'la gülüp ağlamalarını Kuran'la konuşmalarınI örnekler ile anlatan bir kitap. Çok sayıda ayeti konuşma olarak okuyabilirsiniz. Hatta hikayesi bile var o da bu kitapta, ama birde şuradan okuyun o hikayeyi;

 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Doğrusu güldüren de O’dur, ağlatan da! 
Necm :43
******
Ağlamak ve gülmek, kökleri ta cennet ve cehenneme kadar, insanoğlunun ebedi mutluluk ve bedbahtlığına kadar ulaşan son derece karmaşık eylemlerdir. Esasen gülme, insan ruhunun hissettiği hoşnutluğun bir göstergesi olurken, ağlama da çekilen sıkıntının bir yansıması olarak görünmektedir.
******
İnanmayan insanların 'alay etme' manasına gülmeleri ise yanlış bir tavır olarak görülmüş ve kötülenmiştir.
******
 Rabbim! Beni kuşat ki; bana ve ana-babama verdiğin nimetine şükredeyim, razı olacağın salih bir amel işleyeyim. Beni rahmetinle Salih kullarının arasına kat!”.
Neml:27
******
Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim. O'na hiçbir şeyi şerik koşmayalım, kimimiz kimimizi Allah'tan başka ran edinmesin.
******
Siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı.
Al-i İmran -103
******
Şüphesiz Rabbin (kullarını) gözetlemektedir
Fecr:14
******
HIRSIZ 
 Bir bedevî içinde biraz para olan bir keseyi çaldıktan sonra namaz kılmak için mescide girmiş. Bu bedevînin adı da Musa imiş. O sırada imam, وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَا مُوسَى) "Mûsâ, şu sağ elinde tuttuğun şey de ne?" [Tâhâ 20: 17] âyetini okuyormuş. Adam, imamın kendisini kastettiğini zannederek, "Vallâhi sen sihirbazsın!" demiş ve elindeki para kese sini bırakarak kaçmış. :)) 
******
Çağrılmadığının sofraya oturup yemek yemen dinen caiz değildir.
******
Kıyâmet gününde insanlar içinde azabı en çetin olan kişi, cenab-ı hakk'ın, kendisine yönetim sorumluluğu (yetkisi)  vermesine rağmen, bu yetkiyi zalimane kullanan kimsedir.
*****
Laf ebesi bir yöneticiden çok, iş gören bir yöneticiye ihtiyacınız var.
******
Her işin çoşkunluk (arzulanan, istekle yapılan) dönemi vardır. Daha sonra bu duygu yerini sükûnete bırakır. Kim bu sükûnet döneminde sünnetimi (yani orta yolu) tutturursa, o felaha erer. Kimin bu sükûnet dönemi böyle olmazsa, (yani daha önceden çok fazla yaptığı ameli, külliyen terkederse) o helak olur.
******
Bu Kur'an hüzünle nazil olmuştur. Onu okuduğunuz zaman içten ağlayınız. Eğer bunu yapamazsanız, en azından ağlayanlara benzemeye çalışınız.
******
Hüzünlü kişide önce hüzün ortaya çıkar. Daha sonra bu hüzün bütün bedeni dolaşır. Her bir organa nasibini bırakır. En son kalbe ve başa gelir ve orada yerleşir. Dolayısıyla ne zaman kalp hareketlense, o da hemen yukarıya (başa) doğru harekete geçer ve başın gözyaşı üretme merkezine gider, oradan yaşı alarak göze teslim eder, göz de yaşları savurur ve göz kapaklarını aydınlatır.
******
Ağlamanın kaybolup yerini kederli görüntüye bırakması da hüznün bir aşaması olarak değerlendirilmiş ve buna 'kemed' denilmiştir. Hüznün ağlamayla devam eden kısmı ise "rikkat" olarak değerlendirilmiştir. Hatta rikkat da bir tür dindarlık ölçüsü olarak görülmüştür.
******
En faziletli ibadet, hüzün üzere kalabilmektir.
******
Hüznün bir tür tevbe olarak kabul edilmesi de vardır.
*****
Kul günah işler; Allah bu günah işleminin onun hüzünlendirdiğini gördüğünde, o kişi (bu günahının bağışlanması için) namaz kılmadan, sadaka vermeden de bağışlar.
*****
Allahım, ağlayanları, ağlamayanlar hakkında şefaatçi kıl.
******
Merhamet etmeyen, merhamete mazhar olmaz. Göz yaş akıtır; kalp hüzünlenir. Ancak biz rabbimizin razı olduğundan başka şeyi asla söylemeyiz. Ey İbrahim! Senden ayrıldığımız için gerçekten hüzünlüyüz.
Hz. Muhammed Mustafa
******
Hiç kimseye imandan sonra sağlıktan daha hayırlı bir nimet verilmemiştir.
******
Allah korkusundan dolayı ağlayan, asla Cehenneme'e girmeyecektir. Günah üzerinde ısrar eden de Cennet'e giremez.
******
Kibir, hakkı inkar etmek ve insanları küçümsemektir.
******
Allah alimlere üç şart koşmuştur: 
Allah'ın dinini parayla satmamaları
Dini hükümlerde hevalarına uymamaları
Allah'tan başkasından asla korkmamaları
******
Her kuş kendi kaderini avlar
******
Nasip Allah katındandır.
******
Allah kimi ilminden mahrum etmişse, onu bilgisizlikle  cezalandırmış demektir. Bu cezanın daha da büyüğü, kendisine ilim geldiği halde, ona sırtını dönendir. Allah ilmi önüne kadar getirdiği halde, onunla amel etmeyen kişi, Allh'ın hidayetinden yüz çeviren kişidir.
******
Zaman;
Dilini koru
Kendini şöhrete sakın kaptırma
Kalbini tedavi et
Bildiğini al, bilmediğini bırak
zamanıdır.
Fudayl b. Iyaz
******
Ölüm ve ölüm sarhoşluğu geldiğinde, insana içinde bulunduğu nimet ve lezzetin hiçbir faydası olmaz.