OKUDUKLARIM 2026/25 ÇİK VE PUŞKİN
15 Mart 2026
“Hayran olduğum arkadaşım yalnız sınıftaki çocuklar arasında değil, dünyada bizim yaşımızda düşünebildiğim başkalarıyla karşılaştırınca da bana göre en güçlü çocuktu. Oysa dışarıdan bakılınca herhangi bir özelliğiyle dikkat çekmezdi. Bizim sınıftakilerin yanında bile kısaca boylu, toparlacık bir oğlandı.”
Fazıl İskender’in Abhazya’yı insanlarıyla, manzaralarıyla ve tüm atmosferiyle mitolojik bir anlatıya dönüştürdüğü hikayeler dünyasından ilk kitap olarak Çegemli Sandro Dayı’yı yayınlamıştık. Kafkasların çok kültürlü, haritalanamaz karmaşıklıktaki yaşam dünyasına tanık olduğumuz bu hikayelerin devamı niteliğindeki Çik ve Puşkin’de biraraya gelen öyküler çocukluğun büyülü günlerine odaklanıyor. Sadece dünyanın kıyısında kalmış bir dünyada geçmez bu öyküler, aynı zamanda insanın hafızasının da kıyısında köşesinde unutulmaya yüz tutmuş anıların sahasında geçer. Herkesin çok erken vedalaştığı çocukluğa edebiyatla bir dönüş vadediyor Çik ve Puşkin.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
Çik ve Puşkin’de bir araya gelen öyküler çocukluğun büyülü günlerine odaklanıyor.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Şahdamarına ansızın basıverdin mi, insanın kendinden geçmesi işten bile değil.
*****
Her acının bir sınırı, dayanmam gücünün de bir bitimi vardır.
*****
Güzel değildir amaçsız yaşamak.
*****
İyilik yapmayı kesmek daha önce yaptığın iyiliğin yok olup gitmesi demekti.
*****
İnsan bedeni bıçağa, kurşuna karşı savunmasızdır.
*****
İsa suda yürümek yerine, balıkçıların gözü önünde deniz kıyısındaki çakılları altın mangırlara çevirse, daha çok insan din yoluna girerdi.
*****
İnsanoğlunun hatayı kendinde bulması kolay mı?
*****
Öğretmeni roman okumaya başlayınca sesinin titreşiminden, tıpkı şimdiki gibi, önce sınıfa, sonra da bütün yeryüzüne bir dinginlik, durmuş oturmuşluk, düzen yerleşeceği, insanların bundan mutlu olacakları duygusu yayılıyordu.
Detaylar:
fazıl iskender,
okuduklarım
OKUDUKLARIM 2026/24 YILDIZLARA BAKANLAR
13 Mart 2026
Bir zamanlar ait olduğu güneş sisteminin mücevherlerinin en parlak, en güzel, en değerli parçası olan dünya, şimdi bir harabe hâlinde. Dünya üzerindeki dengeleri kökten değiştiren, kazananı olmayan büyük savaşın ardından umut dolu bir isyancı grubun -isyan ettikleri şeyin tam olarak ne olduğunu kendileri de bilmiyorlardı- oluşturduğu yapay zekânın ‘zihnine’ yansıyan ilk sözcüklerdi bunlar.
Yıldızlara Bakanlar, karanlıktan etkilenmiş insanları gözleyip onların zarar görmelerini engellemek isteyen bir yapay zekânın kurgusuyla başlıyor ve her şeye rağmen geldiği yolun sebebini unutmayan bir karakterin düşüncesiyle son buluyor.
Deniz Cansız'ın ördüğü bu öykü dünyası, sizi gerçeklik ve hayal arasındaki ince çizgide yolculuğa çıkaracak. Gözlerimizin önünden kaçırdığımız şeylerin izini sürmek için karanlığın derinliklerine dalacak, yolun sonunda ise biten savaşların ve ölümün sancılı gerçekleriyle yüzleşeceksiniz.
Gerçeğin zarını bir kez daha soyup bazı şeyleri gün yüzüne çıkarmak için…
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
10 Tane öykünün yer aldığı güzel bir kitap.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Hepimiz bir bataklığın içinde yaşıyoruz.
Ama bazılarımız yıldızlara bakıyor.
Oscar Wilde
*****
Sosyal hayatta adaletten bahsediyorlar ama hevesler ve alınan riskler dışında, toplumlarının temel inançlarının hiçbir dayanağı yok.
*****
Her insanın içinde karanlık bir nokta olduğu doğru fakat yaşadıklarımla beraber gördüm ki dışarıda bir yerlerde daima bu karanlığı yoğurup şekillendirmek isteyen biri veya birileri var.
*****
Artık çokluğun bir parçası olamam. İnsanlar tahmin edilebilir olabilir ama bir yandan da anlaşılabilirlikten olabildiğince uzaklar.
*****
Senin için var olan tek bir gelecek var. Her seferinde ona gidiyorsun ama yine de pes etmeyi reddediyorsun.
*****
Merhamet bir duyguydu. Ancak gurur, ondan çok daha kuvvetliydi.
*****
Hayat nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğindir.
*****
Herkes korkusuz tipleri sever.
*****
Benim gözümde sen kendimde görmek istediğim her şeysin.
*****
Hepimiz kırık dökük insanlarız. Hepimizin içinde insanı karanlığa itecek şeyler var. Eğer o kod biz düzeltmeden bütün deney grubuna yayılırsa sonuçlar felaket olabilir.
*****
Detaylar:
deniz cansız,
okuduklarım
OKUDUKLARIM 2026/23 ALTI KIRK DÖRT DALGASI
12 Mart 2026
Bir yazar karakterlerini nasıl oluşturur, olayları nasıl kurgular? Yazmaya odaklanamayan yazarımız, bunları sorgularken, baş kahramanı kapıya dayanınca kendini öyküsünün içinde bulur. Tanıdığı ilginç insanlar, sıradışı karakterler olarak öyküsünde yaşamaktadır: Matematikçi Mecnun Bey, hayali köpeğini arayan Doğan, gezici kütüphanesiyle Nigar Hanım, annesini özleyen Şehrazat, horoz Muzaffer Bey, altı kırk dörtteki o dalga ve daha nicesi... Yazmak üzere masasına oturduğu gün, güçlü bir horoz sesi duyan yazarımızı kahramanları kadar, olayların akışı da şaşırtacaktı
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
Yazarın okuduğum ilk kitabı, ara sıra çocuk kitapları okumayı çok seviyorum.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Bir yazarın en sevmediği şey, kahramanlarının, kapısına dayanmasıdır.
*****
İnsanlar tanışmazsa birinin acısı, başkasının gürültüsü olabilir.
*****
Bu köyde, her sınır çizgisi, hak edilerek kazanılmıştır.
*****
Burada en sevilmeyen şey, kibirdir.
*****
İnsanların, başkalarının ve kendilerinin sınırlarını öğrenmeleri önemlidir.
*****
Yazarlar bazen yaşadıklarını yazarlar. Bazen de yazdıklarını yaşarlar.
*****
Kötü budandığı için hafızasını kaybetmiş ağaçlar gibiyiz.
*****
"Bazen dostluklar,
kurulmadan kırılır.
Sevgiden
başka çit olmasın etrafımızda."
*****
Öğrencilik yıllarındaki yaşlı profesörün söyledikleri geldi aklına: "Nasıl ki her kuşun eti yenmez, her yapıtın da fotoğrafı çekilemez, çocuklar. Teşebbüs etmeyiniz."
Detaylar:
behiç ak,
okuduklarım
OKUDUKLARIM 2026/22 ADI AYLİN
10 Mart 2026
Yükseltilmiş sahnede kapağı açık, maun bir tabut duruyordu. Uzun bir sıra oluşturan insanlar, tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp, içlerinden dua ya da vada ederek, tabutun başından ayrılınca, yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerinin alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzenin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu. Katafalkın üstünde, dört bir yanı rengarek çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı..."
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
Aylin'in hikayesi çok güzeldi, yıllardır kitaplıkta beklettiğim için üzüldüm.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Gerçek hayatta roman yaşayamazsın.
*****
Aşk güzel şeydi
*****
Hayatta gri renkler vardır. Hiçbir şey siyah beyaz değildir. Hele sevgiler hiç değildir.
*****
İyi yürekli, doğru dürüst bir insan olmak için namaz kılmanın yetmeyeceğini biliyorsun değil mi?
*****
Normal, sıradan insanların hayatlarını biriyle paylaşmaya ihtiyaçları vardır.
*****
İşinde başarılı olman, mutlu olman için yeterli değil.
*****
Her sevginin içeriği başkadır.
*****
İnsanlar dünyaya, başlarına gelebilecek şeyleri yaşamak için geliyorlardı.
*****
Yaşam, fırtınada dönen bir yeldeğirmeni gibiydi.
*****
Kanser insanı bağırta çağırta alır.
*****
Sevdiklerimizin acı içinde ölümleri ruhlarımızı çok derinden yaralar. Yıllar sonra bile çıkabilir bu tepkiler.
*****
Aşkların en büyüğünün göstergesi, sevdiğine hayatını vermektir.
*****
Hiçbir azap sonsuza dek çekilmez.
*****
İçindeki çocuğu öldürürsen, hayatın tadı kalmaz.
*****
Terapilerde herkesin içindekini dışa vurması esastır.
*****
Ölüm diye bir şey yok bu ummanda
Umutsuzluk da yok, hüzün de kaygı da...
Bu umman sonsuz aşk ve sevgi dolu
İyiliğin, cömertliğin ummanı bu
KİTAPTAN MÜZİKLER;
Detaylar:
ayşe kulin,
okuduklarım
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




