OKUDUM 2022/56 MADALYONUN İÇİ

10 Ağustos 2022

OKUDUM 2022/56 MADALYONUN İÇİ

 

 
“Toplumda aradığı desteği ve başarıyı bulamayan kişiler giderek içe kapanır ve gerçek yaşamda elde edemediği itibarı iç dünyasında aramaya başlar. Düşünce ve hayallerin giderek yoğunlaştığı bu dönem, kişi için çok sıkıntılı ve ıstıraplıdır.” İnsan denen muhteşem varlığın yine kendisi gibi muhteşem iç dünyası… Yıllardır panik atak yaşayan bir işadamı; kendini peygamber ilan eden bir doktor; çok temiz olmak uğruna evlerini "çöp apartman"a çeviren üç kız kardeş; kendini bildiği günden beri, başta babası çevresindeki tüm erkeklerden dayak yiyen genç bir kadın; ağır ceza reisi bir babanın fahişelik mesleğini seçen kızı; radyo ve televizyonlardaki bütün şarkıların kendisi için çalındığını zanneden genç bir devlet memuresi; bir transseksüel; doktorunu intihar etmekle tehdit eden bir öğrenci; ölümcül bir hastalığa yakalanmış genç bankacı... Başta aşk ve ölüm olmak üzere insanlık hallerinin yer aldığı bu kitabıyla yazar, okurunu, Türkiye şartlarında bir ruh doktorunun duyguları, düşünceleri, yapabildikleri ve yapamadıklarıyla şaşırtıyor ve madalyonun içini göstererek biraz da herkesin kendisiyle yüzleşmesini sağlıyor.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Güzeldi sevdim, masumlar apartmanı safiye, gülben ve nerimanı bulmak kitapta güzeldi.
 
KİTAPTAN ALTINI ÇİZDİKLERİM;
 
Terapide öncelikle hastanın kendisiyle ilgili sorunlar ve yaşadığı olumsuzluklar karşısında kendi sorumluluğunu görmesi sağlanmalıdır.İnsan sorunlarının sebebini tamamen dışarıda arar ve bu konuda sorumluluk almak istemezse, terapinin bir yararı olmaz. İnsanların çoğu, sorunlarının sebeplerini çevrede, yani yakın ilişki içinde oldukları insanlarda, aile ve iş çevrelerinde arar.
*****
Geniş mekanlarda insanlar kolay kaynaşamazlar.
*****
İnsanların ruhsal durumları, fiziki görüntülerini ne kadar çok etkiliyor. Mutluluk insanları ne kadar güzelleştiriyor.
*****
Dayak bazı kadınlar için kocanın sevgisinin, ilgisinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
*****
Kavga da bir ilişki biçimidir ama bunun çok daha sağlıklı yolları var.
*****
Şu kadınlar ne garip mahluklar. Duygusal durumları ne kadar çabuk değişebiliyor. Küçücek şeylerden nasıl da hemen etkileniveriyorlar. Bir anda dünyanın en mutsuz en kederli, en suçlu insanı iken, nasıl da kolaycs gökyüzünün en üst katına çıkabiliyorlar. Sevgileri, tutkuları uğruna neleri göze alabiliyorlar. Onlar için yaşamın temel şartı Sevilmek. Aşkla Tutkuyla sonsuza kadar Sevilmek ve asla Vazgeçilmemek. Her şeyi affedebilirler ama Sevilmemeyi asla.
Sevgisiz bir dünyada kadınlara yer yok.
*****
Çocukları en çok kızdıran şey başkalarıyla kıyaslanmaktır.
*****
Seni anlayabilmeleri için önyargılarından kurtulmaları gerekir.
*****
-Saçlarımı uzattım, gitar çalmaya başladım, kulağıma küpe taktım.
- Dikkat çekmeye çalıştın yani?
*****
Bak, kalkıp bana gelmişsin. Zihninin bir tarafı hâlâ çok sağlıklı. Hastalığın en yoğun zamanında bile sana doğru yolu gösteriyor.
*****
Toplumda aradığı desteği ve başarıyı bulamayan bu kişi,ler giderek içe kapanır ve gerçek yaşamda elde edemediği itibarı iç dünyalarında aramaya başlarlar. Düşünce ve hayallerin giderek yoğunlaştığı bu dönem, kişi için çok sıkıntılı ve ıstıraplıdır. Gerçekle, gerçek olmayan iç içe geçmiştir ve kişi hangisine inanacağını tam bilmemektedir.
*****
Yalnızlık tanrıya mahsustur.
*****
Kendimizin farkına vardığımız günden itiberen hepimiz, önemli, sevilen ve sayılan insan olmak isteriz. Bu vazgeçemediğimiz içgüdüsel bir tutkudur. Bu tutkuyu doyuramadığımız sürece mutsuz oluruz. Hayatımız boş ve anlamsız olur. Yaşama bağlılığımız giderek azalır. Uzun lafın kısası küseriz. Bütün sağlıklı insanlar bununla başaçıkmanın bir yolunu arar. Kimileri bu doyumu iş ve mesleki başarıda, kimileri aşkta, kimileri sanatta ya da ailesinde, çocuklarında evinde, kimileri bilimde ya da yardım kuruluşlarında bulur. Hepsinde amaç aynıdır.
İyi-önemli-başarılı-sevilen ve sayılan olmak. Din kitapları dahil, bütün kitaplar bizi buna zorlar.
*****
Hayat insana yaşayarak pek çok şeyi öğretiyormuş.
*****
Tanrı yarattığını sever, onu korur, kollar ve hoş görür.
*****
Tanrı en çok sevmeyi bilenleri sever.
*****
Hepimiz ölümden sonra nereye gideceğimizi merak ediyoruz, ama daha önce neredeydik, neydik, bunu merak eden yok.
*****
Tanrı ondan af dileyenleri her zaman affetmeye hazırdır.
*****
Asıl ölüm galiba temelli unutulmak.
*****
 Başkalarının hakkını yiyeni değil, paylaşanı, oturanı değil çalışanı, vazgeçeni değil mücadele edeni, cezalandıranı değil hoş göreni, nefret değil sevgiyi, gururluyu değil alçakgönüllüyü, çevresini mutsuz ve huzursuz edeni değil, etrafına huzur, mutluluk ve neşe saçanı, cebi değilse bile gönlü zengini, kalp kıranı değil, gönül alanı daha çok seviyor.
Yani kendine benzeyeni seviyor. Okuyanı-yazanı, düşüneni-anlatanı, insanlar için bir şeyler yapan herkesi seviyor. İlimi, bilimi, icad edeni, keşfedeni seviyor. Anne-babalarını seven-sayan, onları incitmeyen, hoş tutan çocukları seviyor. Çocuklarını seven, onları eğiten-öüreten, yediren-içiren, koruyan, hoş gören anne babaları seviyor.
*****
Evin sırrı evde kalır derdi annem.
*****
Aynı kişiyi sevmek hem de ona çok kızmak kolay bir iş değil.
*****
İnsan insanın ağusunu alır.
*****
Hastalığın da hayırlısı hayırsızı varmış.
*****
Bir insan istediğini düşünebilir ama her düşündüğünü yapmaz. Cezayı gerektiren düşünceler ve duygular değil, eylemlerdir. İnsanlar düşündükleri ya da hissettiklerinden değil, yaptıklarından sorumludurlar. Bu Allah katında da, yasalar önünde de böyledir.
*****
Başkasına esnek davranamayan insan, kendisine de esnek olamaz.
*****
Hayatta en çok önem verdiğiniz şey neyse, bu takıntı oradan gelir.
*****
Dünyada iki tür insan vardır. Biri, beraber olduğu insanları mutlu edenler, diğeride çevresini mutsuz edenler.
*****
Hayatta huzur çok önemli bir şeydir. Ruhsal hastalıklar çoğu zaman huzursuzlukla başlar.
*****
Tanrıya en büyük ibadet, onun yarattığı her şeyi sevmek ve saygı duymaktır.
*****
Psikiyatri insanları yargılamaz. Sadece dinler, anlamaya, yardım etmeye çalışır.
*****
İnsanların değişik şartlar altında ne tür tepki vereceği, ne yapacağı  belli değildir.
*****
Hayatta hiçbirşeyi kınamayacaksın ve hiç büyük konuşmayacaksın.
******
İnsanlar genellikle en yakınlarına öfke duyarlar.
*****
Öfke suçluluk duygusunun ortaya çıkmasına neden olur.
*****
Geçmişteki boşluklar, ileri yaşlarda maalesef hiçbir zaman tam olarak doldurulamıyor.
*****
Suç olan duygu ve düşünceler değil eylemlerdir.
*****
Konuşmak iyidir, rahatlatır insanı.
*****
Hayat bu, her zaman her şeyi başaramayabilir insan. Önemli olan başarabilmek için yeniden o masanın başına oturabilmek ve başarmayı her zamankinden daha çok istemektir.
*****
İnsan nasıl huzurluysa öyle yaşamalı.
*****
Bir yandan yaşadığını hissedip bir yandan mücadeleye devam etmek galiba en güzeli, çünkü hayatta sınavlar hiç bitmiyor.
*****
Küçük şeylerle mutlu olan insanlara hayretle bakıyor," Küçük insanların hayalleri de küçük oluyor" diyordu.
*****
Ölmek için değil yaşamak için cesaret gerekir.
*****
Hayatın içinde düşe kalka insan güçleniyor.
*****
İnsanın kendini tanıması ve bilmesi kadar büyük irfan yoktur.
*****
Şizofrenik hastalarımın elleri kocaman bir bebeğin elleri gibidir, sanki hiç kullanılmamış yaşanmamış gibi.
*****
İnsanız, hepimizin konuşmaya, paylaşmaya ihtiyacımız var.
*****
Aşk dünyadaki duyguların en güzelidir.
*****
Cesur ve kendine güvenen insanlar, nefsi müdafa dışında başkalarına zarar vermezler.
*****
Cesur olun, âlemin kurallarını değil, kendi kurallarınızı uygulayın.
*****
Hepimizin her yaşta sevgiye ihtiyacı var, ama öncelikle kendimiz hoş tutmalıyız kendimizi.
*****
Saygı ve hürmet gören insan kendini saymayı, kendine önem vermeyi öğrenir.
*****
Doktorlar insanları teselli etmez, sadece gerçekleri göstermeye çalışır.
*****
Tanrının yarattığı en üstün varlık olan insana " uğursuz" demek bence kimsenin haddine düşmemiş.
*****
-Siz demek hatalarına rağmen insanları sevebiliyorsunuz.
- Marifet bu zaten. Mükemmeli sevmek marifet değil ki....
*****
Öfke karşı tarafa zarar verme isteğidir.
*****
Dünya bu kadar güzelken bırakıp gitmek neden?
*****
İnsanların sesi, tonlaması, diksiyonu ne kadar önemli.
*****
Kavga etmek bile iki kişi arasında bir iletişim yoludur.
*****
Can çıkar, huy çıkmaz.
*****
Sevmek çok güzel bir duygu, olsa olsa insanı mutlu eder.
Sevmek hiç sevmemekten her zaman daha iyi.
*****
Kadınlar aşka erkeklerden daha çok önem veriyor.
*****
İnsanlar en büyük düşkünlüğü en çok kızdıkları insana gösterirler.
*****
Başkası sizi saymazsa siz de kendinizi saymayı öğrenemiyorsunuz.
*****
Biz dünyaya sürekli ev temizlemeye gelmedik. Temizlik bizi rahat ettiriyor, daha mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmamızı sağlıyorsa güzeldir. Sadece iş olsun, âdet yerini bulsun diye sakın kendini yorma. Yorgun kadın gergin ve sinirli olur. Halbuki erkekler evde güler yüzlü, hayatından memnun bir kadın görmeyi isterler.
*****
Konuşmak insanın zehrini alır.
*****
Acılar dostlarla paylaşıldıkça küçülür, sevinçler paylaşıldıkça büyürmüş.
*****
İnsan isterse her koşulda her şey yapılır. Geri çekilmek, vazgeçmek yok. Bütün mesele yeteri kadar isteyip istemediğinizdir. Ağzınızın ucuyla değil, yüreğinizle istemelisiniz.
*****
Genel müdür personeline sahip çıkamıyorsa o koltukta hiç oturmasın.
*****
Doktor olabilmenin birinci kuralı insanı sevmektir.
*****
İnsanın en huzur duyduğu yer galiba evi.
*****
Bir insanla empati yapabilmek için, o insanda hissettiğimiz her ne ise "o şeyin" kendisinin, ona empati yapan kişinin ruhunda bulunması gerekir.
*****
Duygudaş olamamak, eninde sonunda duygusuz olmak demek değil midir?
*****
Anlam, ancak anlamsızlığın boşluğu varsa aranır. Anlam, yaşam artık anlamını yitirmişse aranır.
*****

 

KİTAP TAVSİYESİ;

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar
 

OKUDUM 2022/55 PANSİYON HUZUR

09 Ağustos 2022

OKUDUM 2022/55 PANSİYON HUZUR

 

 
"İçimden “N’olmuş bu gözlerine senin?” demek geliyordu. Tuhaf bir duyguya kapılmıştım. Sanki kalabalık bir yerde gözlerini düşürmüştü de, binlerce insan basa basa onların üstünden geçmişti. Sonra da o, bu ezilmiş, parçalanmış, pörsümüş iki gözü yerden alıp göz çukurlarına doldurmuştu bastıra bastıra. Belki de bin yıl, on bin yıl yaşamış bir insanın gözleri olabilirdi böyle." Beyoğlu'nda kitapçı dükkanı olan bir adam, aynı semtin arka sokaklarında bulunan Pansiyon Huzur'a taşınır. Sahibesi İnci, kiraladığı apartman dairesini geçimlik pansiyona çevirmiştir. Açtır İnci ama aynı zamanda açgözlüdür. Son derece huysuzdur ama kolaylıkla yola gelir. Acımasızdır ama kuru ekmeğini bölüşecek kadar yufka yüreklidir. Ağzı bozuktur ama Fransızca döktürür. Kibardır ama asaleti omuzlarından bir şal gibi fırlatıverir. Nasılsa öyle bir kadındır, yapmacıksız ama "Beyoğlu sinemalarında oynayanlardan daha 'film' bir kadındır." Pansiyon Huzur müşterileri, komşuları, sokağından geçenleri ve hayranlarıyla dolu; merkezinde İnci'nin bulunduğu küçücük bir evrendir içinde bulunduğu toplumun biçimlendirdiği ve o toplumu yansıtan… Pansiyonda her zaman bilindik yeni bir şeyler olur, aynı olaylar sürekli gelişir; sıradan insanlar sıra dışı karakterlere dönüşür, bilinenler sırlara, taş duvarlı yapı sırça bir saraya. Artık sokakta durup seyreylediğimiz bir vitrindir Pansiyon Huzur, İrfan Yalçın'ın kaleminden bir mucize… İrfan Yalçın ilk kitabı Pansiyon Huzur ile 1974 yılında Milliyet Yayınları Roman Yarışması'nda, 312 değişik konulu yapıt arasından, ikincilik ödülünü kazanmıştır.
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
 
Bu kitaba nasıl ödül vermişler anlamadım. Dili sade ama edebe dair hiçbir şey yok küfür,ağır hakaretler, ağza alınmayacak sözleri okumamak için cümleleri atlayarak ilerledim,  kendimi kötü hissettim.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Açlık nedir bilmezsin sen. Aç adam her şeyi yapar. Aç kal bakalım şöyle dört beş gün. Aç bıraksınlar seni... Değil havlamak hırlarsın bir dilim ekmek için.
*****
Bir ömür boyu karın doyurmak için yapılan çırpınmalara hayat diyorlar bu ülkede. Oysa hayat karın doyduktan sonra yaşanılan doğru, haklı,temiz zevklerdir. Bir işçi ya da memur günde sekiz saat çalıştıktan sonra,bir de gece işi bulup çalışırsa buna hayat değil işkence denir. Adam Yirmi beş otuz yıl çalışmış emekli olmuştur. Ama yine de çalışmak zorundadır. Özel bir yerde iş bulur, zorunludur buna. Peki nedir bu? Yaşamak mıdır?
*****
Türkiye, sürekli bir soygunun hikayesidir...
*****
Kadın ruhu bir deniz gibidir. Kah kabarır kah alçalır.
*****
Umutların yok olması, elde olan bir şeyin yok olmasından daha kötüydü elbet.
*****
"Çok konuşur ama iyi bir insandır," Ne biçim bir yargıydı bu? Az konuşmakla iyi insan olmak arasında ne gibi bir bağlantı olabilirdi?
*****
Ticarette korkmayacaksın.
*****
Çocuk sevgisi, karı sevgisi paraya bağlı bir sevgi. Ben her akşam eve ekmek getirmesem, ne çocuk sever beni ne de karı.....
*****
     Sosyalistlik yalnız kendi çocuğunu değil, başkalarının da çoluğunu çocuğunu düşünmektir.
*****
Çalışan insan aç kalmaz.
*****
Bir insanı bir an içinde olsa mutlu etmek ne güzel şey, de mi?
*****
 
 
KİTAPTAN MÜZİKLER;
 

NELER ÇEKER BU GÖNÜL, SÖYLESEM ŞİKAYET OLUR...

08 Ağustos 2022

NELER ÇEKER BU GÖNÜL, SÖYLESEM ŞİKAYET OLUR...

 

 
Hayatın her zaman inişli çıkışları vardır.
Neden şikayet ediyorsun?
Her zaman iyi ve kötü zamanlar vardır.
Yine de, birini diğerinden ayırt eden şey
aslında oldukları şey değil,
Daha ziyade algılandıkları şeydir.
Bazıları engel görür, bazıları fırsat görür.
Bazıları zor zamanları görür ve onlar tarafından ezilir.
Diğerleri zor zamanları görürler ve onlara meydan okurlar.
Ne de olsa hayat bu!

Ariel B. Tzadok 
 

Yeni bir haftaya, yeni bir aya merhaba...
Biz bildiğiniz gibiyiz, evde işler güçler ile meşgulüz. Arkamıza yeni bir inşaat başladılar tüm gün seslerden harap olduk...
Sadece okuduğum gazetelerden altını çizdiklerimi paylaşacağım sizinle, kitap okumalara halen devam ediyorum, hala zeytinağacı dizisini izliyorum bitmedi daha....

 







Günlük 15.000 adımın yarısında böyle bir kahve içiyorum, şu ana kadar 16 kilo verdim, azimle rejime ve spora devam ediyorum, yoksa bende de şeker hastalığı başlangıcı var, bünyeyi korumam lazım.
 

parktaki kedilerimizden biri...
 
Görüşmek üzere kendinize iyi bakın....
 
 

OKUDUM 2022/54 SİYAH KAN

05 Ağustos 2022

OKUDUM 2022/54 SİYAH KAN

 

 
 
Güneydoğu Asya'da, Yengeç Dönencesi ile Ekvator çizgisi arasında bir yerlerde bir yol vardır. Siyah kanla çizilmiş bir yol. Korkunun ve ölümün hakim olduğu bir yol. PARİS. İlk temas. KUALA LUMPUR. Hayat Yolu. Uçuşan ve Çoğalan. Sonsuzluğun İşaretleri. KAMBOÇYA. Bal ve Fresk. TAYLAND. Arınma Odası. Dünyadan soyutlanmış bu mekanda neler olduğunu anlayacaksınız! BANGKOK. Gerçeğin Rengi aynı zamanda Yalanın da Rengi'dir! Ve PARİS. Her şey sona ermedi, yeni başlıyor. ÇABUK SAKLAN, BABA GELİYOR!
 
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
 
Akıcı bir kitaptı. Yazarı severek okuyorum zaten. Hedefim okumadığım diğer kitaplarını da okumak.
 
KİTAPTAN ALINTILAR;
 
Gizlenen bir yara insanı güçsüz kılar.
*****
Nedensiz espri yapanlardan nefret ediyordu. Bu genellikle, abartılı bir kendini gösterme merakının belirtisiydi.
*****
Terk edilme, insanın kendine olan güvenini yok eder.
*****
Her insanda birçok kişilik vardır. İçlerinden biri, az veya çok daha baskındır.
*****
Eyleme geçiş daima bir olgunlaşma süresi gerektirir.
*****
Yıkma, öldürme, yok etme hep oralarda bir yerdeydi, insan beyninin derinliklerinde. İnsanın genlerinde, ilkel beynindeydi ve açığa çıkmak için fırsat kolluyordu.
*****
Tek bir fotoğraf, resmi çekilen kişinin ruhunu yansıtabilir.
*****
Yüzler, insanların içlerindeki gerçeği barındırır.
*****
 
KİTAPTAN MÜZİKLER;
 
https://www.youtube.com/watch?v=4XIMx6ULepI   
 
 

OKUDUM 2022 /53 SENİ YORAN HERŞEYİ BIRAK (2. BÖLÜM)

04 Ağustos 2022

OKUDUM 2022 /53 SENİ YORAN HERŞEYİ BIRAK (2. BÖLÜM)

 

 
Ne kadın ne de erkeğin artık zayıflıklarıyla birbirine zulmetmeyecekleri günlerin geleceğini umuyorum.
Irvin D. Yalom
*****
İyi bir manipülatör, gerçekleri çarpıtma yolunda çok başarılı ve ikna edicidir. Hatta öyle ikna edicidir ki siz bile ağzınızdan çıkanlardan emin olamaz hale gelirsiniz bir süre sonra. "Ben böyle mi söyledim sahiden, hiç hatırlamıyorum ama demek ki öyle söylemişim" dersiniz.
*****
Başkasının aklını, iradesini, kanaatlerini, davranış biçimlerini ve düşünme şeklini kontrol etmek, onu kendine bağımlı hale getirmek, iradesini kontrol altında tutarak ondan güç emmek, üstünlük hazzı sağlamak, kişiyi kendi aklından bile şüphe edecek duruma düşürüp muhakeme kabiliyetlerini felce uğratmak literatüre "gaslighting" olarak girmiştir.
 *****
İlişkiler zordur ve kimse de mükemmel değildir.
*****
Duygusal manipülatörler kendilerini güçlü ve güvende hissettikleri özel bir alan yaratırlar muhakkak. Burada kontrolü sağlayabilirler ve süreci yönetebilirler.
Güce ve otoriteye sahip olan, yönetici taraf kendisi olduğu için, bir manipülatör kendi özel alanını dilediği gibi kolayca yaratabilir. Gücüne ihtiyaç duyduğu ya da diğer bir deyişle gücünü çekerek güç kazanacağı kişiyi istediği gibi konumlandırır hayatında.
*****
İnsan emek vermediği bir ilişkiyi ne kadar sahiplenebilir?
*****
İlişki alanının kontrolü ve kuralları eğer bütünüyle tek tarafa aitse, ortada bir paylaşım ve bir  ortaklaşmacılık anlayışı yoksa, el fenerinizi bir kez daha açmalı ve ilişkinizin üzerine tutmalısınız.
*****
Güçlü ilişkiler içindeki insanlar, birbirlerini her anlamda etkileyebildikleri halde yine de kendilerine ait özerk bir alan geliştirmiş insanlardır.
*****
Bir manipülatörün anatomisi
Etkisi altına alabileceği, yönlendirebileceği, etkileyebileceği kişileri kolaylıkla tanır. Yanlış kişiye yatırım yapmaz. Yanlış adreste vakit kaybetmez.
Arkadaşlarını, sosyal çevresini ve sevgililerini eşini genellikle özgüveni düşük, duygusal açıdan kolay manipüle edilebilen insanlardan seçer.
Ani öfke patlamaları yaşayabilir ve aynı hızla sakinleşip karşı tarafı suçlu hissettirerek devam edebilir.
Karşısındaki insanların zaaflarını, hassasiyetlerini ve zayıflıklarını hemen fark eder ve ister istemez buraya odaklanır.
Öfkesinden ve ödeteceği hesaptan çekinilir. Bu yüzden istekleri çok da sorgulanmadan, karşı durulmadan yerine getirilir.
Her tartışmada ya da her sorunda haklı çıkmanın bir yolunu bulur.
Konuları çarpıtmada ve başka yöne çekmekte ustadır.
Ortak anıları bile istediği şekilde hatırlayıp kaydeder, karşısındaki insanı her şeyi yanlış hatırladığına ikna eder.
Güç emerek güç kazanır ve hayatına ancak bu şekilde devam edebilir.
Duygusal açıdan güçsüzdür. Sevilmemek, onaylanmamak ve yalnız kalmaktan korkar. İlişkideki otorite figürü gibi görünse de özgüveni düşüktür.
Baş edemediği bir değersizlik hissine sahiptir. Onaylanmak, beğenilmek, sevilmek, yalnız olmamak hayati öneme sahiptir.
Duygu sömürüsü yapmakta başarılıdır.
Ona hayır demek kolay değildir.
Bir sözü ya da davranışı tekrarlamaya devam ederek karşısındaki insanı ikna etmeyi başarır.
Kendisine bağlılık ve sadakat gösteren insanlara odaklıdır.
Güzel sözlerinin, iltifatlarının içinde bile örtülü bir yergi ve eleştiri vardır.
İmalı sözlerle ya da doğrudan etiketleyip yaftalar. Bunları sevgisinden, duyarlılığından ve saygısından dolayı yaptığına ikna eder.
Her zaman her konuda üste çıkar. Özür diletir.
Karşısındaki insanın egolarını okşayarak onun üzerinde etki kurar.
Kararsız bırakır, ikileme düşürür, kafa karıştırır, böylece kendi dediğinin olmasını sağlar. Son karar onundur.
İşine gelmeyeni görmezden gelir.
Küserek, sevgisini ve ilgisini keserek cezalandırma yoluna gider.
Kimseye fiziksel olarak zorla bir şey yaptırmaya kalkmaz, her şeyi karşı tarafın kendi rızasıyla yapmasını sağlar.
Kimseye zorla bir şey yaptırmadığı için her zaman masum ve haklıdır.
Söyledikleri ve yaptıkları birbirini tutmaz. Kendiyle ilgili de tutarsızlıklar gösterir. ( hayvan sever olduğunu söyler ama ava çıkar mesela. İlişkilerinde son derece seçici olduğunu söyler ama kalabalık bir geçmişi vardır.
*****
Tam da kendi sorumlu olduğu şeyden dolayı karşısındakini suçlamak konusunda manipülatörün eşi yoktur.
Pascal Couderc
*****
Aşağılıyorsun
Bizzat kendini aşağılıyorsun ruhum
Kendini onurlandıracağın zaman gelip geçiyor.
Marcus Aurelius
*****
Sosyal yalnızlık ve isteksizlik önemli bir belirtidir ve aslında her durumda ciddiye alınmalıdır. Nedenlerini sorgulamakta, anlamakta ve üzerine gitmekte fayda vardır.
Uzun süreli manipülasyona maruz kalan insanlar giderek sosyal hayattan uzaklaştıklarının, sosyalleşmek konusunda isteksizliğe kapıldıklarının çoğu zaman farkında bile olmazlar. Tabi ki insan zaman zaman yalnızlığın içinde kendini daha huzurlu, mutlu ve üretken hissedebilir. Burada dengeli ve bilinçli bir gözlemci olmak gerekir.
*****
Amaçlarınızı, hedeflerinizi ve motivasyonlarınızı sorgulamaktan çekinmeyin ve kendinize karşı dürüst olun.
*****
Zekânızın size neler yapabileceğini siz bile tahayyül edemeyebilirsiniz.
*****
Tasalarımızın hemen hemen hepsi, başkalarıyla olan ilişkilerimizden doğar. 
A. Schopenhauer
*****
Psikolojik işkence uygulayan insanlar sosyalleşmenize, kendinizi iyi hissetmenize, bir şeyler başarmanıza, mutlu olmanıza, başkalarıyla kaliteli vakit geçirmenize izin vermezler
Hayatınızda bir manipülatör varsa ba-şa-ra-maz-sı-nız!
Başarmanızı istemezler ve buna bir şekilde mâni olurlar. Dil kursuna yazılmanızı, spora başlamanızı, sosyalleşmenizi, eğlenmenizi, kazanmanızı, iyi olmanızı, iyi hissetmenizi desteklemezler. Sadece bütün bunları sizin adınıza  çok istediğine ikna olursunuz ama desteklenmediğiniz gibi engellenirsiniz de.
Hayatınızda size akıl veren, iyiliğinizi isteyen, iyiliğiniz için mesai harcayan, sizi seven, koruyan, kollayan, başkalarının olmasına müsade etmezler. Ailenizden bile ustalıkla uzaklaştırılır hatta belki onlara karşı güveninizin kırıldığını bile düşünmeye başlayabilirsiniz bir zaman sonra.
*****
Manipülatörler, kurbanlarının zayıf yanını bilirler. Zaaflarını tanırlar ve kullanırlar. Hepimizin karşı koyamadığı bir "şey" mutlaka vardır. O noktada irademiz artık devre dışı kalabilir.
*****
Mümkünse yaşadığınız psikolojik işkenceye dışarıdan bir gözlemci olarak bakmaya çalışın ve " ben neyi kurtarmaya çalışıyorum, bütün bunlara değer mi?" diye sorun ve cevabını alın.
Yaşadığınız manipülasyona dışarıdan bakacak kadar irade geliştiremez durumdaysanız, yargılanmaktan hiç korkmadan mutlaka güvendiğiniz yakınlarınızdan yardım isteyin. Sizi kurtarmalarına izin verin. Profesyonel desteğe ihtiyacınız olup olmadığının farkında bile olmayabilirsiniz. Yakınlarınız bunu görecek ve ihtiyacınız olan tedbirleri almak için sizi destekleyecektir.
*****
Kimsenin hayalindeki insan olmak zorunda değilsiniz.
*****
Aldatan kişi, her zaman aldatılmaya hazır birisini bulacaktır.
*****
Bir duygusal istismar türü sayılan " love bombing" şiddetinin arka planına baktığımızda sevginin örtülü bir silahlanmaya dönüştüğünü görürüz.
Aşk ve arzu, gerçeğe çarpık biçimde bakmaya neden olabilir, algıyı bozabilir.
Ayakların birdenbire yerden kesilmesi, bulutların üzerinde uçuyor hisse ve her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel yaşanıyor olduğu inancı, bir aşk bombardımanı şiddetinin ayak sesleri olabilir.
*****
Yalnız kalmayı öğrenin.
Çünkü en çok ona ihtiyacınız olacak.
Charles Bukowski
*****
"Gönül yorgunu" diye bir deyiş vardır bilirsiniz.
Bu uzun erimli yolda bir dolu gönül yorgunlukları da deneyimlenir. Kimi kurduğu her insan ilişkisinden sonra yalnız ve yorgun hisseder, kimi sadece özel ilişkilerinin ardından bu duyguyu hisseder, kimi hiç böyle hissetmez. B u tip sonuçlar genellikle insanın yaşam yolculuğu boyunca neyi nasıl biriktirdiğiyle ilgilidir.
*****
Love bombing uygulamak, hesaplı kitaplı bir organizasyon değildir genellikle. Temelinde tercih edilmek, kabul görmek, onaylanmak, ödüllendirilmek ve başarmak yatar.
*****
Love bombing uygulayan kişinin narsistlik kişilik özellikleri taşıdığından söz edilebilir. Kişinin narsistlik özellikler göstermesinin arka planında, erken çocukluk döneminde ihtiyaçlarının karşılanmaması, yok sayılması, yok sayılmasına bağlı olarak gelişen içsel anlam ve değer boşluğu yaşıyor olması, onaylanma ihtiyacı, değerli hissetme ihtiyacı yatıyor olabilir.
Başlangıçta karşı tarafı kendi onayına bağımlı hale getiren naesis kişi, zamanla karşı tarafı kendi onayına bağımlı hale getiren narsis kişi, zamanla karşı tarafı bu onaydan mahrum bırakarak, kendi onaylanma ihtiyacını gidermeye çalışır. Yaratılan onay bağımlılığı ve sonrasında bu onaydan mahrum bırakma, love bombing uygulayan partnerin kendini "öteki" üzerinde görebilme isteğinden dolayıdır. Esasında love bombing şiddetinde gösterilen yoğun sevgi ve ilgiden beslenen tek kişi, bu şiddeti uygulayandır.
*****
İyi olan şeyler emekle ve zamanla demlenir.
*****
İlişki tanımızız, kendimizi ilişki içerisine konumlandırdığımız nokta ve ilişkiden beklentilerimiz zaman içerisinde değişsede esas olan tek bir beklentimiz vardır. 
O da "var" olmaktır.
Çok insan varoluşunun, duygusal partneri tarafından onaylanmasını ister ve onun hayatında biricik olduğunnu hissetmeyi arzular.
Sadece romantik ilişkiler değil, aslında hayatın her düzlemindeki ilişkilerimiz, varoluşumuzun onaylanması için birer araçtır.
Bir ilişkişkide ne kadar görülüyorsak kendimizi o kadar "var" hissederiz.
*****
"Zor kişilikler" doğal olaylar gibidir: Onlar her zaman vardır ve her zaman var olacaktır. Onlara öfkelenmek, kötü havaya veya yerçekimi kanununa, kızmak kadar boşunadır.
Christophe Andre
*****
Duygu istismarlarında sınırların sağlam belirlenmesi ve kolayca ihlal edilmesine izin verilmemesi çok önemlidir.
Duygusal manipülatörler, karşısındakinin zaaflarını ve hassasiyetlerini çabuk anlamakta usta olduklarından kime hangi argümanlarla yürümeleri gerektiğini iyi bilirler.
*****
Duygu istirmarını sonlandırmanın etkili yollarından biri sınır çizmek ve bu sınırlara sadık kalmaktır. "Hayır" diyebilmek hem önemli bir güçtür hem de bir özgürlük alanıdır. Kişinin kendine ve sevdiklerine olan saygısıyla ilgilidir.
*****
Duygu istismarcılarının merhametli ve anlayışlı insanlar olduklarını söyleyemeyiz. Bu tip insanlarla kurulan ilişkiler karşılıklı sevgi, anlayış, saygı ve hoşgörü üzerine kurulu bir güven ilişkisi değildir. Duygu istismarcısı çoğunlukla kendi yüksek faydasına ve hedefindeki sonuca odaklıdır. Karşısındakiyle empati kurmaz, anlayış ve tolerans göstermez.
*****
"Ne de olsa insanları bir şoktan çıkarabilmenin yolu onlara başka bir şok yaşatmaktı."
Mahmut Devletabadi
*****
İkna, ikna olan kişi etkilendiğinin farkında olmadığında daha çok işe yarar.
Dr. Joseph Ledoux
*****
İnsanları kandırmak, kandırıldıklarına ikna etmekten daha kolaydır.
Mark Twain
*****
İkna teknikleri;

Kapıya ayak koyma tekniği;
Burada herşey küçük bir ricayla başlar.
" Bir dakikanız var mı acaba?"
Birinden büyük bir istekte bulunacaksanız önden hemen evet diyebileceği daha küçük bir istekte bulunun ve onu ikna etmeye başlayın.
" Hayır demeyi bile beceremiyorum" 
şeklinde bir içsel çöküş yaşayacağınıza, 
"yeter ki başımdan savayım" 
düşüncesiyle her şeye evet dememeye çalışın 
 
Kapıyı yüzüne çarpma tekniği
Kabul etmenizin hiçbir koşulda mümkün olamayacağı bir teklifle mücadele ettikten sonra çok daha makul ikinci bir teklifle karşılaştığınızda ikincisine hızlıca evet deme ihtimaliniz çok daha yüksek olacaktır.
 
Giderek artan istekler
Bir isteği kabul ettinizmi arkadan başka isteklerde gelecektir. Manipülasyon biçimi de aşırıya kaçtıkça psikolojik işkenceye dönüşür.
*****
İnsanlar ve olaylar bizi mutsuz edemez. Aksine biz onların bizi mutsuz edebileceğine inanarak kendimizi mutsuz ederiz.
Albert Ellis
*****
Kimler yıldırma yapar? (mobing uygulayan)

Bu kişilerin antipatik özellikler taşıdığı, aşırı denetleyici, korkak ve sinirli, daima güçlü olma isteği içinde olan, kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmeyen kişiler olduğu belirtilmektedir. Aşırı özsever bir kişiliğe sahip oldukları, toplumsal ilişkileri zayıf, korktuğu kişileri denetim altında tutmak için güç kullanan, kendini diğer insanlardan sürekli üstün gören bir tutum ve davranış sergiledikleri belirtilmektedir. Tehdit altında iken yalnızca kendilerini düşündükleri, kendi kurallarını işyerinin kuralları haline getirmeye çalıştıkları, bunun için baskı ve şiddet uygulayabildikleri, bu amaçla sürekli bir disiplin kurmaya çalıştıkları, korku yaratarak egemenlik kurdukları aktarılmaktadır. Aynı zamanda önyargılı, duygusal tepkiler sergileyen, bireyin sahip olduğu etnik dinsel vs. özelliklerini yıldırma için gerekçe sayan bir tutum sergiledikleri ifade edilmektedir.

Kimler maruz kalır? (mobing gören)

Yapılan araştırmalar mağdur olanların da sıklıkla zeki, yetenekli, yaratıcı özellikler gösteren, farklı görüşlere alternatif yaklaşımlar geliştirebilen, başarılı ve başarıyı amaçlayan, dürüst, güvenilir, işyerinde politik davranmayan, destekleyici iletişim tarzını kullanan kişiler olduğunu göstermektedir. İşlerini benimseyerek yapan,, meslek ettiği ilke ve kurallarına uyan kişilerdir.
Sıklıkla çalışanların yöneticilerinden daha fazla yıldırmaya maruz kaldıkları görülmektedir. Yaşlı olanlar gençlere göre daha fazla yıldırma kurbanı olmaktadırlar.

Mobing ortamında neler yapılabilir?
- Çalışma ortamının düzenlenmesi, ast-üst ilişkisinin bir ezen- ezilen ilişkisine dönüştürülmemesi, ekip çalışmasının ana çalışma yaklaşımı olmasının sağlanması gereklidir.
- Demokratik ve dayanışmayı temel alan bir işbölümü yapılmalıdır. Roller belirginleşmeli, sınırlar belirginleştirilmeli ve role uygun kişiler yetkilendirilmelidir.
- Bireylerin rahatlamasını, kendini yargılanmadan özgürce ifade etmesini sağlayan, duygusal ifadeye izin veren bir ortam yaratılmalıdır.
- Aşırı çalışmaya son verilmelidir.
- Güvenli, zarar verici uyaranlardan arınmış, sağlıklı bir fiziksel ortam yaratılmalıdır.
- Çalışanların özlük hakları sağlanmalıdır.
- " Yıldırma" yı önleyici etik kurallar geliştirilmelidir.
- Çalışanların iletişim becerileri geliştirilmelidir. Problem çözme becerileri kazandırılmalıdır.
-İşyeri sağlık birimleri aracılığıyla koruyucu ruh sağlığı uygulamaları (bilgilendirme,eğitimi,danışma) yapılmalıdır.
-"Yıldırma" ile ilgili hukuksal girişimler engellenmemeli, adaletin tecelli edilmesi sağlanmalıdır.
*****
Kendilerini kötü hissetmeye o kadar alışmışlardır ki kendilerini iyi hissedeceklerini hayal etmezler, bu nedenle de iyileşmeyi arzulamazlar.
Christophe Andre
*****
KÜLT MANİPÜLATÖRLER (FİLMLER)

- Gaslight ( ışıklar sönerken) 1944 yapımı
-The usual suspects (olağan şüpheliler) 1995 yapımı
-Whiplash 2014 yapımı
-Gone girl 
- Tereddüt 2016 yapımı
- Basic Instinct (temel içgüdü) 
- Fight Club (dövüş kulübü) 1999 yapımı